Bilmek istediğin her şeye ulaş

Fare

Fare, kemiriciler (Rodentia) takımının Myomorpha alt takımından, başta ev faresi (Mus musculus) olmak üzere çok sayıda küçük memelinin ortak adı. Belirli bir taksonomik gruba karşılık gelmeyen "fare" adı, bilimsel adlandırmada özellikle Muridae familyasının üyeleri ile Cricetidae familyasının Hespromyini oymağı (Yeni Dünya fareleri) için kullanılır. Bununla birlikte Muridae familyasının Rattus cinsini oluşturan ve halk arasında lağım faresi ya da keme olarak da bilinen kemiricilere sıçan denilir. Cricetidae familyasının Microtus cinsini oluşturan ve tarla faresi olarak da bilinen kemiriciler ise fare türü değildir.

Aralık 2013

Ezgi Bekler, bir soruya yanıt verdi.

Filler neden farelerden korkar?

Filler sadece farelerden değil, görmeye alışık olmadıkları, hızlı hareket eden herşeyden korkarlar.
Kasım 2013

Aylin Şimşek, bir soruya yanıt verdi.

Filler neden farelerden korkar?

Sebebini tam bilmiyorum fakat izlediğim bir belgeselde filler gerçekten farelerden korkuyorlardı. Aynı benim böcek gördüğümde verdiğim tepkiyi veriyor, yolunu değiştiriyor ve irkiliyorlardı. Bence fazla karşılaşmadıkları şeylerden korktukları için veya gözleriyle net seçemedikleri için korkuyor olabilirler. Dikkat ettiğim bir şey var o da fareyi görünce hortumlarını saklıyorlar ve fareden uzaklaşıyorlar. Belgeseli izledikten sonra bende bunu araştırmıştım hortumlarını çekmelerinin sebebi farenin hortumlarına kaçıp boğula bileceklerini düşünmelerinden dolayı olduğu söyleniyordu ancak bilimsel bir gerçek bulamadım
Kasım 2013

Turan Söylemez  yeni bir  gönderide  bulundu.

Fare Nasıl Çizilir?

  • Farenin kafası için bir üçgen çizin. Üçgenin yanına bir daire çizin. Çocuk Gelişimi
  • Şekildeki gibi kulak çizin ve üçgenin ucuna küçük bir daire ekleyin. Çocuk Gelişimi
  • Kafanın yanına iki daire daha çizin. Çocuk Gelişimi
  • Bacaklar için iki küçük oval çizin ve arka bacakları için daha geniş bir oval çizin. Daha sonra iki küçük oval çizin ve pençeleri küçük parmakları ile ekleyin. Çocuk Gelişimi
  • Kuyruğunu çizin. Çocuk Gelişimi
  • Ayrıntıları çizin. Çocuk Gelişimi
  • Fareyi boyayın. Çocuk Gelişimi
Haziran 2013

Turan Söylemez  yeni bir  gönderide  bulundu.

Pisi Pisi Efsanesi

Kedi

Kedi ailesinin tarihine bir göz atmaya kalkanlar, kendilerini bir anda 20 milyon yıl öncesinin Afrikasında bulacaklardır. Çünkü tarihçiler, ilk kedilerin “ortaya çıktıkları” yerin Afrika, yılın ise günümüzden 20 milyon yıl öncesi olduğunu varsaymaktadır.

Evcil kedilerin nasıl ve ne zaman ortaya çıktıkları da tam olarak bilinmiyor. Tarihçiler, bu konuda bulabildikleri en eski belgelere dayanarak onların tarihteki izini beş bin yıl öncesine değin izleyebiliyorlar, fakat ondan öncesiyle ilgili olarak bir varsayımda bulunamıyorlar. Bu belgelere göre evcil kedilerin anavatanı ise Mısır’dır.

Bu ülkede "insanlar arasında kabul edilen” kediler evcilleştirilip, sıcak evlere, kendilerini seven kucaklara kavuşmalarını, bir numaralı doğal düşmanları farelere borçludurlar.

Beş bin yıl önce Nil Vadisi’nde tarım yaparak yaşamlarını sürdüren kişiler, ürünlerini depoladıkları ambarlarını basan farelerle başa çıkamıyorlardı. Bir gün kedilerin, bu fareleri yakalayıp öldürdüklerini görünce onları kutsallaştırmaya başladılar. Çiftçilerin kedileri yere göğe koyamamaları karşısında firavun da devreye girdi ve kedilerin korunması için onları üstün yaratıklar ilan etti.

