Bilmek istediğin her şeye ulaş

Devlet

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Hukukî açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; "Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir." Bu tanımdaki unsurlar şunlardır: İnsan unsuru: Halk ya da millet unsuru olarak da adlandırılabilir. Belirli bir alanda birlikte yaşayan ve çeşitli bağlarla ortak yaşama iradesi gösteren insan topluluğudur. Bir devleti oluşturacak insanların sayısı hakkında bir alt sınır olmamakla birlikte devletin niteliğine göre makul bir alt sınır kabul edilebilir. Modern yaklaşıma göre millet unsurunun kurulabilmesi için manevi nitelikte bağlar yeterli olup bu manada birlikte yaşama iradesinin doğması yeterlidir. Egemenlik unsuru: Siyasal iktidar unsuru olarak da adlandırılan bu unsur, Devletin esas kurucu unsurudur. Belirli bir yeryüzü parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun üstün irade çerçevesinde örgütlenmesidir. Egemenlik kavramı otoriteden farklı olarak ülke içinde biricik meşru güç kaynağı olmayı ifade ederken ülke dışında (uluslararası alanda) bağımsız olmak anlamına gelmektedir. Ülke unsuru: Ülke, coğrafi anlamda bir bütünlük teşkil eden ve sınırları belirlenebilir bir kara parçasını ifade eder. Ancak devletin sınırları konusunda bir tartışma bulunması mümkündür. Ancak devlet sınırları öngörülebilir bir toprağa sahip olmalıdır. Devletin ülkesi kara ülkesi, deniz ülkesi ve hava ülkesi olarak üçe ayrılır.

Nisan 2014

Fatih Çetin @fatihcetinn

Hangi eşyalar haczedilemez

Haczedilemeyen mal ve haklar nelerdir

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

2. Borçlunun zatı ve mesleki için lüzumlu elbise ve eşyasiyle borçlu ve ailesine lüzumu olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası,

3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alet ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,

5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç ay lık yem ve yataklıkları,

6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,

7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alet ve edevat,

Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,

9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri,

Askeri malullerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,

10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,

11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,

12. Borçlunun haline münasip evi (Ancak evin kıymeti fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.)
Mayıs 2014

Mehmet Çapur @mmtcpr

devlet olmasa da olur

insanlar her zaman bir yolunu bulup geçinmeyi başarmıştır bu yaratılışlarında var. Her ne kadar yönetilmeye mahküm edilselerde devlete pekte ihtiyaçları yoktur. Şöyle örnek vermek gerekirse paranın icat edilmediğini var sayalım insanlar nasıl alış veriş yapardı ? Herşey karşılıklı olurdu mesela buğday üreticisi 3 çuval buğdaya karşılık 1 çuval pirinç alacaktı. Para ve devlet olsaydı şayet buğdayın yada pirincin olmadığı yerlerde bütün ürünler devlet kontrolü altında fayiş fiyatlara satılacak ve insanlar bunun için birbirlerini öldürmeye kadar sürüklenecekti.
devlet varsa kimin için var ? Ne için var ? Bu soruları bazen sorun kendinize. Devlet olmasa hiçbir yerde rant kavgası olmayacaktı. Bu sadece türkiye'de değil tüm dünyada da geçerli. Devletin olduğu her yerde rant, çıkar çatışması, savaşlar olacaktır. Devlet sadece paranın yanında bulunan pis bi köledir devletin insanlara zarardan başka bir karı yoktur. İşin acı tarafı yönetilmeyi insanlar bazen de kendileri istiyor. Dediğim gibi para icat edilmeseydi dünya daha yaşanılır bir yer olurdu.
Mayıs 2014

Osman Tüysüz @osmanraul7

Mayıs 2014

Osman Tüysüz @osmanraul7

CERN'e ortak üyelik anlaşması imzalandı

Türkiye, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın da katıldığı törenle Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi ile ortak üyelik anlaşması imzaladı.

2706

İsviçre'nin Cenevre şehrindeki CERN merkezinde yapılan imza töreninde konuşan Enerji Bakanı Taner Yıldız, bugünün Türkiye için önemine dikkat çekti, üyelik sıfatıyla CERN'de bulunabilmenin heyecan verici olduğu söyledi.
CERN'de lise ve üniversite seviyesinde Türk öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilecek çalışmalarla bu işbirliğinin daha da güçlendirileceğini belirten Yıldız, anlaşmanın onay sürecinin kısa süreceğine inandığını kaydetti.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından iki yıl içinde TBMM'de onaylanması gerekiyor. Anlaşma onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Anlaşmayla Türkiye, CERN'e yapacağı maddi katkı oranında kurum ihalelerinden pay alabilecek, kurumda daimi personel istihdam edebilecek ve Türk bilim insanları CERN'de kadrolu çalışabilecek.

Dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarları
İsviçre-Fransa sınırında ve 27 kilometre çapında olan CERN kampüsünde dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarları bulunuyor.
CERN'de dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce kişi çalışıyor, yaklaşık 60 yıldır araştırmalar yürütülüyor. CERN'e Türk fizikçiler de bazı araştırmalara katılabiliyor.
CERN, genişleme stratejisi kapsamında, 2010 yılında ortak üyelik statüsünü oluşturmuştu. Buna göre ortak üyeler, tam üye olmak için en az iki yıl beklemek zorunda. Türkiye, 21 tam üyesi olan kurumda şu ana kadar gözlemci üye statüsündeydi.
Türkiye'nin ortak üyelik anlaşmasını Türkiye adına, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Mehmet Ferden Çarıkçı imzaladı. Tören öncesinde CERN Genel Direktörü Rolf Heuer tarafından CERN'de yapılan çalışmalar hakkında sunum yapıldı.

Kaynak: AA
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Polis bunu da yaptı: 10 yaşında çocuğu gözaltına almak istediler

13809İzmir'de Soma'daki işçi katliamını protesto etmek isteyen halka polis müdahale etti. Müdahale sırasında 10 yaşlarındaki bir çocuk gözaltına alınmak istendi. Vatandaşların büyük tepki göstermesi üzerine polis küçük çocuğu bırakmak zorunda kaldı.

Çocuk korkudan altına işemiş, ne diyoruz bu kasklı şeylere? ...

kaynak: cumhuriyet.com.tr/foto/foto_galeri/72829...
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Vicdan, olmayanlarda sızlamıyor anlaşılan... İzmir Vali Yardımcısı: Soma'da aklını kullanan hayatta kaldı.

İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Harputlu, bir sempozyumda yaptığı konuşmada Soma'daki facia ile ilgili "Aklını kullanan hayatını kurtardı" ifadelerini kullandı.

1389

İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Harputlu, Ege Üniversitesi’nin düzenlediği ‘Temel Bilimler Sempozyumu’nda Soma’da yaşanan maden faciası hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Harputlu, “Soma’da hayatta kalan aklının kullanandır. Düşünebilen, aklını kullanan hayatını kurtarmıştır” dedi.

Egedesonsöz'den Sinan Doğan'ın haberine göre toplantının açılışında konuşan Vali Yardımcısı Harputlu, konuşmasına Soma’da hayatını kaybeden madenciler için başsağlığı dileyerek başladı.

Harputlu’nun daha sonra verdiği örnek, salonda şaşkınlıkla karşılandı.

Harputlu, “Hepinizin dikkatini çekmiştir. Bazı kurtulan kişiler kurallara uymayarak, tabiri yerindeyse, hayatlarını kurtarmışlardır. Çünkü akıllarını kullanmışlardır. Hayatta kalan aklını kullananlardır. Orada yönlendirenler, hazırlanan planlara göre tahliye yollarını gösterenler, şunu gösterenler, bunu gösterenler, her şeyi hazır şablona uygun yapanlar insanları gaz sızıntısına yönlendirmiştir. Düşünebilen, aklını kullanan geri dönmüş, hayatını kurtarmıştır” dedi.

kaynak: radikal.com.tr/turkiye/izmir_vali_yardi...

Milletimiz hep mi böyle kötüydü, bunlar paralel evrenden falan mı geldi?
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Trajikomik bir haber daha: Devletin provokatörü yakalanmış. Molotof atan MİT'çi çıktı

PKK eylemlerine katılıp molotofkokteyli atan A. S. Ve mahkemede "Ben MİT'e ve Emniyet'e çalışıyorum" diyen sanığı MİT doğruladı. Savcı yine de ceza istiyor.
Radikal.com.tr-
İstanbul ’da terör operasyonu düzenleyen emniyet, 2011 yılında bir A. S isimli şüpheliyi gözaltına aldı. Savcılık tarafından örgüt üyeliği, patlayıcı madde atma ve bulundurma ile mala zarar verme suçlarından mahkemeye sevk edilen şüpheli, tutuklandı.
2011 yılının Mart ayında hakkında dava açılan sanık A. S, terör örgütü üyesi olmakla suçlandı ve 2009 ile 2010 yılında terör örgütü tarafından düzenlenen eylemlere katılmak ve molotofkokteyli atmak suçlarından İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başladı.

Tutuklu sanık duruşmada çarpıcı bir bilgi verdi. Terör eylemlerine devlet için katıldığını söyleyen sanık A. S, “2008 yılından bu yana MİT’e ve emniyete çalışıyorum” dedi. Bunun üzerine mahkeme duruşmayı bitirdi.

Vatan gazetesinden Damla Güler'in haberine göre mahkeme, MİT ve emniyete yazı yazarak sanığın ifadelerinin doğru olup olmadığını sordu. Emniyet yanıt vermedi. MİT ise şu yanıtı verdi: “Söz konusu şahıs, birçok eylemde haber elemanı olarak kullanılmıştır. ” Ardından bazı MİT görevlileri de mahkeme heyeti ile görüşmek için adliyeye geldi ve bilgiyi sözlü tekrar etti.

Bunun üzerine heyet dosya ile ilgili bir dizi önlem aldı. Sanığın “MİT’e çalıştığının deşifre olmaması ve örgütün hedefi haline gelmemesi için” dosya bir süre mahkeme başkanının odasında muhafaza edildi. Ancak resmi yazışma olduğu için gelen yazı duruşmada okunmak zorunda kaldı. MİT’in yazısının dava dosyasına girmesinin ardından görülen duruşmada, dava savcısı mütalaasını sundu.

Savcı: Cezalandırılmalı

Sanığın örgüt üyeliği, patlayıcı madde atma ve bulundurma ile mala zarar verme suçlarından cezalandırılmasının istenildiğini belirten savcı, mütalaasında MİT’ten gelen yazıya da bir nevi yanıt verdi. Sanığın MİT personeli koruma kanunu kapsamında olmadığını belirten savcılık, eylemlerinden dolayı cezalandırılmasını talep etti. Savcılığın mütalaasını sunduğu duruşmada, A. S. “tutuklu kaldığı süre ve atılı suçun niteliği” gerekçeleriyle tahliye edildi. Tutuksuz yargılanmaya devam eden sanık ile ilgili mahkemenin vereceği karar ise merak konusu oldu.

Hakimlere suikast şüphesiyle gözaltına alındı

A. S. ’nin ismi daha önce de PKK üyesi olarak bir davada geçmişti. Yaklaşık 2 yıl önce özel yetkili savcı ve hakimlerin oturduğu lojmanların önündeki ağaç ve elektrik trafolarına yazılan gizemli yazılar, Ergenekon ve Balyoz gibi davalara bakan hakim ve savcılara suikast yapılacağı endişesi yarattı. Polis lojmanın girişinde namlusuna mermi sürülmüş silahlarla 2 PKK’lı yakalandı. Operasyonu genişleten polis 4 kişiyi daha gözaltına aldı.
Gözaltına alınanlar arasında A. S. De vardı. Daha önce de Kağıthane’de 7 yerine molotofkokteyli atılması ve 8 aracın yakılması olayına karıştığından, hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasından yakalama kararı olduğu ortaya çıktı. 6 şüpheli PKK üyeliği suçlamasından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheliler savcılıkta ise olayın terör değil “Gönüş işi” olduğunu iddia etti.
Şüphelilerden O. S., Bakırköy Cumhuriyet Savcısı’nın kızına aşık olduğunu söyledi. O. S., adam yaralama ve gayrimenkul davalarını üstlenen avukata aşık olmuş, karşılık bulamayınca genç kadını tehdit etmeye başlamıştı. O. S. Sürekli telefonla aradığı kadına, “Arkamda örgüt var. Seni ve aileni temizleyeceğim” demişti.

kaynak: radikal.com.tr/turkiye/molotof_atan_mit... .
Ağustos 2014

Şaman @chamacon

Kasım 2014

Şaman @chamacon

Yine minibüs devriliyor ve 13 yaralı var. Medeni bir ülkede polisin ve basının yapacağı ilk şeyler aracın lastikleri ve fren hidrolik borularının durumuna bakmak olurdu. Bizde bir ayağı kırık sandalye aklından daha fazlasına sahip polis ya da gazeteci yok mu? Fotoğraf diğer taraftan çekilse bu iş yapılmış olur.

Zeka ortalaması dünyanın oldukça altında olan bir ülkede yaşıyoruz. Tıpçılar vb yaralılarla ilgilenirken polisin de aracı incelemesi lazım.
  • Devlet nerede?
  • Araç muayenesi kaçaklarının cezalarını bildiğiniz üzere 1/10 gibi miktarlara düşürdüler. Yakalandığında 10 TL ceza ödeyecekse ticari araç sahibi 200 TL muayeneye verir mi?
  • Neden versin zaten?
  • Bir de muayenede adamın gözüne sokulması gereken eksiklikleri tamamlamanın ücreti de var. Tabii ki ticari araç sahibi ticaretin gereği karını maksimize etme amaçlı kısabildiği tüm masrafları kısacaktır. Can alıcı (gerçekten can alan) masrafların kısılmamasını devlet kontrol etmeli.
İddia ediyorum bu minibüsün de son aylarda devrilen 5-6 mini-, midi- ve otobüslerinki gibi lastikleri kabak fren boruları da sızdıracak kadar paslıydı. Şoförü ise diğerleri gibi asgari ücretle çalışan, ilkokul üçten terk, bırakın 13 canı, kedinizi bile emanet edemeyeceğiniz biri. Devlete sorsanız önce fıtrat derler, ardından şehit ya da gazi oldu derler, olmaz böyle şey derseniz de basarlar gazı... Yahu direksiyon hakimiyetini kaybetti ondan kaza oldu ne demek? Haberi veren de bir de solcu gazete olacak. Ülkedeki solcuların bile zekası kıt...


Şoför direksiyon hakimiyetini neden kaybeder?
  • Çok çalışıyordur, uykusuzdur... Çözüm: At çok çalıştıranı içeri 13 kişiyi yaralama suçundan hatta taammüden adam öldürmeye teşebbüsten. Şoförü de at içeri, çalışma bakanlığına durumu ihbar etmeyerek suça ortak olmaktan.
  • Araç kullanabilecek kadar bile zekası yoktur... Çözüm: At onu işe alanı içeri, şoförü de işten çıkart, tamam temizlik işçisi falan olabilir ama minibüs dolusu insanın canı emanet edilemez.
  • Lastikler kabaktır, zaten kabaktır da mutlaka. Çözüm: Muayene kaçaklarına kesilen cezayı 1/10 seviyelerine çekeni at içeri, ardından lastiklerden ve muayeneden sorumlu olan kişiyi de at, biri belli ki orada vereceği senelik 1000 TL'den tasarruf etmiş, milletin canı pahasına.
  • Fren hidrolik boruları çürümüştür, balatalar bitmiştir. Çözüm: Muayene kaçaklarına kesilen cezayı 1/10 seviyelerine çekeni at içeri, ardından muayeneden sorumlu olan kişiyi de at, biri belli ki orada vereceği senelik 1000 TL'den tasarruf etmiş, milletin canı pahasına.
  • Direksiyonu da düzgün çalışmıyor olabilir. Çözüm: Yukarıdaki iki maddeyle aynı.
  • Çok süratlidir. Çözüm: Fren izlerini incele, izlerin boyu ve renginden aracın takribi hızı bulunur. At şoförü içeri, patronunu da at içeri, çıktığında düzgün adam çalıştırmayı öğrenmiş olur.
  • Yol ıslak olabilir ama ıslak yolda da biraz daha yavaş gitmek gerekir. Çözüm yukarıdaki maddenin aynısı.

Bunlar ne kaza, ne de fıtrat. Bunlar taa saryzadeden şoföre kadar kokuşmuş olan sistemin insan hayatına verdiği değer, bunlar cinayet, bunlar katliam, bunlar bütün kokuşmuş yapının ihmali...
Tokat'ın Niksar İlçesi'nde tekstil işçilerini taşıyan minibüsün bu sabah sulama kanalına devrilmesi sonucu meydana gelen kazada, 13 kişi yaralandı.

1389

Kaza, sabah saatlerinde ilçe merkezi Hafif Sanayi Bölgesi'nde meydana geldi. Sanayi sitesinde bulunan bir tekstil fabrikasının işçilerini taşıyan İsmail Er (36) yönetimindeki 60 NN 529 plakalı minibüs, sürücüsünün direksiyon hakimiyeti kaybetmesi sonrası yol kenarında bulunan sulama kanalına devrildi. Kazada minibüste bulunan sürücü İsmail Er ile birlikte Hüsne Kayım (47), Murat Hopanoğlu (25), Şükriye Zeren (42), Elif Kercen (19), Belgin Hatice Kani (20), Nurcan Demir (35), Seda Şahin (23), Hamide Atakır (41), Semra Celepoğlu (60), Nesra Ekiz (24), Ümmihan Tür (26) ve Ayşegül Demirkıran (25) yaralandı. Yaralılar olay yerine sevk edilen ambulanslarla Niksar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumları hafif olan ve ayakta tedavi altına alınan işçiler daha sonra taburcu edildi.

kaynak: haber.sol.org.tr//turkiye/tekstil-iscil...
Kasım 2014

Şaman @chamacon

Nasıl vahim bir açmazdayız...

İlk paylaşacağım haberde Ermenek'de oğullarını kaybeden fakir ve yaşlı çift var. Türkiye seferber olmuş ve bu çifte yardım etmek istiyor. Akapenin kaymakamı da diyor ki sadece o çifte yardım etmenize izin yok ölen 18 işçi var. Bu hesaplara para yatırın biz paylaştıralım. Buraya kadar çok normal, hatta normal bir ülkede yaşıyor olsaydık güvenirdik de kaymakamlığa. Yolsuzluğun, hırsızlığın bini bir para olan ülkemizde hatta ülke tarihinin en büyük yolsuzluk ve soygunlarını yapan parti tarafından yönetiliyoruz. Hani çal çırp yetmiyor, ödenen deprem vergileriyle kendini bir sene bile taşıyamayan oy toplama yolları yapılıyor. Tüm bu kokuşmuş sistem içinde tabii ki kimse akapenin kaymakamına güvenip de Ermenek'deki fakir ve acılı insanlar için yardım yapmayacaktır. Güvenip de yapan olsa bile yapılan yardımları da akapenin kaymakamı zimmetine geçirecektir.

İkinci haber Cem Garipoğlu'yla ilgili. Silivri Cumhuriyet savcılığı öleninin Garipoğlu olduğunu onaylıyor. Şimdi, genel kurmay başkanımızı sahte delillerle içeri atan savcılık bu. Kaldı ki herhangi bir akape savcılığı kafası çalışan hiçbir insan için bir güvenilir bir merci değil. Gezide gençleri öldüren polisleri aklayan da akapenin savcıları, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve soygununu da. Çok acı buluyorum ülkemizin bu halini, sarayzadenin herhangi bir şekilde muhatap olduğu hiçbir kurumun güvenilirliği kalmadı... Zaten adam olsa 3000 kişilik etten duvarla gezmez, saraylarda saklanmaz, soruşturmaları engellemez, polisleri, savcıları sürdürtmezdi...
Kasım 2014

Şaman @chamacon

Ağustos 2015

Şaman @chamacon

Devlet bize ne yaptı? – Leyla Alp

Yüzü koyun yatırılıp arkadan kelepçelenen 15-20 kişi… “Ne yaptı lan size bu devlet? ” diye bağıran bir barbar. Hakkari Yüksekova’da özel harekat timlerinin bir şantiyeye yaptığı baskında gözaltına aldığı inşaat işçilerine yaptığı bu “özel muameleyi” izledik. Bir özel harekat timi elinde kamerayla yüzüstü yatırılmış elleri arkadan bağlı işçilere “Ne yaptı lan size bu devlet? Hepinizi tanıyorum ben. Kim ki hainlik yapıyor karşılığını görecek. Türk’ün gücünü göreceksiniz” diye bağırıp tehditler savuruyor. Vatanı, hepsi ‘hain olan Kürt’ vatandaşlarından korumak için birinci dereceden sorumluluk hisseden bu özel tim can hıraş bağırıyor “Ne yaptı lan size bu devlet? ”
Devlet bize ne yaptı?
Her birimizin kişisel tarihi devletin bize ne yaptığının yanıtlarıyla dolu. 40 yaşındayım ve her bir yıl için devletin bize ne yaptığını sayfalarca anlatabilirim. Ama ben kısa bir özet geçeyim…
Bakalım devlet bize ne yapmış…
1 Mayıs 1977’de 33 kişi Taksim Meydanında öldürüldüğünde 2 yaşındaydım. Nergizin bir çiçek adını olduğunu sonradan öğrendim.
Üç yaşındaydım Maraş’ta Aleviler katledildi. Aleviliğin devlet için ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu öğrenmem için biraz daha büyümem gerekecekti.
Cezaevi ile ilk tanıştığımda beş yaşındaydım. 17 yaşındaki abim devleti yıkmaya çalıştığı için günlerce işkence gördükten sonra tutuklanmıştı. 17 yaşındaki Erdal Eren’i astılar. İdam bir insanı başka bir insanın asması demekti. Ve beş yaşında bir çocuk için abisinin de asılabileceğini düşünmek dehşetti.
9 yaşında Ölüm Oruçlarını öğrendim. Su, şeker ve tuz… Apo, Fatih, Hasan, Haydar… 4 devrimci tek tip elbiseye karşı gün gün eriyerek can verdi. Devlet kendi hapishanesindeki insanlara Diyarbakır’da bok yediriyor, Mamak’ta marş söyletiyor, Metris’te tek tip elbise giydirmeye çalışıyordu. Ve bunca vahşetin arasında yaşayan bir evladının olması şans sayılıyordu.
Sekiz ilde Olağanüstü Hal ilan edildiğinde 12 yaşındaydım ve benimle aynı yaştaki çocukların bırakın hava karardıktan sonra sokakta oynamasını sokağa çıkmasının bile yasak olduğunu sonradan öğrendim. Hava karardıktan sonra oynamak için uygun olmayan şehirlerde öldürülecek kadar büyümüştü yaşıtlarım.
İlk 1 Mayıs’a gitmek istediğim yıl, 1989’da Mehmet Akif Dalcı öldürüldü. 18 yaşında bir işçiydi. Ve benden sadece dört yaş büyüktü…
