Bilmek istediğin her şeye ulaş

İmplicit None, 

Fizikçi

Fizikçi İmplicit None inploid.com'da 0 soru sordu, 52 soru yanıtladı ve 23 takipçisi var.

Ekim 2016

İmplicit None bir yanıt verdi.

İnşaat mühendisi bir hocamızın "türev nedir" sorusuna verdiğimiz "eğimdir, vb." yanıt üzerine hocamız "yatarak mühendis olunmaz böyle giderseniz size kamyon saydırırlar başka da bir işe yaramazsınız" dedi. İnşaat mühendisi adayı olarak bu eksikliği nasıl doldururum?

Bazı hocalar sırf nutuk atabilmek için soru sorup cevap ne olursa olsun hazırladığı lafları sayıyor. Moraliniz bozulmasın. Cevabınız yanlış değil. Türev eğim bulmaya da yarar. En genel anlamda ise bir fonksiyonun, bağlı bulunduğu değişkenler değiştiğinde nasıl değiştiğini verir. Bu tür bilgiler için herhangi bir yüksek matematik (calculus) kitabını okuyabilirsiniz. Şaman'ın yazdığı Thomas en bilinenlerinden, bence de en iyilerindendir.
Eylül 2015

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Yaşadığınız en büyük çılgınlık neydi?

Üniversite ikinci ya da üçüncü sınıftı sanırsam. Beşiktaş'ta sahildeki (Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi yanındaki) eski çay bahçesinde oturuyordum. Sahilden Sarayburnu görünür. Sarayburnu''nda hareket etmeye yaklaşan "Tekirdağ" isimli yolcu gemisinin siren sesini duyup o tarafa baktım. Kalkmasına yaklaşık 45 dakika filan vardı. Gemiye baktım, biraz düşündüm, ve koşarak eve gidip eşyalarımı hazırladım (birkaç parça bir şey alabildim sadece). Sonra abimi aradım, "gemiyi 10 dakika kadar daha bekletebilir mi Özgür abi? " dedim. Sağolsun ayarladı. Cebimde çok az para ile o an gemi ile İzmir'e gitmeye karar vermiştim. Gemide tanıştığım birkaç kişi sayesinde Fethiye'ye kadar da otostop yaptım ve yaklaşık 1 ay bir barda çalışarak Fethiye'de kalıp döndüm. Tek bir hostel odasında barın bodyguard ve barmenleri ile 4 hafta yaşadım. Manyak mafyatik bar sahibinden paramı alamadım, sadece yemek ve yatacak yeri karşılamış oldu ama ilginç bir deneyim ile İstanbul'a cebimde 1 çorba parası ve 1 şehirlerarası otobüs bileti ile geri döndüm. Vay arkadaş ne zamanlarmış..

Abim kaptan bu arada ve o gemiyi de Özgür abi (yakın bir arkadaşı) götürüyordu İzmir'e : ). Zar zor yetişmiştim ama koca geminin beni beklemesi de güzeldi : ). Vay be; İzmir'e gemi ile gidilebiliyordu o dönem. Hey gidi. Büyük yolcu gemisi ile denizde 20 küsür saat geçirmek süperdi. Bahsi geçen "Tekirdağ" gemisi hurdaya ayrıldı bu arada. 5 yıl sonra idi sanırsam : /. .
Ağustos 2015

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

İstanbul'da avrupa yakasında (İTÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği okuyacağım. Gerek İstanbul'da gezmeyle gerek derslerle ilgili tavsiyeleriniz nelerdir?

