Bilmek istediğin her şeye ulaş

Basın

Türkiye

yönlendirme Basın-Yayın

Ağustos 2013

Hilal Korkmaz @korkmazhi

RTÜK'ün görev ve yetkileri nelerdir?

ALINTI) ) ) Yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlâl eden, yayın ilkelerine ve Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarır veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlâle konu olan programın yayını, bir ilâ on iki kez arasında durdurulur. Bu süre içinde programın yapımcısı ve varsa sunucusu hiçbir ad altında başka bir program yapamaz. Yayını durdurulan programların yerine, aynı yayın kuşağında ve reklamsız olarak, Üst Kurulca hazırlattırılacak; Eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlaki gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı ve çevre eğitimi konularında programlar yayınlanır.
Temmuz 2013

Gizli Kullanıcı

Temmuz 2013

Şaman @chamacon

Taksim Gezi Parkına ne yapılsa hoşunuza gider?

Şu anki Gezi Parkı girişine daha önce yabancı bir heykeltraşın kendi isteği ile yapmak istediği büyük bir heykelin Direniş'i temsilen (TOMA önünde direnen kadın silüeti - bkz aşağıda) dikilebilmesini çok isterdim. Bunun gerçekleşme ihtimali çok çok düşük ama yaşananları insanlara hatırlatması açısından süper olurdu.

Taksim Gezi Parkı

Simge bu olmak zorunda değil ama Gezi Parkı girişinde bu temelde ilerleyecek bir çalışma güzel olabilirdi. Bu arada Abbasağa Forum'da da bir çalışma yapılmıştı. Fotoğrafını da buraya ekleyeceğim.
Temmuz 2013

Şenol Deniz Ikizer @senolikizer

Türkiye basını hakkında ne düşünüyorsunuz?

Basınımız günümüzde üçe ayrılıyor:
  1. Hükumet tarafından "Alo Fatih", vergi borcu ya da havuz sistemleriyle güdüme alınmış olanlar
  2. Fetullah medyası, bu da Amerika'dan güdümlü
  3. Serbest ve küçük kuruluşlar

İlk iki grup zaten çarpık şekilde oluşturulan haberleri bir de daha da çarpıtarak siyasi liderlerini savunuyorlar. Üçüncü grup da sesini, zaten duyurmasa da aydın olacak üç beş kişiye duyurabiliyor. Tabii ki bütün bu çarpıklıktan birinci grubun lideri sorumlu ama ilk iki gruptaki gazetecileri de pek anlayamıyorum. Yalan olduğunu bile bile bir çok şeyi savunabilmelerine hayretle bakıyorum, hatta artık bakmıyorum. Bekara karı boşamak kolaymış ama ben gazeteci olsam simit satıp onurlu yaşamayı tercih ederdim, bazı dürüst haberci olanları tabii ki tenzih ediyorum. Tabii dürüst gazetecilik yapmanın yasak olduğu bir ülkede yaşıyoruz, dürüst olanları ya içeri atıyorlar ya da işten attırıyorlar, hatta daha da kötüsü bunu da yapabiliyorlar:

Basın

Dünyanın hiçbir ülkesinde bir hükumet basın emekçisine bunu yapamaz.

Bakın ülkemiz basın özgürlüğünde dünyada nerede duruyor:

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ LİSTESİ
1. Finlandiya
2. Hollanda
3. Norveç
4. Lüksemburg
5. Andorra
6. Lihtenştayn
7. Danimarka
8. İzlanda
9. Yeni Zelanda
10. İsveç

149. Filipinler
150. Singapur
151. Meksika
152. Kongo
153. Irak
154. Türkiye
155. Gambiya
156. Svaziland
157. Belarus
158. Pakistan
159. Mısır

Basın özgürlüğü olmadan büyük devlet olunmuyor, hatta tüm sivil toplum örgütlerinin de serbest bırakılması gerekiyor zira bunlar demokrasinin ayrılmaz kontrol organlarıdır. Basınımızın despotça getirildiği nokta gerçekten içler acısı ama asıl sorun gazetecilerimizde değil, onları susturan, sindiren, satın alan, hapse atan, sulayan zihniyetlerde...
Haziran 2013

Gizli Kullanıcı

Egemen Bağış, "Büyükelçiler toplantısında camide içki içilen görüntüleri gösterdik" dedi. Peki bu görüntüler neden basına verilmedi?

