Bilmek istediğin her şeye ulaş

Fazıl Say

Sanatçı

Fazıl Say (14 Ocak 1970, Ankara), Türk klasik müzik piyanisti, besteci.

Kasım 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ekim 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Fazıl Say'dan Başbakana Açık Mektup: Korkma sanattan sanatçıdan

Fazıl Say, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orsektrası'nın (CSO) yıllık programında yer alan konserlerinin Kültür Bakanlığının talebi sonucu programdan çıkartılması üzerine Başbakan ve Kültür Bakanı'na hitaben bir açık mektup yayımladı: "Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki "askeri güç" filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş... Bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden kaybetmedi mi? "
Japonya turnesinin ardından Çin’in başkenti Pekin’e geçen Fazıl Say’ın açık mektubu şöyle:


“Sayın Başbakan, Sayın Kültür Bakanı ve Tüm Yetkililer,

Size bu mektubu Pekin'den yazıyorum, bu akşam Çin'de konserim var. Programda kendi eserlerim var. Ben Japonya'da turnedeyken, 3 eserimAnkara 'da programdan çıkarılmış, olay Türkiye 'de ve dünyada tepki ile karşılanmış. Hoş bir durum değil. Size söylemek istediklerim var. Umarım okursunuz ve bir insanı anlamaya çalışırsınız...

Ne zaman gerçekten "güçlü" olunur biliyor musunuz? Hem doğuyu, hem batıyı, hem de ikisinin sentezini en iyi şekilde varettiğinizde. Ankara'da çalınması yasaklanan " İstanbul Senfonisi" eseri işte bu yüzden dünyanın her yerinde çalındı. Daha geçen hafta Tokyo Senfoni Orkestrası çaldı. İstanbul Senfonisi, 80 kişilik batı orkestrasının en önünde, Ney, Kanun, Bendir ve Kudüm ile çalınan bir eserdir. İstanbul'u müzik ile anlatır. Eserin sözleri yoktur. 2010'daki ilk seslendirilişinden sonra dünya üzeri 50'den fazla orkestra bu eseri repertuvarına almıştır. Hemen hemen tüm Türk orkestraları da çalmıştır. Bu eser ile ben 2013 ECHO Klassik ödülünü kazandım, klasik müzikteki en mühim ödüllerden biridir. Daha da önümüzdeki tarihte nice çalınışları olacak.

Bununla gurur duyabil. Korkma bundan, bu eser sadece bir müzik eseri. Gel bu bütün dünyada şaşkınlık ve öfke yaratan "yasakçı" tutumunu değiştirebil. Yıkıcı olma. Gel bu eseri Ankaralılar da dinleyebilsin. Bırak kim neyi seviyorsa sevsin. Destek ol buna. Fazıl Say'ın 56 eseri var. 3 tanesi Ankara'da çalınamadı diye hiç bir şey değişmiyor Fazıl Say için. Dünya, bu "yasakçı" tutumu ayıplıyor sadece. Türkiye'de de kimse daha iyi hissetmiyor bir müzisyene boykot uygulaması getirildiğinde. Sen de iyi hissetmiyorsun. Gel bunu değiştirebil. Kaybeden sadece bu kararı veren oluyor. Korkma el uzatabilmekten. Hatta "bu eseri orkestramız olmayan şehirlerimize de götürelim" diyebil. Uzat elini. Merak etme değeri bilinir. Katar'da bile dünyanın en pahalı opera prodüksiyonları yapılıyor...

Farklı yaşam tarzları korku ve tehtid altında kalırsa, bu çok sağlıksız bir toplum dokusu yaratmakta. Ne ezen mutlu olur ne de ezilen. Bırak Türkiye sanatta da dünya ile yarışsın. Gel operaları, tiyatroları, orkestraları kapatma, bırak izleyen izlesin, seven sevsin, halk karar versin neyin iyi olduğuna. Hatta, daha iyi olması için bütçelerini bile arttır, dünya yarışında varolsunlar, bırak ne yapıyorlarsa yapsınlar, 21. Yüzyıldayız, özgür bir dünyadayız, pozitif kılabil dünyayı, "Türkiye'de iyi sanat yapılıyor" dedirt tüm dünyaya.

Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki "askeri güç" filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş...

Yıllardır karşı karşıya geldik. Bu hükümet ile bir türlü anlaşamadık. Başka sansürler, konser iptalleri, hep bizi karşı karşıya getirdi. Hep tuhaf karşılandı. Kimse mutlu olmadı. Gel Antalya'da dünya çapında bir müzik festivali yaratmış bu ekibi işine geri koy, o festivali biz yarattık, emeğimizle, düşüncemizle, yaratıcılığımızla, hakkımızdır. Hatta bu başarılı ekibe başka imkanlar bile tanı, "gelin diğer başka şehirlerimizde de yeni festivaller yaratalım" diyebil. "Gelin beraber büyüyelim"diyebil. Korkma bundan.

Fazıl Say'ın dünya üzeri her yıl 100-130 konseri var. İstersen incele. "Kimdir bu? " diye bir kere olsun bak, anlamaya çalış. Bir Türk vatandaşı. Tüm eserlerinin konusu Türkiye olan bir sanatçı. Her yıl 30'dan fazla ülkede 100-130 konseri var. Bak, 3-4 konserimi iptal edince ne benim için bir şey değişiyor ne de başkası için. Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu? Bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden kaybetmedi mi? Dünya'da pek çok sanatçı var, aralarında dinlere inananı, inanmayanı, budist olanı, deist olanı, ateist olanı var. Kimse sanatçıları bu yüzden sorgulamıyor. Açık olabilelim.

Türkiye'nin dünya üzerinde tanınan bir kaç sanatçısı var. Ve bu noktaya şans eseri gelinmiyor, yarışmalar kazanılıyor, ödüller kazanılıyor, dünya üzeri yüzlerce şehirde binlerce konser vererek on yıllar süren bir emeğin karşılığında bir yere varılıyor ve hiç kolay değil o noktaya varmak.

Lütfen bir kere olsun anlamaya çalışın.

Saygılar,

Fazıl Say”
Ekim 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bakanlıktan Fazıl Say'a da sansür. Bu nasıl bir takmadır. Dünya adamı ayakta alkışlıyor bizde bakanlık sansürlüyor. Müstehçen bir durum yok, iktidara karşı bir şey de seslendirmiyor. Bu nasıl takmaktır...

Bakanlıktan Fazıl Say'a da sansür - Kültür Sanat Haberleri - Radikal

Türkiye ve İstanbul ile ilgili haberleri mi aramıştınız? Bakanlıktan Fazıl Say'a da sansür haberi için hemen tıklayın!
Temmuz 2013

Sadık Dereköy, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Söz konusu %99'luk kesim...
Burada verilecek ceza değil de diğer taraftaki çekeceği azap ne derece olur. Tabi bu da ayrı bir tartışma konusu... :)
Temmuz 2013

Hacer Vural, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Halkın bir kesiminin inançları değerleri hassasiyetleri gibi soyut kavramlarla düşünce özgürlüğünü sınırlamak ancak Türkiye gibi bir 3. dünya ülkesinde olur.
Temmuz 2013

Samet Polat, bir soruya yanıt verdi.

Nisan 2013

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her müminine 2 huri vereceğim diyosun, cenneti ala kerhane midir?"
"Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?"

Aslında ikinci tırnak içindeki cümleyi tekrar okursak hırsız, şaklaban, yavşak ve adi magazincilerin Allah'çı olduğunu söylüyor ama Allah'çıların hırsız, şaklaban, yavşak ve adi magazinci olduğunu söylemiyor. Cümle yapısına göre Allah'çılık bu kötülükleri niteliyor, kötü nitelikler Allah'çılığı değil. Yani Allah'çılık bir üst küme, bunun cümlede bahsedilen kötü ama virgülden sonraki sitemle değinilen iyi de üyeleri var. Allah'çılar kötüdür demiyor, kötüler neden Allahçı diyor. Üstüne üstlük bu kötü insanların Müslüman olmasına şaşıyorum diyor, yani "Ben İslamiyetin daha iyi bir din olduğunu düşünürken nasıl oluyor da bu çarpık karakterler de Müslüman geçiniyor?" diyor. Aslında bazı çarpık karakterlerin Müslümanlığı maddi çıkarlarına alet etmesine bir içerleme var bu cümlede. Kanaatimce her gerçek Müslüman ya da diğer din mensubu hatta ateist de bahsedilen duruma içerliyordur. Dine sığmayacak eylemlerde bulunanların utanmadan, masum, vicdanlı insanlarmış gibi bir de dini bu kötü eylemlerine alet etmeleri, onu para gibi bir pazarlık, reklam, şöhret, ihale kapma, iş bağlama, yönetme vb. aracı olarak kullanmaları adamın hoşuna gitmemiş, bunun hapislik ne tarafı var... Dini, iyi insan olma öğretisi, gerçek iyi vicdanın kifayetsiz kaldığı durumlarda bir vicdan terazisi olarak gören gerçek Müslümanlar dinin bir rant aracı olarak kullanılıp durumdan maddi çıkar sağlanmasından hoşnut mu ki?.. Eleştiri var, hakaret yok.

Ceza tamamen haksızdır. Ben Sayın Say'ın yerinde olsam hiç durmam hemen giderim. Twitt'lere de kafama göre devam ederim. Muhakkak ki bir çok ülke ona kucak açacaktır, başta Rusya, Avusturya, Almanya ve tabii ki ABD gerçek yeteneği ve her normal sanatçının olması gerektiği gibi baskılara baş kaldıran eleştirel sivri diliyle sanatçımızı seve seve kabul eder. Belli ki burada evinde zor tutulan %50 tarafından değeri bilinmiyor, yargı da engizisyon mahkemesi mantığıyla işleyip artık hukuk tanımıyor. Alan memnun satan memnun olur... Müziği seven bizler yine onu dinleyebilir, yine onunla gurur duyabiliriz.
Nisan 2013

Murat Yıkılmaz, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

"Irmaklarindan saraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her muminine 2 huri verecegim diyosun, cenneti ala kerhane midir?"

Buraya kadar Ömer Hayyam'ın sözleridir, çok sevdiğim bir dörtlüğüdür, bence hiçbir sıkıntı yok. Peki ya devamı?


"Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?"

Allahçı derken neyi kastediyor olursa olsun, ben Allah'çıyım diyelim. Bu adam bana şimdi "hırsız, şaklaban, yavşak, adi magazinci" diyor? Bana hakaret ediyor? Bu mudur ifade özgürlüğü? Eğer bu olduğunu düşünüyorsanız, kafanızdaki özgürlük kavramını en temeldeki taşlardan itibaren sorgulamanızı öneririm.

Özgürlük, başka bir insana hakaret etme hakkı değildir.

Bence, cezayı sonuna kadar hak etmiştir.
Nisan 2013

Murat Emecan, bir soruya yanıt verdi.

Nisan 2013

Ahmet Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Ömer Hayyam günümüzde yaşasaydı, sırf onun yüzünden idam cezası geri getirilirdi, adamı asarlardı İrandaki gibi kepçenin kepçesini havaya kaldırıp şehrin meydanında, ya da taşlarlardı.

Şimdi adam o daha zor dönemlerde bile bunları şöyleyebilmiş, cesaret edebilmiş ya, helal olsun mu demeli,

Ulan o dönemde bile adama birşey dememişler, hoşgörü göstermişler mi demeli...neresinden baksan tutarsızca..

Yani pekala Say' ın sözleri şöyle de yorumlanabilir;

''Bilmem fark ettiniz mi, nerede kaypak, tutarsız kişilikli, kul hakkı yiyen, ihaleye fesat karıştıran, iki yüzlü, sürekli yüzünde maskesiyle kamuoyuna oynayan varsa, hepsi bu aralar dindar geçiniyor, sorarsan dindarlıkta üzerlerine toz kondurmazlar. Bu nasıl bir çelişkidir.''

Herhalde herkesi rahatsız eden ve belki de bu kadar bu deyişi popüler yapan, ''Allahçı'' kelimesi. Dindar geçinenlere Allahçı demiş. Bu aralar -cılı, -culu, küçültücü kelimeler üretme modası yok muydu? Ulusal-cı, Kürt-çü, Din-ci...

Yani ''-mış gibiler'' anlamında. Aslında bu anlamda ele alınırsa, Allah-cı; ağzından Allahı düşürmeyen, ama aslında Allah'la zerre alakası olmayan, bu söylemi, hakim görüş etkisinde bir sömürü aracı, bir kimlik olarak kullanma meselesi.

Yani, adamı boynuna kadar toprağa gömmüşler, en masumu ilk taşı yapıştırmış ve herkes taş atıyor diye, atmadan önce bi durup düşünmek lazım gibi.

Ayrıca 10 ay hapis meselesi tek başına konudan bağımsız irdelenmesi gereken bir mesele..
Nisan 2013

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Suçu ve suçluyu övmek gibi bir kanun yakında çıkacak ve bu sayede hukukun kararları tartışılmaz olacak hamdolsun :)
Nisan 2013

Ferşat, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Fazıl Say'ın uzun süreli takipçisiydim. O tweetleri retweetleyenler arasında ben de varım hatta. Lakin olay fazla yanlış. Mesela şunu deme hakkı doğmuştur: "Atatürk de benim değer yargılarıma giriyor. Ona küfreden herkesin hapse atılmasını istiyorum." Bu bir saçmalıktır.
Nisan 2013

İlkay Kurtuluş, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Kimse, seninle aynı takımı tutmak zorunda değil, kimse, seninle aynı sevinci paylaşmak zorunda değil, kimse, seni sevmek zorunda değil, kimse, sen inanıyorsun diye inanmak zorunda değil. Sen fikirlerini beyan ederken ne kadar özgürsen herkes de en az o kadar özgür. Sen ki! Çoğunluksun diye üstün değilsin ve hiç bir azınlık da senden aşağı değil. Küfür de edersin aşkını ilan da, sevmediğini de söylersin düşünüp ağladığını da, sevgin içinden de taşabilir ağzından da dökülebilir kelimeler. Her kim olursa olsun, bir bireyin kendini ifade etmesi, kendi fikirlerini paylaşması veya kendi fikirlerini yansıtan insanların beyanlarını dilinden düşürmemesi suç olamaz, olmamalı da. Ancak şu da bir gerçektir ki ortadaki laf hakaret-vari bir lafsa ve lafın gideceği yerde üzerine alınacaklar, bundan rahatsız olabilecek olanlar varsa şayet lafı söylerken "Kibirli" davranmamak gerekir. Evet Fazıl Say kendi kelimeleri olmasa da kendi düşüncelerini yansıttığı için Hayyam'ın dizelerini paylaşmış (RT etmiş) olabilir ve bu bir takım insanı rahatsız etmiş olabilir. Ama unutulmamalıdır ki o dizeler o kelime düzeniyle yüz yıllardır hayatımızda. Dine inanmak zorunda değiliz ve bunu saklamak zorunda da değiliz ama hakaret etmemek zorundayız. Her ne olursa olsun bir inanışa karşılık (bu inanış illa din olmak zorunda değil) olarak hakaret ediliyorsa bu cezasız kalmamalı, saygı daima korunmalı, dengeler bozulmamalı ama dengeleri bozmayalım derken de hakaret edene saçma sapan cezalar verilmemeli. Fazıl Say'ın söylediği veya paylaştığı her neyse o yaptığı birilerini rahatsız edebilir ve yaptığı alenen saygısızlıktır ama aldığı ceza da vicdansızlıktır. Fazıl Say saygısızlık etmiştir bunun karşılığı Özür Dilemektir, 10 ay hapis dine küfretmekle olmaz, olamaz.
Nisan 2013

Duygu Avcı, bir soruya yanıt verdi.

Fazıl Say 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı' gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Türkiye'de genel olarak düşünce özgürlüğü; başkalarının çıkar sınırlarını ihlal ettiğin zaman geçerliliğini kaybeder. Bu noktada ideoloji, kimlik, yaşam tarzı gibi detaylar hiçbir şekilde önem teşkil etmez. Önemli olan mevcut egemenliğin kimin kontrolünde olduğu ve bu kontrol mekanizmasına senin bir itirazının olup olmadığıdır. Bazen söylediğin şeyler çıkarlara uyuyordur yolunu açarlar. Açılan yoldan cesaretlenip yeni şeyler söylersin. Sonradan söylediklerin çıkarlara ters düşer bir anda kör adaletin tartısında bulursun kendini.
Daha fazla

3 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.