Bilmek istediğin her şeye ulaş

MÜZİKFOTOĞRAFSEYAHATTEKNOLOJİHUKUKEĞİTİM hakkında soru sor, yanıt ver, yazı yaz...

Serdar Akar
Dün 12:13

Kripto Para

Herkese duyurulur ! Espor kulübü kurduk ve Espor'daki ilk kripto parayı çıkarttık. Çevrenizde yatırım yapmak isteyen varsa yönlendirebilirsiniz.pi5.club
Türker Tunalı
Temmuz 14 - 13:45

Program indirebileceğim en iyi siteler hangileridir?

majorgeeks.com Resmi uygulamaları ve artık ücretli versiyona geçen yazılımların eski versiyonlarını buradan indirebilirsiniz.
Rasih Uğur Uyanık
Mart 2021

Dilekçe No:1

"Uyudun dimi? " sorusuyla başlayıp, gecenin bu saatinde kimi darlarım diye rehberi turlarken, utandığımdan mıdır yoksa artık kanıksadığım; anlatmama mecalimden midir bilmiyorum, dağa taşa yazmaya karar verdim.
Az önce sigara içerken kurdum bu cümleyi.
Hedefim kalmadı benim.
Hedef nedir? Nasıl tarif edilir? Buharda mı pişirilmeli yoksa marine edildikten sonra fırına mı atılmalı? Gibi basit yada gündelik temponun içinde sanki kendiliğinden oluşmuşcasına önümüze sunulmuş gereklilikleri kast etmiyorum.
Çok değil -tabi kırk yaşına gelince böyle demek de kolay- on yıl öncesinde, canlandırması kolay olsun diye benzetilirse eğer gözü hırstan kör eden, dünya bir yana o bir yana mertebesinin yegane sahibi, aşkın tarifi, sokaklardaki yığından kendimizi farklı hisettiren, bizi bi bok yapan, o; şey her ne ise şu an itibariyle bitirdiğimi itiraf ediyorum sadece. İtiraf mı edilir böyle bir şey açıkcası ondan da emin değilim.
Savunması da peşi sıra geliveriyor zihne. Organizma bile yalın düşünmeye izin vermeyecek şekilde kendini korumak adına müdahale ediveriyor iç konuşmalara ama beni kandıramaz.
Muhasebecilere, vergi müfettişlerine yada analistlerin bol kafein ve sigara dumanı eşliğinde hazırlamış olduğu raporlara dayanarak rahatlıkla ve vakur bir ifadeyle söyleyebilirim ki ben iyiyim.
İyi bir mimar, iyi bir baba, iyi bir koca, iyi bir evlat, vs... Üzerime etiketlenmiş, iliştirdiğim her ne kadar sıfat, görev, ünvan ne varsa hepsinde, günümüz dünya ölçeğinde ki dünyanın "gerizekalı" olduğunu gerçeğini de kabul ederek; ortalamanın üzerinde olduğumu beyan eder, tarafınıza arz ederim. Talep ettiğinizi hatırlamıyorum ama çok da umrumda değil.
Bu yazının asıl sebebine gelecek olursak, şimdi ne olacak?
Daha iyisi için mi uğraşacağım?
Henüz hiç bir anayasanın herhangi maddesinde yer almasa da gerekliliğini sonuna kadar savunduğum aylaklık hakkımı mı kullanacağım?
Kendimi mi tekrar edeceğim?
Çoktan öldüm de sadece fani vücudumun toprak olmasını mı bekleyeceğim?
Dostlar alışverişte mi görecek?
.
.
.
Korkmayın yani yada korkun ama soru yada sorular cevap bulmak için yazılmadı. Herhangi bir az sonra diliminde, sigarayı söndürdükten sonra cevabını yazacağım.
Fatih Orhun Uzun
Mart 2021

Helen Kaplan Üç Aşamalı Model

Helen Kaplan, psikodinamik ve fizyolojik modelleri birleştirilmesinde öncü olmakla beraber birçok cinsel terapistin öncüsü olmuştur. Psikodinamik yöntem genel olarak cinsel bozuklukları kötü çocukluk deneyimlerinden kaynaklanan endişelere yoğunlaşmış iken Kaplan kendi modelinde kısa ve uzun vadedeki nedenlerini ortaya koymuş ve bütüncül bir bakış açısı sunmuştur. Masters’dan farklı olarak Helen Kaplan cinsel tepkinin ilk evresinin heyecan değil arzu olduğu belirtmiştir.


