Bilmek istediğin her şeye ulaş

Göl

Göl, karalar üzerindeki çanakları doldurmuş tatlı veya tuzlu su kütlesi. Göller, kapalı havzaları dolduran geniş, durgun su kütlesi olarak da tanımlanır. Göller, yeryüzündeki tatlı suların %87'sini oluştururken, karalar üzerinde kapladığı alan %2'dir. Göller, yer altı ve yer üstü sularıyla beslenir ve acı, tatlı, sodalı ve tuzlu olabilir. Bu farklılığın nedenleri, iklim koşulları, beslenme kaynakları, gölün bulunduğu arazinin yapısı, gölün büyüklüğü, derinliği ve gideğeninin (göl ayağı) olup olmamasıdır. Beslenme kaynağı güçlü olan göller fazla sularını bir gideğen yardımıyla denizlere boşaltır. Sularını dışarıya bir gideğen yardımıyla boşaltan göllerin suyu tatlı, sularını dışarıya boşaltamayan göllerin suyu ise acı veya tuzludur. Göller ve nehirler tatlı su ekosistemine girer.

Haziran 2014

Kaan Uğrasız, bir soruya yanıt verdi.

Tufan misali yağan yağmurlara rağmen su kıtlığı uyarısı yapılması sizce ne kadar gerçekçi?

Bir bölgeye kilogramlarca yağış düşebilir fakat bu suyu, içme ve ihtiyaç suyu olarak kullanacağınız rezervlere (akarsulara ve akarsuların döküldüğü barajlara) aktarmak için kullanacağınız altyapınız olmasa suyu kaybedersiniz. Bir barajın üstüne istediği kadar yağmur yağsın; 'metrekareye xyz kg yağış düştü' bilgisini barajın yüz ölçümü ile çarparsanız oraya o kadar su düşmüş olur; hadi varsa etrafındaki eğimli araziden de bu miktarın yarısı kadar su giriş yapmış olsun.

Su kıtlığı uyarısı yapılıyor, çünkü şehirler kurulurken altyapıları yağmur sularını kontrol edecek mekanizmalarla uyumlu şekilde tasarlanmıyor. Dolayısıyla günlerce yağan yağmuru aslında barajlara yönlendirip stoklamak yerine yer buharlaşma yoluyla yeniden gökyüzüne gönderiyorlar yada lağım sistemleri ile kullanılamayacak hale getiriyorlar.
Haziran 2014

Hilal Korkmaz, bir soruya yanıt verdi.

Tufan misali yağan yağmurlara rağmen su kıtlığı uyarısı yapılması sizce ne kadar gerçekçi?

Türkiye su kaynağı bakımından yağışlara bağımlı bir halde. Bu kadar gölümüz, deremiz, yer altı su kaynağımız var diyebilirsiniz. Şehirlere birçok baraj yapılıyor suyu saklayabilmek için ama gene de su sıkıntısını çekiyoruz. Çünkü yağmur ve kar yağmaz ise dereler, barajlar ve yer altı kaynakları da kuruyor.

En çok su sıkıntısı çeken ülke olarak Afrika ya baktığımızda bazı bölgelerinde aylarca yağmur yağmıyor. Ama bazı bölgelerinde de senede 2-3 defa 2-3 ay şiddetli yağmur gözükmesine rağmen kalıcı olmadığından gene kuraklık çekmektedir. Ek olarak verimli arazileri de süpürüp gitmektedir.

Hakan Köse' nin dediği gibi bölgesel yağışlar ülkenin su sıkıntısını gidermekte yetmiyor. Zaten suyun büyük bir bölümü sulamada tarımda kullanılmaktadır. Az yağışlı zamanlarda tarım sektörü de çöküşe uğruyor.

Türkiye yarı kurak iklim tipine sahip. Kendi bölgeleri içinde yağış bakımından çok büyük farklılıklar içermektedir.

Ortalama yağışı ise 643 mm, bu da yılda 501 milyar m3 su büyüklüğünü ifade ediyor.

Ülkede buharlaşma da fazla olduğundan suyun bir kısmı da bu şekilde kaybolmaktadır. Bir kısmı da yeraltı sularını beslemektedir.

Bir ülkedeki toplam kullanılabilir su varlığına göre, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.000 m3’ten daha az ise o ülke su fakiri olarak, 2.000 m3’ten daha az ise su azlığı yaşayan ülke olarak , 8.000-10.000 m3’ten daha fazla ise su zengini ülke olarak adlandırılıyor. Türkiye kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m3 olduğundan “su azlığı yaşayan ülke” sayılıyor.
Haziran 2014

Hakan Köse, bir soruya yanıt verdi.

Tufan misali yağan yağmurlara rağmen su kıtlığı uyarısı yapılması sizce ne kadar gerçekçi?

Benim duyduğum kadarı ile son günlerde (2014 Mayıs sonu - Haziran başı) arasında yağan çılgın yağmur barajların dolmasında pek etkili olmadı. Sebebi ise, yine duyduğum kadarı ile bu yağmurların bölgesel oluşu. Yani bu yağmurlar görece daha küçük alanlarda bölge bölge gerçekleşti, yani geniş alanlara yayılmadı. Bu sebeple de -belki dikkatinizi çekmiştir- örneğin İstanbul'da Kadıköy'de çok şiddetli yağış var iken aynı anlarda Maslak civarında neredeyse hiç yağmur yağmıyordu. Dolayısıyla bu yağmurları getiren bulutlar sadece kendi bulundukları bölgede yoğun bir yağışa neden oldular ve geçip gittiler diyebiliriz.

Bir diğer durum ise bence daha önemli ve daha çok konuşulması gereken bir durumdur ki o da betonlaşma kavramıdır. Bildiğiniz üzere yağışların ve bu yağış dengesinin en önemli ayaklarından biri yeşil alanlardır. Özellikle son dönemlerde yaşadığımız bu betonlaşma sevdası nedeni ile yağışların normal dengesini kaybetmeye başladığını açık bir şekilde görebiliriz. Aynı zamanda sıcaklıklar, mevsimlerin zamanlarının değişmesi veya farklılaşması gibi olaylar insan (hayvan) oğlunun para kazanmak istemesi nedeni ile yapılan uygulamalardan besleniyor ve bence bunları dönüştürmek neredeyse imkansız. Doğa bir kez değişti mi, onu eski haline getiremezsiniz.
Temmuz 2013

Gündüz Ayar, bir soruya yanıt verdi.

Göller neden üstten donar?

Bunun iki değişik nedeni var: Birincisi, deniz ve göllerin sadece üstten soğuyabilmesi. Havanın sıcaklığı mevsimlerle sürekli değişir. Buna karşın, suyun altındaki yer uzun yıllar boyu aynı sıcaklıkta kalır. Gerçi ara sıra volkanik aktiviteler nedeniyle su alttan ısınabilir, ama alttan soğuması hiç bir zaman söz konusu değil. Bu nedenle, havanın soğuk olduğu durumlarda, su üstten ısı kaybettiği için, suyun içindeki sıcaklık aşağıdan yukarıya doğru azalıyor. En soğuk yer en üstte olduğu için de donma buradan başlıyor.
İkinci nedense biraz daha önemli. Buzun yoğunluğu suyunkinden daha az. Bundan dolayı, suyun içinde bulunan herhangi bir buz kütlesi, kaldırma kuvvetinin etkisi altında su yüzüne çıkma eğilimindedir. Buna, bir de suyun yoğunluğunun 4°C’de en yüksek değerine ulaştığını ekleyelim. Yoğunluk farkı nedeniyle kaldırma kuvveti etkisini hissettirir. Eğer suyun sıcaklığı her yerde 4°C’nin üzerindeyse, sıcak su yukarı çıkar, soğuk su da aşağı iner (çaydanlıkta kaynayan su gibi).

Ama eğer sıcaklık her yerde 4°C’nin altındaysa, bu defa soğuk su yukarı çıkar, sıcak su da aşağı iner. Bu da donmanın en soğuk olan yerden, yani yukarıdan başlaması anlamına geliyor.

