Bilmek istediğin her şeye ulaş

Deniz Canlıları

Doğa

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Eylül 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Gökyüzünden denize düşen güzellik: Deniz yıldızı

7740

Bazen sahilde yürürken bilek boyu suyun içinde, irili ufaklı çakılların arasında; kumda yada bir iskeleden denize doğru baktığınızda pırıl pırıl denizin içinde, özellikle sabah erken saatlerde yada güneşin batmasına yakın, o keyifli aydınlıkta gözümüze çarparlar; genellikle beş bacaklı ve suyun dibinde hareketsizce yatan, gökyüzünden suyun içine kaymış masum bir yıldız kadar sevimli, güzel, estetik ve bir o kadar da ilgi çekici: Deniz yıldızı!

Echinodermata şubesi içindeki Asteroidae takımı içinde yer alan deniz yıldızları, keşfedildikten sonra isimleri en kolay koyulan canlıların başında geliyor ve fiziki olarak betimlenen bariz yıldız şeklinde olan gövdeleri, onları nerede görürsek görelim sempati onlara sempati duymamızı neden oluyor.
Genel olarak bilinenin aksine deniz yıldızları bir balık türü değildir. Çünkü yüzgeçleri, kıkırdak veya kemik iskeletleri, balıklarınkine benzeyen, onlarınki kadar gelişmiş gözleri, ileri beslenme ve sindirim organizasyonu yada gelişmiş bir beyinleri yoktur. Vücudun tümüne bir ağ şeklinde yayılmış olan sinir hücreleri, yıldızın çevre şartlarına tepki vermesine imkan tanır. Kollarının uç kısımlarında yer alan basit yapılı ışık reseptörleri, canlının bulunduğu ortamın karanlık yada aydınlık olduğunu ayırt etmesine yarar.
7740

Yıldızlar, bir çeşit kabuklu olan deniz kestaneleriyle ve hıyarlarıyla aynı şubede yer almaktadır. En az beş koldan oluşan her bir kol, bir merkezi diskin etrafında muntazam aralıklarla dizilmiştir ve bu kollardan birisinin kopması durumunda yeni bir kol kısa süre içinde eskisinin yerini alır. Bu yenilenme yeteneği, bu kadar basit organizasyonlu bir canlı için son derece önemli ve araştırılmaya açık bir konudur. Yine çok sık yapılan yanlışların birisi de tüm deniz yıldızlarının yalnızca 5 kolu olduğunun sanılmasıdır. Ayçiçeği deniz yıldızında olduğu gibi bazı tropik türlerde 40 taneye kadar kol olduğu bile gözlemlenmiştir. Etkileyici!
Kutupların buzlu sularından ekvator hizasındaki tropik okyanuslara ve bir kaç santimetreden tam 6 kilometre derinliğe kadar pek çok farklı şarttaki coğrafyada yayılım gösterebilen bu canlıların 1500 kadar farklı türü olduğu biliniyor. Gri, siyah ve beyaz gibi nötr ve nötre yakın tonlardan kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil gibi canlı renklere kadar pek çok farklı deniz yıldızını dünya denizlerinde çeşitli derinliklerde bulmak mümkün.
Üst taraflarında yumuşak ve özel bir deri ile kaplı olan deniz yıldızlarının bu dokusunun altında ise oldukça basit ve etkili bir sistem var. Kalsiyum karbonat ağırlıklı bir iskeletin içinde ve ayakların birleştiği noktanın tam ortasında yer alan ağız ve kolların altında bulunan ve sayıları binlerle ifade edilebilecek olan minik ayakçıklar, canlının beslenmesini ve aktif olarak hareket etmesini sağlar. Kendisi gibi zeminde yaşayan diğer bentik canlılar için doğal bir etobur predatör (avcı) olan deniz yıldızlarının özellikle bir tanesi, dünya üzerindeki en ilginç beslenme alışkanlıklarından birisini de sergiliyor. Öyle ki, Akdeniz, Ege ve Marmara’da da yayılım gösteren
Marthasterias glacialis, yiyeceğini vücuduna alarak vücut içinde aktif bir sindirim mekanizması işletmek yerine, ağız olarak görev yapan açıklığından çıkardığı ve büyükçe bir torbaya benzeyen midesini avıyla dolduruyor! İlginç bir beslenme deneyimi!
Deniz yıldızları, bazı bölgelerde mercanları da tükettikleri için özellike mercan resiflerinin oluşumu ve resiflerin sağlıklı şekilde var olmasının önündeki önemli tehlikelerden birisini oluşturuyor. Mercanların bulunduğu bölgelerde aşırı miktarda üreyen deniz yıldızları, mercan resiflerinin üzerinde beslenerek bölgedeki mercan popülasyonunun devamını tehlikeye sokuyor.
Bu canlıları farklı kılan farklılıkları burada bitmiyor tabii ki. Vücutlarında kan gibi özel hiç bir taşıyıcı madde bulundurmayan deniz yıldızlarının beslenme sonucu ortaya çıkan sindirilmiş maddeler vücudunun içindeki mikro kanalın içinde su ile sağlanıyor. Aynı kanal, canlının ihtiyaç duyduğu oksijenin dokulara ulaştırılmasından ve dokularda meydana gelen atık gazların da vücuttan uzaklaştırılması için de işlev görüyor.
Deniz yıldızlarının dünya üzerindeki ortaya çıkışlarının, incelenen fosillerden yola çıkılarak 450 milyon yıl öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Bu da, onları neredeyse at nalı yengeçleri kadar eski kılıyor. Bu da demek ki yeni bir yaşayan fosil ile baş başayız! Ondan öğreneceğimiz daha çok şey olmalı!
Uzakdoğu’da, özellike de Çin gibi yüksek nüfuslu bölgelerde, deniz yıldızları elbette kendisine alıcı bulabilecek besin maddelerinin başında geliyor. Özellikle harlı ateşte kızartılarak sunumu yapılan büyük deniz yıldızları, sokaklarda kurulan tezgahlarda olduğu kadar lüks restoranlarda da kendisine alıcı bulabiliyor. Çıkartıldığı yere göre değişen besin değerleri ile özellikle kalsiyum açısından zengin olan deniz yıldızları Avrupa ve Amerika pazarında kendine yer açabilir mi, bekleyip göreceğiz.

