Bilmek istediğin her şeye ulaş

Gıda Güvenliği

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Kasım 2015

Mustafa Ali Uğurtan, bir soruya yanıt verdi.

Eskiden yiyecekler nasıl saklanırdı?

Kurutma, tuzlama, salamura yani tuzlu, limonlu, sirkeli su, toprağa gömme, mağara, bodrum vb serin ortamlarda askıya alma, çevreyle temazsız olmasını sağlama.
Nisan 2015

Fazlı Özdemir, bir soruya yanıt verdi.

Eskiden yiyecekler nasıl saklanırdı?

Ne kadar eski olduğunu ve nereden okuduğumu hatırlamıyorum ama doğal buzdolapları kullandıklarını biliyorum. 20 yıl öncesine kadar hala kullanılan bir yöntem olduğunu da biliyorum, malum...
Genişçe bir çukur kazarak içerisine yeteri büyüklükte bir testi yerleştirilirdi. Testi kullanım amacına göre ya su doldurulur ya da boş olarak bırakılırdı ve ağzı kapatılırdı. Bu yöntemle testi içindeki ısı sürekli sabit ve hava değişimden etkilenmeyecek şekilde neredeyse izole bir sistemdir ve toprak sıcaklığındadır.
Bilim Tarihi

Mart 2015

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

GÜNLÜK SÜTLER VE İNSANIN HIRSI

Malumunuz; çok uzun süredir mahrum kaldığımız günlük sütler, kamu yetkililerinin çağrısı ve teşviki ile bir zamandan beri yine market raflarında yerini aldılar. Ben gibi şehirlerde gözünü açanlar, geçmişte günlük sütün bakkal ve bugüne göre bakkal sayılabilecek ölçekteki marketlerine her sabah düzenli olarak, kasalarla bırakıldığını hatırlayacaklardır. İnsanın içinde bir yerlerde gizlediği limitsiz kazanç hırsı ve bunun için her şeyi mübah kılan göz dönmüşlüğünün henüz ayyuka çıkmadığı, o mesut günleri özlemle anan bir kişi İstanbullu olarak günlük süt kavramından da anladığım sadece buydu: Günübirlik gelen süt! Sütün bakkalımıza gelmesini beklediğim sabahları, daha dün gibi hatırlıyorum. Artık maalesef üretilmediği için rahatça söyleyebileceğim bir günlük süt markası da Gülüm Süt idi, örneğin.

Günlük süt döndü dönmesine ama ilk zamanlar hevesle almaya başladığım "günlük" sütlerin üzerinde yazan miyad; son kullanma tarihine kadar olan ömrüne baktığımda
üç dört günlük süreler dikkatimi çekti. "Olsun" deyip "günlük" niyetine alıverdik.

Depozitolu şişelerle uğraşmak yerine çoğu plastik veya plastik karışımlı kaplara konan "günlük" sütlerin geri dönüşünden bu yana geçen kısa süre sonrasında gelinen aşamasına yönelik geçen günlerdeki bir tespitim, tam bir sükut-u hayale uğrattı beni.

Gözünü sevdiğim, yurdumun sanayicisi daha fazla "günlük" oyununa mutedil çizgisinde devam edemeyerek, sanıyorum yine kadrolu gıda mühendislerinin ve kimyagerlerinin cadı kazanlarından çıkan kimyevi iksirlerle üzerinde halen "günlük" yazan sütlerinin kullanım sürelerine 10 günü aşırtmayı başarmışlardı. Siz de alıcı gözle, ilk market deneyiminizde kontrollerinizi yapın, bakalım hak verecek misiniz.

Daha uzun raf ömrü heyecan verici, kazanç için her yola girmekte engel görmeyen tacirler için. Toplum sağlığı, bebe çocuğa merhamet, hak getire. Eğer endişelerimde haklıysam, korkarım çok daha tehlikeli bir boyutun eşiğine gelinmiş olacak sütte. Kutu sütler hiç olmazsa bir miktar frigofrik ambalajların da etkisiyle korunurken ya da öyle olmasını saf saf umarken, saf plastik, cam, karton gibi ambalaj çeşitleri içinde süre uzatımını başarmak, oldukça maharetli kimya hokkabazlıkları istiyor olmalı. Kanser ve diğer hastalıkların hortlamış olması, kimin umurunda?

