Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hadis

Hz. Muhammed

Hadis (Arapça: الحديث) veya Hadis-i Şerif Muhammed'in değişik olaylar ve sorunlar karşısında veya Kur'an'ın ayetlerini açıklamak için söylediğine inanılan sözler bütünüdür. Hadisçiler hadisleri "Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri" şeklinde tarif ederler. Goldziherin tanımına göre hadisler ilk dönem Müslümanlarının değişik konularda hadis formunda söyledikleri sözlerden ibarettir ve bu sözlerin Muhammed ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Hadisler yaklaşık 200 yıl boyunca sözlü rivayetler şeklinde aktarılıp, sonradan yazıya geçirilen islamın "sözel geleneğini" oluştururlar.

Ağustos 2016

Birkan Aydin, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

Bugün ölsem ne olurdu diye düşünüyorum. Kimseyle küs değilim. Kimseye borcum yok. Kimseden alacağım yok. Annemi ve babamı aradım. Karımı öptüm ve onu sevdiğimi söyledim. İş verenlere karşı sorumluluğumu yerine getirdim. Organlarımı bağışladım ve vasiyetimi bilen insanlar var. Okunacak kitaplar, gidilecek yerler, yaşanacak hayaller yarım kalacak belki ama sorun değil, belki diğer tarafında hediyeleri vardır. Ölmeden önce öldüm aslında.. Mutluyum. Kendimce sorumluluklarımı tamamlayarak ayrıldım. Kısaca bugünü de son günümmüş gibi yaşadım.
Nisan 2016

Uras Eymen  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hayatı ve dini zorlaştırma eğilimli insanlar

Bir Müslüman olarak inandığım şeyleri ve ne yapmam gerektiğini basit olarak görebiliyorum.

İlahım: (Allah, Rahman, Rahim, Tanrı veya God) İsmi hiç fark etmez. Tek tanrıya inanıyorum ve onun nasıl (özellikleri) olduğu Ondan geldiğine inandığım Kuran'da açıklanıyor.

Kitabım, rehberim, dini kaynağım: (Kuran) Allah'tan gelen mesaj olduğuna inanıyorum, onu getirense Allah'ın son peygamberi Muhammed. Kuran dışında hiçbir kaynağı dini açıdan kaynak kabul etmiyorum.

Mesaj getiren insanlar: (Peygamber, elçi) Allah'ın bana mesaj yollarken görevlendirdiği ve insanların arasından seçtiği peygamberler (kitap gönderilen elçiler) ile elçiler (kitap gönderilmemiş ama Allah tarafından görevlendirilmiş) mesaj getiren insanlardır. Allah tarafından görevlendirilmeleri hariç onlar da benim gibi insanlar. Daha önce ve şimdi birçok insan Allah'ın elçilerine tapma hatasına düşmüşler. Mesela; İsa'yı lord (rab, efendi, kul/köle sahibi)kabul eden Hristiyanlar veya Muhammed'i efendi (rab, lord, kul/köle sahibi) kabul eden Müslümanlar. İki tarafın da benim nazarımda farkı yok.

Yapmam gerekenler:
Allah'ın beni yarattığı fıtratta iyiyi ve kötüyü görerek iyi olmak, iyi niyetli olmak, aklı kullanmak ve Allah'ın kitabında yer alan diğer emirleri yerine getirmek.