Benzer konulardaki diğer yazılar için denizdenbabamciksa.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Aralık 2015

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sudaki canlılara ilk bakış: Plankton, Nekton, Nöston ve Seston - infografik

7740

Gerek tatlı sularda gerekse tuzlu olanlarda, pek çok farklı büyüklükte ve özellikte canlı yaşar. Sucul ekosistem içinde her biri farklı bir göreve sahip olan bu canlılar, aynı zamanda dünya üzerinde kurulu olan besin zincirinin de ilk, önemli, ayrılmaz, vazgeçilmez ve bütünleşik bir parçasını oluşturuyor.

Sucul ortamda yaşayan canlıların bazılarının kendi hareket kabiliyetleri varken bazıları, içlerinde yaşadıkları akışkan ortamın onlara sağladığı hareketle dolaylı olarak hareket edebiliyor ya belirli bir yere tutunarak tüm yaşam süreçlerini orada tamamlayıp ölüyor.

Şimdi kısaca, çevremizde yer alan bir gölette, gölde yada denizde bulabileceğiniz canlı gruplarının temel tanımlarına göz atalım.

Plankton: Kendi kendine hareket etme yetenekleri olduğu gibi suyun kendi içindeki hareketleri ile de yer değiştirebilen mikroskobik boyutlardaki canlılara plankton denir.

Elinize aldığınız bir parça suyun içinde dahi çok miktarda plankton olabilir. Planktonun kökeni hayvansal yada bitkisel olabilir. Bitkisel kökenli planktona fitoplankton hayvansal kökenli planktona ise zooplankton adı verilir.

Besin tuzu olarak kabul edilen tuzlardan bünyelerindeki klorofil yardımıyla besin elde ederek yaşamlarını sürdüren fitoplankterler, sucul ortamdaki besin zincirinin ilk halkalarından birisini oluşturur. Zooplankterler tararfından tüketilirler ve bitkisel kökenli besin bu aşamadan sonra hayvansal kökenli canlılara geçer ve besin zincirinin ilk halkası tamamlanmış olur.

İstemeden yada bilmeden yapılan en büyük hata, "plankton" kelimesinin tekil sanılmasıdır. Plankton, kelime anlamı olarak "Plankterler" anlamına gelir ve kelimenin tekil hali "plankter"dir.

Nekton: Nekton, plankterlerin aksine insan gözüyle dahi görülebilecek kadar büyük olan sucul canlıları tanımlayan bir kelimedir. Nekton olarak tanımlanan canlılar, genellikle hareketleri yönünden bağımsızdırlar ve kendi başlarına hareket edebilecek kabiliyete sahiptirler. Hareket etme kabiliyetleri kendi iradelerine bağlı olduğu için içinde yaşadıkları suyun koşullarına bağlı kalmadan aktif olarak enerji harcayarak yer değiştirebilirler.

Her hangi bir noktada suyun içinde gördüğümüz balıklar, kumun üzerindeki yengeçler yada deniz yıldızları nekton olarak tanımlanan canlı grubu içinde yer alır.