Ben İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği mezunuyum. Öğrenciliğim de 1996-2000 yılları arasında denk geldi. Bize denk gelen o güzel öğrencilik dönemi yeniden yaşanır mı bilmem ama (herkese kendi dönemi güzel geliyor sanırım :)) ben kendi tecrübelerimi sana şöyle aktarayım.
Önce İTÜ lie ilgili (Elektrik-Elektronik Fakültesi)
  • İlk 2 yıldan asla ders bırakma :). Bu sana verebileceğim en büyük tavsiyedir. Faydasını da üçüncü sınıfta göreceksin ve bu yazıya döneceksin belki.
  • ilk 2 yıl ortalamanı yapabildiğin kadar yüksek tut. Deli gibi ders çalışman inan gerekmiyor bu iki yıl ve gezmeye de, eğlenmeye de, buna da vakit bulabilirsin.
  • Üçüncü yıl en "hardcore" yıl (kelimemi ve mübalağamı mazur gör lütfen). Kendini bu yıla hem mental hem de transkriptin ile hazırlaman faydanadır. İlk 2 yıl kimliğin, kişiliğin değişirken; gördüğün yerler, yaşadıkların, hayatında yaptıkların, kendine olan güvenini de bir nebze de olsa pozitif olarak etkilemiş olur umarım. Yine bu yıl, bunların da sonuçlarından faydalanacaksın. Elbette ki bu en zorlu yılı geçirirken hangi alana yoğunlaşmak istediğini belirlemen de güzel olur.
  • Son yıl artık zirvedeki koşturmanın yerini daha sakin ama daha bilinçli olduğun bir dönemin ilk adımları olarak kendini gösterecek.
  • Genel bir öneri olarak da; bölüm müfredatının ana temelini veren 3-5 tane önemli ders var. Bunları mutlaka çok iyi öğrenmeye ve temelini sağlam atmaya çalış. Bunun da faydasını üçüncü sınıfta göreceksin :).
Gezme kısmına gelince;
  • Bizim dönemin Kemancı, Yaga, Haydar, Roma, Robin Hood, Yeni Rock-ı, Karavan (eski çalışanlar şimdi DoRock'ı açtı), Mojo, Rıddım, HaSktir, Gizli Bahçe, Akdeniz, Peyote, IndeIn, XS, Araf, Roxy, Roxy Yan, Eski Neva, Eski Beyrut, Palyaço, Bibuçuk, DokuzBuçuk, Eski Pi, Pandora, Taksim Shaft, Spika, Tramway, Eski Melek, Yeni Melek, Life Roof, Üçüncü Mevki, JazzStop, Katarsis, Şişe, Tavan Arası, Çatı Katı, 45'lik, AnadoluRock gibi mekanlara benzer her yeri görmeni isterim :) (bu mekanları tarif de etmeden bunu istemek ironik oldu). Çoğu kapandı ya da tarz değiştirdi (hele Kemancı'nın geldiği hali aklım almıyor). Bunlar ilk sırada aklıma gelenler eminim daha da çıkar düşünsem (ben öğrenci iken örneğin Beyoğlu için her sokakta bir mekana gidip görmek gibi bir hedef ile baya mekan gezmiştim mesela).
  • Mutlaka farklı semtleri gezmeye çalış. Sadece eğlence mekanları değil kastım, farklı insanları farklı yerleri görmeye çalış. İleride öğrencilik dönemindeki kadar zamanın olmayabilir buna.
  • Hala var ise İTÜ'de farklı bir fakülteden ders almayı unutma. Konservatuar'dan enstrüman ya da temel müzik üzerine ya da Mimarlık Fakültesi derslerinden örneğin.
  • Bir de Kadıköy'ü es geçme :)
  • Öğrencilik bitmeden mutlaka eve çıkmaya çalış.
Aklıma ilk anda gelenler bunlar. Umarım faydası olur. Sevgiler. .
Ağustos 2015

İmplicit None bir yanıt verdi.

Milletimiz cehalletten nasıl kurtulacak?

Diyelim ki üstünüzde bir böcek yürüyor. Böceğin farkında değilseniz kurtulmaya çalışmazsınız.
Haziran 2015

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Mühendis olunca para kazanabilir miyim?

