Bilmek istediğin her şeye ulaş

Eleştiri

Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metinlerdir. Hedeflenen öğeyi doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, bu öğenin doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlarını ve yapıtlarını konu alan inceleme, yorum ya da değerlendirme olarak da tanımlanabilir. İster şahsi zevklerle ister estetik prensiplere göre sistemli bir şekilde değerlendirmedir. Nazmın kusurlarını bildiren ilim olarak da bilinir. Yazar; objektif olmalı; eseri dikkatle inceleyebilmeli; analiz ve yorumlayabilmeli, geniş açılarla geniş bir bilgiyle ve hassasiyetle eseri değerlendirme kabiliyetine sahip olmalıdır. Eleştiri okulları üçe ayrılır: yansıtma, yaratma, dil. Yansıtma, eserin doğaya benzediğini savunur. Yaratma, eserin iç dünyasıdır, yani sanatçıdır. Dil ise, Rus bilimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

Ağustos 2016

Birkan Aydin, bir soruya yanıt verdi.

Doğruyu biz mi yakaladık, eleştirdiklerimiz mi ya da bizi eleştirenler mi? Doğru tartmak için terazideki kefelerden birini biliyor olmamız gerekmez mi? Biliyor olmamız gereken tarafa ne koymalıyız ki, korkmayalım ve üzülmeyelim?

Doğru görecelidir. Zamana ve mekana göre değişebilir. Kısmen kişilere bağlıdır. Kişi kendi iç sorgulamasıyla kendi doğru bildiklerinden vazgeçebilir. Kendisine yeni doğrular yaratabilir. Korkmak ve üzülmek bence yersizdir. Araştırmaya devam edip, doğru bildiklerimizi de arada bir yeniden sorgulamak gerekmektedir.
Ocak 2016

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Doğruyu biz mi yakaladık, eleştirdiklerimiz mi ya da bizi eleştirenler mi? Doğru tartmak için terazideki kefelerden birini biliyor olmamız gerekmez mi? Biliyor olmamız gereken tarafa ne koymalıyız ki, korkmayalım ve üzülmeyelim?

Sürdürülebilir ve sürekli kılınabilir olmalı koyulacak şey. İşte bu, görece olmaktan uzak mantıktır. Meselâ tabiatı mahvedecek bir eylemde bulunmak doğru kabul edilemez. Bir müteahhidin tarım ya da orman arazisine girmesi, ona göre görece mantıklı olamaz, çünkü o arazi gelecek nesillere gereklidir. O arazinin yaşatılması sürdürülebilir ve sürekli kılınmalıdır.

Adalet konusunda bir karar verilirken de öyle. Bugün için yandaşlarımı kayırayım, beni de iktidarda tutar bu diyebilirsiniz ama vereceğiniz o sürekli olmaktan uzak istisnai karar, gelecek nesillerin yaşamında olumsuz etki yapabilir. Eski bir tapınak yazıtında yazdığı gibi: Kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et.

Biliyor olmamız gereken tarafa vicdanınızı koyacaksız, adalet duygusuyla hareket edeceksiniz.
Mart 2015

Aslı Sak, bir soruya yanıt verdi.

Bu Tarz Benim programındaki sunucuların (malum 2 tane aynı yarışmadan var) kızların kavgasını daha da alevlendirmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halk bayılıyor kavga gürültüye. İnsan insana laf soksun zevk alıyor. İnsanlıktan çıktık. O programlar bile insanı insana düşman etmeye programlı. Ve hepsi bilerek yapılan şeyler. İzleyenlere üzülüyorum.
Ekim 2014

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Doğruyu biz mi yakaladık, eleştirdiklerimiz mi ya da bizi eleştirenler mi? Doğru tartmak için terazideki kefelerden birini biliyor olmamız gerekmez mi? Biliyor olmamız gereken tarafa ne koymalıyız ki, korkmayalım ve üzülmeyelim?

Bu zor soruları soranı bi bulursam... Tatil sabahı... sabah sabah :)

Öncelikle kendini bilmek gereklidir.

Sonra, zaman zaman, ''bilmiyorum'' diyebilecek olgunluk gereklidir.

Kıstasta teşbihi terazi kabul ederseniz, ya da elinizde teraziyle gezerseniz, tartacak bir şey arar durursunuz.

Ya daha genel yaklaşmak lazım, ya da iyice somutlaştırmak elzem, bu konuda konuşabilmek için bence. Doğrular müspet, ölçülebilir, ölçülemeyen, sosyal doğrular şeklinde pek çok çeşit olabilir.

