Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Gökhan Biçer
Dün 22:42

Neden bilim yapılır?

Meraktan, yardımcı olma hevesinden, para kazanmak için.
Gökhan Biçer
Cmt - 22:43

Bir kız neden gemi inşaatı mühendisi olmak ister?

Bir kız neden makine mühendisi olmak ister mesela. Eskiden, erkeklerin yoğun olduğu meslekleri kızlar seçmezdi, bazı mühendislik dalları da bunlara dahil. Zamanla, iş yaşamının gelişmesi, kurumsal firmaların artması gibi faktörler mesleklere kadınların katılımını artırdı. Örneğin, Ankara'daki savunma sanayi firmalarını ele almak gerek. Burada masabaşında ve matematiksel hesap, çizim, kalite kontrol, satın alma gibi görevler almak mümkün. Eskiden bir mühendisin makinelerin altına girip, İngiliz anahtarı ile tamir yapacağı algısı hakimdi. İş yaşamının gelişmesi de ayrı bir faktör, bir çalışan, kış aylarında havanın erken kararmasıya mesai bitiminde servis aracına binip, evine ulaşabiliyor. Bir kadın, güvenle evine gidebiliyor. Yani, eskiden bir kadın, ilkokul öğretmeni olup, vakitlice evine giderdi.

Gemi İnşaatı Mühendisliği de illa ki tersanenin kaynak atelyesinde ya da kızağında çalışmak gibi algılanmasın. Tasarım ve analiz yapan bir şirkette ya da tersanenin bu bürolarında çalışılabilir.

Elbette pozitif ayrımcılık iyi bir şey değildir. Bir kadın isterse, bir erkeğin çalışabileceği şartlarda da çalışır.

Son olarak eklemek gerekirse, bu tür mesleklerin kazançları da ülkemizde artmaya başladı. Ayrıca akademik kariyer yapma olanağı da var.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:46

Kopya girişim fikri olur mu?

Olur. İlk icat eden iyi bir ürün çıkarmıştır ama halka ilişkiler, pazarlama gibi konulara eğilmemiştir ya da bu konularda zayıf kalmıştır, ürünü fazla yayamamıştır. Sosyal konularda başarılı bir kişi bunu kopyalayıp, daha çok yayabilir ama eğer orijinal mucit hukuk yoluna giderse onu terletebilir.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:43

Ülkemizde neden aile hekimi çok az tercih edilir? Aile hekimi ile hallolabilecek bir şey için neden üniversite hastanesini tercih ederler?

Ülkemizde bir yenilik eğer evrim şeklindeyse sadece adı evrilir, yani şeklen bir değişiklik olur. Aile hekimliği müessesesi, sağlık ocağının eski halinden farklı değildir.
eea
Aslında popülasyonun sağlığını olumlu yönde değiştirebilecek bir sisteme neden geçilememiştir?

Kişiler ve makamlar hiyerarşik konumlarını terk edemezler. Üstün olan gerçek ya da tüzel kişilikler olmakta, yeri geldi mi üstün irade yerini alamamaktadır.

Pratisyen hekim olan aile hekimi aslında kendisini uzman hekimden üstün görmez ama hastayı en yakın tanıyan kişi olması hedeflenir bu sistemde. Hastasını iyi tanıdığı için, hastası hakkında en doğru kararları verebilecek kişidir. Bunlar arasında ilgili uzman hekimlik dalına yönlendirme de vardır.

Yaşam süresinin uzaması ve insanların daha çok şehirlerde yaşamaları sebebiyle yaşlıların, fazla uzağa gitmeden ilaç yazdırmaları konusunda epey işlevi olduğu gözlenmektedir bu müessesenin.

