Bilmek istediğin her şeye ulaş

Doğa

Doğa, tabiat, çevre, maddesel dünya ya da evren. Doğa; kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlıkların hepsini kapsar. İnsani faktörler etkin değildir. Madde ve enerji unsurlarından oluştuğu kabul edilir. İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın tümünü ifade eder. Bazen sadece; insan eliyle büyük değişikliğe uğramamış doğal güzelliklerini koruyan, genellikle kent dışı kesimi anlatmakta kullanılır. Canlıların en geniş yaşam alanına "Doğa" denir.

Mayıs 2014

Şaman @chamacon

16 Sürreal Manzara

The Wave, Arizona, U. S. 5710

Travertines, Pamukkale, Turkey
5710

Grand Prismatic Spring, Yellowstone National Park, U. S.
5710

Red beach, Panjin, China
5710

Salar de Uyuni, Bolivia
5710

Dragon's blood trees, Socotra, Yemen
5710

Sossusvlei, Namibia
5710

Rice terraces, Bali, Indonesia
5710

Cappadocia, Anatolia, Turkey
5710

"Door to Hell, " Derweze, Turkmenistan
5710

Giant's Causeway, Antrim, Northern Ireland, U. K.
5710

Hitachi Seaside Park, Hitachinaka, Japan
5710

Giant Buddha, Leshan, China
5710

Tunnel of Love, Klevan, Ukraine
5710

Antelope Canyon, Arizona, U. S.
5710

Odle Mountains, Italy
5710
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Mayıs 2014

Engin Ergül @enginergul

Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Kuşların Şarkıları ile İnsanların Şarkıları Arasında Çarpıcı Benzerlikler Keşfedildi!

14

İnsan müziğinin kökenleri uzun bir zamandır filozoflar, kültür bilimciler ve doğa bilimciler tarafından hararetle tartışılan bir konu olmuştur. Almanya'nın Seeweisen kentinde bulunan Max Planck Ornitoloji Enstitüsü ve ABD'nin Seattle kentindeki Cornish Sanat Okulu'ndan araştırmacılar Amazon bölgesinde bulunan küçük bir ötücü kuşun melodileri ile insan müziği arasında çarpıcı benzerlikler keşfetti. Müzisyen Çalıkuşu olarak bilinen Cyphorhinus arada türü ötücü kuşlar da, insanlar gibi ahenkli aralıkları ahenksizlere tercih ediyor. Bu durum, kuşlarda daha önce hiç gözlenmemiş bir durum. Kuşun müzikalitesi daha da öteye gidiyor: Müzisyen Çalıkuşları, oktavlar, tam beşliler ve tam dörtlüler gibi tam ahenkli durakları tercih ediyor. Bu da, kuşların sesini dinleyen insanlara, bu kuşların belli bir ton merkezi etrafında odaklandığı hissini veriyor.

14

Müzisyen Çalıkuşlarının şarkıları ile insan kompozisyonları çarpıcı bir şekilde birbirine benziyor. Görselde, 1 numara kuş melodilerinin zamana bağlı frekans değişimini göstermektedir. 2 numara, kuşun melodilerinin notaya dökülmüş halidir. 3 numara Haydn'ın 103 numaralı senfonisinin açılış melodisinin ikinci bölümüdür. 4 numara ise Bach'ın A Minör'de fugue XX'in açılışıdır.

Müzisyen Çalıkuşu olarak bilinen bu kuşlar bu şekilde isimlendirilmiştir, çünkü kuşların şarkılarında kullandıkları aralıklar, birçok insan kültüründe görülen şarkılardaki aralıklarla aynıdır. Bu bulgu, besteci ve müzikbilimci Emily Doolittle ile biyolog Henrik Brumm'un zoomüzikoloji araştırmalarının sonucudur. Ahenli aralıklar, birbirleriyle tam olarak uyumlu olarak algılanan aralıklardır. Sakin ve dengeli sesler verirler ve Batı Müziği'nin temelinde yer alırlar. Bu da Müzisyen Çalıkuşlarının seslerinin neden sakinleştirici etkide olduğunu göstermektedir: kuşlar, tam oktavlar, beşliler ve dörtlüler kullanırlar.

