Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ekoloji

Doğal Yaşam

Ekoloji (veya çevre bilimi ya da çevrebilim), canlıların birbirleri ve çevreleriyle ilişkilerini inceleyen bilimdir. Ekosistemse canlı ve cansız çevrenin tamamıdır. Ekosistemi de abiotik faktörler (toprak, su, hava, iklim gibi cansız faktörler) ve biyotik (üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar) faktörler olmak üzere iki faktör oluşturur.

Mayıs 2016

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dünya denizlerindeki büyük ekolojik sorun: İstilacılık

16769

Değişen şartlara bağlı olarak kendi yaşam alanından farklı alanlara yerleşen türler, ekolojik dengeleri değiştirip yeni şartların oluşmasını sağlıyor. Bu, yepyeni ve önemli güncel ekolojik sorunlardan birisini oluşturuyor. İstilacı türlere dair yeni bilgiler edinmenin tam zamanı.

İstilacı tür nedir?
Doğal olarak yaşadıkları yerlerden çeşitli sebepler nedeniyle başka yerlere göç eden ya da yaşam alanını genişletmek suretiyle yeni yerlerde yayılım gösteren ve kendilerine göç ettikleri yeni lokasyonlarda da yaşam alanı kuran canlılara istilacı tür denir.

İstilacı olarak tanımlanan türlerin göze çarpan özellikleri nelerdir?
Bu canlıların genel özelliklerine bakıldığında genellikle uzun süre yaşadıkları, kısa süre içinde büyüyerek üreme çağına geldikleri, bir seferde fazlaca yumurta bırakabildiklerine, içinde yaşadıkları suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine toleranslarının fazla olduğunu görebiliriz. Belirtilen bu özellikler, türlerin sucul ortamlarda baskın hale geçmelerinin temel sebebidir.

16769


Neden bu canlılara istilacı tür denir?
Belirli bir yaşam alanından başka bir yere göç eden türler, yeni yaşam alanlarındaki çevresel şartlara bağlı olarak kendi yaşam alanlarındakinden daha farklı bir üreme ve yayılma hızına sahip olurlar. Aynı zamanda, yeni yaşam alanlarındaki ortamın beslenme sistemine de dahil oldukları ve belirli bir grubu tüketip kendilerini tüketerek hayatta kalan bir canlı türünün neredeyse olmaması sebebiyle o alanda baskın haline gelirler. Böylece yeni yaşam alanlarındaki ekosistemin içinde işgalci konuma düşerler.

İstilacı türler, dahil oldukları yeni ekosistemlerini nasıl etkilerler?
Yeni yaşam alanları içinde yeni olan ve istilacı olarak tanımlanan türlerin yeni ekosistemleri içindeki etkileri temel olarak iki şekilde incelenebilir: ekolojik ve ekonomik yararlar ile zararlar.

İstilacı türlerin ekolojik zararları, yeni yaşam alanlarında halihazırda var olan canlıların yaşam döngülerine, beslenmelerine, üremelerine ve rutin yaşam alışkanlıklarına müdahale ederek onların kendi yaşam alanları içindeki etkinliklerini kısıtlayarak yok olmalarına neden olarak tanımlanabilir. İstilacı türler, yeni yaşam alanlarındaki ekonomik değeri olan türlerin popülasyonları üzerinde de baskınlık kurarak balıkçılığı da olumsuz etkiler.

Çeşitli evrelerde ve formlarda istilacı türlere besin olan yerel türler yada istilacı türlerin sahip olduğu ve toksik özelliği gösteren salgılarla ölen canlılar, bölgedeki popülasyonların dengesinin bozulmasına ve istilacı türlerin sayılarının artarak daha baskın bir hale gelmelerine neden olur.

Çevresel etkilerin yanında istilacı türlerin yeni alanlarına genetik etkileri de söz konusudur. Bölgedeki türlerle yapılan çiftleşmeler, yerel türlerin soylarının saflığını tehlikeye atarken yeni melezlerin oluşmasına da neden olur. Genetik materyalde meydana gelen değişmeler, yerel türlerin soylarının devamının sürdürülme olanağını azaltırken doğal davranışların da değişmesine neden olabilir.

16769

Bununla birlikte, istilacı türler kendileriyle birlikte vücutlarının üzerinde ya da içinde daha küçük canlıları, algleri, parazitleri, bakterileri ve virüsleri de taşırlar. Mikro boyuttaki yabancı tür taşınımı, su içindeki biyolojik dengenin daha küçük basamaklardan itibaren bozulmasına neden olduğu gibi istilacı türün yeni geldiği bölgenin doğal koşullarının geri döndürülemez şekilde hasar görmesine zemin hazırlar.

Fakat istilacı olarak tanımlanan türler, aynı zamanda belirli bir ortamda istenmeyen etkilerin yok edilmesinde de aktif olarak kullanılabilir.

