Bilmek istediğin her şeye ulaş

Avcılık

Avcılık, başlangıçta insanların karınlarını doyurmasına yönelik olan bir faaliyet. İlk insanlar ovalarda dolaşırken toplayabildikleri bitkiler ve kovalayıp yakalayabildikleri küçük hayvanlarla beslenmişlerdir. Taş Devri insanları, binlerce yıl boyunca avcılıkla yaşamlarını sürdürdüler. Mağaralarda barındılar, keskin ve sert taşlardan silahlar yaptılar. Ok, mızrak ve topuzla mamut, rengeyiği ve ayı gibi büyük hayvanları avladılar. İnsanlar hayvanlar kadar güçlü ve çevik değildi, ama zekâları, silah yapma yetenekleri avcılıkta başarılı olmalarını sağladı. Ayrıca bu ilk insanlar, kendilerine avcılıkta yardımcı olması için köpek gibi bazı hayvanları da eğittiler. Çoğu zaman bir geyik ya da yabani at sürüsünü bir uçuruma doğru sürüp avladıklarında, bütün topluluğa yetecek kadar yiyecek elde etmiş oluyorlardı. İnsanlar karınlarını doyurmak için ekip biçmeyi ve hayvan yetiştirmeyi öğrendikten sonra da avcılığı sürdürmüşlerdir.

Ekim 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Su ürünleri yetiştiriciliğindeki artış, doğadan yapılan avcılığın azalmasının önünü açıyor

7740

Dünya okyanus ve iç sularındaki popülasyon azalmalarının önüne geçmek ve ihtiyaç duyulan küresel talebi karşılamak için pek çok ülke farklı raporlar hazırlıyor ve su ürünlerinin yetiştiriciliği konusuna eğiliyor.

OECD istatistikleri, gözle görülür nüfus artışı gözlenen, refah seviyesi yüksek ve harcama eğrisi kazançlarıyla doğru orantılı olarak yüksek olan ülkelerde balık avcılığında gözle görülür bir düşüşü gösteriyor.

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (OECD-EİT) tarafından yayınlanan 2015 yılı "Balıkçılık Gözden Geçirme Raporu", balıkçılık için yapılan yönetim planlamalarının ve buna bağlı olarak yapılan değişimlerin stokların toparlanmasına büyük katkı sağladığını ortaya koyuyor. Dünya üzerindeki pek çok ülkenin ihtiyaç duyulan su ürünleri taleplerini avcılık yerine yetiştiricilik metodlarıyla karşıladığını belirten raporda, su ürünleri yetiştiriciliğinin gıda temini alanında en fazla büyüyen sektör olduğunu ve bunun insan beslenmesi konusunda çok önemli bir hale geldiği vurgulanıyor.

7740

Küresel pazardaki su ürünleri üretiminin %80 gibi bir miktarının Çin, Hindistan, Vietnam, Endonezya ve Bangladeş gibi Ekonomik İş Birliği Teşkilatı'na dahil olmayan ülkelerde yapılırken Teşkilata üye olan ülkelerden olan Norveç, Şili, Amerika, Kore ve Japonya'nın üretim oranı yalnızca %6'larda.

Su ürünleri yetiştiriciliğini teşvik etmenin yanında, pek çok ülke aynı zamanda kendi kıyı suları içinde gerçekleşen su ürünleri avcılığını azaltmak için çeşitli yasal önlemler alıyor. Çok spesifik bir örnek olarak Endonezya, kendi kıyı sularına izinsiz olarak avcılık amacıyla giren balıkçı gemilerini dinamitle batırarak bu önlemini bir adım daha öteye taşıyor. 2014 yılının Aralık ayında yasalaşan bu karar neticesinde, şimdiye kadar 41 tane araç, batırıldı.

Ayrıca, aşırı avcılığın azaltılmasıyla birlikte meydana gelen karbon salınımındaki azalma, okyanus sularının asiditesinin de normal sınırlara daha yakın kalmasını ve dolayısıyla da soyunun devamı tehlikeye giren başta mercanlar olmak üzere çeşitli kabuklu canlıların da popülasyonlarının toplarlanması için iyi bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

7740

Temmuz 2014'te yayınlanan bir MAFFF raporuna göre de, Tonga'danın kıyı sularındaki yabanıl sucul hayatı da güncel global avlanma durumuyla uyumlu şekilde azalma belirtileri gösteriyordu. 2014 ile 2019 yılları arasında uygulamaya konulan Tonga Ulusal Su Ürünleri Yönetimi ve Kalkınma Planı, ticari su ürünleri yetiştiriciliğinin geliştirilmesi, avcılığını azaltılması, stokların toparlanması ve ekonomik olarak katkı sağlanmasını hedefliyor.

Bütün bunlara rağmen, Tonga Balıkçılık Dairesi'nin 2015 yılının ilk çeyreğinde yayınladığı rapor, ticari amaçlı su ürünleri avcılığı miktarının 2014 ve 2013 yılının aynı dönemine göre bir artışa işaret ediyor. Akvayumların konunun dışında tutulduğu araştırma sonuçlarına göre 2015 yılının ilk çeyreğindeki su ürünleri ihracının büyüklüğü 251 bin ton. Bu rakam, 2014 yılının aynı döneminden 108% daha fazlayken bir önceki çeyrektense yaklaşık 40% daha fazla.

Ayrıca Tonga'nın su ürünleri pazarındaki önemli kalemlerinden birisi olan orkinosun ihracat rakamları da önceki yılın aynı dönemine göre 152%, bir önceki döneme göreyse 143% oranında arttığı gözlemlendi. Tonga'nın Balıkçılık Dairesi, orkinos avcılığındaki bu artışın Tonga'nın karasularına giren yabancı gemilerin yaptığı avcılığa bağlıyor.

Kaynak:Matangitonga.to goo.gl/TxV9Nh
Kapak fotoğrafı: South Pasific Fishing
1. Görsel:goo.gl/uc8tVe
2. Görsel goo.gl/KuRr2n

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından Türkçe'ye adapte edilmiştir. Benzer yazılar için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kasım 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Ton ve orkinos balığı stoklarındaki düşüş korkutucu boyutta

7740

Yapılan araştırmalar, ticari öneme de sahip olan orkinos ve ton balıklarının stoklarında meydana gelen %75'e yakın olan korkutucu düşüşü ortaya koyuyor.

WWF ve Londra Zooloji Derneği, Scombridae ailesine dahil olan ton, orkinos ve palamut balıklarının stoklarında 1970 ile 2014 yılları arasında %47'lik bir düşüşün varlığını ortaya koydu ve okyanus türler içinde aynı dönemde %49'luk bir düşüşe dikkat çekti.

Eğer avlanmada önlemler alınmazsa ve türlerin soylarının devamının sağlanması için gerekli çalışmalar yapılmazsa, aşırı avcılığın bu türlerin sonunu getireceği vurgulanıyor.

WWF İngiltere Deniz Politikaları Başdanışmanı Louise Heaps, bu durumun tam anlamıyla bir felaket olduğunu ve insanların kendi elleriyle besin kayaklarını, hayatı ve ekolojik dengeyi yok ettiğini ifade etti.

Son bir kaç yıldır dünya üzerindeki gözler, her ne kadar Pasifik'teki mavi yüzgeçli orkinos üzerinde odaklanmış olsa da, onun kuzenleri olan sarı yüzgeçli orkinos da dünya üzerindeki pek çok restoranın menüsünde yer alıyor fakat onun da soyu da, tıpkı mavi yüzgeçli olan kuzeni gibi tehlikeye girmek üzere.