Bu üstünlükleri kedilere, ülke çapında bir dokunulmazlık kazandırdı. Tüm kediler artık yarı Tanrı olarak kabul edildiklerinden, onları öldürmek, hatta incitmek çok büyük suç sayılmaya başladı. Kedi öldürenlere, idam cezası veriliyordu. Bir ev yangınında, insanlardan önce evdeki kedi kurtarılırdı; çünkü insanlar herkes gibi yalnızca birer insandılar ama kediler, firavunlar gibi yarı Tanrıydılar.
Kedi

Öykülere, efsanelere konu olan kediler, Tanrılık katına çıkartıldı. Nil Vadisi’nin insanları kediyi; neşe ve müziğin, güzel şarkıların, kıvrak dansların temsilcisi kedi kafalı tanrıça Bastet (Bast) ile özdeşleştirdiler. İnanışa göre, kedi miyavladıkça evin içi tanrıçanın insanlara armağanı sayılan neşeyle dolardı. Mısır mitolojisine göre Bastet, tanrılar tanrısı Ra’nın ve İsis’in kızıydı. Efsaneye göre Bastet, bir gün babası Ra’ya kızarak Mısır’ın güneyindeki Nubia Çölü’nde inzivaya çekilmiş ve bir aslana dönüşmüştü. Bir süre sonra Ra kızını bağışlayıp, Mısır’a geri çağırmıştı. Bunun üzerine aslan görüntülü Bastet, Assuan yakınlarında Nil’in suyunda yıkanmış ve hemen orada bir kediye dönüşerek üzerine bindiği kayıkla Bubastis’e gitmiş ve bu bölgede Tanrısal yaşamına devam etmişti. Babasına kırgın olan Bastet, bu neşe dağıtan, uysal, sevimli yaratık kedinin simgelendiği güzel bir tanrıça oluvermişti.
Kedi

Bastet’in tanrısal özellikleri bununla da bitmedi. Başta cinsellik ve doğurganlık Tanrıçası iken daha sonra ölüleri koruma, yağmur yağdırma, hastalara ve çocuklara şifa verme, müzik ve dans, ay, analık ve aşk tanrıçası olarak da kabul edildi. Mısır’da kedinin Tanrılaştırılmasının nedeni, fare yakalaması dışında, kedinin avlanma yeteneğine duyulan saygı, güzelliğine duyulan sevgi ve gizemli kişiliğine duyulan korkuyla karışık hayranlıktı.

Kediyi kutsallaştıran Mısırlılar, öteki dünyadaki yaşamlarında yeniden birlikte olacakları inancıylafreya kedileri de mumyaladılar. Mısır’da yapılan kazılarda, birçok kedi mumyasına rastlanmıştır. Bu kazılarda ayrıca, hayranlık uyandıracak güzellikte kedi heykelleri bulundu. Bronz, mermer ve mozaikten yapılan bu heykellerin bir bölümü, Vatikan’ın eski Yunan ve Roma salonlarında ve Napoli Müzesi’nde sergilenmektedir.

İÖ 5’inci yüzyılda ticaretin başlamasıyla kedi, dünya ile tanıştı. Deniz yoluyla Akdeniz üzerinden önce Avrupa’ya, oradan kuzeye, daha sonra Amerika’ya, kara yoluyla ise İran ve Çin’e ulaştı. Ve kediler, gittikleri ülkelerde çoğaldılar ve yeni yeni türler oluşturdular.

Bunlar kedilerin günlük yaşamın vazgeçilmez birer parçaları oldukları altın günleriydi. Avrupa’da hıristiyanlık öncesinde kedikafalı Tanrıça Freya için törenler düzenlenirdi. O dönemde Freya’nın kutsal günü olarak kabul edilen bu tören günü, ilerideki yıllarda Batı takvimlerinde “Friday”, (cuma) günü olarak yer almıştır.