Mesele mühendis olmak değil. Hangi mühendislikteysen zamanında kendini gereğince yetiştirmek ve her zaman yetişmeye açık olmaktır. Tabi yabancı dil bu konuda seni diğerlerinden ön plana çıkaracaktır.Mesleki bilgilerde yeterlilik dışında yeterliliği aşmak gerekir. Çizim programları, programlama dilleri, mesleki dersler seni diğer kişilerden ön plana çıkaracaktır. Böylece kazandığın parada diğerlerine göre daha yüksek olacaktır.Patronun karşısına çıktığınızda(Patron siz değilseniz) zam istemeye yüzünüz olabilmesi için kendinizi geliştirmek ilk aşamadır.
Haziran 2015

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Üniversite tercihi yaparken en çok yapılan yanlışlar nelerdir?

"Nasılsa okulun adı var, iyidir" diye okulu ve verilen eğitimini araştırmadan gitmek.
Kendini tanımadan, isteklerini ve hayattaki amacını düşünmeden bölüm seçmek.
"Yatay geçişle geçerim"e güvenmek
Haziran 2015

İmplicit None bir yanıt verdi.

Üniversite tercihi yaparken en çok yapılan yanlışlar nelerdir?

1. En büyük hata "puanım boşa gitmesin" diye öğrencinin okuyamayacağı, hiç ilgisini çekmeyen bölümler yazmasıdır. Doktorluk yapamayacak birinin makine mühendisliği istemesine rağmen tbba girmesi gibi.

2. Bölümü umursamadan okul, şehir seçmektir. İstanbul'da veya Boğaziçi'nde okumak için çok büyük bir ilgi gerektiren fizik bölümlerini seçmek gibi.

3. İşin içinde olmayan kişilerden, kulaktan dolma bilgilerle, iki-üç örnekle edinilmiş bilgilerle meslek seçimi yapmaktır. Komşu teyzenin istemeden girdiği matematik bölümünden altı yılda mezun olmuş, kendini hiçbir alanda geliştirmemiş oğlundan hareketle "matematikçiler iş bulamıyor" bilgisini kesin kabul etmek gibi. Veya tam tersi, çok çok çalışıp kendini çok iyi yetiştirmiş bir makine mühendisliği öğrencisinin daha okurken 5000 lira maaşla iş bulduğunu duyup, herkesin böyle olduğunu düşünmek gibi.

4. İnsanın kendini bilmemesidir. Hayvanları sevmeyen, korkan birinin veterinerlik yazması gibi.

5. Yatay geçiş gibi hayallerle okunamayacak bölümler yazmaktır. Birçok öğrenci yatay geçiş yapar ama bu düşünceyle girenlerin çok çok büyük bir çoğunluğu yapamaz ve girdikleri bölümde kalırlar. Sonra gelen büyük bir depresyon ve bitemeyen bir okuldur. "İlk yıl çok çalışır, iyi notlarla yatay geçiş yaparım" çok çok zor bir iştir. Yeni, serbest bir ortamda olacaksınız. Ayrıca üniversite derslerinde iyi notlar almak, lisede ve üniversite sınavı hazırlıklarında edinilen bilgi üretme, değerlendirme ve sunma alışkanlıklarından çok farklı alışkanlıklar edinmenizi gerektirir. Bu da herkesin hemen yapabileceği bir iş değildir. Bunun sonu yine "kendini bilmek" konusuna dayanıyor. Yüksek ortalamayı ilginizin olmadığı bir bölümde yapmanız zaten imkansıza yakındır.
Mart 2015

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Zamanın temel taşı görecelik teorisi midir?

Görecelik teorisini bilmem ama görelilik teorisini "zamanın temel taşı" olarak nitelendirmek tam doğru olmaz. Görelilik, zamanın mekaniklerine getirilen bir açıklama sadece.

Zamanın doğası aslında hala tam olarak anlaşılabilmiş değil. Göreliliğin bize söylediği; zaman, mekan ve hareket bir şekilde birbirine bağımlıdır. Üçü birbirini etkiler, birisi değişince diğerleride değişir. Bunlar birbirinden ayrı mutlak kavramlar değillerdir.

Görelilik işte bunun keşfidir. Görelilik, zamanın özellikleri ile ilgili bir teoridir, zamanın ne olduğu konusu çok farklı bir başlık altında incelenmeli.
Kasım 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Hava durumu tahminleri nasıl yapılır?