1992’de çoğu benden küçük en az 117 çocuk devlet dersinde öldürüldü… Ve hepsine “bölücü terörist” dendi.
93’de Sivas’ta cayır cayır yakıldı insanlar. Dönemin başbakanı “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” dedi.
Sokak ortasında öldürülen gençler, faili meçhuller, yakılıp, boşaltılan köyler… Göçe zorlanan insanlar… Anadilinden başka dil bilmediği için dayak yiyen çocuklar… Koruculuğa zorlanan insanlar. Dipçikle tecavüze uğrayan kadınlar… “Öldürülecek işadamları” listeleri…
Bitmeyen devlet zulmüne başkaldıran, ”dur” diyen herkesin başını koparmak için her yerde hazır ve nazırdı devlet.. ‘Olmayan Kürtler’ hakları için dağın yolunu tuttuğunda onları yok etmek için başka 20 yaşındaki çocukları sürdü. Tam otuz yıl boyunca ‘BEKAASI İÇİN’ üniformaları farklı ama yaşları aynı gençleri birbirine düşman etti, öldürttü.
Büyümüştüm ve devlet bana baskılar, işkenceler, kelepçeler, gözaltılar, zindanlar almıştı. Gözaltında ‘yok’ ediliyordu yaşıtlarım. Gece yarıları yapılan infazlara ‘çatışma’ süsleri veriliyordu. ‘Hayata Dönüş ‘ adı verilen operasyonlarda canımızın yarısı arkadaşlarımız öldürülüyordu. Açlık kokuyordu ülke ve karanlık bir türlü aydınlanmıyordu…
12 yaşında Uğur Kaymaz kapısının önünde 13 kurşunla öldürülüyordu…
Ceylan Önkol’un parçalarını eteklerinde topluyordu annesi…
Roboski’de katır sırtında taşınıyordu ölüler. Ve devlet özür bile dilemiyordu…
Yüzükoyun yatırdığı insanlara avazı çıktığı kadar bağırıyor barbar “Ne yaptı lan size bu devlet? ”
İşte tam da bunu yaptı devlet. Bizi yüzükoyun yere yatırıp başımızı kaldırmamızı izin vermeden, başımızı her kaldırdığımızda başımıza vurarak “bu devlet size ne yaptı” diye diye öldürdü, işkence yaptı, parçaladı, yani ömrümüzü yedi…
“Ne yaptı size lan devlet” diye bağırıyor” barbar.
Çocuklarımızı aldı mesela, çocukluğumuzu aldı.
Erdal Eren’i astı, Ceylan Önkol’u parçaladı, Uğur Kaymaz’ı kurşunladı, Yahya Menekşe’yi panzerle ezdi, Berkin Elvan’ı başından vurdu… Yüzlerce çocuğu öldürdü!
Kemiklerimizi sakladı bu devlet… 17 bin faili meçhul var bu ülkede. 17 bin insanın kim tarafından neden öldürüldüğü biliniyor ama bilinmiyor! Binlerce insanın oğulları, kızları, sevdikleri için ağlayacakları mezar taşları bile yok!
Ölünecek işler buldu bize bu devlet… Öldürecek patronlar… Otoyol inşaatında, madende, barajda göz göre göre ölmemizi izledi. İş kazası adı altında yüzlerce cinayete ortak oldu. Ölmeyeni tekmeledi…
Doğamızı talan etti. Derelerimizi kuruttu, ormanlarımızı yaktı…
Köylerimizi boşalttı, evlerimizi başımıza yıktı…
Yüzlerce hapishane yaptı bize bu devlet, üstümüze milyonlarca gaz bombası attı. Binlerce savaş uçağı havalandırdı, bombaladı…
Gezi’de, Reyhanlı’da Lice’de ve daha birçok yerde bir sürü kadını, erkeği çocuğu öldürerek, öldürülmesini izleyerek coğrafyayı bize katliamlarla öğretti.
“Ne yaptı size lan bu devlet” diye bağırıyor” barbar.
Haklı… Devlet bize daha ne yapsın?
Ekim 2015

Dilara @dilara_ozgur

Trabzonspor Başkanı: Kadın gibi 100 sene yaşayacak yerde adam gibi bir sene yaşarım

