Bilmek istediğin her şeye ulaş

B.D.P. (Barış Ve Demokrasi Partisi)

Siyasi Partiler

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Mayıs 2015

Mikail Ranas Yaşar, bir soruya yanıt verdi.

Kuzey Irak için Güney kürdistan diyen kürtler, kuzey kürdistan neresi?

Kuzey kürdistanda türkiyenin doğuanadolu ve güneydoğuanadolu bölgesi
Nisan 2015

Çiğdem Çelik, bir soruya yanıt verdi.

BM (Birleşmiş Milletler) Balyoz davası tutuklamalarının keyfi olduğu kararına vardı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Şaman Balyoz davasında tutuklamalarda serbest bırakmalarda keyfi oldu . Bir sindirme , yıldırma , ayıklama operasyonunda harcanan bu kişiler aynı zamanda Türkiye'de hukuğun da işlemez duruma geldiğini gözler önüne serdi . Sürü destekli dikdatörün ve havuz medyasının kuklası durumunda olan bir hukuk sistemi var artık . Bu da hiç bir muhalifin hatta muhalif olmasa bile işi bittiğinde kendi yandaş ve destekçilerinin bile güvende olmadığı anlamına gelir . 17-25 Aralık sürecinde dijital verilerin kendi aleyhlerinde delil olması ihtimali korkusuyla bu komedyalar trajedisine bir son verilmiş oldu sadece.
Temmuz 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yurdum adaleti de bir başka oluyor.

BDP'li belediye başkanına kaşından, gözünden 4 yıl hapis! - Politika Haberleri - Radikal

PKK ve Türkiye ile ilgili haberleri mi aramıştınız? BDP'li belediye başkanına kaşından, gözünden 4 yıl hapis! haberi için hemen tıklayın!
Mayıs 2014

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Yolsuzluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tıpkı Mehmet Volkan Balbay (@mvolkanbalbay) arkadaş gibi bende üzgün, kırgın, mutsuz hissediyorum. Yorumlarında dini söylemleri çok kullanmam genelde, lakin ülkedeki bu süreci cahiliye dönemindeki insanların paygamberimize gösterdikleri dirence benzetiyorum. Kur'anda (apaçık) diye kullanılan bir ifade var çok yerde geçer. Bugün de yolsuzluklar ve her şey apaçık ortada iken toplumun bir akıl tutulması yaşadığını görmek çok kötü bir his. Halbuki daha önceleri bu toplum bu tür yolsuzlukları cezalandırırdı. O duyarlı insanlar nerede?

APAÇIK APAÇIK APAÇIK her şey.
Mayıs 2014

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

Egemen "PARA"noyaklar için bir bütün ile uğraşmak elbette ki minik minik kimliksiz ve kişiliksiz parçalarla uğraşmaktan daha zordur. Bugün özerk de, yarın fedarasyon de olmadı birdaha böl muhtarlık de insan atom değilki bir yerden sonra bölünmesi imkansız olsun, iki dönüm arazi için babasını kesen bir coğrafyadan bahsediyoruz. Mısır, Yugoslavya, ırak, Suriye, Ruanda, hatta Rusya hep aynı dangalaklığın sonucu kan ve ızdırap dolu son 30 yıldır adı ne olursa olsun egemen böldükçe bölecek en son bireyin kafasını, kolunu ayıracak ama ölüler acı çekmez. Bu özerklik te Kürt halkına karşı bir kimliksizleştirme projesi, 2 gün sonra imanlı Kürt, imansız Kürt diye bölünecek, sonra sorani zaza kırmançi Kürdü diye bölünecek en son kolu bacağı ayrılmış özerk Kürt cesetlerini gömerken bulacaklar kendilerini egemenlerin önünde. Araplara bugün geldikleri rezilliği 1. Dünya savaşında gösterme imkanı olsaydı sizce ingiltere ye köpek olurlarmıydı?

Gerçi her milletin %50 si salaktır. Olurlardı galiba.
Mayıs 2014

Adem Yilmazer, bir soruya yanıt verdi.