İşte bu nedenden dolayı, buzluğa bir bardak su koyduğunuzda da donma ilk önce tepeden başlar. Bardağın yanlardan ve alttan ısı kaybetmesi bu gerçeği değiştirmiyor. Fakat, donma başlayıp suyun üstünde bir buz tabakası oluştuktan sonra işin rengi biraz değişebilir. Çünkü buz, ısıyı daha zayıf iletir. Bu nedenle, yanlardan ve alttan olan ısı kaybı, üstten olan kayıptan daha fazla olabilir (bu bardağın ısıyı ne kadar iyi ilettiğine bağlı). Eğer bardak kanalıyla gerçekleşen ısı kaybı çok fazlaysa ve soğuk suyun yukarı yükselmesi için yeteri kadar zaman yoksa, bardağın yan ve alt yüzeylerinde de donma başlayabilir. Bu da ilginç bir duruma yol açar: Buzdan bir kabukla paketlenmiş su. Her durumda suyun ortası en son donar.
Mayıs 2013

Hakan, bir soruya yanıt verdi.

Gaziantep'teki Dülükbaba ormanlarına yapılan suni gölet hakkında düşünceleriniz nelerdir? Gaziantep'in turistik yönünü artırabilir mi?

Fıskiye, fıskıiye, fıskiye bu nedir arkdaş ya . sular akar deliler bakar hesabı ormanın içine rekreasyon yapmanın ne manası var. zaten yüzyıldır kullanılan piknik alanları bunlar, görüntü güzel, satış güzel herşey 10 numara gibi gözüküyor iyi ama ormanın ortasında bu fıskiyelerin işi ne ? kör gözüne cırt parmağım derler bizim orada bu kadar maliyet, alt yapı, güvenlik, bakım onarım gideri, kurallar manzumeleri saçmalığın dik alası. hep avrupa ve abd yi örnek veriyorlar bu işler de ancak oralara gidip bir bakılsın bari bu tür doğa çalışmlarında böyle saçma kart postal rekreasyonları yapılmış mı? Görüntü ye aldanmamak lazım, bu tür çalışmalar hali hazırda ormana tecavüz etmekten başka birşey değil bence. zaten hazır olan bie alana suni göletin ne manası var hadi yaptın o fıskiyeler ne, o çitler ne, abuk subuk ağaç fidanlarını yerleştirmek ne?

Gaziantep'in daha kurak, bakıma muhtaç yerleri var git oralara yap bu işleri de bari oraları yeşersin güzelleşsin.

Bu tür işleri o yerin doğal yapısını koruyarak yapıyorsan kıymetlidir. parayı gömüp kartpostal alanlar ancak geri kalmışlık görmemişlik ve özentidir.
Mayıs 2013

Eyyüp Aslan, bir soruya yanıt verdi.

Gaziantep'teki Dülükbaba ormanlarına yapılan suni gölet hakkında düşünceleriniz nelerdir? Gaziantep'in turistik yönünü artırabilir mi?

Gaziantep halkı zaten pikniğe, mangala düşkün kişilerdir. Kendisine gelen ve gelecek olan misafirlerinde bu duruma alışması geç olmayacaktır. Aynı zamanda görünüm açısından çok güzel bir yer olmuş bence turistik önemini de arttıracaktır
Şubat 2013

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

İzlanda'daki Kolgrafafjorour gölünde 30 bin ton balığın bir anda kıyıya vurmasının sebebi neler olabilir?

İzlanda Deniz Araştırma Enstitüsü Başkanı'nın yaptığı açıklamaya göre fiyord çok sığ olduğu için balıklar oksijensiz kalmış olabilir.Aynı olay Aralık ayında da meydana gelmişti.Başkan bu tehlikenin yazın balıklar daha geniş alana yayılacağından tehlikenin yaza kadar sona ermeyeceğini söyledi.
Göl
Aralık 2012

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Gaziantep'teki Dülükbaba ormanlarına yapılan suni gölet hakkında düşünceleriniz nelerdir? Gaziantep'in turistik yönünü artırabilir mi?

Gaziantep zaten turistik yönden çok zengin bir şehir.Müzeler,Mitras tapınağı,Dolikhe antik kenti,hanlar ve camiler gibi bir çok görülmesi gereken şey var.Sadece su sıkıntısı vardı o da Türkiye'nin en büyük yapay göletiyle bitmiş oldu.Gidip görmedim ama fotoğraflara bakılırsa güzel gözüküyor.

Gaziantep

Ağustos 2012

Ali Okur  yeni bir  gönderide  bulundu.

Tuz Gölü'ndeki 'kızıllığın sırrı' ne?

Tuz Gölü'ndeki 'kızıllığın sırrı' ne?

Konya Haber - Haberi - Haberleri - Konya Haberi-

4 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.