Bilmek istediğin her şeye ulaş

Emlak veya gayrimenkul; bina, arsa, bahçe gibi taşınmaz mal ve mülklerin ortak adı. Emlak, güvenli bir yatırım aracı olarak görülür. Kur dalgalanmalarından ve ekonomik krizlerden çok fazla etkilenmeyen, uzun vadede genellikle büyüyen bir yatırımdır.[kaynak belirtilmeli] Emlak alım satımında kullanılan mortgage veya tut-sat yöntemi, emlakların değerlerinin uluslararası kriterlere göre belirlenmesini sağlar. Böylece değeri belirlenmiş olan bir emlak, emlak borsasında alınıp satılabilir hale gelir. Emlak piyasasının gelişmesi ile daha önce değeri bilinmeyen emlaklar piyasada arz talebe göre değer bulmaya başlar.

Nisan 2016

Mehmet Volkan Balbay  yeni bir  gönderide  bulundu.

SAHİBİNDEN 3+1 KABUS

Kazanmayı, biriktirmeyi ve mal edinmeyi seviyoruz. Peki bu sevgimizi kullanarak verimli ve stressiz sonuçlara ulaşabiliyor muyuz?

Bu sorunun cevabına "evet" demeyi çok isterdim ama...

Bizler maalesef kazanmayı, biriktirmeyi ve mal edinmeyi sadece "sevmekle" kalıyoruz. Kazancımızı verimli ve stressiz hale getirmek, ölü birikimlerden kaçınmak ve değer kazanan mallara yönelmek konusunda çok başarılı olduğumuz söylenemez!

Peki neden?

Biz; küçük hesaplarda boğulurken, büyük kazançlar ellerimizden kaçıp gidiyor da ondan. Oysa atalarımız ne kadar da güzel söylemiş "kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez" diye. Eğer büyük bir kazanç elde edecekseniz lütfen küçük hesapların kurbanı olmayın. Profesyonellerle çalışırken, onlara vereceğiniz ücrete değil, onların size kazandıracağı kâra ve manevi kazançlara odaklanın.
Tüm sektörlerde olduğu gibi gayrimenkul sektöründe de küçük hesap yapanlar maalesef kaybetmeye mahkum."Ben kendim satarım" diyerek kolları sıvayanların yaşadıkları olumsuz süreçlere hep beraber göz atalım:

1. Emlakçı Bombardımanı
Kendi mülkünü kendi satmaya çalışan mülk sahiplerine telefonla ulaşanların yarısı eğitimsiz emlekçılardan başkası değildir. Hemen hemen her gün inatla arayan bu emlakçılar, mülk sahiplerinin sinir küpüne dönmesine sebep olur. İşin daha da kötüsü, bir kaç gün bu şekilde sinir harbi yaşayan mülk sahipleri; bir noktadan sonra, alıcı ama detaycı olan müşterileri de telefonda terslemeye başlar ve böylece müşteri kaybeder.

Kaybolsun canım, müşteri kıtlığı mı var?

Eğer böyle düşünüyorsanız, pazarlama hakkında hiç bir şey bilmiyorsunuz demektir. Pazarlamanın altın kurallarından biri de "Ne kadar çok müşteri olursa, pazarlık aşaması o kadar kayıpsız geçer" kuralıdır. Eğer gayrimenkulünüze talip olanların sayısını kendi elinizle azaltıyorsanız, elinizde kalan müşterilerin pazarlık gücünü artırıyorsunuz demektir. Bu durumda ihaleyi, sabırla sizin kendisine muhtaç kalmanızı bekleyen müşteri alacaktır!

Çözüm: Mülk sahibi, kurumsal bir markanın Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile anlaşmış olsaydı; mülküne asılacak olan kurumsal marka logosu ve telefon numarası sayesinde emlakçı bombardımanından kurtulmuş olacaktı. İşi alan Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, yoğun telefon trafiğine alışkın olduğu için gelen çağrılar nedeniyle motivasyon düşüklüğü yaşamayacak ve her çağrıyı aynı profesyonellikle cevaplayarak alıcı müşteri sayısını artıracaktı. Unutmayın ki kurumsal bir marka adına çalışan bir Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, müşteri kaybetme lüksü olmadığını bilerek hareket eder.