1970 yılından bu yana, aşırı avlanma, balık stoklarının tükenmesinde başlı başına sorumlu bir olay değil. Plastik atıkları da içeren kirlilik unsurları deniz canlılarının sindirim sistemlerinin işleyişini bozarak onların ölümlerine neden olan başlıca bir başka etmen. Ayrıca, kıyılardaki mangroove ormanlarının günden güne kaybedilmesi, suyun içindeki karbodioksidin uzaklaştırılmasını güçleştirdiği için suyun asiditesinin de korunmasını zorlaştırıyor.


Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com için Türkçe'ye adapte edilmiştir.
Kasım 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Yosun ormanları, su kalitesinin düzeltilmesinin yanında pek çok fayda sağlayabilir.

7740

Denizel ortamların asiditesinin deniz yaşamına olan etkisinin büyüklüğünün farkına varılmasının üzerinden yaklaşık on sene ve bu durumun incelenmesine dair standartların geliştirilmesinin üzerindense beş sene geçti.

2007 yılında yapılan bir çalışma, asiditenin mercan resifleri üzerine olan etkisinin sanayileşme öncesi döneme göre iki kata kadar daha fazla etkili olduğu ve bu durumun, mercanların iskelet oluşumlarını %40'a yakın bir oranda etkilediği ortaya kondu. Bununla birlikte bazı mercan türlerinin bu duruma daha az hassasiyet gösterdiği da görüldü.

Dünyanın en büyük su ürünleri üreticilerinin başında gelen Çin'de yapılan bir araştırma, suların asiditesini normal koşullarda tutmak için bazı deniz yosunu türlerinin kullanılabileceğini gösteriyor.

Kuzeydoğu Çin'deki Lidao Town şehrinin kıyı sularının bulunduğu bölge, tüketilebilir bir su yosunu türü olan Laminaria japonica'yı yetiştirmek için son derece uygun koşulları barındırıyor. Bölgede, 500 kilometre karelik bir alanda deniz yosunu yetiştiriciliği yapılıyor ve yıllık 400.000 tonluk bir verimle ürün alınıyor.
7740

L. Japonica, hızlı büyüme özelliği gösteren bir deniz yosunu ve hızlı büyümesi, bulunduğu suyun içindeki koşulları "normal şartlar altında" tutmasına yardımcı oluyor. Çünkü, kısa zamanda fazla miktarda üreyebilen yosun, fotosentez yoluyla bulunduğu ortamdaki karbondioksidi alarak bünyesinde tutuyor bunu kullanıyor.Suyun asiditesini düzenleyerek kabuklu canlıların bünyelerindeki kalsiyumun çözünmesini engelleyerek bu canlılar için aynı zamanda korunaklı bir alan sağlıyor.
Çin'in başka bir kısmında ise Laminaria japonica ile birlikte yetiştiriciliğe deniz tarakları da alınıyor. L. japonica ile birlikte kültüre alınan taraklar, yosunun gövdesine tutunarak orada güvenli bir büyüme alanı yakalıyor.

Yosunların, büyüme ve karbodioksidi absorbe ederek ortamdan uzaklaştırma yeteneklerinin karadaki bitkisel kökenli canlılardan daha fazla olduğu biliniyor. Yosunların yetiştiriciliğini yapmanın global ölçekte başka bir yetiştiricilik yapmaktan neredeyse 600 kat daha iyi olduğu ifade ediliyor, çünkü bu tür yosunlar tıptan tüketime kadar pek çok alanda kendine kullanım alanı bulabiliyor. Ayrıca yosun çiftlikleri, içinde bulundukları suların kalitesini ve koşullarını göreceli olarak iyileştirdikleri için diğer canlıların da bu alanlarda yaşam ihtimali ve oranı artıyor.

Yapılan bir çalışma, yosun yetiştiriciliği ile yılda 12 milyar ton biyometan elde edilebileceğini ifade ederken yılda 19 milyar ton gibi büyük miktardaki bir karbodioksidin de tutulumunun sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca yıllık 34 milyar tonluk bir biyometan eldesinin mümkün olabileceğinin altını çiziyor.

Bütün bunlar, dünyadaki tüm su yüzeyinin yalnızca %9'luk bölümünün yosun ormanlarıyla kaplanması sayesinde gerçekleşebilir. Bugün, bir yılda atmosfere çıkan karbodioksit miktarının 53 milyar ton olduğu biliniyor ve insanların elinde, fosil yakıtlardan elde ettikleri yakıt enerjisi ihtiyaçlarını biyometandan elde ederek emisyonlarını dengelemek için harika bir fırsat var.

7740

Yosun ormanlarının dünyada üzerindeki tüm faydaları bununla da sınırlı değil. Büyük miktarlardaki balık stokları için doğal bir ortam olarak kabul edilebilecek yosun ormanları, sürdürülebilir programlar dahilinde balık popülasyonlarının artışı ve bu artıştan elde edilecek protein kaynağı için de mükemmel ortamlar.

Küresel ısınmanın ve suların git gide artan asiditesinin artmasının önüne geçmek için yosun ve alg teknolojileri önümüze benzersiz fırsatlar sunsa da, bugün bu sistemlerden faydalanmak için bir hayli çalışarak yol almamız gerekiyor. Dünya üzerindeki aşırı avcılık, kıyı suları ve açık denizlerde meydana gelen fiziksel ve kimyasal kirlilikler deniz çayırları ile yosunların yaşam alanlarını tehdit ediyor. Bütün bu çalışmalara başlamadan önce, denizel kirliliklerin engellenmesinin yollarının da araştırılması gerekiyor.

Kaynak: goo.gl/ItRBFB
Bu yazı, denizdenbabamciksa.com için Kaan Uğrasız (@travego) tarafından Türkçe'ye adapte edilmiştir.
Kasım 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Dünya denizlerindeki büyük tehlike: Hayalet Avcılık

7740

Denizlerde, göllerde yada tatlı sularda hepimiz en az bir kere amatör avcılık yapmışızdır ve bu avcılık sırasında ise mutlaka bir sefer avcılık yaptığımız materyalimiz kopmuş, parçalanmıştır yada çeşitli sebeplerle kaybolmuştur…

İşte bu materyallerin suda başıboş kalmasıyla meydana gelen ilginç bir avlanma mekanizması, sudaki canlıların yaşamlarını tehlikeye atmayı sürdürüyor: Hayalet Avcılık.

Hayalet avcılık mekanizması temelinde şöyle işliyor; fonksiyonunu kaybeden yada kaybolan avcılık materyali kendi başlarına yada tutunacak bir yüzey bulup sabitlendiklerinde suyun içinde sanki aktif bir avcılık aracıymış gibi hareket etmeye başlıyor. Bu materyallere takılan balıklar, kabuklular, yumuşakçalar ve bazen de daha büyük köpek balıkları kısa süre içinde ölüp bozunarak lokasyonu diğer canlılar için çekici bir merkez haline getiriyor. Bu büyük bir siklus haline dönüşebilir ve materyalin büyüklüğüne bağlı olarak popülasyonlara ciddi zararlar verebilir.

Bu yöntem ile kaybolan avlanma materyalleri, avcılığının yapılması hedeflenen su ürünlerinden farklı türler için de ciddi birer tehlike arz etmektedir. Suyun içinde sürüklenen yada bir yerlere takılarak sabitlenen ağlar, kaplumbağalar, foklar, penguenler, yunuslar, köpek balıkları ve hatta deniz kuşları için de hayati önem teşkil ediyor. Bu materyaller yüzüden her yıl binlerce deniz memelisi ve deniz kuşu hedef dışı av olarak telef oluyor.

