Bilmek istediğin her şeye ulaş

Toplumsal Gelişmeler

Toplum

Toplumsal Gelişmeler

Mart 2015

Çiğdem Çelik, bir soruya yanıt verdi.

Bir toplumdaki ahlak anlayışı nasıl oluşur?

Bu soruya uzun zamandır yanıt yazmayı düşünüyorum ama toparlayıp yazamıyorum. Japonya'daki nükleer santralin de zarar gördüğü felakette halk her şeye rağmen saatlerce kuyrukta beklemeyi göze alıyor fakat kimse yağma yapmaya tenezzül etmiyor. Katolik bir web sitesi şaşkın bir şekilde "Japonlar Hristiyan olmadıkları halde nasıl bu kadar ahlaklı olabiliyor?" diye soruyor. Ben de soruyorum. Kitapsız Japonlar nereden alıyorlar bu ahlakı? Sadece kendi toplumunda değil tüm dünyada kabul gören bir ahlak anlayışı bu üstelik de.
Aralık 2014

Raskolnikov, bir soruya yanıt verdi.

Bir toplumdaki ahlak anlayışı nasıl oluşur?

Toplumun eğitim seviyesi, devletin milletini ne derece eğitebildiğine göre farklılık gösterir. Ahlak her zaman eğitim değildir. Eğitimli ahlaksızlarda vardır ancak, bir ülkenin boş gezen okumamış gençlerinin, hapishanedeki mahkumlarının, toplumdaki okumamış bazı tabirlere göre cahil insanların, tinerci, balleyci gençlerinin vs. eğitebildiği bir sistem düşünün. Böyle bir sistem o ülkenin daha sonraki yıllardaki ahlak seviyesini çok çok daha yükseltecektir. Cevabım, kısmende olsa eğitim seviyesinden oluşur.
Kasım 2014

Emrullah Öztürk, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Şu başörtüsü ile türban ayrı şeyler diyerek karşı tez öne sürenlerin beyni örtülü bence. Türban kavramı başörtüsüne siyasal bir misyon yükleme çabası içinde olan Kemalist zihniyetin türettiği bir "şey"dir. Anadolu diyor ya bazıları, o türbanlı dediğiniz kişiler de o Anadolu kadının kızlarından doğdu. Başörtüsü başa örtülen şeye verilen genel bir isimdir sadece. Onun piyasada türlü türlü adı vardır. Anadoludaki kadınların kimisi "tülbent", kimisi "yazma"; şehirdekiler de "eşarp" der. Türban diye birşey yoktur. Önce bunu netleştirelim. Kavramlarla oynarsak sağlıklı bir sonuca ulaşamayız.

Diğer taraftan; eğer kamuda başörtüsüne karşı çıkıyorsanız nedenlerini somut bir şekilde ortaya koymalısınız. Mesela dini simgelerin kullanılması bir sebeptir. Ama bunu söylerken de altını doldurmanız gerek. Hangi hakka, hukuka dayanarak bir insanın dini vecibesi olan bir şeyine sırf "simge" diyerek engel olabilirsiniz. Buradan o "simge" dediğiniz şeye nasıl siyasal bir misyon yükleyerek böylece devletin ele geçirileceği fikrine varabiliyorsunuz. Bu bir niyet okumadır öncelikle. Ancak asıl saçma olan şey "türbanlı" dediğiniz şeyi kadınlar takıyor. Eee erkekleri nasıl engelleyeceksiniz. Mesela sakalını kestirmek bir çözüm mü sizin için? He bu arada İlhan Cavcav'ın sakal açıklaması için ne diyorsunuz?
Kasım 2014