1012

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı​ ve Sağlık Bakanlığı​ yine henüz sükut etmedeler , gözlerinden para hırsı fışkıran, yavaş yavaş öldüren "gıdaşör" zümresi karşısında. Bunu yapmamalılar oysa. Ne zaman ki, tedavi giderleri SGK bütçesini zorlar, o zaman mı acaba aba altından sopanın ucunu gösterirler, tıpkı sigara örneğinde son yıllarda yapılanlar gibi.

Doğal beslenebilme, bir insanlık hakkıdır. Tıpki diğer kişisel haklar gibi; kamu yönetimleri için bu hakkı kullanabilecekleri bir çevre sunmak ve korumak, anayasal ve hayati bir görevdir. Bu görev hükümetler için bir opsiyonel şık değil, zorunluktur.
...
Bu konuların hakkından Yavuz Dizdar​ Hoca gelir ama ben yine de dikkat çekmek istiyorum. En temel gıda olan süt yerine beyaza boyanmış ucube sıvılar içirilmemeli bu toplumun miniklerine, büyüklerine. Gıda şifa olmalıdır, zehir değil. Gıda üreticisi Lokman gibi olmalıdır, katil gibi değil.

Cem Turan
Kasım 2014

Unluckypod, bir soruya yanıt verdi.

Sağlıksız tavuğu nasıl anlarız?

Tavuk alıyorsun çok zor pişen köy tavuğu alacaksın ama et fiyatına geliyor ya da öle bişey...ama aldığına değiyor çok lezzetli. Ben artık yılda en fazla 3 veya 4 defa tavuk yiyorum o da aşeriyorum gıdaklıyorum da yiyorum. Malesef kemikler elime aldığım an kırılan bir tavuğu yiyemiyorum arkadaş. Halbuki köy tavuğunun kemiğini kırmak imkansızdır:) ayrıca okuduğumuz kadarı ile yüksek oranda antibiyotik içeriyor tavuklar. Gerçi son zamanlarda okuduğum kadarı ile ette de varmış antibiyotik. Bence en sağlıklısı vejeteryan olmak.
Kasım 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Sağlıksız tavuğu nasıl anlarız?

Tavuğu Türkiye sınırları içinde alıyorsanız sağlıksızdır. tabii Avrupa'da alıyorsanız da sadece organik olanları sağlıklıdır. Köy tavukları ise sığırların besi yemlerini yerler ve yumurtaları iğrenç kokar. Tavukların da sağlıklı olacağına ihtimal vermiyorum. Muhtemelen büyük ve küçükbaş hayvancılık olmayan kırsal bölgelerde sağlıklı tavuk bulabilirsiniz. Mesela şehir kenarları...
Kasım 2014

Emre Akyürek, bir soruya yanıt verdi.

Sağlıksız tavuğu nasıl anlarız?

Tavuk eti daha beyaz olur, derisi vücudunu bırakır sarkmaya başlar. Tabi yeni yöntemlerden de bozulmuş tavuğu ozon suyuna batırıp çıkarıyorlar ve tavuğun raf ömrünü uzatıyolar. Özellikle marketlerde bazı alışverişlerde tavuk eşantiyon olarak veriliyor. Lütfen o tavuklara dikkat ediniz. Tavuğu aldığınızda koklayınız. Yanlış bilinen bir ışey de tavuğun alındığında pişirilmeden önce yıkanmasıdır. Yıkarken tavuktan tezgaha sıçrayan sular çok büyük risk oluşturmaktadır. Çapraz kontaminasyon yani bulaşmayla diğer gıdalara, eşyalara sıkıntı oluşturabilecek mikroorganizmalar bulaşmaktadır. Fakat direk yıkanmadan kaynatıldığında, yüksek sıcaklıkla bu mikroorganizmalar inaktif olmaktadırlar.
Kasım 2014

Emre Akyürek, bir soruya yanıt verdi.

Kızartma yağlarının tekrar kullanılması zararlı mı?