Üniversite hastaneleri devlet hastanesi gibi kullanılması iyi bir durum değildir.. Tıpta çözülmesi zor olan ve nadir görülen vak'aların değerlendirilmesi gereken kurumlar olan üniversite hastaneleri, maalesef ki basit sayılabilecek vak'alarla meşgul edilmektedir. Toplumda hasta sayısı fazladır ama bu ne tıp fakültelerinin ne de Sağlık Bakanlığı'nın sorunudur çünkü bunlar tedavi edici hekimlik konularını ağırlıklı olarak uygulayan kurumlardır. Önemli olan, tedavi edici hekimliğe geçebilmektir ki bu başka bakanlıkların sorumluluğundadır. Örneğin, İçişleri Bakanlığı iyi trafik denetimleriyle trafik kazalarının azaltılmasını, Çalışma Bakanlığı, çalışma güvenliği ile iş kazalarının azaltılmasını sağlamalıdır, insanlar gürültülü ortamlarda çalışıp, işitme kaybı olmamalı, zehirli gazlara maruz kalarak çalışmamalıdırlar.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:27

Türkiye'deki kobilerin sorunları nelerdir?

Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler olan KOBİler elbette büyük değillerdir, bazıları istemişlerse de büyük olamamışlardır, sebepleri ise sizin açıklamanızda yazmaktadır.
Buna rağmen, bunlara da 'neden' sorusunu yöneltmek isteyebilir insan.
Nedenlerinden birisi, halihazırda işlettiği yöntemin, ürettiği ürünlerin ona bir can simidi olarak görünmesidir. Onları kaybetme riskine girmeye korkmaktadır.
İkincisi, gelişmişlik yanlış algılanmaktadır. Zaten yaptığı iş neticesinde lüks otomobil almıştır, lüks bir villada oturabilmektedir, çocuklarını, torunlarını özel okullara gönderebilmektedir. Bunlara sahip olmakla, gelişmiş bir ülkedeki bir patronla aynı şartlarda yaşamaktadır, daha ne istesin?
Üçüncüsü, ülkemizde iç pazarın büyük olması, bu pazarı cazip kılmaktadır. İhracatı düşünmemektedir. İhracat demek, kalite demektir ve kalite gereklerini yerine getirmek belki bugün yaptığı işten daha zorlayacaktır kendisini.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:22

Sizce insanlar hissizleşiyor mu? Özgün insani tepkiler yerine sık sık kalıplaşmış tepkiler verilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Sizce de insanlar giderek robotlaşmıyor mu?

İnsanın doğasında olan bir şey. Örnek aslında gözümüzün önünde. Şehirlerdeki parkaları dikkatli inceleyin, insanlar, parkı yapanların öngördükleri yolları bırakıp, çimenleri ezerek kendi yollarını açarlar. Açılmış bu patikayı görenler de bu işi sürdürmeye meyillidirler. Bu anlattığımın özgün ya da kalıplaşmış tepkilerle ilgisi yok, anlatmak istediğim, insanlar her zaman kolayı seçerler.
İnsanların bu genel eğilimi gören girişimciler ve yatırımcılar artık dijital çağı, insanların keyifle ve kolayca kullanabileceği şekillerde sunarak bir güzel paralarını almaktadırlar. Eh, yatırımcı da haklı, herkese özgü kalıplar hazırlayamazlar, bir kalıbın peşinden milyonlarca insan gidiyor.
Evet, robotlaşıyorlar. Artık 'like' etmek bir çok mananın bütünleştiği davranış oldu: onaylıyorum, tebrik ederim, sevdim, beğendim, çok yaşa ve daha nice kavram tek bir kelimeye girdi. Dijital sistemlerin nasıl çalıştığını kurcalarsanız aslında biraz düz bir mantıkla çalıştığını görürsünüz. Bu olduysa, şu olmamıştır, sinyal zaman aşımına uğramışsa olmamıştır gibi. Robotlar fazla bir şeyle çalışmazlar sadece bilgisayarların işlem kapasitelerinden ve hızlarından dolayı bir çok seçenek hızla işletilebilir ve elenebilir.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:11

Neden tüm olumsuzluklar beni buluyor ya da bana mı öyle geliyor?

İkisi de olabilir ama kaypak bir cevap gibi algılanmasın lütfen.