2. Bakıcı Müşteriler
Kendi mülkünü kendi satmaya / kiralamaya çalışan mülk sahiplerinin çoğu, pazarlama ve satış stratejilerini bilmedikleri için, "bakıcı" müşteri ile "alıcı" müşteri ayrımını yapamazlar. Kendilerine her ulaşan kişiyi "alıcı" zannederek her birine ayrı ayrı vakit ayırırlar. Elbette kısa bir süre sonra bu gereksiz yoğunluktan bunalır ve bu defa arayan ya da kapıya gelen her müşteriye "bakıcı" ön yargısıyla yaklaşırlar. Bu ön yargıları ise bir çok "alıcı" müşterinin kaçmasına sebep olur.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı aldığı eğitimler ve edindiği deneyimler sonucu "alıcı" müşteri ile "bakıcı" müşteriyi birbirinden ayırt edebilir. Kendisini arayan ya da bir şekilde kendisine ulaşan müşterileri eğitimlerde öğrendiği teknikler ile filtreler. Alıcı müşterileri gayrimenkule götürmeden önce ofisinde ağırlar ve onlara gayrimenkulün profesyonel bir sunumunu yapar. Sunum sonucunda, gayrimenkulü beğenen müşterileri gayrimenkule götürerek sonuca ulaşır.

3. Kötü Niyetliler
Unvanı profesör olan insanların bile telefon marifetiyle dolandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir çağda, gayrimenkulünün satışı ya da kiralaması konusunda profesyonel destek almayan mülk sahipleri, hem kendilerini hem de sevdiklerini tehlikeye atmaktadırlar.

Mülk sahibi, gayrimenkulünü en kısa sürede elinden çıkartma dürtüsüyle kapısına gelen ya da kendini arayan herkesle muhatap olur. Kimi zaman da kendisi müsait olmadığı için eşini, çocuğunu, sevdiklerini muhatap eder. Oysa bu durum çok tehlikelidir. Satın almak ya da kiralamak bahanesiyle yanaşan kötü niyetli insanlara karşı sevdiklerimiz savunmasızdır.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı, aldığı eğitimler ve edindiği deneyimler sonucu kendisine ulaşan kişilerle önce kendisi muhatap olur ve mutlaka ofise davet eder. Muhatap olunan kişi eğer kötü niyetliyse, kurumsal markalarda her işlemin evrak üzerinden yürüdüğünü ve yapılacak olan tüm işlemlere kurumsal markanın şahitlik ve garantörlük edeceğini bilir. Bu durum, kötü niyetli kişilerin sizden ve sevdiklerinizden uzak durmasını sağlar.

4. Sıkı Pazarlıkçılar
Pazarlık başlı başına bir uzmanlık işidir. Mülk sahibi müşteri ile doğrudan kendisi muhatap olduğunda, kimi zaman müşteriyi kaybetmeme kaygısı ile kimi zaman merhamet duyguları galip geldiğinden gayrimenkulün fiyatında çok ciddi indirimlere gider. Böylece mülk sahibi kendi kendini zarar sokmuş olur.

Çözüm: Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile çalışan mülk sahiplerinin pazarlık konusunda kafaları rahattır. Kendileri müşteri ile muhatap olmazlar ve tüm pazarlığı müşteri ile Gayrimenkul Yatırım Uzmanı yapar. Gayrimenkul Yatırım Uzmanı aldığı eğitimler ve yaşadığı deneyimler sonucu pazarlığı hangi rakamdan başlatacağını bilir, pazarlık esnasında hangi argümanları kullanacağının farkındadır ve pazarlığı nerede sonlandıracağının bilincindedir. Gayrimenkul Yatırım Uzmanı ile çalışan mülk sahipleri küçük bir yatırım ile büyük bir kazanç elde etmiş olur.