    Hava Durumu
   Hava tahmini hazırlamak altı aşamada gerçekleşiyor.
  • Gözlemler
  • Haberleşme
  • Meteorolojik haritalar
  • Uydu görüntüleri
  • Radarlar
  • Raporlama
   Gözlem yapmanın da üç çeşiti var:
  • Yer seviyesi gözlemleri
  • Yüksek atmosfer gözlemleri
  • Gemi gözlemleri
Bu gözlemlerin yapılması için bugün dünya üzerinde 10.000 kara istasyonu, 1.000 radiosonde istasyonu, 7.300 gemi, 900 şamandıra ve 3.000 uçak kullanılıyor.
  • Haberleşme ise istasyonlar arasında yapılıyor.
  • Meteorolojik haritalar yer gözlemleri ile toplanan basınç ve sıcaklık değerleri, yağış bilgileri gibi bilgiler içeriyor.
  • Uydu görüntüleri özellikle okyanus, çöl gibi yer istasyonu kurulamayacak yerlerin bilgilerini almakta yarar sağlıyor.
  • Radar yağışların ve bulutların belirlenmesinde yarar sağlıyor.
  • Raporlama ise termodinamik ve hidrodinamik denklemlerin yardımıyla oluşturulur.
Ekim 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Karadelik sizce gerçek mi? Gerçekse karadeliğin öbür tarafında yeni hayat var mıdır?

Soru gerçekten çok yanlış. Soru fizik-astrofizik-astronomi gibi alanların altında incelenen karadelikleri içerdiği için dünya üzerindeki her hangi bir insana "karadelik sizce gerçek mi" diye sorulmaz. Çünkü sorulunca aşağıdaki gibi ya ezbere 3-5 cümle kurulur ya da boşu boşuna yaşanmış hayatların yansıması olan cümleler kurulur.

Konuyu cinlerin varlığına bağlayanların gezegenimizdeki öz kaynakları şuursuzca tükettiği kanaatindeyim.

Şimdi biraz astrofizik konuşalım. Burası bilgi platformu olduğuna göre "bence" diyerek hakkında konuşulacak en son konulardan biri karadelikler. Öte yandan hiç te o kadar ulvi ve esrarengiz anlamlar yükleyeceğiniz bir konu da değil. Evet hepimiz "I want to believe" kıvamındayız. Balkonda kahve içerken hepimiz uzaylılar o anda mahalleyi bassın istiyoruz fakat bu alt tarafı bir astrofizik konusu.

Kaldı ki gerekli şartları sağlarsanız her cismi karadelik haline getirebilirsiniz. Çünkü astrofizikte karadelik çekimsel içe çökmenin son aşaması-sonucu olarak tanımlanır. Çok basit bir tanım ile Örneğin Güneş’in yarıçapını yaklaşık üç kilometre olacak şekilde sıkıştırabilsek bir kara delik olur. Dünyayı birkaç santimetre küplük bir hacim içine sıkıştırısak al sana başka karadelik. Peki bu çılgın fikir size nasıl bir matematiksel ilişkiyi hisetiriyor?
Dur bakayım ortada kütle var birde yarıçap dedik...
Senin benim gibi sıradan vatandaşlar bunu hissedene kadar yapan yapmış. Schwarzschild yarıçapı denen bir bağıntı yani r=2gm/c² kimi hangi yarıçapa sıkıştırısam karadelik olurun yanıtını vermiş. O yüzden sen şimdi ara ver face'te takıl beynini çok zorlama canım. Unutmadan bu ifadedeki g: evrensel kütleçekim sabiti, m: cismin kütlesi, c: ışık hızı.

Şimdi daha da basit konuşalım. Yıldızları biliyorsunuz. Yıldızların evrim süreçleri vardır ve bu süreçlerin sonu kütlelerine bağlıdır. Aşağıdaki sınıflandırmada Myıldız söz konusu yıldızın kütlesini temsil edecek. Mgüneş ise Güneş'in kütlesini. Anlaştık mı?

