Bilmek istediğin her şeye ulaş

Dil Felsefesi

Dil felsefesi, dil ile felsefe arasındaki ilişki temelde felsefecilerin dili kullanarak felsefe yapmalarından kaynaklanmaktadır. Özelde ise, dil felsefesi başlığı altında dilin özü, anlamı, kökeni ve yapısı felsefî açıdan sorgulanmaktadır. Bir araştırma konusu olarak, analitik filozoflar, dil felsefesinin dört temel merkezi sorunu olduğunu varsayar: anlamın doğası, dil kullanımı, dil bilişselliği, dil ve gerçek arasındaki ilişki. Avrupa Anakarası filozofları için dil felsefesi, aynı zamanda mantık, tarih ve siyasetin bir parçasıdır. Unrecognized parameters: 'rvprop', 'rvsection'

Nisan 2015

Uğur Çakmak, bir soruya yanıt verdi.

Nedensellik 'kader' midir?

Hayır nedensellik bilinemediği ve fikrimce bilinemeyeceği için nedensellik için bir çok şey denilmiştir. Dünyaya nasıl geldiğimizi hepimizi biliyoruz ama neden geldiğimizi bilmiyoruz bu yüzden din mesela çok iyi bir çözümdür nedensellik sorununa. Binlerce yıllırdır filozofların cevabını bulamadığı sorudur. Imam-ı Gazali, nedensellik ilkesinde takılıp bunu yaratıcıya atfetmiştir. Kant, tanrıya inanmanın gerekliliğinden bahsediyordu. Neden? Çünkü nedenselliği açıklayamıyordu.
Ocak 2015

Gurkan Bektaş,  yeni bir soru sordu.

Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Mayıs 2014

Rukiye Koksal, bir soruya yanıt verdi.

Yeryüzünde biliçli tek varlık insanken neden sadece tek bir dille ömrünü tamamlıyor?

Bence de tamamlamalı. Daha çok kitleye, daha çok insana ulaşmak için farklı bir dil öğrenmeli ki bu da günümüzde ingilizce bilmekten geçiyor.
Şubat 2014

Mehmet,  yeni bir soru sordu.

Ocak 2014

Ayhan Şimşek  yeni bir  gönderide  bulundu.

İnsan Olmak...

  • Adaletin bulunmadığı yerde herkes suçludur. Duverdgel.
  • Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır. Tacitus.
  • Adaletin gecikmesi, adaletsizliktir. Landor. Adil olmayan ulus hür de olamaz. E. J. Sieyes
  • Allah, hak ve adaletle idare edenleri sever.
    Kur’an-ı Kerim
  • İnsancıl olmadıkça adil olamazsın.
    Vauvenerguas
  • Adalet, önce devletten gelir.
    Aristo
  • Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.
    Montes Quiev
  • Haksızlığa sapıp bütün insanlar seni takip edeceğine, adaletle hareket edip tek başına kal, daha iyi. –
    Gandi
  • Uygarlığın yerleşmesinde en büyük görev, kadınların üstündedir.
    Emerson
  • Aptallar, eski olayları hatırlamayı, bir bilim sayarlar.
    Planche
  • Sağlıklı yaşamımızın ilk yarısını ana-babalar, ikinci yarısını da çocuklar mahvediyor.
    Clerence S. Darrow
  • Devlet başkanı olmaktansa, haklı olmayı tercih ederim.
    Henry Clay
  • Nezaketle başlayan bir arkadaşlığın kökleri kolayca sökülebilir.
    Gerge Eliot
  • Arkadaşlık, yapılmaz; doğar.
    H. B. Adams
  • Eğitim, öğrencilere saygıyla başlar.
    Emerson
  • Eğitim ana kucağında başlar; her söylenilen kelime çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır.
    Hosea Ballov
  • Erdemli kişinin uykusu tatlı olur.
    Addison
  • Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için verilmiş bir saat vardır. İş, o saati kaçırmamakta. …
    Beaumont İle Fletcher
  • Birini bekletmek en büyük alçaklıktır. Zamanını çalacağına, parasını çal, daha iyi.
    Horace Mann
  • Gerçeğin rengi gridir.
    Andre Gide
  • : ) ) ) Işıklar söndüğü zaman, bütün kadınlar güzeldir.
    Plütarkhos
  • Hoşnutsuzluk bir insanın ya da bir ulusun ilerlemesi için ilk adımdır.
    Oscar Wılde
  • Her ulus hak ettiği hükümet tarafından yönetilir.
    Joseph De Maistre
  • İnsan ‘ne ise o olmayı’ reddeden tek yaratıktır.
    Albert Camus
  • Ülkemi, ailemden daha çok severim; ama insanlığı da ülkeme değişmem.
    Feneleon
  • İnsanın kendi kabiliyetini saklaması, büyük bir kabiliyet işidir.
    La Rochefoucauld
  • Korku, bilgisizlikten doğar.
    Emerson
  • Korkak, tehlikede olmadığı zamanlarda yumruğunu sallar.
    Goethe
  • Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir.
    Konfuçyüs
  • Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar güçlüdür.
    Schiller
  • Ürkek biri tehlikeden önce çekingen, tehlike sırasında korkak, tehlikeden sonra da cesurdur.
    Jean Paul Richter
  • Körlerin ülkesinde tek gözlü kral olur.
    Erasmus
  • Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar.
    Newton
  • Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler.
    Mevlana
  • Başkalarının sık sık affedin, ama kendinizi asla…
    Publilius Syrus
  • Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
    Balzac
  • : ) ) ) ) ) ) ) ) ) ) ) ) Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.
    Yilmaz Erdogan
  • Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.
    Mevlana
  • Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır.
    Tagore
  • İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar.
    Daniel Defoe
  • İnsanların mutlulukları yada mutsuzlukları, talihin olduğu kadar Kendi karakterlerinin de eseridir. !!
    La Rochefoucauld
  • İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.
    Doris Lessing
  • İyi ağaç kolay yetişmez; rüzgar ne denli güçlü eserse, ağaç da o denli sağlam olur.
    J. Willard Marriot
  • Kadın olsun , kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır.
    Cenap Şahabettin
  • Mal kaybeden, bir şey kaybetmiştir, onurunu kaybeden birçok şey kaybetmiştir. Fakat cesaretini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.
    Goethe
  • Gerçek, gecikmeyi sevmez.
    Seneca
  • Bir eğlenceyi, kendilerini göstermek için görmeye gelenler de vardır.
    Ovidius
  • Nerede yaşayan bir yaratık gördümse, orada güçlü olmak isteğine rastladım.
    Nietzsche
  • Herkese karşı iyi davran, çok az insanla yakınlık kur; güven bağlayacağın insanları da iyice dene.
    Washington
  • Hürriyet, ancak halkın hükümeti kontrol ettiği yerlerde vardır.
    Woodrow Wilson
  • Üç kadehten fazla içip de sarhoş olmadığını ileri süren herkes sarhoştur.
    Epiktetos
  • Babalarınızın yaptığı çadırlarda uykuya dalmayın. İlerleyen dünyaya ayak uydurun.
    Mazzini
  • Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin.
    William E. Channing
  • Bir dilencinin yoksulluğundan olduğu kadar, bir sarayın zenginliğinden de uzak durmalısın.
    Horatius
  • Ölümden niçin korkayım ki, ben varken o yok, o varken ben yokum.
    Epikuros
  • Ölmeyi göze almazsan, yaşayamazsın.
    Schiller
  • Bir metre iş yapmayı, bir kilometre söz vermeye değişmem.
    James Howell
  • Bir suç her şeydir, iki suç hiçbir şey!
    Mme Deluzy
  • Her şeyi bildiğini sanma! Gerçekte çok bilgili olsanda kendine Cahilim diyebilecek cesaretin olmalı.
    Ivan Pavlov
  • İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez.
    Harriet Tubman
  • Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene , hiç kimse yardım etmez.
    Pestalozzi
  • Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen insandır.
    Konfüçyus
  • Kötüler birleştiği zaman, iyiler de bir araya gelmelidirler; yoksa, teker teker giderler.
    Burke
  • Büyükler neden büyüktür, bilir misiniz? Biz, dizlerimizin üstüne çökmüşüz de ondan. Artık kalkalım!
    Stirner
  • Cesaretin ölçüsü ölmek değil, yaşamaktır.
    Alfieri
Ekim 2013

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Yeryüzünde biliçli tek varlık insanken neden sadece tek bir dille ömrünü tamamlıyor?

