Bilmek istediğin her şeye ulaş

Dindarlık

Dindarlık kavramı dinin yapılmasını emrettiklerini yapma, yasaklarından kaçınma olarak tanımlanır. Ancak dindarlık kavramı özelde daha geniş bir kavramdır. Dindarlık, teolojik, psikolojik ve sosyolojik açılardan detaylandırıldığında daha açık bir kavram şeklinde karşımıza çıkar. Dindarlık günümüzde modern sosyal bilimlerin en çok araştırdığı konulardan biridir. Çünkü gelişen dünyayla birlikte dindarlık teolojik boyutundan uzaklaşarak aynı zamanda psikolojinin, sosyolojinin siyasetin ve ekonominin konusu haline gelmiştir

Ocak 2016

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Hiçbir şey bilmiyorsam mesela. Ne öğrenmemi tavsiye edersiniz?

Felsefe ve matematik, güzel bir ikili olur.

Yaşamı idame ettirebilmek için para kazanmak da gerekiyor.

Günümüzde Internet gibi bir nimet var. Madem inploid'e gelmişsiniz, buradaki sorulardan ve cevaplardan fikirler edinmek mümkün.

Okuyun, seçeneklerinizi belirleyin ve bu seçenekler hakkında yeniden sorular sormaya başlayın.

Tahmin ediyorum bir çıkış yolu bulunacaktır.
Ocak 2016

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

İzlanda'da dünyayı Tanrı'nın yarattığına inanan gençlerin oranı: Yüzde 0 Başlarına taş falan da yağmıyor hatta o inanca sahip olanlardan çok daha fazla refah içinde yaşıyorlar...

İzlanda'da dünyayı Tanrı'nın yarattığına inanan gençlerin oranı: Yüzde 0 - ilerihaber.org

İzlanda'da düzenlenen bir ankete katılan 25 yaş ve altı gençlerin arasında dünyanın Tanrı tarafından yaratıldığını öne süren İncil'deki yaratılış inancını kabul edenlerin oranı yüzde 0 çıktı.
Kasım 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Current Biology dergisinde dindar ebeveynlerin yetiştirdikleri çocuklar ile dindar olmayan ve ateist ebeveynlerin çocukları araştırma konusu oldu. cell.com/current-biology/abstract/s0960-...(15)01167-7

Sonuca herkes şaşırdı

Current Biology dergisinde dindar ebeveynlerin yetiştirdikleri çocuklar ile dindar olmayan ve ateist ebeveynlerin çocukları araştırma konusu oldu.
Ağustos 2015

Murat Keskin, bir soruya yanıt verdi.

Diyanet molla alımlarına başlamış, yakında kadı alımlarına da başlarlar. Bu, şeriata bir adım daha yaklaşma değil midir? Yığınla öğretmen atanamazken bu mollaların da maaşlarını vergilerimizle ödememiz sizce doğru mudur?

Mele (dinî unvan)

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Mele,Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda gayriresmî olarak imam görevi yapan çoğunlukla Kürt din âlimi.Molla sözcüğü ile akraba olan mele isminin,melle veya mala şeklinde telaffuzlarına da rastlanır. Günümüzde yaklaşık 1000 civarı olduğu düşünülmektedir.
[1]
[2]
Mele olarak yetiştirilecek kimseler küçük yaşta (genellikle 13 civarı) yerel imkanlarla kurulmuş ve medrese olarak adlandırılan okullarda, çoğunlukla yatılı olarak, eğitime alınırlar.
[1] Geniş bir yelpazeyi kapsayan derslerin çoğunluğu Arapça olarak verilir.
[1] Nahuser (Arapça gramer), silsile-i kutup,Fars ilmi,mantık,mecaz ve belagat gibi dersler verilir. Okuldaki öğrenciler arasında sıkı bir kıdem hiyerarşisi mevcuttur. 20 yaşına gelen öğrenciler mele olarak mezun olurlar.
[1]
Günümüzde çoğunluğu Diyarbakır,Van,Muş,Bitlis,Siirt ve Bingöl'de olmak üzere az sayıda okul kalmıştır. Bu okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci aynı anda eğitim görebilmektedir.
-------Diyanet İşleri Başkanlığı, İlim ve Medrese ehline istihdam sağlamak amacı ile 30 yaş ve üstü kişiler için bir mülakat yapmıştı. Bu mülakat sınavının üstünden uzun zaman geçmesine rağmen hala sonuçlar açıklanmadı.
Sitemize gelen yoğun mesajlar, bu sınavın sonuçlarını merakla bekleyenlerin sayısının oldukça fazla oldğunu gösteriyor. Bizde bu arkadaşlarımıza bir nebze olsun onların bu sitresine ortak olmak adına yetkili bazı arkadaşlarla görüşmeler yaptık. Bu görüşme sonucunda kessin bir tarih verilmemekle beraber çok yakın tarihte sonuçların duyurulacağı bildirildi. Sonuçları heyecanla bekleyen arkadaşlara sabır ve tevekkülü tavsiye eder, sonuçların açıklandığı an itibariyle sitemizde sonuçları öğreneceğiniz linki bulabileceğinizi hatırlatıyoruz. BU KONU 2012 DE ORTAYA ÇIKTI ŞİMDİ Mİ AKLINIZA GELDİ ÜLKE KARIŞINCA ŞER ODAKLARINCA, İNSAN OLMAK ZOR İŞ.

Ağustos 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Duyarsızlık ve zeka arasındaki bağıntı nedir?

Bana ters orantılıymış gibi geliyor. Tanıdığım tüm zeki insanlar hem toplumsal olaylara hem de tanıdıkları, hatta tanımadıkları insanlara karşı inanılmaz duyarlı davranıyorlar. Zeka pırıltısı görmediğim bir çok insan da duyarsızlıkta 10 numara beş yıldız. Evet bence duyarlılık ve zeka birbirini desteklerken geri zeka ve duyarsızlık da insanı negatif bir geri besleme döngüsüne sokuyor. Duyarlı bir insanım, demek ki zekiyim de ☺
Ağustos 2015

Dilara, bir soruya yanıt verdi.

Diyanet molla alımlarına başlamış, yakında kadı alımlarına da başlarlar. Bu, şeriata bir adım daha yaklaşma değil midir? Yığınla öğretmen atanamazken bu mollaların da maaşlarını vergilerimizle ödememiz sizce doğru mudur?

Diyanet'e ayrılan bütçeyi tamamen gereksiz buluyorum. Bu sene 5 Milyar liranın üstünde bir bütçe ayrılmış ve daha bu ay yeni bütçe için başvurdular. Laik bir devlette diyanet diye bir kurum zaten hiç olmamalı. Laiklik anlam olarak din işlerinin devlet işlerinden ayrı tutulmasıdır. Hiçbir laik devlette sünnilik işleri müdürlüğü devletin bütçesinden pay alamaz. Ülkemizdeki durumda devlet resmen tüm halktan topladığı vergilerin bir kısmını bu sünnilik işleri genel müdürlüğüne veriyor. Bir kere ülkemizdeki halkın hepsi sünni değil. Sünni olmayan kesimin vergilerinin kendilerine savaş açmış olan sünnilere verilmesi kadar saçma bir şey olamaz. Bu ülkede Aleviler, gayrı müslimler ve ateistler de yaşıyor ve vergi ödüyor. Devletin bu tutumu bu kişilerin vergisini gasp etmekten başka bir şey değildir. Dünyadaki diğer sünnilere baktığımızda bu durum tabii ki normal görünüyor, hiç değilse kelle uçurup gasp etmiyor sadece gasp ediyorlar. Mollalığa gelince; diyanet bu kişilerde ilkokul diploması bile aramamakta sadece Kur'an'ı Arapça olarak okumalarını şart koşmaktadır. Kısmen Türkçe okuma yazması bile olmayan bu şahıslara bizim ödediğimiz vergilerden maaş bağlamışlardır. Tabii ki batının uzayda sebze yetiştirme denemelerinin yanında ülkemizi bırakın yerinde saydırmayı geriye götürecek bir uygulamadır. Cern'deki büyük hadron çarpıştırıcısının bütçesi 2 milyar lira bile değilken bu cühela ordusunun doldurduğu kurumun muhtemelen bu sene 10 milyar lirayı iç etmesine göz yumanları kınıyorum.