Hayalet avcılık yapan materyaller temel olarak iki kategoriye ayrılabilir; bunlar aktif ve pasif avlanma araçlarıdır. Pasif araçlar ağlar ve kafesler olarak tanımlanır. Kayboldukları yada terk edildikleri andan itibaren avlanma için hedeflendikleri canlıları avlamaya devam ederler. Bir süre sonra içleri dolmaya başlar, suyun içindeki çökeltiler üstlerine birikir ve yapışarak yaşayan canlılar gözenekleri kapatmaya başlar. Materyalin cinsine, hammaddesine ve büyüklüğüne göre belirli bir süre sonra avcılıkları duru. Aktif avlanma araçları ise paraketalar, troller ve gırgırlar olarak listelenebilir. Genelde sağlam, suya ve su altı şartlarına dayanıklı olarak imal edilen bu sentetik araçların bozulması ve işlevini yitirmesi, pasif araçlara göre daha uzun sürmektedir. Bu süre, avcılık materyalinin cinsine göre bir kaç haftadan 50 yıla kadar değişen bir dağılım gösteriyor. Bununla birlikte, düz bir zeminde değil de kayalıklara takılarak suyun içinde dikey olarak da süzülen araçların hayalet avcılık kabiliyetlerinin daha fazla olduğu araştırmalar sonucunda ortaya konuyor.

7740

Av araçlarının kaybolarak hayalet avcılık yapmaya başlamalarının sebepleri arasında ise balıkçılar arasındaki rekabet, ağları üretirken meydana gelen tasarım hataları, eskiyen materyaller, deniz canlılarının ağlardaki avlara saldırması, materyallerin bağlantı mekanizmalarında meydana gelen aşınmalara bağlı kopmalar, balıkçı ve ticari gemilerin bilerek yada bilmeyerek ağları parçalaması, işaretleme yanlışları, hatalı yere av aracı bırakmak, dip yapısı ve denizel durumlar (fırtınalar ve akıntılar) sayılabilir.

Popülasyon içinden aktif olarak birey çekmenin ötesinde, hayalet avcılığın yapıldığı lokasyondaki fiziki, kimyasal ve çevresel koşulları değiştirdiği de bilinmektedir. Çürüyen deniz canlıları, bulundukları bölgenin başta oksijen olmak üzere gaz derişimini değiştirir. Oksijen azalırken karbodioksit ve sülfür miktarı artar. Bu da bölgedeki canlı çeşitliliğini ve sürekliliğini etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bu sayede yeni oluşacak ve eskisinden oldukça farklı çevresel değerlere sahip ortama yerleşecek farklı türlere ait bireyler, bölgedeki doğal dengenin bozulmasına, ekolojik coğrafyanın değişmesini ve dengenin bozulmasına neden olacaktır. Örneğin, kritik bir su akışının olduğu kayanın arasına gerilen kopmuş bir ağın üzerine yapışacak olan kabuklu midyeler ve flamentli alglar, suyun oradan geçişini kısıtlayacağı gibi zaten kritik düzeydeki oksijeni de kendi çıkarları için kullanarak bölgenin oksjen yönünden darda kalmasına neden olacaktır.




7740

Hayalet avcılığın önüne geçebilmek için alınması gereken bazı basit önlemler var. Bunların başında balıkçılıkla uğraşan kişilerin bilinçlendirilmesi (sorumlu avcılık eğitimi), eskiyen, bozulan yada işlev dışı kalan materyallerinin denize atmalarının engellenmesi geliyor. Ayrıca av araçlarının kolayca fark edilebilir şekilde tasarlanmasının sağlanması, çeşitli noktalarda kolayca çözünebilmelerinin ve işlevsizleşmelerinin sağlanması gerekiyor. Alternatif kaynaklı av araçları geliştirmek de bu süreçte önemli sayılabilen bir detay olarak sunulabilir. Ayrıca avlanma yapılacak olan yerlerin doğru seçilmesi, göç yolları üstünde kurulmaması ve predetasyonun az olacağı yerlerin seçilmesinde fayda var. Hayalet avcılığa neden olan ağ kopmalarının büyük bir bölümünün geceleri meydana geldiği göz önünde bulundurulursa, gece atılan materyallerin ışıklı şamandıralarla desteklenmesi de önemli bir önlem olarak görülebilir.


Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından için yazılmıştır.
Aralık 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

İskoç Somon Yetiştiricileri Birliği, temizleyici balıklara yönelik yeni gelişmeleri ele aldı.

7740

Temizleyici balıklara yönelik yeni gelişmeler, İskoç Somon Üreticileri Birliği'nin öncülüğünde Inverness özel atölyesinde ele alındı. Deniz bitleri (Sea lice - Caligidae sp.) salgınları ve bunların somon çiftliklerine verdikleri zarar düşünüldüğünde, temizleyici balıkların İskoçya'daki somon çiftlikleri için önemi bir kez daha ortaya kondu.
Somon çiftliklerinin karşılaştığı belki de en büyük problemlerden birisi olan deniz bitlerinin çiftliklerin etrafından ekolojik olarak temizlenebilmesi, su ürünleri sektörüne yatırım yapanlar için büyük miktarlardaki sağaltım maliyetinden kurtularak tasarruf etmelerini sağlamanın yanında, doğaya verilen antibiyotik ve diğer maddelerin azaltılarak dengenin korunmasına yardımcı olduğu son derece açık.

Inverness konferansı, deniz balığı yetiştiriciliği yapılan çiftliklerde, temizleyici balık kullanmanın yarattığı avantajlara dair farkındalık yaratmak, konu hakkında tartışmalar oluşturmak ve sektöre özgü konular hakkında bir dizi sunumu ve iş birliği raporunun sonucunu da kapsadı.

Birleşik Krallık'tan akademisyenler ve sektörden isimlerin de aralarında olduğu 100.000'e yakın katılımcı ile birlikte gerçekleşen konferansta ayrıca somon yetiştiriciliğine dair hizmet veren kişi ve kuruluşları da bir araya getirdi.

İskoç Deniz Çiftlikleri'nden John Rea tarafından açılan atölye, temizleyici balıkların üretim, kuluçkahane, ıslah ve kullanımı ile ilgili pratik bilgileri, tarifleri ve tavsiyeleri sunması bakımından son derece önemli ve ilgi çekiciydi. Atölyenin sonraki aşamalarında aktif olarak somon üretimi yapan çiftçiler, kendi çiftliklerinde temizleyici balık kullanımlarına dair deneyimlerini paylaştı.

Dünya genelindeki üretim metodları, artık daha doğal ve doğala yakın şekilde tasarlanmaya ve uygulanmaya çalışılıyor. Doğanın dengesini bozabilecek hemen hemen tüm etmenler, artık doğanın kendi içindeki oyuncularla giderilmeye çalışılıyor. Bunun bir benzeri, Amerika kıyılarındaki fazla azotun kabuklu su ürünleri ile elimine edilmesiydi. Bu gibi mücadelelerin biyolojik faktörlerle yapılması, insan eliyle tahrip edilen doğanın kendini toparlaması için belki de en iyi fırsat.

Peki temizleyici balık nedir?

Ekolojik beslenme alışkanlıkları içinde, iki farklı canlı türünün karşılıklı yarar sağlaması modeline dayanan mekanizmaya mutualizm denir. Temizleyici balık, bir başka balık türünün ve bazen de memelinin (balina, yunus yada orka gibi) vücudu üzerindeki ölü derileri yada parazitleri tüketerek beslenir. Yada, İskoçya'daki somon yetiştiriciliğindeki gibi, somonların bulunduğu su ortamında bulunan ve deniz biti adı verilen canlıları tüketerek bitlerin somonları etkilemesini önler.