1) Cinsel Arzu: Masters’ın ilk evresi heyecan iken Kaplan ilk evrenin “arzu” olduğunu söylemiştir. Eğer cinsel ilişkiye yönelik veya partnere yönelik bir arzu yok ise geri kalan evreler gerçekleşmemektedir. Arzunun fiziksel tetikleyicisi ise testosteron hormonudur. Testosteronun seviyelerine bağlı olarak belli problemler olabilir iken arzu evresiyle ilgili problemler genellikle karmaşık psikolojik durum ve evlilik konularıdır.


2) Heyecan: Masters’ın sertleşme ve vajinanın kayganlaşmasını kabul ederken daha detaylı olarak kullanılan ilaçlarında heyecanı etkileyebileceğini esas almıştır.


3) Orgazm: Masters’ın görüşünü bizzat kabul etmektedir.

Kaplan ayrıca sorun yaşayan çiftlerin kafalarında “cinsel fanteziler” yaratmasını önermiştir. Cinsel fanteziler genellikle performansı artırmaktadır ve keşifle beraber, bireylere zevk alma imkânı verir. Ayrıca bir kişi cinsellikten ne kadar uzak olursa, iştah gibi cinselliğe olan iştahı da artmaktadır.


Sınırlılıklar:Helen’in modeline göre cinsel istek açlığa benzetilmektedir, ne kadar cinselliğe uzak kalırsak o kadar aç oluruz. Bunun bazı süre dilimlerinde geçerliliği olabilse dahi cinsel arzuyu sadece fizyolojik değil psikolojik faktörlerde etkilemektedir. Bireyin iyi-kötü ruh hali, deprseyon veya iki bireyin birbirine hissettiği duygular cinsel arzuyu etkilemektedir.


Kaplan için cinsel fanteziler heyecan için önerilse de bireylerin birbirlerini metalaştırmasına sebep olabilmektedir. Mesela normal bir ilişki ile zevk alamayan birey fanteziler yoluyla zevk alırsa tehlikeli bir şekilde karşısındakini sadece mastürbasyon aracı olarak kullanabilir.


Kaynak: Cinsel Terapi-Irvin David Yalom

Fatih Orhun Uzun
Mart 2021

Masters ve Johnson Heyecan Modeli

Masters ve Johns’un cinsellik konusundaki buluşlarına kadar aslında cinsellik hakkında önceden çok az şey bilindiği görülmüştür. Tabii bu çalışmalar o dönem de bile oldukça tepki almasına rağmen Masters bu konuda geri çekilmemiş ve açık olmayacak bir şekilde hatta daha doğrusu yasal olmayan şekilde araştırmalarını gerçekleştirmiştir.


Masters ve Johnson’un fikirlerine göre erkek ve kadınlarda cinsel tepkiler genital bölgedeki dolaşım dinamiklerinin değişmesi, pelvis bölgesindeki kan hacminin yeniden dağılmasıyla ve üreme organlarını saran kasların büzülmesi ile oluşmaktadır.


Bu tanımlamaya dayalı şekilde psikolojik faktörleri göz ardı eden, fizyolojik faktörleri baz alarak cinsel tepkileri 4 evreye ayırmışlardır.


1) Heyecan evresi: Genital bölge damarlarda refleks olarak genişleme sonucu oluşan kan akışındaki değişikliktir. Erkek üreme organında sertleşmeyi sağlarken, kadın üreme organında vajina kayganlaşması sağlamaktadır.

2) Plato evresi: Fizyolojik heyecanın çok yüksek olduğu ve üreme organlarının en çok kan toplandığı andır.

3) Orgazm: Genital bölgesindeki ve etrafındaki kasların kasılmasıdır. Erkeklerde bu evre iki şekilde gerçekleşmedir, ilk olarak spermlerin tutulduğu bölgedeki kasılmalar ve erkeğin kaçınılmaz bir şekilde boşalmasıdır. Erkeğin kendini tutamayacak şekilde boşalmasına “Boşalmanın kaçınılmazlığı” olarak adlandırılmıştır.

4) Gevşeme evresi: Bu evrede kaslar rahatlar ve kan akışı normalde döner. Penis normal haline dönerken vajina da kayganlaşma bitmektedir. Bulgulara göre erkekler tekrar seks yapmak için bir süre beklemesi gerekmektedir ve bu zamana “inatçı zaman” denmektedir, kadınlar ise beklemeye gerek duymadan defalarca orgazm olabilirler.



Sınırlılıklar: Heyecan modeli fizyolojik bazlı olduğu için ve psikolojik faktörleri göz ardı ettiği için bazı konularda eksik kalmıştır.

Heyecan evresi direkt fizyoloji ile bağlantı kurulsa da öznenin karşısındaki insana hissettiği, arzulaması ve kendisine yönelik psikolojik faktörleri heyecan evresini etkilemektedir. Örnek vermek gerekirse bir birey duygusal açıdan olumlu hissettiği bir kişiyle yaşadığı cinsel ilişkinin hazzı ile duygu beslemediği kişiyle yaptığı ilişkinin hazzı farkı olabilmektedir.

Motivasyon cinsel ilişkide oldukça önemli bir psikolojik faktördür. Motivasyon, uyarılma ve orgazmı etkilemektedir. Motivasyon bireyden bireye değişmekte olmakla beraber cinsel fanteziler veya cinsel denemeler motivasyonu artırabilmektedir.

Heyecan modeli devrim niteliğinde bir model olmakla beraber birçok modelin ve yöntemin öncüsü olmuştur. Bu modelden sonra ortaya çıkan modeller psikolojik faktörleri baz almıştır ve daha gelişmiş şekilde uygulanmıştır.


Kaynak: Cinsel Terapi-Irvin David Yalom
Bora Kasap
Mart 2021

En son okuduğunuz kitap hangisidir?

Nihan Kaya - İyi Aile Yoktur
Harika bir kitap, altı çizilecek o kadar çok şey var ki, o yüzden hiçbir yerinin altını çizemiyorum.
Rasih Uğur Uyanık
Şubat 2021

Neden tüm olumsuzluklar beni buluyor ya da bana mı öyle geliyor?

Sana öyle geliyor. Aslında herkesin irili ufaklı sıkıntıları var. Kimisi ufak problemlerini dağa çeviriyor, kimisi ise bazı insanların hayatını derinden etkileyecek problemlerin üstesinden ustaklıkla gelebiliyor. Problem çözmek; muhtemelen doğuştan itibaren edindiğimiz en önemli medeni özelliklerimizden biri olsa gerek. Yaşanan durumu olumsuzluk diye tanımlamak yerine çözülmesi gereken bir problem diye tanımlayınca, sistematik bir şekilde zihin, çözüm aramaya başlaması, doğal bir süreç olarak karşımıza çıkacaktır. Bu da başlangıçta irade, sonrasında ise alışkanlık gerektirecektir. Henüz okumayı tamamlamadığım "fark et, düşün, hisset, yaşa" adlı kitabı tavsiye ederim. Kişisel gelişim kitabı gibi görünse de yazarının bilişsel davranışçı bir psikatr olması okudukça farkını hissettiriyor.
Turgut Tükenmez
Aralık 2020

Sırf (şu) özelliğinden ötürü (şundan) vazgeçmiyorum dedikleriniz nelerdir?

Yeni yerler görüp imkansızlıklar içerinde bir şekil oralarda yaşama hissinden vazgeçemiyorum.
Fatih Gündoğan
Kasım 2020

Bir kız neden gemi inşaatı mühendisi olmak ister?

Herhalde burayı kullanmayalı bir 10 sene olmuştur? Bilemedim...

Bir kadın neden gemi inşaatı mühendisi olmak ister? Bir erkek neden isterse o yüzden.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

İnsan neden yalnızdır?

