Bilmek istediğin her şeye ulaş

Genel Kamu Hukuku

Mal

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Aralık 2013

Levent Güneş, bir soruya yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

İlginç bir intihar şekli olur ama tavsiye etmem sadece sizin değil ailenizin de sonu olur. Bu ülkedeki ruhban sınıfı istediği her şeyi yapmakta özgürdür; öldürebilir, tecavüz edebilir, çalabilir, diri diri yakabilir, her tür işkenceyi uygulayabilir sonuç olarak asla ve asla ceza almazlar.
Dinin işkence aracı olarak kullanılmasının önüne geçmek isteyen ölülerle doludur bu ülke
Kasım 2013

Şevki Yeşilpınar, bir soruya yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

Yasal düzenlemeleri bilmem, ancak genel ahlak kuralı başkalarını rahatsız etmeden yaşamayı becerebilmektir. Eğer bu konuda uzlaşma olmazsa devreye devletin ilgili birimleri girer.
Ezan sesine gelince benim tercihim ezanın minarelerden herhangi bir ses yükseltici olmadan okunmasıdır ki gerçekten iyi de okunursa çok güzel olur. Ancak şehir ortamında bu artık hoş bir anı olarak kalmıştır. Beni alanım değil ama ezanın tek bir merkezden tüm kentte aynı anda aynı ses yüksekliği ile okunması yerinde olacaktır.
Kasım 2013

Tuna Do, bir soruya yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

Merhaba,
Konu sadece hukuki değil maalesef, öncelikle bulunmalı mıyım sorusunun yanıtına herhangi bir yanıtım bulunmamakta. Ancak ben bulunuyor muyum, hiç bulunmadım, bulunur muyum, hiç zannetmem... Öncelikle desibelin belirlenmesi ve ezan sesinin -çan sesinin vs, herhangi bir istisnaya tabi olup olmadığına bakmak gerekir. Zannımca böyle bir istisnaya tabi değiller. Dolayısıyla kanunun lafzına göre, desibel sınırını aşıyorsa, cezaya muhatap olunması gerekir... Ancak bahsettiğim gibi, ülkemizde hukuk, kanunlarla yürümüyor, ve bu konu hukuki olmasının yanında toplumsal bir konu. Diğer bir deyişle toplumun büyük bir kesimini ilgilendiren bir hususta, kanun ya da mevzuat ceza öngörüyorsa, buna bir ceza verilmesi, verilecek cezanın neticelerinin de önüne geçer. Ve belki infial yaratır... Sonuç olarak, bana sorarsanız, burada yapılması lazım gelen, Sayın Mehmet Volkan Balbay'ın tavsiyeleri doğrultusunda ilerlemektir... Zira hukuk her zaman adalet getirmez. .
Kasım 2013

Eski Inploider, bir soruya yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

Öncelikle camii imam ve müezzinine durumu iletebilirsiniz. Bazen onlar içeride ezan okurken dışarıya verilen sesin derecesinin farkında olmayabilirler. Benzer durum Cuma namazları öncesi verilen vaazlarda da oluyor. Vaaz cami içinde verilmesi gerekirken tüm mahalle dinleyebiliyor ama dışarıya yalnızca cami cemaati işitecek şekilde verilmesi gereken sesi ölçüsünü farkında olmadan fazla açabiliyorlar. Cami içindeki teçhizatta desibel ile ilgili bir değere göre mi dışarıya ses veriyorlar bunu ben de merak ettim ilk fırsatta sorarım : )
Bunun dışında ilçe müftülüğüne yazılı olarak durumu paylaşabilirsiniz.
Bir sonraki vakte kadar %99 problem çözülür. Hiç bir din görevlisi art niyetle hareket ederek bir yanlış üzerinde ısrar edeceğini düşünmüyorum.
Kasım 2013

Mehmet Volkan Balbay, bir soruya yanıt verdi.

Yasal sınır olan 65 desibeli aşarak 104 desibele varan ezan sesinin ruh ve beden sağlığına zarar verdiğini belirterek, savcılığa suç duyurusunda bulunabilir miyim, bulunmalı mıyım?

Merhabalar.

Ezan -hadis kaynaklarında bildirildiği üzere- Peygamberimiz tarafından güzel sesli kişilere okutulmuştur. Bu önemli bir ayrıntıdır.

Buradan çıkan sonuç şudur:

"Ezan insanları rahatsız etmemeli, tam tersine cezbetmelidir! "

Günümüzde ezanlar -maalesef- çeşitli ses yükseltme cihazlarıyla okunmaktadır. İşin garip tarafı her mahallede bir hatta bazen iki cami olmasına rağmen, tüm camilerden -sanki uzaylılar namaza davet edilecekmiş gibi- en yüksek perdeden ezan okunmaktadır.

Bu ve benzer sorunları dile getirdiğinizde, toplumun büyük bir kesimini karşınıza alıyor ve derhal aforoz etmeye götüren karalama kampanyalarının hedefi oluveriyorsunuz.

Günümüzün "Kimlik Müslümanları" tarafından maalesef ezan bir "vicdan tatmin aracı" haline dönüştürülmüş durumdadır. Namazda gözü olmayan Müslüman çoğunluğun ezan konusundaki anlamsız tutumu da buradan kaynaklanmaktadır.

Peki ne yapılmalı?

1. Diyanet İşler Başkanlığı bu konuda ki rahatsızlıkları "din düşmanlığı" kapsamında ele almayı bırakmalı ve cesaretle problemleri görmeli ve çözümden yana tavır almalıdır!

2. Şehir, ilçe ve köylerde belirli camiler tespit edilmeli ve ezan için bu camilerin ses cihazları kullanılmalıdır.

3. Belirlenen camilerden yayınlanacak ezanın muhakkak güzel sesli, şan dersi almış müezzinler tarafından -makamlarına uygun- okunması sağlanmalıdır.

4. Bu belirlenen camilere, ses kalitesi üst seviyede ses cihazları alınmalı ve bu cihazlar uzmanları tarafından cızırtı ve uğultuya sebep olmayacak şekilde yerleştirilmelidir.

5. Cami ve ezan istemeyen mahalle, semt, site ya da köylere saygılı olunmalı; bu konularda yapılacak olan dayatmaların sadece ama sadece ülkenin "münafık" kadrosunu şişireceği unutulmamalıdır!

6. "Bu ülke ... ... . Bir ülke! " diyerek söze başlayan etiketçi, kalıpçı, baskıcı tüm insanlar kesinlikle rehabilitasyon merkezlerinde tedavi altına alınmalıdır.

Türkiye Müslüman, Kemalist, Dinsiz, Dinci, Kominist, Kapitalist, Liberal, Ateist... Bir ğlke DEĞİLDİR! Türkiye sadece bir ÜLKEDİR! İçinde Müslümanların, Kemalistlerin, Dinsizlerin, Dincilerin, Koministlerin, Kapitalistlerin, Liberallerin, Ateistlerin ve diğerlerinin yaşadığı bir ÜLKEDİR!

Lütfen yaşamlarımıza müdahale etmeyelim! Ettirmeyelim! Birbirimizi anlamaya çalışalım ve dayatmalardan uzak duralım! Asgari müştereklerde bir araya gelerek beraberce yaşamanın yollarını arayalım!

Kimseyi Rusya'ya, Arabistan'a, ABD'ye, İran'a kovmayalım! Beraber yaşamak zorundayız! Bunu anlayalım yeter!
Kasım 2012

Redeye, bir soruya yanıt verdi.

Klasik kuvvetler ayrılığı çerçevesinde siyasi partiler nasıl değerlendirilmektedir?

Kuvvetler ayrılığı prensibi devlet aygıtına yüklenen fonksiyonların birbirinden bağımsız sayılabilecek ayrı ayrı organlarda toplanması suretiyle krallık benzeri tek adam zorbalığının önüne geçilebilmesi, yönetsel organlar karşısında yönetilenlerin korunması için öngörülmüş bir ilkedir diye tahmin ediyorum. Bu tanım çerçevesinde yasama, yürütme ve yargı şeklinde geliştirilmiş bu yapıda, birimler birbirlerinden bağımsızlaştırılmaya çalışılmış görünmektedir. Bu noktada siyasi partiler yasama erki için yarışan yapılardır. Yarışı kazanan yürütmeyi diğer bir tabirle idareyi üstlenir sayabiliriz. Ama yürütme, sadece seçimin galibi siyasi parti değil, koordine ettiği memur vb. kadrolardan da oluşmaktadır. Bu kadroların bir kısmı da bağımsızlığına verilen önem genellikle hassas bir biçimde vurgulanan yargı faaliyetlerini yerine getirirler. Ancak bu ayrımların tam da yerine oturmadığı pek çok örneğe de pek çok farklı ülkede halen rastlanabileceğini düşünüyorum.

22 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.