Bilmek istediğin her şeye ulaş

Anne Ve Bebek

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Mart 2016

Gökhan Biçer  yeni bir  gönderide  bulundu.

Vietnamlı İkizlerin Babaları Farklı Çıktı Haberi ve Son Dakika Haberler Mynet

Vietnamlı İkizlerin Babaları Farklı Çıktı haberi ve daha fazla haberler için hemen tıklayın! En güncel haberler ve son dakika haberleri Mynet Haber'de!
Aralık 2015

İbrahim Öztürk  yeni bir  gönderide  bulundu.

Çocuk " Ben bana verilenim" der.

Anne karnında çocuğun gelişimi ve şahsiyet eğitimi başlar ve bu süreç yaşam boyu sürer. Yaşam boyu gelişiminde ve şahsiyetinin oluşumunda ise çevre dışında üç önemli unsur vardır. Bunlar Oyun Terapisi uzmanı Prof. Dr. Byron Norton'un dediği gibi “Bir çocuğun üç ebeveyni vardır; biri annesi, diğeri babası üçüncüsü ise anne ile baba arasındaki iletişim/ davranış. Bu üçüncü ebeveyn çok etkilidir.” Biz burada çocuğa etki eden üç ebeveyden anneye, biraz daha özelleştirip doğum öncesi duruma dikkat çekmeye çalıştık.

Çocuk doğuma kadar annenin etkilendiği olaydan, anne baba münasebetlerinden ve annenin süreç içerisinde yaşadığı duygu durumlarından etkilenmektedir.

Nitekim bebekler 5. aydan itibaren bizleri duyarlar ne söylediğimizi anlamasada ses tonumuzu ayırt edebilirler. Ses tonumuzdan stresli, gevşemiş ve mutlu olduğumuzu anlarlar. Yine bu dönemde yani anne karnında olan bebekler seslerden de etkilenir ve en çok duyduğu ses ise annenin kalp atışının sesidir. Bu durumda Bebek annenin kalp atış hızına göre de annenin o an ki duygusuna bağlı olarak etkilenir. Bu durumu destekler biçimde 1960 yılında yapılan bir araştırmada , bir hastanede yeni doğan bebeklere, yetişkin bir insanın kalp sesleri dinletildiğinde bu bebeklerin çoğunun ağlamayı kestikleri ve bir bölümünün uykuya daldıkları gözlemlenmişti. Yine bir çoğunuz farketmiştirsiniz ki anneler bebeklerini uyutmak için hep göğüs hizasında yani bebeğin kalp atışı sesini duyacağı hizada tutarlar bu durum bebeğe güvende olduğu hissiyatını verir.

Ayrıca annenin salgıladığı hormonlar bebeğe ulaşır onu etkiler. Mesela Seratonin hormonu salgılandığında o hormon anneyi nasıl etkiliyorsa bebeği de belli bir ölçüde etkiler. Anne hangi duyguyu yaşamış ise o duyguyu bebekte yaşar ve o durumdan etkilenir. Buna bağlı olarak çocuk bizim etkilediğimiz, bizim verdiğimiz özelliklerden başka biri değildir. Çocuk "ben bana verilenim" der ve haklıdır da.

Özet olarak anne karnında ki bebek her ne kadar dış dünyayı görmese de dolaylı yollarla dış dünyayı, anne baba münasebetlerini, annenin duygu durumunu anlayabiliyor. Bundan dolayı anne doğum öncesi süreçte çocuğa ne veriyor yani hangi duyguları yaşatıyor buna dikkat etmesi gereklidir.
Ekim 2015