Kedi

Tek Tanrılı bir din olan Hıristiyanlığın kabulünden sonra tanrıça Freya, şeytan ilan edildi ve kedi lanetlendi. Bu dönemde, özellikle Hıristiyanlığın yayılmaya çalışıldığı Ortaçağ’da kediler, cadı ayinleri bahane edilerek öldürüldü, yakıldı, diri diri gömüldü. Kediler, putlaştırılma özelliklerini hiç kaybetmediler. Her bakımdan dünyanın en karanlık dönemi olan Ortaçağ’da, gücüne güç katmak isteyenlerin ellerinde kediler, çeşitli amaçlarla kullanılmaya başladılar. Kedilerin “oyun” amaçlı kullanıldıkları en bilinen oyun, “cadıcılık oyunu”dur. Toplum erkek egemenliğinde olduğu için bu oyunu en çok onlar sevdi. O günlerde yaşlanan erkekler “bilge” olurken, kadınlar, çocuk doğuramayacakları ve odun taşıyamayacakları için işe yaramaz kabul ediliyorlardı. Erkeklere göre yapabilecekleri tek şey, gün boyu ateşin karşısında oturup kucaklarındaki kediyi sevmekti. Kimi yaşlı kadınların yanı sıra, onların yalnızlıklarını paylaştıkları kediler de cadı ilan edildiler. Ortaçağ’da birçok masum kadın ve kedi öldürüldü.

Haçlı Seferi’nden dönenler, yanlarında siyah fareler de getirmişlerdi. Cadı kıyımı sırasında kedi nüfusunun azalması sonucu, fare nüfusunda hızlı bir artış görüldü. Kedilerin insan işkencesinden kurtulmaları, yine farelerin sayesinde oldu. Kediler, çeşitli hastalık bulaştıran, ambarlardaki yiyecekleri bitiren kara fareleri yok ettikçe, insanlar arasında yeniden “saygınlık” kazanmaya başladılar. İnsanlar artık, oyun amacıyla ya da dinsel inançlar nedeniyle kedi öldürmekten vazgeçtiler. Rönesans Dönemi’nde ise kedilerin toplumdaki saygınlığı giderek arttı ve Viktorya Dönemi ile birlikte kediler, yalnızca yararlı bir ev hayvanı olmakla kalmadılar, güzellik simgesi olarak da insanlar arasında özel bir konuma geldiler.

Kedi
Haziran 2013

Gonca Köse  yeni bir  gönderide  bulundu.

Beyin bağlama

“Scientific Reports” adlı dergide yayınlanan araştırmaya göre, araştırma ekibi susuz farelere ışıkları ayırt edip suya ulaşmak için bir manivelayı kaldırmasını içeren temel bir eğitim verdi. Daha sonra farelerin beyinlerine kabloyla bilgisayara bağlanan elektrotlar yerleştirildi. Bu fareler farklı kıta da bulunan farelerdi. Farelerden biri Brezilya'nın Natal kentindeki bir enstitüde tutulurken, bir diğeri de ABD'nin Kuzey Karolina Eyaletinin Durham kentindeki bir laboratuvarda tutuldu. Bu deneyle farelerin birbirine yardımcı olmasını sağlandı. Beynindeki korteks tabakasının içine elektrot yerleştirilen bir fare, internet aracılığıyla gönderdiği sinyalle Durham'daki farenin ödül kazanmasına yardımcı oldu.
Bilimsel Bilgi


Natal'da camdan bir kapta bulunan fare 'şifreleyici' görevi görürken, ödül almak için gerekli ipuçlarını çözdüğünde beyni elektrik sinyali gönderiyordu. Sinyaller gerçek zamanlı olarak Kuzey Karolina'da aynı aleti gözlemleyen 'şifre çözücü' ikinci farenin beynine gönderildi. Diğer fareden sinyali alan ikinci fare çok kolay bir şekilde ödüle ulaşmayı başardı. ikinci farenin düşünce ya da görüntüler almadığını kaydedildi, şifreleyici fare bazı görevleri başardığında, beyin sinyallerindeki en yüksek bölümlerin ikinci fare tarafından algılanan bir çeşit elektronik sinyallere dönüştüğünü söyledi.
Temmuz 2012

Nazende , bir soruya yanıt verdi.

Tularemi hastalığı nedir?

Tularemi Nedir?
Tavşan Ateşi veya avcı hastalığı olarak da bilinen tularemi, Francisella tularensis adlı bakterinin yapmış olduğu bir hastalıktır.

Tulareminin Kaynağı Nedir?
Tavşan, fare ve sincap gibi kemirici hayvanlar hastalığın asıl kaynağıdır.
Diğer yabani hayvanlar ile evcil hayvanlar ve kuşlar da hastalanarak kaynak teşkil edebilmektedir.
Keneler ve sokucu sinekler de hastalığı bulaştırabilmektedir.

Tularemi Nasıl Bulaşır?
Hasta hayvanların kontamine ettiği (kirlettiği) suların içilmesi, kullanılması veya bu sularla temas edilmesi,
Hasta hayvanların kirlettiği meyve ve sebzelerin bol su ile iyice yıkanmadan yenmesi,
Hasta veya ölen hayvanlara temas edilmesi,
Av hayvanlarının eldivensiz yüzülmesi yüzülmesi ve parçalanması,
Av hayvanlarına ait etlerin iyice pişirilmeden tüketilmesi,
Enfekte kene veya sokucu sineklerin ısırması,
Hastalık etkeni ile kontamine olmuş tozların solunması ile bulaşır.
Hastalıkla insandan insana bulaşma yoktur.

Tularemi Ne Zaman Görülür?

Tularemi, her mevsim görülebilmekle birlikte, insanların kullandığı sulara, yağışlar nedeniyle dışarıdan su sızıntılarını yoğun olabileceği kış ve bahar aylarında daha çok görülebilmektedir.

Tulareminin Belirtileri Nelerdir?

Hastalık belirtileri, bakterinin alınmasından 1-14 gün (ortalama 3-5 gün) sonra ortaya çıkabilmektedir. Hastalık, alınan bakterinin sayısı ve giriş yeri ile vücudun savunma sisteminin (Bağışıklık sistemi) gücüne göre değişik klinik şekillerde olmaktadır.
Tularemi, çoğunlukla ani ateş, üşüme, titreme, başağrısı ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlar.
Buna, boğaz ağrısı ve kuru öksürük eşlik eder.
Ayrıca, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve kas ağrıları da olabilmektedir.
Bakterinin vücuda girdiği bölgelerde ise lenf bezlerinde şişmeler görülmektedir.
Ülkemizde tulareminin kliniği genel olarak boğaz ağrısı ve boyunda şişlikler ya da göz kesesi iltihabı ile birlikte yine boyunda şişlikler şeklindedir.

Tularemini Tedavisi Var mıdır?
Hastalığın bulaşma yollarına ait bir hususun varlığı ile yukarıdaki belirtilerin görilmesi halinde en yakın sağlık kuruluşuna müraacat edilirse, hastalık antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Geç kalınması durumunda antibiyotiklerin etkisi sınırlı olup, cerrahi girişim gerekebilmektedir.
Hastalığı geçirenlerde bağışıklık oluşmaktadır.
Ancak, hastalığın bazı klinik şekillerinde ölümlerin de görülebileceği unutulmamalıdır.

Tularemiden Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?
İçme ve kullanma suyu kanalları ile depolarının, dışarıdan herhangi bir kirlenmeyi engelleyecek şekilde yapılması ve mevcutların ıslah edilmesi,
Suların klorlandıktan veya kaynatıldıktan sonra içilmesi ve kullanılması,
Doğada kaynağı belli olmayan ve kirlenmeye müsait yerlerdeki suların kesinlikle içilmemesi ve kullanılmaması,
Av hayvanlarını yüzerken ve etlerini parçalarken eldiven kullanılması,
Özellikle av hayvanlarına ait etler başta olmak üzere, etlerin iyice pişirildikten sonra tüketilmesi,
Meyve ve sebzelerin bol su ile iyice yıkandıktan sonra yenmesi,
Kan emici sineklerin ve kenelerin ısırmasını engelleyici (örneğin, kenelerin vücuda yapışmaması için pantolon parçalarının çorap içine konulması ve böcek kaçırıcı ilaçların kullanılması gibi) önlemlerin alınması,
Vücuda yapışan kene varsa, bunların kesinlikle patlatılmadan bir cımbızla baş kısmından tutulup sağa sola oynatarak çıkartılması,
Gıda maddelerinin, fare ve sıçan gibi kemirici hayvanların ulaşamayacağı şekilde muhafaza edilmesi,
Hayvan leşlerinin çevreyi kontamine etmeyecek şekilde gömülmesi veya yakılması gerekmektedir.

Temmuz 2012

Nazende ,  yeni bir soru sordu.

7 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.