Bilmek istediğin her şeye ulaş

Toplumsal Gelişmeler

Toplum

Toplumsal Gelişmeler

Ocak 2014

Gonca Köse @GNCKSE

Tıbbi Mucizeler / Doğum Kontrolü

Güvenilir ve etkili gebelik önleyici tekniklerin ortaya çıkması, yıllar süren çabaların ürünüdür. Gebeliğin kontrol edilmesiyle insan davranışları ve inançları değişime uğramıştır. Doğum kontrolü tıptaki bir çok konu gibi en temel değer yargılarımızla ilgili konuları da içinde barındırdığından tartışmalı bir konudur. Bununla beraber gebeliği kontrol altına almak isteyişimiz çok eskilere dayanmaktadır. Yıllar boyunca erkekler, bazı acılar çekseler de doğum kontrolü adına hayatını riske atan hep kadınlar olmuştur.

Mısır'daki Kahin papirüsleri bazı bitki ve timsah dışkılarının toz haline getirilerek rahim fitili olarak kullanıldığından bahsetmektedir. Etkili olmasının yanında tahrişe ve enfeksiyona neden olduğu bilinmektedir. Bu rağmen kurutuluş dışkıdan yapılan rahim fitilleri bir çok bölge de kullanılıyordu. Bundan daha az tehlikeli ve acısız olan yılan derisi kondomu bu bağlamda hissizlikle acı arasındaki uçurumda gidip gelen erkeklerin durumunun en güzel örneğidir.

Doğum kontrolü vajina içine gönderilen fitil gibi yabancı maddeler, çok farklı yöntemlerle sağlanmaya çalışılmıştır. Yabancı bir maddenin varlığı sperm ve yumurtanın buluşmasını geciktirerek spermlerin vajinadaki hareketliliğini kısıtlamıştır. Ancak bu maddeler iltihap ya da enfeksiyon oluşturarak ya da çeşitli hayvan dışkısı, mayalanmış hamur, akasya zamkı gibi balmumuna benzer bir maddeyle servikal os'u ( rahim ağzı ) koruyabilir.

Bugün kullanılan rahim fitilleri sperm öldürücüdür. Balmumu gibi bir madde içerir ve cinsel ilişkiden önce alınır. Baktığımızda aslında eski dönemlerden beri doğum kontrol sağlanmaya çalışılmış, fikirler doğru olsa da yöntemler yanlış seçilmiş...

Ağız yoluyla kazanılan doğum kontrolü yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanır. Bu konuda oldukça etkili olduğu söylenilen yabani havuç ( daucus carota) bilinen ilk oral doğum kontrol yöntemidir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda, yabani havucun progesteron üretimini engellediği ortaya çıkmıştır. Amerika'da kırsal kesimlerde ertesi gün hapı olarak hala kullanılmaktadır. Bu alanda kullanılan diğer bitkiler ise; yarpuz ( ingiliz nanesi) , şeytantersi, artemizya, mir, sedefotu, söğüt, hurma ağacı, nar kabuğu, lahana, ardıç, çam, soğan çeşitleri ve akasya zamkıdır.

Doğum kontrol haplarının 1960'lı yıllarda ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu hapların ortaya çıkmasıyla kadınlar kendi hayatları üzerinde kontrol sağlamaya başlamışlardır. Bir çok kişi bu gelişmenin toplumsal açıdan, en önemli tıbbi gelişme olduğunu söylemiştir. Bugün milyonlarda kadın bu yöntemi kullanmaktadır. Haplar genel olarak servikal mukusu kalınlaştırarak spermlerin vajina içine girmesini ve döllenmiş yumurtanın tutunduğu duvarın oluşmasını önler. Hormonlara etki ederek gebeliğin oluşmasını engelleyen türevleri de vardır.

Bu hapların sosyal yönününde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle kadınlar için... Kadınlar bu haplar ve diğer yöntemler sayesinde hamileliklerini veto etme hakkında sahip olmuşlardır. Erkeklerin üzerindeki bu sorumluluğu hafifletmişlerdir. Kadınlar kendi vücutları üzerinde yetkiye sahip olmuştur. Ancak erkeklerin sonunu düşünmedikleri bir cinsel ilişkiden özgürce ayrılmalarına da katkı sağlamışlardır. Hamilelikle sonuçlanmayan cinsel ilişki fikri sadakat, romantizm ve evlilik kavramları üzerinde baskılar getirmiştir. Toplum davranışlarının şekillenmesini büyük ölçüde etkilemiştir... .
Ağustos 2014

Şaman @chamacon

Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler

1867
Uyuyan Türkiye Vatandaşını Uyandıran İstatistikler

Bugün bizim memleketi hiç tanımayan, içinde yaşadığı yeri Alsancak, Ümitköy, Nişantaşı, Bağdat Caddesi, ya da ne bileyim Cihangir’den ibaret sanan değerli dostlar için bir kaç istatistik derleyeyim istedim.
Bunları derleyip toparlamak konusunda bana Serdar Kuzuloğlu‘nun blogu ve Startup Turkey konuşması çok ilham verdi doğrusu. Kendisinin yazısından alıntılar da yaptım.
Türkiye İstatistikleri :
Öncelikle Serdar Kuzuloğlu’nun kendi blogunda verdiği rakamları güncelleyerek tekrar bakalım.
  • 2013 nüfus sayımına göre 76 milyon 667 bin 864 kişilik bir ülkeyiz.
  • Kişi başı gelirimiz 10 bin 782 dolar. (Türkiye İstatistik Enstitüsü)
  • 20-24 yaş arası 6 milyon 214 bin genç var. (Wikipedia)
  • 25-29 yaş arası 6 milyon 286 bin genç var.
  • Okul çağında 18 milyon 857 bin genç var.
  • Üniversiteye girebilmek için 2014 Ocak yılında YGS sınavına 2 milyon 7 bin 69 öğrencibaşvurdu. (Egitim Tercihi.com)
  • Değişik puan türlerine göre, 518 bin ila 218 bin arasında aday barajı geçemedi bu sınavda. (ÖSYM)
  • Her yıl liselerden 730 bin, 143 üniversiteden 430 bin genç mezun oluyor.
  • Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 17,5 !!! (Yine TUİK)
  • 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 67′sini oluşturuyor. (TUİK)
  • Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 9! . (Resmi İstatistik Portalı)

Bitmedi. Yine Serdar Kuzuloğlu’nun Startup Turkey konuşmasında değindiği devlet istatistiklerinden;
  • Türkiye’de aynı kaptan yemek yiyen kişilerin sayısı yüzde 63.9!
  • Türkiye’deki toplam 19 milyon hane var, bunlarda ev başına ortalama 4 kişi yaşıyor.
  • Türkiye’deki internet abonesi sayısı 32 milyon kişi.
  • Yabancı dil bilenlerin oranı yüzde 9.
  • Üniversite mezunlarının nüfus içindeki payı yüzde 12.
  • Türkiye’nin yüzde 67’si ailesiyle birlikte yaşıyor.
  • Tek başına yaşayan kişilerin nüfusa oranı yüzde 2! .

Bir de aşağıdakileri ekleyelim (TUİK) :
  • Ortalama hane gelirinin yüzde 69’u, gıda, kira, ulaşım ve ev giderlerine harcanıyor.
  • Eğitime harcanan hane bütçesi yüzde 2.
  • Restoran ve hazır yemeğe harcanan hane bütçesi yüzde 6.
  • Kültüre harcanan hane bütçesi yüzde 3, buna karşın alkol ve sigara yüzde 4!
  • 2013’te toplam 8 milyon kişi yurtdışına çıkmış.
  • Bunların 5 milyonu komşu ülkeler ve Türki cumhuriyetlere gitmiş.
  • 2013’te en çok gidilen ülke, 1 milyon kişi ile Gürcistan (!).

Şimdi bu rakamları Türkçe’ye çevirelim mi?
  1. Çok ama çok kalabalık bir ülkeyiz.
  2. Zengin değiliz.
  3. İnanılmaz büyüklükte bir genç nüfusumuz var.
  4. Eğitim kalitemiz düşük.
  5. Birçokları için umut kaynağı olan üniversite aslında hiçbir şeyin garantisi değil.
  6. Her sene yüzbinlerce mezun yaratan genç nüfusun neredeyse üçte biri işsiz.
  7. Bütün işsizlere iş bulabilme gibi bir seçenek matematik olarak yok.
  8. İnternet ve diğer teknolojileri sadece eğlence amaçlı kullanıyoruz.
  9. Dünyayı görmek güzel ama komşulardan öteye gitmiyoruz.
  10. Ailemizle yaşıyor, aynı kaptan yemek yiyor, yabancı dil öğrenmiyor, kendini geliştiren bir toplum olamıyoruz.

Son bir istatistik ile bitireyim. OECD tarafından yapılan, tüm üye ülkelerdeki eğitimin kalitesini ölçmeyi amaçlayan PISA eğitim yeterliliği testi sonuçlarına göre, Türkiye’de öğrenim gören öğrenciler 65 ülke arasında :
  • Matematikte 44’ncü
  • Okuduğunu anlama ve anlatmada 42’nci
  • Fen Bilgisinde 43’ncü

oldular. Birinci Çin, beşinci Kore… Bunun anlamı şu : geleceğimizi şekillendirecek çocukları ve gençleri rekabette avantaj sağlayacak şekilde eğitemiyoruz.
O zaman soralım mı, bu toplumla, bu çocuklarla, bu üretkenlikle nasıl gerçekleşecek o 2023, 2053, 2071 hedefleri? Cevap basit, gerçekleşmeyecek.

kaynak: utkukaynar.com/2014/07/20/turkiyeistatistik/

25 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.