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

O işin altında başka işler var zannımca.
Şöyle ki şu anda bile diledikleri gibi giyinip, diledikleri gibi konuşabiliyorlar ve bu hep böyleydi. Gittim ve gördüm. Samimi olmak lazım ortada birçok soru cevapsızken. Halkların kardeşliği, barış vs, vs. gibi söylemlerle yola çıkan bir parti geçmişimize baksa daha kardeşce yaşadığımızı görecektir zaten. Daha düne kadar yediği içtiği ayrı gitmeyen insanlar şimdi birbirine düşman edildi. Barış bence savaştan sonraki uygulamadır. Küçücük (aslında uluslararası hesaplara göre uyuşturucu, kaçakçılık, petrol ve gaz gibi büyük emeller için alet olununca küçük olmuyor ama neyse) çatışmayı büyütüp memleketin önüne bilmem ne meselesi diye getirenlere sormak lazım samimi cevap alabilecek isek bu soruyu... .
Nisan 2014

Faruk Altınay, bir soruya yanıt verdi.

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

14 Temmuz 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi'nden alıntıdır. Bugün DTK tarafından ilan edilen, BDP tarafından da benimsenen ve programında yer alan "Demokratik Özerklik"in çerçevesi, şu şekilde tanımlanıyor:
  1. Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu öngörür.
  2. Sadece devlet sistemini değiştirerek sorunların çözülemeyeceğinden hareketle, toplumun öz yeterliliğini esas alır.
  3. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder.
  4. Halkın karar süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır.
  5. Salt "Etnik" ve "Toprak" temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur.
  6. "Bayrak" ve "Resmi Dil" tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür.
  7. Demokratik özerk yönetim, "bölge meclisi" olarak örgütlenir ve meclislerde görev alan kişiler de "bölge meclis temsilcisi" olarak tanımlanır. Meclis hem meclis başkanını hem de görevli olduğu alandaki işleri yürütecek yürütme kurulu üyelerini ayrı ayrı seçer. Başkan ve yürütme kurulu üyelerinin, meclisin aldığı kararların icrasından sorumlu olmaları öngörülür.
  8. Bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılacaktır.
  9. Demokratik özerklik modelinde il valileri, hem merkezi hükumetin hem de bölge yürütme kurulunun aldığı kararları uygulamakla görevlidir. Bakanlıkların taşra teşkilatları da aynı prosedüre tabi olacaklardır. İl Genel Meclisleri, Belediye ve Muhtarlıklar gibi diğer idari yapılar varlığını korumaya devam edeceklerdir."
Ayrıca; "haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/nedi... " de bu konuda son değerlendirmeleri de bulabilirsiniz.
Nisan 2014

Cengizhan Eren, bir soruya yanıt verdi.

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

Demokrasinin işleyebilmesi için ortaya atılmış yönetim şekillerinden biridir. Ademi merkeziyetçiliğin zıttıdır. Tek bir merkezden alınan kararların, ancak o merkezin bilgisi ve düşüncesi dahilinde ortaya çıkabileceğini savunur ve bu yüzden merkeziyetçililğin karşısındadır. Toplumdaki farklılıkların ve sorunların, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle idare edilebileceği fikriyle ortaya çıkmıştır. Bu yüzden merkezi idarenin yetkilerini, yerel yönetimlerle paylaşması gerektiğine inanır. Doğrudan demokrasiye daha yakın olması nedeniyle Avrupalı sosyalistlerin savunduğu yönetim şekillerindendir.