Temizleyici balıklar, farklı su özelliklerine göre farklı türlerden seçilebilir. Örneğin cichlid türü bazı balıklar, kedi balıkları ve pipete benzeyen borazan balıkları belirli türler için temizleyici balık olarak kullanılabilir. Akvaryum yetiştiricliğinde sıklıkla kullanılan vatozlar ve çöpçü balıkları, temizleyici balıklara verilebilecek en önemli örnekler arasında.

Benzer yazılar için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından yazılmıştır.
Aralık 2015

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

İki kıtanın arasında: Kral Yengeci

7740

Soğuk, çok soğuk sularda yaşayan Kral yengeci, taksonomik olarak Lithodiae ailesinin altında tanımlanan büyük bir yengeç türü. Dikenli üst kabuğu ve denizlerdeki diğer yengeç türlerine oranla daha büyük ve uzun bacaklarıyla yengeçten daha çok büyük bir örümceğe benzeyiyor ve dünya üzerinde 120’den fazla tür ile en en yaygın yengeç ailelerinden birisini oluşturuyor.

Tüketilebilir su ürünleri arasında,özellikle lüks su ürünleri tüketimi pzarında çok önemli bir pazar payına sahip olan Kral yengeci, Amerika kıtasında özellikle Alaska kıyılarında, Bering boğazında, Maine bölgesinde, Nova Scotia'da ve Asya ile Amerika’nın yaklaştığı kıyılarda bol miktarda avlanıyor. Aynı bölgede uygulanan avcılık kotaları ve günden güne gelişen profesyonel avcılık yöntemleri, Kral yengecinin popülasyonunun toparlanması için için etkili bir yöntem olarak kabul görürken, avlanan yengecin en büyük pazarını da Japonya gibi su ürünleri tüketimi oranı dünya ortalamasının son derece üzerinde olan pazarlar oluşturuyor. Çeşitli yöntemlerle pişirilen (buharda yada közde) bu yengecin eti ve bacakları, Amerika ve Uzakdoğu’da yüksek fiyatlarla kendine pazar bulabiliyor. Etin içeriği ise protein ve omega - 3 yönünden son derece zengin.

Ekim'den Ocak ayına kadar avcılığı yapılan ve büyük balıkçı teknelerinden soğuk denizlere bırakılan kafeslerle avlanan Kral yengeçleri için özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nden sıkı popülasyon koruma uygulamaları yürürlükte. Öyle ki dişi olan yengeçlerle henüz pazar boyuna erişmemiş olan bireylerin gemilere çıkartılması kesinlikle yasak. Erkek bireylerin de avcı teknesi üzerinde yapılan ölçümlerinin ardından pazar boyuna erişmemiş olanları tekrar denize bırakılmak zorunda.

Kral yengeci avı, dünya üzerindeki en tehlikeli balıkçılık modellerinden birisi olarak kabul ediliyor. Soğuk ve dalgalı denizlerlerde yapıldığı için ayrıca fazla iş gücü gerektiriyor.

Kral yengecinin doğal yaşam alanı olmayan Barrents Denizi'ne geçmişte yapay olarak konumlandırılan tür, Norveç'in kuzeyinden Norveç'e yaklaşarak bölgedeki su altı popülasyonuna zarar verdiği gözleniyor. Kuzey Pasifik, Kamçatka Körfezi ve Alaska’nın doğal faunasında bulunan bu yengeçlerin özellikle Atlantik'in doğu tarafına kıyılarına nasıl geldiği konusunda farklı senaryolar olsa da en belirgin olan modelin, Caulerpa taxifolia gibi yengeçlerin de gemilerin balast sularıyla ve doğal akıntılarla bulundukları bölgelerden taşındıkları fakat Doğu Atlantik'e yerleşmeleri üzerindeki hikaye ise Stalin'in emirleri.


Benzer yazıları takip etmek için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Bu yazıKaan Uğrasız (@travego) tarafından yazılmıştır.
Şubat 2016

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Tüketimlik balıklarda mikroplastik partikül tehlikesi

7740

Sucul ortamdaki besin ağının fitoplanktondan sonraki en önemli basamağı olan zooplanktonun denizlerdeki kirlilik etmeni olarak kabul edilen mikroplastik parikülleri tüketebildiği ortaya çıktı. Bu durum, denizel ortamlardaki canlıların sağlığı için ciddi bir tehdit olarak görülüyor.

Archieves of Environmental Contamination and Toxicology dergisinde yayınlanan bir araştırma, kril, karides ve bazı küçük balıklar tarafından tüketilen iki zooplanktonun beslenme alışkanlıkları üzerine odaklanıyor. Vancouver Akvaryumu Okyanus Kirliliği Araştırma Programı’nın başındaki isim Peter Ross, Kuzey Pasifik Okyanusunda yaşayan ve bölgedeki sucul ekosistem içindeki canlılar için önemli bir besin olarak kabul gören kopepodlar ve euphausiid adı verilen küçük karides benzeri canlılar üzerinde gerçekleştirilen araştırmaların neticesinde ilk kez doğadaki vahşi zooplankterlerin plastiği tükettiğinin görüldüğünü belirtiyor. Daha önce laboratuvar ortamında yapılan araştırmalarda da zooplanktonun plastik kökenli maddeleri tüketebildiği gözlemlendiğini fakat laboratuvardaki denemelerde sürecin kontrolünün daha kolay sağlanabildiğini ekliyor. Araştırmanın neticesinde incelenen her 34 kopepodda ve her 17 euphausiidin bünyesinde mikroplastik partiküle rastlandı.

Zooplanktonun mikroplastik partikülleri tüketmesindeki temel davranışın ise aslında basit bir yanlış anlama neticesinde gerçekleşiyor olması ise son derece trajik. Besin arayışına giren zooplankter, doğal besinleri olan fitoplanktonu ararken hemen hemen onunla aynı ebatlarda olan plastik partikülleri ile karşılaşıyor ve onları fitoplankton sanarak yiyor. Çünkü ikisinin de boyutları hemen hemen aynı büyüklükte. Bu yüzden zooplankton tarafından kolaylıkla karıştırılabiliyor.

Araştırma daha çok, yüz yıkama jelleri yada diş macunları gibi endüstriyel maddelerin içindeki mikroplastik partiküller üzerinde duruyor fakat bununla birlikte sucul ortama büyük halde giren ve çeşitli etkilerle ya da yöntemlerle (aşınma, yıpranma, yırtılma, erime gibi) parçalanarak ebat olarak dahaküçük boyutlara indirgenen plastik materyallerle de ilgileniyor. Yapılan araştırmalarda incelenen zooplanktonun bünyesinde bulunan plastiğin de mikropartikül olarak üretilmiş bir plastik materyal olmadığı belirtiliyor.

Çalışmanın yanıtını aradığı sorular arasında canlının plastikten nasıl etkilendiğiyok fakat Ross, plastik maddenin zooplanktonun sindirim yada boşaltım organlarından birini yada bir kaçını olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade ediyor.

