Bilmek istediğin her şeye ulaş

Basın Yayın

yönlendirme Basın-Yayın

Temmuz 2016

Fatih Gündoğan, bir soruya yanıt verdi.

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Aslında Şöyle bir liste olsa (Ana akım, alt başlıklarla dallandırılabilir, iktidar yanlısı, muhalif vb. gibi sınıflandırılabilir, vb.)

Türk medyası:
sabah.com.tr
taraf.com.tr
star.com.tr
cumhuriyet.com.tr

İngiliz medyası:

Rus medyası:

Alman medyası:

Amerikan medyası:

vb.

çok iyi olur.
Temmuz 2016

Talklag, bir soruya yanıt verdi.

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Merhaba İnploid ailesi
Talklag.com kısa bir aradan sonra yeniden sizlerle!

Geri sayım başladı, yarın saat 22:10'da Talklag Beta ile yeniden buluşacağız!
Hepinizi bekliyoruz... :)
Aralık 2015

Abdullah Gürel, bir soruya yanıt verdi.

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Yabancı gündem ve uluslararası ilişkiler için dostum en iyi platform Türkiye için onedio.com ayrıca sistemi ve gerçek bir dünya görüşüne sahip olmak için ünlü stratejist ve u. ilişkiler uzmanlarını twitter gibi bir platform da takip edebilirsin.. .
Aralık 2015

Samet Güler, bir soruya yanıt verdi.

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Sizin de dediğiniz gibi bizim ülkemizde medyanın durumu içler açısı.. Ben şahsen 'dünya' haberlerini takip etmek istiyorsam NTV'nin dünya haberlerine bakıyorum. Haberlerin kaliteli ve güvenilir olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında eğer ingilizce biliyorsanız BBC haber sitesini de tavsiye edebilirim.
Aralık 2015

Tayyar Ceyhan, bir soruya yanıt verdi.

Bizim medyanın durumu malum. Dünya haberlerini takip etmek için kullandığınız kanallar hangileridir?

Dünyayı güncel manada takip edemiyorum. Özellikle uluslararası ilişkileri kavrayabilmek artık gerçekten bir uzmanlık konusu ve benim alanım değil, ancak felsefi manada görebildiğim ve hoşuma gitmeyen bir sahneyi herkes gibi ben de gözlemliyorum .. . . .
Ağustos 2014

Russel Westbrook, bir soruya yanıt verdi.

En güvendiğiniz basın yayın organları nelerdir?

NBA TV ve Belgesel kanalları dısında alayı fiyasko
Temmuz 2014

Fortuna Zafer, bir soruya yanıt verdi.

En güvendiğiniz basın yayın organları nelerdir?

Her izleyici kendi düşüncesine yakın bulduğu yayın organını güvenilir olarak tanımlar. Her yayın organı sahibi, kendi ''siyasi'' düşüncesini gizli ya da açıktan ekrana yansıtacak şekilde yayın organı kurar. Kanalların logo biçimlerinden, renk seçimlerine kadar biz profesyonellere önemli sinyaller verirler. Normal izleyici bunları pek farkedemese de kurumsal kimlik çalışmaları bizlere önemli detaylar vermektedir.
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Alman basını: TOMA kullanmadık, Erdoğan ders çıkarmalı

Alman Frankfurter Allgemeine gazetesi, Köln'deki Erdoğan protestolarını hükumetin 'tomasız' çözdüğünü belirterek 'Erdoğan ders çıkarmalıdır' yorumunda bulundu.

Frankfurter Allgemeine gazetesinde Uta Rasche imzasıyla yayınlanan yorumda, Başbakan Erdoğan ’ın Köln’deki gösterilerde olayların olmamasından ders çıkarması gerektiği yazıldı.

Yazıda, “Demokrasimizin bu tür gösterilere kaossuz ve tomasız dayanabileceği görülmüştür” denildi. Uta Rasche yorumunda şu ifadelere yer verdi:

“Köln Türkiye ’de olsaydı, cumartesi günü çok sayıda yaralı ve ölü olabilirdi. Köln polisinin duyarlı davranışı sayesinde göstericiler karşı karşıya gelmedi. Türk hükümetine de karşı göstericileri yönetenlere hakaret olarak değil demokrasinin doğal bir manzarası olarak görebilmek iyi gelecek. Eleştiriye, tomasız, tekmesiz ve hatta ateşli silahsız olarak yanıt verilebilmelidir. Erdoğan bunu öğrenmelidir. Büyük olasılıkla, Ağustos başında kendini Türkiye’nin başkanı seçtirmek isteyen kişi de eleştirilerden payını alacaktır. Ancak, değişik fikirlere açık olan bir ülke, günün birinde Avrupa ’nın bir parçası olabilir. ”