Nöston: Su ortamının havayla temas ettiği özel ve son derece karmaşık bir fizikokimyasal özelliğe sahip olan yüzeyde yaşayan canlılar nöston olarak adlandırılır. Su ile hava arasında yer alan ve suyun yüzeyini bir film gibi kaplayan bölgenin geçirgen ve değişken yüzeyinin iki yanında yaşarlar. Beslenme ihtiyaçlarını bu alanda giderirler, yaşamlarının tüm evrelerini bu alanda sürdürürler.

Su bitkileri: Tıpkı karadaki bitkilerde olduğu gibi kökleriyle suyun karayla temas ettiği yerlere tutunarak yada direk olarak suyun içine köklerini bırakarak yaşayan bitkisel formlu canlılar, su bitkileri olarak adlandırılır. Besin ihtiyaçlarını kökleri vasıtasıyla suyla direk olarak etkileşim içinde olan kara parçasından yada suyun içinden direk emilim yoluyla alabilirler.

Özellike yumurtlama aşamasındaki nekton özelliği gösteren balıklar ve diğer canlılar için koruyucu, saklayıcı ve güvenli bir alan olarak su bitkilerinin önemi büyüktür. Benzer şekilde avcılarından kaçan canlılar için de bir saklanma noktası olarak iş görürler. Suların oksijen dengelerinin korunması, fazla karbodioksitin ortamdan uzaklaştırılması ve otobur balıkların besinlerini elde etmeleri için su bitkileri sucul yaşamın vazgeçilmez bileşenlerinden biridir.

Seston: Suyun içinde yer alan, kendi iradesiyle hareket edebilen yada suyun hareketleriyle yer değiştirebilen tüm canlı organizmaları ve suyla birlikte hareket edebilen cansız varlıkları kapsayan en geniş tanım sestondur. Seston, heterojen bir karışımı temsil eder. İçinde hem canlılar (biyoseston) hem de cansızlar (abiyoseston) vardır.
7740

Prof. Dr. Gürkan Ekingen'in Mersin Üniversitesi Yayınları Limnoloji kitabındaki başlıktan yola çıkılarak yazılmıştır. Teşekkür ederiz.

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com için hazırlanmıştır.
Ekim 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Pavurya nedir?

Pavurya Akdeniz ve doğu Atlantik'de yaşayan yaklaşık 30 cm genişliğinde gayet de lezzetli dolayısıyla pahalı, etçil, leşçil bir yengeç türüdür.

Deniz
Ekim 2014

Seda Atadan,  yeni bir soru sordu.

Temmuz 2014

Nevcan Uludaş, bir soruya yanıt verdi.

Ülkemizde su altı fotoğrafçılığı için en uygun dalış noktaları nereleridir?

Kemer - Paris II batığı'nı şiddetle tavsiye ederim. En iyi 100 batıktan biri olan Paris II batığı görüşün açık olduğu zamanlarda dalıcılara inanılmaz bir manzara sunuyor. Modelli ve modelsiz çekimler yapmaya uygundur. Deniz canlılığı yüksektir ;)
Nisan 2014

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Balıklar gerçekten hafızası zayıf canlılar mıdır?

Son yıllarda yapılan araştırmalar gösterdi ki bildiğimiz yanlış. Bazı balık türleri ait olduğu sürüden olmayan balıkları anlayabiliyor. Aslında zeki varlıklar. Hatta diğer balık türleriyle iletişim halinde de olabiliyorlar. Türlerine göre kendi kültür alanlarını oluşturdukları, düşman balıkları tanımlayabildikleri ve beslenme için işbirliği yapabilecekleri tespit edildi.

Konuyla ilgili olarak: dailymail.co.uk/sciencetech/article-1106... .
Şubat 2014

Merve Öz, bir soruya yanıt verdi.

Ülkemizde su altı fotoğrafçılığı için en uygun dalış noktaları nereleridir?

Marmara'da adalar çevresindeki belli dalış noktalarında, özellikle gece dalışında inanılmaz kareler yakalayabilirsiniz.
Ocak 2014

Ebru Özkan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Istakoz nasıl pişirilir ve yenir?

Istakozu nasıl pişiririz?

Istakozların pişirilmeleri büyüklük ve küçüklüklerine göre değişir. Suda haşlama, buğulama yada ızgara yöntemi ile pişirilebilir. Genel olarak tabloya bakacak olursak;

Istakoz

Diğer pişirme yöntemi; Istakozun boyu yani başıyla kuyruğu arasındaki mesafe ölçülür. Her santim için 45 saniye pişme süresi hesaplanır. Örnek verelim; 20 santimlik bir ıstakoz için: 20*45/60 = 15 dakikadır.

