Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ece Naz Sonat, 

Dil Bilimci

full of questions&always learning

Eylül 2018

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Ketojenik diyet nedir? Nasıl uygulanır?

Ketojenik diyet daha çok kanser hastalarında ve epilepsi hastalarında tedavi amacıyla kullanılır. bu diyet programında enerji protein ve yağlardan karşılanmaya çalışılır. Çünkü karbonhidrat bu kanser hastalarında tümörlerin büyümesine neden olur. Epilepsi hastalarında ise sinir iletimini engeller.

Yani ketojenik diyet kilo kaybetmek amacıyla uygulanan bir diyet değildir, aksine kanser hastalarının kilo kaybetmemesi için uygulanan bir diyettir.

Karbonhidrat sadece sebze ve meyvelerden karşılanmalıdır. Unlu, şekerli ürünler, tatlılar, makarna pirinç gibi karbonhidrat düzeyi yüksek yiyeceklerden kaçınmak gereklidir. Peynir ve yoğurt kullanımında yağlı olanları tercih etmek gereklidir. Ancak süt özellikle içerdiği şekerden dolayı ketojenik diyetlerde tercih edilmemektedir. Şekerden uzak durmak ve karbonhidratı en aza indirmek gerekir.

Diyet

Genel olarak uyulması gereken kurallar;


Kahvaltıda; ekmekten, kahvaltılık gevreklerden, tahıldan, pekmezden uzak durmak gerekir. Kahvaltıda yağ içeriği yüksek bir kaç dilim peynir, yumurta kullanılabilir. Çiğ sebzeler ve tam yağlı yoğurt ve meyveler de kullanılabilir. Sebzeli omlet de uygundur.

Öğle Yemeğinde; Yağ ve proteinden beslenmek önemlidir. Tam yağlı peynirlerden ve yumurtadan oluşan bir öğlen yemeği yenebilir. Omlet ve sebze tercih edilebilir. Tam yağlı balıklardan ringa, uskumru, ton balığından oluşan bir salata yapılabilir. Kırmızı et, köfte, tavuk şiş veya pirzola gibi yiyecekler yanında az salata ile öğlen yemeği oluşturulabilir.

Akşam Yemeğinde; Akşam yemeğinde de yağ ve protein içeriği yüksek gıdalarla yapmak gerekir. Etler, salatalar ve zeytinyağlı sebze yemekleri tüketilebilir.

Ketojenik diyette protein açısından zengin beslenmek sindirim sistemini bozarak kabızlığa neden olur. Ketojenik diyette böbrek taşı da oluşabilir. Kanda ürik asitin yükselmesi de bir yan etki olarak gözlenebilir. Bu nedenle doktor kontrollü ve düzenli olarak uygulamak önemlidir.
Eylül 2018

Ece Naz Sonat  bu yazıyı beğendi:

Dolar Neden Yükselir?