Sedef Say, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bu konuda din ve hukuksal boyutu yanyana getirmek fazlasıyla anlamsızdır.
Aile kurumu devletin kontrol edebileceği şekilde yani pembe/mavi kimliki, birbirleriyle iyi günde kötü günde birlikte olamak için resmi ve toplumsal bir anlaşma imzalayan iki insanın adımlarını attığı ticari ve sivil bir kurumdur.Devlet, bireyler üzerindeki kontrolünü erkeğe 'aile babası, evin direği' kadına ise 'evin dişi kuşu, ayaklarının altı cennetlik anne' gibi gayet sade ve kültürel bir yerleşimi olan roller vererek, milli değerler ve bayrak gibi yüceltip kutsallaştırarak, kendi küçük piyonlarını oluşturarak sağlar. Elbette bu kurumun ileride kendi ailesini kuracak, ailesinin devlet ve toplumdan devşirdiği değer ve kutsalların taşıyıcısı olacak, ileride de bunu kendi kurduğu ailesine aşılayacak, askere gidecek, ağlamayacak, 3 büyüklerden birinin fanatiği olacak, mangalı yelleyecek bir erkek olacak ve ev hanımı olacak, normal doğumla 3 çocuk doğuracak, tecavüze uğrasa bile doğuracak, hamileyken sokağa çıkmayacak, çıktığında ise yüksek sesle kahkaha atmayacak, mini etek giymeyecek iffetli bir kadınla evlenecektir ve yine askere gidecek, şehit olacak, sigortasız çalışacak, emeği sömürülecek, ekmek almaya giderken vurulacak, okulundan çıkıp evine giderken tecavüze uğrayıp yakılacak, doğranacak, fulltime evhanımlığı yapacak kız ve erkek çocuklar yetiştirecektir.
Eğer toplum/aile/iktidar ilişkisinin bu döngüsünü anladıysak..'TAŞIYICI ANNELİK' kavramına gelelim. Bu olay eskiden el altından yürütülürken şimdilerde sperm bankası, tek gecelik ilişki, evlat edinme, eşcinsel çift başlıklarıyla da birbirine bağlanmaktadır. Toplumun içinde tek bir aile yani anne baba çocuktan oluşan bir aile tanımını kabul etmeyen, başka varoluşları kabul eden sivil ülkelerde taşıyıcı annelik serbestisi ve en önemlisi 'civil partnership' -sivil partnerlik- serbestisi de vardır. Yani kendi sivil haklarını, mirasını, evini, sigortanı paylaşmak istediğin insanla cinsiyetin ya da ilişki kavramın orgulamanmadan aile olmak, o kişiyi ailenin bir ferdi haline getirmek hakkın vardır. Devlet sana yine bir çerçeve ve sınır verir fakat çerçeve biraz daha geniştir.
Bu durumda, kendi biyolojik kodlarını taşıyan çocuğa anne babalık yapamayan, onu gözden çıkaran ve hukuki olarak aile tanımına uyan, kendi genetik kodlarını taşımasa da çocuğu kendi ailesi, ferdi olarak gören aileleri karşılaştırdığımızda aslında aile, çocuk ve sahiplik ilişkisine etik veya duygusal açıdan çok , 'tapu' ve 'mal sahibi' ilişkisinden bakıldığını söyleyebiliriz. Bu durumda kimin 'resmi' olarak bizim ailemiz olabileceğini söyleyen devlet, çocuğumuzu da nasıl yapacağımızı (tabiki misyoner pozisyonunda! -yargıtayın yalancısıyım-), ya da kimi çocuğumuz olarak göreceğimizi de söyleyecektir.
Taşıyıcı annelik vardır, tıpkı seks işçilerinin olduğu gibi, kendi bedenini kiralayan ya da satan kadınlar vardır. Bu hizmeti satın alacak ya da gönüllüsünü bulacak aileler vardır.Seks işçilerine giden aile babalarının da olduğu gibi.Baktığımızda devletin onları neden bu kadar tehdit olarak gördüğünü, dışladığını, hasta ve ahlaksız olarak atadığını anlayabiliriz. Verdikleri hizmet karşısında vergi ödemeyen, fatura kesmeyen ve bunu yaparken kendi bedenini kullanan, kendi bedeniyle ne yapacağını devlete sormayan, gözetlenemeyen, kontrol edilemeyen, kaydı tutulamayan bir kesim mevcuttur. Olmalıdır da.
İleride altkültürümüzü, sokağımızı, sokakta yaşayan çocukları, seks işçilerini, eşcinselleri, transları, bekar anneleri, pembe tişört giyen, küpe takan erkekleri, askere gitmeyi reddedenleri, evladı öldüğünde 'vatan sağolmasın, bir çocuğum daha olsa onu da feda etmeyeceğim' diyen onurlu anne babaları sahiplendiğimizde, nefes alabilen bir toplum olacağız.
Mayıs 2015

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Doğum için bir kursa gitmek sizce gerekli midir?

Kesinlikle gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. Doğum kurslarının ücretleri her gebe için uygun olmayabilir ancak artık her devlet hastanesinde gebe okulları mevcut. Burada ebeler gebelere doğum doğum sonu gerekli danışmanlığı sağlıyor. Danışmanlık hizmeti alan bir gebe ile almayan biri doğum masasında çok farklı oluyor. Daha bilinçli ne yapması gerektiğini bilir halde oluyor. Bu da hem doğum ekibi hem de gebe için avantajdır. Sınava son dk ders çalışmak gibi son dk öğretilen egzersizler, doğru nefes alma, ıkınma genelde bilinci ağrı ile kapanmış gebe de pek işlemiyor. Ayrıca doğum sonu bebeğini emzirme, besleme, hijyen gibi bilgiler için önceden eğitilmiş olması gerektiğini düşünüyorum. Postpartum depresyonu engelleyicidir. Bebeğine yetersiz ve bilinçsiz anneler yerine bilinçli anneler olmalı.
Mayıs 2015

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Daha önce olduğum kürtajlar gebeliğimi nasıl etkiler?

Küretaj sonucu uterusun endomeetriumuna zarar vermediği sürece diğer gebeliklerin etkilenme oranı fazla değildir. Ancak bu küretaj sayısına, sterilliğine göre değişir. Oluşacak diğer gebeliklerde yapışıklık gelişebilir buda missed abortus dediğimiz ölü fetüsa neden olabilir. Ya da endometrium zararı sonucu plasental anomaliler görülebilir. Plasenta previa gibi. . .
Mart 2015

Seda Kuyucu, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Direkt olarak soruya yüzümü çevirdim. (Allah göstermesin) Çocuğum olmazsa, evlat edinmeyi düşünürüm. Diğeri o kadar mantıksız ve ilkel bir yöntem ki, düşünmek bile istemiyorum.
Mart 2015

Arif N., bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Şimdi demişler ki; döllendirilecek yumurta ve sperm nikahlı eşlere ait olmazsa, ya da döllenmiş yumurta, başka bir kadının rahminde gelişirse; zinadır, caiz değildir,islam'a uygun değildir.

iyi de; neye göre diyorsunuz bunu? İslam'ın kurallarının öğrenildiği yer kur'an-ı kerimdeğil mi? kur'an'ın indirildiği zamanda; yumurta ve spermin başka bi yerde döllenmesi, başka bi rahimde büyümesi gibi bir teknoloji var mıydı? Takdir edersiniz ki yoktu. Doğal olarak, buna dair üzerinden yorum yapabileceğimiz herhangi bir ayet var mı? Zina sayılması için ortada cinsel ilişkinin olması lazım; tüp bebek ve taşıyıcı annelikte böyle bir durum var mı, e o da yok. nikahsız biriyle yaşanan cinsel ilişki zina sayılınca; yumurtanın döllenmesinin ancak ilişkiyle mümkün olduğunu baz alarak buna da zina denmiş muhtemelen ama baya olay o değil aslında.

şimdi din evrenseldir, zamanın ötesindedir argümanı burda o kadar yersiz kalıcak ki, kabul edemeyeceğim; çünkü üzerinden yorum yapabileceğimiz, buna muadil bi kural yok kur'an'da; olsa ordan alıntı yaparlardı zaten. E bu da "internet bütün kötülüklerin anasıdır" ne bileyim, "başka gezegenlere gitmek caiz değildir, çünkü bize bu dünya'da yaşamak uygun görüldü" gibi bir iddia oluyor bu da; çağın şartlarına göre kafasına göre yorum yapmak da, diyanet işleri gibi bu ülkede yaşayan müslümanların çoğunun mutlak doğru kabul edebileceği bi kuruma yakışmıyor bence
Şubat 2015

Artpro, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Annelik gibi kutsal bir kavrama soğuk bir yaklaşım ya...
Her türlü imkanların insana sunulduğu bir çağdayız ama bazı değerler korunmalı diye düşünüyorum.
Şubat 2015

Gizli Kullanıcı, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Çocuk dediğin bir aşk ürünü olmalıdır. Sırf bu olayı ticarete döndürerek başka birisinin bedenini kiralamak bence saçma... Çocuğun olmuyorsa bir yetimhaneye de pek ala gidebilirsin. Bu çocuğu ben yapmadım sahiplenemem ya da ya ileride öz çocuğum olursa gibi bir cümle kurabiliyorsan zaten bence bir çocuk haketmiyorsun. Hatta hak etmediğin gibi kendi boktan fikirlerini aşılayacak olduğun bu çocuk ileride memlekete sıkıntı dahi olacaktır. Dini olarak, kusurlu olan taraf kadınsa, sen erkek olarak 4 taneye kadar paşalar gibi alabiliyorsun. Eğer kusur erkek tarafındaysa ki asla ama asla böyle bir şey olmaz da, hadi diyelim ki oldu. O zaman da dinen belki tüpe zorlarsın. Artık testislerden bile sperm almak mümkün oda olmuyorsa, tohumu attık ama tarla fidan vermedi der sırıta sırıta gezinirsin. Bir insan neden taşıyıcı anneden çocuk sahibi olmak istesin ki, bir türlü aklım almıyor. Sana benzemiyor diye bir bebeği sevmemek ya da kabullenmemek nasıl bir şeydir. Zihniyetine tükürdüğümün dünyası. . .
Ocak 2015

Gonca Köse  yeni bir  gönderide  bulundu.

Anne Yaşı ve Down Sendromu İlişkisi

Down sendromu ( trizomi 21 ) 21. Kromozomda meydana gelen mutasyon sonucu oluşan genetik hastalıktır. 800 doğumda bir down sendromu ile karşılaşılmaktadır.

Mayoz bölünme esnasında annenin ya da babanın homolog kromozomlarında ayrılma olmaması durumu 47, +21 karyotipli bireylerin oluşmasına neden olmaktadır.

6185

Fiziksel özellikleriyle ilgili daha önce yanıtladığım soruyu inceleyebilirsiniz.Down sendromu nedir?
Ayrıca ilgili yazıları da inceleyebilirsiniz.

Annenin yaşı arttıkça Down sendromu riski artmaktadır. Şöyle ki anne yaşı 30 iken 1000'de bir olan risk 40 yaş için 100'de 1'e çıkmaktadır.

NEDENLERİ: Bir kız bebek dünyaya geldiğinde ilk oositleri ( olgunlaşmamış gamet) oluşmaya başlar. 30-40 yaşına gelindiğinde kadınlar 10 ya da 20 yıl öncesindekinden daha yaşlı ve mayoz bölünmeye daha fazla maruz kalmış yumurta üretirler. Bu da mayoz bölünme mutasyonu olan down sendromuna zemin hazırlamaktadır.
6185

Ayrıca erkeklerin yaşı ile ilgili bir bağ da olabilir. Onun hakkında tam olarak somut bilgim yok. Onu da araştırmakta fayda var. Yaş ilerledikçe, beslenme, alkol ve sigara kullanımı, mevcut hastalıklar gibi faktörlerin mayoz bölünmeye ola etkilerini de değerlendirmek gerekli.
Aralık 2014

Kardelen Kuruçay, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Ben böyle bir şeyi kabul dahi etmiyorum. Anne kavramı çeşitli sıfatlar eklenerek kullanılamaz. İnsanı doğurup büyüten kadına anne denir. Diğer 'taşıyıcı anne' kavramı olayı iyi açıdan görmemiz adına konulmuş bir isimden ibarettir. Hukuki, dini, duygusal boyutunu geçin vicdan açısından bu mümkün olmaması gereken bir şey.
Aralık 2014

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Taşıyıcı annelik özetleme yaparsam kiralık rahim gibi bir durumdur. Anne ve babadan gelen yumurta ve spermin başka bir kadın bedeni tarafından taşınmasıdır. Bunun bir kaç türlüsü mevcut oluyor. Şöyle ki birinci durumda anne ve babanın spermi başka bir kadına yerleştirildiği gibi, annenin yumurtasının elverişsiz olduğu durumda direk başka bir kadınla cinsel ilişkiye girerek döllenmenin sağlandığı durumlarda mevcut. Yani direk kadının başka bir kadınla aldatıldığı ve buna taşıyıcı annelik denildiği yöntem. ( Bunun tam tersi olduğunu düşünsenize bir kadının başka bir erkekle bu işi görmesi ve kendi kocasının bunu kabul etmesi.. İmkansız gözüküyor ama erkek yapınca doğal...)
Hatta taşıyıcı annelik abartılarak 5 kişiden oluşan bir grupla da yapılabiliyor. Şöyle ki başka birinin spermini ve yumurtasını alıp kendi yumurtası ve spermi gibi sahiplenip bunu birde taşıyıcı anneye taşıtan bir toplulukta var. Amaç sıfır kilometre bebek elde etmek. Şaka gibi... Çocuk esirgeme kurumlarında binlerce çocuk varken....

Gelelim konunun hukuki boyutuna tabi ki bu durum bizim ülkemizde yasal değil.. Çünkü bebek doğuran kadınındır. Yasalarımızda babalar çocuk benim değil diyerek red ve kabullenme talebinde bulunurken kadınlar için bu söz konusu değildir. Ama yapılmıyor mu? Tabi ki yapılıyor. Özellikle kıbrısta bu işlem yaygın olarak yapılıyor. Asıl anne ve baba taşıyıcı anne ile aynen bir daire kiralar gibi sözleşme yapıyor. Bebeğimiz içerdeyken iyi besleneceksin. Sigara alkol içmeyeceksin gibi...

Dini boyutu hakkında pek bir bilgim yok. Caiz midir değil midir konuları derin sanırım. Müslüman bir ülkede ayıplanacak bir konu oluyor. Kendi kızına, baldızına ensest ilişki düşünen sapkın bir toplum için ne kadar ahlaksız bilemiyorum...

Benim en çok ilgilendiğim işin kısım duygusal boyutu.. Bebek genetik özelliklerini anneden ve babadan alıyor olabilir ancak 9 ay boyunca annenin yediğini yiyip, onun yaşadığı mutluluğu stresi yaşayacak.. Onun hormonları bebeği hep etkisi altına alacak. Bu bebeğe tamamen yumurtayı verenindir diyebilir miyiz? Doğum anından sonra bebeklerin anneye verildiği ilk dakikalarda anneye bağlanma aşamasını taşıyıcı anneyle yaşaması onun kokusunu alması gibi önemli olayları kendi annesi ile yaşamaması ne kadar kendi annesine bağlı olmasını sağlar? Gerçi bu konuda ben duygusal yaklaşıyorum bir bebeği taşısam ona nasıl bağlanırım bu açıdan bakarak yazıyorum ama taşıyıcı annelik yapan kadınlar tamamen bu işin ticareti yapıyor. Bebeğin doğumdan sonra direk alınmasını talep edip emzirmek bile istemiyorlar. Emzirmek deyince anne sütünden mahrum kalacağını da dip not olarak belirtim. Hatta bazı taşıyıcı annelerin ben çok kilo aldım uyuyamıyorum diyerek 8. Aya gelindiğinde sectio ile bebeğin alınmasını talep ettiği oluyor.

Geçen günlerde izlediğim şu haberi sizlerle paylaşayım; özetle kadınlar eşleriyle birlikle ticarete atılmış. Şuan da size yardımcı olamayacağız 1 ay sonra uygun olacağız gibi telefon konuşmaları yapılıyor.. 50-100 bin tl gibi kiralık rahimler bulunuyor...

Taşıyıcı Annelik
Aralık 2014

Suat Köroğlu, bir soruya yanıt verdi.

Taşıyıcı annelik hakkında dini, hukuki ve duygusal boyutları yorumlarsanız sizler bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Taşıyıcı annelik kurumu Türk tıp hukuku literatür kapsamına alınmamıştır. Bunun sosyolojik ve kültürel bir çok etkeni olduğu söylenebilir. Türk kültürel aile yapısının etkilerinden tutun, kukuki soybağı tespitine, medeni hukuğun soybağı ve aile birliğini korumaya yönelik diğer bir çok hükmüne kadar uzanan, toplumsal yaşayışca benimsemesi gereken ve henüz Türkiye'de benimsenmeyen alternatif çocuk sahibi olma yolu olarak özetlenebilir bu kurum. Tercih sebepleri ise, kadının doğurtkanlık özelliğinin olmaması veya bu özelliği olmasına rağmen vücut yapısının bozulmasından endişe duyulması denebilir. Tabi bu iki ihtimalle de birlikte bulunması gereken en önemli şık, başvuran kişinin varlıklı olması. Etikliği konusuna gelince, salt bir birey olarak baktığımda, pek adil ve insancıl bulmadığımı söyleyebilirim.
Temmuz 2014

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

Anne sütü neden kesilir? Alınması gereken tedbirler nelerdir?

En sık nedeni bebeğin süt emmemesidir. Bebek süt emmeyince göğüs kendini bu duruma uyarlar ve süt gelmesi zorlaşır. Bu da aslında bebeğin erken doğum gibi nedenlerden ötürü dudaklarının güçsüzlüğünden kaynaklanan emememe sorunundan oluşur. Tedbiri ise bebeğin memeye tutunmasını sağlamak, eğer olmuyorsa süt çekme aletlerinden temin ederek bebeği bu şekilde anne sütüyle beslemektir.

Ayrıca sütü azaltan durumlara da dikkat edilmesi gerekir. Maydanoz, nane, adaçayı, nişasta unu, sirke, limon suyu, şalgam, arpa, mısır, aşırı tuz tüketimi gibi beslenmeler sütü azaltabilir veya kesebilir. Beslenme konusunda olduğu gibi ruhsal sağlığa da dikkat edilmelidir zira stres, depresyon gibi durumlarda da süt kesildiği görülmüştür.
Daha fazla

18 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.