Bilimsel doğrular bulutunda, bilinmeyen ispatlanmamış, ama o bulutta yeri tahmin edilebilir, öngörülebilir, ispatı yıllar sonrasına ertelenmiş, mevcut teoride ilerleyebilmek adına doğru kabul edilen, inanışlar da olabilir. Lakin bunu inançtan ayırmak lazım gelir.

İnanç penceresinden, kendi ideolojisi, sistematiği, paradigması, kabulu ne derseniz deyin, o kapalı sistem içerisinde, sistem dışı hariç, -mahfuz, tutularak, doğrular hiyerarşisi geliştirilip, felsefesi, doktrini türeyebilir. Bu kapsamda oluşan doğrular tartışılabilir. Bu da apayrı bir alan.

Eleştiri ise iyidir, düşünmektir. Fikirlerin eleştirilmesi, kişilerin eleştirilmesi, olayların eleştirilmesi, inançların eleştirilmesi gibi boyutlarda ise, bunun ölçüsü, takınılacak tavırlar, yaklaşım tarzı, saygı gibi farklı şeyler ortaya çıkar.

Bunların da alt boyutlarında örneğin, kişileri eleştirirken de, yaşayan kişiyi eleştirmek, tarihi bir kişiliği yaşadığı dönem itibarıyla eleştirmek, yaşayan kişiyi yüzüne karşı eleştirmek, ya da o kişi hakkında eleştiriyi başka ortamlarda yapmak, başkalarınca kutsal sayılan bir kişiyi kişi eleştirir gibi eleştirmemek gibi bir sürü açılımlar dahil olur meseleye.

Bağlıyorum, sabah sabah uzatmayayım, ya çok genellemek, ya iyice özelleştirmek lazım bu soruyu.
Eylül 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Doğruyu biz mi yakaladık, eleştirdiklerimiz mi ya da bizi eleştirenler mi? Doğru tartmak için terazideki kefelerden birini biliyor olmamız gerekmez mi? Biliyor olmamız gereken tarafa ne koymalıyız ki, korkmayalım ve üzülmeyelim?

Müspet bilim ispatlı olduğundan müspet denir. Bilebileceğiniz tek şey ispatlı doğrudur. Gerisi inanca girer ve terazinin ne tarafa çökeceğini bilemezsiniz. Doğru kefesine bilimi koyarsanız korkmazsınız, üzülmezsiniz. Bilim de tam doğru mudur derseniz, hayır değildir. Günün birinde biri gelir dünyanın küre olduğunu ispatlar, diğeri yüzyıllar sonra gelir hesapları hassaslaştırır ve dünyanın geoid olduğunu ispatlar. Güncel bilim en son ispatlı doğruları içerir. Demek ki kefeye o anda onun aksini ispatlayacak başka bir durum olamayacağı için güncel bilimi koymak en akıllıcası olacaktır.
Eylül 2014

Zeki Arslan, bir soruya yanıt verdi.

Doğruyu biz mi yakaladık, eleştirdiklerimiz mi ya da bizi eleştirenler mi? Doğru tartmak için terazideki kefelerden birini biliyor olmamız gerekmez mi? Biliyor olmamız gereken tarafa ne koymalıyız ki, korkmayalım ve üzülmeyelim?

İnsan eğer bir konu hakkında tesettürsüz kesin bilgi sahibi ise ne korkar nede ikna edemezsin çünkü bilgisi ve tecrübesi ne korkutur nede yanıltır karşısına şıkına ikna eder
Ağustos 2014

Penelope  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ağustos 2014

Canan Unalan, bir soruya yanıt verdi.

Yazı konusunda kendimi geliştirebilmek için tavsiyeleriniz nelerdir? Aşağıda örnek yazım var ona göre eleştirinizi yapar mısınız?

Klasik olacak ama bende yine aynı cevabı vereceğim ... Ve size bol bol okumanızı, okumaktan bıkmamanızı , gözlem yapmayı artırmanızı, bunun için çok iyi bir izleyici +dinleyici olmanızı öneririm
Unutmadan günlük tutun.
Çünkü bu işin başarısının çıkış noktası not edip kaydetmektir :)
Ağustos 2014

Winterwitch, bir soruya yanıt verdi.

