Bilmek istediğin her şeye ulaş

AB (Avrupa Birliği)

Avrupa

Avrupa Birliği ya da kısaca AB, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünya ülkelerinin GSYİH’ya (nominal) göre sıralanışında nominal gayrisafi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. (16.8 trilyon ABD$) Avrupa Birliği, tüm üye ülkeleri bağlayan standart yasalar aracılığıyla, insan, eşya, hizmet ve sermaye dolaşımı özgürlüklerini kapsayan bir ortak pazar (tek pazar) geliştirmiştir. Birlik içinde tarım, balıkçılık ve bölgesel kalkınma politikalarından oluşan ortak bir ticaret politikası izlenir. Birliğe üye ülkelerin on beşi, avro adıyla anılan ortak para birimini kullanmaya başlamıştır. Avrupa Birliği, üye ülkelerini Dünya Ticaret Örgütü'nde, G8 zirvelerinde ve Birleşmiş Milletler'de temsil ederek dış politikalarında da rol oynamaktadır. Birliğin yirmi yedi üyesinden yirmi biri NATO'nun da üyesidir. Schengen Antlaşması uyarınca birlik üyesi ülkeler arasında pasaport kontrolünün kaldırılmasının da arasında bulunduğu pek çok adlî konu ve içişileri düzenlemelerinde Avrupa Birliği'nin payı bulunur. Avrupa Birliği, devletlerarası ve çok uluslu bir oluşumdur. Birlik içinde kimi konularda devletlerarası anlaşma ve fikir birliği gerekir. Ancak belirli durumlarda uluslarüstü yönetim organları, üyelerin anlaşması olmaksızın da karara varabilir. Avrupa Birliği'nin bu tip haklara sahip önemli yönetim birimleri Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği Konseyi, Liderler Zirvesi, Avrupa Adalet Divanı ve Avrupa Merkez Bankası'dır. Parlamentoyu, Avrupa Birliği vatandaşları beş yılda bir oylama yöntemiyle seçerler. Avrupa Birliği'n...

Temmuz 2016

Burçin Gökgöz, bir soruya yanıt verdi.

Yunanistan Avrupa Birliği'ne neden kabul edilmişti?

AB kriterlerine göre gelişmiş bir ülkenin bölgesel farklılıklarının düşük olması yani bölgelerin ekonomik, sosyal vs. bakımdan benzer, homojen olması gerekirken Yunanistan'da bu fark fazlaydı. ortak kültür, tarih, anlayış, strateji olarak zaten Avrupa'yla birlik içindeler ama tek açık ekonomileriydi. bölgesel dengesizlikler halledilince AB'ye dahil olmuş oldular.
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

AB: Türkiye'yi gerçekten Erdoğan yönetimiyle tanımlamak doğru mudur? (Does Turkey really identify with Erdogan’s regime?)

Şimdi bu da biatçılara batar yine ama bu raporunda AB aslında rezalet RTE yönetimini sadece kendi duyarsızlıklarını eleştirmek için anlatmış. Avrupalı tabii hala humanist, hala olumlu. Biz yanlış yoldayız arkadaş diyor...

"Tayyip Erdoğan'a bir çok Avrupalının güldüğü artık bir sır değil" diye başlıyor, bakalım neden esprilerine değil kendisine gülüyorlarmış: Mutlaka güç savaşına girip nifak yaratacağı için Türkiye AB'de istenmiyor. Artık Türkiye'nin gidişatı AB kriterlerinin tamamen
dışına kaymış vaziyette. 2010'dan bu yana Türkiye seçkin bir İslami Demokrasi olmaktan izole edilmiş, ilişki kurulmaması gereken bir ülke olma yolundadır.
RTE'nin Mısır ve Libya'da Müslüman kardeşleri destekleyerek bu iki ülkeyle olan ilişkilerini paramparça ettiği bir gerçektir.


Yanı sıra RTE komşu Yunanistan'la olan ilişkilerimizi petrol arama vb gerekçeleriyle gerginliğe ve açmaza sürüklemektedir.

Ülkenin İsrail'le olan tüm bağlarının da kopmuş olması yine RTE'nin eseridir.

Suriye başkanı Beşar Esad'a karşı olan tavrı bu ülkeyle ve Irak'la de gerginlikler yaşanmasına sebep olmuştur.

Buna ek olarak Esad'ı devirme ve PKK'yı ezebilme amaçlı IŞİD'e destek olmuş ve sonunda bu kararının oldukça hatalı olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu yaptıkları sadece kendi partisinin ya da hükümetinin problemi olmaktan çıkmış tüm bölgenin problemi haline gelmiştir.