“ERDOĞAN, ALMANYA’YA GELMESE DAHA İYİYDİ”
Erdoğan’ın Köln konuşmasına eleştiriler sürüyor. Welt am Sonntag gazetesine konuşan Hristiyan Demokrat Birlik Partisi'nin (CDU) Federal Meclis Fraksiyon Başkan Yardımcısı Thomas Strobl, Erdoğan’ın Köln konuşmasını eleştirdi. Strobl, “Türkiye Başbakan’ı Almanya’ya gelmeseydi daha iyiydi. Erdoğan’ın konuşması baştan itibaren Türkiye ile Almanya arasındaki gerginliği daha da artırıcı yöndeydi. İyi ilişkileri sürdürmeye özen gösteren Avrupalı devletler arasında bu olmaz. Erdoğan’ın öz eleştiri yapmamasının eksikliğini hissettik ve Alman medyasına karşı saldırıları da kabul edilemez” dedi.

DHA - Ahmet İncel

kaynak: radikal.com.tr/dunya/alman_basini_toma_... .
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Alman Bild gazetesinden ona açık mektup.

Sayın Başbakan Erdoğan,
bugün Köln'de 18.000 Türkiye kökenli Almanyalı karşısında seçim propagandası yapacaksınız. Muhtemelen, Şubatta Berlin'de yaptığınız gibi şöyle sesleneceksiniz onlara: "Dilinizle, bayrağınızla, kültürünüzle gurur duyun" – ve bununla Almanya'yı kastetmeyeceksiniz.
Ya da 2008'de Köln'de yaptığınız gibi, suçlayıcı iddialarda bulunacaksınız: „Asimilasyon insanlık suçudur. “
Almanya özgür bir ülkedir, burada herkes fikrini açıkça söyleyebilir. Bu yüzden, konuşmanızı yasaklayamayız ve yasaklamak da istemiyoruz. Ama yine de bilin ki:
HOŞ GELMEDİNİZ, BURADA İSTENMİYORSUNUZ!
Soma'daki maden kazasında hayatını kaybeden 301 insan için gözyaşı dökmediniz, omuz silktiniz ve dediniz ki: "Bunlar olağan şeylerdir. "
İnternet platformları Youtube ve Twitter'i kapattırdınız, çünkü orada halkınız özgürce fikrini ifade edebiliyordu.
Ailenize yönelik yolsuzluk iddialarına cevap olarak yüzlerce polisi ve savcıyı görevden aldınız. Eleştirilerine katlanamadığınız gazetecileri hapse attırıyorsunuz.
Kadınlara, kaç çocuk yapacaklarını buyurmak istiyorsunuz. Kadın ve erkek üniversite öğrencilerinin aynı evde kalmasını yasaklamaya çalışıyorsunuz. Aşık çiftlerin parklarda elele tutuşmasını engellemek istiyorsunuz.
İstanbul'un Taksim meydanında şiddete başvurmadan özgürlük için gösteri yapan gençlerin üzerine polisi acımasızca saldırttınız. Göstericilere "çapulcu" dediniz.
Cumhurbaşkanımız Joachim Gauck'a, Türkiye ziyareti sırasında Türkiye'deki demokrasinin durumu hakkında endişelerini dile getirdiği için hücum ettiniz.
Sizin gibi siyasetçileri istemiyoruz Almanya'da.
HOŞ GELMEDİNİZ, BURADA İSTENMİYORSUNUZ!
Biz demokratik, özgürlüğü seven, farklılıkların birarada yaşadığı bir ülkeyiz. Burada yasalar siyasetçiler için de geçerlidir. Bizde kadınlar sokakta üstsüz de yürüyebilir. Biz herkesin fikrini söylemesine izin veririz, zırvalasa bile.
Bu akşam istediğinizi söyleyin, sayın Erdoğan. Ama biz size hoşgeldin demiyoruz, istenmiyorsunuz.

kaynak: bild.de/politik/inland/recep-tayyip-erdo...

quelle: bild.de/politik/inland/recep-tayyip-erdo... .
Mayıs 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dünya Basınının Gözünden Soma Katliamı

378

İngiliz basını, Soma'da yaşanan maden faciasının siyasi etkilerine ve ülke çapında yaşanan protestolara yer verirken, özellikle Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerken çekilen görüntülerin yarattığı öfkeye dikkat çekiyor.



EKONOMİST: “SOMA’DAKİ TRAJEDİ SİYASETTE DE HİSSEDİLİYOR”


BBC Türkçe’ye göre, İngiltere'de yayınlanan haftalık Economist dergisi Soma faciasını, "Yeraltında ölüm: Soma'daki trajedi siyasette de hissediliyor" başlığıyla haberleştiriyor. Dergi, yazısında "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke tarihindeki en kötü endüstriyel kazanın ardından, halkın öfkesiyle yüz yüze... Facia, geçen yaz ülkeyi sarsan protestolar benzeri yeni gösterilere yol açabilir" deniliyor.
Dergi, Türkiye'de son günlerde yaşanan eylemlere değindikten sonra, "Bunlar, 30 Mart'taki yerel seçimlerdeki galibiyetle sevinen ve gözünü Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine dikmiş olan Erdoğan için tatsız haberler" yorumunu yapıyor.
Erdoğan karşıtları ve Gülen cemaatinin Soma faciasının üzerine gideceğini yazan dergi, Erdoğan'ın Soma'daki konuşmasında halkı "Bu trajediden faydalanmak isteyen aşırı uçlar olacaktır" diyerek uyardığını, ancak Ak Parti yandaşı bazı yorumcuların bile enerji ve çalışma ve sosyal güvenlik bakanlarını istifaya çağırdığını belirtiyor. ”




İNDEPENDENT: “TRAJEDİ ERDOĞAN’IN OTORİTER YÖNETİMİNE YENİ BİR DARBE”


İlk sayfasını Soma faciasına ayıran Independent ise, haberi "Acı içinde bir ülke: Ölü sayısıyla birlikte öfke de artıyor. Türkiye ölü madencilerini topraktan çıkarıyor" başlığıyla veriyor. Gazetede, Orta Doğu uzmanı yazarı Patrick Cockburn'ün Soma'da yaşanan facianın siyasi etkileri üzerine yazdığı bir analiz yazısı yer alıyor. "Trajedi Erdoğan'ın otoriter yönetimine yeni bir darbe" başlığı taşıyan yazı şöyle devam ediyor:
"Son facia gibi, Türkiye'de geçen yıl yaşanan her gelişme, ülkedeki kutuplaşmayı daha da artırdı... Son olay, tam da Erdoğan'ın Ağustos'taki cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklaması beklenirken yaşandı... Erdoğan ve partisi, facianın bir kısım sorumluluğunu her zaman üzerinde taşıyacaktır, çünkü 2002'den beri iktidardalar, ve inşaat ve maden şirketleriyle olan sıkı ilişkileri de biliniyor... Son gelişmeler Erdoğan'a siyasi olarak ne kadar zarar verebilir? ... Türkiye'de ne zaman seçim olsa, ılımlı İslamı savunan merkez sağ partiler kazandı. Erdoğan ayrıca ülkenin ekonomik gelişimini sağladı ve hayat standartlarını yükseltti... Erdoğan seçim zaferi kendisine gücü kendi tekeline alma hakkı vermiş gibi davrandı. Polisi, orduyu ve yargıyı başarıyla parçalayarak herşeyin üzerinde bir otorite yarattı. Ama bu durum aynı zamanda onun Soma gibi her kötü olayda suçlanacağı anlamına da geliyor. "




FİNANCİAL TİMES: "TEKMELEME, BAŞBAKAN AÇISINDAN BİR HALKLA İLİŞKİLER FELAKETİ"


Ekonomi gazetesi, Financial Times da, Soma halkının ilgisini, yetersiz güvenlik önlemleri ve bölgeyi ziyaret eden siyasilere çevirdiğini yazıyor. Gazetenin Soma'dan bildiren muhabiri, yakınını kaybetmiş bir çok kişinin yetersiz güvenlik önlemleri, kötü çalışma koşulları, düşük ücretler ve yöneticilerin faciaya karşı "hissiz" yaklaşımdan yakındığını ve kızgınlığın giderek arttığını söylüyor.
Gazete, bu kızgınlığın bölgeye giden siyasetçilere yöneltildiğini anlatırken Çarşamba akşamı bölgeye giden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na gösterilen sert tepkileri yansıttığı haberinde Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'in bir protestocuyu tekmelerkenki görüntülerine de "Başbakan açısından bir halkla ilişkiler felaketi" yorumunu yapıyor.
Gazete öfkenin Soma'yı aşıp bir çok kente yayıldığını, protesto gösterileri düzenlendiğini belirtiyor ve yazı bu gösterilerden bir slogan ile son buluyor: "Soma'yı Toma ile söndürebilir misiniz? "




GUARDİAN: “ERDOĞAN İÇİN SİYASİ SONUÇLAR OLABİLİR”


3. Sayfasını tamamen Soma faciasına ayıran Guardian ise, haberde bölgedeki madencilerin çoğunun faciadan özelleştirme ve taşeronlaşmayı sorumlu tuttuğunu, özel maden işletmelerini kârı güvenliğe tercih etmekle suçladıklarını belirtiyor.
Ancak gazete herkesin yaşananlardan hükümeti sorumlu tutmadığına da dikkat çekiyor ve Soma halkının çoğunun, Başbakan Erdoğan'ı destekleyen kitlenin omurgasını oluşturan "muhafazakar işçi" sınıfından olduğunu vurguluyor.
Soma faciasının Başbakan Erdoğan için siyasi sonuçları olabileceğinin de belirtildiği yazıda, "Geçen yaz yaşanan Gezi protestoları ve Erdoğan'ın ailesini de içeren yolsuzluk iddialarının ardından gelen bu yeni dalga hoşnutsuzluk, bazılarına göre onun cumhurbaşkanı olma hevesini kursağında bırakabilir" deniyor.
Bu arada gazete Başbakanlık Müşaviri, Yusuf Yerkel'in Soma'da bir protestocuyu tekmelerken çekilmiş fotoğrafıyla birlikte olayın detaylarına da özel bir bölüm ayırıyor.




TİMES: “BAŞBAKANLIK KENDİSİNİ TEKMELEME OLAYINDAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYOR”

Times gazetesi de Yerkel'in tekme atarken çekilmiş büyük bir fotoğrafını kullanıyor. Gazete Başbakanlık ofisinin "Bu Yerkel'in kendi sorunu" diyerek kendisini bu olaydan uzak tutmaya çalıştığını belirtiyor.
Yazıda bazı maden işçilerinin dile getirdikleri “AKP mitinglere katılmak için zorlandıklarını, muhalefet partilerini destekleyenlerin işten çıkarıldığını ve daha iyi çalışma koşulları isteklerinin görmezden gelindiğini” savlarını yansıtılıyor. Gazeteye konuşan, ismini vermek istemeyen bir madencinin bu iddiası da aktarıyor:
"Mart ayındaki yerel seçimlerden önce yevmiyemizi ödeyerek bizi Başbakan'ın Manisa'da yaptığı mitinge gitmeye zorladılar. 3 bin madenci, ailelerimizle birlikte mitinge gittik. Gitmesek o günlük ücretimizi keseceklerdi. Seçimlerden sonra da CHP'yi desteklediği ortaya çıkan 50-100 madenci işten kovuldu. "




WSJ: “GÖRÜNTÜLER SİYASİ KUTUPLAŞMA HİSSİYATINI DERİNLEŞTİRDİ”

Wall Street Journal, “Türkiye’de siyasi tepkilere öfke tırmanıyor” başlığını kullandığı haberine, Türkiye, ülkenin tarihinde en ölümcül maden faciası için yas tutarken hükümet yetkililerinin trajediye tepkilerini gösteren videolar, ulusal öfkeyi alevlendirdi ve siyasi kutuplaşması hissiyatını derinleştirdi” sözleriyle giriyor.
Başbakanlık Müşaviri Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken çekilen fotoğraflar için “Görüntüler, sosyal medyada vahşi bir yangın gibi yayıldı ve eleştiriler çekti” yorumunu yapan gazete, Başbakan Erdoğan’ın market içindeki görüntülere de değindikten sonra “hükümetin sosyal medyaya müdahale ettiği yönünde herhangi bir işaret bulunmadığını” da belirtiyor.
“Ancak kamuoyunda ve sosyal medyadaki toksik tartışmalar, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın, ulusal birlik hissiyatını güçlendirmesi gereken meseler dahil, her konuyu nasıl etkilediğine vurgu yapıyor” yorumunu yapan gazete, bir uzmanın “Hükümetin kutuplaşma politikasının mirasını reel zamanda izliyoruz” yönündeki eleştirilerini de yansıtıyor.