Her birey özgündür. Bazen çevre ile iletişime ara verme yöntemi farklı olabilir. Kimisi bunu kafa dağıtma yöntemleriyle yapar, kimisi sadece kendini dinleyerek. Kendini dinlediği zamanlarda yalnız olduğunu düşünür aslında kendi dünyasının realitesini gözden geçirir. Kolay bir zaman dilimi değildir çünkü sosyal bir varlık için kolay değildir ve bu, yalnızlık olarak yansır kendisine.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

Günümüz bilim ve teknolojisiyle neden hala kanser tam olarak tedavi edilemiyor?

Kanser geniş bir konu. Tedavi edilenleri olabiliyor. Örneğin lokalse, bir yerin cerrahi ile alınmasıyla tehlike kalkıyorsa, olabiliyor ama kan yoluyla taşınıyorsa ve teşhisi gecikiyorsa zor olabiliyor, imkansız olabiliyor. Kanserin en basit tanımı, kontrolsüz ve hızlı hücre üremesidir. Bunun nedeni, hücre üremesinin aktörü hücre çekirdeğindeki şifre aktarımının bozulması. Bir hücre, en baştaki orijinal hücreden üremiyor, kopyanın, kopyası üretiliyor. Bir kere bu düzen bozuldu mu, bozuk devam ediyor. Gen terapisine başvurulmasının nedeni de bu.
Kanserlerin bir çoğu uykuya geçer. Uyanmaları kısa da sürebilir, uzun da. Bu uzunluk çok uzun da olabilir. Birey o vakte kadar hayatının sonuna gelmiş olabilir.
Soruya gelince, günümüz kelimesi önemli çünkü demek ki günümüz imkanları henüz bu işi tam olarak karşılayacak kadar etkin çözümler ve çözüm araçları geliştirememiş.
Bir de şunu ilave etmek gerek. Habis hücrelere tedavi amaçlı taaruz ederken, masum hücrelere de taaruz ediyorsunuz ve bu vücuda zarar veriyor.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

Adolf Hitler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Adolf Hitler'in lider olmak yolundaki düşüncesi karmaşık değildi. Ulusu hırslı, çalışkan, üretken ve gururluydu. Üstün olduklarını düşünüyorlardı. Deutschland Über Alles (Almanya herşeyin üstündedir) diye marşları vardı. Yirminci yüzyılın başlarında bir şeyi anladılar. Onlar başlarını öne eğip harıl harıl çalışırken bazı Avrupa devletleri sömürgecilik gibi yöntemle hammadde sağlama yolunda çözümler bulmuşlardı. Uykudan uyandılar, Birinci Dünya Savaşı'na girdiler ama başaramadılar çünkü uzak coğrafyalarda savaşma tecrübeleri yoktu, müttefik olma konusunda deneyimsizdiler. Kaybettiler ama yine de hırslıydılar. Adolf Hitler adında cepheden dönmüş bir asker bunu gördü, yelkenlerini ulusunun rüzgarıyla doldurdu ve kendince yükseldi.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

Bir kadın blogundan beklentileriniz nelerdir?

Kadınların ortak tutkularının ve zevklerinin yer aldığı bloglar zirveye tırmanır. İlk aklıma gelen kozmetik ve giyim. Genel bir blog oluşturmak istesiniz bile ağırlıklı bir kol bu blogda baskın gelecek ve ele geçirecektir.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

Sizce gelecekte insan DNA'sı kopyalandığında bireysellik nasıl tanımlanacak?

Her tür kopyalama işleminde bir takım deformasyonlar olur. Kabaca düşünmek gerekirse, fotokopi makinasında kopya çıkarma işleminde, orijinal, yüzde yüz olarak kopyalanamaz. Elbette ki genom alanında kopyalama bundan epey üst düzey bir işlemdir ama dediğim gibi işlem sırasında deformasyon olacağını düşünüyorum. Bu deformasyanlar, kopyanın orijinalden ayrılacak özellikleriyle, kopyaya bireysellik kazandıracak.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

Gerçek İslam nerede vardır?

Kalben, temiz duygularla inanların tümünün bulunduğu popülasyon yok. Popülasyonlar içinde bu tür insanlar vardır.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

İçme suyu hangi şartlarda en uzun süre saklanabilir?