Araştırmacılar, kuşların şarkıları ile Bach ve Haydn'ın besteleri arasında şaşırtıcı benzerlikler keşfetti. Emily Doolittle konuyla ilgili şunları söylüyor:

"Ne var ki bu durum, müzisyen çalıkuşlarının, insanların kullanmayı tercih edeceği anahtar ile şarkılarını söyledikleri anlamına gelmiyor. Burada gördüğümüz daha çok, kuşun kullandığı aralıkların ara sıra insanların kendi şarkılarında kullandıkları ile aynı skalada olan frekanslar ve sesler yaratmasıdır. "

Bu kuşların müziği ne şekilde algıladığı ve şarkılarına neleri kullanacaklarına karar verdikleri halen bilinmeyen bir konu ve ileride üzerinde çalışılacaktır. Bu türlerdeki şarkıların kökenlerini anlamak, insanların şarkılarının kökenlerini anlamak konusunda önemli bir adım olabilir.

kaynak: evrimagaci.org/fotograf/64/4624
Mayıs 2014

Şaman @chamacon

Ağacın yaş çizgilerinin müziğe dökülmüş hali

Sanatçı Bartholomäus Traubeck ağaç dilimlerini çalabilen bir pikap yaptı. Traubeck ağacın yaş çizgilerini lazerle okutup çıkan sesleri Ableton Live yazılımıyla piyano sesine dönüştürmüş. Eserine "Years" (yıllar) ismini vermiş.



kaynak: livescience.com/33673-tree-rings-sound-r... .
Haziran 2014

Engin Ergül @enginergul

Haziran 2014

Engin Ergül @enginergul

Haziran 2014

Engin Ergül @enginergul

Temmuz 2014

Şaman @chamacon

Yeşil Bir Gelecek Mümkün! Bunu Ne Kadar İstiyoruz?

Canlıların ve Doğanın Katline ve İstismarına HAYIR!
251

“Mimarlık” dediğimiz zaman, maalesef bazı insanların aklına “sadece çizim, sonrada binayı inşa ediyorsun işte”düşüncesi gelmektedir. Böyle bir düşünce konu hakkında bilgisizlikten kaynaklanmaktadır ve binlerce senedir insanlık tarihini şekillendirmesinde yer alan en önemli alanlardan bir tanesini küçümsemektir. Mimarlığın ne olduğuna dair bir sürü farklı tanım getirilmiştir, ancak en özet haliyle iki tane söz paylaşmak isteriz:

“Ben mimarlığa dondurulmuş müzik derim. ” (Johann Wolfgang von Goethe)

“Mimarlık, döneme ait isteklerin uzaydaki (boşluktaki/hacimdeki) tercümesidir. ” (Ludwig Mies van der Rohe)

Mağaralardan çıkıp büyük şehirlere yerleştik. Yaşantımız değişti, birçok şeyimiz gelişti, ve bu şeylerin arasında mimarlık da bulunmaktadır. Öyle ki mimarlık sadece yapı tasarımı olmakla kalmamış, farklı sanatsal kollara da ayrılmıştır. İran ve Çin mimarisi diye ülkeden ülkeye göre değişen, Barok ve Ekspresyonist mimariye kadar akımdan akıma göre değişen bir sanat anlayışı haline gelmiştir.

Maalesef insanlar sadece Pisa kulesine ve Mısır Piramitlerine hayranlık duymaktadır, çünkü gezegenimizde bulunan binlerce diğer inanılmaz yapılardan haberdar olmamaktadırlar. Tıpkı biyolojiyi incelediğimiz zaman “böyle bir canlı mı varmış! Vay be! ” dediğimiz gibi, herkesin övdüğü piramitlerden daha muntazam yapılar da bulunmaktadır. Piramitleri biz de bir insanlık başarısı olarak görüyoruz, ancak gereğinden fazla değer katmıyoruz, hele “uzaylılar yaptı! ” diyebilecek kadar da ileriye gitmiyoruz.

251

Ancak gelecekteki şehirlerin her zaman karanlık, pis, sevimsiz ve her yerin beton ya da başka yapı malzemelerinden inşa edilmiş yapılarla kaplı olduğunu hayal ederiz. İzlediğimiz bilim-kurgu filmlerinden de bunun etkisi altında kalmış olabiliriz. Fakat günümüzde Yeşil Mimarlık (Sürdürülebilir Tasarım, Yeşil Tasarım) dediğimiz bir alan bulunmaktadır. Şimdiden belirtelim ki bu yazımızda yeşil mimarlığın detaylarını vermeyeceğiz, çünkü vermeye kalkışsaydık, bırakın bir makaleyi, kocaman bir kitap yazmamız bile gerekirdi. Burada mimarlığın sadece yapıları tasarlamak ve inşa etmekle kalmadığını, aynı zamanda hem yapının kendisi hem de çevresinin de düşünüldüğünü birkaç görsel ile göstermek istiyoruz. Burada paylaştığımız görsellerin bazıları gerçek yapıların fotoğraflarıdır, bazıları da dijital tasarımlardır.

Eğer fark ettiyseniz, “bina” yerine “yapı” kelimesini kullanıp duruyoruz, çünkü her yapı bir bina değildir (Örnek: köprüler birer yapıdır, bina değil), bu sebeple mimarlık sadece apartman ya da evle kalmaz, bütün şehir tasarımlarına kadar uzanmaktadır. Bu yüzden peyzaj mimarlığından tutun şehir plancılara kadar bir sürü tasarım kolu bulunmaktadır.

Sanıldığının aksine, yapılar “The Sims” oyunu gibi gelişigüzel inşa edilmiyor. Ağaçların konumu, toprak yapısı, Güneş ışığının gelme açısı, mevsimlerde çevredeki değişimler, ortalama rüzgar yönü ve kuvveti, deprem bölgenin derecesi, komşu yapıların sınırı, bina cephesi, çatı şekli, arazi eğimi, çevreden gelen ses düzeyi vb. gibi onlarca şey düşünülmektedir. Bunları kaç mimar ve/veya tasarımcı dikkate alıyor derseniz, maalesef herkesin işini düzgün yapmadığını belirtmek zorunda kalırız. Bir yapı tasarımı ve inşaatı için çevreye verdiği zararı en aza indirmek ve içeride yaşayacak/gezinecek insanların psikolojik sağlığını göz önünde bulundurmak bir şarttır. Bir odanın duvar boyası bile sizin üzerinizde bir etkisi olabilir.

251

Peki demin de bahsettiğimiz gibi bu Yeşil Mimarlık tam olarak nedir? Eğer özetlemek gerekirse, yeşil mimarlıkta çevreye en az zararı verecek, yapı malzemelerini en verimli şekilde kullanacak, yapıda kullanılacak alternatif enerji yollarını sağlayacak (Örnek: Güneş panelleri) bir yapı tasarım anlayışıdır. Bazı faydalarını yazımızın en sonunda paylaştık.

Tıpkı Mimarlığın ayrı tanımları olduğu gibi Yeşil Mimarlığının da farklı tanımları bulunmaktadır, ancak isminden de anlaşıldığı gibi, çevre-dostu yapılardan bahsedilmektedir. Böyle bir tasarım anlayışı hem çevremizi korumakla kalmaz, bütünüyle yaşam tarzımızı ve ülke ekonomisini etkilemektedir. Öyle ki, gelecek aslında karanlık ve pis şehirlerden değil, yeşil ve verimli yapılardan oluşacaktır (ya da en azından günümüz mimarları öyle olmasını hayal ediyorlar) . Yine de, geleceğinin mimarisi Yeşil Tasarımıdır (Green Design) diyebiliriz.

Burada daha fazla detaya girmeyeceğimiz için daha fazla bilgi edinmek isteyenler kaynaklarımıza göz atabilirler. Özellikle TED konuşmalarını dinlemenizi tavsiye ederiz [Kaynak 9] ve paylaştığımız PDF dosyalarını okumanızı isteriz [Kaynaklar 16 & 17]. Şimdi de birkaç tane örnek sunmak istiyoruz.

251
Nanyang Teknolojik Üniversitesi (Singapur)

251
Kaliforniya Bilimler Akademisi

251
Yeşil Çatıya Sahip Bir Bina (Şikago)

251
Yeşil Çatılı Aldar Marketi (Abu Dhabi)

251
Vancouver Batı Kongre Merkezi (Vancouver)

251
Los Angeles’ta Otoyol Üzerinde Bir Park Önermesi

251
Samoo Mimar Ve Mühendislerin Yeşil Çatı Üzerine Bir Çalışması

251
Kuzey Amerika’da Yeşil Bir Duvara Sahip Bir Yapı

251
© Kenneth M. Myner

Yeşil Mimarlık illa "Yeşil" midir? Yani çatısında ya da yanlarında yeşillik barındırıyor diye mi yeşil mimarlığa girmektedir? Bu her zaman doğru değildir. Mesela sırf Güneş enerjisi ile çalışan yapı tasarımları da bulunmaktadır ve bunlar Yeşil Mimariye girmektedir. Doğrusu Yeşil Mimarlık ve Sürdürülebilir Mimarlık iki ayrı alan gibi durmaktadır ancak ortak yönleri fazladır. Peki genel olarak Yeşil Yapıların ne gibi faydaları bulunmaktadır?

(1) Kentsel yaşam alanlarına değer katması.
(2) Binanın değerini artırması.
(3) Yapım aşamasında doğal çevre tahribatının en aza indirilmesi.
(4) Temiz teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesine ortam sağlaması.
(5) Hafriyat ile ortaya çıkan atık malzemenin değerlendirmeye alınması.
(6) Yeşil çatı uygulaması ile yağmur sularının arındırılması.
(7) Yağmur sularının kullanımı ile kanalizasyon sisteminin yükünü azaltma.
(8) Güneş enerjisinden yaralanma.
(9) Doğal ışıktan yaralanma.
(10) Yeşil katmanların güneş ışınlarını yansıtmaması ile sera etkisini oluşturan yansımaları azaltması.
(11) Enerji tasarrufu sağlaması.
(12) Yeşil katmanları ile oksijen üretmesi.
(13) İzolasyon sistemleri ile ısıtma soğutma maliyetlerinin ve karbondioksit salınımının azaltılması.

Kendimizi betondan ormanlar inşa ederek doğadan soyutladığımızı düşünürüz ancak bizler de doğanın bir parçasıyız, bu sebeple küresel ısınma, çevre kirliliği ve benzeri konularda önlem alıp daha sağlıklı bir geleceğe adım atabilmek için bu tarz gelişen teknolojiler ve mimari atılımlar gerekli olmaktadır.

“Kendi topraklarını mahveden bir ulus kendini de mahvetmektedir. Ormanlar yaşam alanımızın ciğerleridir, havayı temizler ve insanlarımıza taze güç vermektedir. ” (Franklin D. Roosevelt)

251


Yazan: Arsel Acar (Evrim Ağacı)

Kaynaklar Ve İleri Okuma:
  1. Wikipedia "Green Building" Makalesi
  2. My Florida Green Building
  3. Building Green
  4. MaxalConstruction
  5. Inhabitat
  6. Architecture
  7. HowStuffWorks
  8. WiseGeek
  9. TED Talks
  10. Wikipedia "Architectural Style" Makalesi
  11. Green Living
  12. PopUp City
  13. Wikipedia "Sustainable Design" Makalesi
  14. ArchDaily
  15. Yeşil Bina
  16. Mimarlar Odası
  17. Cedbik

kaynak: evrimagaci.org/fotograf/43/4660
Ağustos 2014

Engin Ergül @enginergul

Eylül 2014

Rıdvan Bayhan @ridvan_bayhan

Galileo Galilei


990


"Böyle etkilerin doğada nasıl gerçekleştiğini anlamak benim için gerçekten yorucu bir işti. Yine de sonunda çok işime yarayan bir şey keşfettim. Bir bakıma bu neredeyse inanılmaz bir şey. Demek istediğim, bizim için şaşırtıcı ve inanılmaz olan şeyler Doğa için öyle değil; çünkü bizim aklımızı sürekli şaşırtan şeyleri Doğa son derece basit ve kolay bir şekilde geçekleştiriyor; bizim için kavranması bile çok zor olan şeyleri O çok kolayca yapıyor. "


-Galileo-


Kimdir? : tr.wikipedia.org/wiki/galileo_galilei
Kasım 2014

Cem Turan @cemturan

KAMU VE BELEDİYE VANDALİZMİ

Böyle bir başlık atmak istemezdim ama gerçek bu. Kimi zaman yüz yüze konuşmama, kimi zaman üşenmeden mektuplar yazmama, kimi zaman da orada burada makalelerle dikkat çekmeme rağmen vahşice ve mekanikleşmiş bakışından halen taviz vermiyor kimileri.

177
Son yıllarda hızla, medeniyeti betondan legolar inşa etmekle bir tutan bir anlayış hakim oldu genelimizde: Ne kadar beton o kadar inkişaf etmiş sayanlar var kendini. Özellikle inşaat sektöründe yer alan ve dolayısı ile kamu ve belediyelerde de hakim olan görüş gereği, boş bir arsa gördü mü, iştahı kabarıp ağzından sular saçarak saldırıyor bazı meslektaşlarım.

Hangi arazinin boş olduğu da sakat bir konu. Boş arazi demek, "üzerinde insan olmayan" demek onlar için. Şehir kuracağız diye zorla ellerinden topraklarını aldığımız hiçbir canlıya en ufak bir saygımız yok.

177
Bu sahneleri genişleyen İstanbul alanlarında ve "şehirleşmenin betonlaşma olduğunu batı şehirlerinden kurs alan yeni iştahlı" Anadolu şehirlerimizde sıkça görüyorum. Daha bir iki yıl önce, Toplu Konut İdaresi tarafından ilk etapları yapılıp teslim edilen ve bir milyon insanın yaşaması öngörülen "Yeni İstanbul'un çekirdeği" projesini görmeye gittiğimde yoluma bir tilki ve tavşan çıkmış, ne yapacağını bilmez halde evleri olmaktan hafriyat alanına dönüşmüş toprak tepelerinin arasında yitip gitmişlerdi.

Bu konuyu, her biri farklı açıdan olmak üzere farklı yazılarda yeniden ele alacağım. Çünkü bu değil yaşam, bu değil medeniyet ve erdemli insan olmak. İnsanlık, iş makinelerinin azman dişleriyle hayatlar karartıp, kendinden başkasını görmeyecek kadar bencil ve bunu da rant için yapan bir yok edici yaratık olmak hiç değil. Hiç şüpheniz olmasın, eğer para veren hayvan ya da bitki familyasından birileri olsa, inşaat sektörümüz onları da birden düşünmeye başlar; bugün gazeteleri, bilboard'ları doldurup taşıran ve cennet gibi bir yaşam vaad eden inşaat projeleri onlar için de gerçekleştirilirdi. Maalesef para veremiyorlar ve bundandır, rant dünyasının değil öznesi, belirtili ya da belirtisiz, nesnesi bile olamıyorlar.

177
Resimlediğim bir örnek ile huzurunuzdayım: İstanbul-Edirne otoyolunun, Mahmutbey gişelerinden sayılı dakika mesafe sonrası. İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) tarafından ihale edilmiş küçük bir kavşak düzenleme çalışması. Fotoğrafları belirli bir mantığa göre derlemeye çalıştım. Sırasıyla baktığınızda göreceğiniz gibi, daha önce de İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI tarafından dikilen gencecik fidanlarla donanmış yol kenarları. Bundan dolayı belediyeyi çok takdir ediyorum, gerçekten yeşil alan üretimi konusunda duygulandıran, takdire değer bir irade ortaya koydu. Bunu mutlaka siz de etrafınızda yoğun olarak hissetmişsinizdir, son yıllarda. Bu hislerime rağmen, birilerinin objektif olması gerekir ve mesleki olarak bu benim boynumun borcu, analiz edip sonucunu söyleyeceğim:

Resimlere baktığınızda, daha yeni yeni kendini bulan, bulundukları yerin birer parçası olan genç fidanların yüzlercesinin, bir yol genişletmesi sırasında nasıl "katledildiğini" görmenizi istiyorum. Birkaç günlük çalışma sonrasında devasa boyutta hafriyat kamyonlarının hayata henüz tutunmuş, bizim göremeyeceğimiz on yıllar sonrasında bile nefes vermeye hazırlanan bu körpecik fidanların üzerine nasıl moloz yağdırdığını, diri diri toprağa gömdüğünü anlatsın size bu resimler.

Ben bu resimleri çekerken tesadüfen yolun karşı kıyısındaki bodur yeşillikler arasında belki on tane sincap yavrusunu, oynaşırken gördüm. Karbon monoksit oranı ve gürültü kirliliği yüksek olan, yol kenarındaki küçük bir çalılık alan içine sıkışmış da olsalar, mutluydular. Ta ki, "herşeyi çok iyi bilen", dinamikten fiziğe, akışkanlara ve mekaniğe kadar fakültelerinde konuları yalayıp yutmuş ama "canlıya saygı", "insan olma hakikati", "çevresel emanetler", "etik ve varoluş" gibi derslere müfredatlarında hiç yer verilmemiş mühendis abileri veya ablaları, onları sıradan bir tuğla gibi birer meta olarak görüp Azrail'leri oluncaya kadar.

177
Kaç saat alırdı, daha kök salmamış, bel hizasına ancak gelen belki yüz fidanı edeplice, insani erdemlere yaraşır şekilde toplatmanız, bir başka yere aktarmanız? Trilyonluk bütçenin içinde çekirdek parası eder miydi, bunun maliyeti, söyleyin! Fakat ölçülemeyecek kadar büyük bir değere sahip olurdu "eşref yaratılmış insan" olarak eğer civata ile nefes olan fidanı, börtü böceği bir tutmasaydınız ama olmadı...

Medeniyet, betonlara mahkum etmek değildir, kendini.
Medeniyet, hayatı bir kendinden ibaret sayacak kadar bencillik de hiç değil.
Medeniyet, cetvelle, makinelerle, CAD programları ile kurulacak bir olgu da değil, üzgünüm.
Medeniyet farkında olmaktır önce kendinin ve sonra hayattaki yerinin. Kendi uğruna kasdetmemektir sebinin, bihaber masumun, senden çok zikredenin hayatına.
Medeniyetin lokomotifi, beton külçeler gibi her an yıkılıp yerine başkası dikileceklerle uğraşmak değil yıkılmayacak kadar sağlam düşünceler, değerler üzerinde büyüyebilmektir.

Ve medeniyet, "Emin" olabilmektir, cümle varlık için. Tıpkı kelamda, tabi olduğunu söylediğin, vahşetin içinde insanlığı öğreten Rehberin gibi. Oysa sen şimdi nelere imza atıyorsun, nelere sebep oluyorsun, bir gör.

Cem TURAN
Kasım 2014

Şaman @chamacon

Üç nükleer reaktör gücünde güneş enerjisi santrali. Tehlike:0 Atık:0

1264

Dünya’nın en büyük güneş enerjisi santrali, ya da bir başka deyişle güneş çiftliği aktif hale getirildi. 'Topaz Solar Farm' adlı güneş enerjisi santrali, 550 megawatt kapasiteye sahip olma özelliğiyle rekortmen bir santral. 9,5 mil kare genişliğe sahip olan ve Kaliforniya’nın Carrizo Ovası’nda yer alan güneş çiftliği, 160.000 eve elektrik sağlıyor. Aynı megawatt'a sahip bir termik santralin günde ortalama 5500 ton kömür yaktığını ve güneş enerji sisteminin üretim maliyetinin sadece bakımları olduğunu hatırlatmakta fayda var.

2015 yılında SunPower’ın 'Solar Star' adlı güneş enerjisi santrali, bu unvanını elinden alana kadar Topaz Solar Farm, bu alandaki rekoru elinde bulunduracak. Solar Star, seviyeyi 579 megawatt’a çekerek çıtayı biraz daha yükseltmeyi hedefliyor. Kaynak: Techno-Labs


kaynak: facebook.com/fizikist? fref=photo
Aralık 2014

Ece Naz Sonat @lorquina

Gidilesi

Victoria Şelalesi Şeytan Havuzu (Afrika)
Gidilip yüzülesi.

1133

Mara Nehri (Kenya)
Nehri geçerken dövüşen çılgın hayvanları izlenesi.

1133

1133

Blue Grotto (Capri)
Sarhoş olup dalınası.

1133

Aşk Tüneli (Ukrayna)
Manitayı alıp yürünesi.

1133

Preikestolen Uçurumu (Norveç)
Eline birayı alıp ucuna oturulası.

1133

Wisteria Tüneli (Japonya)
İçinde koşturulası.

1133
Daha fazla

62 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Doğal Yaşam

111 Kullanıcı   20 Soru   51 Yanıt

Doğa Olayları

37 Kullanıcı   23 Soru   54 Yanıt

Deniz Canlıları

11 Kullanıcı   14 Soru   19 Yanıt