Bilmek istediğin her şeye ulaş

Başarı

Başarı, istendiği varsayılan şey veya şeylere ulaşma işi veya istendiği varsayılan şey veya şeylerin kendisi. Bir kişi kendisinin başarısını doğrudan kendi istedikleriyle tartar. Benzer şekilde, bir kişi, başka bir insan ve toplumun başarısı hakkında düşünürken de kendi istekleri önemlidir. Çünkü başkasının veya başkalarının başarısından bahsederken, onların istekli olduğunu düşünmeli ve bu isteklerin ne olduğu hakkında varsayımda bulunmalıdır, ki bu varsayımlar da kişinin kendi istekleriyle doğrudan alakalıdır. Burada ki ikinci öğe ise, başarının hakkında düşünüldüğü kişi veya toplumdur. Aynı kişinin başka kişi veya toplumlar hakkında düşünürken istekleri değişmemesine karşın, başarı kriterleri değişebilir. Çünkü farklı kişi veya toplumlar için farklı istekler varsayabilir. Başarının tanımı hakkında bir başka bakış açısı getirmek de mümkündür Başarı, basit hâliyle "istenilen bir sonucu elde etmektir." Kimi kişilerin, genel veya belli değer yargılarına göre "yanlış, kötü, zararlı" kabul edilen amaçlara ulaşma yolunda gösterdiği bir takım gayret ve girişimlerin istenen sonla sonuçlanması da o kişilerce başarı olarak değerlendirilse de, gerçek anlamda başarıdan söz edebilmek için "doğru,iyi, yararlı" sonuçlara ulaşılmış olması gerekir. Pozitif bilim dallarında, elde edilen, ulaşılan sonuçlar; deneysel, matematiksel olarak da doğrulandığı, onaylandığı takdirde başarı olarak nitelenebilir. Bu türden bilimsel sınamalı başarılar, bir başka bilimsel çürütme ya da revizyona kadar geçerliliklerini, diğer bir ifadeyle başarı özelliklerini korurlar. Toplumsal, psikolojik, beğeniler, değer yargıları; toplumdan topluma kişiden kişiye farklıklar gösterdiğinden, sosyolojik ve bireysel başarı algılamaları da bazen birbirine tezat oluşturacak biçimde değişikler gösterir.Başarı herkesin ulaşamadığı bir zenginliktir. Bu başarıyı isteyen ve çalışan herkes elde edebilir. Ancak dünyada bun...

Ocak 2016

Siran Camgöz, bir soruya yanıt verdi.

İş kurmak mı yoksa bir firmada kariyer yapmak mı istiyorsunuz? Neden?

Is kurmak için deneyim, birikim, bilgi, zeka, girişimci ruh, çevre ve tabi ki para lazım. Finansal yönden güçlü olmak ve diğer tüm maddeler ile doğru zamanın tespiti çok önemli. Insan işini doğru seçebilmek veya seçtiği meslekte mutlu olmayı bilmelidir. Insanın kendi işi daha fazla sorumluluk isteyen bir iştir. Gece gündüz olmadan calismak demektir.

Firmada kariyer için de aynı maddeler gerekse bile torpil ve farklı ilişkiler de yetebiliyor bazen. Kendi alın teriyle bir yerlere gelen o kadar az insan var ki. Hele modern kölelik gibi çalışmakta başka bir sorun. Ama kendi işteki sorumlulukta yoktur en azından kişiye göre değişir, vergi, sigorta ödemesi yoktur, ortak devlet ve banka degildir.

Ama kendi işiniz veya terfiniz ne olursa olsun her şeyin zamanında olmasıdır. Zamanından önce olan hiçbir şeyin kıymeti ve önemi bilinmediği gibi kalıcı da olmamaktadır.
Kasım 2015

Seyda Kartal  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kör Bir Mimar Mimarlık Yapabilir mi?