Anadili kavramıyla açıklanabilir zannedersem. Bir dili öğrenme meselesi var ayrıca; Oktay Sinanoğlu da kitaplarında bahseder;

100-200 kelime ile öğrendiği dili konuştuğunu zanneden insanlar oluşturuyor, dil öğrenme ve öğretme metodolojisi ve bu eksenli kurum, kuruluşlar. Dil bilimciler de bu konuda, ne zaman öğrendiğiniz yabancı dille düşünmeye başlar ve rüyalar görürseniz, artık o dili öğrenmeye başlamışsınızdır derler mesela.

Anadili meselesi, insanın beyninde bazı yapısal temellerin oluşmasıyla ve belirli kalıplarla düşünmeye yol açıyor. Ve bu şekilde, bir anadil gibi başka bir dili öğrenmek zor iş. Kaldı ki, öğrendikten sonra o dilde gereken kıvraklığa ulaşma hadisesi daha zor.

Her iki meseleyle alakalı bir durum da, kendi anadilini kullanan insanlar bile, günlük rutinde yine birkaç yüz kelimeyle konuşuyor. Eğitim seviyesi, günlük yaşam kalitesi yüksek, entellektüel insanlar bile 500-600 kelimeyle konuşuyor. Ki bu dili sonradan öğrenen insanın bu aşamada yaşayacağı zorluğu düşünün.

Her ülkede yabancı dil öğrenme yaklaşımı farklı imiş, mesela bizim gibi ülkelerde temel gramatik+günlük konuşmalar tabanından hareket ederken, başka ülkelerde kelime ezberleme+temel gramatik şeklinde. Adam henüz gramatik bilmiyor mesela, ama o kadar çok kelime ezberlemiş ki, bunları arka arkaya sıralayarak önce direk derdini anlatabiliyor. Acaba hangisi doğal sürece en yakın olanı, bilemiyorum.

Eninde sonunda insanlık tek dille konuşacak, ya da en az ortak bir dille konuşabilir hale gelecek.
Mayıs 2013

oyle boyle, bir soruya yanıt verdi.

İnsanlar nasıl oluyor da idelerini birbirlerine aktaramazken, bir şekilde sözcüklerle anlaşma sağlayabiliyorlar. Buna farklı açılardan yanıt veren filozofları örnek vererek açıklayabilecek olan var mı?

Aslında sözcüklerle anlaşamıyor insanlar, sadece yakınsıyorlar birbirlerine. Mesela "kırmızı elma" dediğim zaman kiminin aklına kan kırmızı bir elma gelirken, kimin aklına üzerinde sarı noktaları olan elma gelir. Yine burada yaşanılan toplumlara göre "elma" algısı vardır. Biz kısmen yuvarlak bir şey düşünürken, Güney Afrika'da yaşayan bir insan kalp şeklinde bir nesne düşünür. Yine biz -belki- tatlı bir şey düşünürken kimisi ekşi düşünür. Yani aslında idelerimizi bir birimize anlatmıyoruz, sadece geçmiş tecrübelerimizi ortak bir isimle adlandırıyoruz. Bu tecrübeler kişiden kişiye göre değiştiği için konuşurken cümlelerimizin sonuna hep "anlatabiliyor muyum" "anladın değil mi" gibi sorularla karşı tarafın tecrübelerini sorguluyoruz. Mesela hiç şeftali görmemiş birine bu nesneyi anlatırken; dışı tüylü deriz, onun tüy ve kaşınma ilişkisini kurmasını sağlarız, içi sulu deriz, su ve ıslaklık ilişkisini kurmasını sağlarız, çekirdeği var deriz, daha önce gördüğü bir myevden feyz almasını sağlarız... Bunun gibi şeyler işte... (hep meyveden örnek verdim ağzınız sulandıysa özür dilerim :) )
Nisan 2013

Ferda Nihat Köksoy, bir soruya yanıt verdi.

İnsanlar nasıl oluyor da idelerini birbirlerine aktaramazken, bir şekilde sözcüklerle anlaşma sağlayabiliyorlar. Buna farklı açılardan yanıt veren filozofları örnek vererek açıklayabilecek olan var mı?

Soru, devasa bir tartışma alanını kapsıyor ve felsefe-dil alanının asal eksenlerinden biri olan Wittgenstein ile başlamak iyi olabilir. Felsefe Ekibi'nin yazdıkları, yola çıkmaya yetecek düzeyde: felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?tıd=35153&pn=1

22 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.