Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bilgisayar Mühendisliği Öğrencisi Irem inploid.com'da 1 soru sordu, 29 soru yanıtladı ve 30 takipçisi var.

Mart 2017

Irem bir yanıt verdi.

Öğretim hayatında gezmek tozmak gibi bazı şeylerden geri kalmak pahasına çok çalışmaya değer mi yoksa o yaşlar bir kere yaşanıyor diyerek insan kendini hayatın akışına mı bırakmalı?

Ben bu ikileme çok fazla düştüm. Bir senemi bir seçenek diğer senemi diğer seçenek üzerine değerlendirdim. İlk sefer inanılmaz manyak güzel çalışırdım. Ortalamam tavan yaptı. Nasıl oldu tam hatırlamıyorum ama oldu. Bazı şeylerden geri kaldım neyden mesela; oda arkadaşlarım ben çalışırken çalışmazlardı çoğunluk muhabbet edip eğlenirlerdi, etüt odasına giderdim çünkü muhabbette içim kalırdı. Hafta sonları yine çalışırdım bazı zamanlar sınavlar hariç quizlerim de olduğu için. Bir dönem ortalamam yükselirken, diğer dönem bu kadar çalışmaktan kafayı yeme raddesine girdim. Hayatımda ilk defa sinir krizi geçirdim. Hem de çok saçma bir sebep yüzünden: aptal tek bir ders. Değer miydi sanmıyorum ama tecrübedir. Aynı anda gülüp ağlayarak 2 saat geçirdim. Garipti eğlenceliydi. Diğer sene dieğr seçeneği denemeye and içtim artık. Çoğu dersime gitmedim; yerime imzalar attırdım, bazen hocalara bahaneli mailler attım, notları bir şekilde birilerinden topladım (halden anlayan adam gibi adam arkadaşlarım sağ olsun :). Derken bu sefer arkadaşlarımla vakit geçirdim ders çalışmak yerine beraber dışarı çıktık. Odada oyunlar oynadık. Her türlü dedikodu yapıldı Allah günah yazmasın. Bir takı dükkanında gezerken, eleman aradığını duyunca birden soruverdim ve gün içinde işe kabul edildim. Hayatımda ilk defa dükkan açıp dükkan kapattım. Patronum sağ olsun tüm dükkanı bana bırakacak kadar güvendi ve bir yerden sonra sorumluluğum daha da arttı. Hem takı yapıp hem müşterilerle ilgilenip hem onlarla muhabbet ediyordum. Kendimi bir anda hayata karşı daha hazır hissetmeye başladım. Eğitim sistemimize yazık olsun ki kendi mesleğimi bana bu kadar sevdirmedi. Neyse bu şekilde insanlarla iletişimim gerçek anlamda gelişti, her seviye insanlarla karşılaşma ve gözleme imkanım oldu. Şehir şehir gezmeye çalıştım. Resme vakit ayırdım. İtalyanca öğrenmeye başladım. O çalışması işkence olan her dersin aksine italyanca dersi aldım ve devamsızlık yapmadığım tek ders o oldu sanırım. Bu sene içinde o kadar fazla şey yaşadım nasıl oldu anlamadım. Ve ilk defa kendimi dolu dolu hissettim. Deneyim/Tecrübe denen şey her şeye bedel. Bir şeyleri gerçekten yaşamak gerekiyor. Başka türlü hayat geçmiyor. Kendi akışına bırakma olayına da katılmıyorum. Akışı kendin belirle. Aslında sorulan sorudaki tercihlerdense şunu söylemeliyim. Öğretim anlamında artık kendimi saçma eğitim sisteminden kurtaramayacağımı anladım. Sadece bu saçma iş bitsin diye son birkaç gün bilen arkadaşların yanında çalışıp geçecek kadar kendimi hazırlayıp sınavlara girdim. O ders bittikten sonra beynimde resetledim dersi, tövbe bir daha hatırlamam. Ve beni geliştirecek şeyleri kendim öğrenmeye çalıştım. Stajda mesleki anlamda, dışarıda genel anlamda. Sonra okul nasılsa uzayacak dedim bir de Erasmus yaptım. Şuan Polonya'da eğitim alıyorum ve görüyorum ki bir dönem bile o eğitimden kaçıp bu eğitime katılmak hayatımda verdiğim en iyi kararlar arasında. Allah kimseyi verdiği kararlarda utandırmasın ve hayal kırıklığına uğratmasın. Her şeyi deneyin ve nasıl yaşamak istediğinize karar verin. Ancak; derslerden kalmak okul uzatmak seni o çok konuşan canavar akrabaların çenesinden kurtarmaz :). İlle de kal derslerden demiyorum; ama bir taraflarınızı yırtarak uğraşıp hiç bir şey hatırlamadan hayatınıza devam ettiğiniz size bir şey katmayan o şeylere, insanlara ayırdığınız vakitten daha fazlasını ayırmayın.
Ocak 2017

Irem bir yanıt verdi.