Kendinizi, sevdiklerinizi, rahatınızı ve kazancınızı önemsiyorsanız lütfen profesyonellerle çalışın. Böylece hem küçük bir bedel ödeyerek büyük bir kazanç elde edin hem de ruh ve beden sağlığınızı korumuş olun.

Tebessümle Kalınız
Mehmet Volkan Balbay
Nisan 2016

Mehmet Volkan Balbay  yeni bir  gönderide  bulundu.

EMLAKÇILIK KÖTÜ BİR MESLEK MİDİR?

Meslekler, insanların ihtiyaçlarını gidermek üzere ortaya çıkmıştır. Ayakkabıcılıktan tutun da estetik cerrahlığına kadar tüm meslekler, ihtiyaçlara hizmet etmek ve talepleri karşılamak için vardır. Hiç bir meslek, talepsizlik karşısında direnemez! Talep edilmeyen ve ihtiyacı gidermeyen meslekler yok olmaya ya da format değiştirmeye mahkumdur. Yıllara meydan okuyan mesleklerin arkasında "yoğun talep" desteğinin olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Emlakçılık mesleğinin varlık sebebi de aynen diğer meslekler gibi insanların ihtiyaçlarını gidermek ve onların taleplerini karşılamaktır. Satılık ya da kiralık bir ev ihtiyacı olan ancak bu evi aramak için yeterli vakti ya da sabrı olmayan kişilerin göz nurudur emlakçı. Günlerce arayıp durmasına rağmen gönlündeki evi ya da iş yerini bulamayan kişini can dostudur emlakçı. Parasını emlak sektöründe değerlendirmek isteyen ancak vaktinin çoğunu bu işe ayıramayan yatırımcının yatırım uzmanıdır emlakçı. Evini satmak ya da kiraya vermek isteyen ancak bu işe vakit ayıramayanların güvenilir satıcısıdır emlakçı. Kıymetli mülkünün pazarlamasını yapamayanların pazarlamacısıdır emlakçı. Kısacası ihtiyaçları ve talepleri karşıladığı için insanlık tarihinin en eski mesleklerinden birini icra etmektedir emlakçı.

Madem her meslek ihtiyaçtan doğuyor ve madem emlakçı da çok ciddi ihtiyaçları karşılıyor peki neden emlakçılık itibarlı bir meslek değil?

Her mesleğin ihtiyaçtan doğduğunu ve talep edenler sayesinde varlığını sürdürdüğünü başta söylemiştim. Emlakçılığın da ihtiyaçtan doğduğu ve talep edenler sayesinde varlığını sürdürdüğü ortada. O halde nasıl olur da ihtiyaçlara cevap veren ve talepleri karşılayan bir meslek "itibarsız" ilan edilebilir?

Aslında itibarsız olan emlakçılık mesleği değildir. İtibarsız olan, emlakçılığı "fırsatçılık" olarak gören emlakçılardır. Alıcı, kiracı ve mülk sahibi müşterilerine kaliteli hizmet sunmayan, yalan söylemeyi ve insanların zor durumlarından faydalanmayı meslek haline getiren karakter yoksunu kimselerin, tabelalarına ve kartvizitlerine "emlakçı" yazmaları emlakçılık mesleğinin kötü vasıflarla algılanmasına sebep olmuştur.

Elbette emlakçılık mesleğinin toplumumuzda itibar görmemesinde tek sebep itibarsız emlakçılar değildir. Kültürel yapımızın "komisyon" konusuna uygun olmaması da emlakçılığın hak ettiği itibarı elde etmesini geciktirmektedir.