Belgi Saygı, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Güzel yanıtları için beylere teşekkür ederim. Diğer yanıtları baz alarak yazacağım. Olayı kadın-erkek ilişkisi üzerinden değerlendirmek bence hiç doğru bir yaklaşım değildir. Bu da en az sorunun içinde olan ayrımcılıkla ilgilidir. Neden translar kapanmıyor? Onlar önceden erkek olduğu için mi? Onlar seksi olmadığı için mi? Yoksa onların hepsinin yolu nasılsa belli diye mi?
Ayrıca başörtüsü malumunuz olduğu üzere askeriyenin içinde koşullara uygun bağlanıldığında serbestti. Üstelik bütün bunların yasa olarak ne zaman ve kimin tarafından getirildiğini biliyoruz.
Ayrıca dikkat çekmek istediğim hususlar da var.
* Kadınlar eskiden giyim konusunda sıkıntılar yine çekiyorlardı. Üstelik aile baskısı yüzünden kapanmak zorunda olan ve kapanmamak için direnen genç kadınlar mevcuttu. Buradan yola çıkıp kapalı olmayanların kapalı olanları ötekileştirdiği edebiyatı (ciddi anlamda Edebiyat) yapıldı, güzel desteklerle. Bu da bizim özgürlüğümüz diyen kadınlar fırladı sağdan soldan. Eskiden başını açmayı özgürlük olan adlandıranlar. Kavram çatışması yarattılar, hepimizde kandık. Dogmatik yapının içinde nasıl bir özgürlük idi bu?
* Kamu kurumlarında çalışan herkesin özlük hakları vardır. Belki sokaktakini koruyamazsın ama o kurumlarda çalışan herkesi korumak mümkündür. İsteyen istediğini giyebilmeli ama bu kadar zamandır türbansız ya da başörtüsüz diye kimsenin başına bir şey gelmedi. Hele de kamu da...
* Özellikle benim okuduğum yıllarda yaratılan bıkkınlık getiren mevzular da çok güzel ele alındı. Örneğin İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe'nin baskıcı bir yaklaşımla söyletilmesi. Bu zorunluluk, ona sahip çıkılmasını engelledi. Bu düşünce yapısı da çok güzel kullanıldı. (Bkz. Yetmez ama evetçiler)
* Bir başka konu da benim alanımla pek ilintili. Opera ve Tiyatrolar. Kendi içinde çatırdamaları olan bu kurumların da zaafiyetleri çok güzel kullanıldı. Memura performans yasasını reddeden sevgili büyük meslektaşlarım, kendi elleriyle bugünleri görmemizi sağladılar.
Ve bir çok bunun gibi durumlar... Benim herkesin özgürlüğüne olan inancım, başörtüsü kişinin kendi iradesidir, isteniyorsa takılır, diyen insancıl yaklaşımımın bir gün buralara geleceği belliydi. Şimdi ne cevap vereyim, gitti gideeeen, gitti gider. . .
Kasım 2014

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Kamu kelime anlamı olarak sen, ben, bizim oğlan, demektir. Kamunun dini, dili, ırkı, cinsiyeti olmaz. Kamu simgesel olarak bir duruş sergileyebilir, misal osmanlı imparatorluğunda orospuların da başını örtme zorunluluğu gibi yada günümüzde iranda olduğu gibi Zerdüşt yada ezidi kadınların başını örtmesi gibi. Bu duruş kamunun genel olarak dini görüşünü yansıtıyor olsada özünde, adı mahalle baskısıdır. Bu sebeple kamuda başörtüsü islami kafadayım demektir bizim ülkemizde. Aynı kıyafetin siyahı vatikanda dibine kadar katoliğim ben demektir. Bok yedi başı diye bir tabir var ülkemizde. Türkçesi şu her başörtülü kadına ehli islam muamelesi yapmak dangalıktır. Ayrıca kamu erkleri için ben sizden biriyim mesajıdır yedi kat Katolik olsa bile. Kamuda başörtülü insan ayrım ve sınıfçılıktır.
Kasım 2014

Aslan Oz, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Yine kadınlara ait konuyu çok adaletli erkekler tartışıyor. Kadınların meselesini kadınlara bırakmak lazım.
Kasım 2014

Adnan Sol, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

İsteyen istediği gibi giyinebilmeli. Yani bunların tartışılması bile çok saçma, bırakın şalvar giymek isteyen giysin türban takmak isteyen taksın, mini etek giyene bu gâvurdur gözüyle bakılmasın, içen içsin. Zikir çeken zikir çeksin insanları bi rahat bırakın uleaaa
Ekim 2014

İlyas Ağlar, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Sadece kamuda degil her alanda serbest olmalı isteyen başörtülü isteyen baş örtüsüz, isteyen mini etekle isteyen çarşaf ile çalışabilmeli.. .
Ekim 2014