Bu site ne zaman ilk gün ki gibi gerçek sorularla daha iyi bir hale gelir? İyi tavuk nasıl kızartılır böyle bir soruyu insan neden sorar? Bu soruları soran bir milletten CERN laboratuvarındaki gibi bilinmeyenleri nezaman sormaya başlarlar?

Sitedeki istatistiksel veriler kalkarsa, insanlar puan yarışı için saçma sorular sorup saçma cevaplar vermekten vazgeçer; biz de gerçek bir tartışma ortamında doyurucu cevaplarla muhatap olabiliriz diye düşünüyorum.
Ocak 2017

Irem bu yanıtı beğendi:

Meyve ve sebze arasındaki fark nedir? Herkes bir sürü şey söylüyor, sizin bildiğiniz doğru hangisi?

Meyve bitkinin generatif kısmından oluşur. Yani domates, salatalık, biber, patlıcan, elma, portakal aslında bunlar birer meyvedir. Sebze ise bitkinin vegetatif kısmından meydana gelir; marul, lahana gibi :)

Basit olarak; eğer yediğimiz bitki bölümü; tohum içeriyor ve bitkinin çiçeğindeki bazı kısımların gelişmesi ile meydana geldiyse MEYVE, yok eğer, kök, gövde, yaprak ve sadece çiçek veya çiçek tomurcuklarından meydana geldiyse SEBZE deriz.
Ocak 2017

IremFulya Oğuz kişisini takip etmeye başladı

Fulya Oğuz, Öğrenci, @fulyaoguz

💫

Aralık 2016

Irem bir yanıt verdi.

Neden birçok insan başarılı olmayı istediği halde başarılı olamıyor?

O kadar büyük girişimlerle uğraşabilecek bir hayata sahip olan var olmayan var diye düşünmek lazım. Babam işletme sahibi olsa, neden daha büyük işletmelerle uğraşmıyor diye düşünsem aklıma bir sürü neden gelir. Yaşı, hayat yorgunluğu, ailesiyle geçirdiği vakit, yolculuklar, ne kadarlık adalet sağlayabilir, ne kadar kişiyle çalışabilir, nasıl idare edebilir, verdiği kararlar ne kadar doğru olur, uyuyacağı uyku, müşterilerle iletişim, parasal durumlar .. Sürekli yeni şeyler geliyor insanın aklına sıralarken. Bu kadar büyük girişimleri elinde tutan insanların diğerlerine nazaran daha fazla efor sarf etmesi gerekiyor. Küçük bir dükkan bana yeter ben hayatımda başka şeylere ağırlık vermek istiyorum diyen insanlar da olabilir. Bazen bir yerde sabahtan akşama her gün çalışmak istemezsin bir yaşa gelir artık yeni şeyler görüp gezmek istersin. İnsanların kafalarındaki hayalleri kim bilir? Ne istersek onu yapmaya yöneliyoruz. Tabi ki bir de imkanlar var. İmkanı olmayan insanın o imkanı yakalamaktan başka şansı yok. Neyi ne kadar istersek o kadar peşinden koşarız, değeceğini düşünürsek risk alırız. Yeterli bilgisi yoksa bile çok istediği için böyle bir girişime el atıp daha sonra öğrenmeye çalışabilir. Bunun engel olacağını sanmıyorum. Keşkelerle konuşan insanlar ise lafla peynir gemisi yürütmeye çalışan, fikirlerin çalışmaların direk önüne gelmesini bekleyen insanlardır. Büyük ihtimal bir şey düşünüp gerçekleştirmeye üşenirler ve başkaların başarıları arkasında keşkelerle kalırlar.
Aralık 2016

Irem bir yanıt verdi.

Yaptığım çoğu işte başarısız oluyorum. Böyle düşünmemeye çalışıyorum heyecanla başladığım her projenin sonu hüsran oluyor. Bir de mimarlık okumak beni iyice çıkmaza sokuyor. Ne yapacağım?

