Bilmek istediğin her şeye ulaş

Din Sosyolojisi

Din sosyolojisi, dini kurum ve dini yapılanmaları, dini temalarla toplumsal yapı arasındaki ilişkileri ve dinin toplum, toplumun din üzerindeki etkilerini araştıran bilimsel bir disiplindir. Din sosyologları toplumun din üzerinde dinin toplum üzerindeki etkilerini bir başka deyişle toplum ve din arasındaki diyalektik ilişkiyi açıklamaya çalıştır.

Aralık 2016

Çiğdem Çelik, bir soruya yanıt verdi.

Şeytan taşlamak isteyen hacı adayının para ödemesini nasıl karşılıyorsunuz?

Taş ne ya bu çağda ? Bari molotof filan atın artık .
Nisan 2016

Ferdi Onuk  yeni bir  gönderide  bulundu.

İçki içmenin günahı nedir?

“Ey îmân edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fâl okları ancak şeytanın işinden bir(er) pisliktir; öyleyse ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Şeytan, içki ve kumarda aranıza (o yolla) ancak düşmanlık ve kin düşürmek ve sizi Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister. Artık siz, (bunlardan) vazgeçen kimseler (olmaz) mısınız? ” (Maide, 90-91)
“Her sarhoşluk veren şey içkidir ve her sarhoşluk veren şey haramdır. ” (Müslim)
“İçki bütün kötülüklerin anasıdır. Günahların en büyüğüdür. ” (Taberani)
Ayet ve hadislerde bildirildiği üzere içki içmek haramdır ve büyük günahların içerisinde zikredilmiştir.
İçki içen kişinin cezası Cehennem ateşidir
“Şu üç kişi Cehennem ateşinden korunmazlar. Yaptığı iyiliği başa kakan, anne ve babasına karşı gelen ve içki içmeye devam eden. ” (Rüste)
“Üç kişi vardır Cennete giremeyecektir. Anne ve babasının hukukuna riayet etmeyen kimse, içki düşkünü olan kimse, verdiğini başa kakan kimse. ” (Nesaî)
“Alkolik olan Cennete giremez. ” (Hakim)
İçki içen kişinin cennete girmemesi ilk girenler arasında olmaması demektir. Ebediyen cennete girmeyecek demek değildir. Sayılan fiiller haram ise de, küfrü gerektirmezler. Fasığın cezası ebedi cehennem değildir. (Kütüb-ü Sitte)
İçki içenlere Allah Cehennemde “tînetu’l hibâl” (cehennemliklerin vücudundan çıkan irin) içirmeyi ahdetmiştir
Hz. Cabir (ra) buyurdular ki:
“Allah sarhoş ediciyi içen kimseye tînetu’l hibâl içirmeye ahdetmiştir. ”
“Tînetu’l hibâl nedir? ” diye sorulunca:
“Cehennemliklerin (vücutlarından çıkan) terleridir! ” diye cevap verdi. (Müslim)
İçki içen Cennet şarabından mahrumdur
“Dünyada içki içip de tevbe etmeden ölen, âhirette cennet şarabından mahrum olur. ” (Buharî)
Allah içkiyi, içeni, alanı, satanı lanetlemiştir
“Allah içkinin kendisini, içeni, sunanı, satıcısını, satın alıcısını, imal edeni, imal ettireni, taşıyanı, taşıttıranı lânetlemiştir. ” (Tirmizi)
İçki içen İslam halkasını boynundan çıkarır
“Kişi, mümin olduğu halde zina ve hırsızlık edemez, içki içemez. Bunları yapan İslam halkasını boynundan çıkarmış olur. Tevbe ederse, Allah tevbesini kabul eder. ” (Nesai)
İçkili ölen cahiliye ölüsü gibi ölmüş olur
“İçki bütün kötülüklerin anasıdır. İçki içenin kırk gün namazı kabul olunmaz. Eğer içkili olarak ölürse, cahiliyye ölüsü hâlinde göçmüş olur. ” (Camiu’s-sağir)
İçki içen puta ibadet eden gibidir. (İbn-i Mâce)
İçki her kötülüğün anahtarıdır

“İçkiden uzak durunuz. Çünkü o her kötülüğün anahtarıdır. ” (Hâkim)
Kâmil bir mü’min içki içmez
“İçki içen, onu içtiği sırada kâmil bir mümin olarak içemez. ” (Buhârî)
Şarap içenin kalbinden iman nuru çıkar
“İman nûru şarab içenin kalbinden çıkar. ” (Camiu’s-sağir)
Mayıs 2015

Rukiye Koksal, bir soruya yanıt verdi.