Dolar Neden Yükselir? Sorusunda cevap vereceğiz. Dolar, Euro gibi yabancı paralar yükselmesi neye bağlı olarak gerçekleşir? Türk lirası neden değer kaybeder? Merak edilen sorunun doğru cevabını bulmaya hazır mısınız?
Gelişmekte olan ülkelerde döviz sıklıklar değişken bir haldedir. Ekonomi tam olarak gelişmişlik düzende olmamasına bağlı etkenlerde kur bu ülkelerde oldukça fazla hareket edebilir.Döviz kuru; yabancı para birimlerinin yerli para birimi karşısında değerlenmesidir.
Döviz kurunu etkileyen faktörler
IMF, FED kararları, Avrupa ekonomileri, ülkenin cari açığı, dış ticaret oranları, ülke para birimine olan talepler, ülkedeki enflasyon oranları, ülkedeki ekonomik politikalar, yurt içi ve yurt dışı faiz oranları, ülke ekonomisinin gelişmişliği, ülkedeki turizm gibi bir çok denenle yerli para yabancı para birimleri karşısına değer kaybedebilir.
ülkemizde gelişmekte olan ülkeler arasında yer almakta, yaşadığımız ülkenin yukarıda saydığımız nedenler dışında orta oğudaki savaş, sınırlardan gelen göçmen, cari açık, ekonomik politikalar gibi bir çok nedenle son zamanlar beklentilerin üzerinde tahminler gelmesi ile doların Türk lirası karşısında değer kazanmasına neden oldu.
Dolar veya Euro Yükselme nedenlerinden biride, ithal ettiğiniz mallar ve hizmetler, ihraç edilenlerden fazla ise cari açık oluşturmakta. Oluşan cari açık ise dolar kurunun değerlenmesine sebep olmaktadır.
Ülkede enflasyon artığında ise yerli paraya talep azalır ve talebin azalması ülke para biriminin dolar kuru karşısında değer kaybetmesine neden olur.
Ülke içindeki siyasi kararlarda doların yükselmesin sebep olmakta, faiz artırma kararları gibi durumlarda dolar kurunun düşmesi ve artmasına neden olur. Bir çok etken değişken ekonomi nedeni ile oluşmakta.
Türk lirası nasıl değerlenir?
Ülkemizde istikrarlı siyaset olması önemlidir. Bahsettiğimiz istikrar siyasi parti istikrarı değil, ekonomik kararlarda alınan istikrardır. Üretime yatırım ve ithalat fazla ise, kısaca aldığınız az sattığınızda fazla ise paranın değer kazanmaya başlar. Üretime dayalı büyüm varsa, bütçe açığı azalmış ise ülke parası değerlenir.
Ülke içinde turizm gelirleri, katma değeri yüksek ürün ve her yıl üretimle büyüyen ekonomi modeli, yurt dışı ülke borçlarının bitmesi ile kişi başına düşen milli gelir artığında ülke parası değerlenir.
Umarız en kısa sürede dolar ve diğer ülke para birimleri karşısında değerlenmiş Türk lirası olması dileğimizle.
Eylül 2018

Ece Naz SonatYasin Sert kişisini takip etmeye başladı

Yasin Sert, Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık, @yasinsert

Ψ

Eylül 2018

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Kitap tartışma ve paylaşmak için en iyi çevrim içi kitap kulübü nedir?

1000kitap.com da bir seçenek
Haziran 2018

Ece Naz Sonat  bu yazıyı beğendi:

Metolonin, Seretonin ve Uyku


Mesele uyku ya da uyku bozukluğu ise değinmemiz gereken iki önemli noktadır melatonin ve serotonindir. Bunları tek tek ele aldığımızda neden iki önemli nokta olduğunu siz de fark edeceksinizdir. İlk olarak melatonini ele alalım. Melatonin, beyindeki epifiz bezinden salgılanan bir hormondur. Özellikle geceleri ve karanlık ortamda çok fazla salgılanır. Ayrıca melatoninin gereken etkinlikte salgılanmasını istiyorsak karanlık ortamda uyuyor olmamızda bir diğer şarttır. Çünkü melatonin karanlıkta salgılanarak kana karışır. Bu hormonun işlevlerine değinecek olursak, melatonin bilinen en güçlü antioksidanlardan biridir ve vücudun biyolojik saatini ve ritmini düzenler. Ayrıca doğal ve hücresel bağışıklığı geliştirerek vücudumuzu birçok olumsuz etkenlerden koruma görevi üstlenir. Melatoninin vücudumuzdaki işlevlerini gerçekten bilirsek eğer, salgılanması için gereken şartlarda uyumaya da bir o kadar özen gösteririz kesinlikle.

İkinci olarak ele alacağımız Serotonin diğer adıyla mutluluk hormonu, sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşımakla görevli bir nörotransmitterdir.Serotonin de melatonin gibi beyinde salgılanır, ancak melatoninden farklı olarak gün ışığında daha fazla salgılanmaktadır.Serotonin genellikle merkezi sinir sisteminde ve sindirim sisteminde bulunur. Merkezi sinir sistemindeki serotonin ruh hâlini, uykuyu, iştahı, öğrenmeyi, hafızayı, cinsel ve sosyal davranışları düzenlemeye yardım ederken sindirim sistemindeki serotonin ise sindirimi düzenlemekle görevlidir. Özellikle merkezi sinir sistemindeki görevlerini ele alırsak eğer serotoninin kesinlikle uyku döngüsünde önemli bir rolü vardır.