Zararlıdır fakat yine de tekrar tekrar kullanılır. Kızartma da yağın dumanlanma noktası, bir nevi yanma, kaynama noktası diyebiliriz, önemlidir. Dumanlanma noktası yüksek yağlar tercih edilmelidir. 3-4 kullanımdan sonra yağ değiştirilmelidir.
Tabiki atık yağlarımızı şişeleyip atmayı unutmuyoruz. 1 lt atık yağ 1 milyon litre içme suyunu kirletebilmektedir.
Kasım 2014

Emre Akyürek, bir soruya yanıt verdi.

Dışardan alınan yiyeceklerdeki trans yağ nedir? Sağlığa neden zararlıdır?

Hidrojenle çift bağlar doyurularak katılaştırılmış sağlıksız yağdır. Damar çeperlerinde tıkanıklığa sebep olmaktadır. Vücut sıcaklığında erimesi zor olduğundan vücuda alındığında birikir.
Kasım 2014

Metindemirr  yeni bir  gönderide  bulundu.

makale-yorum.blogspot.com.tr/2014/11/ant...Para kazanma hırsı ile hayatımızı hiçe saymadan üretim yapanlar, sinsile yolu ile dönüp dolaşıp kendilerine de zarar veriyorlar. Hemde hiç farketmeden. Kötü kaşar peynirini, sucuk üreticisi ve ailesi alıyor, kaşar üreticisi kötü sucuk alıp yiyor, sağlıksız ekmek üreticisi, tavuk yumurta ve hepsini alıyor. Glikozlu bal ve baklava üreten de, zarar verdiği gibi zarar görüyor. Dönüp dolaştırmadan şunu söylemek istiyorum; eninde sonunda ne yaparlarsa yapsınlar, kendilerine de zarar veriyorlar. Üreticilere seslenmek istiyorum; " Ey güzel kardeşlerim, gelin hepiniz organik üretim yapında, hepimizin sağlığı üzerindeki tehlike kalksın. Yoksa hepimiz genç ölümlere üzülmeye hazır olalım şimdiden"

Antibiyotik İle Üretilen Tavuk ve Yumurta, Sağlığı Tehdit Ediyor - Günlük Makaleler

description
Kasım 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Ekim 2014

Cem Turan  yeni bir  gönderide  bulundu.

YAVAŞÇA ÖLDÜREN ZEHİRDİR, ENDÜSTRİYEL GIDA

1501

Tepki süresi ne kadar da önemli? İnsanların ortasına girip bir silahla anında öldürüne seri katil, vahşi, insanlık dışı diyoruz.

Fakat aynı akıbeti zamana yayan, daha çok kazanç uğruna kimyasal oyunlarını, bozuk ve içeriği bilinmez karışımları dünya genelinde insanlara "enjekte" edip adım adım ölüme ve obeziteye götürenleri "başarı hikayesi" olarak anıyor modern iş ve pazarlama kitapları.

Devletler ise bu güzel yatırımları ülkelerine çektikleri için mutlu ve gururlu. Onlar günübirlik ekonomik parametreler olarak toplumu okuyup, sonra da sosyal güvenlik sistemlerinin iki yakası kavuşmayan, yüksek sağlık giderlerinden şikayet ededursunlar aslında neden oldukları kültürel bir dünüşüm oldu: Agrasif ilerleyen, çok kötü huylu, onkolojik bir ur gibi, "fastfood" denen illet saplandı sinelere.

Ne yiyorsak, oyuz: İster gıda, ister bilgi.

İkisi de hem şifa hem zehir: Biri maddi diğeri manevi.

Tercihlerimizdir genellikle, belirleyen akıbetimizi.

Umursamazlık ise en büyük hastalık ve hepsinden tehlikeli.

Başarılı birey olmak, umursamaktır: Başarılı ebeveyn olmak, kötüden alıkoymak, korumaktır. Başarılı bilim insanı olmak ne pahasına olursa olsun, doğruyu savunmaktır, insan tarafını tutmaktır.

Ve başarılı devlet olmak ise basiretle, geleceği görmek, ekonomik tablolara üç kuruş katkı verecek diye nesillerinin batacağı bir bataklığa sinek taşımamaktır, "dur" diyebilmektir bağımlıklıklara, gerçek kültürleri toprağa gömen, ikame olan emitasyon "ticari zeka" uydurmalarına.