Yaptığı işte başarısızlıkla karşılaşmayan insan var mıdır? Ama şu da vardır ki her yaptığım da mı olmaz uğursuz muyum yoksa hiç mi bir işe yaramıyorum düşüncesi de vardır arada. Bilemiyorum her insan mı karşılaşır ama bende ara sıra olur. Ben ne yapıyorum. Birkaç gün belki hafta ful bu modda dolanıyorum. İyice bunalıp her şeyden elimi eteğimi çekmeye çalışıyorum. Bazen projeleri bırakıyorum bazen de dersleri. Sonra biriyle karşılaşıyorum aslında bu tarz insanlarla her gün karşılaşıp hiç düşünmem gereken şekilde düşünmediğim için daha önce karşılaşmamış gibi hissediyorum sanırım. Allah aşkına kim ne başarıyor kim ne başaramıyor? Bazılarının başarmak istedikleri şeyler için elinde avucunda oda birim kadar imkanı olmayabiliyor. Bazılarının o başarısızlıkları düşünecek vakti yok bir sonrakinin başarılı olmasını ummaktan başka çaresi yok. Ben bir şeyi başaramıyorsam onda iyi değilim. Ama insanın öğrenip de yapamayacağı hiç bir şey yoktur. Bizler ne mükemmel canlılarız ne kadar acımasız şeylere yol açabilen.
Tavsiye olarak yeterli biri olmayabilirim ama bence bir şeyi okulda öğrenemiyorsan bilen birinden öğren. Çünkü o bilen kişi kesinlikle okulda öğrenmedi. Bu eğitim sistemimizle çoğu şeyde başarısız yüzlerce insan var. Bu kişiler her gün evlerine mutsuz gidebiliyor. Ya totalde kendini bırakacaksın ki bunu düşünürsen eline ne geçecek diye bir tıkanıyorsun. Ya da tecrübeli birinin yanında staj ya da gönüllü çıraklık yap. Eski kafa bir iş gibi gözükse de işini en iyi yapan insanlar pratikte çalışıp deneyen insanlardır. Kaç sene okul okuduktan sonra yanında çalıştığım insanlardan gerçekten bir şeyler öğrendiğimde Allah'ım sonunda! Dedim. Sanırım ilk defa bir şeyleri yapabildiğimi o zaman anladım. Senelerimi harcayanlarla da öteki tarafta görüşürüz artık :)
pHer projenin sonunda çıkmaza düşüyorsan en son adımda bile olsa onu kurtarabilecek herkese danış biri alsın toplasın onu düştüğü yerden ama nasıl topladığını öyle bir öğren ki bir daha o insana ihtiyacın kalmasın. Deneme yanılma bu işler. Baktın bu da yaramadı. Ben bu projeleri yapabilecek potansiyelde değilim diyorsun. Okuduğun bölümün sana bir beden büyük geldiğini düşünüyorsun, belki de karakter olarak zora gelmek isteyen biri değilsin olabilir bu şekilde zorla uğraşak yaşamak istemeyebilirsin bazen oturduğun yerden kolayca para kazanmak da isteyebilirsin hangimiz eleştirebiliriz, o zaman kısa zaman içinde bölüm olarak sana bu kolaylığı sağlayabilecek başka bir bölüme geç. Ya da yüksek lisansını farklı bir alanda yapabilirsin ve akademik kariyere yönelebilirsin. Ne profesörler ne alanlarda dersler veriyor. Bir de mesela üniversitedeki bir hocam ahşap süsleme dersi veriyor. Kadın normalde mühendislik yapmış bu alana da yönelmiş atölye açmış üniversitelerde bunun dersini vermeye başlamış; alakaya maydanoz ama kadın mutlu. Ya da belki de işin tüm yükünün sana kalmayacağı bir branşa veya çalışma-projelere yönebilirsin bazı insanlar takım çalışmasında daha başarılıdır, kişisel kararlarda zorlanabilirler. Belkiler çok aslında senin düşüncelerine göre daha bir çok ihtimal üretebiliriz. Sen hangi yoldan gitmek istersin?
(Bu arada not olarak küçük bir şey eklemek isterim ki bazen çok fazla olumsuzlukla karşılaşırsak sadaka vermek gerçekten rahatlatabilen bir şey. Sadece niyetinle huzurlu olabilirsin.)
Aralık 2016

