Bilmek istediğin her şeye ulaş

Evrim Teorisi

Biyoloji

YÖNLENDİR Evrim

Mart 2017

Metehan Turan, bir soruya yanıt verdi.

İnançları haklı çıkarmak uğruna bilimsel gerçeklerin bilinçli olarak çarpıtılarak, evrim teorisine saldırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Evrim teorisi bilimsel bir gerçektir. Hangi inanç olursa olsun bunu reddederse kendi inancını reddetmiş olur. Bilinçli olarak evrim teorisine saldırılması aslında dindarlıktan çok dinsizliğin göstergesidir. Dini gerçekten anlamış insanlar asla evrim teorisini reddetmez.
Şubat 2017

Evren Bilimci, bir soruya yanıt verdi.

İnançları haklı çıkarmak uğruna bilimsel gerçeklerin bilinçli olarak çarpıtılarak, evrim teorisine saldırılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Taraflı ve saçma bir öngörü.
İnançları haklı çıkarmak ne demektir? Ateizm de senin inancın ve bu evrimde onun yan ürünü. Ayrıca "BİLİM" diyemezsin onu reddeden bir okadar da bilimadamı mevcut. Bilim adamlarının reddettiği bir bilim???
Bilimi sahiplenmeye çalışmak anlamına geliyor bu yapılan. Bir de saldırılmasından bahsedilmiş. Ona bakarsan kendisinin saldırmadığı bir dini unsur zor bulunur buna rağmen bu ideolojik bir mefhum olan EVRİM'i eleştirenlere tahammül edemiyor.
Önce bir evrimi öğrenmelisin çünkü evrimciler 2 kitapla bilim adamı gibi davranabiliyor. En cahili 2 ay da bir kaç yazı okuyup evrim dersleri vermeye başlayabiliyor. Milyonlarca yıl süren gözlemlenemeyen hayatımız boyunca yüzbinde bir evresini bile göremeyeceğimiz olsaydı bile varlığının hiç önemi olmadığı saçma bir zorlama iddia.
Kasım 2016

Birkan Aydin, bir soruya yanıt verdi.

Evrim hâlâ devam ettiğine göre insanın modern dünyaya yönelik ne gibi evrimler geçireceğini düşünüyorsunuz?

Teknolojinin evrimi insanı geçeceği için ya da farklı bir değiş ile insan evriminin teknolojiye yetişememesinden dolayı, insan zekasının makinelerde yaşayacağına ve hayatlarımızın birer mikrochipten ibaret olacağına dair bazı saçma salak düşüncelerim var. Hatta bazen hayatı sorguladığımda yapay zeka olmadığımı nereden bilebilirim gibi saçma salak bazı sorular aklıma gelmiyor değil... Bence bundan sonra ilgi çekici olan evrim insanlığa ve canlılara ait olmayacak.
Ağustos 2016

Insan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bitkiler, Hücreler, Gen, Aklımdakiler

Bugünlerde fındık bahçesinde çalışıyorum. İş çok sıkıcı, ayrıca beynin günde 70000 düşünce üreten gücüne maruz kalıyorum ve aklıma bazı şeyler geliyor. Paylaşmak istedim.
Bitkiler, eksik tanımıyla, yere kökleriyle bağlı, fotosentez yapan, tohum üreten canlılar.
Bir bitki tohumu suyla beraber, gerekli ısının oluşmasıyla çatladı ve büyüyor. Şimdi, bu bitkinin her bir hücesinin kendi yapacağı işi bilmesi lazım; ama hücreler arası bir sinir sistemi yok, bitkinin çok büyük kısmından hücrenin birinin haberi yok. Ama sonuç olarak güzel bir iş yapıyorlar.
Bitkinin her hücresinde aynı gen var. Bir tane hücre o geni okuyarak ne yapacağını biliyor ve onu yapıyor; ama o kadar çok farklı türde hücre var ki! Hepsinin ayrı ayrı bilmesi gerek, genin hangi bölümüyle ilgilenmesi gerektiğini.
Bu bitki fındık gibi bir tohum ortaya çıkarıyor ki; insana olsun, diğer canlılara olsun, çok yararlı. Bol bol yiyebilirsin, zararı çok nadir olur. İlaç üretsen ancak bu kadar güzel bir ilaç üretebilirsin; çünkü tadı güzel, görüntüsü güzel, istediğin kadar ye, o kadar çok yararı var, enerji veriyor vs.
Ve bu tohumda da hiç bir hücre diğerlerinin çok az bir kısmı hariç haberi yok. Ve de çok fazla çeşitte hücreler var.
Ayrıca dal, yaprak, tohum bitkinin belirli yerlerinden çıkıyor; şimdi bu çıkan yerlerin hepsi gende yazıyor mu, yoksa bir rastgelelik mi var? Hepsi gende yazamaz, çünkü bütün bitkiler aynı gene sahip(tohumun geni ile bitkinin geni aynı). Bu rastgelelik nasıl belirleniyor?
Ayrıca tohum geni ile bitki geni aynıysa; bu bitkiler nasıl evrildi? Gen değişmiyor; ama binlerce çeşit meyve var.
Bu bitki fotosentez yapmayı nasıl keşfetti? Zaten oksijen yakıcı bir şey, yakar bitkiyi.
Bu tohum da yeni bitkiyi nasıl oluşturuyor? Karmakarışık!
Bitkinin yaprakları neden simetrik? Ayrıca belirli bir şekilleri var. Şekilleri genelde güzel; ama bu bitkinin hücreleri arasında sinir bağı yok, nasıl tutturuyorlar şekli?
Mayıs 2016