Süreyi bulduktan sonra; Suyu bir tencerede kaynatın. Istakozları pişirirken deniz suyu yada tuzlu su ile pişirmeniz de fayda vardır. Suyun içerisine atılacak olan tuz miktarını ise her dört bardak su bardağına karşın 1. 5 çorba kaşığı tuz oranı ile belirleyebilirsiniz. Damak tadına göre istediğiniz sebzeyi suyuna atabilirsiniz.

Istakozların canlı pişirilmesinin nedeni; Istakoz öldüğünde barınan bakteri hızla çoğalıp pişirilme ile yok edilemeyecek toksinler salabilir. Bu yüzden de ıstakozu canlı pişirerek gıda zehirlenmesi şansı azaltılıyor. Istakoz pişince kırmızı renk olur.


Istakoz nasıl yenir?
  1. Kıskaçlar çevrilerek vücuttan ayrılır.
  2. Kıskaçlar özel ıstakoz kıracağı ya da fındık kıracağı ile şekilde gösterildiği gibi kırılır ve içerisindeki et çıkartılır.
  3. Istakozun vücudu kuyruk kısmından döndürülerek kopartılır.
  4. Kuyruk boğumundan kuyruğun alt kısmı kopartılır.
  5. Kuyruğun içerisindeki et çatal ile itilerek çıkartılır.
  6. Sırt gövdeden ayrılır.
  7. Bacaklar vücuttan ayrıldıktan sonra ıstakoz, şekildeki gibi ikiye bölünür; böylelikle ciğerine ulaşılabilir.
  8. Istakozun bacaklarının içindeki et emme yolu ile yenir.
Görsel olarak daha iyi öğrenebilirsiniz;
Ocak 2014

Gülten Tuna, bir soruya yanıt verdi.

Ülkemizde su altı fotoğrafçılığı için en uygun dalış noktaları nereleridir?

  • Antalya Kemer
  • Kalkan
  • Uluburun
  • Antik Batığı
  • Gök Mağarası
gibi...
Eylül 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Ülkemizde su altı fotoğrafçılığı için en uygun dalış noktaları nereleridir?

Amaca göre değişebilir. Eğer amaç canlı görmekse Bodrum, Kaş gibi bölgeler canlılar açısından zengindir. Eğer mağara veya batık görmek istenirse Çanakkale, Kemer gibi yerler tercih edilebilir. Marmara veya Karadeniz gibi bölgelerde de mağaralar açısından iyi bir bölgedir. Mercan çeşitleri için de Ayvalık tercih edilebilen dünyadaki nadir mekanlardan biridir.
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Ağustos 2013

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Sünger nedir? Yeryüzüne nasıl çıkarılır?

Sünger
Sünger, denizlerde koloni olarak yaşayan çokgözeli ilkel bir hayvandır. Çok eski zamanlardan beri bir değişime uğramadan yaşamlarını sürdüren bu canlılar antik çağlardan beri insanlar tarafından çeşitli alanlarda kullanılmıştır. Günümüzde özellikle spiküllerden yoksun yumuşak fibril iskelete sahip ticari süngerler su tutma özelliklerinin fazlalığı, aşınmaya karşı dayanıklı olması, yumuşaklığı, esnekliği ve inceliği gibi özellikleriyle ticarette oldukça aranan değerli bir ihtiyaç maddesini oluştururlar.

Belli bir organlarının bulunmayışı ve hareket yeteneklerinin olmayışı nedeniyle uzun süre bitkisel organizmalar olarak kabul edilmişlerdir. Lakin bir hayvan türü oldukları ancak 19. yy'da anlaşılmıştır. Yaklaşık 5000 tür sünger bulunmaktadır.

Süngerler denize dalarak, ucu çatallı sırık vasıtasıyla çıkarılabilir. Değerli süngerler kıyıdan 80-130 km kadar açıkta, 18-36 metre kadar derinlikte bulunmaktadır. Toplanan süngerler tekneye yığılarak çiğnenir. İskeletleri dışında kalan dokularının çürüyüp ayrışması için asılarak uzunca bir süre bekletilen süngerler daha sonra dövülüp yıkanır ve iyice temizlenerek kurumaya bırakılır. Doğal süngerlerin yerini büyük ölçüde yapay süngerlerin alması bu hayvanların yok olup gitmesini bir ölçüde engellemiştir.
Haziran 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Ömrü en uzun olan canlı hangisidir?

Turritopsis Nutricula adındaki deniz canlısı ölümsüzdür. Yetişkinken yumurta haline gelebiliyor ve daha sonra tekrar yetişkin hale dönebiliyor.

Canlılar
Daha fazla

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.