Irem bir yanıta alt yorum yaptı

Herkesin bu kadar örnek vermesindeki nedenler de aslında gerçekten çok farklı öğrenme modunda insanlar var. Ben ömrüm billah bir internet sitesiden bir şey öğrenemedim. Konu videoları dialogların canlandırılması her şeyi izledim. Bende hiçbir etkisi olmazken arkadaşım ise sadece bu şekilde yabancı insanlarla çok rahat ingilizce konuşabilecek seviyede. Benim için bu saçmalık derecesindeyken adam için bu sistem mükemmel. Biri altyazılı dizileri izleye izleye ingilizce deyimleri bile öğrenmiş olur. Biri kitap okuyarak cümle cümle çeviri yaparak. Ben bu farklılık üzerinde diyecek bir şey bulamıyorum. O yüzden dediklerim öneri olsun :)
Bence İngilizce için klasik bir gramer öğrenin basitçe öğrenin ama çok üzerinde durmayın saatlerce hata yapmamaya çalışmayın en doğru grameri kullanmak için çaba harcamayın gramer nerdeyse en önemsizi elbetteki düzgün yazmak için lazım ama şöyle düşünelim mesela konuşmayı hallettikten sonra yazmak daha kolay hatalarınızı düzeltmek de bana kalırsa en önemlisi konuşmak benim tavsiyem sadece speaking alanında kurs veren kurumlar var onlara yazılmanız hem yabancı öğretmenler oluyor hem de grupla İngilizce konuşmak zorundasınız gramer düşünürken ya da writing için sürekli türkçe düşünüyoruz o yüzden bir türlü İngilizce öğrenemiyoruz ama speaking sizi ağzınızdan İngilizce kelime çıkartmaya hızlı hızlı zamanla türkçe düşünmeden konuşmaya hazırlıyo ki bu en önemlisi.

Reading için de en kolay yöntem öncelikle mesela tiyatro oyunları gibi dialoglu şeyleri okumak daha kolaydan başlamanızı sağlar sonra hikayeler sonra romanlar mümkünse en son gazete okumaya çalışın başlarda okursanız anlamayacaksınız büyük ihtimal çünkü çok fazla terim kelimeler var.

Listening için de bazıları şarkı dinlemek ingilizcenizi köreltiyo diyor ama şöylesi daha doğru ilk dinlediğinizde sözleriyle dinleyip sonra aşina olunca kelimelere sözsüz dinleyip kelimeyi anlamaya çalışın o sesten telaffuzdan bu şekilde bazen sorf okunuşundan kelime ezberlediğimiz olur bazı kelimelere bakarız bi yerlere yazarız kafamızda kodlarız olmaz ama adam müzikte öyle güzel söylemiştir ki melodiden aklımızda kelimesi kalır sonra yavaştan türkçe anlamını öğrenip bi de öyle düşünüp dinleyince hem şarkının anlamından hem melodisinden telaffuzunuzu da kelime dağarcığınızı da geliştirmiş olursunuz yine aynı şekilde diziler ve filmlerde de böyle türkçe altyazılı dinleseniz bile bazen mesela sadece bir küfür bile adamın vurgusundan aklınızda kalıyo dilinize dolanıyo özellikle diziler daha sürekli devamlı olduğu için karakterlerin verdiği tepkilere göre bazı mecazi cümleleri de kalıp kelime gruplarını da aklımıza daha rahat sokuyoruz yavaştan alt yazıyı kaldırarak kademe atlatabilirsiniz başlarda olmayabilir altyazısız ama üstüne altyazılısını da izleyip filmi kafanızda toparlayabilirsiniz ne kadar anlayıp anlamadığınızı da kavrarsınız.

tr.english-attack.com/ sitesini tavsiye ederim. Bence çok işe yarar, sıkmaz en azından. İ,ngilizce öğrenmek biraz sıkıcı o yüzden müzik, dizi, oyun, radyo kitap ağırlıklı bi tatil tadında ingilizce öğrenmek daha rahat bence.

Bir de mesela interpals.net/ diye bir site var burda her ülkeden her yaştan insanlar var öyle klasik flört siteleri gibi düşünmeyin profilinizde hangi dili ne kadar bildiğinizden kendinizden siteden ne beklediğinizden istediğiniz her şeyden bahsedebilirsiniz orda yabancı dillerini geliştirmek isteyen çok fazla insan var türkler genelde dadanmadan durmaz ama kiminle konuşacağınızı seçen sizsiniz sonuçta orda birçok yabancı arkadaşla konuşabilirsiniz bence gerçekten yarıyo bazen en basit cümleyi bile kuramıyoruz heyecandan ve bu konuşmalar bu heyecanı atıyo onların kısaltmalarını görüyosunuz bazen siz onlara türkçe öğretiyosunuz onlar size ingilizce bazılarının da inglizcesi iyi olmuyo iki taraf da birbirini anlamaya çalışıyo hem yazdığınız için gramer olarak yavaş yavaş ilerliyosunuz hem sokak diline de yakınlaşıyosunuz hem de bi yerden sonra aynı sorulara denk geliyosunuz ya mesela artık ne cevap vereceğinize alışmış olup hızlanıyosunuz tavsiye ederim.
Aralık 2016

