Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ders

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Şubat 2016

Anıl Katkat, bir soruya yanıt verdi.

Eve doktor, kuaför, vs. çağıramazken, dar gelirli aileler bile neden özel ders öğretmeni çağırma peşindeler?

Bu tamamen eğitim sistemimizdeki eksikliğin, bozukluğun doğal bir sonucudur. Bir ülkede uygulanan eğitim sisteminin, toplumsal anlamda fırsat eşitliği sunamaz durumda oluşunun sonucudur. Türkiye gibi gelir dağılımı açısından çok büyük farklılık gösteren toplumlarda eğitimi, sermayenin kucağına oturtup, bir de bundan verimlilik beklemek büyük yanlıştır. Eğitim, devlet tarafından, tüm vatandaşlara, aynı anda - aynı şekilde - aynı koşullarda verilmesi gerekir. Bu sağlanamazsa, dar gelirli aile maalesef ekmeğinden suyundan kısarak, yüksek gelirli ailelerin çocuklarına sundukları imkanları, kendi çocuklarına sunmak için çok büyük tavizler vermek zorunda kalırlar.
Aralık 2015

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Eve doktor, kuaför, vs. çağıramazken, dar gelirli aileler bile neden özel ders öğretmeni çağırma peşindeler?

Toplumumuz her nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin ya da her ne olursa olsun, eğitime, okumaya, tahsil görmeye önem veriyor. Her ne kadar dinî söylemler veren siyasi partilere oyunu yığıyor ise de pozitif bilimlere inanıyor. Skolastik yaşamın zincirlerini kıramıyor ama içindeki başka bir şey. Prof. Dr. Ali Nesin'in de dediği gibi: 'Anadolu garip bir yer'
Ekim 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Fizik, Geometri veya herhangi bir derste çok yönlü düşünemiyorum. Bir arkadaşım var çoğu soruları düşünerek yapıyor. Özellikle YGS de daha çok düşünmeye, mantığa dayalı. Bu düşünmeyi nasıl geliştirebilirim acaba?

Çok yönlü düşünebilmek zekayla ilgilidir, kimi yapabilir, kimiyse yapamaz. Bol soru çöz falan diyenler mutlaka olacaktır ama ben soru çözerek bu yeteneğin kazanılacağına inanmıyorum. Sonuçta bol resim yaparak da resim yeteneği kazanılmaz.
Eylül 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

İkinci sınıf öğrencisiyim. Ders seçiminde yeterli krediyi sağlıyorum fakat ikinci sınıf derslerinden bazılarını almak istemiyorum. Onun yerine bir üst sınıf derslerini aldım. Bu yapılabilir mi yoksa ikinci sınıfın bütün derslerini almak zorunda mıyım?

Bölümünüzü bilmiyorum ama mühendislikte ikinci sınıftaki temel dersleri atlamanızı tavsiye etmem. Hem ikinci sınıfta alacağınız mesleki dersleri hem de 3. Sınıftan alacağınız mesleki dersleri etkiler. Eğer almayacağınız meslek dersiyse ona bağlı olmayan bir 3. Sınıf meslek dersini deneyebilirsiniz ama o bile 2. Sınıfta almakta olduğunuz temel derslerin henüz tamamlanmamış olmasından etkilenebilir. Danışman hocaya sormak en doğrusu olacaktır.
Eylül 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

En az kaç saatlik uyku yeterlidir?

Bu sorunun tabii ki kesin bir cevabı yok. Kişiden kişiye değişen bir durum. Normal olarak günlük 7 saat uyuyan biri o bir günü 3 saat uykuyla rahatça geçirebilirken normal uykusu 10 saat olan bir uykucu 5 saatle bile dayanamayacaktır. Siz her gün yapılacak bir eylemden bahsetmiyorsunuz. Benim için mesela 3-4 saat uyku her zaman için hiç uyumamaktan iyi olmuştur.
Eylül 2015

Rumeysa, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da (tercihen Anadolu yakasında) ders çalışılabilecek mekanlar nereler olabilir?

Etrafın havasından dikkatim dağılmaz diyorsan sahiller çok iyi bi fikir yeni düzenlenen sahiller bunun için ideal veya halk kütüphaneleri de çok işlevsel biri çok kapalı biri çok açık oldu sanırım ama bence böyle : D
Ağustos 2015

Mert Çevik, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da (tercihen Anadolu yakasında) ders çalışılabilecek mekanlar nereler olabilir?

İç mimarlık öğrencisiyim ve üniversite hazırlık zamanlarımda aynı soruyu ben de çevreme sormuştum. Kadıköy'de birçok kütüphane mevcut ve tam anlamıyla harika denilebilecek yerler bulunmakta. Hala daha sık sık gitmekteyim çizim yapmak için.
Sana tek ve en önemli önerim ''akademi 1971 kitabevi'' ne gitmendir. Üst katı kitap evi alt katı kütüphane. Güzel küçük bir kafe bulunmakta aynı zamanda kahveni içip kütaphaneye geçebilirsin.Ancak erken saatlerde gitmeni öneririm. Öğleden sonra yer bulmak zor.Eğer istersen bana ulaşabilirsin hala gitmekteyim yardımcı olurum.
Ağustos 2015

Kübra Aykaç, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da (tercihen Anadolu yakasında) ders çalışılabilecek mekanlar nereler olabilir?

Anadolu yakasına ait bir bilgim yok inanın. Ama yolunuz avrupa yakasına düşerse Beyazıt/Gülhane de bulunan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesine uğrayın derim. Hem gezebileceğiniz hem de rahatlıkla çalışabileceğiniz bir yer. Ben beğenmiştim ^^
Ağustos 2015

Hüseyin Akça, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da (tercihen Anadolu yakasında) ders çalışılabilecek mekanlar nereler olabilir?

Eğer avrupa yakasında olsaydınız muhteşem yerler önerirdim size ama şimdi anadolu yakasında oturan bir arkadaşıma sordum. Kadıköy Hasanpaşa Kütüphanesi'nde çalışabilirsin, sonra Marmara Üniversitesi Kütüphanesi'nde ama Marmara'ya girmek belki sıkıntı çıkarabilirmiş. Avrupa yakasında da 1 numaram Atatürk Kitaplığı. Bir denemelisiniz :) iyi günler
Ağustos 2015

Ferhat Orhan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ders Çalışmak İçimden Gelmiyor Diyenlere...



İnternette gezinirken ilgimi çeken bir yazı, son zamanlarda ben de böyle bir sıkıntı yaşıyorum, ders çalışamıyorum, odaklanamıyorum hep tembellik ediyorum ancak çok şey değiştirdi bu yazı….

Öğle yemeği sonrası odamda oturmuş çayımı yudumluyordum. Bir yandan internette geziniyor, diğer yandan ise görüşme saatimin gelmesini bekliyordum. Be bir süre sonra tanıdığım öğrencilerimden Ahmet odaya girdi. Her sınava hazırlanan öğrenci gibi o da kazanmak için dershaneye yazılmıştı. Sınavı kazanmak istiyordu ama içinden hiç ders çalışmak gelmiyordu. Koltuğumdan kalkıp tam da Ahmet’in karşısındaki koltuğa oturdum. Diğer türlü aramızda bulunan koca masa psikolojik olarak öğrencilerimin bana açılmasında engel oluşturabiliyordu. Ve Ahmet konuşmaya başladı:

– Hocam dershane açılalı bir ayı geçti ben hala oturup adam gibi ders çalışamadım. Ders çalışmam gerektiğini biliyorum ama bir türlü masanın başına geçip ders çalışamıyorum.
Ahmet’in sıkıntısını sınava hazırlanan bir çok öğrenci yaşıyor. Sınava giren tüm öğrenciler emin olun sınava kazanmak için giriyorlar. Hatta bunun için dershanelere gidiyorlar. Ama iş ders çalışmaya geldiğinde bir çok öğrenci oturup adam gibi ders çalışamıyor.
- Peki ne olsaydı oturup deliler gibi ders çalışırdın Ahmet?
– Bilmem hocam. İçimden ders çalışmak gelmiyor ki.
– Ne zaman gelir peki?

– Bir aydır hiç gelmedi hocam.
– İçinden ders çalışma isteğinin gelmesini beklersen daha çok beklersin Ahmet.
Birçok öğrenci içinden ders çalışma isteğinin gelmesini bekleyerek senesini geçirir. Ne var ki bu istek de bir tülü gelmez. Ve sonuçta öğrenci bir senesini kaybetmiş olur.

– Hocam ne yapacağız o zaman?
– Şimdi sana bir öykü anlatacağım. Dikkatle dinlemeni istiyorum:
Bir gün bir Kızılderili reisi torunu ile birlikte çadırın önünde oturuyormuş. Çadırın önünde biri siyah biri beyaz iki köpek birbiri ile boğuşuyormuş. Dede ve torun beraber onları izliyorlarmış. Torun merak dolu bakışlarla dedesine sormuş:
“Dede! Çadırımızı korumaya bir köpek yeterken neden iki tane var? Hem neden birisi siyah diğeri beyaz? ”
Dedesi cevap vermiş:
“Evladım dediklerinde haklısın. Ama onlar benim için iki önemli şeyin simgesidir. Ben devamlı onlara bakarak ders alırım ve hayatıma ona göre yön veririm”
Torun yeni bir merakla tekrar sormuş:
“Neyin simgesi onlar, dede? ”
Dede tok ses tonuyla cevap vermiş:
“Birisi tembelliğin, diğeri ise çalışkanlığın simgesi evlat. Karşımızdaki iki köpek gibi her birimizin içinde de tembellik ve çalışkanlık devamlı kavga eder. Ben bu köpeklere baktıkça içimdeki tembellik ve çalışkanlığın mücadelesini hatırlar ders alırım”
Çocuk dedenin hiç beklemediği bir soru daha sorar:
“Dede bu kavgayı hangi köpek kazanır? ”
“Ben hangisini iyi beslersem o kazanır evladım”

Bir süre hiç konuşmadım… Ahmet’in kendi içinde hikayeyi yorumlamasını istiyordum. Ve sonra konuşmaya başladım.

- İşte Ahmet sadece senin içinde değil her insanın içinde hem tembellik hem de çalışkanlık ruhu vardır. Yani senin içinde hem tembel hem de çalışkan Ahmet var. Ve bunla senin bedenine hakim olmak için mücadele ediyorlar. Bazen oluyor ki çalışkan Ahmet bedene hak oluyor ve en ders çalışıyorsun. Oturup deliler gibi ders çalıştığın zamanlar olmadı mı?
– Oldu hocam. Bazen çok iyi çalışabiliyorum
- Şimdi yapmamız gereken senin içindeki çalışkan Ahmet’i güçlendirmek.
– Bunu nasıl yapacağız hocam?

– Bu odadan çıktığın andan itibaren içindeki tembel Ahmet ve çalışkan Ahmet’in mücadelesini izleyeceksin. Ders çalışman gerektiğinde ve masanın başına oturduğunda içindeki tembel Ahmet diyecek ki “daha sonra ders çalış”. Eğer sen bu sese kulak verirsek içindeki tembel Ahmet’in önüne kocaman bir et parçası atmış olursun ve o tarafın daha da kuvvetlenir. Ve bir dahaki sefere bu tembel tarafına karşı koyman daha güç olur. Eğer çalışkan tarafını dinler ve oturup ders çalışırsan bu sefer çalışkan tarafını beslemiş olursun ve o güçlendikçe senin ders çalışman çok daha kolay olur. Kısacası senden yapmanı istediğim devamlı çalışkan Ahmet’i beslemen. O yeterince güçlendiği zaman birilerinin sana ders çalış demesine gerek kalmadan sen rahatlıkla ders çalışabileceksin. Hatta ders çalışmadığın zaman rahatsız olmaya başlayacaksın.
– Bunu yapabilir miyim hocam?
- İstersen ve ısrarlı olursan rahatlıkla yaparsın. Şimdi seninle bu işi biraz daha zevkli hale getirelim. Bu olayı bir futbol maçına çevirelim. Ne zamanki içinde tembel ve çalışkan tarafının mücadelesi olursa bunu kaydet.Tembel tarafın mücadeleyi kazanırsa bir gol atmış gibi olsun. Çalışkan tarafını dinleyip de masa başına oturursan bu sefer o gol atmış olsun. Bakalım bir hafta sonra maç kaç kaç bitecek.
Bu şekilde yapacağımızı uygulamayı yeniden çerçeveleyerek öğrenci için daha zevkli hale getiriyordum. Ahmet bir hafta boyunca içindeki mücadeleye odaklanacak ve sadece bu odaklanma bile çalışkan tarafını güçlendirecekti. Öğrencilerimin bu mücadelenin skorunu kaydetmesi için tatlı bir form da hazırlamıştım. Öğrenci her gün hangi tarafı gol atmışsa onu bu forma işliyordu.
- Ahmet şimdi sana bir form vereceğim. Maç hakemi gibi kim hangi dakikada gol atmışsa onu bu forma yazabilirsin. Bu hafta senden istediğim maçı galip olarak bitirmen. Önemli olan hiç gol yememen değil, tembel tarafından daha fazla gol atman. Ve bunu yapacak gücü ben sende görüyorum.
– Tamam hocam fark atarak yanınıza gelmiş olacağım.
– Günlük bana uğrayıp maçın skoru hakkında bilgi vermeni istiyorum.
– Ne demek hocam.
Ahmet odadan çıktığında gözlerinde bir umut vardı. Benim istediğim de zaten buydu. İnsanların içindeki umutları dik tutmasına ve yeşertmesine yardım etmek mesleğimizin en güzel tarafıydı.

Ahmet her gün gelip beni maçın skorundan haberdar ediyordu. Maç genelde baş başa gidiyordu. Bir haftanın sonunda 26’ya 24 çalışkan Ahmet maçı kazanmıştı. Ahmet’in şimdiye kadar en fazla ders çalıştığı hafta bu hafta olmuştu. Benim de istediğim buydu. Bir ayın sonrasında Ahmet’in çalışkan tarafı artık açık ara farklarla tembel tarafını yenmeye başlamıştı.

ALINTIDIR.

gencgelisim.com

255 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.