Bilmiyorum ama güzel bir soru çünkü gelecekte buna ihtiyacımız olacak. Evimizde saklamak başka bir şey ama ileride büyük hacimlerde ve devletler tarafından buna ihtiyaç duyulacak.
Gökhan Biçer
Ekim 2020

"İnsan çoğu kez her şeyin son bulduğu duygusuna kapılıyor; oysa yaşamın sonsuzluğunu algılayabilmek için bile yeterli değil bir insan ömrü". Peki "yaşamın sonsuzluğu" ne demek?

Yaşamın dünyanın ve tabiatın varlığı ve işleyişiyle ilintilidir. Bu işleyiş hem dinamiktir, değişkendir, düzensizdir, dengededir. Biz insanlar her ne kadar tabiata zarar versek de, tabiata aslında bir duvara çarpar gibi etkiriz. O bizi hiç umurasamaz. Yaptıklarımızla dünyayı değiştiririz. Biz diğer canlılar için katliam, kendimiz için intihar olan şeyleri yapsak da, bugünkü olanlarla birlikte ortadan kalksak da, dünya yolunu bulacaktır. Yeni bir işleyiş, yeni bir düzen, yeni canlılarla yoluna devam edecektir.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Neden bilim yapılır?

Meraktan, yardımcı olma hevesinden, para kazanmak için.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Kopya girişim fikri olur mu?

Olur. İlk icat eden iyi bir ürün çıkarmıştır ama halka ilişkiler, pazarlama gibi konulara eğilmemiştir ya da bu konularda zayıf kalmıştır, ürünü fazla yayamamıştır. Sosyal konularda başarılı bir kişi bunu kopyalayıp, daha çok yayabilir ama eğer orijinal mucit hukuk yoluna giderse onu terletebilir.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Ülkemizde neden aile hekimi çok az tercih edilir? Aile hekimi ile hallolabilecek bir şey için neden üniversite hastanesini tercih ederler?

Ülkemizde bir yenilik eğer evrim şeklindeyse sadece adı evrilir, yani şeklen bir değişiklik olur. Aile hekimliği müessesesi, sağlık ocağının eski halinden farklı değildir.
eea
Aslında popülasyonun sağlığını olumlu yönde değiştirebilecek bir sisteme neden geçilememiştir?

Kişiler ve makamlar hiyerarşik konumlarını terk edemezler. Üstün olan gerçek ya da tüzel kişilikler olmakta, yeri geldi mi üstün irade yerini alamamaktadır.

Pratisyen hekim olan aile hekimi aslında kendisini uzman hekimden üstün görmez ama hastayı en yakın tanıyan kişi olması hedeflenir bu sistemde. Hastasını iyi tanıdığı için, hastası hakkında en doğru kararları verebilecek kişidir. Bunlar arasında ilgili uzman hekimlik dalına yönlendirme de vardır.

Yaşam süresinin uzaması ve insanların daha çok şehirlerde yaşamaları sebebiyle yaşlıların, fazla uzağa gitmeden ilaç yazdırmaları konusunda epey işlevi olduğu gözlenmektedir bu müessesenin.

Üniversite hastaneleri devlet hastanesi gibi kullanılması iyi bir durum değildir.. Tıpta çözülmesi zor olan ve nadir görülen vak'aların değerlendirilmesi gereken kurumlar olan üniversite hastaneleri, maalesef ki basit sayılabilecek vak'alarla meşgul edilmektedir. Toplumda hasta sayısı fazladır ama bu ne tıp fakültelerinin ne de Sağlık Bakanlığı'nın sorunudur çünkü bunlar tedavi edici hekimlik konularını ağırlıklı olarak uygulayan kurumlardır. Önemli olan, tedavi edici hekimliğe geçebilmektir ki bu başka bakanlıkların sorumluluğundadır. Örneğin, İçişleri Bakanlığı iyi trafik denetimleriyle trafik kazalarının azaltılmasını, Çalışma Bakanlığı, çalışma güvenliği ile iş kazalarının azaltılmasını sağlamalıdır, insanlar gürültülü ortamlarda çalışıp, işitme kaybı olmamalı, zehirli gazlara maruz kalarak çalışmamalıdırlar.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Türkiye'deki kobilerin sorunları nelerdir?

Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler olan KOBİler elbette büyük değillerdir, bazıları istemişlerse de büyük olamamışlardır, sebepleri ise sizin açıklamanızda yazmaktadır.
Buna rağmen, bunlara da 'neden' sorusunu yöneltmek isteyebilir insan.
Nedenlerinden birisi, halihazırda işlettiği yöntemin, ürettiği ürünlerin ona bir can simidi olarak görünmesidir. Onları kaybetme riskine girmeye korkmaktadır.
İkincisi, gelişmişlik yanlış algılanmaktadır. Zaten yaptığı iş neticesinde lüks otomobil almıştır, lüks bir villada oturabilmektedir, çocuklarını, torunlarını özel okullara gönderebilmektedir. Bunlara sahip olmakla, gelişmiş bir ülkedeki bir patronla aynı şartlarda yaşamaktadır, daha ne istesin?
Üçüncüsü, ülkemizde iç pazarın büyük olması, bu pazarı cazip kılmaktadır. İhracatı düşünmemektedir. İhracat demek, kalite demektir ve kalite gereklerini yerine getirmek belki bugün yaptığı işten daha zorlayacaktır kendisini.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Sizce insanlar hissizleşiyor mu? Özgün insani tepkiler yerine sık sık kalıplaşmış tepkiler verilmesini nasıl yorumluyorsunuz? Sizce de insanlar giderek robotlaşmıyor mu?

İnsanın doğasında olan bir şey. Örnek aslında gözümüzün önünde. Şehirlerdeki parkaları dikkatli inceleyin, insanlar, parkı yapanların öngördükleri yolları bırakıp, çimenleri ezerek kendi yollarını açarlar. Açılmış bu patikayı görenler de bu işi sürdürmeye meyillidirler. Bu anlattığımın özgün ya da kalıplaşmış tepkilerle ilgisi yok, anlatmak istediğim, insanlar her zaman kolayı seçerler.
İnsanların bu genel eğilimi gören girişimciler ve yatırımcılar artık dijital çağı, insanların keyifle ve kolayca kullanabileceği şekillerde sunarak bir güzel paralarını almaktadırlar. Eh, yatırımcı da haklı, herkese özgü kalıplar hazırlayamazlar, bir kalıbın peşinden milyonlarca insan gidiyor.
Evet, robotlaşıyorlar. Artık 'like' etmek bir çok mananın bütünleştiği davranış oldu: onaylıyorum, tebrik ederim, sevdim, beğendim, çok yaşa ve daha nice kavram tek bir kelimeye girdi. Dijital sistemlerin nasıl çalıştığını kurcalarsanız aslında biraz düz bir mantıkla çalıştığını görürsünüz. Bu olduysa, şu olmamıştır, sinyal zaman aşımına uğramışsa olmamıştır gibi. Robotlar fazla bir şeyle çalışmazlar sadece bilgisayarların işlem kapasitelerinden ve hızlarından dolayı bir çok seçenek hızla işletilebilir ve elenebilir.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Ankara'da ikamet eden psikoloji/psikiyatri alanındaki iyi doktorlar kimlerdir?

Aslında bunu yazmakla iyi etmişsiniz, özellikle sorunuzun altındaki açıklama kısmını. Neden böyle dedim, çünkü bir problemi olduğunu kabul etmek ve çözüm için ilk adımı atanın yine kendisi olmak, sorunun çözümünde başarının büyük kısmını yakalamış olmak demektir. Tabii gerisi gelmeli, o başka.

Psikoloji konusunda tanıdığım biri vardı ama maalesef rahmetli oldu, yoksa kesin olarak onun adını verirdim.

Sizin durumunuz psikolojinin alanına büyük ölçüde girmekle birlikte, psikiyatristler kan tahlili istemektedirler ki bunun da faydası vardır çünkü bazı maddelerin eksikliğinin depresyona yol açtığı bilinmektedir.

Kitaplarıyla meşhur Gülseren Budayıcıoğlu aklıma geliyor ama ben şahsen hastası olmadım, yorum yapamam.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Vatandaşların en çok yakındığı hukuki sorunlar nelerdir?