Myıldız < 0,8 Mgüneş ise evriminin sonunda kahverengi veya Kara cüce olur

0,8 Mgüneş < Myıldız < 1,44 Mgüneş ise evriminin sonunda beyaz cüce olur

~1,35 Mgüneş < Myıldız < ~2,1 Mgüneşnötron yıldızı olur

Myıldız > ~3 Mgüneş ise evriminin sonunda karadelik olur.

Biraz yukarıda kalın kalın yazdığım basit bir tanım vardı. Yüzeyinden ışığın bile kaçamadığı yüksek yerçekimine sahip nesneler. Işık ve kaçmak nedir diye depresyona girmemen için yine gözünde büyütmeyeceğin bir bağıntı vereyim. Ama önce bir örnek: Bir roket yaptın ve onu dünyadan uzaya fırlatmak istiyorsun. Yani olacak iş değil de velev ki yapacaksın. Bu roketin bir kütlesi var ve yerden kalkıp uzaya gidebilmesi için yani yer çekimine karşı koyup basıp gitmesi için bir hızı olmalı.

½ m v^2 = G M m / R

(Dostum Hakan Köse (@hakank) inploidde formül yazmak mı zor yoksa ben mi beceremiyorum)

Neyse malum burada iki tarafta m leri götür ıvır zıvır iş yap

vkaçış = √2 GM/R

kalır. Yani kaçış hızı kütlenin karekökü ile artar, yarıçapın karekökü ile azalır. Mesela sen dünyanın kütle çekiminden kurtulup çıkıp gitmek istersen 11.2 km/s ile süreklli gitmen lazım. Veya Ay için bu değer 2.4 km/s veya Güneş için 617.5 km/s

Demek ki karadelikten ışığın bile kaçamayışının altında ne yatıyor? Karadeliğin kaçış hızı ışık hızında.

Dertsiz başına dert almak istersen işin gücün yokmuş gibi popüler bilim kitapları içinde özel görelelik genel görelelik yok stephan hanwking falan oku. Oku elbet ama allah aşkına daha karadeliğin tanımını anlamadan zaman yolculuğu yapma hevesi içine girme.

Şimdi sıkıldım burada bitiriyorum.
Ekim 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Einstein'ın, 'Everything should be made as simple as possible, but not simpler' sözünü bilimsel alanlara uyarlayarak örnekleyebilir misiniz?

Bu konuyu size bir şekille açıklayacağım.
Albert Einstein

Mühendislikte sürekli kullandığımız bir çalışma şeklinden bahsedeceğim. Elimizde bir eğri var diyelim ve bunun altındaki alanı bulmamız gerekiyor. Elimizde bunun fonksiyonu varsa güzel, integralini alır buluruz. Gerçi bir mühendis hayatta integral almaz. Numerik integrasyon dediğimiz bir yönteme baş vururuz ki bu, integral işlemini sonsuz küçüklükteki dilimlerin toplamı yerine sonlu küçüklükteki dilimlerin toplamına dönüştürmektir. Diyelim bana virgülden sonra tek haneli hassaslık yeterli. Şekil 1'de eğer integral alsaydım çıkacak alan 27.18m² yazılı. Şekil 2'de ise bahsettiğim numerik integrasyonu yapıyorum, yani eğrimi dikdörtgen dilimlere ayırıyor ve onların alanlarını topluyorum. Kısaca işi bir ilkokul öğrencisinin bile becerebileceği basitliğe indirgedim ve tek ondalık hane kullandığım durumda hassaslık yeterli, sonuçta ilk iki şekildeki alan da 27.2m². Aynı dilim genişlikleriyle bu işlemi yapmanın da üç yolu var. Şekil 2'de gördüğünüz elinde fonksiyonu olmayan bir bilimadamının yapacağıdır. Ben mühendis olarak dikdörtgenlerin üst kenarlarını eğiriyle ortadan değil de eğer değerler yükse soldan, dayanımsa sağdan kesiştiririm ki yüküm biraz fazla çıksın ya da dayanımım biraz az çıksın ve yaptığım bu kaba işlem nedeniyle işimi riske atmayayım.