BDP'nin demokratik özerklik tanımını ise Osman Baydemir şu şekilde tanımlamıştır:

"Peki demokratik mürefef bir Türkiye nasıl olacak? Özerk Doğu Karadeniz olacak, Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Özerk Kürdistan olacak. Biri çıkıp sen yanlış anlamışsın diyebilir ama ben böyle anladım. Ben böyle yorumluyorum. Demokratik özerklik projesinde TBMM var. Asla buna bir itiraz yok. İstiklal Marşı okunmaya devam edecek. Türk bayrağı Türkiye'de dalgalanmaya devam edecek buna da hiçbir itirazımız yok. Ama bununla birlikte her bölgede, bölgesel parlamento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de, Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacak. Türk bayrağının yanında, Türkiye bayrağının yanında benim dedelerimin hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla, sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur. "

Hürriyet gazetesinde bu konuyla ilgili şöyle bir haber yayınlanmıştı:

Demokratik özerklik, bir devlet çatısı altında siyasal egemenliğin değil ama yönetim yetkilerinin bir bölümünün yerel seçilmiş-temsili yapılara devredilmesidir.

Bugün DTK tarafından ilan edilen, BDP tarafından da benimsenen ve programında yer alan “Demokratik Özerklik”in çerçevesi, şu şekilde tanımlanıyor:
  1. Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu öngörür.
  2. Sadece devlet sistemini değiştirerek sorunların çözülemeyeceğinden hareketle, toplumun öz yeterliliğini esas alır.
  3. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder.
  4. Halkın karar süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır.
  5. Salt "Etnik" ve Toprak" temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur.
  6. "Bayrak" ve "Resmi Dil" tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür.
  7. Demokratik özerk yönetim, "bölge meclisi" olarak örgütlenir ve meclislerde görev alan kişiler de “bölge meclis temsilcisi” olarak tanımlanır. Meclis hem meclis başkanını hem de görevli olduğu alandaki işleri yürütecek yürütme kurulu üyelerini ayrı ayrı seçer. Başkan ve yürütme kurulu üyelerinin, meclisin aldığı kararların icrasından sorumlu olmaları öngörülür.
  8. Bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılacaktır.
  9. Demokratik özerklik modelinde il valileri, hem merkezi hükumetin hem de bölge yürütme kurulunun aldığı kararları uygulamakla görevlidir. Bakanlıkların taşra teşkilatları da aynı prosedüre tabi olacaklardır. İl Genel Meclisleri, Belediye ve Muhtarlıklar gibi diğer idari yapılar varlığını korumaya devam edeceklerdir."

AVRUPA'DA ÖZERK BÖLGELER
Avrupa'da resmi açıdan tanınmış, özerklik dereceleri ve biçimleri birbirinden farklı birçok özerk bölge bulunuyor: Finlandiya'nın Aland Adaları, Danimarka'nın Faroe Adaları, İspanya'da Galiçya, Bask ve Katalunya'nın öne çıktığı ayrı özerklik dereceleri bulunan 17 ayrı bölge, 1707 yılından sonra ilk kez 1999 yılında kendi parlamentosunu seçen İskoçya, İtalya'da özerk konumu bulunan ülkenin vergi gelirleri açısından en zengin bölgesi Güney Tirol, Portekiz'de Azor Adaları ve Madeira, Belçika'da üniter devlet statüsünden federal sisteme geçilmesiyle tanınan ancak Valon ve Flamanlarla eşit statüde olmayan Alman Bölgesi, Moldovya'da Gagavuz bölgesi, Ukrayna'da Kırım.
Nisan 2014

Evin, bir soruya yanıt verdi.

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

ABD'deki gibi sistem. Her şehir kendi öz yönetimine sahip olacak, yerel olarak yönetimler güçlenecek. Ama tabiki ana merkez yine Ankara olacak. Şöye ki ABD'de her eyalet kendi öz yönetiminden sorumlu ve hepsi Washington DC'ye bağlı ana merkez orası.
Nisan 2014

Hakan Köse, bir soruya yanıt verdi.

Yolsuzluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biraz da ben yazayım istiyorum arkadaşlar. Yolsuzluk meselesinin Türkiye'deki tarihinden başlayalım. Özellikle 90'lı yıllar yolsuzluk konusunda çok bereketli geçmişti, internetten bulduğum başlıklar şu şekilde:

1990'lı yıllar:
  • İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki yolsuzluklar
  • Gençlik ve Spor Bakanlığındaki yolsuzluklar
  • Bayındırlık Bakanlığı
  • Halk Bankası
  • Türkiye Kalkınma Bankası
  • Petrol Ofisi
  • TMO
  • Özelleştirme kapsamındaki EBK, SEK, YEM Sanayi, Sümer Holding, Tofaş, Tedaş ve Turban ile TRT, Türk-Sat, Tarım Kredi ve Sait Halim Paşa Yalısı

Ses getiren yolsuzluk soruşturmaları ise şu şekilde anılıyor:

Bedrettin Dalan (İstanbul'u imara açan başkan olarak biliniyor) .
  • Belediye başkanlığı döneminde Üsküdar sahilini imara açtı.
  • Dolmabahçe Sarayı'nın karşısındaki Gökkafes'e imar izni verdi.
  • 1986-88 arasında Tarlabaşı yıkımlarıyla bugünkü Tarlabaşı Bulvarı ortaya çıktı.
  • Unkapanı'nda bulunan İstanbul meyve-sebze hali Avrupa Yakası'nda Bayrampaşa'ya, Anadolu Yakası'nda İçerenköy'e taşındı. Bu imar harekatı yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi.
  • 1986'da kurulan "Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu" tarafından 35 dosyası Meclis'e taşındı. İmar yolsuzluğu iddialarından sonra İstanbul'da Dalan dönemi sona erdi.
  • Sonraları Yeditepe Üniversitesi'ni kurdu ve vakfın başına geçti, üniversitenin bulunduğu arazi ile ilgili de hakkında bazı iddialar ortaya atıldı.

Bedrettin Dalan AKP döneminde Ergenekon soruşturması kapsamında yargınlanıyor ve şu an ABD'de.

Civangate ve Emlak Bankası Skandalları"Selim Edes, 1985'te Emlak Bankası'na sattığı bir arazinin parasının tahsil edememesi üzerine, Emlak Bankası Genel Müdür Yardımcılığı, Denizcilik Bankası Genel Müdürlüğü ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğü (1989-91) yapan Engin Civan'a alacağının tahsili için rüşvet verdiğini itiraf etti. Alaattin Çakıcı'nın talimatıyla harekete geçen Davut Yıldız, Mecidiyeköy'de pusu kurduğu Civan'ı otomobilinin içinde vurdu. Yargılama sonunda, Edes'ten rüşvet almak suçuyla yargılanan Civan, 7 yıl 6 ay hapis ve 62.5 milyar TL para cezasına çarptırıldı. 550 gün hapis yatan Civan, 2 Nisan 1996'da tahliye edildi. Tahliyesinden sonra ABD'ye gitti. Haziran 1998'de para cezasının bir kısmını ödememesi nedeniyle Türkiye'nin iade talebiyle ABD'de kısa süre tutuklandı. Ancak aynı yıl içinde 56 milyar 250 milyonluk para cezasını ödeyen Civan'ın iade isteminden vazgeçildi. "

Türkbank ve Mesut Yılmaz
"1998 yılında yaşanan Türkbank Skandalında Korkmaz Yiğit'in yayınlanan "İtiraf Kaseti" sonucu ANAP-DSP-MHP koalisyonu yıkılmış, Mesut Yılmaz için Yüce Divana giden yolun önü açılmıştı. TBMM'de kurulan özel bir komisyon bu konuyla ilgili olarak çok sayıda siyasetçi ve gazetecinin ifadesini almıştı. Komisyon hazırladığı raporda Mesut Yılmaz'ı ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulmuştu. "

Tansu Çiller'in mal varlığı tartışması
Kendisi boğaz kıyısında bir villada yaşıyor.