Sonuçta RTE'nin dostu olan tek devlet İran devleti kalmıştır.

Oysa yıllar önce RTE AB ile olumlu politik bağlar kurmuştur. Bir çok siyaset yazarı, gazeteci ve politikacı bu durumu çok beğenmiş ve Türkiye'nin gidişatının Hıristiyan demokrasisinin İslami versiyonu olabileceğini düşünmüştü.

Ama RTE Türkiye'de İslam'ı hayatın her alanına sokmaya çalışmış ve bu çabaları Türkiye'yi demokratik bir ülke olmaktan çıkartıp modern bir İslam ülkesi haline getirmektedir.

RTE 2010'da gerçek yüzünü ortaya çıkartmıştır. AB bu dönüşümü ilgiyle izlemiş ama Türkiye İslam devletinin yükselişine tepkisiz kalmıştır.

İslamofobiden muzdarip bir çok AB ülkesi RTE'nin bu dönüşünden ve artık AB'ye girmek istememesinden memnuniyet duymaktadır. Bu onlar için bir rahatlama olmuştur. Sadece birkaç politikacı RTE'nin Türk demokrasisini tehdit ettiğinin ve bunun AB-Türkiye ilişkileri için iyi olmadığının altını çizdi.

RTE'nin gerici davranışını kabullenmek AB için bir hatadır. Türkiye AB için önemli bir ülkedir ve hala Balkanlar'la Orta Doğu arasındaki stratejik köprüdür. Türkiye RTE değildir. Türkiye'nin AB'ye de yarayabilecek müthiş bir potansiyeli var bunun için burada ödev Türk halkının yeniden AB'ye üye olmayı istemesini sağlamak olmalıdır.


Bu AB raporundan elimden geldiğince özetleyerek tercüme ettim, redaksiyona süper açığım:
neurope.eu/article/does-turkey-really-i. . .
Eylül 2014

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye'nin AB'ye girmesi halinde para birimini değiştirmesi zorunlu mudur?

Hayır değildir. İngiltere ab üyesi olduğu halde para birimini değiştirmemiştir. Bunun için halk oylamasına gitmiş ve halk pound ta kalmaya kara vermiştir.
Eylül 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Türkiye'nin AB'ye girmesi halinde para birimini değiştirmesi zorunlu mudur?

Şimdi AB olayı o kadar basit değil. AB bir örgüt, Schengen Anlaşması ayrı bir örgüt ve Euro Paktı ayrı bir örgüt. Bir çok az gelişmiş Avrupa ülkesi AB'ye şartlı üye olarak alınıyor. Kriterleri insan hakları, sömürülebilecek kaynaklarının olması gibi şartlar. Bu ülkeler ne Schengen'e ne de Euro Paktına alınıyor. Yani AB içinde sadece turist olarak 3 ay dolaşma izinleri oluyor, paraları kendi fakir paraları kalıyor. 2 sene ekonomik durumları inceleniyor ve bu süre boyunca paraları EURO'ya göre yıllık %2'den fazla düşmezse Euro Paktına girmeye hak kazanıyorlar. Burada onlara seçim hakkı veriliyor, isterlerse İngiltere gibi paktın dışında kalıp paralarını kendileri idare edebiliyorlar. İngiltere kadar ekonomisi güçlü olmayan bir devlete bu hak tanınır mı onu da öyle bir durum olduğunda göreceğiz. Ardından Schengen'e de girmeye hak kazanıyorlar. Tabii ekonomileri ve ülkedeki hukuk sistemi Avrupa standardında olduğu için büyük bir göç de yaşanmıyor, dengeler fazlaca bozulmuyor. Yani Türkiye AB'ye ucundan şartlı üye olarak girse bile bizim oynak balon ekonomimizin %2'lik stabiliteyi sağlayabildiği henüz Türkiye tarihinde görülmedi. Birimimizi kaybedeceğiz diye korkmanıza hiç gerek yok, kimse onu değiştirtmeye meraklı değil.
Nisan 2014

Cengizhan Eren  yeni bir  gönderide  bulundu.

Neden Avrupa gibi olamayız?

Türkiye’ de kahvehanelerden, TBMM’ye kadar uzanan, Türkiye’nin neden Avrupa ülkeleri gibi olamadığı tartışması vardır.

Daha Avrupa’ ya gitmeden, “ Avrupa şöyle, Avrupa böyle “ naraları atan abilerimizin canhıraş söylevleri yürek burkar sahiden(!)