Bu sitede sorduğunuz soruların altına, siz de sorunun cevabı yerine sorunuzu eleştiren cevaplar alıyor ve bu durumdan rahatsız oluyor musunuz?

Zaman zaman. Burada sadece cevabını bilmediğim soruları değil bildiğim şeyleri de özellikle soruyorum. Benim isteğim sorduğum soruların ileride site içerisinde arama yapıldığında başka arkadaşlarada yardımcı olabilmesi. Hepimiz gayet iyi beceririz google a arama yaptırmayı. Ancak bilgi kirliliğin her geçen gün arttığı ortamda ne kadar doğru sonuçlar alıyoruz tartışılır. İnternette herkes bilsede bilmesede herşeyde profesyonel/grafiker, fotoğrafçı, jinekolog, mühendis... Ben burda bilmediğim konularda sırf karizmatik gözükeyim diye birşey yazmıyorum. Okuyorum öğrenmeye çalışıyorum. Ama bir foruma girdiğinizde örneğin diyelim ki 2-3 gündür süregelen bir baş ağrınız var. Forumları okursanız beyninizde tümör olduğunu bile düşünebilirsiniz... Birbirlerine ilaç tavsiye edenler mi demezsin, belirtileri okuyup %100 hamile olduğunu düşünenleri mi demezsin bir sürü örnek verilebilir.
Bu yüzden Şaman Bey'inde söylediği gibi sağ üst köşede "takibi bırak" tuşuna tıklayınca sorun ortadan kalkıyor. =)
Şubat 2014

Rasih Uğur Uyanık  yeni bir  gönderide  bulundu.

Oxymoron Desk by Anna Lotova

Anna Lotova demiş ki;
Şekil, malzeme ve renk arasında tezat ararken, malzemelerin doğal davranışlarına yer vermeye çalışıyordum.

Bir mimar olarak masabaşında ve stresli bir mesai yapmak zorundayız. Evde geçirdiğimiz zamandan çok ofiste zaman geçirmek zorunda kalıyoruz.

Keyifli bir çalışma ortamı yaratabilmek için düşünemeye başladığım zaman insanların ofis ortamında sevip sevmediklerini araştırmaya başladım.

Sıklıkla karşılaşılan sorunlar rahatsız mobilya, karmaşa, düzensizlik

Oxymoron masası birbiri ile çelişen ve birlikte yeni bir anlam kazanmaya çalışan iki malzemenin etkileşimden ortaya çıktı.

Masa kontraplak iki tabaka ve bunların arasındaki iki katman köpükten oluşur. Köpük tabakalar arasındaki boşluk kitap, kalem, fotograf gibi parçaların depolanması için kullanılabiliyor. Masanın yüzeyindeki köpüğe kitabı açık halde yerleştirdiğiniz zaman ellerinizi kullanmadan kitabı okumaya devam edebilirsiniz.

Masa iş ve ev ortamı için hoş taze bir yenilik oluşturur. Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Mimari

Neden bunu paylaştım diyecek olursanız; öncelikle tasarımcının web sayfasını ve portfolyosunu incelemenizi öneriyorum.

annalotova.com/? Page_id=2

Gördüyseniz eğer yeni mezun bir mimar.

Bu masa ile ilgili sölemek istediğim asıl nokta ise; yanılmıyorsam eğer müşterisiz bir ürün olması. Anna; sadece ofis ortamında ve veya kendi çalışma mesaisi içerisinde kafasını kurcalayan, aklına yatmayan, sorun olarak gördüğü bir probleme dair bir fikir geliştirmiş. Haklısınız biz de çoğu zaman pek çok fikir geliştiriyoruz. Bu masa sayesinde ortaya çıkan fark ise bu fikrin gözümüzün önünde de olduğu gibi gerçekleşmiş olması.

Kişisel olarak dikkatimi çeken bir noktaya daha değinmek istiyorum. Bu iş özelinde tespit ettiğim gibi mi bilmiyorum ama bizim sektörümüzde müşterisiz üretim yapmak neredeyse imkansız ve fakat gene bu masa pekala olabileceğinin de somut bir örneği.

Günümüz piyasa koşullarında mimar artık masa başında oturmaktan vazgeçmek zorunda. Müşteri bekleyen değil müşteri yaratan, müşterinin aklında olmayan aralığı bulup çıkartan, kabaca gelen kalıplarda değil, bizzat iş kalıbının tanımının da yaratıcısı olmak zorundadır.
Daha fazla

14 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.