"Everything should be made as simple as possible" (her şey olabildiğince basitleştirilmeli) kısmı tamam, gelelim cümlenin ikinci kısmına; "but not simpler" (ama daha basit değil), Şekil 3'e baktığımızda sadece bir dikdörtgenin alanını hesaplamak zorunda olduğumuzu görüyoruz ama alan 27.5m² çıkmış, yani yeterince hassas değil. Eğrinin altındaki alanı hesaplayabilmek için problemi dikdörtgenler çizerek basitleştirdim ve hassasiyeti korudum, bunu daha da basitleştirip tek bir dikdörtgen çizip alanı hesapladığımda yanlış sonuca ulaştım hele ki daha da tembellik edip "amaaan bu üçgene benziyor" diyerek Şekil 4'deki alanı hesapladığımda hatam çok daha fazla oluyor.

"Her şey olabildiğince basitleştirilmeli ama daha fazla değil. "

Umarım açıklayıcı olmuştur.
Ekim 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Boşlukla hiçliğin arasında ne fark vardır?

Boşluk; Uzay boşluğu, bildiğimiz madde içermeyen uzay alanıdır. Maddenin olmadığı uzay alanına boşluk denir. Fakat galaksilerarası uzayda da, yıldızlar arası uzayda da boşluk asla tam boş olamaz. Metre küpünde yüz binlerce atom gibi çok az miktarda madde bulunuyor.
Aynı zamanda kuantum dalgalanması dediğimiz hiçlikten parçacık ve anti-parçacık oluşumları bildiğimiz boşluğun boş olmadığını gösterir.
Ama uzay boşluğu dediğimiz şey bizim bulunduğumuz büyüklükler söz konusu olunca gerçekten boş (ve öldürücü) görünüyor.
Fizikte hiçlik kavramı ile karşılaşmadım. Ama fiziğin her alanına, noktasına girdiğim, araştırabildiğim söylenemez. Belki vardır. Bana daha çok felsefi bir kavram olarak geliyor.

Not: Boşluk için gerçek tanım şudur. Şimdi geldi aklıma.
Bir atomu futbol sahasına kadar büyütürsek çekirdek bir beyzbol topu büyüklüğünde ve elektron ise bezelye büyüklüğünde olur. İşte atomun elektron ve çekirdek dışındaki alan gerçek boşluktur.
Ekim 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Boşlukla hiçliğin arasında ne fark vardır?

Yine fizikçi olmayarak uçacağım ama boşluk dediğimiz şeyin içinde kütlesiz tanecikler olan fotonlar yani ışık bulunabilir. Hubble'ın son bulguları zaten uzayın da boş olmadığını ve karanlık madde denilen, bildiğim kadarıyla henüz içeriği tanımlanamamış bir maddeyle dolu olduğunu gösteriyor. Hiçlik maddesel evrende olmayan ruhani bir kavram. Hiçlik deyince insanın aklına ne madde, ne enerji, ne ışık, ne de ulvi varlıkların olmadığı bir ortam geliyor. Bir de anti madde var ki o hiçlikten de az olmasına rağmen var olduğu için hiçlik sayılamaz.
kaynak: hubblesite.org/explore_astronomy/hubbles... .
Eylül 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Tüm zamanların en iyi fizikçileri kimlerdir?