Hele mecliste sözde özgürlüklerden dem vurup başka özgürlükleri kısıtlayanların Avrupa’yı örnek göstererek seslenmesi komiktir doğrusu.

Oysa mesele, Avrupa’dan daha ileri ya da geri olma meselesi değildir. Önemli olan; Avrupa'nın yaşadığı değişimi ve bu günlere nasıl geldiğini fark edebilmektir. Çünkü tarih çok uzun analizler yapmaya gerek bırakmayacak şekilde bize gerçekleri apaçık göstermektedir.

Şöyle geçmişe dönüp Avrupa’ ya ve bir de Avrupa gibi olamayan bize dönüp bir bakalım.

Öncelikle Avrupa siyaset, din ve ticaret üçgenini 17. yüzyılın sonlarında çöpe atmış. 18. Yüzyılın Avrupa'sında devletin, her türlü insani bağlardan arınması gereken şeffaf bir yapıda olması gerektiği yönünde fikirler öne sürülmüş. Bu fikirler toplumun geniş kesimleri tarafından kabul görmüş.

Peki o sıralar bizde ne olmuş? Efendim rasathaneler, "Allah'ın işine karışıyorlar " denilerek kapatılmış. Semaya ilk açılan bilim adamı olan Hazarfen Ahmet Çelebi, 4. Murat tarafından, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakaası caiz değil" denilerek Cezayir'e sürgün edilmiş.

Ne tesadüf ki aynı dönemlerde Leonerdo Da Vinci diye bir adam, Avrupa'yı karış karış dolaşırken Hezarfen' in namını duyup uçmak fikrini kafasında daha da belirginleştirmiş. Bize Milli Eğitim'in Leonardo Da Vinci' yi bir ressam olarak önümüze koyduğuna bakmayın.

Adam, bir kaşif ve bir mucit. Bu gün modern kitle imha silahlarının, uçakların ve fabrika makinalarının taslaklarını kendi döneminde çizmiş teknoloji tasarımcısı bir dahi kendisi. Çizdiği makinalar Avrupa' da müzelerde saklanıyor. İsteyen açıp internetten bile ulaşabilir bunlara. Zaten insanın altın oranını keşfetmek için pek çok ilmi hıfz etmiş olmak gerektiğini biraz fikir yürüterek kolayca anlayabiliriz.

Şimdi gelelim günümüze. 3 yüz yıl ilerisine yani. Şu an biz hala bazı Cemaatlerin ve dini kanaat önderlerinin bazı ilmi(!) söylemlerine kulak kesilip, "acaba laik mi olsak şer'i mi" diye düşünürken, Avrupa; üretmeye, yenilemeye ve ne tesadüf ki dinlerini de istedikleri gibi yaşamaya devam ediyor. Düşünün ki tüm Avrupa ülkelerinde nikahlar Kiliseler' de kılınıyor. Kimse bunu şeri bir kural olarak da atfetmiyor üstelik. Biz ise hala hacca giden siyasetçileri "İktidar yalakaları" olarak düşünmeye, düşlemeye devam ediyoruz.

Birlik olma düşüncesinden sonuna kadar uzak, ayrılan taraflarımızı odakta tutmaya bayılıyoruz. Bugün dünyada laik ve İslami yönetim tartışmalarının olduğu yerlere dikkatle bakın. Hepsi sözüm ona Müslüman ülkeler.

Avrupa, 15. Yüzyılda feodallerin ve papanın yoğun bir iktidar mücadelesine tanık oldu, bölündükçe bölündüler, fakat işin içinden Rönenans ve Reform hareketlerini başlatan aydınlarıyla çıktılar. Aradan geçen 5 yüzyılda açlığın, ölümün ve kanlı mağlubiyetlerin kıtası olan Avrupa, birbirinden güzel ve farklı dünya şehirleri çıkarttı. Bir de üstüne” kapak olsun “ der gibi Avrupa Birliğini kurdular. Şimdi ise Orta Doğu ve Asya ülkeleri aynı şekilde bölünmeye, birbirlerini parçalamaya devam ediyor. Kendi tarihini iyi analiz eden Batılı ülkeler ise içimizdeki yarayı taze tutup acılarımızın en hassas olduğu yerden oyuncak araba gibi kurup birbirimize çarpıştırıyorlar bizi…

Aradan geçen onca zamandan sonra biz hala kadın erkek yan yana okur mu diye tartışıyoruz.

