Bilmek istediğin her şeye ulaş

Ekonomi Terimleri

Ekonomi

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Ekim 2016

Rıdvan Sözen  yeni bir  gönderide  bulundu.

Para Basarak Neden Borçlarımızı Ödeyemeyiz ?

Hepimiz zamanla merak etmişizdir, ''niye para basmıyoruz ki abi ?'' Zaman zaman duyduğumuz bu absürt fikir neden  yanlıştır ve  Merk...
Ekim 2016

Rıdvan Sözen  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ölü İktisatçılardan Yeni Fikirler -Todd G. Bucholz

Bucholz bu kitapta Ekonominin matematiksel karmaşık yapısını bir kenara bırakıp ekonomi teorilerini günümüz örnekleriyle birlikte ...
Ekim 2016

Rıdvan Sözen  yeni bir  gönderide  bulundu.

Asgari Ücretin Ekonomiye ve İşsizliğe Etkisi

Asgari ücreti arttırma politika özelikle genel seçimlerde bir çok parti tarafından dile getirilen bir konu olmuştur.Sendikalar ve ...
Mart 2016

Akin, bir soruya yanıt verdi.

Dolar gün içinde nasıl çok çabuk değişiyor? Nelerden etkilenir?

Şu an için gördüğüm kadarıyla:
1. Fed'in faiz politikası
2. Çin'in büyüme durumu
3. Ilk maddeyle bağlı AB ve ABD ekonomik toparlanma diyebilirim
Aralık 2015

Mozambik_prensi  yeni bir  gönderide  bulundu.

Vergi Hukukunda Süreler

VERGİ HUKUKUNDA SÜRELER
1) GİRİŞ
Hukuk kurallarının uygulanmasında başlangıç ve bitişin ne zaman olacağı büyük önem taşır. Vergi hukukunda ise süreler pek çok amaca hizmet etmektedir. Süre, bir hakkın kullanılması veya yükümlülüğün yerine getirilmesi için ilgiliye konuyu düşünme, araştırma, değerlendirme, karar verme ve hazırlık yapma imkanı verir. Vergi hukuku, vergilendirme sürecinde devlet ile birey arasındaki ilişkiyi düzenler.İdare hukukunda devlet bireyler karşısında bireylerden üstün yetkilerle donatılmıştır. Bu yetkiler devletin yerine getirmesi gereken görevleri icra ederken kolaylık sağlamaya yöneliktir.
Hukuk devleti ilkesi gereği bireylerin hakları kanunlarla devlete karşı korunur.Devlet uygulamalarında kanunlara uymak zorundadır. Vergi hukukunda da kanun koyucu süreler ile ilgili Vergi Usul Kanununda düzenlemeler yapılmıştır. Vergi Usul Kanununda “Vergi muamelelerinde süreler vergi kanunları ile belli edilir. Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder. ”Kanun koyucu bu maddeyle süreler ile ilgili herhangi bir tereddüte yer bırakmamıştır.
2) SÜRELERİN SINIFLANDIRILMASI
Süreler, süreyi koyan devlet organı, hukuku nitelikleri , ifade edildikleri zaman birimi, ilgili bulundukları kişiler gibi çeşitli ölçütler kullanılarak sınıflandırılmaktadır. Vergi hukukunda süreler ile ilgili hükümlerin temel kaynağını Vergi Usul Kanunu oluşturmakla birlikte İdari Yargılama Usulü Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulama alanı bulmaktadır. Süreleri genel olarak şu şekilde sınıflandırabiliriz:
· Organik sınıflandırma bakımında süreler
· Hukuki niteliklerine göre süreler
· Maddi vergi hukukuna ilişkin süreler-Şekli vergi hukukuna ilişkin süreler
A) Organik Sınıflandırma Bakımından Süreler
Organik sınıflandırmada süreyi koyan devlet organına göre yapılmaktadır. Vergi Hukukunda süreler yasama organı, yürütme organı ve yargı organı tarafından saplanabilmektedir. Bu doğrultuda süreler, kanuni süreler, idari süreler ve yargısal süreler ayrımı yapılabilir.
1) Kanuni Süreler
Kanuni süreler, gerek vergi, harç ve resimlere ilişkin vergileme hükümleri koyan maddi kanunlarda, gerekse vergilerin tarh, tahakkuk, tahsil ve zamanaşımı gibi usule ilişkin hükümler koyan usul kanunlarında yer alan sürelerdir. Kanuni süreler vergi kanunlarıyla konulmuş sürelerdir. Bu süreler , kanunda aksine bir hüküm yoksa vergi idaresi ve yargı mercilerince değiştirilemez.
2) İdari Süreler
Vergi Usul Kanunu’nun 14. Maddesine göre vergi kanunlarında açıkça yazılı olmayan hallerde, 15 günden aşağı olmamak üzere ve ilgiliye tebliğ edilmek şartıyla idarece belirlenen sürelere idare süreler denilmektedir.İdari süreler vergi işlemlerinin tamamlanabilmesi için idarenin bilgiye veya belgeye ihtiyaç duyduğu ve kanunda açıkça bir süre belirtilmemiş olması halinde uygulanmaktadır.
Vuk’un 14/2 fıkrası idarece verilecek sürenin alt sınırını 15 gün olarak belirlemekle beraber, bazı hallerde kanun idari sürenin alt sınırını 15 günden fazla olarak belirlemiştir. Örneğin; Vuk’un 146. Maddesi uyarınca, arama dolayısıyla muhafaza altına alınan defterlere kaydedilemeyen işlemlerin defterlere ikmali için mükelleflere verilecek sürenin 1 aydan az olmaması gerektiğini öngörülmektedir.Benzer şekilde, Vuk’un mükerrer 28. Maddesi uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığı beyannamelerin verilme ve ödeme sürelerinin son gününü, kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirlemeye yetkili kılınmıştır.
3) Yargısal Süreler
Vergi uyuşmazlıklarının yargı organlarınca çözümü aşamasında gerekli olduğu hallerde yargı organlarınca, belli işlemlerin yapılmasını sağlamak üzere, ilgililere tebliğ edilmek suretiyle belirlenen sürelere denilmektedir. Bilirkişi incelemesi için verilen süre, bir belgenin ibrazı için verilen süre örnek olarak verilebilir. Danıştay, idare ve vergi mahkemeleri istenen bilgilerin haklı sebeplerin mevcudiyeti sebebiyle süresi içinde verilemediği hallerde bu süre bir defaya mahsus olarak uzatılabilir.
B) Hukuki Niteliklerine Göre Süreler
Bu sınıflandırmada, sürelere uyulmaması halinde doğacak hukuki sonuçlar, uygulanacak yaptırımlar ölçüt alınmaktadır. Buna göre süreler;
· Hak düşürücü süreler
.Vergi ödevleri ile ilgili süreler
· Müsamaha süreleri
· Zamanaşımı süreleri
· Düzenleyici süreler
1) Hak Düşürücü Süreler
Hak düşürücü süreler, geniş manasıyla, hukukta bir hakkın kullanılması için kanun veya mahkeme tarafından katiyetle verilmiş olan müddettir ki, hak kullanılmaksızın geçirilmiş olduğu takdirde, hakkın mevcudiyeti son bulur. Hak düşürücü sürelerin konulmasının amacı, uzun bir zaman dilimi içinde kullanılmayan hakların sonradan kullanılmasının objektif iyiniyet kurallarına aykırı olmasıdır. Örnek olarak uzlaşmaya başvurma süresi, dava açma süresi, vergi hatasının mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, yapılan düzeltmenin mükellefe tebliğinden itibaren 1 yıl içinde parasını geri almak için üzere başvuruda bulunmaması halinde hakkının düşmesi verilebilir.
2) Vergi Ödevleri İle İlgili Süreler
Vergi Usul Kanunda ve diğer vergi kanunlarında düzenlenmiş vergi ödevlerinin yerine getirilmesi ile ilgili sürelerdir.Ancak burada hak düşürücü sürelerdeki gibi bir hak kaybı söz konusu olmayıp bir yaptırımla karşılaşma söz konusudur. İşe başlama başlamanın bildirilmesi, işi bırakmanın bildirilmesi, beyannamelerin verilmesi gibi işlere ilişkin süreleri örnek verilebilir.
3) Müsamaha Süreleri
Vergi kanunlarında belirlenen süreler içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen, fakat sonradan pişman olan iyi niyetli yükümlülere yönelik olarak kabul edilmiş sürelerdir. [7]Pişmanlık ve ıslah müessesi ve indirim yoluna başvurma örnek verilebilir.
4) Zamanaşımı Süreleri
Geçmesiyle vergi idaresinin veya yükümlüsünün çeşitli haklardan yoksun kalmasını sağlayan hak düşürücü sürelere benzeyen sürelerdir. Hak düşürücü sürelerden farklı olarak, zamanaşımı süresinin geçmesiyle hak tamamen ortadan kalkmamakta ancak hakkın cebren kullanımı veya dava konusu yapılabilmesi imkanından yararlanılmamaktadır. [8] Vergi Hukukunda tarh zamanaşımı ve tahsil zamanaşımı olmak üzere iki zamanaşımına yer verilmiştir. Tarh zamanaşımı Vuk’ta vergi tarh zamanaşımı, ceza tarh zamanaşımı, düzeltme zamanaşımı olarak düzenlenmiştir. Tahsil zamanaşımı ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlemiştir.
5) Düzenleyici Süreler
İdare ve yargı organlarının görevlerinin gereği olan bazı işlemleri belirli süreler içinde yapmaları için konulan sürelerdir. Bu sürelere uyulmaması durumunda herhangi bir yaptırım yoktur. Fakat idare ve yargı organlarının keyfiliğini önlemek amaçlanmaktadır. Posta ile gönderilen beyannamelere ilişkin tarhın 7 gün içinde yapılması, veraset ve intikal vergisinin 15 gün içinde tarhı örnek olarak gösterilebilir.
C) Maddi Vergi Hukukuna İlişkin Süreler ve Şekli Vergi Hukukuna İlişkin Süreler
Maddi vergi hukuku vergi alacaklısı olan devlet ile borçlusu durumunda bulunan mükellefler arasındaki vergi ilişkisinin bütününü ortaya koyan kurallardır. Bu çerçevede vergi borcunun ortaya çıkması ve sona ermesine ilişkin tüm ilke ve kurallar bu ayrımın konusunu oluşturur.
Vergi hukukunda yer alan süre hükümlerinin önemli bir bölümü şekli vergi hukukundadır. Vergi uygulamalarının usulu ayrıntılı olarak kanunlarla belirlenmiştir. Vergi Usul Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve İdari Yargılama Usul Kanunu Türk Vergi Hukukundaki süreleri ayrıntılı olarak belirlemiştir.
3) SÜRELERİN HESAPLANMASI
Sürelerin hesaplanması yetki ve hakların kullanılabilinmesi için önem taşımaktadır. Sürelerin nasıl hesaplanacağı VUK’un 18.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;
· Süre gün olarak belirtişmişse, başladığı gün hesaba katılmamakta ve son günün tatil saatinde biter.
· Süre hafta veya ay olarak belirtilmişse başladığı güne son hafta veya ayda karşılık gelen günün saatinde biter.
· Sürenin bittiği ayda, başladığı güne karşılık gelen bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde bitmektedir.
.Sürenin sonu belli bir gün olarak belirlenmişse, süre o günün tatil saatinde bitmektedir.
· Resmi tatil günleri süreye dahildir.Ancak, sürenin son günü resmi tatile rastlarsa tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatinde bitmektedir.
AATUHK’nın 8. Maddesine göre, aksine bir hüküm bulunmadıkça AATUHK’daki sürelerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında VUK hükümleri uygulanır. Bu hükümle şekli vergi hukukuna ilişkin işlemlerde, genel süre hükümlerinin ve tebligat hükümlerinin uygulanması bakımından bir birlik sağlanmıştır.
4) SÜRELERİN UZAMASI
Vergi Hukukunda sürelerin uzamasına neden olan durumlar vergi kanunlarında öngörülmüş ve düzenlenmiştir. Bunlar;
· Mücbir sebepler
-Vergi ödevlerinin herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk
-Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler.
-Kişinin iradesi dışında zorunlu olarak bulunamama hali.
-Sahibinin iradesi dışındaki sebeplerle defter ve belgelerinin elinden çıkmış bulunması .
- Ölüm
· Zor Durum
· Vergi İncelemesi Sebebiyle Sürelerin Uzaması
· Mali Tatil Dolayısıyla Sürelerin Uzaması


