Bilmek istediğin her şeye ulaş

Atatürk İlke Ve İnkılapları

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Kasım 2011

Solsoledo @Yersinios

Bugünün (1 Kasım) harf inkılabının 83. yıldönümü olduğunu biliyor muydunuz?

Bir "yıldönümü" gibi kutlanmıyor, ama cumhuriyetin bile kutlanmadığı bir ülke haline gelen yurdumuzda özellikle (bütün Atatürk devrim ve inkılaplarının) kutlanması gerektiğine inanıyorum...
Şubat 2013

sevgiyletarifler.com'>Ozlem Yalcin @hijyenkolik

Atatürk'ün ekonomi alanında yapmış olduğu çalışmalar ve yenilikler nelerdir?

  • Türkiye İş Bankası açılmıştır. (1924)
  • İzmir İktisat Kongresi yapılmıştır. (1923)
  • Tarım Kredi Kooperatifleri (1863 - 2001) modern bir Kooperatif anlayışına Cumhuriyetin ilk yıllarında 1924' de kavuşmuştur. 1924 yılında çıkarılan "İtibari Zirai Birlik Kanunu" 1929 yılında çıkarılan 1470 Sayılı "Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu" 1935 yılında kabul edilen 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu ile bu sağlanmıştır. Bu Kanunun kabulünden sonra Atatürk, Tekirçiftliği Tarım Kredi Kooperatifine 1 numaralı ortak olarak bu alanda önderlik etmiştir.
  • Çiftçi tarıma, üretici sanayiye teşvik edilmiştir.
  • Aşar Vergisi kaldırılımıştır. (1925)
  • Kurulan Ticaret ve Sanayi Odaları için yasa çıkarılmıştır. (22 Nisan 1925 tarih ve 655 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları Yasası )
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

Laiklik nedir?

Devlet düzeninin ve hukukun, dine değil aklî değerlere göre sağlanmasına laiklik denir. Fakat bu demek değildir ki devlet dini reddeder. Bilakis devlet kişilerin inançlarına vicdani hak ve özgürlükler kapsamında saygılıdır. Bu yönüyle laiklik aynı zamanda vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü garantiye alır.

Türkiye'de laiklik belirli süreçler sonrasında tam anlamıyla yerine oturmuş ve ana yasaya bir kural olarak eklenmiştir. Bu süreçler:
  1. Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
  2. Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
  3. Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
  4. Şer’iye Ve Evkaf Vekâleti’nin Kaldırılması (1924)
  5. Tevhid-İ Tedrisat Kanunu (1924)
  6. Tekke, Zaviye Ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)
  7. Medeni Kanun’un Kabulü (17 Şubat 1926)
  8. Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanunun Kabulü (1926)
  9. Medreselerin Kapatılması (1926)
  10. “Devletin Dini İslam’dır” Maddesinin Çıkarılması (1928)
  11. Kılık Kıyafet Kanunu’nun Kabulü (3 Aralık 1934)
  12. 1924 Anayasası’na Laiklik İlkesinin Girmesi (1937)
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı

Hukuk alanında yapılan inkılaplar nelerdir?

  1. Şeriye Mahkemelerinin Kaldırılması ve Yeni Mahkemeler Teşkilatının Kurulması Kanunu (8 Nisan 1924)
  2. Türk Medeni ve Borçlar Kanunu (17 Şubat 1926)
  3. Ceza Kanunu (1926)
  4. Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu (1927)
  5. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (1929)
  6. İcra ve İflas Kanunu (1923)
  7. Kara ve Deniz Ticareti Kanunu (1926-1929)
Temmuz 2013

Gizli Kullanıcı

Atatürk'ün ilkeleri nelerdir?

  1. Cumhuriyetçilik: Halkın kendisini yönetecek kişileri seçimle iş başına getirdiği yönetim biçimine cumhuriyet denir. Egemenliğin bir kişiye veya gruba değil, ulusa ait olması düşüncesi cumhuriyetçiliktir.
  2. Milliyetçilik: Yurt birliği ve ülke bütünlüğü esasına dayanır. Atatürk milliyetçiliği ırkçılığı reddederek, laik, barışçı ve insancıl yaklaşımları ön planda tutar. Bütün ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygılı olması gerektiğini savunur.
  3. Halkçılık: Kanun önünde herkesin eşit olmasını ön görür. Devletin bütün vatandaşlarına eşit şekilde davranmasıdır. Çalışması ve yetenekleri ölçüsünde herkesin aynı haklara sahip olmasını sağlar.
  4. Laiklik: Devletin din kuralları ile değil, akılcı ve bilimsel bir şekilde oluşturulmuş hukuk kuralları ile yürütülmesidir. Buna karşın bütün ülke vatandaşlarının hiçbir baskı altına olmadan dini inançlarını özgürce yaşayabilmesidir.
  5. Devletçilik: Atatürk tarafından uygulamaya konulan ekonomi politikasıdır. Devletçilik anlayışına göre devlet sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmanın temel faktörünü oluşturur.
  6. İnkılapçılık: Devlet kurumlarının ve Türk ulusunun değişen koşullara göre kendisini yenilemesidir. Değişimi ve modernleşmeyi esas alır. Atatürkçü düşünce sisteminin durağan olmadığını ifade eder.
Mayıs 2013

Boraq @Boraq

Köy Enstitüleri nedir? Türkiye'de Köy Enstitüleri neden kaldırılmıştır?

Cumhuriyet tarihinde çok özel ve oldukça önemli bir yeri olan köy enstitüleri, 1940 yılında çıkarılan yasa ile ilkokul öğretmeni yetiştirilmesi amacıyla açılan okullardır. Köy enstitülerini özel yapan durumsa, bu tür bir uygulamanın yalnızca Türkiye tarafından yürütülmüş olması ve bazı ülkelerde benzer projeler olsa da birçok farklılık barındırdığı için köy enstitülerinin ülkemiz ile ilişkilendirilmesidir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren birçok olumsuzluğun üstesinden gelinmesine rağmen eğitim alanında büyük bir açık olduğunun belirlenmesi ile başlatılan köy enstitüsü projesi, binlerce öğretmen yetişmesine ve bu öğretmenlerin de on binlerce öğrenci yetiştirmesine imkan tanımıştır.

1940 yılında başbakan olan İsmet İnönü tarafından verilen emirle döneminde Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel önderliğinde başlatılan köy enstitüsü projesi, köylerdeki zeki öğrencilerin öğretmen olarak yine kendi köylerindeki gençleri yetiştirmesine yönelik bir uygulamaydı. Anadolu coğrafyasında okul bekleyen binlerce çok zeki öğrenci olduğunu belirleyen dönemin yetkilileri, bu öğrencilerin öğretmen olarak kazanılmasını hedefledi.

Şehir hayatında büyümüş ve öğretmenlik eğitimini büyük şehirlerde almış insanlar için uzak köylere giderek öğretmenlik yapmak oldukça zor bir iş gibi görünmesinden, Anadolu’daki okullarda öğretmenlik yapmak isteyen çok fazla öğretmen bulunmuyordu. Bu sorunu aşmanın yolu, zaten köyde büyümüş ve köy hayatını yakından tanıyan öğretmenlerle çalışmaktan geçiyordu. Dönemin meşhur edebiyat eserlerinden olan Çalıkuşu romanında olduğu gibi görev aşkı ile öğretmenlik yapanların sayısı çok az olduğundan, köy enstitüsü projesi Anadolu’daki gençlerin eğitim alması için biçilmiş kaftan olarak görüldü.

Cumhuriyetin ilk döneminde okuma yazma oranı yalnızca %5 seviyesindeyken, Türkiye nüfusunun neredeyse %80′i köylerde yaşıyordu. Okur yazarlık oranının yükseltilmesinin tek yolu, köylerde yaşayan insanlara eğitim verilmesi ve eğitim verilebilmesi için de tek engel öğretmenlerin bulunmasıydı. Tüm bu sorunlara çözüm getirecek ideal proje olarak görülen köy enstitüleri projesi, 21 merkezle 1940 yılında başlatıldı. İlk köy enstitüleri, demiryollarına yakın ve tarım arazisi elverişli olan bölgelerde yapıldı. Böylece öğretmenler hem okuma yazma bilmeyen köylülere eğitim verecek hem de insanları yabancı olduğu tarım ürünleri ve bu ürünlerin yetiştirilmesi için uygulanan yeni tarım teknikleri ile tanıştıracaktı. Köy enstitüleri kısa süre içerisinde büyük bir başarı gösterdi ve ülkemizdeki okur yazar oranı kısa zamanda büyük bir hızla yükseldi.

Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri
Köy Enstitüleri
Hasan Ali Yücel enstitü gezisinde.

Köy Enstitüleri
Enstitüde her öğrencinin bir enstrüman çalması şarttı.
Mayıs 2013

Gürkan Karataş @gurkankaratas

Cumhuriyet tarihinde Latin harflerine geçmenin sebepleri nelerdir?

  1. Batı kültürüne duyulan hayranlık veya Avrupa'nın üstünlüğüne olan inanç, Latin alfabesinin kazandığı prestijin temeliydi. 1850-60'lardan itibaren Türk aydın sınıfının tümü Fransızca biliyor ve bazen kendi aralarındaki yazışmalarda Fransızca kullanacak kadar bu dili benimsiyordu. Telgrafın yaygınlaşmasıyla birlikte, Türkçenin Latin alfabesiyle ve Fransız imlasına göre yazılan bir biçimi de günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Beyoğlu, Selanik, İzmir gibi kozmopolit çevrelerde dükkân tabelaları ve ticari reklamlarda çoğu zaman bu yazı kullanılıyordu.
  2. İkinci Meşrutiyet döneminde, Türk ulusal kimliğini İslamiyet’ten bağımsız olarak tanımlama çabaları, özellikle İttihat ve Terakki'ye yakın aydınlar arasında ağırlık kazandı. Arap yazısı İslam kültürünün ayrılmaz bir parçası sayıldığı için, bu yazının terkedilmesi aynı zamanda Türk ulusal kimliğinin laikleşmesi ve kendi öz benliğini ortaya çıkarması anlamına gelecekti.
  3. 19. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul ve Anadolu'da Rum ve Ermeni harfleriyle basılan gazete ve kitaplar önemli bir sayı tutmaya başlamıştı. Bu yayınların kazandığı popülerlik, Türkçe'nin Arap yazısından başka yazıyla da yazılabileceği düşüncesinin benimsenmesine yardımcı oldu. 1908-1911'de Latin temelli Arnavut alfabesinin kabulü ve 1922'de Azerbaycan'ın Latin alfabesini kabulü Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.
Mart 2013

June @june

Mustafa Kemal Atatürk'ün bilime bakış açısı nasıldı? Bu alanda ne gibi çalışmalar yapmıştır?

  • Tevşik-i Sanayi Kurumu'nu kurdu.
  • Türk Dil Kurumu'nu kurdu.
  • Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü'nü kurdu.
  • Başta Ankara Etnografya Müzesi olmak üzere bir çok müze açtı.
  • Devlet konservatuarlarını kurdu.
  • Türkçe'ye yeni matematik terimleri kazandırdı. (Bölme,çarpı,çarpan,bölünebilme,ondalık,sadeleştirme...)


Atatürk'ün bilim ile ilgili söylediği bazı sözler:

"Bilim gerçeği bilmektir."

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir."


"Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız."


"Ben, manevî miras olarak hiç bir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir."



Mustafa Kemal Atatürk



111 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.