986

Eskiz kağıtları, yığınla çeşit çeşit kalemler, onların arasında yerini özelleştiren rapidolar, t-cetvelleri, gönyeler, “Autocad”, “Archicad”, vb. bilgisayarda çizim programları, “3ds Max” gibi modelleme programları, “Photoshop” gibi sunuş paftalarını “şık” hale getirme programları hepsi aslında mimarın kafasında oluşanları görselleştirmek ve o görselleri “satacak” hale getirmek için üretilen araçlar yığını. İster bilgisayar öncesi rapidolu günler olsun, isterse bilgisayar sonrası “plotter”lı hayatlar olsun, mimarlık her zaman görsellikle beslenen ve görsellik üreten bir alan olarak kendini kurgulamıştır. Gelişen teknolojiyle bu görsellik meselesinin iyice abartıldığı bu zamanlarda, artık projelerin bilgisayardaki modellerinin "render"ları, projelerin aslından bile daha gerçek, daha fiyakalı durabiliyor, San Franciscolu mimar Chris Downey’in hikayesi mimarlığın görsellikle kurduğu ilişkiler üzerine yeniden düşünülmesini sağlıyor

Chris Downey 2008 yılında beynindeki tümörün alındığı ameliyatta görme yetisini yitiriyor ve içi dışı görsellikle dolu olan mesleğine görmez halde geri dönüyor. Burada çoğu kimsenin ondan bekleyeceği üzere mimarlığı bırakmıyor ve kör bir mimar nasıl olur sorusunun üzerine gidiyor. Projelerin Braille alfabesi ile ifadelendirildiği başka türlü bir görselliğin konuştuğu bir nokta belirliyor kendisine, bu sırada en sevdiği araç proje planlarını kabartılı hale getiren böylelikle de onları parmaklarıyla okumasını sağlayan baskı makinesi oluyor. Bu kabartılı çizimler üzerinde “Wicci Stix” denilen balmumlarıyla eskiz çalışıyor. Böylelikle kendisine başkalarınınkine benzemeyen yeni bir görüş açısı yaratıyor.
Downey şu anda mimarlık firmalarına mimar-danışmanlık yaparak özellikle de körler için mimarlık nasıl olur sorusunun üzerine gidiyor. Görme engeli ona birçok mimarın göremediği bir yer kazandırıyor. Onun hikayesi üzerinden kör bir mimar mimarlık yapabilir mi sorusu mimarlığın görme yetisini sorgular hale geliyor.
Biz mimarlar görme eylemiyle var olan yaratıklarız, fakat burada önemli bir nokta var, görme yeteneği bu koca denklemden çıkarıldığında, geriye bir mimarı iyi bir mimar yapan şey olarak ne kalır? ” diye soruyor Downey. Cicili bicili "render"ların, kendini görsellik üzerinden pazarlayan içi boş projelerin arasında Downey’in sorduğu bu soru mimarlığın görsellikle hesaplaşmasını tetikleyecek bir soru olarak akılları kurcalıyor.
Cidden, geriye ne kalıyor?
Derleyen: Pelin Çetken
Kaynaklar:
archpaper.com
arch4blind.com
Ekim 2015

Zeynep Zülal Güner, bir soruya yanıt verdi.

Üniversiteye yeni geçtim ve kendimi çoğu yönde geliştirmek istiyorum. Bir konuda uzmanlaşmak, yeni bir dil öğrenmek gibi kendimi sürekli geliştirmek istiyorum. Fakat nedense bir türlü bunu yapamıyorum. Masanın başına oturamıyorum. Ne yapmam lazım?

Kendimi geliştirmek istiyorum demeyeceksin. Şimdi evden çıkıp bulduğun en yakın halk eğitime veya gençlik merkezine git ya da özel kurslarda olabilir. İlgini çeken bir iki kursa kaydol. Eve dönerken de Ahmet Şerif İzgören in " Bu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır" kitabını al ve okumaya başla. Gerisi zaten kendiliğinden gelecektir. Ama unutma öncelikle harekete geçmelisin. Oturduğun yerde kalırsan bu konuda kimse sana yardım edemez.
Eylül 2015

Sempatikhatun, bir soruya yanıt verdi.

Erteleme hastalığının nedeni nelerdir? Tedavisi nasıldır?

Ertelemek üşengeçlik ve de alışkanlıktan meydana geldiğini düşünüyorum
Ağustos 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Erteleme hastalığının nedeni nelerdir? Tedavisi nasıldır?

Bence de bir hastalık değil alışkanlıktır. Tedavisi çok basittir, ertelemezsiniz olur biter. Hastalıklara tedavi gerekir ama alışkanlıkları sadece iradenizle değiştirebilirsiniz.
Ağustos 2015

Zerreyim, bir soruya yanıt verdi.

Üniversiteye yeni geçtim ve kendimi çoğu yönde geliştirmek istiyorum. Bir konuda uzmanlaşmak, yeni bir dil öğrenmek gibi kendimi sürekli geliştirmek istiyorum. Fakat nedense bir türlü bunu yapamıyorum. Masanın başına oturamıyorum. Ne yapmam lazım?

Zihnini Resetle doğada bir tatil yap. Ve yeni bir format gerekli. Önce kendini oku kendini yaşa ulaşılabilir hedefler koy önüne ve her zafer de bir yenisini. Hiçbir zaman ümidini kaybetme üç düşmanın var bunlar ümitsizlik sabırsızlık ve kıskançlık... Başarılar Dilerim
Temmuz 2015

Ferhat Orhan  yeni bir  gönderide  bulundu.

HAYATTA TELAFİSİ OLMAYAN 4 ŞEY .....

Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı. Dinlenmek ve kitabını okumak için VIP salonunda bir koltuğa yerleşti. Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu; dergisini açıp okumağa başladı.
Genç kadın ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve:
“Sinir birşey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım! ” diye düşündü.
Bayan bir kurabiye alıyor, adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi bayan ama olay çıkarmak istemiyordu. Nihayet son kurabiye kalınca kadın:
“Bu küstah adam şimdi ne yapacak? ” diye düşündü.
Adam son kurabiyeyi aldı; onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi. Aaaa! Bu kadarı da fazla! Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna oradan da uçağın içine yöneldi. Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordu. Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu. Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştı. Kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktu. Özür dileme olanağı da kalmamıştı.
Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır.
Taş… atıldıktan sonra!
Söz… ağızdan çıktıktan sonra!
Fırsat… kaçtıktan sonra!
Zaman… geçtikten sonra!

Kaynak :kendinigelistir.com/telafisi-olmayan-4-s. . .
Mayıs 2015

Volkan Yilmaz, bir soruya yanıt verdi.

Başarı nedir? Başarının ölçütü var mıdır?

Bence başarının olayı mutlu olmaktır, insan için tüm yollar mutlu olmaya çıkar.
yemek yersin mutlu olursun.
insanlar taktir eder mutlu olursun.
başarırsın mutlu olursun.
vs.
= mutlu olmak.

mutlu olduysan başarılı olmuşsundur.

ama sonuçta o başarı/mutluluk ne kadar sürer ve tatmin eder orası sonsuz değil bir limiti var.

Ağırlık kaldırmak gibi, dambıl var mesela 2 kilo 1 hafta onunla çalıştın ertesi hafta 5 kiloya geçersin sonra 8 kilo derken 10 kilo dambıl kaldırıyor olursun ve artk 2 kiloluk dambıla dönmen sağlık açısından da doğru olmaz mutlu da olmazsın dönersen. Sürekli daha üst kilolarla çalışman gerekir bu sporda öyle, başarıda da öyle.
Mayıs 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Mayıs 2015

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Erteleme hastalığının nedeni nelerdir? Tedavisi nasıldır?

Ertelemek hastalık değil alışkanlıktır. Tek çözümü o alışkanlıktan vazgeçmektir.

111 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.