Irem bir yanıta alt yorum yaptı

Şahsen Bir Türk Türkçe düşünür ifadesine katılamıyorum. Ana dilinin Türkçe olmasından kaynaklı ilk düşünme şekli Türkçe üzerine olur. İngilizceyi ana dili gibi konuşmak isteyen kişi ya da gerçekten ana dili gibi konuşabilecek kadar ilerleten kişi artık İngilizce ve Türkçe düşünmeye başlar. Hani şu Türkçe'yi mahvettikleri üzerine verdiğimiz örnekler vardır ya mesela bir olayı anlatırken veya iş hayatında tüm cümleyi anlatırken aralara sıkıştırılan o birkaç ingilizce kelime olayı. Bazen dil üzerinde ingilizcesini daha iyi kavradığımız şeyler beynimizde Türkçe bir kelimeye karşı daha ön planda oluyor. Bazen gerçekten bunun Türkçesi neydi diye düşündüğümüz kelimeler olur. Bunun gibi bir şeyden bahsediyorum. Bir şeyi anlatırken beyninde tek tek Türkçe bir kelimenin ingilizceye çevrisini yapıp sonra bunları tek tek birleştirip uygun dil bilgisi düşünmek. Bu haliyle en amatör ingilizce öğrenme şekli oluyor ne zaman ki beyin bunları tek tek bu kadar yavaş parçalarla düşünmeyi bırakıp daha hızlı kavradığında sanki bu adımları yapmıyormuşşsun derecesinde bir hızlanma, aşinalık oluyor. Cümlede çok küçük eksikliklerle daha hızlı çeviri yapıp konuşabiliyoruz. İngilizce düşünme mantığında açıklamak istediğim buydu. İnsan ne kadar çok dil öğrendikçe bu dilde ilerlemesine göre ana dil derecesinde her dili konuşabilme yeteneğine sahiptir. Nasılki tek dil bilgim Türkçeden oluştuğu dönem uzun süre Türkçe düşünmüş Türkçe dile getirmişsem, yıllar sonra uzun süre Amerika'da yaşasam anadilim kadar İngilizce bilsem son güncellemem uzun süreli bir İngilzce olduğu için İngilizce düşünmeye yönelirim. Hala Türk'üm :) Tabi herkesin öğrenme şekli arasında dağlar kadar fark var. Bazı insanlar bu adımları farklı şekilde gerçekleştirir. Bunun için yurt dışında yapılan bazı testlerin ülkemizde de çok küçük yaşlardan başlayıp her yaşta uygulanması daha faydalı olurdu.
Dil öğrenme konusu gerçekten başlı başına müthiş bir konu. Üzerine uzun uzun her türlü tartışmayı yapmak çok keyifli olur.
Bence İngilizce için klasik bir gramer öğrenin basitçe öğrenin ama çok üzerinde durmayın saatlerce hata yapmamaya çalışmayın en doğru grameri kullanmak için çaba harcamayın gramer nerdeyse en önemsizi elbetteki düzgün yazmak için lazım ama şöyle düşünelim mesela konuşmayı hallettikten sonra yazmak daha kolay hatalarınızı düzeltmek de bana kalırsa en önemlisi konuşmak benim tavsiyem sadece speaking alanında kurs veren kurumlar var onlara yazılmanız hem yabancı öğretmenler oluyor hem de grupla İngilizce konuşmak zorundasınız gramer düşünürken ya da writing için sürekli türkçe düşünüyoruz o yüzden bir türlü İngilizce öğrenemiyoruz ama speaking sizi ağzınızdan İngilizce kelime çıkartmaya hızlı hızlı zamanla türkçe düşünmeden konuşmaya hazırlıyo ki bu en önemlisi.

Reading için de en kolay yöntem öncelikle mesela tiyatro oyunları gibi dialoglu şeyleri okumak daha kolaydan başlamanızı sağlar sonra hikayeler sonra romanlar mümkünse en son gazete okumaya çalışın başlarda okursanız anlamayacaksınız büyük ihtimal çünkü çok fazla terim kelimeler var.