Şeytan taşlamak isteyen hacı adayının para ödemesini nasıl karşılıyorsunuz?

Günümüzde sanırım şeytan az. Az olan şeytanda haliyle değerlenecek. Bir de az olan bu şeyi hırlapayacaksınız oldu mu hiç ayrıca taş ne ya altınla felan dövülmeli.
Kasım 2014

Erkin Özyerli, bir soruya yanıt verdi.

Neden "Irak-Şam İslam Devleti"? Neden Bu Tabir?

Ne kadar Irak-şam islam devleti olarak lanse edilse ve islami bir terör örgütü olsa da hizmet ettikleri emperyalist güçlerdir. Bu dünyada hiçbir illegal örgüt küresel sermayenin, güçlerin desteği olmadan varlığını sürdüremez. Belki kurulabilir ama emperyalist güçler, küresel sermaye destek vermezse maddi-manevi varlığını uzun süre devam ettiremez. Bu bağlamda neden Irak-Şam islam devleti ismi ya da tabiri kullanıldı sorusuna gelince bu aslında bir hedefin ismi ama bu örgütün hedefi değil, israil, amerika gibi küresel güçlerin hedefinin ismidir.Nedenlerine gelince;
1.İsrail vaadedilmiş topraklara yani mezapotamya denilen bölgeye hakim olmak istiyor bunun için önce suriye-ırak, iran ve Türkiye'yi ele geçirmesi gerekiyor. Günümüz koşullarında karşında güçlü ve bağımsızlık düşkünü bir devlet, toplum varsa bu çok kolay olmayacaktır. Bu nedenle küresel güçlerin izlediği politika genelde; komşularını ele geçir, zayıflat, hiç olmazsa destek veremesin diyedir. Bölgede yalnız kalınca hatta komşularını da düşman olarak karşına alınca olası bir işgalde zor durumda kalabilirsin. Güç ve etki bakımından en zayıf ırak sonra Suriye Sonra iran ve Türkiye gelir.Mantıklı olarak o bölgeyi ele geçirmek istiyorsan önce gücü zayıf olanlardan başlayıp iç ve dış müdahalelerle en güçlü olanını zayıflatmak olacaktır. Pkk, pyd, ypg, ışid, el-nusra, Öso, hizbullah vb. terör örgütleri genelde bu amaca hizmet eden örgütlerdir.
2.Amerika ideolojisi Pragmatizm'e dayanır. Yani fayda açısından bakar olguya. Eğer o şey ona faydalıysa iyidir, fayda sağlamıyorsa gereksizdir. O bölgede dünyanın en zengin yeraltı kaynakları bulunmaktadır.Doğalgaz, Petrol, Bor gibi. Hedefi yıllardır bu olmuştu. Bu aslında modern sömürgeciliktir. Sanayi devrimi dönemlerinde hammadde temini ve maddi zenginlik için sömürgecilik yapılırdı. Modern dünyada ise direk o ülkeyi sömürgeleştirmek değil demokrasi götürmek oldu adı.
3. Küresel sermaye için savaş demek para demektir.Savaşlar her zaman küresel sermayeye para olarak döner. Örneğin bir savaşta, yollar, binalar yıkılır, tarım arazileri zarar görür. Küresel sermaye de bunların yeniden inşasında görev alır para karşılığında. Ayrıca savaşlar silahlarla yapılmaktadır ve küresel sermayenin en büyük gelir kaynağı silah satışlarıdır. Bu örnekler çoğaltılabilir.
4. Türkiye açısından bakarsak; Şu anda ülkemizi yöneten akp iktidarı ülkeyi kişisel çıkar ve egoları yüzünden felakete sürüklemektedir ancak onlar bunların farkında değildir. Cahil bir yönetim oldukları için yaşamadan anlayacaklarını da sanmıyorum. Onların düşündüğü ve istediği; kendi mezhebinden olmayan esad gitsin yerine islamcı bir yönetim gelsin. Irakta ise kendi çıkarlarına ters düşmeyecek bir yönetim ve doğal kaynaklardan pay isteği.iranda da keza öyle. Ayrıca Amerika ve israil gibi küresel güçlerin uygulamak istediği BOP projesinin baş aktörü olmak bölgede söz sahibi olmaktır. Bu nedenle Işid'e destek vermektedir ve mümkün olduğunca karşısına almamaktadır.ancak gelişen olaylar bunun tam tersini gösteriyor. Amerika petrolü paylaşmak istemeyecektir haliyle. Türkiye karşısında önceden Pkk kozu vardı, şimdi Işid'de eklendi, keza israil de bu terör örgütlerini kullarak amaçlarını gerçekleştirmek istiyorlar, başarılı da oluyorlar bence. Komşularla 0 sorun politikasından komuşularla full sorun politikasına geçmiş bulunmaktayız.
Sonuç olarak ismi Irak-Şam İslam devleti ama içine girdiğimizde amerikayı, israili, küresel sermayeyi, Türkiyeyi barındıran bir yapı ortaya çıkıyor. Bunlar size belki extreme bir durum gelebilir ama benim düşüncelerim bunlar Işid ile ilgili. Biraz uzun oldu ama mevzu derin :)
Kasım 2014

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

ŞEBEKLİK YAPMAKTAN "OKU!"MAYA FIRSAT BULAMIYORUZ

Mangalda kül bırakmayız, iş lafa gelince. Duyanlar "yahu, adam ne de güzel sindirmiş içine dini, hayatın sırrına ne de vakıf" diye gıpta ile bakıp dururlar.

Bazen ilim havuzunda bir balık olmaya gerek bile yoktur, umumun hayranlığını kazanmak için. Çünkü halk zaten gönüllüdür genellikle, birilerini göğe uçurmak, yeni "kurtarıcı" ilan etmek için. Hani derler ya; "hocanın kendi değil, tebaası uçurur", diye. Hah, işte tam da öyle.

193

Eğer bu işlere niyetiniz varsa siz de, Peygamber Efendimiz'in hayatını konu alan bir Siyer kitabını ezberleyin, biraz bağlantı kullanıp geçin kamera karşısına. Acınaklı bir ses tonu ile gösterin performansınızı. İsterseniz belediyede memur olun hiç önemli değil, kısa süre sonra kadrolu hoca olacağınızı garanti ederim. Sözde tevazuyu anlatırken, birden şoförlü makam araçlarıyla çocuğunuzu okula bırakmaya başlayacaksınız. Şanınız öyle yürüyecekki, memur olduğunuz belediye gibi belediyelerden birinde başkan danışmanı bile olabilirsiniz, örnekleri vardır.

İşletmenizi devredip daha karlı bir kulvara geçecek, "Diriliş hareketi" organizasyonları yapıp kitaplar basacaksınız peşisıra, medya sizi keşfedecek ve programlar yapmaya başlayacaksınız.

Rivayet oki; bir hoca bir Ramazan ayı boyunca yapacağı program için 600 bin TL almış. Neye mukabil, hangi malzemeye?

"Gözyaşı geceleri" diye bir laf uydurup "Ağlamayana parası iade" diyecek, salonlarda bir tür yeni titan gösterileri yapacaksınız. Hatta işi abartıp bir organizasyon firması olacak, sükseli otobüslerle ulusal arenada sahne gösterilerine döndüreceksiniz.

Kendinizden olanlarla güç birliği yapıp televizyonlarınızı, radyolarınızı, yayınevlerinizi kuracak ve işletecek, "körler sağırlar birbirini ağırlar" misali; nöbetleşe programlarınıza sizden olanları davet edeceksiniz.

Bir besmeleyi onlarca çeşit, anlamsız müzikal lakırdıya dönüştürenler, kulak tırmalayan ve pop şarkılarından daha beter ve değersiz, tasavvufun ritmik iç aleme zerkedişinden fersah fersah uzak, ıhlamalı tıslamalı güya ilahiler ile dolu ortalık. Eğer bunlar ilahi ise Amir Ateş, merhum İsmail Biçer, merhum Kani Karaca, merhum İsmail Bülbül ve diğer güzidelerin, her bir nağmesi içte bir yeri titretircesine söyledikleri ne idi?

Ritm ve müzik deyip yabana atmamalı: Süleymaniye'nin hemen yanındaki şifahanelerde musiki ile psikolojik hastalıklara derman aranırdı, örneğin. Tasavvuf müziği, verilmesi gereken ruha şifa mesajın, bir iğne deliği kadar küçük bir hazneden insana doğru tınıyla verilmesine çok özel bir ilim kulvarıdır. Herkesin harcı olduğunu düşünmek mahveder işte böyle. Bir kültürü, bir tarzı yer ile yeksan edip bırakır.

Bir de "şiir icracılarımız" çıktı uzun zamandır. Bir iki tamam ama baktı ki "bu işte para var", benim müteşebbis ruhlu insanım durur mu, koca bir şiir okuyanlar ordusu türedi. Ekranlarda, radyolarda dinlememek, müzik marketlerden albümünü almamak kötü işlerden sayılıyor.

Velhasıl çok ayıp bir iş oluyor çok uzun zamandır: Din ve dini semboller, ticari birer meta olarak kullanılıyor. Daha çok kazanmak ve tanınmak için herşeyi mübah görüyor insan ve bu uğurda üzerine lanet almaktan dahi çekinmiyor.

Çocukluğumdan bu yana farkında olduğum Eyüp Sultan'ın uhreviyetine, civarındaki dükkanlardan yükselerek boğan, çığlık çığlığa bağıran türlü sesleri çıkarıp ne çok zarar veriyor bu kirli çöpler.

Artık yazarsız, fabrikasyon kitaplar çıkarıyor bu yayınevlerinden. Çocuk eğitimi adı altında bir sürü tuhaf, sahipsiz, yayınevinin kadroluları tarafından kaleme alınıp birbirini tekrar eden ama şatafatlı, renkli resimli bir sürü kitap.

Birileri telefonla arayıp bayağı satıcılar gibi, "Kuran" pazarlıyor. Oysa birkaç on yıl öncesinin basımı olan Kuran-ı Kerim'lere baktığınızda edepten üstüne fiyatının yazılmadığını görürsünüz. Çok çok "Hediyesi" derlerdi, o bile şaibeli.

Bu ahval içinde dini ve insani değer adına ne varsa yozlaştıranlardan dinin sahibinin hesabı soracağı güne kadar, en azından şunu söylemeli: Tüm bu hengamede "Oku! " diyenin bu ilk emrini es geçiyoruz. Sadece biz değil, görünen o ki; neredeyse müslüman olduğunu iddia eden bütün coğrafyalar bu önemli emre itaat edip itibar göstermediklerinden, bugün tüketen, sömürülen, kolayca manipüle edilen, alt üst edilip taş üstünde taş bırakılmayan, ilimden ve fenden nasiplenmeyen, teknolojik olmayı "parasını bastırıp almak" sayan toplumlar olmaktan ileri gidemiyorlar.

Bakın etrafınıza, komşularımıza ve bize... Yaptıklarımıza, içine düştüklerimize, holdingleşmiş cemaatlere, fukaralık içinde ezilen insanlara. "Okumak" bunların neresinde, siz karar verin.

Kitap okumak değildir, "okumak", özel okullar kurmak da hiç durmamacasına kitaplar, dergiler, gazeteler basan yayınevleri kurmak da değil: Çok farklı ve maalesef halen bizde anlaşılamadı.

Yusuf İslam adını alan Cat Stevens'ın şu sözü çok manidardır: "Ben İslam'ı, önce Kuran'dan öğrendiğim için müslüman oldum. Kuran'dan önce müslümanlarla tanışsaydım ve onlardan öğrenseydim, müslüman olmazdım. "

İslam tembelliğin, miskinliğin, terörizmin, asalaklığın, soygunculuğun, sömürünün, Allah'ın sözünü pazara çıkarmanın ve onun sırtından paralar kazanmanın, bu sayede sırça köşklerde oturmanın ve dibindeki sıkıntı çekenlerden lafta muzdarip olsa da aslen bihaber olmanın adı değildir. İslam markalaşmak değildir, fırkalara bölünmek, diğerlerini kötülemek, dışlamak hiç değildir.

Zamane fotojenik hocaları ne derlerse desinler, bir gerçek kaşımızda: Kim olursa olsun, "okuyabilendir" gerçekten yaşayan İslam'ı, hayatı, varoluş amacına uygun bir çizgiyi.

Cem Turan
Kasım 2014

Evin, bir soruya yanıt verdi.

Neden "Irak-Şam İslam Devleti"? Neden Bu Tabir?

İlkin Irak İslam devleti diye kuruldu. Daha sonra geniş alana yayılmak amacı ile Şam'da eklediler. Daha da ileriye gidebilirlerse şayet, adı Ortadoğu İslam devleti bile olabilir oluşan şartlar doğrultusunda.
Kasım 2014

Ceyhun Çakar, bir soruya yanıt verdi.

Neden "Irak-Şam İslam Devleti"? Neden Bu Tabir?

Çünkü bu ismi koydukları sırada el-Kaide ve en-Nusra'ya bağlı olarak Suriye ve Irak'ta İslam Devleti kurmak istiyorlardı. ÖSO'dan (ağılıklı olarak el-Kaide ve en-Nusra'dan olaşan koalisyon, tabi doğal olarak IŞİD'de bu iki örgütle birlikte Türk yardımından yararlandı. Kullandıkları silahların önemli bölümü Türkiye kanalıyla Esad'ı devirmeleri için onlara sağlandı) ayrıldıktan sonra hedeflerini genişlettiler şu anki adları yalnızca "İslam Devleti" (bu yüzden Avrupa'da genellikle onlar için artık IS Islamic State kısaltması kullanılıyor) ve liderlerini tüm müslümanların halifesi olarak tanıtıyorlar.
Ekim 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Şeytan taşlamak isteyen hacı adayının para ödemesini nasıl karşılıyorsunuz?

Ben şeytan olsam ben de kendimi bedavaya taşlatmaz hatta daha da fazla para alırdım. :)

Günümüzde hacı, taşlama yaparken, Hem Hz. İbrahimin rolünü oynamakta, hem de Hz. Peygamberin sünnetine uymaktadır. Ancak bu rolü oynayan Hacı, sembolik olarak taşlarını şeytanı temsil eden taş yığınlarına fırlatsa da, hakikatte kendisini şeytan hangi zayıf noktalardan aldatıyorsa, o tarafı düşünerek atmalıdır. Herkes kendi ayıbını, açığını ve günahını kendi daha iyi bileceği için, attığı her bir taşla nefsini, şehevi arzusunu, kendisini günaha sokan dürtülerine atmalıdır taşları. Orada sembolik olarak ilk gün yedi, sonraki günler kırk dokuz veya yetmiş taş atar. Bu çokluktan bir kinayedir. Bunun anlamı, artık şeytana karşı sürekli teyakkuz halinde olmalı, yüzlerce defa karşısına çıksa, ona fırlatacağı binlerce taşı olmalıdır. Artık öteden beri tekrarladığı “Taşlanmış şeytanın şerrinden Allaha sığınırım! ” şeklindeki “istiaze”yani “Euzü billahi mineşşeytanir racim” i sadece sözüyle değil, daha bilinçli bir şekilde özüyle yapmalıdır. Kimden kime sığındığını fark etmelidir. “Racim” olan şeytandan “Rahim” olan Allah'a sığındığını kavramalıdır. Şayet bunu kavrayamaz ve sadece sembolde, şekilde takılır kalır da, bunun anlam ve hikmetini idrak edemezse “şeytanı taşladığı” vehmiyle bir kez daha aldanır o kadar! Çünkü şeytan orada sembolize edildiği gibi dışarıda değil, Hz. Peygamber'in benzetişiyle “Kanın damarlarda dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır. ” (Buhari, İtikaf 11-12)


En az üç gün orada olacağına göre 126 taşa ihtiyaç duyacaktır. Bu da 14 torbadan 42 dolar eder. İyi paraymış yalnız hacca giden kişi taşları başka bir yerden de toplayıp getirebilir. Satın alınması gibi bir sünnet mevcut değil. Taşlarını kendi getirmeyen hacı adayı hizmet karşılığı para ödüyor bunda yadırganacak bir durum yok. Zaten amaç günah işleme dürtüsünden arınıp gelmesi ki bunu tek bir taşla da yapabilir, yapamazsa da zaten 1000 taş 333 dolarla da yapamayacaktır.
Eylül 2014

Ozan Emre Gül  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dinini gerektiği gibi yaşa.

Sen Türksün değil mi?
Atalarınla gurur duyduğunuda düşünüyorum.
Türklerin şuan da kabul ettiği din Müslümanlık.
Ataların daha önceden Buda, Mani, Şamanlık, Musevilik, Hristiyanlık dinlerini kabul etmişler.
Ama sen sırf Müslüman değil diye bir Hristiyan'ı sopalayabiliyorsun.
Hani atalarına saygın nerede?
Kur'an-ı Kerim Bakara suresi 256. Ayette ne buyruluyor.
"Dinde zorlama yoktur"
Nasıl Müslümansın sen?

9 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.