Bilmek istediğin her şeye ulaş

Cadılar Bayramı

Cadılar Bayramı, her sene 31 Ekim'de kutlanan, Pagan ve sonrasında Hristiyan kökleri olmasına rağmen günümüzde seküler bir kutlama halini almış bayram. Çocukların genellikle korkunç kostümler giyerek kapı kapı dolaşıp şeker, meyve ve diğer hediyeleri topladığı bir bayramdır. Diğer Cadılar Bayramı aktiviteleri arasında kostüm partileri, korku filmleri izlemek ve perili olduğuna inanılan evlere gitmek sayılabilir. Bir Pagan festivali olarak İngiltere'de İrlandalılar, İskoçlar ve Galliler tarafından kutlanılmaya başlanmış; 19'uncu yüzyılda bu gelenek Kuzey Amerika'ya göçenler tarafından da devam etmiştir. Batı Dünyası; 20'inci yüzyılda Cadılar Bayramı'nı bir Amerikan popüler kültürü olarak tanımıştır. Cadılar Bayramı genelde Batı dünyası ülkelerinde kutlanır. Ancak popülaritesi Türkiye gibi ülkeleri de etkilemiştir.

Ekim 2014

Eskiz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kadının Cadı İlan Edilme Süreci:)

İlkin şunu net bir şekilde anlamalısın ki ‘cadı’ kelimesine kötü anlam yükleyen Hristiyanlıktı. Yoksa, bu çok saygı değer bir unvandı, bilge adam anlamındaki mistik gibi bilge kadın anlamına geliyordu, bilge erkeğin dişi karşılığı idi.

Ama Ortaçağ’da Hıristiyanlık büyük bir tehlike ile yüz yüze geldi. Papa’dan, kardinallerden ve piskoposlardan daha bilge binlerce kadın vardı. Onlar insan yaşamını dönüştürme sanatını biliyorlardı.

Tüm felsefeleri, sevgi ve cinsel enerjinin dönüşümü üstüne kuruluydu. Ve bir kadın bunu herhangi bir erketen daha kolay yapabilir: Ne de olsa kadın annedir ve hep bir anne olarak kalır. Küçük bir kız çocuğunun bile annelik niteliği vardır.

Annelik vasıfları yaşla ilişkili değildir; kadınlığın bir parçasıdır. Dönüşüm, sevgi dolu bir atmosfere ve enerjilerin annelik duygularıyla değiştirilmesine ihtiyaç duyar. Hıristiyanlık için bu bir rekabetti. Hristiyanlığın bununla yarışacak bir yetisi yoktu ama iktidar onların elindeydi.

O zaman erkelerin dünyasıydı ve onlar da tüm cadıları yok etmeye karar verdiler. Ama nasıl onları yok etmeliydi? Tek bir kadınla bitmiyordu iş; binlerce cadı vardı. Soruşturma yapmak ve kimlerin cadı olduğunu tespit etmek için özel bir mahkeme kuruldu.

Hristiyanlar tarafından insanların üstünde etkisi olduğu söylenen ve saygı duyulan tüm kadınlar yakalandı ve itiraf edene kadar işkenceye maruz bırakıldı. Yakalananlara cadılıklarını itiraf edinceye kadar, durmaksızın işkence yaptılar. Hristiyan zihnine ve Hristiyan teolojisine göre cadılığın tanımı değiştirildi: ‘Şeytanla cinsel ilişkiye giren kişi cadıdır. ’

... ... ... ... ... ... ...


Ancak, cadı olmak uzun eğitimlerden geçilen, çok uzun süreli bir disiplin ve uzun tecrübeler gerektiriyordu. Bir kadın cadı –bilge bir kadın- olana dek yaşlanmış oluyordu. Bu bilgeliği ve simyayı yakalamak için her şeyini feda ediyordu.

Bu zavallı, yaşlı kadınlara, şeytanla cinsel ilişkiye girdiklerini zorla söylettiler. Çoğu direndi… ama çektikleri işkence çok ağırdı.

Bu kadınlar sırf itiraf etmeleri için son derece çirkin pek çok şekilde işkence gördüler. Kadınlar, şeytanla bağlantılı olmadıklarını ve itiraf edecek bir şeyleri olmadığını söylüyorlardı. Ama kimse onları dinlemedi; işkenceye devam ettiler.