Gökhan Biçer, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Azımsanmayacak kadar büyük çoğunluğun özgürlüklerden yana olduğunu düşünüyorum. Bunun içerisinde sağcısı da var solcusu da. Yalnız; hürriyet, başkalarının hürriyetine müdahale etmeden olur. Başörtüsüne karşı çıkanların büyük çoğunluğu, birgün gelip de kendilerine baş örttürme baskısı olabileceği endişesiyle karşı çıkıyordu.
Ekim 2014

Kadir Köse, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Benim Kanaatimce önce ki yanıtlarda da belirtildiği gibi türban toplumda bir kutuplaştırma yaratmak amacı ile ortaya atılmış araçlardan biridir. Lakin bu kutuplaşma nasıl işler ? Nasıl çalışır ? Türban karşıtları ve yandaşları mı ? Neticede baktığımız da kılık kıyafet özgürlüğü olan ülkemiz de herkesin her şeyi giymekte özgür olmak gibi bir hakkı vardır. Nasıl ki transparan elbiselerin ülkemizde vitrinlerde gürücüye çıkması, satılması, satın alınması normal olarak karşılanıyor ise aynı şekilde bir türban yaklaşımını daha doğru buluyorum. Bu durumun iki farklı kutup yaratmanın önüne geçeceğini ve sorunu çözeceğini düşünüyorum. Her ne kadar modern demokratik bir devlet olsak da ya da olma amacı taşısak da bunun çözümü yasaklar koymak değil özgürlüğe açık olmaktır. Hem yeniliğe hem de ilkelliğe açık olmak... Bir vatandaş peçe de giymişse bu onun özgürlüğüdür giyebilir, mayosuyla da gezmiş ise aynı şekilde bu onun özgürlüğüdür yapabilir. Bu gibi bir yaklaşımın sorunları çözeceği kanaatindeyim.
Ekim 2014

Ayhan Şimşek, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

Kamuda başörtüsü kadar doğal karşıladığım bir hak yok. Gel gör ki kamuda örümcek bağlamış yönetici anlayışı öyle tabulaşmış-taşlaşmış ki artık neredeyse kamuda başörtüsüz kimseyi göremiyoruz.
Başörtü neredeyse işe alımlarda en önemli kimlik görevi görür hale geldi.
Hal böyleyken gel de 7 düvelde nadir rastlanan argo söylemleri toplayıp ta bunların yüzüne yüzüne nasıl atma arkadaş...
Ekim 2014

Semih Cengiz, bir soruya yanıt verdi.

Kamuda başörtüsü serbestliği hakkında yorumlarınız nelerdir?

İnsanların giyim tarzlarına karışmanın hoş bir şey olmadığını düşünüyorum. Kamuda başörtüsü serbestliği çok doğal bir şey.
"Başörtüsü olmadan kamuya giremezsin" nasıl absürt bir cümleyse, "Başörtüsüyle kamuya giremezsin" de o derece absürttür. Yani demek istediğim bırakın kadınlarımız ne giyip ne giymeyeceğine kendileri karar versin ha ? :)
Ağustos 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler

1867
Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler

Bugün bizim memleketi hiç tanımayan, içinde yaşadığı yeri Alsancak, Ümitköy, Nişantaşı, Bağdat Caddesi, ya da ne bileyim Cihangir’den ibaret sanan değerli dostlar için bir kaç istatistik derleyeyim istedim.
Bunları derleyip toparlamak konusunda bana Serdar Kuzuloğlu‘nun blogu ve Startup Turkey konuşması çok ilham verdi doğrusu. Kendisinin yazısından alıntılar da yaptım.
Türkiye İstatistikleri :
Öncelikle Serdar Kuzuloğlu’nun kendi blogunda verdiği rakamları güncelleyerek tekrar bakalım.
  • 2013 nüfus sayımına göre 76 milyon 667 bin 864 kişilik bir ülkeyiz.
  • Kişi başı gelirimiz 10 bin 782 dolar. (Türkiye İstatistik Enstitüsü)
  • 20-24 yaş arası 6 milyon 214 bin genç var. (Wikipedia)
  • 25-29 yaş arası 6 milyon 286 bin genç var.
  • Okul çağında 18 milyon 857 bin genç var.
  • Üniversiteye girebilmek için 2014 Ocak yılında YGS sınavına 2 milyon 7 bin 69 öğrencibaşvurdu. (Egitim Tercihi.com)
  • Değişik puan türlerine göre, 518 bin ila 218 bin arasında aday barajı geçemedi bu sınavda. (ÖSYM)
  • Her yıl liselerden 730 bin, 143 üniversiteden 430 bin genç mezun oluyor.
  • Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17,5 !!! (Yine TUİK)
  • 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 67′sini oluşturuyor. (TUİK)
  • Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 9! . (Resmi İstatistik Portalı)

Bitmedi. Yine Serdar Kuzuloğlu’nun Startup Turkey konuşmasında değindiği devlet istatistiklerinden;
  • Türkiye’de aynı kaptan yemek yiyen kişilerin sayısı yüzde 63.9!
  • Türkiye’deki toplam 19 milyon hane var, bunlarda ev başına ortalama 4 kişi yaşıyor.
  • Türkiye’deki internet abonesi sayısı 32 milyon kişi.
  • Yabancı dil bilenlerin oranı yüzde 9.
  • Üniversite mezunlarının nüfus içindeki payı yüzde 12.
  • Türkiye’nin yüzde 67’si ailesiyle birlikte yaşıyor.
  • Tek başına yaşayan kişilerin nüfusa oranı yüzde 2! .

Bir de aşağıdakileri ekleyelim (TUİK) :
  • Ortalama hane gelirinin yüzde 69’u, gıda, kira, ulaşım ve ev giderlerine harcanıyor.
  • Eğitime harcanan hane bütçesi yüzde 2.
  • Restoran ve hazır yemeğe harcanan hane bütçesi yüzde 6.
  • Kültüre harcanan hane bütçesi yüzde 3, buna karşın alkol ve sigara yüzde 4!
  • 2013’te toplam 8 milyon kişi yurtdışına çıkmış.
  • Bunların 5 milyonu komşu ülkeler ve Türki cumhuriyetlere gitmiş.
  • 2013’te en çok gidilen ülke, 1 milyon kişi ile Gürcistan (!).

Şimdi bu rakamları Türkçe’ye çevirelim mi?
  1. Çok ama çok kalabalık bir ülkeyiz.
  2. Zengin değiliz.
  3. İnanılmaz büyüklükte bir genç nüfusumuz var.
  4. Eğitim kalitemiz düşük.
  5. Birçokları için umut kaynağı olan üniversite aslında hiçbir şeyin garantisi değil.
  6. Her sene yüzbinlerce mezun yaratan genç nüfusun neredeyse üçte biri işsiz.
  7. Bütün işsizlere iş bulabilme gibi bir seçenek matematik olarak yok.
  8. İnternet ve diğer teknolojileri sadece eğlence amaçlı kullanıyoruz.
  9. Dünyayı görmek güzel ama komşulardan öteye gitmiyoruz.
  10. Ailemizle yaşıyor, aynı kaptan yemek yiyor, yabancı dil öğrenmiyor, kendini geliştiren bir toplum olamıyoruz.

Son bir istatistik ile bitireyim. OECD tarafından yapılan, tüm üye ülkelerdeki eğitimin kalitesini ölçmeyi amaçlayan PISA eğitim yeterliliği testi sonuçlarına göre, Türkiye’de öğrenim gören öğrenciler 65 ülke arasında :
  • Matematikte 44’ncü
  • Okuduğunu anlama ve anlatmada 42’nci
  • Fen Bilgisinde 43’ncü

oldular. Birinci Çin, beşinci Kore… Bunun anlamı şu : geleceğimizi şekillendirecek çocukları ve gençleri rekabette avantaj sağlayacak şekilde eğitemiyoruz.
O zaman soralım mı, bu toplumla, bu çocuklarla, bu üretkenlikle nasıl gerçekleşecek o 2023, 2053, 2071 hedefleri? Cevap basit, gerçekleşmeyecek.

kaynak: utkukaynar.com/2014/07/20/turkiyeistatistik/
Daha fazla

25 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.