Olumsuzluklar yaşadığınızı düşünüyorsanız ilk önce ağırlık olarak hangi konularda bunları yaşadığınızı gözden geçirin. Örneğin iş hayatında mı? Bundan sonra düzeltmenin yollarına bakacaksınız, iş yapmanın şeklinde mi, iş arkadaşlarıyla ilişkilerde mi, yabancı dil eksikliğinden mi, doğru pozisyonda olmamaktan mı gibi.
Gökhan Biçer
Cmt - 00:04

Ankara'da ikamet eden psikoloji/psikiyatri alanındaki iyi doktorlar kimlerdir?

Aslında bunu yazmakla iyi etmişsiniz, özellikle sorunuzun altındaki açıklama kısmını. Neden böyle dedim, çünkü bir problemi olduğunu kabul etmek ve çözüm için ilk adımı atanın yine kendisi olmak, sorunun çözümünde başarının büyük kısmını yakalamış olmak demektir. Tabii gerisi gelmeli, o başka.

Psikoloji konusunda tanıdığım biri vardı ama maalesef rahmetli oldu, yoksa kesin olarak onun adını verirdim.

Sizin durumunuz psikolojinin alanına büyük ölçüde girmekle birlikte, psikiyatristler kan tahlili istemektedirler ki bunun da faydası vardır çünkü bazı maddelerin eksikliğinin depresyona yol açtığı bilinmektedir.

Kitaplarıyla meşhur Gülseren Budayıcıoğlu aklıma geliyor ama ben şahsen hastası olmadım, yorum yapamam.
Gökhan Biçer
Cum - 23:56

Vatandaşların en çok yakındığı hukuki sorunlar nelerdir?

Şimdi şunu baştan ortaya koymak lazım: hukuki bir sorununuz olması için adliyede dosyanız olması gerekmiyor. Hukuk, hayatın her anında mevcuttur, siz kabul etseniz de etmeseniz de, haberiniz olsa da olmasa da.
Ayrıca hukuk sistemi, konuları yargı ve idare arasında paylaştırmıştır. Sorunların bir kısmıyla yargı mensupları ilgilenirken, bir kısmıyla yürütme organı emri altındaki kişiler ilgilenir, örneğin polis, jandarma, müfettişler, hesap uzmanları gibi.
Alışveriş yaptığınız marketin genel müdürlüğüne şikayette bulunduğunuz halde size cevap yazmıyorsa, bu hukuki bir sorundur. Şehiriçi ulaşımda her gün sorun yaşamaya başlamışsanız, bu hukuki bir sorundur.
Bana sorarsanız, en büyük hukuki sorun, devletin, sorunları önleyici tedbirleri baştan almamasıdır.
Gökhan Biçer
Cum - 23:49

Türkiye gelişim bakımından ileri mi yoksa geri mi gidiyor?

Gerçekten ilginç bir soru. Gelişmenin kriterlerine bakmak gerekir. Kadınların işgücüne katılım oranı bunlardan birisi mesela.
Ancak ben ilerleme hızının epey düşük olduğunu düşünüyorum çünkü Türkiye'de sorunlar ve sorunlu insan sayısı artıyor ve bunlara çözüm bulmakta güçlük çekiliyor.
Eğer bazıları, evlere giren dijital cihazların sayısı ya da satın alınan otomobil sayısıyla gelişmişlik olduğunu sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Bir de dünyadaki ülkeler arasındaki gelişmişlik sıralamasında kaçıncı olduğuna ve hatta ölçülüyorsa, ilerleme hızına bakmak önemli. Etkili bir değerlendirme için, bizden başka olup da basamakları tırmanan ülkelere bakmak da önemli.
Gökhan Biçer
Pzt - 18:11

Bu aralar hobi arayışına girdim ama bir türlü bulamadım kendime göre. Böyle uğraşabileceğim bir şeyler yapmak istiyorum, zamanım çok boş geçiyor. Hobi önerileriniz nelerdir?