Devlet, marketlere ne zaman uğruyor, çarşı pazar ne zaman geziyor? Aromalı, tadlandırıcılı, koruyuculu, kimya deposu, şaibeli jelatinli, glikoz ve fruktoz şurubuna bulanmış, gıdaymış gibi duran kitle imha silahlarıyla donanmış rafların ne zaman farkına varacak? İşte o gün, insanına değer verdiğini denetim ve yaptırımları ile doğru düzgün gösterdiği vakit, gerçekten büyük ve medeni bir ülkenin devleti olacak.

Son yıllarda beni de gurura sevk eden, ısrarlı sigara bıraktırma ve yıldırma kampanyalarının ardında devletin yüksek kanser faturalarını azaltmaktan başka, insanını korumaya çalışan ulvi bir güdü var ise şayet, o güdünün beslenmenin ve kültürel varlığın her aşamasında kendini göstermesini ne de çok dilerim.

Cem Turan

Şu makaleden: turancem.blogspot.com.tr/2014/08/yavasc... .
Ekim 2014

İzzet Çeleğen, bir soruya yanıt verdi.

Bekleyince kurtlanma potansiyeli olan gıdalar hangileridir?

Bekleyince kurtlanma potansiyeli olan gıdalar et, un, makarna, baklagillerdir. Kurtlanma ve bozulma ürünün özelliği kadar saklanma koşulları ile de ilgilidir. Et ve et ürünlerinin bozulmasında mikroorganizmalar kadar enzimlerde etkilidir. Mikroorganizma olmasa dahi hücre ölümüne bağlı enzimlerin ortaya çıkmasıyla bozuşma süreci hızlanır. Bundan dolayı etleri -18 derecede şoklarlar. Enzim aktivitesi durur. Ev hanımları için pratik bilgi olarak; baklagillerin bozulmaması için saklama kabınınn içerisine nane yaprağı atmalarını öneririm. Aşağıda da genel bilgi mahiyetinde birşeyler ekledim.

Dayanıklı gıdalar: Şeker, un, baklagil v. B.
Az dayanıklı gıdalar: Patates, fındık v. B.
Dayanıksız gıdalar: Et, balık, taze meyve ve sebze, yumurta, süt ve mamulleri, ekmek v. B.

GIDALARDA BOZULMA ÇEŞİTLERİ
Çiğ süt: Ahır kokusu / balık, sabun, acı, ekşi, yanık ve malt tadları / mavi-sarı, kırmızı renk teşekkülü / sünme ve köpürme olayı

Peynir: Acı tad / gaz oluşumu nedeniyle delikli yapı / çeşitli renk oluşumları

Tereyağ: Acılaşma, ekşime çeşitli tad bozuklukları / kötü koku / siyahlaşma, mavi-siyah lekeler / pembe, kırmızı, mavi, yeşil renkler

Yoğurt: Ekşime / Köpürme

Etler: Etin dış yüzeyinin yapışkan bir hal alması / et renginde görülen bozulmalar / toprak kokusu / ekşime ve kokuşma

Sucuk: Yapışkan tabaka oluşumu / kokuşma / ekşime ve yeşil renk oluşumu

Balık: Kötü koku / küflü tat ve koku / renk bozulmaları

Kabuklu Deniz hayvanları: Kötü koku / ekşime

Yumurta: Yumurta akının yeşilimsi olması / yumurta sarısında siyah çürüklük / kırmızımsı, pembe renkli çürümeler / küflü ve kötü koku.

Taze Sebze: Çeşitli çürümeler / yapışkanlık ve ekşime

Konserve gıdalar: Konserve kaplarının şişmesi / ekşi ve acı tatlar/ çeşitli asidik ve kötü kokular / renkte kararmalar

Ekmek: Sünme hastalığı ve küflenme

Meyveler: Çeşitli renkte çürümeler

Bira, şarap ve turşu gibi fermente gıdalar: Acı tat / renkte kararmalar kötü koku

Reçel, marmelat: Ekşime / köpürme
Daha fazla

64 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.