Sucul besin zincirinin en alt ve en önemli basamaklarından birisini oluşturan zooplanktonun bünyesinde plastik maddelerin birikmesi, zooplankton ile beslenen diğer canlı popülasyonlarının da bu durumdan olumsuz etkilenmesi anlamına geliyor. Özellikle doğal yaşam alanı su olan yada suda büyütülen balıkların ve diğer canlıların yavrularının yaşam safhalarının ilk dönemlerindeki başlıca besinlerinin zooplankton olduğu düşünüldüğünde, suya bırakılan plastik atıkların canlıların bünyesinde toplanarak sofralarımıza kadar gelmesinin ihtimali de günden güne artıyor. Yumurtadan çıkan bir yavru somon balığının denizde olgunlaşırken her gün kütlesinin %2’si ile %7’si arasındaki miktarda zooplankton; birkambur balinanın, her gün vücut ağırlının %1,5’u kadar krill ve benzeri canlı tüketebildiğidüşünüldüğünde kaba bir hesapla günlük 300.000 kadar mikroplastik partikülün canlının vücudunda yer edebileceği sonucunu ortaya çıkıyor.

Herhangi bir balığın suya bıraktığı yumurtası kadar büyüklüğe sahip olan mikroplastik partiküller genellikle diş macunları, deterjanlar ve yüz temizleme jeli gibi temizlik ve bakım ürünlerinde mekanik temizleyici vasfıyla kullanılıyor ve bu malzemeler küçüklükleri sebebiyle neredeyse filtrelere takılmadan denizlere yada göllere kadar hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ulaşıyor. Sucul canlıların yaşamları ve avlama yada yetiştirme metodu ile elde edilen su ürünlerinin kalitesini olumsuz yönde etkileyen bu mikropartiküllerin kullanımına Amerika’da kısıtlamalar ve yasaklamalar getirilmeye başlandı. 31 Aralık 2015 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde imzalanan bir yasa ile 5 milimetreden daha küçük olan mikropartiküllerin kullanımı yasaklandı. Yasanın hedefinde Amerika’nın su kaynaklarını korumak olmakla birlikte göreceli olarak sucul ekosistemin korunması da var. Environmental Science & Technology dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göreA. B. D. ’de 8 trilyondan daha fazla mikropartikül plastik madde günlük olarak atık suya karışıyor ve bu 300 kadar tenis sahasının zeminini tamamen kaplayabiliyor.
Mayıs 2016

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

Felaketi fırsata çevirmek: istilacı türlerle alternatif kazanç fikirleri

7740

Koşulları, uzun süreli şartlar altında belirginleşmiş sucul ortamlara sonradan gelerek orada istilacı konumuna düşen türlere dair bilgileri bir önceki yazıda açıklamıştık. Deniz ve tatlı su ekosistemleri için büyük bir tehlike arz eden istilacılıkla başa çıkmanın yolları arasında, istilacı türlerle avcılık yoluyla savaşmak da var.

Özellikle, bu türlere dair araştırma yapanların karşılaştıkları başlıca kaynaklar arasında istilacı türlerin çeşitli yöntemlerle avlanması ve ekolojik ortamlardan uzaklaştırması öne çıkıyor. Zıpkınla teker teker avlanan yada endüstriyel ölçekte yapılan avcılıkta yan tür olarak ağlara takılan istilacılardan kazanç elde etmemiz mümkün mü?

Su ürünlerinin tüketim pazarına baktığımızda, Ortadoğu - Akdeniz coğrafyasıyla Avrupa ile Uzakdoğu coğrafyası arasında ciddi bir tüketim alışkanlığı farklılığı gözlemleriz. Kıta Avrupa'sının başlangıcıyla doğudaki en uzak noktalar olan Japonya ve Kore arasındaki tüketim alışkanlığı farklılıkları arasında bir yıl içinde tüketilen su ürünlerinin çeşidinden tüketim şekline ve tüketim amacına kadar pek çok farklılık var. İstiridyeler, karidesler ve bazı balıklar dünyanın bir yanında birer lüks tüketim simgesi halindeyken öteki tarafında sabah kahvaltılarına eşlik eden ve tüketimi sıradan hale gelmiş olan birer detay.

Kıyı sularımıza bir şekilde giriş yapan ve buradalarda yayılım alanı gösteren istilacı türlerle başa çıkarken bir yandan bundan nasıl kazanç elde edebiliriz?

Denizden çıkan hemen hemen her türlü su ürününün dünyada bir pazarının bulunabileceğini göz önünde bulundurmakla başlıyor işimiz ve bizim denizlerin ekolojik dengesini alt üst etmeye hazır olan yeni türlerin nerede ve hangi şartlar altında pazarlanabileceğini araştırmakla devam ediyor.

7740

Detaylı bilgi için denizdenbabamciksa.com/2016/05/felaketi-... adresini ziyaret edebilirsiniz.
Temmuz 2016

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

NEDEN YASADIŞI BALIKÇILIĞA KARŞI KÜRESEL MÜCADELENİN İÇİNDE YER ALMALIYIZ?

7740

Yasa dışı, kayıt dışı ve düzensiz su ürünleri avcılığı (IUU), su ürünlerinin popülasyonlarının kontrolsüz bir şekilde azalmasına neden olurken aynı zamanda balıkçılığa bağlı ekonominin ön planda olduğu ülkelerde büyük finansal kayıplara da neden olmaktadır. Ayrıca yasa dışı balıkçılığın ilintili olduğu başka suçlar da söz konusu olabilir; bunlar vergi kaçırma, kara para aklama, kaçakçılık ve iş gücü standartlarının ihlali olarak tanımlanabilirken bunların her biri yasalarca suç kabul edilen diğer davranışlarla bağlantılıdır.

Liman Devletleri Önlemler Anlaşması (PSMA), – daha da bilinen haliyle, FAO’nun 2009’da kabul edilen Yasa dışı, kontrolsüz ve kayıtsız balıkçılığı bertaraf etmek, önlemek ve bu aktiviteleri yapan kişileri caydırmak anlaşması – IUU ile ekonomik şekilde mücadele etmek için geliştirilmiş bir araçtır. Limanlarda yapılan kontroller, açık denizde ya da havadan yapılan kontrollere oranla daha ucuz, gemileri denizde izleyip teftiş etmeye göre daha güvenlidir. Aynı zamanda, kıyıda yapılan kontroller yasa dışı balıkçılığa teşviki azaltır çünkü bu şekilde avlanmış olan su ürünlerinin liman bölgelerine girişinde ve oralarda bu avların pazarlamasını zorlaştırır. Daha fazla liman devletinin PSMA’ya uygun hareket etmesi, IUU balıkçılık davranışlarının azaltılmasına imkan tanıyacaktır ve bu FAO’nun PSMA ile ilgili nihai hedefidir.
7740

Bu uluslararası anlaşmanın bir parçası olmak, anlaşmada geçen önlemleri almak, kuralları etkili biçimde uygulamak ve gerekli maliyetleri karşılamak pek çok doğrudan ve dolaylı ekonomik faydayı da beraberinde getirir. Özünde, PSMA bir işbirliği kaidesidir, daha fazla devletin bu anlaşmaya katılımı uluslara fayda sağlayacaktır. PSMA’ya katılan devletlerin bu anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirebilmeleri için öncelikli olarak politikalarında değişiklik yapmaları gerekmektedir ve bu, anlaşmayı imzalayan devletlerin bölgesel güçlerini arttırdığı gibi PSMA’nın da etkinliğine olumlu katkı sağlayacaktır.