Özgür Okur, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Evrim bunu bunu bunu yaptı ama şunu da yapaydı iyiydi tarzı bir soru olmuş biraz :) neyse. Evrim dediğimiz şey canlının hayatta kalması ve üremesini daha kolay hale getirecek adaptasyonlar kazanmasıdır. Duyularımız bizi bulunduğumuz ortamın farkında olmak ve kendimizi savunmak(hayatta kalmak) için diğer canlılara göre gelişmişlik göstermiştir. Beyni gelişmiş olan canlıların duyularının da gelişkin olması kaçınılmaz bir şey zaten.
ki yazdığın bir şey var açıklama bölümünde şimdi dikkatimi çekti. Görmek, sıcağı, soğuğu hissetmenin yanında basit kalıyor tarzı bir şey.. Cık cık. Görmek(renkli görmek, şekli algılamak, derinlik algısı vs.) bir canlıdaki en gelişmiş duyudur. Yaklaşık 500 megapiksel görüyorsun, haksızlık etme!
entropi dediğimiz bir şey var. düzensizlik. Her şey düzensizliğe, dağılmaya mahkumdur. Mesela bir parça mürekkebi suya damlatıığında mürekkeğ dağılır, kendiiç dengesini korumaz. İnsan bir yere kadar koruyabilir. Ama sonrasında o da dağılmaya bozunmaya mahkumdur(yaşlanır) ölüm de doğal bir sonuçtur. En azından vücudun bozunduktan ve ağrıların başladıktan sonra. Bilim genellikle "nasıl" sorularına cevap verir. Neden felsefenin işidir ve kesin bir yargı çıkmaz. Ben de neden doğduğumuzu ve neden öldüğümüzü bilmiyorum.
Nisan 2016

Kürşat Akıncı, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Kromozomlarının her hücre bölünmesinde hataya uğrayıp kısalmasından ötürü bedenin gelecek yaşlarda işine yarayacak ürünleri üretemez ve bedenin gereksinimlerini karşılayamayacak duruma düştüğü için yaşlanır ve ölürsün. Bu hatalı bölünmeleri engeleyebilir ve kromozom kısalmasının önüne geçersen, yaşlanma ve ölüm belirtilerini (yaşlılık nedeniyle ölümden söz ediyoruz) yok edebilirsin.
Nisan 2016

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Nisan 2016

Insan, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Arkadaşlarım, soru da hoş, cevaplarınız da hoş.
Genel olarak cevaplarınızdan anladığım, mantıklı olanın bu olması, yani doğada bir yıkım olmazsa yapım da olamaz.
Tamam, haklısınız ve şunun da değerlendirilmesini istiyorum: herhangi bir canlı doğada yapımın devam etmesi için yaşamını kısıtlamaktansa ya da yaşamının kısıtlanmasındansa bunun yerine üremenin azaltılıp hayatta kalma süresinin artması daha mantıklı olur. İkisinin beraber artması daha da mantıklı olur. Sonuçta her şey beraber çoğalıyor, bir dengesizlik olacağını tahmin etmiyorum.
Ve ayrıca neden yaşlanırız sorusunun cevabını veren varsa göremedim, bunun biyolojik cevabını paylaşırsanız sevinirim.
Ocak 2016

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Evrimi tersten yaşayarak şempanzeye devrilmiş imam. Bir de evrime inanmazlarmış. Hiç aynaya da bakmıyor bunlar?.. Avrupalılar hem iyi insanlar hem de sabırlılar, şuna bi haçlı seferi falan ilan etmek hatta rahat batıp da şeriat isteyen bütün yobazları evlerine püskürtmek gerek ama Avrupalı yine kibarlığını bozmuyor.

İmam: Parfüm sıkan kadın, tecavüzü teşvik ediyor - BirGun.net

Ocak 2016

Tayyar Ceyhan, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Bu sorunun cevabı kendi içinde. Varlık değerlerini kendi var edebilecek düzeyde üstün bir bilimsel yönü olan organizma kendisini neden sınırlanmış bir hayat formuna mahkum eder ki. Örneğin bir ahtapotu düşünelim , yaşadığı ortama uyum sağlamak ve kendi varlığını sürdürebilmek için için biyoloji ve optik bilimlerinin ulaşamadığı ve ulaşması da yakın zamanda mümkün gözükmeyen 3 kalpli olma ve saatte 200 kere renk değiştirebilme özelliklerini üretebilirken kendisini neden suyun altında büyük balıklardan kaçan bir canlı olarak var etmiştir . İnsanın yaşadığımız dönemde dahi özelliklerine katamadığı derisine hükmedebilme yetisi , denizin altındaki balinaya yem olan bir varlıkta nasıl ortaya çıkıyor diye de insan düşünmeden edemiyor. Bu durum insanın oturduğu yerde kendi fiziki iç yapısına ne kadar hakim olduğu sorusunu da akla getirmiyor değil. Bizim kadar yaşayan varlıkların en üstündeki bir canlı dahi fiziki varlığından , yaşam içerisinde tuttuğu yere kadar dahli olmadan gerçekleşen sonsuz kombinasyonun bir sonucu olmayı eğer kendisine bağlarsa , takdir ve rastlantı ikileminde kendisini nereye yerleştirecektir merak ediyorum.
Ocak 2016

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Yıllardır aynı tartışma sürüp gidiyor, bu kafayla da sürecek. Eğer Evrim Teorisi'nden rahatsız olunuyor ve bunun doğru olmadığına inanılıyorsa, bunu çürütmek ilahiyat anabilim dalının değil, biyoloji, antropoloji, paleontoloji, genetik anabilim dalının işidir.

Neden yaşlanır, nasıl yaşlanır ve sonucunda neden ölürüz?

Bu, hayatın devamı için gerekli bir döngüdür. Hayat derken, sadece kendimizin ve kendimizle birlikte o sürede yaşayan canlıların hayatı anlaşılmamalıdır. Dünya'daki yaşam bir bütündür. Örneğin ben, o mega boyuttaki yaşamın küçük bir parçasıyım.

Ama benim de bir hayatım var. Benim hayatımda, kalın bağırsağımın iç hücreleri 15 günde bir ölüp, dışarı atılıp yenilenirken; beynimdeki nöron adı verilen sinir hücreleri asla yenilenmiyor. Çünkü eğer beyin hücrelerim de ara ara yenilenecek olsaydı, yazı yazmayı, mesleki bilgilerimi yeniden baştan öğrenmek zorunda kalacağım gibi, dengede durmayı, idrarımı tutmayı da yeniden öğrenmem gerekecekti.

Eğer hiçbir canlı ölmeseydi, sürekli ve normal olarak da üreme devam etseydi dünyada yaşam sona ererdi. Çünkü, yaşamın devamı için gerekli girdilerin -ki bazı canlıların da çıktıları olurlar- paylaşımı ve paylaşılsa bile dağılımı konusunda ciddi kriz oluşurdu.

Evrim sonucunda, görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre; ölümü ve yaşlanmayı engellemedi, çünkü bunları gerçekleştirirken kendisi de yıpranıyor ve ölüyordu.

Yaşlanmamızın en temel (yani hastalığa kapılmasak bile en doğal olarak) sebebi, hücre çoğalmasının temel mantığında yatar. Yaşam sürecimiz, hücre yenilenmesine bağlıdır. Yenilenme, bir önceki hücrede kopyalama yoluyla yapılıyor. Yani en baştaki (doğumdaki) orijinal hücreden değil. Kopyanın kopyası, onun kopyası derken, amiyane tabirle hücrenin kalitesi düşüyor. Bunu şöyle düşünün, renkli bir dergi sayfasından renkli bir fotokopi çekiyorsunuz. Sonra orijinal sayfadan değil de fotokopi çıktısı olan sayfadan tekrar fotokopi çekiyorsunuz. Bu zinciri böyle devam ettirirseniz ve kopyaları yanyana koyarsanız, renk kalitesinin düştüğünü görürsünüz.