Şubat 2014

Bahar Sarıtaş, bir soruya yanıt verdi.

Çeko (Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri) bölümü nasıldır?

Gelir politikaları ve uluslararası çerçevede sosyal politikalar kapsamında eğitim veren bir bölüm.
Eylül 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Ekonomide arz ve talep nedir?

Arz, piyasadaki satıcıların belli bir sürede ellerindeki maldan sattıkları miktarı gösteren bir ifadedir. Arzı belirleyen tüketicinin talebidir. Arz ile satılmak istenen miktar ve fiilen satılan miktar aynı olmayabilir. Tüketiciler firmanın satmayı planladıkları kadar satın almak istemezlerse, firma satış planlarını değiştirmektedir. Talep edilen miktarı gibi, arz edilen miktar da birim zamanda açıklanan miktardır.

Talep ise malın tüketicilerinin belirli piyasa fiyatları ile o maldan almaya hazır oldukları miktardır. Bir mala olan tüketici talebini belirleyen etkenler arasında malın fiyatı, rakip ve tamamlayıcı malların fiyatları, alıcıların gelir düzeyleri, yaşam tarzları, alışkanlıkları sayılabilir.

Ekonomide arz ve talep dengeli olmalıdır çünkü bu denge fiyatın da dengeli ve yerinde olmasını sağlar. Aşırı arz üretici için olumsuzluk yaratacağı gibi aşırı talep de tüketici için olumsuz olabilir. Önemli olan bu iki ekonomik unsurun birbirini karşılayabilmesi, dengede durabilmesidir.
Ağustos 2013

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Say Yasası nedir?

İktisatçı Jean Baptiste Say tarafından öne sürülen ve iktisatta yerleşmiş olan bir kuraldır. Buna göre her arz kendi talebini yaratır. Yani piyasada üretilen her ürünün satılacağını, ekonomide uzun süreli talep yetersizliğinin ya da arz fazlalığının olmayacağını ifade eder. Bu kural işlediğinde genel ve kronik bir talep yetersizliği ya da arz fazlalığı oluşmaz. Tabii yasanın işlemesi için gerekli koşullar vardır:
  • Malların fiyatları maliyetlere eşit olmalıdır.
  • Maliyetler kişilerin gelirlerine eşit olmalıdır.
  • Gelirin tamamı harcanmalıdır.
Bu koşullar altında üretilen malların maliyetleri, satış fiyatına eşit olduğu için ve bireyler gelirlerinin tamamını harcadığı için Say Yasası işler yani piyasada satılmayan mal kalmaz.
Temmuz 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Samet Polat, bir soruya yanıt verdi.

Asgari ücret uygulması neden vardır? Devlet bu ücretle neyi düzenler veya devlete yararı nedir? Yüksek olursa kime zararı var alçak olması kime yarar?

Yüksek olursa kaçak işçi çalıştırılır sigortada vergilerde azalma olur düşük olması da işçi açısından sıkıntılıdır yani asgari ücret her koşulda işverenlerin, sendika ağalarının ve devletin işine gelen bir ücretlendirme yöntemidir
Haziran 2013

Batuhan Bulut, bir soruya yanıt verdi.

Altın hesaplarındaki XAU nedir?

XAU, altının gramajını ifade eder. Açılımı da bir ons altın demektir. Ancak kullanımda 1 xau altın, 1 gram altını ifade eder. Ayrıca bankalardaki altın hesaplarında da XAU terimi kullanılmaktadır.
Mayıs 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Marjinal fayda nedir?

Mal ve hizmetlerin tüketim değerlerini ilgilendiren tüm değişkenlerin sabit kalması halinde küçük bir tüketim artışının toplam fayda yani kazanç değerine yaptığı etkidir. Belirtilmesinde yarar var ki yaptığımız tanımlama son derece basit olmakla birlikte ekonomi bilimini ilgilendiren marjinal fayda kavramına tam manası ile açıklık getirmemektedir. Matematiksel açıklamalarda sağlanan faydanın fonksiyonel bir şekilde ifade edilmesiyle ortaya çıkan bir kavram olan marjinal fayda, tüketimde meydana gelen birim artış ya da azalmanın sağladığı pozitif yönlü fayda ya da kazanç olarak da açıklanabilir.
Formal anlatımları bir kenara bırakarak daha nesnel bir şekilde marjinal fayda kavramını açıklamak gerekirse piyasadaki diğer tüm malların tüketiminin sabit kalması halinde bir mal ya da hizmetin tüketimindeki bir birimlik artışın, tüketicinin sağladığı toplam faydada yarattığı değişim oranına marjinal fayda denmektedir.
Daha fazla

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.