Bilmek istediğin her şeye ulaş

Cumhuriyet

Cumhuriyet, hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır.

Mart 2016

Gökhan Biçer  yeni bir  gönderide  bulundu.

'Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir' K. Atatürk. Bu sözden hareketle, Türkiye bir cumhuriyet olamamıştır. Adamı olan kimsesi vardır, olmayanın kimsesi yoktur.

Tekmeci Müşavir Yusuf Yerkel Dosyası Kapandı Haberi ve Son Dakika Haberler Mynet

Tekmeci Müşavir Yusuf Yerkel Dosyası Kapandı haberi ve daha fazla haberler için hemen tıklayın! En güncel haberler ve son dakika haberleri Mynet Haber'de!
Ekim 2015

Sedef Say  yeni bir  gönderide  bulundu.

Türkiye'de Cinsiyet Hallerinin Sınırları 'NAMUSSALLAŞTIRMA' - Akademisyen Nil Mutluer'in Makalesinden Alıntı.

Müslüman, Türk, heteroseksüel erkekler cumhuriyeti!

Türkiye'de cinsiyete yüklenen norm ve yasakları anlamak için iktidar ilişkilerinin nasıl şekillendiğini tartışmak gerekir. Cumhuriyetin inşası sırasında; bazı kültürel değerler modern kılıflara bürünerek yeni değerlerin arasında yer aldıysa da, bazıları gelenekselliklerine vurgu yapılarak tasfiye edildiler; 14 dışa atıldılar. Cumhuriyet dönemi modernleşme ideolojisini oluşturan ve bugüne kadar takip edenler bu yaklaşımla temel söylemlerini İmparatorluğun son dönemlerindeki modernleşme etkileşimini ve deneyimini belleklerden kazıyarak silmek üzerine kurdular. Kemalist reformların takipçileri, Osmanlı'yı gelenekle özdeşleştirmeye çalışırken Cumhuriyeti de modernlikle eş tutarak; gelenek ve modernite arasına kesin bir sınır koymayı hedefliyorlar. Böylece eski tarihi, bellek dışına atarak yeniye odaklanılmasını amaçlıyorlar. Oysa, kültürel şekillenmedeki ortak etkileşim yok varsayılamaz ve kalıplara sığdırılamaz. Zaten hem Osmanlı'nın 18. Yüzyıl sonu ve 19. Yüzyıl başı dönemlerindeki modernite etkisiyle ilgili yapılan çalışmalar hem de Müslümanlığın etkisinin Cumhuriyetin kuruluşunda sürüyor olması durumu; bize başka bir gerçeklik sunuyor. 15 Çekirdek aile anlayışının ortaya çıkarak yaygınlaşmasından (en azından İstanbul'da, belli bir sınıfta), mekân ve bedenin İslami düzenlenişindeki kutsallığın modern tıbbın bilgi sistemine göre evrilmeye başlamasına kadar; çeşitli modern eğilimler İmparatorluğun son dönemine damgasını vuruyor. 16 Bu bağlamda, modernitenin Türkiye coğrafyasındaki etkisi sadece Cumhuriyet dönemine indirgenemez. 17 Benzer şekilde, Müslümanlık ve belirli kültürel özellikler, laik cumhuriyet Türkiyesi'nde de egemenliğini koruduğundan Osmanlı dönemine karakteristiklerin belleklerden tamamen çıktığı, Cumhuriyet dönemine ya da hatta bugüne taşınmadığı da söylenemez. 18 Buna rağmen, Cumhuriyetin önde gelenleri ve haleflerinin “modernite – gelenek” ikilemine vurgu yapmaya ihtiyaçları var: Zira bu yolla iktidarın değer sınırlarını çizerek güç ilişkilerinde norm olan ve dışarıda kalan davranışları kontrol etmeleri aktörleri belirlemeleri daha kolay. Toplumsal cinsiyete dair gerçekleri, coğrafyadan bağımsız; kültürel fotoğrafından, politik ikliminden ve iktidar mekanizmalarından ayrı düşünerek anlamak imkansızdır. Türkiye'nin bugünkü kültürel ve politik iklimini oluşturan önemli öğeler