Sorunun cevabını bulmak için kendinize yardımcı olacaksınız. Evde mi, kapalı alanda mı, açık alanda mı, açık alandaysa hareket halinde mi, nasıl uğraşacaksınız? Bu işe bütçe ayıracak mısınız, evet ise, ne kadar? Gündüzleri mi geceleri mi uğraşacaksınız? Buna benzer sorular sorup, elemeyi tamamladıktan sonra bu soruya bir açıklama ekleyerek tekrar sorabilirsiniz.
Gökhan Biçer
Pzt - 13:29

23 yaşındayım ama daha kendimi keşfedemedim. Ne tür zekaya sahibim, hangi işi zorlanmadan yaparım, neye yeteneğim var, neye ilgim var, hangi sektörde olmalıyım hiçbirinin cevabını bilmiyorum. Kendimi nasıl keşfederim?

İlk önce bir psikoloğa gitmeyi deneyebilirsiniz. Psikologların ellerinde size yardımcı olabilecek testler var. Testin sonucunda sizi aydınlatabilecek sonuçlar çıkıyor.

Eğitim hayatınız hakkında bilgi vermemişsiniz ama şunu söyleyebilirim, burada deneme-yanılma yöntemi kullanabilirsiniz. İstekli olduğunuz alanlarda belli işleri deneyebilirsiniz. Denemek için yaşınız genç, çekinmeyin.

İleriisini planlayın. 'Bundan yirmi yıl sonra kendimi nerede görüyorum?' sorusu gibi sorular önemlidir. İleri yaşlarda her şeye katlanamazsınız, mesela sürekli ayakta durmayı gerektiren bir işi yapmakta zorlanabilirsiniz.
Gökhan Biçer
Pzt - 13:25

Geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji hakkında neler düşünüyorsunuz?

Geri dönüşüm kesinlike üzerinde durulması gerekli bir konu. Örneğin, bir şehirde yüksek bir binaya çıkın ve tüm binalara bakın. Bunların içerisinde kilometlerce bakır kablo olduğunu düşünün. Bakırı madenden çıkarıp, tel haline getirmenin zahmetini, maliyetini ve işlemlerle tabiata vereceğiniz zararı düşünün. Oysa ki eldeki bakırın eritilip, yeniden tel yapılması çok daha verimli.

Yalnız şu da bir gerçek ki, geri dönüştürülebilir atıkları toplamadaki maliyetimiz yüksek. Büyük motor hacmine sahip kamyonlar, şehrin sokaklarında dolaşıp, bu faydayı azaltacak egzost salınımı ve maliyetlerle şehrin sokaklarını dolaşıp, uzaktaki tesise gidip geliyorlar.

Atıkların, atıldıkları yerde ayrıştırılması ve bu şekliyle toplanması önemli. Ayrıca hacimsel küçültmeye de gidilebilir. Şehirlerde, örneğin plastik ve metal atıkların preslendiği, cam atıkların ufalandığı istasyonlar kurulabilir. Böylece atık tesislerine kütle olarak daha çok atık ulaştırılır ve yukarıda bahsettiğim taşıma maliyeti ve çevreye verdiği zarar azaltılabilir.

Yenilenebilir enerjiye gelince. Elektrikli otomobilleri kim istemez. Ama bu otomobilin kullandığı elektrik de enerji üretim santarallerinde yine çevreye saygılı bir şekilde üretilmelidir. Tabii bu santrallerin bakım ve onarım masrafları da asgari olacak düzeyde ele alınmalıdır. Artık popülasyonun büyük bölümü şehirlerde yaşadığı için, yenilenebilir enerji santaralleri şehirlere yakın bölgelerde kurulmalıdır mümkünse çünkü enerji iletim hatlarında kayıplar olduğu aşikar. Konu açılmışken, iletim hatlarındaki kayıpları azaltacak ar-ge çalışmalarına önem verilmelidir.
Gökhan Biçer
Pzt - 00:03

Neden her şey bu kadar mantıklı?