"Çiller'in milletvekili seçildikten sonra TBMM Başkanlığı'na sunduğu mal bildirimi ile daha sonraki bildirimleri bir tablo halinde incelendiğinde, mallarındaki artışın hiç de usulüne uygun artışlar olmadığı, kanunlara, hukuka ve genel ahlaka aykırı şekilde elde edilebilecek fahiş artışlar olduğu görülmüştür. " ifadeleri yer aldı. Servet artışı 1.605 milyon dolar olarak hesaplandı. Buna Demirbank'tan 1992 yılında alınan kredi de eklendiğinde, izahı gereken ve soruşturmaya esas olması gereken tutar 2 milyon dolar şeklinde belirtildi. O günkü döviz kurları dikkate alındığında Çiller'in 471 milyar 234 milyon lirası sorgulandı. "

İSKİ ve SHP Dönemi
İSKİ yolsuzluğu, önce SHP ve sonrasında CHP'nin İstanbul'dan silinmesinin nedeni olarak gösterilir.

"Ergun Göknel; rüşvet, yolsuzluk ve mal beyanında bulunmamaktan 1993'te tutuklandı. Toplam 12.5 yıla mahkum oldu ve 5 yıl hapis yattı. Köknel'in ihaleleri paravan şirketlere aktardığı öne sürüldü. "

Selçuk Parsadan
Bence en ilginç hikaye budur, adam Çiller'i dolandırıp örtülü ödenekten para almıştı:
"Selçuk Parsadan, sinema sanatçısı Perihan Savaş'ın adını kullanarak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ı, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'i, Adnan Polat'ı, dolandıran Parsadan, en büyük vurgununu örtülü ödenekten aldığı para ile yaptı. 2 Kasım 1995 günü emekli Orgeneral Necdet Öztorun'un sesini taklit eden Parsadan, Tansu Çiller'i telefonla arayarak, "Kemalistler Derneği" için 5,5 milyar lira ister. Para ertesi gün Başbakanlık Örtülü Ödeneği'nden Parsadan'ın hesabına yatırılır. Olayın emniyet tarafından öğrenilmesinin ardından Parsadan 10 Mayıs 1996'da Edremit, Balıkesir'in Altınoluk kasabasına gider ve gizlenir. Bu arada cep telefonu ile canlı olarak bağlandığı televizyon programlarında Çiller için saf bayan tanımlamasını kullanan Parsadan, kendi deyimiyle "hükümet destekli ülkücü mafyanın" peşinde olduğunu bildiği için hayatından endişe ediyordu. 2001 tarihinde kanser hastalığından kurtulamayarak öldü. "

Bu esnada dünyada yolsuzluk ne durumda diye soracak olursanız:
  • Watergate Skandalı: 1972-1974 Amerika Birleşik Devletleri'nin başkentinde gelişen ve Başkan Richard Nixon'ın istifa etmesiyle sonuçlanan siyasi bir skandaldır. Şiddetle şunu okumanızı öneririm: tr.wikipedia.org/wiki/Watergate_skandal...
  • İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi: Vergi yolsuzluğu ile suçlandı; tr.wikipedia.org/wiki/Silvio_Berlusconi
  • İran-Kontra ve Irangate (1986) : ABD yönetimindeki bazı kişilerin İran'a silah satması ve geliri ile illegal yollardan Nikaragua'da dönemin solcu yönetimini devirmek amacı ile anti-monünist kontraların desteklenmesi.
  • WorldCom: ABD tarihinin en büyük muhasebe yolsuzluğu ile iletişim şirketi WorldCom, Ocak 2001-Mart 2002 döneminde karını 3.8 milyar dolar yüksek gösterdi.
  • Enron: Enerji şirketi Enron, bilançoda karını şişirerek yüksek gösterdiğini kabul etti.
  • Andersen: Enron şirketini denetleyen Andersen isimli şirkettir. Andersen şirketi Enron ile ilgili belgeleri yok ettiği için "adaleti engellemekten" ceza aldı.
  • Adelphia, Tyco, Global Crossing: Bu şirketler ve bazı yöneticileri de benzer şekilde "yüksek kar gösterme", "vergi kaçırma" ve "düzmece iflas" gibi sebeplerle soruşturuldular.
  • Merrill Lynch: M. L. New York savcılığı ile anlaşmaya vararak 100 milyon dolar ceza ödedi.