İşkence etmeye devam ederek herkese istediğin şeyi söyletebilirsin. Öyle bir an gelir ki, aynı acıyı sürekli çekmek yerine itiraf etmeyi kabul etmek daha iyi hissettirir. Ve bu hayatı boyunca sürebilirdi. Bir kadın cadı olduğunu ve şeytanla yattığını itiraf ettiğinde, işkence sadece o an için son bulurdu. Ve kadın, papanın kurdurduğu özel bir mahkemeye çıkarılırdı ve orada tekrar itiraf etmesi beklenirdi. Mahkemenin önünde de itiraf ettiği zaman, mahkeme onu istediği gibi cezalandırırdı. Zira, bu Hristiyanlık’taki en büyük suçtu.

... ... ... ... ... .

Cadılığın cezası diri diri yakılmaktı, böylelikle bir daha hiçbir kadın cadılığa cesaret edemedi. Binlerce kadını yaktılar ve insanlığın çok önemli bir bölümünü yok ettiler. Ve kadınların sahip olduğu o bilgelik, o kitaplar, metotlar, insanı ve enerjisini dönüştürme yöntemleri, hepsi yok oldu.

Cadı kötü bir kelime değildir. ‘Papa’dan daha saygın bir kelimedir çünkü Papa’nın bilge olduğunu söyleyemem. Papağan gibi bir şeyleri tekrar edip duruyor, o kadar. Evet, geçmiş yaşamınla ilişkili olması mümkün ve yaran o kadar derinde olabilir ki, bilinçaltındaki izi hala sana kendini anımsatıyor olabilir. Ve bu erkeklere olan nefretini yaratıyor çünkü sana yapılanlar, erkekler tarafından yapılmıştı.

... ... ... ... ... ...

Osho / Erkeğin Hikâyesi


... ... ... ... ...


Bir kadının enerjileri serbest kaldığında o daha yaratıcı olabilecektir. Ancak zannediyorum ki erkek kadının yaratıcılığından korkuyor. Kadın kesinlikle erkeğin yaratıcılığını geçebilir; yaratıcılık ona doğal olarak bahşedilmiştir. Şayet kadın meydana kendi merkezinde olarak, köşeli olmayarak, mutluluğuyla, sevgisiyle meydana çıkarsa erkeğin yaratmış olduğu şey, hiçbir şeydir. O yüzden senin için tatmin edici olduğunu hissettiğin herhangi bir yönde harekete geç.
Erkeğin bugüne kadar yaratmakta olduğu her türden şeyi kadın yarattığı gün... Ve artık biyolojinin kadın üzerinde hiçbir gücü olmadığı için enerjini bir lezbiyen olmak için harcama. Her alanda yaratıcı olmak için bu senin zamanındır ve kendi Picassolarına, kendi Mozartlarına, kendi Van Gohg’larına, kendi Shakespere’lerine sahip olacaksın.
Şayet kadınlar politikada lider, bilimde lider, şiirde lider, resimde lider olursa, her şeye tamamıyla yeni bir bakış açısı getirirler. Onlar dünyanın yarısıdır; onlar dünyanın yarısına sahipler. Ve benim deneyimime göre onlar muazzam bir şekilde buna muktedirler, güvenilirler. Onlara güvenebilirsin çünkü onlar seninle kafadan değil, kalpten temas kurar.
Bana öyle geliyor ki kadınlar kendi yeteneklerini erkeğin onurunu korumak için gizlemiştir: Bu doğru mudur?
Bu insanlık tarihini en büyük felaketlerinden birisi olmuştur, çünkü kadın asla yetenekleri için takdir görmemiştir, onlar yavaş yavaş yeteneklerini frenlemiştir. Çünkü kendini frenleyen bir kadın daha çok takdir edilmiştir, ahmak bir kadın daha çok takdir edilmiştir. Onun sadece güzel, orantılı bir bedeni olmalı ve hiç zihni ve daha fazlası olmamalıdır. O bir inek olmalıdır; zekası olmamalıdır, delici farkındalığı olmamalıdır. Beklenen budur. Aksi taktirde erkek, utanç hisseder, incinir.
Bu yüzden kadınlar asırlar geçtikten sonra bir numara öğrenmişlerdir; oyunun kuralı kadının yeteneklerini göstermemesi gerektiğidir. Eğe o zekiyse aptalı oynamalıdır. Şayet yaratıcıysa hiçbir şey yapmamalıdır. O yaratıcılığını küçük ev işleri ile sınırlamalıdır; oturma odası ve mutfak ve bunun gibi şeyler. Erkeğin egosunu incitebilecek hiçbir şey yapmamalıdır: Şiir yazmamalıdır, bir ressam olmamalıdır, heykel yapmamalıdır; aksi takdirde erkek aşağılık hissine kapılır.
Sezgisel olan her şey erkekten daha çok kadına sunulmuştur; entelektüel olan her şey erkeğe kadından çok sunulmuştur. Doğal olarak erkek entelekti takdir eder. O entelekte sahiptir ve onu takdir eder. Ve o sezgiyi kötüler; o buna kör inanç, saçmalık, aptallık, hurafe der. O bunu kötüler çünkü ona sahip değildir.
Ortaçağ’da cadı denen ve yakılan kadınlar gerçekten algıları çok açık kadınlardır. Erkek buna katlanamazdı, din adamı buna katlanamazdı. Tüm kilise erkek egemen kaldı, tüm Hıristiyan cemaati erkektir. Üçlü Birlik’in içinde tek bir kadına bile yer yoktur; tüm hiyerarşi erkektir. O aslında cadılığa değil kadına karşıydı. Er ya da geç tarih doğru bir şekilde yazıldığında bu hareketin cadılığa karşı olmadığı gösterilecektir.


Osho/ Kadın
Mayıs 2013

Batuhan Bulut, bir soruya yanıt verdi.

Cadılar Bayramı nasıl başladı?

Cadılar BayramıCadılar Bayramı yani "Halloween" ismi aslında Katolik Kilisesi'ne dayanır. Azizler Günü" olarak bilinirdi ve azizlerin onuruna kutlanan bir Katolik günüydü. Ancak M.Ö. 5. yüzyılda İrlanda'da yaz mevsimi resmi olarak 31 Ekim'de sona eriyordu. Kutlanan tatilin ismi Samhain idi ve Keltlerin Yeni Yılı'ydı. Anlatılan hikayelerden birine göre bu günde, önceki yıl bedenlerinden ayrılmış ruhlar gelecek yıl yaşamak için beden arayışında dünyaya gelir ve insanlarla karışırlardı. Ölümden sonraki yaşama kavuşmaları için tek şansları buydu. Keltler bu dönemde tüm zaman ve mekanla ilgili yasaların durduğuna inanırdı. Ancak yaşayanlar ele geçirilmek istemedikleri için 31 Ekim gecesi evlerinin ışıklarını söndürerek soğuk bir hava yaratma çabasındaydı. Ayrıca hayaletlere benzeyen kıyafetler giyerek etrafta ses çıkararak gezerlerdi. Cadılar Bayramı, bir rivayete göre bu efsaneye dayanmakla beraber başka rivayetler de vardır.
Ekim 2012

Unknown, bir soruya yanıt verdi.

Cadılar Bayramı nasıl başladı?

Cadılar Bayramı'nın kökeni aslen Samhain olarak bilinen kadim Kelt Festivali'dir. Samhain Festivali hasat mevsiminin bitişini kutlamak için gerçekleştirilir. Geleneksel olarak, festival kadim Paganlar tarafından kış için malzemelerin ve malların hazırlanması için kullanılırdı. Eski Gaeller şimdi Cadılar Bayramı olarak bilinen 31 Ekim'in yaşayanlar ve ölüler dünyası arasında bir bağ yarattığına inanırdı. Ölüler kötü niyetli ve tehlikeli kabul edilir; yaşanılan sorunlardan, hastalıklardan ve kötü hasattan onlar sorumlu tutulurdu. Festivalde ateşler yakılır, genellikle kış için öldürülen hayvanların kemikleri bu ateşlerde yakılırdı. Raufun ruhları taklit edebilmek için maskeler ve kostümler giyilirdi.Maskeler Samhain'den saklanmak için, kapıya bırakılan şekerler onu doyurmak için ve balkabaklarına çizilen yüzler ona tapmak için yapılır. Samhain'in yüzyıllar önce cehenneme gönderildiğine ve bir kere geri geldi mi, diğer şeytanî güçleri uyandırabileceğine inanılır.

Cadılar Bayramı zamanla Hristiyanlığa adapte edilmiş, Azizler Günü'nün arifesi olarak kabul edilmiş, Pagan kökleri unutturulmaya çalışılmıştır.

5 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.