Listening için de bazıları şarkı dinlemek ingilizcenizi köreltiyo diyor ama şöylesi daha doğru ilk dinlediğinizde sözleriyle dinleyip sonra aşina olunca kelimelere sözsüz dinleyip kelimeyi anlamaya çalışın o sesten telaffuzdan bu şekilde bazen sorf okunuşundan kelime ezberlediğimiz olur bazı kelimelere bakarız bi yerlere yazarız kafamızda kodlarız olmaz ama adam müzikte öyle güzel söylemiştir ki melodiden aklımızda kelimesi kalır sonra yavaştan türkçe anlamını öğrenip bi de öyle düşünüp dinleyince hem şarkının anlamından hem melodisinden telaffuzunuzu da kelime dağarcığınızı da geliştirmiş olursunuz yine aynı şekilde diziler ve filmlerde de böyle türkçe altyazılı dinleseniz bile bazen mesela sadece bir küfür bile adamın vurgusundan aklınızda kalıyo dilinize dolanıyo özellikle diziler daha sürekli devamlı olduğu için karakterlerin verdiği tepkilere göre bazı mecazi cümleleri de kalıp kelime gruplarını da aklımıza daha rahat sokuyoruz yavaştan alt yazıyı kaldırarak kademe atlatabilirsiniz başlarda olmayabilir altyazısız ama üstüne altyazılısını da izleyip filmi kafanızda toparlayabilirsiniz ne kadar anlayıp anlamadığınızı da kavrarsınız.

tr.english-attack.com/ sitesini tavsiye ederim. Bence çok işe yarar, sıkmaz en azından. İ,ngilizce öğrenmek biraz sıkıcı o yüzden müzik, dizi, oyun, radyo kitap ağırlıklı bi tatil tadında ingilizce öğrenmek daha rahat bence.

Bir de mesela interpals.net/ diye bir site var burda her ülkeden her yaştan insanlar var öyle klasik flört siteleri gibi düşünmeyin profilinizde hangi dili ne kadar bildiğinizden kendinizden siteden ne beklediğinizden istediğiniz her şeyden bahsedebilirsiniz orda yabancı dillerini geliştirmek isteyen çok fazla insan var türkler genelde dadanmadan durmaz ama kiminle konuşacağınızı seçen sizsiniz sonuçta orda birçok yabancı arkadaşla konuşabilirsiniz bence gerçekten yarıyo bazen en basit cümleyi bile kuramıyoruz heyecandan ve bu konuşmalar bu heyecanı atıyo onların kısaltmalarını görüyosunuz bazen siz onlara türkçe öğretiyosunuz onlar size ingilizce bazılarının da inglizcesi iyi olmuyo iki taraf da birbirini anlamaya çalışıyo hem yazdığınız için gramer olarak yavaş yavaş ilerliyosunuz hem sokak diline de yakınlaşıyosunuz hem de bi yerden sonra aynı sorulara denk geliyosunuz ya mesela artık ne cevap vereceğinize alışmış olup hızlanıyosunuz tavsiye ederim.
Aralık 2016

Irem bu yanıtı beğendi:

İngilizce'yi speaking-reading-writing anlamında üst seviyelere çıkarma konusunda tavsiyeleriniz nelerdir?

İnsanlar, ingilizceyi öğrenememekten muzdarip kursların işe yaramadığını söyleyp duruyorlar. Fazla kolay olmasına rağmen. Bundan sıkılıp, almanca çalışan bir kişi onu rahatça öğrenebildiğini söylemişti. Öğrenim yöntemleri çok yanlış.
Bu bilerek böyle işletiliyor çünkü dilin sahipleri için büyük gelir kaynağı. Bir dolu para elde ediyorlar. Pazar haline dönüşmüş durumda.
Zaman harcadıkça öğreniliyor, nasıl öğrenilmesi gerektiği dahil. Ancak düşünerek ve okuyarak öğrenilir. Diğer bölümler bu nokta olmadan ilerlemez.
Gramer, Kelime dışında pek bir özelliği yok. Pek bir dil bilgisi de gerekmiyor ancak insanların kafasını daha ilk zamanlardan bu şeylerle allak bullak ediyor sonuçta ilkokul lise üniversiteye kadar gelen çocuk cümle kurmayı bile bilmiyor. Hintlerde bu durum yok. Sömürgeye maruz kaldıkları için onlara gerçekten öğretmek istemişler. Anadilleri gibi konuşuyorlar.
Bir yabancıyla konuşmak için hemen ağzından ingilizce kelimelerin çıkmasını bekliyor. Ama o şekilde olmaz. Önce Türkçe olarak ne söyleyeceğini belirlemeli ve beyninde bunu çevirmelisin.
Buna nazaran yarım yamalak anlayıp cümleyi tamamlamaya çalışanların yapması gereken de bu. Artık her eğitim orta yaşlılar için bile olsa enbaştan fazla rahatsız edici bir şekilde oluyor.
Arapça gibi ingilizce bizim yapımıza göre terstir. Önce eylem, söylenir. Cümleyi tersten kurmak gerekiyor yani. Bunun dışında uygun bağlaç benzeri yapıları eklemektir. Şimdi fiil, isim, kip gibi şeyler kullanmaktan özellikle çekildim böyle bir öğretim yanlış olur çünkü.
En azından çocuklara yapılmasın ya da en başında bunlar anlatılsın konu anlatılırken zamir filan diyince kimse bir şey anlamıyor.
1-Siteler bir yere götürmüyor
2-Videolar iyi çözüm
3-YGS,LYS benzeri kitaplardan uzak durulmalı
4-Dizi izleme kulak dolgunluğu sağlar. Diğer yönlerden çok çok az işe yarar. İngilizce altyazı ile bir nebze daha fazla etki verir. Ya da japonca animeye ingilizce altyazı. Kaçışın yok beyin anlamak için okumak zorunda tabi. Ama ingilizce altyazı ile yabancı dizi izlemek kalıplar hakkında yardımcı olabilri.
5-Makale, yazı okumak birinci dereceden etkin öğrenimdir.
6-Kursa gidilmemeli veya eğitim içeriğinden fazla emin olunmalı.
7- ...
Son olarak sıraıs kişiden kişiye göre değişir.
Etkinlikle
1-İngilizce yazılar yazmaya çalışabilirsiniz.
2-Haber çevirisi gibi şeyler yapabilirsiniz. ve karışık cümle olması önemli değil. Anlaşılması yeterli.
Çekinceler ertelemeye veya yapmamaya sebebiyet verebilir yapılmazsa gelişilemez, yapıldığında basitte olsa daha sonra daha rahat geliştirilebilri.

Daha yazsam makaleye doğru gider ama burada bitireyim. Aksanmış telaffuzmuş bence öğrenim aşamasını bunlarla kaybetme bile. Öğrendikten sonra bak. Elin yabancısı Türkçe için Türk gibi konuşayım beni Türk sansınlar demez. Bir japonda bunun için çabalamaz. İletişim sağlanıyorsa geirsi küçük bir pasta süsü.
Ama her şey neredeyse gramerde bitiyor. ve İnterest ilginç demek değildir. Öğretimde böyle tek tip kalıplar yerleştirildiği için öncelerdi ilgisiz, ilgi çekici, bununla ilgili (alakalı) gibi bir çok duruma gelebileceğinden habersizdim. Sadece ilginç olarak algılıyordum. Öğrenme bir sepetse ingilizce öğretimi delik değişk bir sepettir.
Kasım 2016

IremAykut Özdemir kişisini takip etmeye başladı

Aykut Özdemir, İnşaat Mühendisi, @aykutozdemir

http://yapisor.com - İnşaat Soru Cevap Sitesi http://www.aykutozdemir.com.tr - İnşaat-WebTekno Blogum http://www.insaatgundemi.com - İnşaat Haberleri

Kasım 2016

Irem bu yanıtı beğendi:

En yakın arkadaşınızı kaybetseniz ne yapardınız?

Manevi olarak ise bu soru. Çok acı çeker yasımı tutardım ve sorunun ne olduğunu uzun uzun düşünürdüm.
Ekim 2016

Irem bu yanıtı beğendi:

Fantastik kitap önerileriniz (güncel olup olmaması önemli değil) nelerdir?

Eğer ki Ursula Le Guin'i okumamışsan kesinlikle Yerdeniz'i okumanı tavsiye ederim.

İngilizce de okuyabilirim dersen, Michael Marshall Smith'in kitaplarını özellikle Only Forward'ı okumanı şiddetle tavsiye ederim.
Eylül 2016

IremRukiye Koksal kişisini takip etmeye başladı

Rukiye Koksal, Çin Dili Ve Edebiyatı Öğrencisi, @hindiba_1

Eylül 2016

Irem bu yanıtı beğendi:

Neden mutlu olamadığınızı hiç düşündünüz mü?

Sanırım çok az insan bunu düşünüyor. Gerçek anlamda düşünen kişi bir çözüm üretip mutluluğu yakalar. Bir çoğumuz bize empoze edilen " çok para kazanırsak mutlu oluruz , ünvanımız yüksek olursa mutlu oluruz " düşüncesiyle avunuruz.

Hayatta bize yüklenen sorumluluklardan ve çizilen kalıbın dışına çıkarsak , gerçek bizi bulursak mutlu olacağımıza inanıyorum.
Eylül 2016

IremBazarov kişisini takip etmeye başladı

Bazarov, İşçi, @kaisersoze

You need chaos in your soul to give birth to a dancing star

Eylül 2016

Irem bu yanıtı beğendi:

Yirmili yaşlarda ne gibi kişilik değişimleri gösterdiniz?

Yaklaşık üç on yıldır yaşayan biri olarak, en çok zorlandığım dönemin yirmiler olduğunu belirtmeliyim. Sanırım bu durumun sebebi, bu on yılın önceki ikisine göre bazı radikal değişiklikler barındırıyor olmasıdır.

İlk olarak, sorular soran kişiden sorulara cevap vermesi gereken kişiye dönüşmek beni biraz zorladı. Öğrenciler gelir "hocam bu böyle mi o öyle mi", kardeşin kuzenin gelir "abi öyle mi yapayım böyle mi yapayım" , patronun gelir "bunu nasıl yaparız", hatta artık anan baban da gelir "olum napsak". Lan ben nereden bileyim?

Yirmili yaşların bir diğer zor boyutu da şudur ki artık hayalleri gerçeğe dönüştürmenin vakti gelmiş de geçiyordur bile. Hani henüz kendini genç görürken, büyüyünce, param olunca, özgür olunca gibi zaman dilimleriyle hayaller kurarsın ya işte yirmilerde artık onları geleceğe erteleyecek bir konumun yoktur. Ya şimdi ya da hiç, durumu söz konusudur. Ve bazen o "hiç"i kabullenmen gerekir ki bu da çok kolay değildir. Yirmiler artık ayaklarının yere bastığı dönemdir. Hayallerinin yerini keyifsiz bir gerçeklik almaya başlar.

Bu dönemde ne cebine para sıkıştıran kalmıştır ne de arkanı yaslayabileceğin birileri. Yirmilerde adam olursun çünkü olmak zorundasındır.

Uzatırsam sıkacağım diye bitirmek istiyorum ama şunu da eklemeliyim. Yirmilerde sınavlar habersiz yapılmaya başlanmıştır. İnsanların henüz seni adam yerine koymadıkları senin de onları pek sallamadığın dönemlerde öğretilen, öğretilemeyen ne varsa geri istenmeye başlanır. Her şeye hazırlıklı olman gerekir. Telefonun çalar birinin ölüm haberini alırsın mesela, kimse seni teselli etmez. Senin görevin ağlamak değil cenazeyi kaldırmaktır. Böyledir yirmiler. Ciddidir.

Toparlamam gerekirse yirmili yaşlarda, -zorunda olduğumu fark ettiğim için- hayatı daha çok ciddiye almaya başladım. Özenle yaşamaya başladım. Sorguluyorum hayatımdaki her şeyi. Daha dikkatle yaşıyorum. Yirmili yaşlarda ben.. çok büyüyorum.
Ağustos 2016

IremAlice Wonderland kişisini takip etmeye başladı

Alice Wonderland, Öğrenci, @alicewonderland

Hayallerinin peşinden git...

Ağustos 2016

IremInsan kişisini takip etmeye başladı

Insan, Bilimadamı, @cahilinsan

Bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir. Allah bilir ve siz bilmezsiniz.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Web Siteleri

3314 Kişi   266 Soru

Müzik

2955 Kişi   473 Soru

Eğitim

4309 Kişi   643 Soru

Sinema

3228 Kişi   300 Soru

İnsan Davranışları

3807 Kişi   962 Soru

Girişimcilik

3659 Kişi   362 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3640 Kişi   280 Soru

Kitaplar

3111 Kişi   269 Soru

Psikoloji

2882 Kişi   966 Soru

Filmler

3368 Kişi   192 Soru

Yazılım

3179 Kişi   561 Soru

İnternet

2607 Kişi   541 Soru

Kişisel Gelişim

2051 Kişi   155 Soru

Muhabbet

2146 Kişi   2356 Soru

İnternet Teknolojileri

1253 Kişi   171 Soru

Web Tasarım

1225 Kişi   214 Soru

Web

454 Kişi   172 Soru

Yaşam

1215 Kişi   398 Soru

İngilizce

791 Kişi   107 Soru

Kariyer

653 Kişi   92 Soru

Dinler

1117 Kişi   329 Soru

Öğrencilik

2327 Kişi   123 Soru

Para Kazanmak

826 Kişi   37 Soru

Varoluş Hakkında

2885 Kişi   1061 Soru

Yurtdışında Eğitim

870 Kişi   51 Soru

İcatlar

339 Kişi   42 Soru

Sosyal Medya

1433 Kişi   213 Soru

Hayal Gücü

932 Kişi   42 Soru

Meslekler

298 Kişi   149 Soru

İnternetten Para Kazanmak

631 Kişi   61 Soru