En iyi fizikçi biraz garip bir tabir olmuş. Fizik de doğayı açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır ve her bilim dalında olduğu gibi her yeni keşif ya da icat bir öncekinin üstüne yeni araştırmalar, yeni bilgiler konularak yapılır. Bilim bir süreçtir Arşimet olmasa Newton ya da Hawking'de olamayabilirdi. Çok sövülür ama Edison olmasa belki Tesla da olmayacaktı. Kaldı ki fizik çok fazla matematikle iç içe bir bilim dalıdır. Fiziğin bu özelliği nedeniyle kuramlarını sonradan sağlam matematik bilgisiyle ispatlayan Maxwell olmasaydı Faraday hiçbir zaman olamazdı. Manyetik alanlar olmaya devam ederdi ama ölçülmemiş, hesaplanmamış, kanıtlanmamış olurlardı. Hayatımızdaki her şeyin sağlamlığını ya da bir uçağın, roketin uçmasını sağlayan kuramlarıyla hatta ortaya attığı ama neden olduğunu bilmediği evrensel çekim yasasıyla Newtona şüphesiz ki en önemli fizikçilerden biridir ama o da Pisagor olmasa olmayabilirdi. Elektriği ve ampulü bulan Edison da büyük bir bilim adamıdır ama alternatif elektriği bularak elektriği evlerimize kolayca nakledilebilir ve kullanılabilir kılan Tesla da büyük bir fizikçidir. Halen tüm binalarımızı yasalarına göre yaptığımız ama o çekimin nedenini bulamayan Newton'un hayal bile edemeyeceği şekilde evrensel çekimi anlayıp, kanıtlayıp, teoriye döken Einstein da tabii ki çok iyi fizikçidir. Tabii bir de işin ters tarafından bakarsanız Einstein özel görelilik kuramıyla maddenin enerjiye çevrilebileceğini iddia etmeseydi atom bombası da yapılabilmiş olmayabilirdi. Off yine uzatmış da uzatmışım.

Bence tüm bilim adamları "iyidir", hepsi bir öncekinin bilgilerinin üstüne yeni bilgiler ekler. Zaten araştırmanın İngilizcesi de bu durumu çok güzel açıklar. "Research" tekrar aramak demektir, önce aranmış bir yere kadar bulunmuş ve yeni araştırmacı aramaya devam ederek birikimi büyütür. Kimi fizikçilerin çağı bugün en çok kullandığımız buluşlara denk gelmiş ve o kişiler daha meşhur olmuştur, temelleri atan, o buluşa gelene kadar buluşun aslında büyük kısmının gelişmesine katkıda bulunmuş fizikçiler de nispeten unutulmuşlardır.
Eylül 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

inploid'de teorik fizikçi ve profesör meslekleri altında yazanların mesleklerine inanıyor musunuz? Sizce de bu kişilerin trollvari haksız saygınlık devşirmesi siteye zararlı değil mi?

Hepinizi oldukça sinirlendiren bu soruyu ben sordum ve evet ben mesleğe göre mesleki yanıtlara saygınlık bahşediyorum. Benim için bir öğretmenin pedagoji konusunda yazdıkları bir avukatın yazdıklarından daha güvenilir oluyor. Aynı şekilde bir avukatın hukuk konusunda yazdıkları bir öğretmeninkinden daha güvenilir oluyor. Fikir, tercih, zevk vb sorularda tabii ki mesleğin pek bir önemi olmuyor ama mesleki sorularda bence önemli. Sizler için önemli olmayabilir. Kaldı ki meslek konfirmasyonu bu platformda ilk defa teklif edilmiyor ayrıca sitenin yapısında da dönem dönem düşünülen bir konu. Bence sitedeki bilginin güvenilirliği de önemli bir konu. Buraya muhabbet olsun diye girenlerin yanı sıra özel mesleki konularda danışma amaçlı giren kullanıcılar da var. Mesleki konularda çöp içerik oluşması bazılarınız için önemsiz olabilir, bunu destekliyor olmanızı da hayretle karşılıyorum ama bence mesleki konu çöpü oluşmasının önüne geçilebilir.

Mesleğe göre kişilerin mesleki bilgilerine saygınlık bahşediyorum ve bunu yapmayanlar için de ben üzülüyorum.
Eylül 2014

İmplicit None bir yanıt verdi.

inploid'de teorik fizikçi ve profesör meslekleri altında yazanların mesleklerine inanıyor musunuz? Sizce de bu kişilerin trollvari haksız saygınlık devşirmesi siteye zararlı değil mi?

Teorik fizik (özelde de görelilik kuramları ve parçacık fiziği) birçok kişinin ilgi duyduğu bir konu. Bilgi sahibi ol(a)madan fikir sahibi olup bunları gerçekmiş gibi gören, bilimsel bilgi üretme yöntemlerinden haberi olmadan sayfalarca kendince "teori" üreten ve bunları kabul ettirmek için gerçek teorik fizikçilerin kapılarını aşındıran çok kişi var. Kötü niyetli değiller ama bilgisiz ve inatçılar. Yanlışlarını anlatamıyorsunuz, kendi kafalarında oluşturduklarından başkasına inanmıyorlar. İnternet bu tür kişilerin başka bilgisiz ama meraklı insanlarca ciddiye alınabilecekleri bir ortam. Bence de tehlikeli. Belki meslek hanesi tamamen silinerek veya meslek yazmak isteyenler için ispat zorunluluğu getirilerek önlenebilir.
Ağustos 2014

İmplicit None bir yanıt verdi.

Hangisi daha berbat? Kendi işinin patronu olmak mı? Şirkette başkasının emri altında çalışmak mı? Tercihinizin artıları eksileri neler?

Risk alabilen, stresle başa çıkabilen, sıfırdan başlayabilen, yapacağı işe kafa yorabilecek kapasitesi olan biri kendi işinin patronu olabilir. Maaşlı çalışan olmak risksizdir, size verilen işi yapıp bitirdiğinizde evde iş düşünmek zorunda kalmazsınız.
Ağustos 2014

İmplicit None bir yanıt verdi.

Endüstri Mühendisligini bırakıp Sinema Tv bölümüne giden aynı zamanda fen lisesi mezunu olan bir öğrenciye ne derdiniz?

Bizim gibi bir azınlık sizi destekleyecek, çoğunluk ise saçmaladığınızı, aptallık ettiğinizi söyleyecektir. Siz daha çok tabii ki bu çoğunlukla karşılaşacaksınız.
Haziran 2014

İmplicit None bu yanıtı beğendi:

Uzayda ses neden yayılmaz?

Ses sadece madde içinde yayılan bir dalgadır. Yani bir maddeyi titreştirebildiği zaman vardır. Maddenin yoğunluğuna göre hızı değişir, daha yoğun maddelerin içinde daha hızlı, daha az yoğun maddelerin içinde ise daha yavaş yayılır. Demirde hızlı, suda daha yavaş, havada ise daha da yavaş oluşur ve yayılır, atmosferin üst katmanlarında hızı iyice düşer. Yoğunluğu sıfır olan yani içinde hiçbir madde bulunmayan uzay boşluğunda da hızı sıfır olur yani titreştirecek madde bulamadığından oluşamaz bile.
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Fizik Mühendisliği

82 Kişi   36 Soru

Fizik

300 Kişi   266 Soru

Kuantum Fiziği

56 Kişi   13 Soru

Görelilik Teorisi

19 Kişi   6 Soru

İzafiyet Teorisi

15 Kişi   6 Soru

Kuantum

49 Kişi   9 Soru

Quantum Fiziği

29 Kişi   9 Soru

Matematik

715 Kişi   161 Soru

Matematik Mühendisliği

120 Kişi   14 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2397 Kişi   175 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3669 Kişi   280 Soru

Akademik Kariyer

147 Kişi   29 Soru

Akademisyen

19 Kişi   9 Soru

Akademik

32 Kişi   22 Soru

Meslek Seçimi

810 Kişi   94 Soru

Eğitim

4349 Kişi   644 Soru

Yüksek Lisans

185 Kişi   47 Soru

Üniversite

414 Kişi   202 Soru

Kitaplar

3127 Kişi   269 Soru

inploid Yardım

88 Kişi   88 Soru

inploid Ağları

99 Kişi   32 Soru

Muhabbet

2151 Kişi   2356 Soru

Varoluş Hakkında

2896 Kişi   1061 Soru

Yazılım

3221 Kişi   563 Soru

Müzik

2969 Kişi   473 Soru

İnsan Davranışları

3826 Kişi   962 Soru

Yaşam

1220 Kişi   398 Soru

Geyik Muhabbeti

1433 Kişi   816 Soru

Felsefe

1943 Kişi   501 Soru

Bilgisayar Programları

1837 Kişi   180 Soru