Çünkü insan merak eder. Bu canlı neden hastalanmıştır, kadavrasını açalım, bir bakalım, bu hastalık nedir ve sonunda sonuca varır, varamazsa önermelerde bulunur, ileriki tarihte birileri bunu ele alır, sonuca varır. Böyle böyle tarih şeridinde ilerler her şey. Halbuki bir hayvan böyle değildir. Mesela bir dişi aslan avlanır, av yoksa kızkardeşleriyle gölgede uyur, avına sırtlanlar dadanırsa erkek arslan gelir, mafya babası gibi görevini yaparak sırtlanları kovalar ve avdan payını alır. Yani bunların yaşamlarının ne olup ne olmayacağı bellidir ama insan böyle değildir. Hal böyle olunca insan düşüncelerini ve birikimlerini tıpkı bir kütüphanedeki kitaplar gibi tasnif eder ve onlardan faydalanmanın metodlarını da ortaya koyar.
Gökhan Biçer
Paz - 23:54

Olgun bayanlardan hoşlanıyorum ve yaşım 24. Bu bir sapıklık mıdır?

Sapıklık değil, bir eğilimdir, cinsel ve sosyal bir tercihtir (cinsel dediysem hemen aklınıza ileri derecede bir şeyler gelmesin) Bir de eklemek gerekir ki, bu hayatınızda geçirmeniz gereken bir dönem olabilir. Belki ileri yaşlarda başka kategorilerde kadınlardan hoşlanabilirsiniz. Önemli olan farkındalıktır, en azından kendinizi tanıyabiliyor ve durumunuzu ifade edebiliyorsunuz. Diyelim ki hep böyle kalacaksınız, bu durum kötü bir durum olarak değerlendilemez. Çok büyük yaştaki bir erkeğin çocuk yaşta bir kızla evlendirilmesi kötü bir durumdur ama sizin yaşınızdaki birinin kendinden büyük bir kadınla evlenmesi garip olabilir ama kötü değildir. Son olarak şunu söyleyeyim, kendi yaş kategorinizde biriyle beraberlik size faydalı olacaktır. Bunu birlikte yaşarken anlarsınız. Özellikle sohbet edeceğiniz konular bunu açığa çıkarır. Çünkü insana sunulanların hızla geliştiği ve değiştiği bir çağda yaşıyoruz. 80'lerde çocukluğunu geçiren biri, 90'larda çocukluğunu geçirdiği biriyle evlenmişse bazı sohbetleri gerçekleştirmekte güçlük çekerler.
Gökhan Biçer
Paz - 23:46

Yalnızlık hissini nasıl yok ederiz?

Asla yok olmaz ama azaltılabilir. Bu da, 'Azalttım, kendimi şimdi o kadar yalınz hissetmiyorum' deyip de işin peşini bırakmakla olmaz. Bu eylem, yaşanan süre boyunca sürekli olmalıdır. Tıpkı bisiklete binmek gibi, yavaşlayınca düşersiniz.
Peki nasıl azaltılır? Süreklilik arz eden davranışlarınızı gözden geçirin. Bunlar yüzünden böyle hissediyorsunuz. Mesela karşı cinsten arkadaş bulamıyorsunuz. Hep aynı kategoride kişileri seçmeye eğilimli olabilirsiniz. Kategorinizi değiştirmeyi deneyin. Sürekli takıldığınız bir şey yüzünden sosyalleşemiyorsunuzdur. Mesela, Ganyan bayisine takılmaktan, insan içine çıkmaya harcayacağınız vakti öldürüyorsunuzdur.
Gökhan Biçer
Paz - 23:39

Neden pozitif yük negatif yükü çeker?

Hiç bir şey sonsuz ölçüde bir diğerini itemez ve sonsuz ölçüde bir diğerini çekemez. Eğer sonsuz ölçüde itecek olsaydı evren, evren olmazdı, akıl almaz bir boşluk olacaktı, belki boşluk diye tanıdığımz ve tanımladığımız şey bile olmayacaktı. Çekecek olsaydı da öyle, her şey minik bir hacme hapsolacaktı.
Gökhan Biçer
Paz - 23:36

İnsan ruhunu maddeye dökecek olursanız neye benzetirdiniz?

Lav. Dış dünyaya açılmadan önce sıcak ve akıcı ama dış dünya ile tanışınca soğuk ve sert.
76mim Erhn
Eylül 20 - 11:29

Bu sene sınava gireceğim. Tercihim yabancı dilden yana. Mütercim tercümanlık, çeviribilim gibi bölümlerde okurken çok zorlanır mıyım?