Şimdi bunlara baktığımız zaman görüyoruz ki, dünyada yapılan ve göze batan yolsuzlukların büyük bir çoğunluğu şirketlerde ve onların yöneticileri aracılığı ile gerçekleşen yolsuzluklar. Türkiye'de ise durum tam tersine, siyasetçilerin içinde bulunmadığı yolsuzluklar neredeyse hiç yok. Ve durum böyle olunca dokunulmazlık zırhının neden çıkarıldığı ve neden kaldırılmadığı da ortadadır.

Yolsuzluklar, her zaman olabilir ancak önemli olan bunları adil biçimde yargılayıp cezalandırabilmektir. Ayrıca, dokunulmazlık ne saçma şey. Sana ben niye dokunamıyorum kardeşim, kimsin ki sen?

Günümüze gelirsek, AKP döneminde gerçekleşen yolsuzlukların boyutu hakkında bir fikir söyleyebilmek çok kolay değil. Yolsuzluk olduğu kesin ancak ne kadar büyük olduğu konusu ise net değil. Çünkü, henüz soruşturma bile zar zor açılmış durumda. Bence, şimdiye kadar yapılmış yolsuzlukların hiç biri bu dönemde olduğu kadar büyük boyutta olmamıştı. Neden derseniz, öncelikle yolsuzluğun gerçekleşebilmesi için gereken tüm alt yapı son 12 yılda fazlasıyla mevcut. Tek parti iktidarı var, devlet kurumları kontrol altında, sorgulayacak ya da denetleyecek yapılar bile kontrol altında. Dolayısıyla, böyle rahat bir ortamda korkmadan, çekinmeden her türlü kazanç rahatça elde edilmiştir.

Peki bunun sonunda hesap vermeyecekler mi diye soracak olursanız; evet, vereceklerdir ancak ufak bir ihtimal bile olsa bundan kurtulabilirler. Hatırlar mısınız bilemiyorum daha bir kaç yıl önce maliye bakanımız vardı; "Kemal Unakıtan". Hakkında envayi çeşit iddia vardı, hatta sırf oğlunun şirketi için yasa çıkardığı söyleniyordu. Ne oldu? Şimdi ne yapıyor? Cevap; hiçbir şey. Benim esas çekindiğim şey, bu durum...

Bundan yıllar sonra, bizler çocuklarımıza bu yaşananları anlatıyor olacağız ancak işin sonunda "peki ne oldu bu kişilere" sorusuna cevap verebiliyor olursak bence geleceğimiz daha parlak olacaktır.

Yolsuzluğu engellemek mümkündür, kabul etmek ise bence aptallıktır.
Mart 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Taksim Gezi Parkına ne yapılsa hoşunuza gider?

Bir şehrin en önemli parkına ne yapılması gerekiyorsa o yapılabilir. Şu yapılsın diye görüş bildirebiliriz ama aslında sanatçıların ve peysaj mimarlarının konusu. Her şehrin, hatta her şehirdeki belli semtlerin bir karakteristiği vardır. İstanbul'daki bir parkı işlemekle Ankara'daki bir parkı işlemek farklıdır. Bir metropolün merkez parkıyla, bir taşra şehrinin parkını işlemek de farklıdır. Ama genel kabul görmüş şeyler de vardır. Kanal B'de, bir mimar olan Nejat Yavaşoğulları, Üsküdar'da yapılmış veya düzenlenmiş bir parkı eleştirmişti. Parkın etrafı demir korkuluklarla çevrilmiş ve sadece belli yerlerden giriş verilmiş. -Bu anlamda- parkların (lunapark değil tabii) rahat girilebilen yerler olması gerektiğini belirtmişti.
Ocak 2014

Nazende , bir soruya yanıt verdi.

Yolsuzluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Filler tepiniyor ve olan yine çimenlere oluyor! Bu arada kullanılıyor olsa bile varsa bir yolsuzluk, kim olursa olsun yargılanması ve cezalandırılması gerekir
Daha fazla

3 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.