Avrupa bu işi başka türlü çözmüştür. Onlarda da aynı tip din var ama diyanet diye bir kurum yok. Onun yerine kilise kurumlaşmış vaziyette ve sadece üyelerinden vergi/bağış topluyor. Üye olmayanlardan ise kilise için tek kuruş çıkmıyor. Bizim camiler de zaten yeteri kadar bağış toplarken ödediğimiz vergiler diyanet denen sünnilik işleri genel müdürlüğüne gitmemelidir. Benden bir ateist olduğum halde bu vergiyi alan ve bunu diyanete aktaran güç orantısızdır, yolsuzdur, gaspçıdır.
Ocak 2015

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

İnsan olmadan hiçbir şey olamayacağını anladığınızda barış gelecek dünyamıza.

Ne yazık altyazılar İngilizce, anlamayanlar zaten Arapça da İngilizce de bilmiyor olacak...

Kasım 2014

Sorgulamak Yasak, bir soruya yanıt verdi.

İnsanların bilinçli ve ahlaklı olması için din gerekli midir?

Türkiye tarzı, toplumunun çoğunluğu Müslüman (!) ancak sistem olarak laik rejime sahip ülkelere objektif olarak bakıldığında görülen manzara içler acısıdır. İslam ile Müslüman arasında uçurumlar vardır ve Allah'ın varlığını, Hz. Muhammed'in peygamberliğini kabul edenlerin yaşamlarında dinin yeri çok ama çok azdır.

Buradan anlaşılıyor ki insanlar kendi hallerine özgür sistemlerde İslam'ın emirlerinin çoğunluğunu görmezden geliyor.

Şeriat ile yönetilen ülkelere bakıldığında da, yaptıkları anayasalar da İslami emirlerin uygulanmasını cezai müeyyidelerle -ancak- sağlayabildiklerine şahit oluyoruz. Buradan da anlaşılıyor ki İslam'ın emirlerinin çoğu ancak ve ancak kanuni zorlamalarla, cezai müeyyidelerle mümkün.

İslam tarihine de bakıldığında aynı durumla karşılaşılır. Henüz Hz. Muhammed'in cenazesi ortadayken bazı Arap kabilelerinin zekat vermemek için ayaklandığını biliyoruz.

Buradan çıkan sonuç aslında şudur:

Bilinç ve ahlaklı olmak din, kanun, ceza ve benzeri zorlamalarla ya da teşviklerle yaşanacak ve kalıcı hale gelecek erdemler değildir. Bilinçli ve ahlaklı olmanın sadece iki yolu olduğuna inanıyorum. Bunlardan ilki evrensel değerlerin sağlıklı bir şekilde yeni nesle aktarımı ve ikinci olarak insanlar arası eşit - adil bir ekonomik, sosyal, hukuki sistem.

Bu ikisi uygulanmadığı sürece dünya üzerinde hiç bir sistem bilinçlendirme ve ahlaklandırma işlemini gerçekleştiremez.

Eğitimden yoksun kalmış, ekonomik baskıların altında ezilmiş ve devlet/toplum tarafından hakkının yendiğini düşünen insanların bilinçli davranması ya da ahlaklı davranması mümkün değildir! Hiç bir "din" bunu başaramaz ve başaramamaktadır da! Dünya da örneği yoktur.

74 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.