Bilmek istediğin her şeye ulaş

Dil Eğitimi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Ağustos 2015

Gizli Kullanıcı

İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümünün önü açık mıdır? Hangi üniversitede okunmalıdır?

Şimdi önü ne kadar açıktır bir cevap veremeyeceğim, benim alanım değil sonuçta. Fakat şunu da söylemek lazım ki sadece İngilizce, İngilizce-Fransızca, İngilizce-Almanca vs. Gibi İngilizceye ek olarak ikinci bir dil varsa daha avantajlı konumda olursunuz.

Üniversitelere gelince; Boğaziçi, Bilkent, Hacettepe, Ankara, TOBB gibi Türkiye'nin bu alanda en başarılı üniversitelerinden birinden mezun olursanız, iş bulmakta - kariyer yapmakta da zorluk çekmezsiniz.
Ağustos 2015

Eren @velour

İşletme (İngilizce) okuyan birisi de iyi düzeyde çeviri yapabiliyor, Mütercim Tercümanlık (İngilizce) okuyan birisi de. Durum böyle iken neden tercümanlık okunmalı? Getirileri nelerdir?

İyi düzeyde İngilizce bilmek ve az çok çeviri yapabilmek harikulade çeviri yapabileceğiniz anlamına gelmez.

Öncelikle çeviri yapılacak dillerin yapılarının bilinmesi gerekir. Ki burada basit gramerden bahsetmiyorum, derinlemesine dilbilimsel bir bilgiden söz ediyorum. Aynı zamanda edebi ve kültürel açılardan da çeviri yapılacak iki-veya daha fazla- dili yine bilmek gerekir. Bir İngilizce öğretmeni olarak edebiyat + gramer + linguistik/dilbilim alanında ciddi bir eğitim almış olmama rağmen benim aldığım eğitim bir mütercim/tercümanlık öğrencisinin aldığı eğitimin ancak çeyreği olabilir.

İkincisi, sorunuzdan da bilmediğiniz anlaşılıyor bunu, tercümenin, çevirinin belirli kuralları vardır. Bir edebi metin çevirisiyle bir hukuk belgesini aynı şekilde çeviremezsiniz. Kendi içlerinde kuralları ve yöntemleri vardır. Örneğin hukuk metinlerinde cümleler uzun diye kafanıza göre Türkçe'ye uyarlayıp cümleleri bölemezsiniz, noktasına virgülüne kadar kelime kelime aynı çevirirsiniz. Edebi metinlerde ise aynı şekli, kelimeleri, hatta hatta kafiyeleri bile koruyarak çevirebileceğiniz gibi, anlamı koruyarak kendi dilinize uyarlama da yapabilirsiniz.

Simultane çeviri olayına hiç değinmiyorum bile. Konuşmacıyı dinleyip aynı anda çeviri yapmak ve aynı şekilde ona verilen cevabı çevirmek benim gözümde çok ağır bir iş. Düşünün ki bu işle uğraşanlar uluslararası bir toplantıda veya konferansta ayrı ayrı odalarda bulunup çeviri yaptıkları gibi, en az 10-15 dilden çevirmenle beraber aynı odada konuşmacıyı dinleyerek atandıkları dilde çeviri de yapabilecek beceriye sahip olmak zorundalar. Sadece aldığım derste bile beş kişiyle aynı anda Türkçe-İngilizce / İngilizce-Türkçe simültane çeviri yapmaya çalıştığımızda çıkan kaos ortamını unutmam mümkün değil. Kaldı ki, dediğim gibi, dil hakkında biz de tercümanlar kadar olmasa da ayrıntılı bir eğitim alıyoruz.

Bu arada bunları eğitimim boyunca iki dönem iki çeviri dersi almış olarak söylüyorum. Ben de çeviriler yapıyorum -ağırlıklı edebi ve ödev çevirisi- fakat en azından kendi bilgi alanım dahilinde olanları yapıyorum. Teknik çevirilere(hukuk, sağlık vs) kesinlikle uzmanına bırakılması gereken şeyler olarak baktığımdan dokunmuyorum.

Yukarıda belirttiğiniz düşünce yaygın bir düşünce; günümüzde İngilizce (veya başka bir dil) bilen herkes kendini çevirmen zannediyor. Bu yüzden gerek okuduğumuz kitaplarda, gerek önemli belgelerde bu işle uğraşan veya alakalı(şahsım gibi) kişilerin gözünde çok bariz, baya baya da komik ve rezil hatalarla karşılaşıyoruz. Ucuz basım kitapların para kazanmak in şirketlere başvuran öğrenciler tarafından çevirildiğini anlamak için 5-10 sayfa okumak yetiyor bana mesela. Sizin gözünüzde "aman ne olacak" denilen hatalar, ülkeler arası krizlere bile yol açabilir -ki araştırırsanız örneklerini bulabilirsiniz-

Bu da bizi işin getirilerine getiriyor. Özellikle kitap çevirilerini işinin ehline yaptırdığınızda az çok da olsa o dilden anlıyorsanız okuduğunuz kitapların edebi değeri gözünüzde saçma sapan yerlere gelmiyor. Daha ciddi makamlarda tercümanlıkla uğraşıyorsanız yaptığınız iş ziyadesiyle önemli bir iş zaten. Dediğim gibi, ülkeler arası krize bile yol açabilecek konumdasınız. Böyle önemli bir konumda çalışıyorsunuz. Ayrıca sadece İngilizce tercümanlık yok bildiğiniz üzere. Yani "Artık herkes İngilizce biliyor." gibi bir savla mütercim/tercümanlığın gereksiz olduğunu iddia etmek ziyadesiyle saçma olurdu.

Velhasılıkelam; her işi o işin uzmanına bırakmak lazım. Eğer sizin işiniz olsa idi İşletme/Tercümanlık derler idi, ve eğer her dil bilenin çeviri yapabileceği düşüncesi doğru bir düşünce olsaydı şu anda Mütercim/Tercümanlık bölümleri çoktaaan kapanmış olurdu ve böyle bir iş alanı hakkında konuşuyor olmaz idik.:)

Dipnot: Eklemeden edemedim.
Ülkemizde bu düşünce yapısında olan insan sayısı hiç de az olmadığı için çevirmenler de pek değer görmüyor. Çevirmenlerin büyük kısmının yaptıkları çevirilerinin, emeklerinin karşılığını alamadığını söylemek hiç de yanlış bir ifade olmaz. Çünkü yayın evleri, hatta çeviri şirketleri öğrencileri ucuz iş gücü olarak kullanıyorlar. Bunu sadece kendi deneyimlerimden değil, bölümümde çalışan mütercim-tercümanlık mezunu hocalarımdan, asistanlardan, öğrencilerden de bol bol dinledim. Hatta bir hocamın anlattığı şöyle de bir olay var ki; çeviri şirketinde çalışırken paylaşılması yasak olan bir uluslararası metin bölümdeki öğrencilerin birinin elinde görülünce bir çeviri firmasının başı bu olay yüzünden derde girmiş. Firmalar, yayın evleri öğrencilere iş vaadinde bulunup deneme metni altında kendilerine verilen işi bedavadan veya komik bir ücret karşılığında çevirtiyorlar. İngilizce bilen arkadaşlar da "Çeviririm ya nedir ki?" kafasında olduklarından böyle kısa yoldan para getiren işlere bodoslama atlıyorlar. İnanın bugüne kadar okuduğum kitaplardaki çeviri hataları yüzünden soğuduğum ve şikayet maillerine boğduğum yayın evlerinin sayısı hiç de az değildir. Kaldı ki bünyelerinde çalıştırdıkları çevirmenlere kesinlikle emeklerinin karşılığını vermeyen firmaların ucuza kaçmak için öğrencileri ve "çeviri heveslilerini" kullanmaları çok çirkin bir durum. Lütfen, işiniz çeviri değilse çeviri yapmayın.
Ocak 2015

Dany Binder @danybinder

Dil ögrenmekte en iyi yol sizce nedir?

Pratik yapmak için etrafınızda native speaker olmak zorunda değil ki. Madem ki en iyi yolu öğrenmek istiyorsunuz, bu doğal olarak ilk aşamada dinlemek daha sonrasında konuşmaktır, yazma ve okuma en son gelir. İnternette insanlarla konuşabilmek için yapabilecekleriniz sınırsız. Kısaca cevap veriyorum çünkü her seferinde aynı şeyleri yazmış gibi hissediyorum. Daha fazla bilgi için mesaj atabilirsiniz.
Nisan 2014

Azat Toğluk @azattogluk

Erasmus öğrenci değişim programı ile gitmek için en yararlı dönemler (3-4, 5-6, 7-8 dönemleri) hangisidir?

5 ve 6. Dönem.

İlk iki dönem: Üniversiteye alışma süreci. Seçilen mesleği kabullenme, sindirme.
3, -4. Dönem: Başarıyı arttırma, biraz daha mesleğe yönelme, yurt dışına gitmeye zemin hazırlama süreci.
5.6. Dönem: Yurt dışında kendine bir şeyler kattığın dönem.
7. -8. Dönem: İş hayatına hazırlık süreci.

Doğru bir planlama yapıldığı takdirde en yararlı dönem 5. -6. Dönem olarak gözüküyor.
Nisan 2014

Murat Güveli @muratguveli1

ÖYP için YDS İngilizce sınavımı geçmem lazım ama liseden kalma İngilizce bilgim var. Bunu nasıl geliştiririm? Yapmam gereken neler var?

Bunun için üç seçenek var.
  1. Dil kursu, bunu yurtiçinde yapabilirsiniz ya da daha verimli olmasını istiyor ve imkanınız da varsa yurtdışında.
  2. Çevrimiçi kaynaklar, İnternet'de tüm yurtiçi kurslarından daha verimli olabilecek siteler mevcut. Bir kısmı zaten interaktif ve anadili İngilizce olan insanlarla çalışabiliyorsunuz. Örneğin livemocha.com, busuu.com...
  3. Bir İngilizce CD + Kitap öğrenme seti alabilir ve onlardan öğrenebilirsiniz.
Şubat 2014

Gökhan Biçer @Denizcigokhan

Türkçe'de yanlış kullanılan kelimeler, kelime grupları veya bunlarla kastedilmeye çalışılan ifadeler nelerdir?

Sözcük yapısı ve sözcüklere ait anlamların birbiriyle çok ilintili görünse de sözcük ve anlam birbirinden çok uzak iki farklı dilsel öğedir.

Bir sınıfta olduğunuzu varsayın. Öğretmen sizden bir elma hayal etmenizi ve kağıda bu elmayı çizmenizi istiyor, şüphe yok ki meyve aynı olmasına karşın herkesin kafasındaki elma anlamı farklıdır. Buna göre, aynı kelimeye verilen dönüt sınıftaki kişi sayısı kadardır.

Kelimelere yüklenilen anlamlar toplumda aynı anlamı o kelime ile eşleştiren kitleler tarafından ortaya çıkarılır. Türkçe'de ise çoğunlukla atasözleri, deyimlerin, yabancı kökenli sözcüklerin yanlış veya birbirlerinin yerine kullanıldığı bilinmektedir. Galat-ı meşhur olarak tabir edilirler. Bir kaçı aşağıda verilmiştir.

küçük bir nüans farkı

irticacı (mürteci)

zürafanın düşkünü, beyaz giyer kış günü - doğrusu: zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü (zürefa, zarifin çoğulu, hayvanla mayvanla ilgisi yok)(Bohemiantirad, ekşisözlük, galat-ı meşhur, sf 3)
Eylül 2012

Selen Çelebi @seloss

İstanbul Avrupa yakasındaki kaliteli ingilizce kursları hangileridir?

Beşiktaş'ta Barbaros Bulvarına British Council.
Eylül 2012

Barış Arslan @BySplash

İngilizce okumayı, yazmayı ve dinlemeyi (Reading, writing and listening) geliştirebilecek iyi ve kaliteli iOS (iPhone, iPad) uygulamaları hangileridir?

Duolingo süper program hem yazı yazmayı , dinlemeyi, kelime ezberleme , karışık kelimelerden cümle oluşturma, o okuyor sen yazıyon görsellerle destekli.
Temmuz 2012

mehmethilmitutumlu.com'>Mehmet Hilmi Tutumlu @hlm_tutumlu

Gönderi oluşturma sayfasında yazan aşağıdaki latince paragrafta ne anlatılıyor?

''Pazartesi Hoşgeldiniz, cevap iptal etmek. Fiyatlar daha fazla değil, bu ihtiyaçlarınıza ullamcorper ekle Devamı. Bizim hayat burada. Bir eleman, ya da büyük bir zevk için, bu size daha fazla bildiği gibi, daha burada. Burada ve burada, en fazla burada, ama burada okuyun. Şimdiye kadar, fiyat daha. Hastalık ve bir daha. Lütfen Cuma Hoşgeldiniz, ama daha yapmazlar. Şimdi cevap için, yanıt verin.

Bu işe yaramazsa mayası gibidir. Daha fazla yaşam Bilgi, ne ihtiyaçları için. Dediler için buraya öncesi için, içmek için, gibi. Daha az zaman ya da daha fazla daha fazlası var. Biz kapı bölgesi, kapı özgür bir adamın yazar
biliyorum.''

Translate böyle çevirince bi anlamı var sandım :)
Mayıs 2012

Alişan @Albi

İngilizce kelime telaffuzunda zorluklar çekiyorum ne yapmalıyım?

İngilizce alt yazılı ingilizce  film izlemek ama yılmadan,bıkmadan bunu alışkanlık haline getirmek etkili olabilir.
Mayıs 2012

Enfal Anıl @jrguitarist

Türkiye'de uzun yıllar İngilizce eğitimi alan öğrenciler neden İngilizce konuşamıyor?

Eğitim

"Anlıyorum ama konuşamıyorum."

Ne kadar sık duyuyoruz bu cümleyi.İngilizce eğitimimiz 4. sınıfta başlıyor ve çok uzun yıllar devam ediyor.Liseye geldiğimizde gramerin en küçük ayrıntılarına kadar her şeyi öğreniyoruz.Kelime listesi yapıp,kelimeleri ezberliyoruz.Bu dili o kadar iyi bildiğimizi düşünüyoruz ki lise bitiyor ve üniversite başlıyor.Bu dönemde İngilizce konuşmak zorunda kaldığımız durumlarla karşılaşıyoruz.Sunumlar,yabancı hocalar,yabancı arkadaşlar...Bu kadar iyi bildiğimiz bu dili konuşmamak için kaçıyoruz.Bunca yıl her şeyi öğrendik,ama iki kelimeyi bir araya getiremiyoruz.Daha önce aynı sorunu yaşamış ve aşmış biri olarak bu konuda bazı saptamalarım var:

·         Bir dili akıcı konuşmanın tek yolu,o dili doğal yollarla öğrenmektir.Tıpkı yeni doğan bebekler gibi.

·         Gramere ve hata yapmamaya çok odaklanıyoruz,konuşurken gramer kurallarıyla ilgili asla düşünülmemelidir.

·         Türkçe düşünüp,kafamıza İngilizce'ye çevirip öyle konuşmaya başlamak istiyoruz.Ama İngilizce ve Türkçe'de cümle kurulumları çok farklı.Kafamızda çeviri yapmadan cümleye başlamalı ve konuşurken ne söyleyeceğimize karar vermeliyiz.

·         Biz bu dili yıllarca gözlerimizi kullanarak öğrenmeye çalıştık,kulaklarımızla değil.Bu da testlerden geçmemizi ve yazabilmemizi sağladı ama asla konuşamadık.İngilizce müzik dinlemek,film izlemek hatta İngilizce televizyon izlemek zorundayız.Başka şeyler yaparken bile bir yandan da İngilizce bir şeyler dinlemek çok yardımcı olur.Dikkatimizi ona vermesek bile beynimiz duyduklarımızı sonradan bize hatırlatır.Unutmayın,yeni doğan bebekler bir dil öğrenmek için çaba harcamazlar.Sadece dinlerler ve her duyduklarını daha sonra kendileri için kullanırlar.Kuralları çok daha sonra öğrenirler.

Bunlar bizim yapmamız gerekenler.Ama okullarda öğretmenlerin çoğu İngilizce konuşmuyor,testler ve ezber diyaloglardan çok daha ön planda tutuluyor ve bana kalırsa çoğu İngilizce öğretmeni yetersiz.Kitapta ne yazıyorsa anlatıp gidiyorlar.Bunlar da Türkiye'deki İngilizce eğitimine olumsuz yansıyor.



Mart 2012

Melih Taşkın @meliht

Erasmus ile yurtdışına gitme veya burada yarı zamanlı bir işe girip bir yandan da dil kursuna devam etme seçeneğim var. Mezun olduktan sonra hangisi bana daha fazla avantaj sağlar?

Mezun olduktan sonra paraya ihtiyacın varsa part-time iş daha avantaj sağlar.
Kendini geliştirme açısından Erasmus'un daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Hiç gitmedim ama gideceğim.
Şubat 2012

Istbanu @polly

Daha fazla