İlgin olduğun şeyi en iyi şekilde yaparsın ve mutlu olursun bundan dolayı söylediğin bölümleri okursan başarılı olabililirsin. Çoğu insan kendin keşfetmeden ne istediğini bilmeden okuyabiliyor. Sen biliyorken buna göre davranman çok iyi olacaktır.
Gökhan Biçer
Eylül 19 - 00:12

Sanat nedir? Bir şeyin sanat olması için kriterler nelerdir?

Yerel ile evrenseli birleştirme çabasıdır. Subjektif olarak algılanan bir özü, objektif algılanması beklentisiyle sunma çabasıdır. Özgür olmalıdır, bedeli ödenmesi pahasına.

Bir şeyin sanat olması için sanatçı ünvanlı kişiyi etkilemesi gerekir. Bir yerde bir doğal afet olmuştur, toplum etkilenmiştir ama bunun heykelini yapacak sanatçı iliklerine kadar etkilenmemişse onun eseri güçlü olamaz.
Gökhan Biçer
Eylül 19 - 00:07

Mühendislik maddi ve manevi olarak nasıl bir meslektir?

Bu konulara değinmeyeceğim ama şunu söyleyeyim ki, eğitim aşamasında dünyanın algılanması en zor konularını okursunuz.
Gökhan Biçer
Eylül 18 - 23:59

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunlarının iş imkanları nelerdir? Bu bölümü okumak isteyenlerin hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Tabii ki ilk anlaşılan iş imkanı, kamuda idari yönetici pozisyonluğu ki bunun için de ilk akla gelen bakanlık, İçişleri Bakanlığı. Kaymakamlık, valilik bu yönetim kademesinin üst basamakları. İçişleri Bakanlığı'nda mülki müfettişlik gibi pozisyonlar da var.
Tabii ki kamu sektöründe başka idari pozisyonlar da oluyor ve onların üst basamakları da var.
Özel sektörde kurumsal iletişim uzmanı olmak, idari işlerden sorumlu genel müdür yardımcılğı gibi pozisyonlar da size açık olabilir. Ayrıca özel sektör eğer kamuyla doğrudan ilişkilerde bulunuyorsa, mesela ihalelere giriyorsa, bu tür köprü pozisyonlar için de değerlendirebilir.
Özellik konusuna gelince. Ünivesiteye giriş sınavı için sayısalcı değil sözelci olmak gerekiyor.
Üniversitede ise sıkılmadan metin okuma alışkanlığı gerektiğini düşünüyorum.
İş hayatında ise zekice hareket etmek gerek. Tıpkı bir satranç oyuncusu gibi, karşınızdakinin hamlesini önceden sezmeli, daha evvel yapılmış hamlelerin ne manaya geldiğini, neleri çağrıştırdığını irdelemelisiniz.
Gökhan Biçer
Eylül 18 - 23:52

Dünyadaki bütün insanların müslüman olması için neler yapmamız gerekiyor?

Günümüzde algı yönetimi. Hemen yanlış anlaşılmasın. Hıristiyanlara bakalım. Üç beş unsur var: Noel Baba, çam ağacı, geyikler, baton şekerler gibi. Bunları harmanlayıp harmanlayıp, çizgi film, animasyon film yapıp üç beş sene de bir önümüze koyuyorlar. Öyle ki, bizim gibi büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede bile bu ürünler üretiliyor ve Aralık ayında satışa çıkıyor.
Gökhan Biçer
Eylül 17 - 13:59

Mimarlık ve mühendislik mesleklerinin niteliğinin hızla düştüğünü düşünüyorum. Sizce de bu kadar çok ve bu kadar basit şekilde mimar ve mühendisin yetiştiği ortamda, ne kadar nitelik beklenebilir?