Batı kültürlerinde emlakçılık mesleği itibarlı mesleklerden biridir. Bunun iki sebebi var. İlki, bu toplumlarda emlakçılık mesleğini icra eden kişilerin ve markaların, işin hakkını verme konusundaki gayretleridir. İkincisi ise batının kültürel yapısının "komisyon" anlayışına uygun olmasıdır.

Sonuç olarak emlakçılık kötü bir meslek değildir. Bu mesleği kaliteli hizmet sunan ve ticari dürüstlüğü erdem edinen emlakçılar daha itibarlı hale getirmektedir, getirecektir. Ayrıca toplumumuzun yapısı her geçen gün "komisyon" gibi gayet normal bir hizmet bedeline alışmaktadır. Yakın bir tarihte emlakçılık, aynen batıda olduğu gibi itibarlı bir meslek olarak algılanmaya başlayacaktır.

Tebessümle Kalınız
Mehmet Volkan Balbay
Mart 2015

Hakan Köse, bir soruya yanıt verdi.

Emlakçıya komisyon ödememek için türlü oyunu yapmak, bir milli spor mudur?

Bence bu durum, özellikle İstanbul'da, tümüyle emlakçıların oluşturduğu bir sorun.

Yıllar önce ev ararken, "Deniz manzaralı bu ev" deyip evin tuvaletinde kapağın üstüne çıkınca küçük pencereden ucu görünen deniz manzarasını gösteren emlakçılar bu sorunun mimarıdır.

Evin fiyatını söylemeden önce, "öğrenci misiniz? Kaç kişisiniz? " sorusunu soran emlakçılar bunun mimarıdır. "Öğrencisiniz, aranızda bölüşür ödersiniz" deyip zaten yüksek olan fiyatı daha da yükselten.

Aynı evin anahtarını, 4-5 emlakçı aralarında dolaştıran ve hangimiz satarsak/kiralarsak komisyonun büyük payını alıp aramızda bölüşelim diyen emlakçılar bunun mimarı.

Az kalsın unutuyordum, ev sahibinden bile habersiz kirayı fazla söyleyip kazıklamaya çalışan emlakçılar da var.

Şimdi bu durumda, emlakçıya kim güvenir? Kim emlakçıya komisyon vermek ister?
Şubat 2015

Yusuf Kurt, bir soruya yanıt verdi.

Emlakçıya komisyon ödememek için türlü oyunu yapmak, bir milli spor mudur?

Çoğu zaman Müşterilerimiz (Alıcı) Bir gayrimenkulün fiyatından ziyade emlakçıya ödeyeceği komisyonu düşünüyor ne yazık ki.Halbuki emlakçı o kişi kendi işlerini takip ederken emlakçılar onun için en uygun gayrimenkulü en uygun şartlarda almaya çalışırlar, banka kredisini en uygun şartlarda kullanmasını sağlarlar, art niyetli kişilerce dolandırılmasını önlerler. Vergi mevzuatını müşterilerden daha iyi bildikleri için fazladan vergi ödememesini sağlarlar. Tüm bunlardan sonra alabilirlerse hakettikleri emeklerinin karşılığını alırlar. Tarlada çalışan veya inşaatta çalışan kişi ile emlak alım satımına aracılık eden kişi arasındda hiçbir fark yoktur, her ikiside emeğinin karşılığını almaktadırlar.
Ocak 2015

Fazlı Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

Emlakçıya komisyon ödememek için türlü oyunu yapmak, bir milli spor mudur?