Çünkü o görüntüler gerçekte yok. Bu güne kadar görebildiğimiz tek kare elinde kola kutusu olan bir genç. Eğer o görüntüler gerçekten olsaydı zaten mitinglerin ana propoganda malzemelerinden biri olarak kullanılan bu konu yandaş TV kanallarında gösterilirdi. Zaten hem orada bulunanların hem de hocanın açıklamalarına göre camide tabi ki kimse içki içmemiş. Ateist bir Türkün bile bir Müslüman ibadethanesine böyle bir saygısızlığı bugüne kadar yapmadığı, bugünden sonra da yapmayacağı zaten tüm halkımızca bilinen bir gerçek. Ayakkabı olayı gerçek ama onun kutsallıkla değil de halıların kirlenmesiyle bir alakası var, insanların polisin orantısız güçle yaptığı müdahaleden kaçarken ayakkabılarıyla camiye de annelerinin yeni temizlediği eve de girmeleri gayet normaldir. Bu durumda arkadan kovalayan canilerden kaçtıkları için hoşgörülmelidirler ama illa cezalandırılacaksa bu davranış, cezası fırçadır, ötesi değil. Ve eğer ayakkabı yüzünden caminin kutsallığı bozulduysa bunun sorumlusu da can havliyle kaçanlar değil, cana kastetmiş bir şekilde onları kovalayanlar/kovalatanlardır.

Kaldı ki her aklı selim ve vicdan sahibi kişi şunları da sormalıdır:
  • 17 polisin 2 genci nasıl dövdüğünü izlettiniz mi? Yandaş TV kanallarında bile izledik.
  • Ethem'in vurulma anını izlettiniz mi? Bunu da tüm kanallar yayınladı.
  • Katil polisin salıverilmesini izlettiniz mi?
  • O polisin beni yakarsanız tüm kirli çamaşırlarınızı ortaya döker ben de sizi yakarım deyişini izlettiniz mi?
  • Başörtülü sırtında Türk bayrağı olan kadına saldıran polisi izlettiniz mi?
  • Revir haline getirilmiş divan otelinde yaşananları izlettiniz mi?
  • Eli sopalıların insana nasıl vurduğunu izlettiniz mi?
  • İzmir de genç kızların saçını çeken ve vuran polisleri izlettiniz mi? Bunu da densiz bir yandaş TV kanalı gösterdi.
  • İzmir de sadece video çekiyor diye eşinin yanında tekme tokat dövülen adamı izlettiniz mi?
  • Gaz bombalarının insanlara nasıl hedef alınarak atıldığını izlettiniz mi? Bu durum zaten ne zaman televizyonda bir müdahale gösterilse gösteriliyor. Dikkat ederseniz hiç bir polisin gazı 45 derece açıyla sıkmadığını bilakis yatay şekilde direkt nişan alarak insanları üstüne sıktığını görebilirsiniz.
  • Zaten tazyikli su gibi güçlü bir silahla donatılmış tomaların suyuna hesapta sentetik olmayan ve feci şekilde yakan bir ilaç katılışını da izlettiniz mi? Bu da zaten tüm halkımız tarafından görüldü.
  • Sabahın 6'sında ellerinde sadece kitap olan insanlara yüzlerce gaz bombası ile müdahale edilişini izlettiniz mi?
  • Yerlerde sürüklenerek götürülen gazeteciyi izlettiniz mi?
  • Ceplerinde sadece limon olan insanların nasıl gözaltına alındığını izlettiniz mi?
  • Hatay'da öldürülen 22 yaşındaki insanı izlettirdiniz mi?
  • Tomayla üstüne sürülerek ezilmeye çalışılan insanın videosunu izlettiniz mi?
  • Satılmış medyadan o gün penguen belgeseli verilmesini izlettiniz mi?
  • Evin içine atılan biber gazı bombasını izlettiniz mi?
  • Camideki hocanın açıklamalarını izlettiniz mi?
  • Camide kanlar içinde kalmış milleti izlettiniz mi?
  • Cami hocasının nasıl yıllık izne gönderildiğini izlettiniz mi?
  • Avukatların nasıl gözaltına alındığını izlettiniz mi?
  • Milletvekilinin burnunun nasıl kırıldığını izlettiniz mi?
  • Geçtiğimiz cumartesi polisin Nevizade'de açık gördüğü tüm dükkanların içine gaz bombası atışını izlettiniz mi?
Bunların hiçbiri müdafaa değildir, meşru da değildir. Direkt, kışkırtılmış polisin halka saldırısıdır.

Aslında sayın bakanımızın da biliyor olması gerekir ki bunların hepsi dünyadaki tüm dillerde yayınlandı ve büyükelçilerin hepsi bunları gördü, anladı, burada neler olduğunu çok iyi biliyorlar. Yukarıdakilerin kanıtı olan görüntüler çoktan tüm dünyaya yayıldığı için artık onları herhangi bir faiz lobisi, dış mihrak, penguen veya birayla tarihten silmeye de imkan yok. Sosyal medya kullanamayan halkımız hükumetin bu kadar kusurunun yanında camide alkol iddiasına inanabilir belki ama bütün dünya artık buradaki gerçekleri gördü. Aslında artık sosyal medya kullanmayan halkımız da anlatılandan değişik bir şeyler olduğunu anlamış olmalı. Sonuçta hem AB müzakereleri erteledi hem NATO hem de ABD hükumeti hükumetimizi uyardı. Keşke sayın bakanımız zahmet edip bir de kendisini, bilmez durumuna düşürmeseydi. Zaten öyle bir şey de yapmamış bizi yine uyutmaya çalışıyordur. Sonuçta sayın bakanlarımız seçimle, bizleri temsil etmek üzere makamlarına getiriliyor. Onlar bizlerin sözde dünyaya açılan pencereleri.
Haziran 2013

Gizli Kullanıcı

Türkiye'de basına ne kadar güveniyorsunuz?

Zaten basının denetim altında tutulduğunu biliyordun ancak son olaylardan sonra görüldü ki basın sadece susturulmuyor/susmuyor dahada vahibi belli güçler adına taraflı yayın yaparak insanları yanlış bilgilendiriyor ve bunu malesef her uçtaki basın kuruluşu yapıyor, birisi bir şey yayınlamazken diğeri herşeyi yayınlıyor ancak bunun yanında belirli kandırma yöntemleri ile insanları gaza getirme çalışmalarında bulunuyor. Bağımsız basın malesef hayallerimizde yaşattığımız bir romantik ütopya olmaktan öteye geçemiyor. #kelepirsatılıkmedya

Bu sürecin şahsım adına bana kattığı en büyük derslerden biri de eskiden ne kadar çok kandırılmış olduğumu anlamak ve bakış açımı daha özgürce genişletmek olmuştur.
Ocak 2013

Gonca Köse @GNCKSE

Hangi amaçlarla fanzin çıkartılır, tercih edilmesinin sebepleri nelerdir?

Fanzin gelir amaç edilmeden basılan, yayınlanan ya da fotokopi ile çoğaltılan yayınlardır. Bu yayınlar satış amacı güdülmeden hazırlanır. Amatörce hazırlanır ve aylık dergiler gibi belirli bir süresi yoktur. Aralıklı olarak çıkartılır. Tek bir sayfada da oluşabilirler.
Amaçları farklıdır çünkü her alanda çıkartılabilir. Herhangi bir alana yönelik paylaşımlar yapılır. Örnek olarak; Edebiyat, müzik, politik, çizgi roman, içeriksiz fanzinler olabilir. İçeriksiz olanlarla herhangi bir konu işlenmez çeşitli resimler yazılar ve kolajlar yayınlanır.

Fanzin örnekleri

Fanzin

Fanzin

Fanzin

Fanzin
Ocak 2013

Yusuf Sarıgül @ysf44

Basın bülteni nedir ? Basın bülteni çeşitleri nelerdir ?

Basın bültenleri kurumların kendilerinde veya ürettikleri üründe, hizmette bir yenilik, gelişme olduğu zaman veya kurumla ilgili ilginç bir gelişme yaşandığında basına ilettikleri ve basında yer almasını istedikleri haberlerdir. Bir kuruluş hakkında haber veren basında yer alan yazılardır.

  • Klasik basın bülteni
  • Arka plan bilgilerinin verildiği nasın bültenleri
  • Özetin eklendiği teknik bülten
  • Bir rapora veya konuşma metnine eklenen özetleyici bülten
  • Resimler hakkında bilgi veren bülten
  • Kısa duyuru bültenleri.
Eylül 2012

Emel Gerçek @cenin

Tutuklu gazeteci sayısıyla dünyada 1. sırada olmamız ile ilgili düşünceleriniz ve hisleriniz nelerdir?