NYT: “GÖRÜNTÜLER ÖFKEYİ KÖRÜKLEDİ”

New York Times, “Türk yetkilisinin, protestocuyu tekmelerken çekilen görüntüler öfkeyi körükledi” başlıklı haberinde tekmeleme olayı üzerinde duruyor.
Başbakan Erdoğan’ın “yuhalandığı” Soma ziyaretinden bir gün sonra “en üst düzey danışmanlarından birinin, polisin tuttuğu bir protestocuyu tekmelediğini kabul etmek zorunda kaldığı”nı savunan gazete, “Sayın Yerkel’in görüntüleri, Türk blogcularını öfkelendirdi” diyor.




NYT: “SOMA ÖFKE İLE DOLU”

Soma gelişmelerini Soma'dan “Halk arasındaki memnuniyetsizlik artıyor” başlıklı geniş haberinde değerlendiren New York Times, Soma kaynaklı haberinde “Soma kömür madeninde yangın tetiklediğini sanılan patlamadan iki gün sonra bu kent şimdiye kadar teyid edilen 284 ölüm nedeniyle acı, cesetlerin çıkarılması yavaşlığı yüzünden hayal kırıklığı, teselli etmekten veya sorulara yanıt vermekten aciz gibi görünen hükümet yetkililerine öfke ile doluydu” sözlerini kullanıyor.
Başbakan Erdoğan bir markete sığınmaya mecbur kalırken Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in bir protestocuyu tekmelerken görüntülendiğini anlatan gazete, sendikacıların “madenlerin özelleştirilmesine kazalarda keskin bir artışa açtığı” eleştirilerine de yer veriyor.



WSJ: “KURTARMA UMUTLARI ADETA YOK ULURKEN GERİLİMLER TIRMANIYOR”

Hala madende bulunan işçilerin canlı kurtarılması umutlarının adeta yok olduğunu belirten Wall Street Journal, hükümete duyulan öfkeye vurgu yapıyor.
WSJ, hükümetin “Devlet burada. Herkes sizin için burada” demesine rağmen “sendikalar bir günlük greve giderken ülke çapındaki protestolar çok farklı bir tablo sundu” dediği haberinde CHP’nin araştırma önergesinin iktidar partisince reddedilmiş olmasının öfkeyi daha da büyüttüğünü yazıyor.
Başbakan Erdoğan’ın Soma’daki açıklamalarına da dikkat çekildiği haberde “Cumhurbaşkanının tonu ve duyguları, Sayın Erdoğan’ın meydan okuyan tutumu ile tezat oluşturdu" yorumunu yapıyor.



LOS ANGELES TİMES: “ERDOĞAN SAVUNMADA”

“Türk Başbakanı maden felaketi konusunda savunmada” ifadesini başlığa çıkartan Los Angeles Times ise, “Yetkililerin Türkiye’nin en ölümcül maden kazası olarak niteledikleri olayda ölülerin sayısının artması ile halkın öfkesi artarken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, felakete verdiği tonsuz yanıttan sonra kendisini savunmada buldu” değerlendirmesini yapıyor.
LA Times, Soma kazasının Türk madencilerin “sert ve tehlikeli” çalışma koşullarına vurgu yaparken “hükümet ile maden sahipleri arasındaki yakın samimi ilişkilerin” daha sıkı güvelik standartların olmamasına yol açtığı yönünde soru işaretlerini yarattığını savunuyor.
Erdoğan'ın başka ülkelerde maden kazalarını sayarken tepki çektiğini kaydeden gazete, Hükümetin, rolü nedeniyle büyüteç altında kalması beklentisine de yer verdi.
Odatv.com

Nisan 2014

Muhammed Göksu, bir soruya yanıt verdi.

Gerekli evraklar hazırlanıp bulunduğu yer savcılığına bildirim yapmak suretiyle basılan bir derginin tekrar aynı sayısının basılmak istenmesi durumunda yeniden bir bildirim zorunluluğu var mıdır?

Teslim yükümlülüğü

MADDE 10. - Basımcı, bastığı her türlü yayının imzalı iki nüshasını, dağıtım veya yayımın yapıldığı gün, mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, basılmış eserin içerik ve biçim yönünden herhangi bir değişikliği içeren daha sonraki basımları ile tıpkı basımları için de geçerlidir.

Basımcıya bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bir alındı belgesi verilir.   

Yeniden yayım

MADDE 24. - Bir süreli yayında yayımlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlayanlar beşmilyar liradanonmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

Bu eserleri, yeniden yayım hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen, süreli yayın sahibinin izni olmadan yeniden yayımlayanlar yirmimilyarliradan kırkmilyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.

23 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.