"ikisi arasında yaşanan kovalamaca sanırım bizim milli sporumuz. "
Satıcı, alıcının arabasının suyla çalıştığını, akşamları ise taş yediğini düşünür. Bu sıradışı spor aktivitesini siz ne olarak adlandırırdınız? Bu örneği vermeniz o kadar güzel olmuş ki...
Alt komşumdan 70 bin liraya aldığı evi 1 ay içinde 95 bin liraya hem de dişini tırnağına takıp gece gündüz eşiyle birlikte çalışıp 5 çocuğunu yetiştirmeye çalışan bir aileye...
Vicdan muhasebesi herkesin kendisinin yapması gereken bir hesaptır. Eğer bu süreç içinde harcadığınız benzinin derdinde iseniz söyleyeceğim şudur; kimse 1 ayda o ailenin birkaç yıllık biriminden fazlasını kazanmayı hak edemez.
Kiralık evler için de bir veya daha fazla kira bedeli kadar komisyon almak ne derece vicdan içeren bir durumdur. Tekrar aynı hesabı yapalım, 500 lira kirası olan bir ev için...
Anlatmaya çalıştığım hakkınız olan paranın elinizden alınması değil, zaten hakkınızdan fazlası olan paranın gasp edilmesidir. Eğer ki miktar iki taraf için de kabul edilebilir bir seviyede olsaydı zaten sorun yaşanmazdı. Siz şimdi o miktarın haklı bir kazanç olduğunu düşünüyorsunuz ya, zahmet edip bu uzun yazıyı da okuyamazsınız herhalde.

Ayrıca, bugün için ev kiralarının ve satış ücretlerinin bu kadar yüksek olmasındaki en büyük nedenlerden bir tanesi de emlakçı açgözlülüğüdür.
Ocak 2015

Bayram Tekçe, bir soruya yanıt verdi.

Ev sahibi kiracısını hangi durumlarda hemen evden çıkartabilir? Ev satılsa kiracının evde oturma müddeti ne kadardır?

Gayrimenkul satıldığında, kiracıdan evden çıkmasını istersiniz. Kiracı ret cevabı verirse, en geç 40 gün içinde kaymakamlığa gidip, polis marifetiyle çıkarmak için dilekçe verirsiniz. Dikkat edilmesi gereken husus şudur; Kiracıdan hiç bir sebeple para almayınız, sözle dahi olsa şu kadar otur gibi anlaşma yapmayınız. Kaymakamlığın ilgilendiği husus, rızanız dışında ve anlaşma yapmadığınız kişinin gayrimenkulunuzde zorla oturduğudur. Daha önce bu durumu tecrübe etmiştim.

Diğer sorunuzun cevabını@abitgulistan vermiş zaten.
Ocak 2015

Hilmi Işıkören  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2014

Abit Gülistan, bir soruya yanıt verdi.

Ev sahibi kiracısını hangi durumlarda hemen evden çıkartabilir? Ev satılsa kiracının evde oturma müddeti ne kadardır?

Kiranın ödenmemesi, Bina sikayeti, mulk sahibi, n ikamet edecek başka konutunun olmaması veya çoçuklarından birinin evlenmesi, ve evi kiralama amacının dışında bir nedenle kullanması durumunda cıkartılır. Ev satılırsa kira sözlesmesi gecersiz olur. 15 gün ile 1 ay içinde kiracının cıkması talep edilir.
Ekim 2014

Aykut Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

İstanbul'da en iyi yapılanma hangi semtlerde? Deprem olsa, en az etkilenecek olan semtler nereler sizce?

Herkes fay hattını söylemiş de, fay hattı başka birşey, iyi yapılanma başka birşey. Yönetmeliklere uygun projelendirilip imalatı yapılan yapılar en az etkilenecek yapılardır. Bu konuda şurası burası demek çok zor. binadan binaya değişir. Ancak deprem sonrası yapılan yapılar, kontroller biraz daha sıklaştığı ve çok da az olsa birşeylerden ders aldığımız için bu konuda biraz daha iyi gibi. Eski yapılar ile ilgili olarak, depremden 0 hasar ile çıkmış bir yapı, 2. Seferde aynı başarıyı gösterecek diye birşey yok. Deprem x yönünde vurmuştur, yapı x yönünde rijittir ama bu defa y yönünden etkirse, o zaman aynı yapı tuzla buz olabilir. Yapısı hakkında kafasında soru işareti olanlar bir uzman değerlendirmesine tabi tutması gerekiyor yapısını.

57 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.