“ Biz yüzde 99’ u Müslüman bir ülkeyiz. Konumumuz itibariyle icat yapamıyoruz, buluş çıkaramıyoruz. Ara teknik eleman ülkesiyiz biz” diyen bir Çevre ve Şehircilik Bakanı var bu ülkenin.

“ İlim Çin’de olsa, gidin alın” diyen bir inancın getirildiği noktaya bakın.

Din üzerinden zincire vurulmuşuz biz. Avrupa o zincirleri çoktan kırdı. Avrupa gibi olamayışımızın en büyük sebebi işte tam olarak budur.
Mart 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Şubat 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Kasım 2013

Alper Altuğ, bir soruya yanıt verdi.

Otellerin en uygun ve rahat olduğu Avrupa ülkesi hangisidir?

Şehir merkezine yakın olanlar pahalı ve küçük uzakta olanlar ise tam tersi oluyor.
Ağustos 2013

Ersin Er, bir soruya yanıt verdi.

Ufuk 2020 girişimi hakkında ne biliyorsunuz?

ufuk 2020'nin hedefleri
• Akıllı büyüme: Ekonomik büyümeyi sağlayacak, sosyal sorunları çözecek (özellikle yeni sayısal çözümlerle) hizmetler yaratılacak. Ar-Ge ve yenilikçilik bu nedenle ana madde. Bunu sağlamak için eğitim şart!
Sürdürülebilir büyüme: Çevre, enerji, sağlık, gıda ve su konularında yoğunlaşan etkin kaynak kullanımını sağlamak.
Katılımcı büyüme: Bütün bu işlere bütün vatandaşların katılmasını sağlamak gerekiyor. Daha çok ve daha iyi iş olanakları yaratmak, böylece gelir düzeyini artırmak, ekonomik büyüme ve kalkınmayı artırmak. Bütün bunları yaparken, vatandaşlara yeni beceriler kazandırmak. Sosyal bilimler, bu çerçeveye oturacak. Sadece mühendislik ve iş yönetiminin fizik kurallarının değil, “insani” faktörlerin de hesaba katılmasını sağlayacak.
Ağustos 2013

Alper Altuğ, bir soruya yanıt verdi.

İtalyan konsolosluğu turist vizesi verirken zorluk çıkarıyor mu?

İtalya schengen e tabi olmasaydı , vize uygulaması yapmayacaktı bize. O derece kolay veriyorlar yani , ama tur şirketleri ile gitmek en garanti yol.
Haziran 2013

Özge Can Balaban  yeni bir  gönderide  bulundu.

Feyzi İşbaşaran _ ABD-AB-TÜRKİYE....KİM NEYİ NİÇİN YAPIYOR ?