1042


"Önce konuyu anlatayım
Trabzonspor Gaziantepspor maç yapıyorlar.
Maç Trabzon’da
Sonuç 2-2 bitiyor.
Trabzonspor başkanı haklarının yendiğine inanıyor.
Kendisi İstanbul’da.
Trabzon’a telefon ediyor.
Hakemleri dışarı bırakmayın.
Ben gelip cezasını vereceğim.
İstanbul’dan uçağa biniyor.
Trabzon’a gidiyor.
Bu arada basına abuk sabuk demeçler.
Adamın söylediklerine takılmaya değmez.
Trabzon’da hakemler 4 saat odaya kitleniyorlar.
Devreye Cumhurbaşkanı giriyor.
Adam ikna ediliyor.
Hakemler dayak yemekten kurtuluyorlar.
Bu işin birinci kısmı.
Hadi adam ruh hastası.
……
Hakemleri orada 4 saat odaya kilitleyen kim.
Federasyonun müşahidi yok mu?
Trabzon’da Emniyet Müdürü yok mu?
Trabzon’da Vali Yok mu?
İç işleri bakanı yok mu?
Başbakan yok mu?
Yarın her birini rehin alan,
Cumhurbaşkanı beni arasın derse ne olacak.
......
Hacıosmanoğlu etek giydirmekten söz etmiş.
Bana göre Trabzon valisi o eteği giymiş.
Vali dediğin adam devleti temsil ediyor.
Trabzon'da devlet yokmuş.
Böyle bir konu CB'na gider mi?
……
Adam alı koymak büyük suç.
Kamu görevlisi olunca tarife ikiye katlanır.
Eğer bu adam tutuklanmaz ise,
Türkiye diye bir devlet yok demektir. "



Alıntıdır ( facebook.com/s%c4%b1rr%c4%b1-s%c3%bcreyy. . . )
Şubat 2016

Tahir Kavbri @tahirkavbri

Büyük devlet, büyük millet, büyük medeniyetler kurmuş bir neslin torunlarıyız

1389
Büyük devlet, büyük millet, büyük medeniyetler kurmuş bir neslin torunlarıyız
Büyük Türkiye bilincini her türlü sıkıntılarımıza rağmen içimizde yaşatmaya devam etmeliyiz.

Bütünü oluştururken manevi değerlerimiz, dini değerlerimiz, aile kurumumuz, kültürümüz gibi birçok hasletimiz önem arz eder her daim. Bu bütün içerisinde beliren ara renkler, büyük parçaları birbirine perçinleyen harç gibidir.

Günümüzde sadece, ya -yaşasın kralım- ya da -kahrolsun-u yaşamamalıyız. Olaylara karşı hoşgörümüzü ve öz eleştiri yetilerimizi kaybetmemeliyiz hiçbir zaman.
Son yüz yılda, "büyük medeniyet" ülküsüyle yola çıkanlar, "daha iyi bir hayat" anlayışına dönmeseler idi, bizler çoktan büyük medeniyetimizi kurmuştuk bile.

Yeter ki insanın içinde o ruh olsun. O kararlılıkta olanlar, yalın ayaklarıyla bile büyük medeniyetini kurmak için yola çıkarlar diye düşünüyorum.
Biz Müslümanlar, farklı coğrafyalarda olsak bile, aynı dünyada yaşayıp aynı dünyada öleceksek fazla konuşmamıza gerek yok. Safları sıklaştıralım yeter.
Kalın sağlıcakla.
Daha fazla

124 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Başbakanlık

12 Kullanıcı   18 Soru   47 Yanıt

Özelleştirme

3 Kullanıcı   2 Soru   2 Yanıt

Devlet Politikaları

218 Kullanıcı   46 Soru   121 Yanıt

Devlet Kurumları

85 Kullanıcı   17 Soru   66 Yanıt

E-devlet

30 Kullanıcı   6 Soru   14 Yanıt

Kamu

43 Kullanıcı   14 Soru   51 Yanıt

Koalisyon

0 Kullanıcı   1 Soru   1 Yanıt