PSMA’nın ekonomik faydaları


Pazara erişim
PSMA’yı onaylayan liman devletleri, sorumlulukları ciddiye aldıklarını uluslararası alanda diğer ülkelere gösterir. Tek başına bu eylem bile, en önemli ekonomik teşviğe katılmaya önderlik eder. Bu devletler PSMA’nın adımlarını limanları vasıtasıyla yapılan illegal balıkçılığı engellediklerinde, önemli su ürünleri pazarlarına sürekli erişim sağlar. Çünkü su ürünleri satın alan devletler ve onların perakendecileri yasa dışı su ürünleri avcılığının durdurulmasını öneriyor ve ülkeler bu anlaşmayı imzalayarak bu durumu avantaja çeviriyor. Ayrıca bu devletler, PSMA’ya taraf olan devletlerin limanlarını kullanmayı tercih edecekler ki bu durum, aynı zamanda liman gelirlerinin ve liman harcamalarının artmasına, limanlarla ilişkili sektörlerin de bundan kazanç sağlamasına katkı sağlayacaktır.


Devletlerin PSMA’yı uygulamasının geliştirme için mali destek
PSMA’nın 21. Maddesi, anlaşmayı uygulayan devletlerin anlaşmanın gerektirdiği kapasiteye ulaşmak için destek alabileceğini belirtiyor. Anlaşmaya göre, PSMA’ya dahil olan taraflar kapasite gelişimine destek olmak için özel amaçlı bir çalışma grubu kuracak ve anlaşmaya taraf olanlar bu yardımı kendi ülkelerindeki tedbir sistemlerini kurmak için kullanabilecek. Ülkelerin aldıkları destekleri kullanabilecekleri başlıca başlıklar altında ulusal ve bölgesel izleme, kontrol ve gözetleme sistemleri (MCS) ile entegrasyon, denetim prosedürü oluşturmak ve limanlarda çalışanlar için eğitim faaliyetleri sayılabilir.
7740

Balıkçılık sektöründeki yönetişimlerin geliştirilmesi ve kurumlararasında daha etkili iş birliği
PSMA’nın uygulanması, öncelikli olarak bu anlaşmanın gerektirdiği prosedürleri koordine edecek devlet kurumlarının kurulmasını gerektirebilir. Anlaşma, tarafların zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlayacak kurumlararası bir çerçeve sunmaktadır. Bu, aynı zamanda ülkeler arası işbirliği çabalarını da teşvik eder niteliktedir. Bu adımlar daha iyi iş gücü uyumu, göç ve sıhhi kurallar başlıklarında ilave fırsatlar getirmektedir. Kurumlararası işbirliği, aynı zamanda süreçlerin şeffaflığı arttırır, yönetimdeki yolsuzluk ihtimallerini azaltır.

Devletlerinin sisteme entegrasyonu, var olan ulusal MCS sistemini geliştirir.
Sistematik olarak liman denetimlerinde toparlanan bilgiler kullanılarak yapılan analizler ve risk değerlendirmeleri, ülkelerin dahili MSC’lerinin maliyetini azaltabilir. İyi yapılmış bir entegrasyon zamandan ve emekten tasarruf etmeye; denizdeki araçların görüntülemesi, izlenmesi ve denetlemesi konusunda kaynakların daha verimli kullanılmasına destek olur.

Bölgesel işbirliği
PSMA, bölgeler ve uluslar birlikte çalışmaya odaklanarak bilgi paylaşımı ve iş birliği için bir çerçeve oluşturur. Anlaşmanın tarafları, yasadışı avcılıkla ilgili bilgileri toplayıp paylaşmak ve yargıya yardımcı olmak ve bu çabaların şeffaflığını güçlendirmeye çalışmak zorundadır. Tüm bir bölge PSMA’yı yerine getirdiğinde, balıkçı gemileri için IUU aktiviteleri ile avlanmış olan su ürünleri daha az ekonomik ve cazip hale gelir. Bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesi, kıyı devletlerinin anlaşmayı uygulayabilmesi için yeteneklerini arttırır.
7740

Balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi
Balıkçılık kaynaklarının yönetimi, bilhassa göçmen türlerin yönetimi, IUU aktiviyeleriyle avcılık yapmış su ürünleri avcılığı araçlarından elde edilen bilgiyle daha da geliştirilebilir. Tam entregre MSC sisteminden toplanan bilgilerle elde edilecek veriler, stokların daha güçlü değerlendirilmesine, kıyı ve açık deniz sularının ayrıca uluslararası suların etraflıca gözlemlenmesine yardımcı olacak.

Balıkçılık sektöründe yatırımı cazibeli hale getirmek
İtibarlı, yasal ve şeffaf bir liman ülkesi inşa etmek, dış yatırımların ülkeye gelmesini ve ülkenin kıyı sularında ülkenin lisansı ile balıkçılık yapmasının önünü açabilir. Bu durum tedarik, tamirat, işleme ve ek servisleri kapsayan liman operasyonlarını arttıracağından ülkenin iç kısımlarının gelişmesine de katkı sağlayacaktır.
7740

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com için Türkçe'ye adapte edilmiştir.
Ağustos 2016

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

DÜNYA DENİZLERİNDE BALIKÇILIK İÇİN KULLANILAN 7 BALIKÇI TEKNESİ MODELİ

7740

Su ürünleri sektörünün geleceği her ne kadar artık yetiştiriciliğe odaklanmış gibi görünse de, dünyanın farklı yerlerinde farklı av araçları ile su ürünlerinin avcılığı yapılmaya devam edilecek. Farklı yöntemler kullanılarak farklı türlerin avcılığında kullanılan balıkçı gemileri, denizlerde yapılan avcılık aktivitelerinin en önemli aracını oluşturuyor. Balıkçı gemilerini tanımak için şimdi kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gırgır

Gırgır ağları, öncelikli olarak geminin kıç tarafına yığılır ve gemi, balıkların olduğu alan üzerinde genişçe bir çember çizerken suya bırakılır. Ağın uzak ucundaki küçük bir kayık ağı tutarak ağ çemberinin tamamlanmasına yardımcı olur. Geminin attığı ağın üst kısmı – yüzen yaka – suyun üst kısmında şamandıralar yardımıyla kalır ve alt kısmı da – kurşun yaka – dikey olarak suyun içinde batar. Sonuç olarak ağ, suyun içinde bir perde gibi asılı kalır. Ardından, gemideki balıkçılar bir büzme yakası vasıtasıyla ağı alttan büzmeye başlarlar. Halatlar ve ağ, bir hidrolik vinç yardımıyla yukarı doğru çekilir. Önce ağın çok büyük bir kısmı gemiye çekilir ve suyun içinde, kalan kısmı da bir daldırma ile geminin güvertesine çekilir. Çevrilen ağın içindeki tüm balık türleri bu av şekli ile toplanır. Türkiye’nin kıyısı olduğu her denizde bu yöntemle avcılık yapılmaktadır.

Galsama ağları teknesi

Dipte ve dibe yakın yaşayan balıkların avlanmasında kullanılan bu araç, ağın perde gibi dik bir şekilde suyun içinde kalmasını yüzen yada göç eden balıkların avlanmasını sağlar. Ağın şamandıralar ile donatılan yakası suyun yüzeyinde, ağırlıklarla donatılan yakası ile suyun altındadır. Ağın göz açıklıkları, yalnızca erkek balıkları solungaçlarından avlayacak genişlikte ayarlanır. Baş tarafından ağa giren balık, solungaçlarından ağa takılarak ağın içinde kalır. Kaçmaya çalıştıkça ağa daha fazla dolanır. Galsama ağının göz açıklıkları daha küçük ve dişi balıkların kaçabileceği boyutlarda tutulmalıdır. Bu av aracı, genellikle içinde balık avcılığının balığın gözle görülemesinin zor olduğu siltli ve bulanık sular için uygundur. Galsama ağı ile avcılık yapan gemiler ortalama 9 – 12 metre aralığındadır. Bu gemiler, ön taraflarında yer alan ve ağın sarıldığı davul benzeri donanımlarla kolayca tanımlanabilir. Balık ağı, hidrolik bir vinç yardımıyla bu makaraya sarılır, avlanan balıklar ağdan elle çıkarılır. Kayık, ağın gerdin ve düz tutulması için kullanılıyor. Kanada’da yapılan avcılıkta elde edilen somon balıkları genellikle son kullanıcıya buz içinde ulaştırılıyor.