Basın özgürlüğünde 152. Sıradayız
İnsan Hakları İhlallerinde de yüksek ihlal bölgesindeyiz. Yine de 72. En çok ihlal olan ülkeyiz.
Kadın Haklarında sıramız: 114
  • Dünyanın en tehlikeli 65. Ülkesiyiz
thetoptens.com/most-dangerous-country
Kadınlar için dünyanın en tehlikeli 4. Ülkesi seçilmişiz.
Gibi devam edebiliyor bu liste aslında. Bunlara burnunu sokan gazetecilerin de içeride olması sanki normal. Henüz yolsuzluklara, soygunlara bile girmedik...

Türkiye Sorunları
Eylül 2012

Caner Acu @cnr4

Basında sürekli kendini tekrar eden haberler nelerdir?

  • Cem Uzan'a hapis şoku
  • Bıçak kemiğe dayandı(Şehit haberlerinden sonra)
  • Ekonomi iyiye gidiyor kriz Türkiye'yi etkilemedi
  • Milli takıma Gökhan Gönül'den şok haber
  • Derbide gene olaylar yaşandı
  • Fenerbahçe'de Ronaldinho sesleri
  • Cinnet geçiren eş eşini bıçaklayak öldürdü..



Basın



Basın



Basın



Basın



Ağustos 2012

Enis Özgen @Enisozgen

24 Temmuz ''Basında sansürün kaldırılışının yıldönümü'' tam olarak neyi ifade etmektedir?

Sansürün kaldırılması ve basın bayramıBugün 24 Temmuz 1908. Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı.

1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu.. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa. Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı..

Ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit geri adım attı.. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu: 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edildi.

Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık. 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyecekti..

Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İKdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: gazeteler hürdür, sansür yasaktır.

25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya ktadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı.

24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. Daha sonra kutlamalar “geleneksel gazeteciler günü” adı altında yapılmaya başlandı.

Türkiye’deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.


arsiv.ntvmsnbc.com/news/165759.asp

Haziran 2012

Ece Naz Sonat @lorquina

Mayıs 2012

June @june

Hükümetlerin her dediğini yazmak gazetecilik midir?

Sadece Hükümetin her dediği şeyi yazmak değil, yaşadığın ülkede olup biten ne varsa bulabildiklerini doğru bi şekilde aktarmaktır gazetecilik
Mart 2012

Hüsniye Seçgin @husniyesecgin

Yazmak bir eylemdir doğrular yüklemleşiyorsa... Topraklarında düşüncenin ve ifade etmenin yeşermediği bütün devletler birer ceazevidir her dürüst gazeteciye. Bu coğrafyada hala kaç gazeteci tutuklu?

CPJ’nin raporuna göre, cezaevinde bulunan 49 gazeteci ile ‘dünya birincisi’ olan Türkiye’yi, 45 gazeteci ile İran, 32 gazeteci ile Çin, 28 gazeteci ile Eritre, 15 gazeteci ile Suriye, 14 gazeteci ile Vietnam, 9 gazeteci ile Azerbaycan, 6 gazeteci ile Ethiopia, 4’er gazeteci ile de Özbekistan ve Suudi Arabistan izledi.
Eğer tam liste istiyorsanız aşağıda belirtilen 2 siteye bakabilirsiniz.
  1. tutuklugazeteciler.blogspot.com.tr/
  2. ufa.lt/a8w2mo (Burada Türkçe ve ingilizce son durumları izleyebilirsiniz)
Ocak 2012

Redeye @Redeye

İnternete ilişkin yasal düzenlemelerde basın kanunu uygulamalarının esas alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünya üzerinde böyle uygulamaları yapan 3. Dünya ülkeleri bulunuyor, doğrudur, basın kanunu çerçevesinde bir internet mevzuatı düzenleyebilirsiniz. Ancak bu teknolojinin kullanımının kısıtlanması ve gücünü, araştırmak ve geliştirmekten alan internetin felsefesine aykırılık oluşturur. Halihazırda sadece basın kanunu çerçevesinde değerlendirilmiyor, pek tabiki, basın suçları içerisinde sayılacak suçların işlenmesinde (ceza hukuku bağlamında) basın kanununa atıf yapılıyor, ancak bu her durum ve koşul için uygulanmıyor... Somut olayın özelliklerine istinaden değerlendirme yapılıyor.
Daha fazla