NOT: İsteyen, istediğine inanmakta serbesttir. Buna düşünce özgürlüğü denir. Bunu ifade etmekte de serbesttir. Buna da ifade özgürlüğü denir. İnsanları belli bir düşünceye davet edebilir, yayın çıkarabilir, propaganda yapabilir. Lakin kendi düşüncesiyle çelişen düşünceye inanan kişileri hapse atmaya, dövmeye, öldürmeye kalktı mı bu işte gericiliktir. Kamu düzeni, insanları öldürmeye, sindirmeye, yaralamaya, mağdur bırakmaya çalışan fikirleri yaymaya kalkanları da cezalandırmalıdır.
Ocak 2016

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

İlk hücrenin evrimleşerek yaşamı uzatmadığı sizin varsayımınızdır. Suda oluşan ilk canlının yaşam süresini bilmiyoruz. Yine de 300 yıl gibi bir süreye uzamış bir balinanın ortalama yaşam beklentisiyle karşılaştırılabileceğini sanmıyorum. Yaratıcı düşüncesi ise dünyadaki yüz binlerce yaşam formundan sadece bir kesim insana aittir. Hatta yaratıcılı yani tek tanrılı dinlere baktığımızda tanrıları sadece insanları yaratmış diğer hayvanat kendiliğinden oluşmuştur. Biraz daha derin baktığımızda yaratıcı sadece bir adam yaratmış ardından o adamdan DNA'sı birebir aynı olan kadını oluşturmuştur. Daha sonra bu iki, ikizden de yakın akraba çiftleşmiş ve yeni nesil üretmişlerdir. Ardından akraba evliliği ürünü bu çocuklar da kardeşleriyle çiftleşerek daha da sakat nesiller oluşturmuşlardır. Sakat diyorum çünkü günümüz biliminin ışığında akraba evliliklerinden sakat çocuklar doğduğunu biliyoruz. Her ne kadar inananlar bu senaryonun mantıklı olduğuna inansa da bilimsel olarak olası görünmüyor. Bilimi engelleyip dinden çıkar sağlamak isteyen kesimler tarih boyunca bilimin sınırından ötesine yaratıcı demişlerdir ama bu sınır sürekli genişlemektedir ki bunu hesaba kattığımızda aslında bu kesimlerin kendi dogmalarını zedelediklerini görürüz. Sonuçta günümüz bilimi orta çağa göre çok daha geniş sınırlara sahip olduğundan günümüz tanrısı zorunlu olarak orta çağ tanrısından küçük olmaktadır; zamanla küçülen bir tanrı kavramı ise tüm semavi dinlere aykırıdır. Din burada tam bir paradoksa düşer. Aslında buradan çıkartabileceğimiz; eğer bir yaratıcı varsa bile insanların kavrayabileceği boyutlardan çok daha fazla boy ve boyuta sahip olması zorunluluğudur. İnsanın yaratıp birbirine çoğu zaman zorla kabul ettirmeye çalıştığı yaratıcı insanın sınırlarına sahiptir ve gerçek olamaz.
Ocak 2016

Şevki Yeşilpınar, bir soruya yanıt verdi.

Neden ve nasıl yaşlanırız ve ölürüz? Evrim sonucunda görmeyi, duymayı, tatmayı, koklamayı, düşünmeyi gerçekleştiren hücre neden ölümü ve yaşlanmayı engelleyemedi? Bunun bir Yaratıcı'yla ilgisi var mıdır?

Bir bengi güç, yani yaratıcı aramak, insan aklının önce var olanı reddi ve yeniden yapılandırma gayretinin sonucudur. Bu konudaki en sağlıklı yaklaşım Bilim'in yaklaşımıdır. O var olanı açıklamaya var oluş yasalarını bulmaya ve bundan sonra da nelerin olabileceği konusunda tahminde bulunmaya çalışıyor. Doğrusu da bu zaten.
eNot: Mustafa Kemal Atatürk'ün büyüklüğünün bir güzel örneğini de burada görüyoruz. Ne diyor Atatürk; "Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir. Başka rehber aramak gaflet ve delalettir"
Aralık 2015

Dilara  yeni bir  gönderide  bulundu.

Daha fazla

160 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Darwin

13 Kullanıcı   4 Soru   9 Yanıt