İstilacı türlerin ekonomik yararları ise tüketimlik su ürünleri tedariği, yetiştiriciliği ve avcılığı için yüksek verimli türlerin daha az enerji harcanarak daha yüksek verimle elde edilmesi ve pazara sunulması olarak kabul edilebilir. Daha önce bölgede yaşamayan ve orada istilacı olarak tehlike arz eden türlerin ortamdan düzenli olarak çekilmesi, denizlerdeki popülasyon dengesinin sağlanmasına da katkı sağlar.

İstilacı türler nasıl yayılır?
Türlerin kendi yaşam alanlarından başka bir alana yayılmalarının ve kendilerine yeni yaşam alanları edinebilmelerinin farklı yolları vardır. Bunlar farklı fiziksel parametrelere sahip denizler arasında açılmış olan kanallar, farklı denizel ortamlardan geçen gemilerin balast suları ya da gövdelerine tutunarak, araştırma labaratuvarlarının doğal su kütleleriyle olan etkileşimleri sayesinde olabilir. Bunun yanında aşılama ve taşıma metodları da canlıların yeni yaşam alanlarında istilacı tür olarak tanımlanmalarına neden olur.

Farklı ekolojik çevreler içindeki canlıların başka yerlerde yayılım göstermesinin en önemli ve dikkat çeken bir kaç örneğini Süveyş Kanalı vasıtası ile Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçişler, gemilerin balast suları ile Atlantik Okyanusu'nun iki yanındaki taşınımlar ve kapalı sistem deniz akvaryumları için özel olarak üretilmiş canlıların doğal deniz ortamına karışması sayılabilir.

16769

Yayılım gösteren istilacı türler nasıl temizlenir?
Fiziksel, kimyasal yada biyolojik yoldan tür temizliğinin yapılmasının farklı metodları vardır. İstilacı türün doğal tüketicisini aynı ortama koymak doğal ve doğru bir çözüm olarak düşünülse de yeni bir baskın türün oluşmasına neden olabildiği için iyi bir araştırmanın neticesinde bu yola başvurulmalıdır.

Canlının türüne göre fiziksel avcılık, istilacı türlerin ortamdan uzaklaştırılması için iyi bir yöntem olsa da, balıkçılık faaliyetleri de biyolojik temizliğin yapılmasında farklı bir alternatif olarak düşünülebilir.

Kıyı ve ticari balıkçılara verilecek eğitimlerle istilacı türlerin avlanması ve avcılığının yapılmasının ardından izlenecek yolların öğretilmesi, bu türleri tüketen ülkelere ticari olarak pazarlanması için sürdürülebilir bir çözüm olarak sunulabilir. Özellikle Akdeniz'de son yıllarda fazla miktarda yayılım gösteren balık balığı ve aslan balığının Uzak Doğu'da sıklıkla türketildiği göz önüne alındığında bu türler yurt dışına ihracat için iyi birer kazanç kaynağı olabilir.

Dünya üzerinde değişen ekolojik koşullar, canlıların yaşamada adapte oldukları yerlerden daha farklı yerlerde de yaşamalarına imkan tanıyacak hale geliyor. Yayılım alanlarındaki değişimler türlerin soylarını devam ettirebilmelerini de etkiliyor ve yalnızca güçlü olan türler, yaşam alanlarını işgal eden yeni türler ile yaşamayı başarabilecek.

Peki biz bu değişikliği fırsata çevirebilecek miyiz? İşte yanıtını aramamız gereken en büyük soru bu.




Aralık 2015

Denizden Babam Çıksa  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sivrisinek mücadelesinde balıkların kullanımı: Gambusia affinis

7740

Çevresel şartların etkisiyle dolmaya başlayan göller, bir süre sonra çeşitli böceklerin ve sineklerin üremeleri için uygun koşulları sağlamaya daha da elverişli oluyor ve bu tür su birikintilerinin olduğu yerlerde, başta sivrisinek olmak üzere pek çok canlının popülasyonunda ciddi artışlar gözleniyor.

Üreme ve çoğalma içgüdüsü, doğal ekosistemin önemli ve vazgeçilmez bir parçası olsa da, bu gerçek bazen başka canlıların yaşam alanlarını tehdit eder hale geliyor. İşte bu aşamada, özellikle sivrisinek gibi türlerin sulara bıraktıkları yumurtalardan doğal bir şekilde kurtulmak için bazı balıklar devreye giriyor.
Böcek larvaları ve yumurtaları, herhangi bir suda yaşayan her balık için potansiyel bir besin kaynağı olmakla birlikte, özellikle bir balık bunlarla özel olarak ilgileniyor: Gambusia affinis.

Dünya çapında sivrisinek balığı olarak bilinen ve Amerika kökenli olan G. affinis'in ekosistem içindeki doğal besinini, sivrisineklerin su yüzeyine bıraktığı ve içinde larvalar olan yumurtalar oluşturur. Sivrisineklerin yoğun olarak üreme eğilimi gösterdiği durgun sulardaki sivrisinek mücadelesi için aktif olarak kullanılıyor. Sivrisineklerin aktif sıtma vektörü olduğunu düşünürsek, kontrol altında tutulduğu sürece sivrisinek balığının ekosistem içindeki yeri önemli görünüyor.
7740

Sivrisinek balığı, çok farklı su koşullarını tolere edebilen, farklı sıcaklıklar ve pH derecelerinde yaşayabilen dayanıklı bir balıktır. İlk bakışta kuzenleri Lepistes balıklarına benzedikleri düşünülse de lepistesler gibi gösterişli renklere ve desenli kuyruklara sahip değildirler. Ağızları, su yüzeyinin hemen altında yer alan larvaları daha rahat yiyebilmek için yukarı doğru dönük şekilde (mandibular) evrimleşmiştir. Doğadaki pek çok türde görüldüğü gibi erkekleri dişilerinden daha küçüktür ve sürü halinde yaşama alışkanlıkları vardır.

Yaşam alanlarına yakın yerlerdeki göllerdeki sivrisinek mücadelesinde önemli bir rol oynasa da, G. Affinis'in yayılımına dikkat edilmesi gerekir. Çünkü belirli bir su kütlesine adapte olduktan sonra, orada kolayıkla ürerler ve bu, bazen balığın popülasyonunun içinde yaşadığı çevrede baskın olmasına neden olabilir. Uygun koşullarda, balıklar 20 - 25 günde bir yavrulayabilirler. Loş ortamları severler. Özellikle Marmara bölgesinin Sakarya bölümüne özgü bir balık olanAphanius villwocki'nin soyunun tehlikeye girmesinde sivrisinek balığının etkisinin olduğu düşünülmekedir.

Balığın bilinçsizce göllere aşılanmasının ardından artan popülasyon, besin olarak sadece sivrisineklerin değil göldeki diğer balıkların yumurtalarını da tüketmeye başlamış, böylece sivrisinek balığı göllerde baskın tür haline gelmeye başlamıştır.

Yavrularını canlı doğururlar ve dişilerin doğurduğu yavruları onları yeme eğilimi gösterirler. Genel halleri agresiftir ve bir arada yaşadıkları diğer türler üzerinde baskın olma eğilimleri vardır.

Bu yazı,Kaan Uğrasız (@travego) tarafından denizdenbabamciksa.com için yazılmıştır.
Aralık 2015

Belgi Saygı  yeni bir  gönderide  bulundu.

Güneş Gördükçe Hayat Bulan Yosun Bazlı Mürekkep

Tabii ki silmeden çizebilenlere özel bir kalem.. İlginizi çeker diye düşündüm. .
bigumigu.com/haber/gunes-gordukce-hayat-...
Haziran 2015

Seyda Kartal  yeni bir  gönderide  bulundu.

DÖNÜŞEN KİTAP

978

Kulağa harika geliyor değil mi?
Arjantin’de çocuk kitapları basan yayınevi Pequeno Editor “TreeBookTree” isimli yeni kitabını özel bir şekilde basmış. Doğaya zarar vermeyen mürekkep ve yapıştırıcı kullanılan kitaba mavi tropikal ağaç tohumları yerleştirilmiştir.

978

978

Bu projeyle ağaçtan kağıt elde etme süreci tersine çevrilmiş, gerçek bir kitaba dokunma hissi, nasıl bir ağacın kağıda dönüştüğü çok güzel anlatılmıştır.
Doğadan aldığınız emaneti, doğaya iade etmiş olmanız ise projenin en muazzam tarafı.



978
Nisan 2015

Ayhan Şimşek, bir soruya yanıt verdi.

Permakültür yaşantı mümkün müdür?

Sağlam bir banka hesabı veya ek gelir yoksa Permakültür yaşantı bana hikaye geliyor.
Ocak 2015

Seçkin Şahbaz, bir soruya yanıt verdi.

Ekolojik ayak izi nedir? Nasıl belirlenir?

Ekolojik ayak izi yürürken yerde bıraktığımız ayakkabı izimiz gibidir. Yaşamsal faaliyetlerimiz sonucunda nefes alıp verme dahil, doğaya bıraktığımız karbon miktarının boyutu ile ölçülür. Ne kadar küçük ayak izi bırakırsak o kadar doğayı korumuş oluruz.
Ocak 2015

ksa, bir soruya yanıt verdi.

Ekolojik ayak izi nedir? Nasıl belirlenir?

Bir başka örnek vermek gerekirse, ki bu bir lise Tübitak projesi
Eğitim seviyesine göre ekolojik ayak izi araştırılıyor, konu kısaca Medeniyet seviyesi yüksek sayılan yani okumuş kesimin çok bulunduğu yer ile, okumuş kesimin anlamlı bir fark olarak daha az olan yerlerde, yerlere atılan çöp miktarı ve çöp çeşitleri araştırılıp gözlemleniyor.
Medeniyet seviyesi daha az olan yerlerde daha fazla çöp ve daha fazla sokak kirliliği söz konusu olarak deney sonuçlanıyor.
Umarım bu vermiş olduğum örnek bir şeyler uyandırmıştır.
Ocak 2015

Ahmet Caner Sönmez, bir soruya yanıt verdi.

Ekolojik ayak izi nedir? Nasıl belirlenir?

Ekoloji konusunda çok kapsamlı bir geçmişim olmadığı için yanıtım kısa olacak. Çok tatmin edici olamayacağım için af buyurun.
İnternette küçük bir araştırma ile bulduğum bir bilgiyi paylaşayım. Ekolojik ayak izimizin sonuçlarına göre, dünyadaki tüm ülkeler Birleşik Arap Emirlikleri gibi hayat sürerse 5 dünya; Avrupa'daki bir ülke gibi hayat sürerse 3.5 dünyaya daha ihtiyacımız olacağı vurgulanmış.
Burada benim yorumum şöyle: Doğu-batı farketmiyor, genel anlamda tüm dünyadaki ülkeler şu anlık yaşayabileceğimiz tek yerimiz olan dünyamızın içine ediyor!
"Ekolojik ayak izi" kavramı ise bir bilimsel ölçüt olarak, tükettiğimiz kaynakların yerine konması bağlamında dünyanın yenilenme gücüne kıyasla bizim için gerekli olan hava, kara ve su kütleleri miktarı şeklinde geçiyor.
Yani, kirlenmiş olan 1metreküp havanın temizlenmesi için kaç ağaç gerekiyor gibi bir soruya karşılık, "yeryüzünde buna yetecek ağaç şu an var mı? Yeryüzünün kendi kendisini yenilemesi devam ediyor mu? " gibi sorularla cevap vermek oluyor.
Kaynak site şudur:
yedirenkyediiklim.org/ekolojik_okul/ind...

Konuyla ilgili derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler için de güncel bir makale bulmak istedim. Geçen yıl Endüstriyel Ekoloji dergisinde yayınlanmış. Makalede "Yaşam döngüsüne etki değerlendirmesi"nde Ekolojik Ayakizi yönteminin kullanışlılığı anlatılıyor.
onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/jie. . .
Ağustos 2014

Rasih Uğur Uyanık, bir soruya yanıt verdi.

Dünya'da sürdürülebilir ekolojik yapılar nerelerde, ne kadar mevcuttur?

portlandbps.com/gis/gda/index.html

www2.buildinggreen.com/blogs/google-ear...

Bulabildiğim kaynaklar amerikadaki örnekleri gösteriyor ama son zamanlarda konunun popülerleşmesiyle dünyanın pekçok yerinde örnekleri var ve gün geçtikçe çoğalıyor. Avantajları saymakla bitmese de potansiyelinin çok altında kalsa bile Türkiyede de örneklerini görmeye başladık.
Bu konuda benim bildiğim en iyi örnek ise Almanya Freiburg

radikal.com.tr/dunya/temiz_enerjinin_ba...
Ocak 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Taksim Gezi Parkına ne yapılsa hoşunuza gider?

Bir şehrin en önemli parkına ne yapılması gerekiyorsa o yapılabilir. Şu yapılsın diye görüş bildirebiliriz ama aslında sanatçıların ve peysaj mimarlarının konusu. Her şehrin, hatta her şehirdeki belli semtlerin bir karakteristiği vardır. İstanbul'daki bir parkı işlemekle Ankara'daki bir parkı işlemek farklıdır. Bir metropolün merkez parkıyla, bir taşra şehrinin parkını işlemek de farklıdır. Ama genel kabul görmüş şeyler de vardır. Kanal B'de, bir mimar olan Nejat Yavaşoğulları, Üsküdar'da yapılmış veya düzenlenmiş bir parkı eleştirmişti. Parkın etrafı demir korkuluklarla çevrilmiş ve sadece belli yerlerden giriş verilmiş. -Bu anlamda- parkların (lunapark değil tabii) rahat girilebilen yerler olması gerektiğini belirtmişti.
Aralık 2013

Onur Tayfun, bir soruya yanıt verdi.

Taksim Gezi Parkına ne yapılsa hoşunuza gider?

Park olarak, direnişimizin temsili olarak kalmalı bence. .
Daha fazla

18 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.