Bilmek istediğin her şeye ulaş

Anı

Yaşam

Anı, kişisel yaşantının bütünü ya da belli bölümlerini ya da gözlemleri dile getirmek amacıyla yazılmış edebi metinler ya da kayıtlardır. Otobiyografi ile karıştırılabilen anı, ondan dışsal olaylara verdiği önem ile ayrılır. Anıda kişisel yaşam izlenimlerinin yanı sıra bu izlenimlerin dış boyutları da geniş olarak yer alır. Otobiyografide yazar öncelikle kendilerini konu edinirken anı yazarları çoğunlukla çeşitli tarihsel olaylarda rol oynamış ya da bu olayların yakın gözlemcisi olmuş kişilerdir. Bu kişilerin yaşadığı şeyleri bir defter ya da bir kağıda aktarmasıdır.

Mayıs 2019

Abdullah Gürel, bir soruya yanıt verdi.

Hayat size en çok neyi öğretti?

Her bir yeni bilgi öğrendiğimde ne kadar çok öğrenilecek yeni şey olduğunu.. .
Nisan 2019

Bora Kasap, bir soruya yanıt verdi.

Hayat size en çok neyi öğretti?

Benim gibi yazılımcıların ya da genel olarak analitik bir zihinsel gelişime sahip olanların anlamasının epey zaman aldığına inandığım bir hayat dersi: Aşağıda yazdıklarımı anlamam ve sindirebilmem 30 yılımı aldı

- Bir yanlışı düzeltmeden önce, o yanlışın istemsizce mi yapıldığını yoksa bilinçli olarak mı tercih edildiğini araştırın. Söz konusu yanlışın ortaya atıldığı ve işlevselleştirildiği fiziksel veya soyut sistem, bazı doğruları dışlıyor olabilir. Muhakkak sizlerin de başına gelmiştir... Öylesi sistemler mevcuttur ki, içlerinde doğrular varlıklarını sürdüremez. Esasen doğrular, ideallerdir. Fakat idealler asla ulaşılamayan logaritmik hedeflerdir.

- Yanlış bir sistemin yanlışlığı spesifik bir "düşünce biçimi"ne görelidir. Yanlış bir sistem, spesifik düşünce biçimleri için biçilmiş kaftan olmasa dahi, büyüyebilmiş ve varlığını sürdürebilmiş olması sebebiyle, hayatta kalma konusunda sözde doğru sistemden daha başarılıdır. Doğru sistemin ve dolayısıyla doğru düşünce biçimlerinin büyüyüp gelişebilmeleri için ön koşul, hayatta kalmalarıdır.

- Görünen o ki azami doğru ideallerin ve düşünce biçimlerinin büyüyüp gelişebilecekleri bir ekosistemin oluşabilmesi için, yanlışların ön ayaklığına muhtacız.

- Toplumun ekonomik ve zihinsel olarak hiç müsait olmadığı yanlış zamanda pazarlanan bir ürünün yaşayacağı başarısızlık gibi, azami doğruların da hayata geçmeleri için beklemeleri gereken bir süre mevcut.

- Kısaca; yanlış zamanda ortaya atılan bir doğru, davranışsal yönden "yanlıştır".
Şubat 2019

Kadirtelli, bir soruya yanıt verdi.

Hayat size en çok neyi öğretti?

Hayat Bana Ne Öğretti ? Hayat bana eksileri ile artıları, iyileri ve kötüleri ile zor şartları ve kolaylıkları ile mücadele ederek yaşam azmini öğretti. Ders niteliğinde ki acı tecrübeleri ve güven duyabileceğin dostlukları öğretti. Sahte yüzleri masum duruşları, art niyetli insanlara rağmen iyi dürüst güzel insanlarında var olduğunu öğretti. Dünya da tek "Benim" olmadığını bizim olgusunu öğretti. Hayat bana herşeye rağmen her şey ile mücadele etmeyi öğretti. Doğrunun yanında olup; haksızlığa karşı durmayı, Dünyada sadece insanoğlunun yaşam hakkının değil tüm canlı ve bitkilerin aynı haklarla yaşam hakkı olduğunu öğretti. Saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü ve tahammülü öğretti. Şükretmeyi öğretti. ... . . .
Ocak 2019

Melek Özaslan, bir soruya yanıt verdi.

Ocak 2017

Melek Özaslan, bir soruya yanıt verdi.

Neden unutulmaya mahkum anlarımız için, kötü şeyleri unutulmaz hale getiririz?

:) Belki de acılar, bizi biz yaptığı içindir. Bu nedenle hatırlarken hızlanır, unuturken yavaşlarız.
Ocak 2016

Siran Camgöz, bir soruya yanıt verdi.

Neden unutulmaya mahkum anlarımız için, kötü şeyleri unutulmaz hale getiririz?

Insanoğlu belki de en fazla kendine acımasız davranır. Bu yüzden unutulması gereken şeyler hep şu yüzünde bekletilir. Insanın bilinçli yapmadığı birşeydir belki ama bilinçaltı durmaksızın çalışır. Tekrar kanamamak için eski yaralar hep kanatilir.
Aralık 2015

Seyda Kartal  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ağlama Dur

Bu mevsimlerde hep böyleydim, daha durgun daha duygusal daha derindim. Kimseye anlatamadığım her ne varsa bir köşeden izlediğim buğulu cama dalar anlatırdım içimdekileri, şarkılar dinler sözlerini aklımda milyonlarca kez yorumlar yazıldığı duyguları hissetmeye çalışırdım. Bu mevsimde bu şarkıya takıldı aklım nasıl ne derinlikte yazılmış hala kavrayamasamda her dinleyişim ayrı bir tad.. Benim için Ahmet Kaya'yı anlatan tek tanım; kimsenin anlayamayacağı bir derinlikte yaşaması oldu şüphesiz..