Örneğinuyku bozukluğu, gün içerisinde bizi pek çok yönde olumsuz etkiler. Hatta sık sık yaşanan uyku bozukluğu bizi depresyona bile sokabilir. Bu durumda da vücudumuzun serotonin salgısını arttırmak maksadıyla antidepresan kullanmaya başlarız. Serotonin uyumamızı engellemez ancak rüya görmemizi engeller. Çünkü REM uykusu (rüya görülen evre) sırasındaserotonin en düşük seviyededir. Serotoninin yüksek düzeyde olması uyanıklık hali, düşük düzeyde olması da uyku haliyle ilişkilidir. Yani antidepresan kullanarak bu hormonu sürekli yüksek tutmak bize ancak verimsiz uykularla geçen geceler kazandırır.

Melatonin ve serotonin uyumunun özellikle düzenli uykuile sağlandığı kanısına varmış olmaktayız artık. Hayatımızdaki düzenli bir işleyiş için kesinlikle düzenli bir uyku şarttır.

Ocak 2018

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

MEB'nın okullarda bir ders saatini 40 dakikanın altına düşürme çalışması sizce doğru mudur?

Bence 40 dakika ders için ideal bir süre. Zaten 40 dakikanın 15 veya en fazla 20 dakikası amaçlanan verimlilikte geçer. Ders başlangıcında öğrencilerin toparlanması, kendilerine gelmeleri, hemen derse başlanamayacağı için ufak bir sohbet derken 10 dakikayı gözden çıkarmanız gerekiyor. Son dakikalarda da öğrencilerde kopuş olduğundan ders saatleri 40 dakikadan az olursa yeterli olmayabilir.
Aralık 2017

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Disleksi nedir?

Okumadan önce belirtmek isterim ki, dislektik oğlu olan bir baba olarak yazacaklarım Nisan 2017'den beri edindiğim bilgi ve deneyimleri içermektedir.

Disleksinin MEB nezninde tanımına bakarak başlayacak olursak, bakanlık diyor ki;
"özel öğrenme güçlüğü zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı
anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir
bozukluktur. Okuma bozukluğu, yazılı anlatım bozukluğu, matematik bozukluğu ve başka
türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içerir."

Asıl problem de buradan başlıyor aslında çünkü, yukardaki tanımda yer alan güçlüklerin kaynağı olan beyin ömrü boyunca benzer şekilde işlemeye devam ediyor yani okuyup yazmaya, toplamaya çıkarmaya yapmaya başlayan bir dislektik derdine derman bulmuş olmuyor. O halde bu noktada disleksinin nörobiyolojik tanımlarından (en azından anlayabildiğim kadarıyla) bahsetmek gerekiyor.
"Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. "
"Dislektik çocuk ve erişkinlerin sol beyin temporo-parieto-oksipital bölgelerinde işlevsel bozukluk, frontal bölgelerde artmış aktivasyon vardır. Normal bir insan okuma, yazma ve anlama gibi eylemler için beyninin sol ön lobunu kullanır. Disleksi olan kişiler beyinin sol ön lobu kullanmakta zorluk yaşarlar. En sık görülen nörodavranışsal bozukluktur. Asıl sorunları hafıza ve dil ile ilgilidir. "

Bu iki tanımı karşılaştırmak bile problemi doğru tanımlamak için en önemli kriterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü, asıl mesele okuma yazmayı öğrenmek, ödevlerini daha kısa sürede yapmaya başlamasını sağlamak ve buna benzer türlü akademik kazanımlarını normal yaşıtları seviyesine çekmek değil.

Asıl mesele otoyol-patika diyalektiğidir. Normal birey, daha doğrusu lafa şöyle başlayayım, kendilerini günümüz gündelik yaşantısındaki tempoya ayak uyduracak şekilde adapte edebilmeyi beceren bireyin otoyola çıkma izni bulunuyor, ama disleksik bireylerin otoyola çıkma izinleri bulunmuyor. Onlar aynı hedefe patikadan ilerlemek zorundalar. Başka şansları yok. Asıl müdahale edilmesi gereken, gerçek sıfır noktası, bu tespit doğrultusunda müdahale aralıklarını belirlemekten geçtiğini düşünüyorum.

Biraz daha açacak olursam; otoyol diye tabir ettiğim kavram, şu anda neredeyse tüm okulların kanalize olduğu sınav-başarı ikilisi doğrultusunda hayal kurdurma, ufuk açma, problem çözmeyi öğretme, sürecin kıymetini aktarmaktan ziyade; sonuca kitlenen, 8 yaşında bir çocuğa optik okuyucuyu doldurmayı öğreten, acımazsızca rekabeti öğreten, yoğun bilgi bombardımanında ezberci, zaten eğitim fakültelerinden yeterince zayıf mezun olmuşken birde üstüne okul performansına odaklanmış kısır öğretmen kadrosu eşliğinde vızır vızır akan, nefes almaya hiç izin vermeyen yoğun bir tempoyu temsil etmektedir. Patika ise potansiyel sınırı tahmin edilemeyen, sürprizlere ve keşiflere açık, farklılıklara izin veren, başarıyı çeşitlendiren, sadece başarıyı değil çabayı da ödüllendiren, her bireyi kazanmaya odaklı, yeteneğin doğmasına gelişmesine zemin yaratan, ezberletmeden öğreten, yenilikçi bir süreci temsil etmektedir.

Bu noktada en doğru tanıma ulaşıyoruz.Disleksi, öğretme bozukluğudur.

Normal veya normal üstü bir zekaya sahip ise teşhis edilebilen bu farklılığın herhangi bir tanım içinde bozukluk diye adlandırılmasının tek sebebi belki de bozukluğun çoğunlukta olduğunu görememekten kaynaklanıyor. Bir an düşünün ki, yapılan tahminlere göre nüfusun %5-10 'u arasında disleksiye sahip bireylerin çoğunluk olduğunu. Şu ana kadar ki biriken tüm bilgi ve onu kuşaklara aktarma, dolayısıyla tüm öğrenme ve öğretme pratikleri bambaşka olacaktı.

Bu ütopyayı bir kenara bıraksak da, barındırdığı gerçeği inkar edemeyiz. Dislektik bireyler öğrenebilirler. Önemli olan nasıl öğrendiklerini keşfedebilmekte.

Google'da yapılacak kısaca aramayla bulunabilecek ebeveynlere sıralanan tavsiyelerden ziyade ki zaten tüm ebeveynlerin çocukları için faydalı olacakları süreç içinde keşfedeceklerinden şüphe duyulmayacağından, öğretmenlerin bilmesi ve harfiyen uymaları gerektiği tavsiyelerin bilinmesini daha kıymetli bulduğumdan, cevabı da onlarla bitireyim.

  • Sınıfta kullanılan komutlar basit, kısa ve net olmalıdır.
  • Çocukların işitsel ve görsel uyaranları bellekte tutabilmeleri söze dayalı materyalleri hatırlamaları güç olduğundan aileyle diyaloga geçip, evde derslere ilişkin soru-cevap tarzında zihin egzersizleri yaptırılabilir.
  • Çocuk, harfleri kopya edemeyebilir. Bazı geometrik şekilleri birbirinden ayırt edemeyebilir.
  • Bu çocukları eğitim faaliyetlerine katılmaya teşvik edin.
  • Çocuklarda işitsel algılama problemlerine normal çocuklardan daha fazla rastlanmaktadır.
  • İşitsel algılama problemi olan çocuklar, kapı ziliyle telefon zilinin sesini ayırt edemeyebilir.
  • Bu duruma dikkat edilmelidir.
  • Çocuklar başarısızlık beklentisi yaşadıklarından, onlara sınıfta söz hakkı verilmeli, derse katılımları sağlanmalı ve başarıları ödüllendirilmelidir.
  • Başarısızlığın üstesinden gelmeye hizmet edecek stratejilerin çocuğa kazındırılması gerekmektedir.
  • Çocuklar hoşa gitmeyen bir davranış gösterdiğinde, o davranışı ortadan kaldırmak için, davranış değiştirme yaklaşımına yer verilmelidir.
  • Bulunan yere, zamana, ortama uygun olmayan şekilde söz yakut davranışta bulunan kişinin, bu tür davranış ve sözlerini görmezden gelerek, onun bu ortamdan uzaklaştırılmasının sağlanması faydalı olacaktır.
  • Çocuklar, duygusal bozukluk gösteren çocukların davranış özelliklerini göstermektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuk çoğu zaman mutsuzdur. Kendini değerlendirmesi olumlu değildir. Sınıftaki çocukların kiminle oynadığı araştırıldığın da genellikle özel öğrenme güçlüğü olan çocukların görmezlikten gelindiği belirtilmektedir. Bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.
  • Öğretmen, özel öğrenme güçlüğü gösteren çocuğun hiperaktif olduğunu anlarsa sınıf içinde ortam düzenlemesine gidebilir. Öğrenciyi duvardan tarafa oturtarak ve sırasında yer alabilecek dikkat dağıtıcı unsurları ayıklayarak bu tip davranışları azaltabilir. Ancak bu tür düzenlemeler yapılırken, çocukla konuşularak yapılanların, cezalandırma için yapamadığı anlatılmalıdır.
  • Çocuğun, herhangi bir eyleme girişmeden önce düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç; öğrencinin kendisinin kullanabileceği stratejileri sağlayarak kendine yeterli ve bağımsızlığını kazanmış öğrenciler yetiştirmektir.
  • Okuduğunu anlamayı arttırmak için kendi kendini sorgulama tekniğiyle öğrenciyi destekleyen taktirler kazandırabilir. İlk olarak öğrenci kendisine "bu parçaya neden çalışıyorum" sorusunu sormak, ana fikirlerini bulup altlarına işaretleme, ana fikirlere ilişkin soru düşünüp yazma, soruya ve yanıtlarına tekrar bakıp, nasıl daha fazla bilgi sağlanabileceğini gösterilmelidir.
  • Özel öğrenme güçlüklerinin oluşmasını artıran ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların, yararı olmayan öğretmen tipi, tüm çocukların aynı şekilde öğrendiğini ve başarılı öğretim tekniğini sadece kendisinin bildiğine inanan ve bir tek öğretme sürecine yer veren öğretmendir.
Aralık 2017

Ece Naz Sonat  bu yazıyı beğendi:

Joseph Murphy Bilinçaltının Gücü Yazarı İle Tanışmam...

Joseph Murphy isimli bir yazar var adam Bilinçaltının Gücü diye bir kitap yazmış bir kişinin vasitasıyla edindiğim kitapta insanın mucizelerle dolu olduğu ve bilinçaltının gücünün insanları nerelere götürebileceğinden bahsetmekte.

Bilinçaltı denilen sınırsız zeka insanın inanması durumunda kendisine istediği hayata götürebileceği, bir kadın veya erkeğin istediği hem cinsi ile tanışabilmesi için yapılması gerekenlerden bahsetmekte.
Kendisi delicesine bilinçaltının gücü ile bozmuş bu güzel düşünceli Joseph abimiz bizlere de bu gücün neler yapabileceğinden bahsetmekte. Her insanın ufkunun genişlemesi için okumasını tavsiye ettiğim bir kitaptır.

İçinde maddeler ile sıralanan 20 madde var bunlar konuları ile ayrı sizlere terapi niyetinde destek sağlayan ve her konu sonunda sizlere madde madde özetleyen bölümlerden oluşmaktadır.

Bilinçaltının gücü ile anlatılmak istenen insanların kendi bilinçaltı ile konuşması sürecini ve ona ne ekersen onu biçersin öğüdünü temel edinmiştir uyku sürecinde yapılması gerekenleri kendini rahat bir şekilde hissedip gevşedikten sonra düşünsel moda geçip bilinçaltına bundan sonra olmasını istediklerini sunduğun ve uyku moduna girdiğin bir terapi modelidir. Buna örnek yoga yapılması, kimi dini ritüeller gibi vs konular diyebiliriz.

Kitapta bilinçaltının insan bedeninde nasıl çalıştığını özetleyen bir kısmında insan beyni alışkanlar üzerine kuruludur ve bu düzende yaşadığımız için alışkanlıklarımız artık otomatik hale gelmiştir ve bunu yapmakta zorlanmayız. Örnek olarak bir özelliğimizden hoşlanmıyoruz mesela zayıflamak isteriz ama zayıflamak denilen fiziksel boyuta ulaşmak için süre gelen alışkanlıklarımızı bırakamayız. Burada bizim yapmamız gereken şey öğrendiğimiz alışkanlıklarımız dışına çıkarak zayıflamak için öncelikle kilo verme aşamalarına geçmek bunlar arasında örnek spor yapmak, akşamları bir şey yememek gibi bunları her gün yapmaya başlıyoruz ve alışkanlık haline getiriyoruz. Sonrasında bu beynimizde 2. Kısma geçtiğinde yani otomatik hale gelene dek buna devam ediyoruz ve bizde artık değiştirilmiş bir alışkanlık haline geliyor.

Bİlinçaltının gücünün herkese faydalı olması dileğiyle. . .
Eylül 2017

Ece Naz Sonat bir yanıta alt yorum yaptı

Geçmişe doğru güzel bir yolculuk oldu, paylaşım için teşekkürler. :)
youtube.com/user/anatolianrockrevival bu link efsane sanatçıların şarkılarını barındırıyor kontrol etmenizi tavsiye ederim.. .
Eylül 2017

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Yazım kurallarını akılda tutmayı kolaylaştıracak bir yöntem var mı?

Akıl sahibi olmak iyi olabilir.
Eylül 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümünün önü açık mıdır? Hangi üniversitede okunmalıdır?

Bölümün önünün açıklığı sizin okuldan sonra ne yapmak istediğinize bağlı. Çeviri yapmaktan hoşlanıyorsanız sizin için uygun bölüm budur fakat Türkiye'de bu işi yapmak biraz zor çünkü çok küçük fiyatlara çeviri yapan öğrenciler/meslekle alakasız insanlar var. Freelance veya ek iş olarak yapmak kolay ama sadece çeviriyle geçinmek biraz zor oluyor, tabi bu size bağlı yine. Yurt dışı hayalleriniz varsa da unutmayın ki herhangi bir ülkeye gittiğinizde yapacağınız çeviri o ülkenin dilinden olacak yani bu dili çok iyi biliyor olmanız gerekecek. Ben İtalya'dayım ama genelde İtalyanca-İngilizce dil çiftlerinde olan çevirilerde İtalyan olmadığım için pek güven vermiyorum bu da işimi zorlaştırıyor. Ama çeviriyi ek iş olarak yaptığım için çok da sorun olmuyor. Umarım faydalı olabilmişimdir, daha fazla sorunuz varsa mesaj yoluyla ulaşabilirsiniz.
Eylül 2017

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

inploid şirketi kapatıldı mı?

Şirket, kurumsal yazılım geliştirme evi olarak faaliyetine devam etmektedir.
Eylül 2017

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Çok üzgünken insan kendini bırakmaması için neler yapabilir?

Kulaklığını tak hoşuna giden güzel hareketli müziğini aç ve koş sadece koş etrafına bakma koşarken düşün kimin üzüldüğünü ve neden üzdüğünü ve gelecekle ilgili hayal kur müzik bittikten sonrada hayalin için harekete geç
Ağustos 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

Alkol içeren farklı tarifleriniz nelerdir (votkalı jöle veya jelibon gibi)?

Vodkalı dondurma. Tarifi ise çok basit, istediğiniz aromada bir kutu dondurma, hindistan cevizi rendesi ve vodkayı blenderdan geçiriyorsunuz. Bir kutu dondurmaya yaklaşık 100 ml vodka katabilirsiniz, Tabi miktar size kalmış. :) Bundan sonra karışımı buzlukta en az 1 gece bekletiyoruz.
Farklı bir tarif değil kabul ama viskili tiramisu da efsaneler arasında.
Ağustos 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

Geçmişle geleceğin farkı nedir? Aynı şeyler midir?

Aslında ikisi de aynıdır, çünkü şu an ikisi de yoktur ama geleceği değiştirme ihtimalimiz vardır.
Ağustos 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

İçerik açısından kaliteli bir sohbetiniz olduğunu düşünüyor musunuz? Neden?

Kalite konusunda bir şey diyemem ama çok fazla çeviri ile uğraştığım için içerik açısından çok çeşitli sohbetlere girdiğim söylenebilir çünkü ister istemez değişik konularla ilgili bilgi ediniyorum. Tabi bu karşımdaki kişiyle etkileşimimize de bağlı. Çevrenizdekilerle olan muhabbetinizi sıradan olarak görüyorsanız muhtemelen size benzer insanlarla takılıyorsunuz demektir ki bu durumda sohbet sıkıcılaşabilir. Farklı insanlarla tanışmak bu yüzden önemlidir. Ama önemli olan sadece tanışmak veya boş muhabbet yapmak olmamalı. Karşınızdaki kişiyle sohbet ederken ondan öğrenebileceğiniz şeyler olduğunu unutmayın ve soru sormaktan çekinmeyin ki muhabbet daha akıcı bir hale gelsin.
Ağustos 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

Yalnızlık hissini nasıl yok ederiz?

Yalnızlık hissinin bu kadar kötü hissettirmesine ve yok edilmesine gerek yok. Neden herkes bu kadar şikayet ediyor yalnızlıktan bazen anlayamıyorum. Yalnızlığı sevmeye ve ona alışmayı deneyebilirsiniz. Ben geçmişte yalnızlık fobisi olan biri olarak şuan çoğu şeyi yalnız yapmaktan daha çok keyif alıyorum. Tek başına bir yere gidip içmek, yemek yemek, seyahat etmek de çok güzel olabiliyor. Hatta öyle bir noktaya geliyorsunuz ki artık etrafınızda insan görmek istemiyorsunuz. Ben dengeyi bir türlü sağlayamadım ama belki siz yapabilirsiniz :) Yalnızlık varsa zaten yok edilemez. . .
Ağustos 2017

Ece Naz Sonat bir yanıt verdi.

Çok üzgünken insan kendini bırakmaması için neler yapabilir?

Bu sorunun cevabı herkes için değişiklik gösterebilir bu yüzden herkes kendi tecrübesine göre yanıtlar vermiş.
Ben dibe vurduğum zamanlarda yalnız kalmayı ve evden çıkmamayı tercih ediyorum. Sanırım toparlanmaya ihtiyacım olduğunu anlamam için acıyı dibine kadar hissetmem gerekiyor. Bu noktaya ulaşmam çok da zaman almıyor. Sonrasında yoğun fiziksel aktivite ve dışarıda olmak çok iyi geliyor.
Üzgün olmak mutlu olmak kadar normal bir durumdur ve acıya direnmemeni tavsiye ederim. Güzel bir arkadaş çevresi ve müzik de süreci hızlandıracaktır.
Mayıs 2017

Ece Naz Sonat bu yanıtı beğendi:

Türkiye'nin gelişimine yardımcı olabilecek yerel projeler neler olabilir?

Türkiye'de teknolojik ve sanayi gelişmesi için;
TÜBİTAK'a 3,2 milyar lira
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 806.373.000
Toplam bütçe 499.863.202.000
Bilim, sanayi ve teknolojiye aktarılan pay binde yaklaşık 16.pay bu konuda tekelleşmiş ülkelere çok çok düşük bir bütçedir.
Buralara yatırımların daha çok olması gerekir.Gerçekten bu işi yapan özel kurumlara destek verilirse yerli teknoloji ve sanayi daha iyi duruma geleceğine inanıyorum.
Mayıs 2017

Ece Naz Sonat  bu yazıyı beğendi:

Ücretsiz Backlink Alma Yöntemleri

Sosyal İmleme
Sosyal imleme siteleri SEO için oldukça işe yarar. Geçen haftaki yazımda da en iyi sosyal imleme sitelerini paylaşmıştım. Oradaki listeye göz atabilirsiniz. Bu tarz sitelerde profil oluşturarak sitenizde yayınladığınız içerikleri buralarda paylaşın. Bu sayede siteniz backlink kazanır.

Forumlar
Sitenize paylaştığınız içerikleri alakalı forumlarda paylaşarak backlink elde edebilirsiniz. Ayrıca imzanıza sitenizin linkini ekleyerek de backlink kazanabilirsiniz.

Dosya Paylaşım Siteleri
Dosya paylaşım siteleri ile backlink kazanmak çok kolaydır. Bu sitelerde profil oluşturarak backlink alabilirsiniz. Ayrıca oluşturduğunuz dökümanların içine site linkinizi ekleyip bu sitelerde paylaşarak da backlink kazanabilirsiniz. Yakın zamanda bu sitelerle ilgili detaylı yazı yazmayı düşünüyorum, şimdilik en popüler olanları inceleyebilirsiniz; Issue, Slide Share, Scribd.

Misafir Bloglama
Ülkemizde pek yaygın olmasa da backlink kazanmak için sık kullanılan bir yöntemdir. Eğer alanınızla ilgili sıralamalarda yüksek sitelerde yazarlık yaparsanız bu sitelerden hem backlink hem de ziyaretçi kazanabilirsiniz.

Yorum Yapmak
Bir diğer dofollow ya da nofollow backlink kazanma yöntemi de yorum yapmaktır. Yüksek değerli sitelere yorum yaparak sitenize backlink kazandırabilirsiniz. Abartıya kaçmadan yaparsanız ve alanınızla ilgili sitelere yorum yazarsanız faydalı olacaktır.

Video ve Ses Paylaşım Siteleri
Oluşturduğunuz video ya da ses dosyalarını bu tarz sitelere yükleyerek backlink kazanabilirsiniz. Ayrıca bu sitelerde oluşturduğunuz profiller sayesinde de backlink kazanırsınız. En popüler video paylaşım siteleri; Youtube, Vimeo, en popüler ses paylaşım siteleri; Soundcloud, Last.fm, Pandora.

Dizinler
Site adresinizi dizinlere kaydederek backlink elde edebilirsiniz. Ücretsiz bir çok kaliteli dizin vardır. Bunlardan en popüleri DMOZ dizinidir. Buraya sitenizi kabul ettirmek biraz zahmetlidir ve DMOZ, site değerinin belirlenmesi için önemli bir ölçüttür.

İnfografikler

Son yıllarda infografikler oldukça popülerleşti. Eğer siz de infografikler hazırlayıp sitenizde paylaşırsanız başkaları bunları kendi sitelerinde ya da forumlarda paylaşacaklardır. Paylaşım yaparken sizin de sitenizi kaynak olarak gösterirler, bu sayede ücretsiz backlink kazanmış olursunuz.

Google+ Profili
Google+ profili oluşturup backlink kazanabilirsiniz. Yapmanız gereken şey profilinizin hakkında kısmını doldurmak ve site adresinizi yazmak.

Reddit
Reddit çok popüler bir sosyal imleme sitesidir. Sitenize eklediğiniz içeriklerin linkini burada ilgili kategoriyi seçip paylaşarak kolayca backlink kazanabilirsiniz.


Kaynak:aykutt.com/backlink-alma-yontemleri
Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Fotoğrafçılık

1937 Kişi   167 Soru

Sportif Dalış

43 Kişi   18 Soru

İngilizce

788 Kişi   107 Soru

Cumhuriyet Tarihi

51 Kişi   23 Soru

İspanyolca

29 Kişi   7 Soru

Osmanlı Tarihi

225 Kişi   47 Soru

Varlık Felsefesi

96 Kişi   47 Soru

Dil Felsefesi

25 Kişi   6 Soru

Moda

254 Kişi   53 Soru

Dil Eğitimi

563 Kişi   25 Soru

Moda Tasarımı

49 Kişi   11 Soru

Makyaj

66 Kişi   32 Soru

Turizm

89 Kişi   56 Soru

Yabancı Dil

1027 Kişi   102 Soru

Aşk

1213 Kişi   294 Soru

İnsan Davranışları

3807 Kişi   962 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2377 Kişi   175 Soru

Genel Kültür (Muhabbet)

3640 Kişi   280 Soru

Felsefe

1929 Kişi   500 Soru

Varoluş Hakkında

2884 Kişi   1061 Soru

Yabancı Filmler

933 Kişi   114 Soru

İnternet Teknolojileri

1253 Kişi   171 Soru

Psikoloji

2879 Kişi   966 Soru

Meslek Seçimi

804 Kişi   94 Soru

Yabancı Müzik

341 Kişi   44 Soru

Ahlak Felsefesi

249 Kişi   49 Soru

Edebiyat

972 Kişi   204 Soru

Yurtdışında Eğitim

869 Kişi   51 Soru

Gelecek Kaygısı

16 Kişi   10 Soru

Kaygı Psikolojisi

28 Kişi   11 Soru