Şimdi şunu baştan ortaya koymak lazım: hukuki bir sorununuz olması için adliyede dosyanız olması gerekmiyor. Hukuk, hayatın her anında mevcuttur, siz kabul etseniz de etmeseniz de, haberiniz olsa da olmasa da.
Ayrıca hukuk sistemi, konuları yargı ve idare arasında paylaştırmıştır. Sorunların bir kısmıyla yargı mensupları ilgilenirken, bir kısmıyla yürütme organı emri altındaki kişiler ilgilenir, örneğin polis, jandarma, müfettişler, hesap uzmanları gibi.
Alışveriş yaptığınız marketin genel müdürlüğüne şikayette bulunduğunuz halde size cevap yazmıyorsa, bu hukuki bir sorundur. Şehiriçi ulaşımda her gün sorun yaşamaya başlamışsanız, bu hukuki bir sorundur.
Bana sorarsanız, en büyük hukuki sorun, devletin, sorunları önleyici tedbirleri baştan almamasıdır.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Türkiye gelişim bakımından ileri mi yoksa geri mi gidiyor?

Gerçekten ilginç bir soru. Gelişmenin kriterlerine bakmak gerekir. Kadınların işgücüne katılım oranı bunlardan birisi mesela.
Ancak ben ilerleme hızının epey düşük olduğunu düşünüyorum çünkü Türkiye'de sorunlar ve sorunlu insan sayısı artıyor ve bunlara çözüm bulmakta güçlük çekiliyor.
Eğer bazıları, evlere giren dijital cihazların sayısı ya da satın alınan otomobil sayısıyla gelişmişlik olduğunu sanıyorlarsa yanılıyorlar.
Bir de dünyadaki ülkeler arasındaki gelişmişlik sıralamasında kaçıncı olduğuna ve hatta ölçülüyorsa, ilerleme hızına bakmak önemli. Etkili bir değerlendirme için, bizden başka olup da basamakları tırmanan ülkelere bakmak da önemli.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

Bu aralar hobi arayışına girdim ama bir türlü bulamadım kendime göre. Böyle uğraşabileceğim bir şeyler yapmak istiyorum, zamanım çok boş geçiyor. Hobi önerileriniz nelerdir?

Sorunun cevabını bulmak için kendinize yardımcı olacaksınız. Evde mi, kapalı alanda mı, açık alanda mı, açık alandaysa hareket halinde mi, nasıl uğraşacaksınız? Bu işe bütçe ayıracak mısınız, evet ise, ne kadar? Gündüzleri mi geceleri mi uğraşacaksınız? Buna benzer sorular sorup, elemeyi tamamladıktan sonra bu soruya bir açıklama ekleyerek tekrar sorabilirsiniz.
Gökhan Biçer
Eylül 2020

23 yaşındayım ama daha kendimi keşfedemedim. Ne tür zekaya sahibim, hangi işi zorlanmadan yaparım, neye yeteneğim var, neye ilgim var, hangi sektörde olmalıyım hiçbirinin cevabını bilmiyorum. Kendimi nasıl keşfederim?

İlk önce bir psikoloğa gitmeyi deneyebilirsiniz. Psikologların ellerinde size yardımcı olabilecek testler var. Testin sonucunda sizi aydınlatabilecek sonuçlar çıkıyor.

Eğitim hayatınız hakkında bilgi vermemişsiniz ama şunu söyleyebilirim, burada deneme-yanılma yöntemi kullanabilirsiniz. İstekli olduğunuz alanlarda belli işleri deneyebilirsiniz. Denemek için yaşınız genç, çekinmeyin.

İleriisini planlayın. 'Bundan yirmi yıl sonra kendimi nerede görüyorum?' sorusu gibi sorular önemlidir. İleri yaşlarda her şeye katlanamazsınız, mesela sürekli ayakta durmayı gerektiren bir işi yapmakta zorlanabilirsiniz.
Daha fazla göster

INPLOID NEDİR?


DAHA FAZLA BİLGİ
şifremi hatırlat
Sosyal hesaplar ile  Giriş Yapın