'Kaynakların doğru kullanılması' diye bir kavram vardır. İnsan, işgücü de bir kaynaktır. Bu kaynağı doğru kullanmak gerek. Okullardan çok piyasaya bakmak lazım. Piyasamızda araştırma-geliştirme çalışmaları ne ölçüde yapılıyor? Dikkat buyrun, ne ölçüde. Projelerin çokluğu değil, derinliği önemli. Piyasada, Uzak Doğu menşeili malları tak çıkar zihniyetiyle iş yapılıyorsa, mühendislik yani hesap yapma mesleği elbette sönümlenir. Hâl böyle olunca sanayiden okullara derin projeler gelmez. Bunlar gelmeyince akademisyenler de araştırma görevlilerini ve öğrencileri bir şeye fazla zorlamaz, dersini anlatır, geçer.
Gökhan Biçer
Eylül 16 - 22:12

İhtiyacı olmadığı halde insanlar birbirine neden yalan söyleme gereği duyar?

Bazı insanlarda bu bir hastalıktır; bu bir deyim değil, tıbbi bir durumdur.
Gökhan Biçer
Eylül 16 - 22:10

İnsan niye hep daha fazlasını istiyor?

İnsan sosyal bir canlı, toplumun üyesi olarak, diğer insanlarla beraber yaşıyor. Bu yaşam biçimi, diğer bireylerde olup da kendinde olmayana özendiriyor. İkinci olarak, bazı bireyler, toplumun kalabalık ve alım gücü potansiyelini görüp, ürettikleri veya ticaretini yaptıkları şeyler (mal da olabilir hizmet de olabilir) konusunda toplum üyelerini özendiriyorlar. Burada onların daha fazlasını istemelerini sağlarken aslında suyun başındaki bu özendiriciler de kendileri için daha fazlasını istiyor.
Gökhan Biçer
Eylül 16 - 22:04

İnşaat mühendisliği 2. sınıf öğrencisiyim. Artık mesleki dersler görüyoruz ve tabiri caiz ise hocalarımı mesleki bilgiler açısından sömürmek istiyorum ancak hocalarıma neyi nasıl sormalıyım ya da hangi konulara yönelmeliyim?

Bu soruya bir inşaat mühendisi olmadığım için diğer arkadaşlar gibi cevap veremem ama mesleki bilgiler açısından sömürmek (galiba istifade etmek anlamında kullanılmış argo bir tabir) tüm eğitim dalları için ele alınabilir. Bu kilidi açan anahtar, yüzünüzü arasıra piyasaya döndürmektir. Piyasada en çok nelerle uğraşıyorlar ya da hiç uğraşmadıkları ama sektörde boşluk gibi görünen ne var, onu gözlemek lazım.
Gökhan Biçer
Eylül 16 - 21:59

Tüm dünyanın üye olacağı bir site nasıl kurulur?

Elbette ki ilk şart çok dilli bir site olmasıdır. Yani Türkiye kullanıcıları için Türkçe, Yunanistan kullanıcıları için Yunanca; bunun yanırısa bir ülkede birden fazla dil de kullanılıyor olabilir.
İkinci önemli şart, insanların ortak ilgi alanları hedeflenmeli. İlgi derken akla hemen 'fun', 'interest' anlamında kavramlar gelmesin, mesela sağlık konuları gibi. Bir de gıda, beslenme geniş ve ortak bir konu. En iyisi mi siteyi kuracaklar fikir aşamasında Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini iyi yorumlamalı.
Bora Kasap
Eylül 16 - 15:53

Ne yaptın ve hayatın değişti?

İnsanlara güvenmeye başladım ve hayatım değişti. Veya tam tersi, onu kestirmek zor.
Gökhan Biçer
Eylül 15 - 21:36

Türkiye'de ne kadar batık (gemiler, uçaklar, şehirler mezarlar vs.) var?

Tek bildiğim, Karadeniz'den İstanbul Boğazı'na Anadolu Yakası tarafından girmek isterken bir koy var, adını hatırlayamıyorum. Bunu gemideki bir haritadan görmüştüm 19 sene önce. Astsubay arkadaşıma sorduğumda burasının, Boğaz'ın girişi sanan gemilerin kazara karaya oturduğu bir gemi mezarlığı olduğunu söylemişti.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın