Bilmek istediğin her şeye ulaş

Fütürizm

20yy’ın başında yeni yaşamı ve yeni yaşamın teknolojisini özne alarak önem veren, geleneksel kuralları yıkma amacı güden bir sanat akımı olarak doğmuştur. İtalyan Şair Marinetti’nin 1909'da Fransa’da yayınladığı bildirgeyle ortaya çıkan bu akım; şiir, edebiyat, resim, grafik, tipografya, heykel, ürün tasarımı, mimarlık, fotoğrafçılık, sinema ve tiyatro eserlerini içeren bir hareket olarak başladı. Yaşamın sürekli değiştiğini, sanatın da yerleşik bütün kuralları bir yana bırakarak yeni biçim ve anlatım yolları yaratarak bu değişime ayak uydurması gerektiğini savundu. Ancak Fütürizm başta bir sanat akımı olarak yapılanmış olsa bile, günümüzde, her konuda gelecek üzerine düşünenlerin öngörülerini, gelecek senaryolarını, fütürist fikirler başlığı altında paylaştıkları bilimsel bir kavramdır. Teknoloji, eğitim, sağlık, enerji ya da bireyden topluma bizleri ilgilendiren her konudaki gelecek, fütüristlerin konusudur.

Mart 2015

Abdullah Gürel, bir soruya yanıt verdi.

Önümüzdeki beş yıla damgasını vuracak teknolojiler neler olabilir?

İnstagram-sosyal medya teknolojileri-apple son zaman ürünleri-cicret-3d yazıcı
Mart 2015

Sengoz, bir soruya yanıt verdi.

Önümüzdeki beş yıla damgasını vuracak teknolojiler neler olabilir?

Giyilebilir teknolojilerin her türlüsü
Saat, gözlük, gömlek ayakkabı
Nesnelerin interneti kavramıyla ilişkili hertürlü giyilebilir ya da giyilemez her türlü nesne.

Ticari heronlar

Ses kontrolüyle üretilen yeni ürünler
Mart 2015

Çiğdem Çelik, bir soruya yanıt verdi.

Önümüzdeki beş yıla damgasını vuracak teknolojiler neler olabilir?

3D aut hologram tv in . Sanırım önümüzdeki beş yılın flash gelişmesi bu olabilir . Statik elektrikle yada kinetik enerjiyle şarj edilebilir piller de yolda. Ayakkabınızla enerji depolama gibi bir lüksü düşünsenize. Bu arada hologram görüntülerin cep telefonları ila yapılabilme ihtimali IBM tarafından düşünülen ve üzerinde çalışılan bir projeymiş. Tabii 3D yazıcılar da çok heyecan verici .
Ekim 2014

Cem Turan, bir soruya yanıt verdi.

Bilim gazeteciliği tabirini duymuş muydunuz? Ne demektir?

Genetikçiler uzun yıllar, insan davranışlarında genetik faktörlerin belirleyici olduğunu ispata kendilerini adeta vakfetmiş olsalar da geldikleri nokta; ezici bir çoğunlukla son sözü çevresel etkinin şekillendiriciliğinin söylediği idi ve buna epigenetik, dediler.

Ne güzel olurdu kimine göre; evimizin sigorta kutusunu açıp kapatmak gibi DNA kutusunun kapağını açıp gen sigortalarını indirip kaldırarak davranışları şekillendirmek ama iyiki öyle değil: Çevre çok önemli.

Bir ülke düşünün, popüler yenilikler, bilim insanlarının tartışmaları mahalle kahvelerinden gazetelerinin manşetlerine kadar yer buluyor. Tezlerin karşılıklı düellosu arenalardan inmiyor, futbol holiganlığı yerine ortaya atılan görüşlerden inandığını destekliyor insanlar ya da kendileri yenilerini ileri sürüyorlar... Söylemeden geçememki; en kötü fikir, fikirsizlikten bin kat daha yeğlenendir çünkü fikirler çarpıştırılarak bilenir.

Ve diğer ülke: Adına okuma salonu (kıraathane) dedikleri yerlerde duman altı olup, adeta pineklemenin adresi olmuş bu mekanlarda hayatlar çürüyor, gençlikler tüketilip içkiye, kumara, uyuşturucuya alıştırılıyor. En popüler konular, gazetelerinin üçüncü sayfalarından değil, daha ilk sayfalarından vıcık vıcık akan popstar, topstar, hopstar, hocastar, holiganizm, vandalizm, emeksiz sosyetik yaşam haberlerinden oluşuyor. Bunları yazanlar ve boğazlarına kadar insanları magazin delisi yapanlar, utanıp sıkılmadan bu rezillikleri halk istediği için yaptıklarını söylüyorlar. En popüler iş; otobüs duraklarından hiç inmeyen kağıtlara yazılmış vasıflı-vasıfsız overlokçu, reçmeci, son ütücü ilanları...

İşte bundan bilim gazeteciliği çok önemli bir toplum için. Aydınlanmanın, düşünce üretmenin, hayatı sorgular yaşamanın ritmcisi, metronomudur bilim üstüne içerik üretmek ve herşey bir ritm vuruşu ile başlar, muhteşem senfoniler böyle yankılanır orkestraların sahne aldığı salonlarda. Ritm olmazsa sessizliktir akıbet, çürümektir, tüketen bir pazar olmaktır, işten yegâne anladığı tüccar olmaktır.

Oysa öyle olmamalıdır: Toplumu meraka, irdelemeye, araştırmaya götüren bir orkestra şefi, fareli köyün kavalcısı olmalıdır, bilim yazarı. Halk diliyle kalem oynatmalı, en karmaşık konuları bile Cin Ali lisanıyla işleyebilmeli, düşünmeyi baldan tatlı resmedebilmelidir.

İşte o zaman, şimdilerde ağızlara sakız olan inovasyon kelimesi anlamını bulur. Teknolojik oyuncaklara çuvalla kaynak akıtıp evleri, işyerlerini, sınıfları, cepleri bunlarla doldurmak değilki gelişmişlik. Düşünce geliştirmekteki istekle yön bulan bir süreçtir, gelişmek.

Bir TÜBİTAK var son yıllarda bu konuda birşeyler yapmayı dert edinen: Eskiden bir Bilim ve Teknik Dergisi vardı, çocukluğumdan bu yana takip ettiğim. Son yıllarda okul öncesi çocuklar için "Meraklı Minik", İlkokul düzeyi için "Bilim Çocuk" ve şimdi de "Bilim Genç" dergileri ile karşımızda. Eleştireceğim yönleri de olsa, bunlar TÜBİTAK'ın bu hizmetinden duyduğum memnuniyet ve takdiri gölgeleyemeyecek kadar küçükler. Bu yayınlardaki amaç zaten herkesi topyekün profesyonel bilimadamı yapmak değil, iç dünyalarına merak tohumları serpmek, yüreğe aşk ve heves düşürmek. Çünkü herşeyin başı bu güdüler, günümüz insanları arasında en çok fukaralık çektiklerimiz de onlar.

TÜBİTAK bence bu seriye devam etmeli. Daha farklı kitlelere özelleşerek, farklı içerik ve üslupla girmeli kapılarından içeri: Örneğin "Bilim Çiftçi" tarım ve hayvancılık alanında yenilikçi düşünceler konusunda cesaretlendirmeli okurlarını, bu alandaki gelişmeleri bir köy lehçeşiyle vermeli, örnekler köyden olmalı; Hasan ve Ali Ağalar'ın güncel diyalogları ile işlenerek yakın durmalı çiftçiye.

Belki "Bilim Kobi", "Bilim Sanat", "Bilim Tarih", "Bilim Emekli" gibi farklı halkalar eklenmeli halk bilimciliği yayınlarına ve böylece beşikten mezara kadar bilime aşina, bilimi içselleştirerek bir yaşam tarzı, örf, gelenek haline getirmiş bir toplum üretebiliriz belki.

Aklıma tek kanallı TRT günleri geldi. Olayı çözüp, kazancı gören müteşebbis ruhun radyo televizyon yayıncılığındaki tekeli kırmak ve kendilerine kanuni bir koridor açabilmek için kullandıkları en önemli malzeme "yayın özgürlüğü ile sağlanacak demokrasi" idi.

Peki ya "bilim özgürlüğü ile sağlanacak gelişme, gerçek bağımsızlık, asıl gurur duyulası demokrasinin besin kaynağı refah" ? Pek ses yok. Ben duyamıyorum, ya siz? Demekki bilim yazım çizmekte gelir görmüyorlar. Belki sadece magazin yayınlarından oluşan dergiciliklerine "bu kadar da olmaz" dedirtmemek için olacak, birkaç uluslararası popüler bilim dergisinin Türkçe versiyonlarını basarak durumu idare ediyorlar. Belliki bilim yazamayacaklarından, özgün bir içerikle sürükleyici olamayacaklarından endişe ediyorlar.

Bir elin parmak sayısını bile bulmayan birkaç özel popüler bilim yayıncılığı girişimini söylememem hak yemek olur. Özellikle bildiğim birisi varki çok uzun yıllardır yayın hayatında. Lakin bilimi avama indirgeme hususunda havanda su dövüyor gibiler. Mükemmelliğiniz, karşınızdakinin sizi anladığı orandadır. Siz okuyan "yahu, bilim de ne menem şeymiş" deyip korkarak kaçmamalı.

Bunca paparazzi medyanın içinde halk diliyle popüler bilim yayıncılığına teveccüh edecek birisi olsa, önce ben gönüllü yazmak isterdim ama halen lüks bir rüya gibi, demlenmesi gereken bir düşünce hala, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçse bile.

Umutvar olunmalı, umutlar korunmalı. İyi gelişmeler alkışlanmalı, yanlışlar eleştirilmeli. Bir de taşın altına el koyanlardan olup, topluma karşı sorumluluklarınızın bilinciyle hareket ettiniz mi gerisi kaymaklı ekmek kadayıfı gibi leziz olur.
Ekim 2014

Ayhan Şimşek, bir soruya yanıt verdi.

Bilim gazeteciliği tabirini duymuş muydunuz? Ne demektir?

Günümüz şartlarında ülkemize özgün olmayan kopyala yapıştır (içi boş) haberciliğin sözde adı.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Geleceğin otomobilleri hangi segmentlerde olacaktır?

Gelecekte de tüm segmentten insanlar otomobil satın alacağı için, bugüne kadar olan otomobil segmentlerinin aynen devam edeceğini belki de ultra zenginler artacağı için artık Audi A8 gibi A10, A12 gibi fazladan segmentlerin de türeyebileceğini düşünüyorum.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

2050 yılında bina yapıları ne türde değişiklik gösterecek?

Biraz da uçalım demişsiniz, hadi uçayım...

Bence taşıyıcı malzemede ufak tefek değişiklikler olabilir. Beton ve çelik hala kullanılmaya devam edecektir ama karbon lifleri de betonarme donatısı olarak daha fazla işin içine girecektir. Bunun yanı sıra aluminyum ve yine belki karbon lifli profillerden oluşan iskelet yapıları, space truss konstrüksiyonları binaların mukavemetini düşürmeden, statiğini bozmadan ağırlığını azaltacaktır.

En önemli farklar binanın enerji, su ve kanalizasyon ihtiyaçlarında olacaktır. Ucuzlayan fotovoltaik teknolojisiyle binaların çatı ve dış yüzeyleri hem ışık geçirmez hem de geçirir versiyonlarıyla fotovoltaik panellerle kaplanıp binanın ısınma ve elektrik ihtiyaçları karşılanacaktır. Yalıtımsız bina yapıp üstüne Lüx Daireler yazma devri tarihte kalacaktır.

Şehirlerin genişleyerek ulaşımı olumsuz yönde etkilemesinin önüne geçilebilmesi için dikine yapılanma doğrultusunda binaların yükseklikleri artacak ve bina ihtiyaçları için yeni bir enerji kaynağı kullanılabilir olacaktır. Çoğu bina tepelerinde ve kenarlarındaki rüzgar tribünlerinden de enerji sağlayacaktır. Yükselen binaların rüzgara karşı direncinin azaltılabilmesi için daha yuvarlak formlar kullanılacaktır.

Toplanan yağmur ve kar suyu arıtılarak binanın içme suyu ihtiyacına destek olacak hatta belki pis su da arıtılarak kullanılacaktır. Malum küresel ısınma kuraklığı da beraberinde getirebileceği için suyun her damlası kıymetli olacak.

Evsel atıklar için sonunda binalara çeşitli çöp kanalları yapılacak, atılması gereken kağıt, cam, teneke, plastik, bitkisel atıklar gibi geri dönüştürülebilir atıklar binanın bodrum katında toplanarak işleme tesislerine iletilecekler. Kalan çöp de tabii ki toplanacak ve önce yakıt olarak metan oluşması için kapalı tanklarda depolanacak ve binanın enerji ihtiyacına katkıda bulunacaktır. Sona kalan az bir posa da tabii ki şimdiye kadar olduğu gibi çöp dağlarına eklenecektir. Belki de onlar da pulverize edilip elementlerine ayrıştırılacak ve geri dönüştürüleceklerdir.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Işığın yansımadan bir cismin içinden geçmesi sağlanırsa, bu gelecekte neleri tetikleyebilir ?

Işığın içinden geçebileceği cisimler zaten mevcuttur. Cam gibi tüm saydam ve yarı saydam cisimlerden geçer ışık. Gelecekte de ışık saydam cisimlerden geçmeye devam edecektir.
Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Her türlü bilginin hızlı transferi sağlandığı günümüzde insanın fiziki varlığı önemini yitiriyor mu? Hislerde taşınabilir olursa Matrix dünyası gerçek olabilir mi?

O bilgileri bilgisayarla da olsa üreten bir insan olmadan transfer edilecek bilgi olmaz. O bilgilerin ulaştığı yerde de onları işleme sokacak, yeni bilgiler üretecek ya da yorumlayacak bir insan olmak zorunda. Sonuçta bilgiler bilgisayarlar için değil insanlar için üretiliyor. Bilgisayarların IQ'su sıfır kaldıkça başlarına zeka sahibi insanlar gerekecek. Burada önemini yitiren özellikle iş yapmak için insanın fiziksel konumu. Tasarımsal her türlü süreç ya da sanal her türlü imalat artık insanın konumundan tamamen bağımsız bir şekilde yönetilebiliyor. Yalnız unutmayın ki ayakkabı satan bir web sitesi sadece insanların imal ettiği ayakkabıları sunar; insanın ihtiyacı ise web sitesi değil ayakkabıdır. Sanaldan gerçeğe geçtiğiniz anda imalata insan emeği ve yerleşik bir imalathane girer. Sonuçta insanın yemek, içmek, giyinmek gibi fiziksel ihtiyaçları devam ettiği sürece insanın fiziksel varlığı ve konumu önemli olacaktır.
Aralık 2013

Oğuzhan Eker, bir soruya yanıt verdi.

Bilim gazeteciliği tabirini duymuş muydunuz? Ne demektir?

Tübitak'ında zamanında dikkatini çeken ve "Bilim insanının medya rehberi" adlı kitabı yayınlamasına sebep olan konudur. Bilim gazeteciliğinden ziyade bilim muhabiri tanımı kullanılır. Gazeteciler, muhabirler bildiğiniz üzere bir haberi yayına hazırlamak için az bir zamana sahiptirler. Bilimsel konularda haber yapacakları zaman çok detaylı araştırma yapamazlar ve bilim adamının bahsettiği konuları tamamen yabancı birisi olarak dinler, analiz eder, kendi artık ne anladıysa birazda çarpıcı hale getirerek genellikle çarpıtarak dikkat çeken bir haber sunmaya çalışırlar. Ancak bu tarz haberler çok yanlış sonuçlar doğurabilir. Yurt dışında bu alanlarda çalışan muhabirlere, gazetecilere bilim alanında eğitimler vererek, bilim adamlarına da araştırmalarını muhabirlere nasıl iletecekleri konusunda bilgi vererek bu sorunsalı ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Lakin ülkemizde bilim gazeteciliği kavramından bahsetmenin lüzumsuz olacağını düşünmekteyim çünkü bu kavramı karşılayacak bir gazetecilik henüz yok maalesef.
Temmuz 2013

Uğur Çakmak, bir soruya yanıt verdi.

Her türlü bilginin hızlı transferi sağlandığı günümüzde insanın fiziki varlığı önemini yitiriyor mu? Hislerde taşınabilir olursa Matrix dünyası gerçek olabilir mi?

İnsanın fiziki varlığı bilgi transferinden dolayı neden önemi yitirsin ki. Olsa olsa mekan ve zaman anlamını yitirmye başlar. Bugün herkesin Facebook Twitter hesapları var. Artık bunlar kimliğimiz durumuna geldi. Bunlar olduktan sonra hangi ülkede vs olduğunun bir önemi kalmıyor. Teknoloji gerçek anlamda global dünyayı yaratıyor.
Daha fazla

67 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.