Bir ince pusudayım,

Yolumun üstü engerek
Bir garip akşamdayım
Sırtımı gözler tüfek

Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
O masum gözlerine bakamam firardayım

Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim

Beni vur beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın
Bu sevdamsın ama sen ağlama dur.

Beni vur beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur.
Dağılsın dağlara dağılsın
Bu öykümüz ama sen ağlama dur.

Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek

Aah senin ellerine uzanamam yerdeyim
O masum hayallere varamam ölmekteyim

Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim

Beni vur beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın
Bu sevdamsın ama sen ağlama dur.

Beni vur beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur.
Dağılsın dağlara dağılsın
Bu öykümüz ama sen ağlama dur.
Aralık 2015

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Doğduğunuz kuşaktan aklınızda kalan ortak çocukluk anıları nelerdir?

Seksenlerde çocukluğumu, doksanlarda ilk gençlik yıllarımı yaşadığım için bizim kuşağın anıları televizyon ve radyo ile ilgiliydi. O yüzden bizde pek 'ortak' anılar olmuyor. Ortak yaşadıklarımız, örneğin tv'de Kara Şimşek dizisinin o günkü bölümünü izledikten sonra hemen sokağa çıkıp aramızda kritik yapmak gibi şeylerdir. Walkman ismi verilen kasetçalar piyasada yaygınlaşınca herkes kendi tercih ettiği müziği dinler oldu, bu dahi bir şeyin ortak yaşanmasını ortadan kaldırmaya örnek olarak verilebilir. Bazı evlerde video cihazı vardı ama videosu olan evde toplanmaya vakit bulamadan çok kanallı yayınlar başladı. Ardından frekans kapma yarışında olan özel radyo istasyonları geldi. Bu olurken radyo alıcı cihazlar küçüldü, herkes, tıpkı Walkman de olduğu gibi kendi dinlemeye başladı radyosunu. Bireyler, sanki yayın istasyonlarını paylaştılar kendi zevklerine göre.

Galiba ortak yaşadığımız az şey arasında, her evde kolay kolay bulunmayan ve genellikle oyun oynamaya yarayan bilgisayar konsollarıydı, örneğin Amiga, Commodore gibi.
Haziran 2015

Simay Ayan, bir soruya yanıt verdi.

Doğduğunuz kuşaktan aklınızda kalan ortak çocukluk anıları nelerdir?

En çok tasosu olan kimse tek kıskandığım çocuk olarak tarihe geçti.
Ekim 2014

Banu Büte, bir soruya yanıt verdi.

Hayat size en çok neyi öğretti?

Savaşmak zorunda olmadığımızı, her zaman bir başka seçenek olabileceğini ve iyi niyetle, safiyetle bakanların bunu görebileciğini. Bunu görebilenlerin bu yolu seçme ve böylece göremeyenlere her zaman bir başka seçenek olabileceğini gösterme sorumluluğunda olduklarını.
Ekim 2014

Düşünce Hırsızı, bir soruya yanıt verdi.

Ekim 2014

Düşünce Hırsızı, bir soruya yanıt verdi.

Unutamadığınız ibret verici bir hikayeniz var mı?

Yıllar öncesiydi. O zamanlar dostluk ile arkadaşlık; akıl ile cehalet; bugün ile gelecek arasındaki farkı pek bilmezdim. Sonradan anlayacaktım ki öğrenmeye başlamak için zor bir yol seçmişim. Kader beni geleceğin körlüğünde duran bugüne çivilemiş, cehalet bu işin çekiciyken, akıl da çiviyle delinen duvarın kendisi kesilmiş.

Hal böyleyken çekicin her bir darbesinde kaybolan aklım, arkadaşlığın kendisini dostluk olarak görmeye başlamıştı. Darbe darbe üstüne gelirken, artık tamamen akıldan yoksun bir dürtü yumağına dönüşmüştüm. Ve artık karşımdakinin tamamıyla dost olduğuna inanır olmuştum. Tıpkı çivinin duvarda açtığı deliğe yerleştiğinde derin bir karanlıkta hapis kalması gibi, benliğim de kendi karanlığında hapis kalmıştı ve gerçekleri bir kenara bırakıp, hayallerin peşinden avcı misali yola çıkmıştı.

İzler bir süre sonra tükendi. Ancak ortada ne vardı ne de onu avlamaya takatı kalan bir avcı. Ancak gerçeklere aç olan benliğim halen yanı başımdaydı ve de giderek guruldamaya başlamıştı. Nasıl dayandım bilinmez ama bir zaman sonra buldum avın kendisini. Sonra anladım ki avlanan ben iken, avcıydı kendisi. Ve dedi ki avcı: "Halen anlamadın mı? Ben bunu yapmaktan zevk alıyorum. "

Bir anda çiviyi dışarı itiverdi duvar. Zira çivi de artık durmak istemiyordu o derin karanlıkta. Uzun zaman sonra ilk kez ışığı tüm benliğinde hissediyordu çivi. Çekiç mi? Gideli çok olmuştu.
Ekim 2014

Redcat, bir soruya yanıt verdi.

Ekim 2014

Mustafa Kemal Taştekin, bir soruya yanıt verdi.

Unutamadığınız ibret verici bir hikayeniz var mı?

90 lı yıllarda Afganistan sınırlarında bir yerlerdeyken küçük bir kasabada konaklamıştım. Kükürt fabrikası varmış kasabada. Bu nedenle içme suları tuzluydu. Öyle içiyorlardı. Tabi biz de içtik haliyle.
Daha fazla

16 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.