AB'den sorumlu Bakan AB'deki görüşmelere gidemedi. Onun yerine Dış İşleri Bakanı Davutoğlu gitti.Önce bu tespiti yapalım. AB'nin 22.Başlığı açtığı falan yok. Bu konuyu görüşmek üzere 4 ay ertelemiş oluyor. Yani müzakerenin yapılıp yapılmayacağına 4 ay sonra. 4 Ay sonra ne olacak? AB üyesi ülkelerin Hükümet Başkanları ve Dış İşleri Bakanları toplanacak. 22.Madde müzakere edilsin mi edilmesin mi? AB dünkü toplantıda ne dedi? "4 ay sonra yapılacak toplantıda AB-Türkiye ilerleme Raporu izlenecek" Bunu neden saklıyorsunuz? AB-Türkiye ilerleme Raporunda ne var? -Temel insan hak ve özgürlükleri -Kıbrıs konusu -AB uyum yasalarının yerine getirilip getirimediği. AB ile görüşmelerin Gezi Parkı olaylarından dolayı durduğu kesin. Ortada Avrupa Parlamentosu'nun bir kararı var.Bu görmemezlikten gelinemez. AB üyesi B.Elçileri toplantıya devet edip saçma sapan videolar izletiyorsunuz. Ne zaman? Olaylardan neredeyse 1 ay sonra. AB üyesi ülkeleri B.Elçileri'ni kandırabileceğinini mi sandınız? Adamlar toplantıdan çıktı"Gösterilen videoda camide içki içildiği yoktu" Peki siz ne açıklama yaptınız? "AB üyesi B.Elçilere "Camide içki içildiği videosunu izlettik"Ya bu ayıp değil mi? Hangi ülke bunu yapar? Camide içki içilip içilmediği tamamen bizi iç meselemiz. Kutsal mekanlarda bunu yapanlar tespit edilir ve savcılığa suç duyurusu yapılır. Kutsal mekanlarda böyle bir şey olmuşsa,elinizdeki belge,delil,şahit,video vs. ne varsa mahkemeye verirsiniz. Mahkeme buna karar verir. Bu dediklerimin hiç birini yapmadan, halkınızı AB B.Elçilerine şikayet etmenizi AB B.Elçileri tuhaf karşılamışlardır.Olacak şey değil! Bakın siz bir şeyin farkında değilsiniz.AB B.Elçileri ve ABD Elçiliği olayları yakından izliyor ve ülkelerine rapor ediyorlar. AB B.Elçileri ve ABD Elçiliği bir konuyu daha izlemeye aldı. Görsel ve yazılı Basın baskı altında mı değil mi? Bu çok daha önemli. Her B.Elçi'nin görev yaptığı ülkede medyada dostları, arkadaşları var. Bizim B.Elçilerin de bulundukları ülkelerde var. Açık istihbarat yani... Sizin B.Elçilere videolar göstermeniz hiç bir şey ifade etmez. O B.Elçilerin ülkelerinin Hükümetleri gerçeğin ne olduğunu öğrenmek ister. Gezi Parkı olaylarında 4 kişi hayatını kaybetmiş. Gözünü kaybedenler,polisin şiddeti videoları medyada dolaşıyor. B.Elçiler bilmiyor mu? AB B.Lçileri,ABD B.Elçisi gazete ve Tv'lerin nasıl el değiştirdiğini, gazetecilerin gazetecilik yapamadığını görmüyor mu? Görüyor tabi... Her zaman ki gibi, cevaplar, blocklar, spamlar sonra:)) Ethem Sarısülük'ün polis tarafından öldürülme anı videosu çok net ortada ve polis tutuksuz yargılanacak.Yargıdan da bir şey çıkmaz. Şimdi konumuza geri dönelim.AB dünkü toplantıda size ne dedi? "22. Başlığın müzakeresini 4 ay erteliyoruz ve sizi izlemeye alıyoruz" AB'ye "Siz kim oluyorsunuz da bizi izlemeye alıyorsunuz?" Diyebilirsiniz.O sizin bileceğiniz bir şey.Söylersiniz ve bırakırsınız. Başbakan Erdoğan Avrupa Parlamentosu'na "Sizin kararınızı tanımıyorum" dedi ama Davutoğlu AB görüşmelerinin devamı için gitti... AB son aldığı kararla Türkiye'yi Gezi Parkı olayları ,AB'nin olmazsa olmaz şartı, İnsan hakları,temel hak ve özgürlükleri izlemeya aldı. Kendinizi kandırmayın.AB ile müzakere zor bir süreçtir.Ya AB normlarını, müktesebatını herşeyi ile kabul edersiniz veya etmezsiniz. AB-İngiltere müzakereleri bile 10 yıl sürdü.Bu iş sabır,şeffaflık,insan haklarına saygı,Temel hak ve özgürlüklere saygı gerektirir. Benim gördüğüm AB üyesi ülkeler ve ABD'nin Başbakan Erdoğan'a bakışı tamamen değişti.Ortada bir güven bunalımı yaşanıyor. Açıkçası AB üyesi ülke liderleri Başbakan Erdoğan'ın kendilerini oyaladığını dair kanılar var ve bunu ifade ediyorlar. AB Başbakan Erdoğan'ın durumunun netleşmesini bekleyecek.Türkiye'nin önünde üç seçim var.Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olacak mı? Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olup ve seçilirse,yerine Ak Parti Genel Başkanı Başbakan kim olacak?AB tüm bunları hesaplıyor. AB Başbakan Erdoğan ve Ak Parti'nin geleceğini görmeden müzakereleri oyalıyacaktır.Karşısında istekli,kararlı lider bekleyecek. Bizim AB yolculuğumuz gerçekten "Uzun ince bir yoldur" Bunun nedeni bizim AB'nin temel değerlere uymaktaki isteksizliğimizdendir. Türkiye Cumhuriyet'in ilanından sonra talip olduğu en büyük proje AB projesidir.AB İnsan hakları ve Demokrasidir, Normlar, standarlardır. Tayyip Bey Askeri vesayetten kurtulmak AB ile müzakerelere başladı. Şimdi kendisi vesayet getirdi. AB bunu görüyor. Şimdi beklemeye girdi. Türkiye AB'ye girecektir. Ama doğru zaman,doğru politikalar ve kararlı bir liderle bu mümkün. Neticede daha çok yolumuz var.
Daha fazla

53 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Hibe Programları

10 Kullanıcı   3 Soru   21 Yanıt

AB Projeleri

36 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt