Bilmek istediğin her şeye ulaş

Devlet

Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Hukukî açıdan devlet, genellikle unsurlarından hareketle tanımlanır. Buna göre devlet; "Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir." Bu tanımdaki unsurlar şunlardır: İnsan unsuru: Halk ya da millet unsuru olarak da adlandırılabilir. Belirli bir alanda birlikte yaşayan ve çeşitli bağlarla ortak yaşama iradesi gösteren insan topluluğudur. Bir devleti oluşturacak insanların sayısı hakkında bir alt sınır olmamakla birlikte devletin niteliğine göre makul bir alt sınır kabul edilebilir. Modern yaklaşıma göre millet unsurunun kurulabilmesi için manevi nitelikte bağlar yeterli olup bu manada birlikte yaşama iradesinin doğması yeterlidir. Egemenlik unsuru: Siyasal iktidar unsuru olarak da adlandırılan bu unsur, Devletin esas kurucu unsurudur. Belirli bir yeryüzü parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun üstün irade çerçevesinde örgütlenmesidir. Egemenlik kavramı otoriteden farklı olarak ülke içinde biricik meşru güç kaynağı olmayı ifade ederken ülke dışında (uluslararası alanda) bağımsız olmak anlamına gelmektedir. Ülke unsuru: Ülke, coğrafi anlamda bir bütünlük teşkil eden ve sınırları belirlenebilir bir kara parçasını ifade eder. Ancak devletin sınırları konusunda bir tartışma bulunması mümkündür. Ancak devlet sınırları öngörülebilir bir toprağa sahip olmalıdır. Devletin ülkesi kara ülkesi, deniz ülkesi ve hava ülkesi olarak üçe ayrılır.

Ocak 2015

Muharrem Şahin @mhrmshn

Aselsan mühendislerinin intihar süsü verilerek, cinayete kurban gitmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? İntihar mı yoksa cinayet mi?

Hep soylerim bir bulus yapacaksiniz Turkiyede yapmayin.
Turk patent kurumu, tubitak, Kosgeb vb kurumlar hep
yabancilarin elinde. Bunu defalarca kanitlayacak tecrubelerin
ve bu kurumlarda calisan kisilerle sohbet etme firsatim oldu.

Bu muhendis arkadaslar gibi caninizdan olursunuz. Anadolunun
ucra koselerinde bir tamirci vatandasimiz petrole bagimli olmayan
bir arac motoru yapmisti.
Kedisine 1 hafta sonra araba ile ezdiler ve oldu. Icat ettigi motor
dukkandan kayboldu ve dukkani yandi.
Varin siz dusunun gerisini.

Turkiyede malesef Devlet kurumlarinda calisan makam sahibi
kisiler o makami mevkiyi dolduracak capta insanlar deyiller.
Dussunsenize! Yillarca kasaplik yapmis ve parayi bulmus adam
partiye yuklu bagis yapinca ve secim bolgesinde taniniyorsa parti
tarafindan aday gosteriliyor ve seciliyor.
Allah askina bu kasap adam mecliste ne ise yarar. Hicbir ise yaramaz
onune ne getirilirse imzalar. Kendi bir gurusu olmaz. Bugun Turkiye
bu tur capsiz insanlar tarafindan yonetiliyor.

Bu tur olaylar ancak bizim gibi ulkelerde oluyor.
Kasım 2014

Şaman @chamacon

Muhalefetin herhangi bir teklifini kabul etmek iktidara zarar verir mi?

İktidarın her icraatına "tüh! Kaka! " dememenin, gerektiğinde alkışlamanın da muhalefete zarar vermeyeceği hatta yücelteceği gibi iktidarın da muhalefetin düşüncelerini dikkate alması zararlı değil bilakis kalkınmanın lokomotif olgunluklarından biridir. İkili ilişkilerde de görülen kibir duvarı ne hikmetse dışarıdan gelene pek işlemez ve modernlik adı altında hemen içeri alınır. Oysa fikrin yüceliği nereden geldiğinde değil, ne niyetle ve ne emekle üretildiğindedir. Su bulandırmak için de ortaya sürekli dezenformasyon yaymak da affedilir bir yanlış değildir. Ülkemizdeki muhalefet anlayışının tabanı maalesef gözü kapalı bir kötülemeye dayanır, oysa eleştiri alternatif fikri ile birlikte yapıldığında muteberdir. Bu kötü üslup bugünün sorunu olmayıp demokratik yaşamımız boyunca vuku bulan, ilerlememizin önünde topyekün olmaya en büyük engeldir.
Eylül 2014

Yahya Yasin Yakişir @yakisir

Devlet kurumlarındaki işlerin daha hızlı ve seri yapılması için sizce ne yapılması gerekir?

Bir zamanlar bir savcının restoranında müzik yapıyordum. Bu abi makamına yeni bir telefon aldı, faxlı falan... Sene 1992... Bu aletin kullanma kılavuzunu tercüme etmemi istedi, bana da o anda pasaport yenilemesi lazımdı. Ertesi gün gittim abinin makamına bir saat içinde ben onun tercümesini yaparken o da benim pasaportu yaptırdı. Yalnız nüfus kağıdım da kayıptı, önce onu çıkarttırması gerekti.

İkinci hikaye de şöyle; Ankara'da bir barda müzik yapıyordum (yine yıllar önce). Müziği çok beğenen orta yaşlı bir çift İsviçre'deki bir üniversitede okuyan kızlarının doğum gününe denk gelen Türk gecesinde çalıp çalmayacağımı sordular. Tabii ki ücreti mukabilinde olur dedim. Kızları gecenin organizatörlerindendi, beni de doğum günü hediyesi olarak göndereceklerdi. Yine pasaport problemi vardı, bu sefer hatta vize problemi bile olmalıydı. Barda konuştuğum adam ertesi gün pasaportu emniyete götürüp, adı aklımda değil bir emniyet müdür yardımcısı kadına vermemi, uzatıldıktan sonra da alıp ofisine getirmemi söyledi. Ertesi gün götürdüm, abla çay ikram etti, pasaportu aldı, ben çayımı bitirene kadar uzatılmıştı. Beni gönderen abinin konumunu bilmiyordum ama bayağı iyiymiş. İş bitince pasaportu abinin ofisine götürdüm, ertesi gün İsviçre vizesi, biletim ve bir miktar harcırahla geri aldım.

☺ Kıssadan hisse; bi abi, dayı vb her zaman çok yararlı oluyor.
Ağustos 2014

Zeki Çevik @zkcncvk

Yakın zamanda Türkiye'nin Gazze'ye yollamayı planladığı yüzen elektrik santrali hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye'nin 12 senedir izlediği ya da izlemek istediği dış politikası büyük oranda belli. Türkiye hemen hemen ülke dışı her insanı diyeceğimiz bir olayda ses çıkarmıştır, kimi zaman etkili kimi zaman etkisiz. Coğrafi ve ırksal anlamda düşünürsek Uygur Türkler'i için çıkardığı ses bir Gazze kadar etkili değildir. Arakan için çıkardığı ses bu günlerdeki Şengal'de yaşanan Ezidiler'in yaşadığı olaylar karşısında çıkardığı sesten fazladır. Yüzen elektrik santraliyle ilgili Bakan Taner Yıldız ''İslami değil insani'' yardım olduğunu söylüyor, fakat verdiğim örneklerle bunlara siyasi çıkar olarak Mısır, Suriye gibi örnekleri vermeden söylüyorum. Bütün bunlara genel olarak bakılınca insani yardımdan çok siyasi ve dünya görüşü olarak İslami bir yardım yapıldığı ortada. İnsani bazda yardım elbette yapılmak istenebilir, önemli olan bunun siyasi boyutları ve Mavi Marmara'da ki gibi olayların yeniden yaşanıp yaşanmayacağıdır. Benim tahminime göre Filistin ile tamamen anlaşılıp santralin gönderilmesi onaylanırsa İsrail buna tepki gösterecektir, bu ya fikrin onaylanmasından sonra ya da santralin demir atma konumuna gelmesi sonrasında uyarı verilerek olabilir. Ortadoğu'da hemen hemen hiçbir ülke kararları tek başına alamıyor. Bu sadece Türkiye-İsrail-Filistin bazlı bir olay da değil. Özellikle bu durum Türkiye-İsrail arasındaki fikir ve eylem çatışmasının nelere yol açacağını bir kez daha gösterecektir.
Özetle bu durum Mavi Marmara olayından farklı bir durum değil. Söylenen ve bilinen ikisi de insani yardım amaçlı eylemler. Eğer İsrail fikir ve politika değiştirmezse tepkisi farklı olmayacaktır ve Türkiye aynı durumla karşı karşıya gelirse, verilen tepkiler ve eylemler de o zamanki tepkinin ötesine geçmeyecektir ve gergin bir sürece girilecektir. Kınamalar, notalar, siyasi anlaşmaların iptali söylentileri, halk içerisinde boykotlar, eylemler...
Türkiye toplumu açısından bakarsak yapılan hemen hemen her şeyde çoğunluğun hislerine ve güdülerine göre bir yol alınıyor. Bu açıdan yapılan yardımın doğruluğu kesin ve meşrudur. Hükümete tam destek verilecektir, eleştiri bazında ufak çaplı eleştiriler de olacaktır muhalefetten ama bu alınan desteğin yanında silik kalacaktır.
Haziran 2014

Balık @balik1

Devlet, kılık kıyafet yönetmeliğini sizin belirlemenizi isteseydi devlet memurları için nasıl bir kıyafet düşünürdünüz?

Öncelikle erkekler için ibadette rahat edebilecekleri bol kumaş pantolon üstüne mevsime göre kısa ya da uzun kollu gömlek tabii kısası dirsek alına kadar ve mutlaka hakim yaka, yine mevsime bağlı bir süveter, v yaka kazak ya da ceket belki de cübbe. Batılılar gibi kravat takmalarını istemezdim. Bıyık (badem) ya da sakal (düzeltilmemiş) mutlaka olmalı. İsteyen takke ya da sarık türü dinimizi simgeleyen baş giysileri giyebilmeli. Ayrıca cübbe de serbest olmalı. Sonuçta memurumuz kendini özgür hissetmeli ki ibadetlerinin arasında düzgün çalışabilsin.

Giyim

Bayanlara gelince aslında oralarda hiç çalışmamalılar ama tamam laikçi bir ülkedeyiz onlar da yerlere kadar kalın kumaştan bol uzun etek ya da elbise. Etek giyilmişse üstlerine vücut hatlarını göstermeyecek kalın ve bol bir bluz ya da gömlek ve mevsime bağlı olarak yine vücut hatlarını tamamen gizleyecek bir süveter, kazak ya da pardesü. Kısa kol bağyanlara yasak olmalı. Başta tabii ki dini vecibelere uygun şekilde bağlanmış baş örtüsü ve içinde saçları tamamen gizleyen bone olmalı. Sonuçta baş örtüsü tarz değil farz meselesidir. Aslında baş örtüsünün içine konulup kafayı arkaya doğru uzatarak ihtişamlı bir görünüm oluşturan karton, röntgen filmi gibi levhalar da kullanılmalı ki saçların baş örtüsü içinde topuz yapıldığı da görülmesin. Sonuçta erkek çalışan ve ziyaretçilerin saçtan olmasa bile onun baş örtüsü altındaki hayali görüntüsünden tahrik olmalarını istemeyiz. Ziynetlerin tamamen örtülmüş olduğu her sabah işyeri girişinde erkekler tarafından kontrol edilmeli. Tabii alt resimde görüldüğü gibi gri tam tesettür en mükemmeli olur. Bağyanlar giydiklerinin renklerine de dikkat etmeli. Neticede süslüman değil Müslüman olmalarını bekliyoruz. Bence renk seçiminde koyu griden siyaha kadar her tonda özgür olmalılar. Sonuçta onlar da insan ve giyimlerinde özgür olmak isterler. Özgürlük demişken peçe, güneş gözlüğü ve eldiven de serbest olmalı hatta işyeri ibadethanesine yakın odalarda çalışan bağyanlara mecburi olmalı. Bir de unutmadan eklemeliyim eğer peçe ya da güneş gözlüğü kullanılmayacaksa göz makyajı ve her durumda her türlü makyaj yasak olmalı.
Giyim
Giyim
Haziran 2014