Trol tekneleri

Trolle avcılık, balıkların beslenme alışkanlıklarına uygun yemlerin yada tuzakların suyun içinde çekilerek balıkların avlanması metodudur. Tipik olarak 4 yada 6 halata dizilmiş 50 kadar kurşun halatların ucundan aşağı sarkarak ağın gergin durmasını sağlar. Bu halatlara 8 – 12 adet naylon bazlı misina eşit aralıklarla takılır ve uçlarındaki kancalara da yem takılır. Avcılığın ardından ucunda balık olan kancalar güverteye el yada hidrolik bir kaldırıcı yardımıyla alınırken bir kepçenin kullanılmasında fayda vardır. Trol tekneleri, farklı kullanım alanlarına göre farklı boyutlarda ve farklı donanımlara sahiptir.

Tarak tekneleri

Tarak tekneleri çoğunlukla trol tekneleri ile karışıtırılsa da tarak tekneleri ağlarının daldırıldığı derinlikteki pek çok türü bir arada avlayan av araçlarıdır. Orta suyu yada dibi tarayan çeşitleri vardır. Bir çok tarak ağının yan taraflarında ağı açık tutmaya yardımcı olmak için kapılar vardır. Avcılıktan sonra ağı güverteye çekmek için güçlü vinçlere ihtiyaç vardır. Ağın sonundaki torba, yapılmış avcılığın ürünlerini barındırır. Bu tipteki tekneler genellikle büyük ve geniş araçlardır. Dünya üzerindeki en geniş çeşitleri, avladığı balıkları kendi üzerinde işleyip pazara sunulacak hale getiren fabrika gemileridir ve bunların boyu 200 metreye yaklaşabilir. Fabrika gemileri ile yapılan avcılığın boyutları muazzamdır. Ortalama 2 saatlik bir çekimin sonunda 100 ton ve hatta daha fazla avcılık yapılabilir.

Tarak ağlarının çoğu, yasal olarak belirtilen göz açıklığından daha düşük göz açıklığına sahip ağlardan yapıldığı için çekim yapılan yerlerde avına izin verilen boyutun altındaki boydaki balıkların da avlanmasının önünü açmaktadır. Bununla birlikte dipte çekilen tarak, deniz zemininin bozulmasına, üreme alanlarının yıkımına ve ekosistemlerin yapısının zarara uğramasına neden olmaktadır.

İğne ile avcılık tekneleri

Ticari ölçekte yapılan iğne ile avcılıkta, ucuna iğnelerin takılı olduğu misinaların suyun içine dik olarak bırakılması metodu uygulanır. İğneler, sahte yemlerin yatayda yarattığı hareketlenmelerin aksine dikey olarak hareketler yapar. İğneler hem tuzlu suda hem de tatlı suda kullanılabilir ve bu yöntem, uzun yıllardan beri Avrupa’da, Kuzey Avrupa’da, İzlanda’da ve New Foundland’da kullanılıyor ve bu balıkçılık yöntemine günümüzde yaygın olarak avcılıkta başvuruluyor. Balıkçılığın ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu teknelerin de donanımlarında değişiklikler gözlenmeye başladı. Manuel salımların yerini hidrolik salımlar aldı ve bunlar balıkların yaşadığı ideal derinliklerden çekilerek avlanmalarını kolaylaştırdı. Hatta günümüzde bilgisayar desteği ile otomatize edilmiş tekneler, belirli bir derinlikte istenen ağırlıktaki balıkların ağa takılmasının ardından balığı tekneye çekecek kabiliyete sahip. Bu ekipmanlar, balıkçılığın verimliliğini arttırırken avın kaçma riskini de azaltıyor. Ayrıca iğneler ile yapılan avcılık esnasında geminin motorları kapatıldığı için yakıttan da tasarruf sağlayan bir metod.

Crabber

Adı Crabber olan av araçlarının hedefinde dipte yaşayan yengeç türleri vardır. Bir halat yardımıyla dibe batırılan kafeslerin içine avlanmak istenilen yengecin tüketmeyi sevdiği yemler konur ve kafesler bir kaç günlüğüne orada bırakılır. Her bir kafesin bağlı olduğu halatın ucuna bağlanan şamadıralar, kafeslerin yerlerinin belirlenmesinde kullanılır. Yengeçlerin fizyolojik özelliklerine göre farklı kafes tipleri vardır. Kafeslerin sudan çekilmesi için gemiye donatılmış güçlü vinçlerden faydalanılır. Bering Denizinde ve Alaska Körfezinde çalışan çok büyük yengeç tekneleri olmakla birlikte farklı büyüklüklerde yengeç tekneleri alüminyum gövdelerle ve dışa takılmış motorlarla ihtiyaca göre donatılmaktadır.

Türkiye karasuları içinde ticari öneme sahip yengeç türleri pek fazla olmadığından, Crabber’lar genellikle kuzeyde aktif olarak kullanılan teknelerdir. Alaska ve Kanada’nın kuzeyinde, Bering Denizi civarında yayılım gösteren yengeç türlerini avlamak için özel olarak donatılmış teknelere dair belgesel çekimleri de yapılmaktadır.

Longliner

Longliner, dipte yaşayan balıkların avcılığında kullanılan bir av aracıdır. Trança ve morina gibi balıkların yanı sıra bazı dip balıklarının da avcılığında yaygın olarak kullanılır. Longliner halatların başınca ve sonunda çıpalar vardır. Her bir longline 1.5 km kadar olabilir ve üzerinde yüzlerce yemli iğne bulunur. Yemlerin takılı olduğu halatların ucunda iğnelerin yerini belli etmek için bir şamandıra ve bayrak kullanılır. Tipik bir şekilde bir longliner teknesi 24 saatlik bir av döneminde bir kaç çekim planlar. Genellikle güçlü vinçlerle donatılırlar ve buzhaneleri vardır. Longliner tekneleri tarak tekneleri gibi büyük ve geniş araçlardır. Boyları 15 ile 30 metre arasında değişebilir ve olumsuz hava koşullarıda ekibi korumak için kıç taraflarında bir örtü bulundurulur. Teknedeki av malzemesi kullanılmadığında sarılır ve bir tüp içinde saklanır. Teknenin av kapasitesine ve yapılan avcılığa göre tekneler kıyıya ortalama 20 – 40 ton arasında avla dönebilir.
Ağustos 2016

Denizden Babam Çıksa @tavadakibalik

OLTA BALIKÇILIĞINDA KULLANILAN YEM ÇEŞİTLERİ VE BAŞARILI AVCILIK İÇİN DOĞRU YEM SEÇİMİ

Oltayla yada göreceli olarak endüstriyel avcılığa göre daha basit araçlarla avlanmak istenilen su ürünleri türüne göre farklılıklar gösteren yemler, balıkların beslenme alışkanlıklarına göre avlarda kullanılan en önemli bileşenlerden biri. En az doğru av aracını seçmek, kullanmak ve doğru av yerini belirlemek kadar dikkat gerektiren yemler, elde ediliş kaynaklarına göre çeşitli kategorilere ayrılıyor. Temel olarak iki ana kategoriye ayırabileceğimiz ve avcılık için kullanılan yemler, kendi içlerinde de belli başlı başlıklar altında ayrıştırılabiliyor. Olta ile çoğulukla balık avcılığı için kullanılan yemler, bazı yörelerde ahtapot ve yengeç gibi farklı türler için de tercih edilebiliyor.

7740


Yapay yemler


Yapay balıklar: Suyun içinde canlı balıklar gibi davranarak avcısını oltaya çekmeyi hedefleyen bu ürünler, özellikle yumuşak ve içlerine konan özel malzemeler sayesinde güneş ışığını yansıtarak parlar ve su altında dikkat çeker. Avcılığın yapıldığı suyun fiziki yapısına göre farklı renklerde ve avlanmak istenilen balığın türüne göre çeşitli boyutlarda olanları var. Göllerde, akarsularda ve denizlerde rahatlıkla kullanılabiliyor ve imal edildikleri malzemenin kalitesine göre birden fazla kez kullanılabiliyor. Yapay balıklarla yapılan avcılığın hedefinde olan türler arasında avına hızla saldıran balıklar var: palamut ve kılıç gibi.


Kaşık oltalar: Özellikle hareket halindeki gemilerin arkasından yada yanından suya atılıp sürükleme mantığı ile avcılık yapan kaşık oltalarla, tıpkı yapay balıklar gibi suyun içinde parıldayarak avcılığının yapılması beklenen balığın saldırmasının sağlanarak avcılık yapılıyor. Özellikle uzun mesafelere atılabilen sağlam oltalar kullanılarak donatılmış kaşık oltalar, denizlerde gemilerin ardından çekilerek avcılık yapmak için iyi birer araç olabilir. Yine yapay balıklar gibi avına saldırarak beslenen balıkların avcılığında sıklıkla kullanılır.


Plastik yemler, sentetik materyaller ve tüyler: Suya düşen herhangi bir yeme saldırarak beslenen avcı ve yırtıcı beslenme alışkanlığına sahip balıkların avlanmasında aktif olarak kullanılan bu tür yemler balığın düzenli beslenme alışkanlığında tükettiği yemlere uygun şekilde seçilir. Farklı renklerde, ebatlarda ve sertlikte çeşitleri vardır. Özellikle ipekten yapılmış bazı tüyler, Zargana gibi kovalayarak avlanan balıkların avcılığında iyi performans gösterir.

Gerçek yemler


Balık etleri: Iskartaya çıkarılan balıklar yada daha önce avlanan ve yem olarak ayrılan balıkların etleri, uygun boyutlarda ve biçimlerde oltaların ucuna bağlanarak büyük balıkların avlanmasında kullanılabilir. Sardalya, istavrit, izmarit gibi balıklar bu tür avlanma için iyi bir seçenektir. Ayrıca daha büyük balıkları avlamak için uygun büyüklükteki oltaların ucuna bu balıklar canlı olarak da takılabilir.
Yumuşakça ve kabuklular: Protein ve lezzet yönünden son derece çekici bir materyal olan yumuşakça ve kabuklu etleri arasında sayılabilecek olan sübye, mürekkep balığı, kalamar, kum midyesi ve Akdeniz midyesi avcılıkta başarısı yüksek yemler arasındadır. Türkiye’de tüketim alışkanlığı yönünden pek parlak bir noktada yer almayan u türler, özellikle avcılık alanada kendine daha fazla yer bulmuştur. Tıpkı balık etleri gibi uygun boyutlarda parçalara ayrılarak olta ucunda kullanılabilen bu yemlerle etle beslenen balıklar avlanabilmektedir.


Canlı yemler: Topraktan çıkartılan kurtçuklar, yengeçler yada solucanlar da su ürünleri avcılığında aktif olarak kullanılmaktadır. Parçalara ayrılarak, kıyılarak yada bütünüyle oltanın ucuna takılarak kullanılabilir. Denizlerde ve göllerdeki avcılıkta rahatlıkla kullanılabilir. Daha sakin ve avını genellikle kovalamadan avlayan balık türlerinin avcılığı için uygundurlar. Oltalarda suyun farklı derinliklerine konumlandırılarak birden fazla derinlikte yaşayan balık türünün avcılığı yumuşakça ve kabuklu etleriyle birlikte bu yemlerle de yapılabilir.

Başarılı bir avcılık için doğru yemlerin seçiminin önemi

Kıyıdan yapılacak olan su ürünleri avcılığında kullanılacak olan yemler, öncelikli olarak hangi türün avcılığı yapılacaksa o türün beslenme alışkanlıklarına göre belirlenmelidir. Avlamak istediğiniz türün yiyeceğini nasıl elde ettiğini araştırmalısınız. Bazı türler çayırlar arasında otlanarak ve küçük kabukluları yiyerek beslenir. Bazıları aktif olarak avlarını kovalar, bazıları da saldırarak beslenir. Genel olarak sakin mizaçlı olan ve avlama eğilimi kovalamak üzerine olmayan balıkları canlı ve suyun içinde aktif olarak hareket ederek cezbeden yemlerle avlama ihtimaliniz düşüktür. Ya da parlak ve dikkat çeken küçük balıkları kovalayarak avlayan Zargana gibi balıkları attığınızda dibe çöken ıslak yemlerle avlama ihtimaliniz yine en fazla bir önceki örnekteki kadardır.

7740

Olta balıkçılığında, yemler kadar önemli olan bir başka konu da yemi suyun neresine konumlandıracağınızdır. Buna karar verirken de yine avlamak istediğiniz balık türüne göre bir seçim yapmalısınız. Yemi, suyun içinde uygun yerlere konumlandırmak içinse şamandıralardan ve kurşunlardan faydalanılır. Şamandıra, suyun üzerinde kalarak altında bağlı olan olta takımının askıda kalmasını sağlarken kurşun, alt tarafta yer alır ve misinanın suyun içinde batarak suya dik kalmasını sağlar. Farklı kapasitelerdeki şamandıralar ve ağırlıktaki kurşunlar, yapılmak istenilen balık avcılığının türüne göre özel olarak tasarlanarak hazırlanır. Çok basit materyaller bile şamandıra olarak kullanılabilir: sünger parçaları, köpük tabakaları, hafif ve yüzücü özellikteki plastik parçaları amatör balıkçılıkta yaygın olarak kullanılırken sağlam ve dayanıklı poliüreten malzemelerden imal edilmiş şamandıralar daha çok profesyonel olta balıkçılarının tercih ettiği ürünler arasındadır.

Yemler, suyun içindeki uygun derinliğe konumlandırılırken şamandıraların kaldırma kuvvetinden kurşunun da ağırlığı nedeniyle batma eğiliminden faydalanılır. Eğer şamandıranız çok büyükse yem gereken derinliğe batmayabilir, kurşununuz gereğinden fazla ağırsa da şamandırayı batırarak suyun dibine çöker. Bu nedenle meydana takılmalar ve kopmalar sıklıkla görülmekle birlikte koparak işlevini yitiren takımlar, suyun içinde avlanmaya devam ederek hayalet avcılığa neden olmaktadır.

Kıyıdaki olta balıkçılığı aktiviteleri günümüzde hala popüler bir hobi ve geçim metodu. Doğru ve nitelikli araçlarla yapıldığında son derece keyifli bir eylem olan olta balıkçılığı ile ilgili araştırmalar ve olta balıkçılığını daha iyi bir yere getirmek için yapılan geliştirme çalışmaları, dünyada farklı yatırımları üzerine çekmeyi başarıyor.

10 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Geyik Avı

2 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt