Bilmek istediğin her şeye ulaş

Genler

Genetik

Gen, bir kalıtım birimi. Bir kromozomun belirli bir kısmını oluşturan nükleotid dizisidir. Popüler ve gayrıresmi kullanımda gen sözcüğü, "bir ebeveyinlerinden çocuklarına geçen belirli bir karakteristiği taşıyan biyolojik birim" anlamında kullanılır. Gen, genom dizisinde yeri tanımlanabilen, transkripsiyonu yapılan, düzenleyici ve/veya fonksiyonel bölgeleri olan bir bölgedir. Gen regülasyonu ve transkripsiyonunun karmaşıklıklarını içeren, yeni ve öz bir tanıma göre gen, "aynı sınıftan (protein veya RNA) işlevsel ürünler şifreleyen, potansiyel olarak birbiriyle örtüşen, genom dizilerinin birleşimidir". Gen, kalıtımın temel fiziksel ve işlevsel birimidir. Her gen, protein veya RNA molekülü gibi özel bir işlev taşıyan kromozomların belli bir noktasındaki nükleotid dizilerinden oluşur. Klasik genetikte, aynı biyolojik işlevleri yöneltip yöneltmemelerine ve karşılıklı rekombinasyon yapıp yapmamalarına göre alel ve alel olmayan genler vardır. Alel genler, aynı özellik üzerinde etkili olan genlerdir. Klasik genetikte gen bir alt birim olarak kullanılır. Mutasyon ve kombinasyonların genlerde oluştuğu kabul edilir. Kalıtım olayı, doğrudan kromozomların mitoz ve mayoz bölünmeler ve döllenme deki davranışlarına bağlıdır. Her bir kromozomda sayısız kalıtım birimleri, genler bulunur. Bir karakter kalıtımı ancak birbirlerine zıt iki durum olduğu zaman incelenebilir. Mendel'in çalışmalarında bezelyelerde ele aldığı şekil morfolojisinde düzgün ve buruşuk tohum özellikleri gibidir. Canlı birey böyle zıt durumlardan sadece birini gösterebilir. Bu nedenle alel genlerden söz edilir. Homolog kromozomların aynı lokusunda yer alan, iki veya bazen daha fazla sayıda alternatif karakterlerin genlerine "alel genler" denir. Düzgün ve buruşuk tohum morfolojislerini belirleyen genler gibi.

Ağustos 2016

Insan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Bitkiler, Hücreler, Gen, Aklımdakiler

Bugünlerde fındık bahçesinde çalışıyorum. İş çok sıkıcı, ayrıca beynin günde 70000 düşünce üreten gücüne maruz kalıyorum ve aklıma bazı şeyler geliyor. Paylaşmak istedim.
Bitkiler, eksik tanımıyla, yere kökleriyle bağlı, fotosentez yapan, tohum üreten canlılar.
Bir bitki tohumu suyla beraber, gerekli ısının oluşmasıyla çatladı ve büyüyor. Şimdi, bu bitkinin her bir hücesinin kendi yapacağı işi bilmesi lazım; ama hücreler arası bir sinir sistemi yok, bitkinin çok büyük kısmından hücrenin birinin haberi yok. Ama sonuç olarak güzel bir iş yapıyorlar.
Bitkinin her hücresinde aynı gen var. Bir tane hücre o geni okuyarak ne yapacağını biliyor ve onu yapıyor; ama o kadar çok farklı türde hücre var ki! Hepsinin ayrı ayrı bilmesi gerek, genin hangi bölümüyle ilgilenmesi gerektiğini.
Bu bitki fındık gibi bir tohum ortaya çıkarıyor ki; insana olsun, diğer canlılara olsun, çok yararlı. Bol bol yiyebilirsin, zararı çok nadir olur. İlaç üretsen ancak bu kadar güzel bir ilaç üretebilirsin; çünkü tadı güzel, görüntüsü güzel, istediğin kadar ye, o kadar çok yararı var, enerji veriyor vs.
Ve bu tohumda da hiç bir hücre diğerlerinin çok az bir kısmı hariç haberi yok. Ve de çok fazla çeşitte hücreler var.
Ayrıca dal, yaprak, tohum bitkinin belirli yerlerinden çıkıyor; şimdi bu çıkan yerlerin hepsi gende yazıyor mu, yoksa bir rastgelelik mi var? Hepsi gende yazamaz, çünkü bütün bitkiler aynı gene sahip(tohumun geni ile bitkinin geni aynı). Bu rastgelelik nasıl belirleniyor?
Ayrıca tohum geni ile bitki geni aynıysa; bu bitkiler nasıl evrildi? Gen değişmiyor; ama binlerce çeşit meyve var.
Bu bitki fotosentez yapmayı nasıl keşfetti? Zaten oksijen yakıcı bir şey, yakar bitkiyi.
Bu tohum da yeni bitkiyi nasıl oluşturuyor? Karmakarışık!
Bitkinin yaprakları neden simetrik? Ayrıca belirli bir şekilleri var. Şekilleri genelde güzel; ama bu bitkinin hücreleri arasında sinir bağı yok, nasıl tutturuyorlar şekli?
Şubat 2015

Diploid, bir soruya yanıt verdi.

Gelecekte gen tedavi yönünde büyük adımlar atılacağı bir gerçek. Peki özel gen seçimi (bebeğin erkek-kız, göz renginin mavi olmasının istenmesi) konusunda öngörüleriniz nelerdir?

Yaratılışın doğal mucizelerini oluşum sırasında "patalojik risk bile değilken" değiştirmeye kalkmak
1-Karma yı
2-Aslımızı, çeşitliliği
3-Mucizeyi beklemeden doğan heyecanı öldürmek demektir.
Çingene çocuklarının gözlerindeki o hayat ışıltısını hiç gördünüz mü?
Nicelik, Renk değildir esas.....esas olan enerjidir. Yallah Tazyik
BP ( British Petrol ) :)
Ocak 2015

Seçkin Şahbaz, bir soruya yanıt verdi.

Gelecekte gen tedavi yönünde büyük adımlar atılacağı bir gerçek. Peki özel gen seçimi (bebeğin erkek-kız, göz renginin mavi olmasının istenmesi) konusunda öngörüleriniz nelerdir?

Genetik yapının belirlenerek genetik özelliklerin seçilmesi insanlığın sonunu getiren bir müdahale olabilir. Bunu teknik olarak yapabilmem mümkün. Ancak toplumdaki cinsiyet oranı bile doğal bir dengededir ve bunu değiştirmek çok tehlikeli bir oyundur.
Aralık 2014

Hxdcml  yeni bir  gönderide  bulundu.

No Cry

Kadınların en etkileyici özelliği, erkeğe onun tarafından yönetiliyormuş hissi verip erkeklerin isteklerini belirleyebilmesi değil mi?
Eylül 2014

Ahmet Caner Sönmez, bir soruya yanıt verdi.

Gelecekte gen tedavi yönünde büyük adımlar atılacağı bir gerçek. Peki özel gen seçimi (bebeğin erkek-kız, göz renginin mavi olmasının istenmesi) konusunda öngörüleriniz nelerdir?

Konuya filmlerden giriş yapılmış, öyleyse ben de iki film önereyim, tartışmanın güçlenmesine bir katkı sunar belki diyerek:
Ada (The Island) ve Altıncı Gün (The 6th Day) ...

Genlerin tedavisi bir yana şekillendirilmesi hususunda maalesef insanlık biraz daha istekli gibi görünüyor. Zira Craig Venter Enstitüsü'nün (La Jolla, Kaliforniya) bu yöndeki çok yüksek derecedeki uğraşları, insanlardaki gen tedavisinden çok, doğanın daha da insan arzuları yönünde kullanılmasına doğru giden bir çalışma yolağını işaret ediyor.

Üstün enerji jeneratörleri ve besin üreticileri olarak çalışan biyoreaktör canlılar (şimdilik mikrobiyal düzeyde) üretilmiş vaziyette bile yukarda adı geçen enstitüde ve benzerlerinde. İnsanın örneği verilecekse eğer şu haberi de paylaşmak isterim okurlarla:
dailymail.co.uk/news/article-43767/Worl...

Bebeklerin 2 kadın ve 1 erkekten genetik köken alarak dünyaya gelmesini aktaran bir haber. Bu deneysel yöntemle 30 kadar bebeğin çalışılması gerçekleştirilmiş, iki tanesinin bu 3 ebeveynden genetik materyal aldığı belirlenmiş şeklinde devam ediyor. Genetik materyal (DNA) modifikasyonu (değiştirilmesi/yeniden düzenlenmesi) yapılmış kadının akli sorunları olan bir kadın olduğu, bebeklerin de bu genetik mirası almaması için yapılmış bulunan bir işlem olduğu anlaşılıyor. Ancak, etik mi? Bu tartışılır işte.

Bilim insanları bu işlemin, bu "değiştirme" gücünün ileride yeni insan ırkları yaratılması, üstün özellikli bir kesimin doğmasından endişe ediyorlarmış yazıya göre de. Benim naçizane endişem ve tartışmaya sunmak istediğim boyut da budur. Eğer bu "değiştirme, düzeltme, güzelleştirme(!)" deyin, ne derseniz deyin, bu yöntem ve teknoloji belli bir sınıfın eline geçerse, ki insanlığın gelişme çizgisine bakılırsa böyle bir şeyin olabileceği öngörülebilir, gerçekten çok büyük bir kutuplaşmaya gider insanoğlu.

Sadece insanoğlu değil, tüm canlılık değişir ve maddi çıkarlar söz konusu olduğunda belli bir kuvveti ele geçiren grubun diğerine ne kadar zalimce ve vurdumduymazca davranabileceği gün gibi aşikârdır. Bütün yeryüzü canlılarını kendisi gibi sınıflara ayırıp, kaliteli üretimleri kendisine, kalitesizleri diğer "sınıflara" ayıran bir üretim anlayışına geçilebilir tamamen. Bunu kısmen şu anda yaşadığımız yönünde gözlemlerim var.

Kısacası bebeğin erkek-kız, renkli göz, yüksek zekâ vs. istenmesinin ötesinde çok daha büyük kaygılar var. Aslında böyle "sipariş yoluyla üretilen" bebekler de çok yüksek boyutta bir eşitsizlik ve zulüm doğuracaktır kendileriyle beraber, buna inanıyorum.

İnsan hakları kavramını "doğaya müdahale eden insanın hakları" şeklinde ince ince, çok pencereli bir şekilde ele almadıkça insanlık olması gereken eşitlik durumuna ulaşamayacaktır. Hoş, bugün insan haklarını da istediği kadar ince elesin sık dokusun, insanlığın bütün o hakları gaspederek neler yapabileceğinin örnekleri veriliyor zaten!

Genetik canlılığın özü demek, büyük bir kaynak paylaşımı savaşı demek ve şu GATTACA filminin tanıtımının sonunda da değinildiği gibi "There is no gene for human spirit. " = İnsanın ruhundan sorumlu bir gen yoktur...

Öngörüm şudur: Çok acı ama ruhumuzu kaybediyoruz, bunun ötesinde de varolmak için sebepsiz kalmış yığınlara dönüşen bir insan kitlesi ile karşılaşacağız. Zenginler ve yoksullar arasında bir savaşa dönecek ve parası olan konuşacak, diğeri tamamen susturulacak diye korkuyorum...

Üzücü ama korkuyorum evet ve şu anda elimden hiçbir şey gelmiyor.
Dilerim vicdanlı insanlar vicdansızları yener bu savaşta.
Eylül 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Gelecekte gen tedavi yönünde büyük adımlar atılacağı bir gerçek. Peki özel gen seçimi (bebeğin erkek-kız, göz renginin mavi olmasının istenmesi) konusunda öngörüleriniz nelerdir?

Öncelikle sağlıklı olması, zekası ardından da cinsiyeti seçilebilecektir. Yani amaç bu olacaktır ama henüz başarılı bir kopyalama bile yapamıyoruz. Dolly falan çok çabuk ölüyorlar. Grip, herpes gibi basit rahatsızlıkların da çözümü yok, bir tedavi bulunabilmiş değil. Tabii basit rahatsızlıklar olduklarından kimse de çok para ödemek istemeyecektir. Aslında tıptaki gelişmeler çıkacak ürünün arz/talep dengesine bağlı. İnsanlar ısmarlama bebekleri için başlarda yüksek ücretler ödemeye razı olurlarsa, tabii ki muhteşem araştırmalar yapılır ve gen tasarımı teknolojisi ilerler. Öyle olmaz da insanlar organik bebeklerini yapmaya devam etmek isterlerse o teknoloji ilerlemez. Tabii teknoloji insanları başka noktalarından da yakalayabilir mesela kadınlarda menopoz sonrası gebeliği sağlarsa, ya da kısır insanların bebek sahibi olmasını sağlayabilirse yine finansmanı sağlanabilir. Günümüzde tüp bebek endüstrisi de bol para getiren bir sektör sonuçta.
Eylül 2014

Hasan Fehmi Ekmekçi, bir soruya yanıt verdi.

Gelecekte gen tedavi yönünde büyük adımlar atılacağı bir gerçek. Peki özel gen seçimi (bebeğin erkek-kız, göz renginin mavi olmasının istenmesi) konusunda öngörüleriniz nelerdir?

Özel gen seçimi de ne ola. Bebeğin nasıl olacağını bilerek meraksız bekleyişe girmektense, sonucu 9 ay sonunda görmek en mantıklısı ... .
Haziran 2014

Yakup Yiğit, bir soruya yanıt verdi.

Katil olmanın genetik unsurlar nedeniyle kaynaklanması hukuk açısından nasıl değerlendirilir?

Suça karşı 'ceza' kavramına daha çok 'eğitim' gözüyle bakılmalıdır. Bir insanla kıyaslamak belki çok doğru değil ama hayvanları ceza ile eğitmeyi ele alalım. Hayvanların doğası gereği yaptığı (genlerinden gelen) davranışları bastırıp yerine istenilen başka davranışları yüklemek, bu eğitim türüne verilmiş doğru bir örnek olacaktır.
Haziran 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Genetiği Degiştirilmiş Organizmalara İzin

4397

Genetiği Degiştirilmiş Organizmalara İzin
Tarım Bakanlığı Yapısı genetik olarak değiştirilen ve halk arasında GDO diye bilinen ürünlerde % 0,9 a kadar bulaşmaya izin verdi. 29 Mayıs 2014 tarihli Resmi gazetede yayınlanarak yürürülüğe giren bu değişikliğe göre artık bebek mamaları da dahil olmak üzere bir çok üründe % 0,9 a kadar bulaşmaya izin verilebilecek ya da bu konuda üretim firmalarına bir yaptırım uygulanmayacak. Basit bir hesaplama yapacak olur isek, günlük olarak 1 ton saf şeker kullanarak üretim yapmak zorunda olan bir üretim firması artık 10 kg civarında GDO lu şeker kullanabilecek. Ki bu da yaklaşık 55 kg saf şeker in verdiği tatlığı verecek. Günlük 250 tl lik ek kar elde eden firma bunun karşılığında Glikoz şurubu kullanabilecek.
Bir örnek daha verelim. 1 ton gerçek et ile üretim yapan bir firma artık 35 kg et eksik kullanacak bu da günlük 800 tl ek kar sağlayacağı anlamına gelir. Ya da kızartılmış patetes olarak bilinen cipsler için konuşacak olur isek. 1 kg kızarmış patetesi 80 tl ye satan firma artık 1 kg patatesi 100 tl ye satacak. Rakamlar küçük görünse de ülke bazında düşünüldüğü vakit bunların sağlık açısından nasıl geri dönüşümler yapacağını anlamanız güç olmayacaktır sanırım.

kaynak: muhendisbeyinler.net/genetigi-degistiril... .
Nisan 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mart 2014

Osman Tüysüz  yeni bir  gönderide  bulundu.

Niçin insanların kanları birbirlerinden farklı?

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır.
Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni
akciğerlerimizde alan kanıvücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık
sürede ciğerlerin aldığıhava ile kalbin pompaladığıkan aynıhacimde, yaklaşık 6
litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini
aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklıoluyor ve hatta
birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır.
Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan
hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu
alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlıalyuvar
üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan
fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde 'antigen' denilen proteinler
ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığıveya yokluğu kan gruplarınıtayin
eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama
sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya
yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya
kökenli ABD'li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın
dışındaki hayvanların da farklıkan gruplarıvardır. Örneğin, domuzlarda 16,
ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklıkan gurubu tespit edilmiştir.
Bu gruplamada bazılarıbirbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan
alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşıtarafın savunmacı
antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaşaçarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek
rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir,
kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup
A => A, 0 => A, AB
B => B, 0 => B, AB
AB => A, B, AB, 0 => AB
0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan
verebilmektedir. Savaşgibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu
zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan
depolanır.
Ekim 2013

Samuray,  yeni bir soru sordu.

Haziran 2013

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Boy uzaması genetik etmenlere bağlı olmadan devam edebilir mi?

Boy uzaması yalnızca genetik faktörlere bağlı değildir. Beslenme, spor ve yaşantıyla da ilgisi vardır. Anne ve babası uzun olanların uzun, kısa olanların kısa olacağının garantisi yoktur.
  • Beslenmenin önemi çok büyüktür. Çocuk doğduğu andan itibaren iyi bir şekilde beslenmelidir. Özellikle anne sütünü yeterli alan çocuklar daha sağlıklı ve bağışıklık açısından daha kuvvetli olurlar. Beslenme özellikle ilk iki yaşta olmak üzere bütün yaşlarda büyümeyi etkiyor. Anne karnından başlayarak iyi beslenen bir çocuk ideal kilosunu da koruduğu takdirde boy uzunluğunda avantaj yakalıyor. Çünkü aşırı kilolu ya da çok zayıf olma hormonları olumsuz etkilediğinden boy uzamasını engelleyebiliyor.
  • Spor dalları özellikle yüzme gibi sporlar boyun uzamasına katkıda bulunurlar. Yüzerken omurgaların arasının açılmasına bağlı olarak boyda uzar. Basketbol ve pilates gibi sporlarında etkisi çoktur. Omurgalar arasında germe olur ve uzamaya katkı sağlar.
  • Hormonlar içinde özellikle büyüme hormonu önemlidir. Bunun yanında tiroid hormonu, cinsel hormonlar ve kortizol de büyüme üzerine önemli etkilere sahip hormonlar arasında yer alır.

13 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.