Gizli Kullanıcı

Sizce her eylemde ana akım medyanın objektifine takılan ve eylemin ruhuna aykırı davranarak kolluk güçlerine saldıran, son olaylarda bayrak indiren maskeli kişiler kim?

Bu soru hafızamı tazeletti, Kaddafiyi linç eden kutsal savaşçılar (!) bizim Antalyada dinlenme tesislerinde kalmışlardı, çokta güzel ağırlanmışlardı, iice dinlenmeleri gerekiordu tabi, sırada suriyede karışıklık çıkarmak ve devrilmesi gereken bi Esad vardı. Sonra nereye kayboldu bunlar diye düşünürken tesadüf şimdi de Işidçi diye birileri çıktı! ...
İçlerinde kim bilir ne kadarı bizim vergilerimizle yedirliip bakılıor...
Eskiden bu haberleri görünce "sabrımızı ölçüorlar" diye düşünürdüm.
Artık anladım, Sabrımızı değil, Zekamızı test edip dalga geçiorlar!
Haziran 2014

jennywilly @jennywilly

Neden Türkiye'de sayıca çok banka vardır? Avrupa veya Amerika'da belirli merkezler dışında banka şubeleri yokken neden ülkemizde her ilçede bankalar caddesi vardır?

Esasında serbest ekonomi düzenine özünde çok da yatkın olmayan toplumsal yapımızın değiştirilerek tüketim toplumu haline ve daha iyi bir pazar haline getirilmesi için, ülkenin üretim değil tüketim gücünün artırılması için o bankaların logolarının, reklamlarının, şubelerinin gözümüze gözümüze sokulması ve ayağımıza kadar getirilmesi gerekiyordu. Peyniri, tereyağı, patatesi vs. köyünden gelen, bir giydiğini yamayıp bir daha giyen, kullandığı cihazı tamir ettirip uzun yıllar boyu kullanmaya çalışan, dışarıda fast-food yemeyip çocuğuna ben sana evde yaparım kuzum diyen bir aile ve toplum yapısını değiştirerek bankalara ve kredi kartlarına köle etmek için bunlar gerekli en azından tamamen kapitalizm istediğini elde edene kadar.

Amerika da niye mi o kadar çok şube yok. Çünkü gerek yok çünkü ABD ve Batı zaten bankacılığın ana vatanı, sömürü düzeninin kalbi olduğundan toplumsal yapı zaten tüketim odaklı olageldiğinden (1800'lerden beri) bankalar gereksiz şube açıp o maliyete katlanmak zorunda kalmıyorlar. Ayrıca o ülkelerde internet, telefon, mobil bankacılık daha etkin şekilde kullanılıyor bir de tabi insanlar tarafında bunun da etkisi vardır mutlaka.
Haziran 2014

Gizli Kullanıcı

Dünyada hangi devletlerin hükumetleri meydanlarını kendi halklarından koruyor?

Devletleşmiş modeli (hiçbir etki altında kalmadan bürokrasisi kendi kendine çalışan ülke sistemi) kendi hükumet modeline çevirmiş veya çevirmesine ramak kalmış ülkelerde meydanlar keyfiyetten her fırsatta kapatılabilir. Bu son derece normaldir.
Normaldir çünkü altında yatan ego hayretler içerisinde kalabileceğimiz kadar büyümüş bir balondur.
Bu gibi evrelerin geçiş dönemine ülkemiz Türkiye'yi örnek gösterebilirim.
Bu geçiş evresini tamamlamış olan ülkelerden bazılarına örnek olarak ise Kuzey Kore ve bir çok Afrika ülkesini örnek gösterebilirim.
Kapalı meydanları sevenlerdenseniz ve özgürlüğün ne demek olduğunu yeniden hatırlamak için baskıyı yaşamak istiyorsanız örneğini verdiğim ülkelerden birine gitmenizi mutlaka tavsiye ederim.

Taksim Meydanı
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı

İyonyalıların özellikleri nelerdir?

Diğer özelliklerini Merve Boyacıyılmaz (@merveee) hocamız yazmış zaten. Ben de müziklerinin önemli bir unsuruna değineyim. Bildiğimiz majör gam İyonların havasıdır. Eğlenceli insanlar olsa gerek:

Tarih

Bir de şu hikaye var mitolojiden:

İo (Yunanca Ιώ), Yunan mitolojisinde nehir tanrısı İnahos'un kızıdır.

İo'dan hoşlanan Zeus, onu eşi Hera'dan gizlemek amacıyla bulutlar arkasına saklar. Ancak Hera yine de şüphelenip olay yerine gelir. Bunun üzerine Zeus kendisini beyaz bir buluta, İo'yu ise bir ineğe çevirir. Aldanmayan Hera, ineği hediye olarak eşinden talep eder. Eşinden uzak tutmak adına onu Argos Panoptis adlı canavarın korumasında bırakır. Ancak Zeus Hermes'i yollayıp Argos'u öldürtür. Bunu başarmak için, Hermes, Argos'un uykuya dalıp 100 gözünden her birinin kapanmasını sağlar.

Bunun üzerine Hera, ineğe dönüşmüş İo'yu sürekli rahatsız etmesi için bir sinek yollar. Kaçıp İstanbul boğazını (veya o zamanki adı ile "Bosporus" yani öküz geçidi), geçen İo, Prometheus ile karşılaşır. Kafkasya'da zincirlenmiş olan Prometheus, İo'ya gelecekte insan haline kavuşacağını ve onun soyundan Herakles'in geleceğini haber verir. İo oradan Mısır'a geçer ve Zeus tarafından tekrar insana çevirildikten sonra Mısır kralı Telegonus ile evlenir.


Aslında efsaneye göre bu kızın inek olarak kaçarken geçtiği yerlerden biri İyonya olmalı...
Mayıs 2014

Mehmet Çapur @mmtcpr

Sizce devlet olmalı mıdır?

Kesinlikleee tek kelimeee
Mayıs 2014

Mehmet Çapur @mmtcpr

Tek dünya devleti oluşunca sizce dünya barışı adına mantıklı bir sonuç getirecek mi?

Tek dünya devleti kontrolsüz güç demektir. Kontrolsüz güçte barıştan ziyade beraberinde zulmü getirecektir... Saygılar... .
Daha fazla

124 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Başbakanlık

12 Kullanıcı   18 Soru   47 Yanıt

Özelleştirme

3 Kullanıcı   2 Soru   2 Yanıt

Devlet Politikaları

218 Kullanıcı   46 Soru   121 Yanıt

Devlet Kurumları

85 Kullanıcı   17 Soru   66 Yanıt

E-devlet

30 Kullanıcı   6 Soru   14 Yanıt

Kamu

43 Kullanıcı   14 Soru   51 Yanıt

Koalisyon

0 Kullanıcı   1 Soru   1 Yanıt