arasında, modernist Kemalist anlayışla biçimlenen milliyetçilik, Müslümanlık, militarizm ve heteronormativite19 sıralanabilir. Bu öğelerin en eskilerinden olan Müslümanlık, 20 İmparatorluğun son dönemlerinde ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda modernizmin etkisiyle yeniden şekillenerek kültürel iklimin yapı taşlarından biri olmaya devam etti; halen de ediyor. Yüzyıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde barınan pek çok farklı kültür, egemen İslam kültürüyle etkileşim içine girmiştir. Bu etkileşim, gerek egemen Müslüman kültürün kendisinin, gerekse bünyesinde yer alan diğer kültürlerin değerlerinin sürekli değişmesine yol açtı. Diğer yandan, İmparatorluğun son dönemlerinde Osmanlı entellektüellerinin Avrupa'yla olan ilişkileri sadece modernitenin değil, milliyetçilik gibi ideolojilerin ve birçok düşüncenin de bu coğrafyaya taşınmasına neden oldu. Bu karşılıklı etkileşme sonucunda Cumhuriyet önderleri yeni rejimi, modern tek tip milliyetçilik üzerine inşa ettiler. 21 Gündelik hayatta eğitimden22 medyaya kadar değişik mecralarda karşımıza çıkan militarist söylem ile kimlerin milletin ve vatanın sınırları içinde olduğu, kimlerin düşmanlaştırılarak dışa atıldığı normalleştirildi. Kişiler ve cemaatler gündelik hayatta devlet iktidarıyla ilişki içerisinde geliştirdikleri kendi iktidarlarıyla modern tek tipçi anlayışı çoğullaştırırken; aynı zamanda da, bu tek tipçi indirgemeci anlayış, Türkiye'de politik alanı biçimlendiren en önemli unsur haline geldi. Politik alanda yer alması beklenen Cumhuriyet insanına atfedilen modern milliyetçi değerler 'normal' olarak kabul edilerek, güç ilişkisinde egemen olan özellikleri temsil etmeye başladı. Buna göre 'ideal'/'normal' Cumhuriyet evladı Türk, Sunni Müslüman, eğitimli orta sınıf, gerektiğinde vatanı ve namusu için seve seve hayatını feda edebilecek cesarete sahip ve Atatürk ilke - inkılaplarına sıkı sıkıya bağlı olmalıydı. Bu 'ideal Türk'ün güç ilişkilerinde güce yakın olan bir cinsiyeti ve norm olarak kabul edilen bir cinselliği de vardı elbette. Cumhuriyet kendini her ne kadar kadınlara atfedilen sembolik değerler ve rollerin değişimi üzerinden üretmiş olsa da; Cumhuriyetin egemen güce yakın olan cinsiyeti erkek ve cinselliği de heteroseksüeldi. Cumhuriyetin kimlik sınırları bu denli kalın çizgilerle belirlenmiş olduğundan, daha kuruluşunda toplumun büyük bir bölümünü yok sayarak benimsenen ilkeleri değiştirme yönünde ne zaman muhalif bir talep gelse Cumhuriyet önderleri ve takipçileri, bu talebi, talepte bulunan kişi, kurum ve grupları yasaklı alana, dışa atarak yok etmek motivasyonuyla hareket eder. Erkek egemen heteronormatif değerler de yasaklarla belirlenen bu süreçte sürekli şekilleniyor. Erkek egemenlik bu coğrafyada yüzyıllar boyu var olmuş olsa dahi; modern milliyetçilik, erkek egemen denetim ve kontrol mekanizmalarını da yeniden şekillendirdi. 'İdeal' yurttaş kadın ve erkekler bu denetim mekanizmasının hiyerarşisindeki yeni görevlerinin başına geçtiler. Yine de, 'modern erkek egemenlik' geleneksele atfettiği özelliklerle ortaya çıkan erkek egemen uygulamalara, kendi iktidarına tehdit oluşturmadığı sürece ses çıkarmadı. Bu sessiz konsensüsün oldukça anlaşılır bir temeli var: Her ne kadar erkek de egemen iktidarın nesnesiyse de, modernleşme düşüncesi erkeği esas özne olarak alır. 23 Bununla birlikte, iki (hatta daha fazla) erkek egemenliğinin çıkar çatışması olmadığı alanda doğal ittifak yapması hiç de şaşırtıcı değil. Cumhuriyet, toplumsal cinsiyet anlayışını bu temel üzerine inşa etti. Türkiye coğrafyasında kadın ve bedeni üzerinden kutsallaştırılan doğurganlık, masumiyet ve heteroseksüellik her dönemde “genel ahlâkın” ve toplumsal değerlerin sembolü oldu. Kadın bedeninin örtünmekle olan ilişkisi ve kamusal alandaki hareket kabiliyeti kadın üzerinden toplumun da modernlik seviyesini belirleyen koşul haline geldi. 24 Kemalist reformlar kadını erkeklerle eşitlemek niyetiyle yola çıksa da, aslında kadını erkek egemen değerin söylemi etrafında şekillendirerek bir anlamda erkekleştiriyordu. 25 Bu reformlarla, Cumhuriyet dönemi kadını, resmi geçit törenlerine, balolara ve iş hayatına katılımıyla değişimin sembolü olarak simgeleştirilmiş olsa da, kadın vurgusu “cinsiyetsizlik”le özdeşleştirildi. Bu cinsiyetsizlik yeni giyim tarzı ve eğitim gibi birçok alanda örtük şekilde öne sürüldü. Çarşaf yerine kadının bedenini daha fazla açıkta bırakan, ancak bir yandan da onu erkekleştiren çağdaş üniformamsı kıyafetler; örneğin tayyör tavsiye edildi. 26 Bu haliyle kadın, vatanı için bedeninin denetimine sahip, cinsel tevazunun sembolü iyi bir “anne”yi temsil ediyordu ve öyle de olmalıydı. 27 Böyle bir yaklaşım heteroseksüelliği temel alırken, eşcinsellleri; özellikle lezbiyenleri de iktidara en uzaktaki dışa atılan olarak görünmez alana itti. Kemalist ideoloji militarizmi, yurttaşların milletleri ve vatanlarına olan bağlılıklarını sağlamak amacıyla gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirdi. Ordunun misyonunu ve varoluşunu yücelten militarizm, ulus devlet inşasındaki toplumsal cinsiyet hiyerarşisinin içselleştirilmesinde de önemli rol oynadı. Milleti temsil eden kadın ve erkeğin, bedenlerini ve cinselliklerini vatanları uğruna denetlemeleri önem kazandı. Kadın, iyi bir Türk olarak gerektiğinde vatanı için ölebilmeli ve bu uğurda namusunu korumalıydı. Kadının, milletin sembolü olan bedenini namusu için nasıl koruması gerektiğine dair bir örnek Atatürk ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen arasında geçen bir diyalogta da görülebilir. 1938'de Dersim saldırılarına katılmak isteyen Sabiha Gökçen, Atatürk başına gelebilecekler konusunda kendisini uyarınca;
“Gerekirse sağ yakalanmam” der. Atatürk de bunun üzerine Gökçen'e kendisini veya düşmanı öldürmesi için silahını şu sözlerle hediye eder: ... O halde ben sana kendi kullandığım tabancayı vereyim Gökçen... Umarım kötü bir durumla karşılaşmazsın. Fakat herhangi bir zamanda senin şeref ve haysiyetine dokunacak bir olayla, bir durumla karşılaştığında hiç tereddüt etmeden bu silahı ya karşındakine karşı ya da kendi beynine boşaltmaktan asla çekinme!
Ayşe Gül Altınay'ın verdiği bu anlamlı örnek bize, kadın bedeninin vatanla özdeşleştirilerek ölüm pahasına korunması gereken bir alan olarak nesneleştirildiğini gösteriyor.
Ekim 2015

Dilara  yeni bir  gönderide  bulundu.

Diktatör halka seslendi...

4993

Halk orada değildi... 4993
Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ekim 2014

Winterwitch  yeni bir  gönderide  bulundu.

Cumhuriyetimizin 91. yılı kutlu olsun!

Atatürk'ün 10. Yıl Nutku

Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu, en büyük bayramdır. Kutlu Olsun! Bu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, ...
Temmuz 2014

Balık, bir soruya yanıt verdi.

Osmanlı devleti ile Türkiye Cumhuriyetini kıyaslarsak eğer, bu iki yönetim anlayışının birbirlerine karşı eksi ve artı hangi yönleri bulunmaktadır?

Türkiye Cumhuriyeti adı üzerinde olup ırk milliyetçiliği üzerine kurulmuştur yani "Türk" ve "-iye" eki "Türk -'e ait" veya "Türk -ün olduğu yer" anlamındadır.
Yani Cermen-iye , İskender-iye , Kostantin-iye gibi ...

Devlet-i Aliyye ise adı üzerinde Büyük Devlet veya Yüce Devlet anlamı taşımaktadır ki bu tek bir ırk üzerine değil birçok ırk üzerinde tek bir yönetim biçimidir. Yani kapsamı geniş olmasından dolayı örneğin bir savaş olduğunda sadece Türkler değil pek çok ırkın savaşa dahil olmasına zemin sağlamaktadır. Örneğin en son çanakkale savaşında bugünkü filistin topraklarından katılan araplar da vardı.

Ondan önce filistindeki araplara bişey olsaydı osmanlı adamlarını toplar yallah filistine sefer yapardı aşağıdaki fotoğrafta osmanlı askerlerini filistinde görüyorsunuz;

Cumhuriyet


Türkiye Cumhuriyeti anayasası Laiklik üzerinedir. Bu bakımdan Kuran yasalarından bağımsız olması dolayısıyla kapsama alanı tüm dinlerdir ama hiçbir dinin kurallarıyla yönetilmeyip tek bir ırkın temsilciliğine verilmiş olması ufak bir yönetim anlayışına zemin hazırlamaktadır ki bunun getirdiği eksi kürtlerin durup dururken isyan etmesidir.
(Zaten batının kışkırtması olmasa kimsenin kimseye isyan edeceği yoktu)
Haziran 2014

jennywilly,  yeni bir soru sordu.

Nisan 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2013

Goul Chakir Katsapoulos  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ah ah! Sekülerizm olsa...

Sekülerizm başlıca iki temel önermeyi içermektedir: Birincisi devletin dinsel kurumlardan kesin bir biçimde ayrı olmasıdır. İkincisi ise farklı dinler ve inanışlardan olan kişilerin kanun önünde eşit olarak değerlendirilmeleridir. LINKE BAKINIZ: tr.m.wikipedia.org/wiki/sek%c3%bclerizm
Kasım 2013

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Cumhuriyet ile demokrasi arasında nasıl bir ilişki vardır? Biri olmadan diğeri olabilir mi? Bunun örnekleri nelerdir?

Cumhuriyet, hükumet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır.

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.

Cumhuriyet ve demokrasinin bir arada olmadığı ama demokrasinin beşiği sayılan Birleşik Krallık vardır. Oradaki yönetim şekli monarşik demokrasi olarak adlandırılabilir.
Kasım 2013

Unluckypod, bir soruya yanıt verdi.

Devlet nişanından Atatürk ve T.C. ibarelerinin çıkartılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cevabı çok basit. Yeni Türkiye kuruluyor. Başbakan da açık açık söyledi geçen gün bu bizim kurtuluş savaşımız dedi. Şimdi de bu yeni savaşın bir başkomutana ihtiyacı var onlar için, önümüzdeki yüzyıllar boyunca her yerde bahsi geçecek. O başkomutanın ismi belli. Recep Tayyip Erdoğan. Evet Atatürk resimlerinin yerini başka resim alacak buna hazırlıklı olun. Hala ayakta uyusun muhalefet. Gerçekler bu; geçmiş olsun bizlere.
Daha fazla

28 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.