* * *

Dört başlıkta neye inandığımı rahatlıkla açıklayabiliyorum. Yalnız çevremde kendisine Müslüman diyenlerin nelere inandığını, neler yaptığını, niye yaptığını bir türlü anlayamıyorum.
  • Niye 4 hak mezhep var? Birbirleriyle çeliştikleri noktalar olmasına rağmen dördünün de hak olduğunu kim demiş?
  • Neden din konusunda söz sahibi olduğunu düşünen yüzlerce adam hatta bir tane de devlet kuruluşu var? (Din adamları, evliyalar, şeyhler, hocalar ve Diyanet İşleri Başkanlığı)
  • Neden neyin helal/haram olduğunu insanlar "fetva" adı altında veriyor? Diğerleri de onu doğru kabul edip inançlarını şekillendiriyorlar?
  • Neden Kuran'a göre haram konusunda zorluk yokken, hocalara göre birçok şey haramlaştırılarak din zorlaştırılıyor? (Müzik, resim, heykel, sanat, felsefe)
  • Neden Kuran'da çoğu konuyu nasıl yaptığımızın bir önemi yokken, yine hocalarca/mezheplerce en ince ayrıntısına kadar ezberletiliyor? Mesela Kuran'a göre gerekli durumlarda (Kuran'da belirtilmiş), yıkanmamız gerekir. Yani yapmamız gereken şey gayet basittir: Yıkanmak. Ama mezheplere göre ilk neremizi yıkayacağımız, nasıl yıkayacağımız, omza kaç kere su dökeceğimiz gibi gereksiz ayrıntılar dayatılır. Diğer bir örnekse namazdır. Kuran'a göre namaz; abdest aldıktan sonra kıyam, rüku ve secde hareketleriyle belli vakitlerde Allah'ı anmaktır. Ama mezhepler eli nereye koymamız gerektiğinden, ayaklarımız arasındaki açıklığa veya kıyafetimize kadar karışır.
  • Kuran'da "akletmez misiniz", "düşünüp tutasınız" gibi ifadelerle aklı kullanmamız gerektiği anlatılır veya yanlış işler yapanlar "akılsızlar" şeklinde tanımlanarak akılsızlık eleştirilirken. Neden din adamları hala İslam'a ve akla iftira atarlar?

Bu sorular çok daha fazladır. Her gün yenileri akla takılabilir. Ama bu tip insanlar neden böyle yaparlar? Tamam art niyet, korkaklık, akılsızlık gibi şeyler cepte ama başka cevapları da var mı bilemiyorum?
Eylül 2014

Unluckypod, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

Uykuda ölmeyin diyor bence ölüm de bi tecrübedir sonuçta son tecrübedir ama. Bence herşeyi tecrübe edin gibi ima var en nihayetinde. Ben böyle salladım:)
Eylül 2014

Belgi Saygı, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

Belki kelimenin kökenine bakmak faydalı olacaktır;
Yedinci ve onüçüncü yüzyıllar arasındaki yazılı edebiyatta kullanılan Eski Türkçe’nin örnekleri olan Göktürk, Uygur ve Karahanlılar’a ait metinlerin neredeyse tümünde “ölüm” kelimesi yer alır. Örneğin, günümüz Türkçesi’nde kullandığımız “ölmek” kelimesi Göktürkler’e ait Orhun Yazıtları’nda “kergek bol- (gerek olmak) ”, “uça bar- (uçmak) ” ve “yok bol- (yok olmak) ” şeklinde; Uygur Türkçesi’nde “ölüm” kelimesi yine “ölüm” ve “ölümlü” kelimesi “ölümlüg” şeklinde; Yusuf Has Hacib’in Karahanlı Devleti’nin hükümdarına adadığı Kutadgu Bilig eserinde ise “ölüm” kelimesi yine “ölüm” ve “kerek bol- (gerek olmak) ” şeklinde ifade edilmiştir.
Eylül 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

Osho diyorsa ölmeden önce eriniz diyordur, nitekim budizm'de nihai ölüm sadece ruh kemale erdikten sonra gerçekleşebilir. O yaşama kadar da insan hep yeniden enkarne olur. Ölmeden önce kemale erip onun da keyfini sürün demek istemiştir bence. Zaten o inanışta insanın başka şansı da yok. Ölmeden önce herkes kamil insan olmak zorunda. Cennet vaadi, cehennem tehdidi yok sonuçta, herkes tanrının ona layık bir parçası olarak ölmek zorunda. Şimdi böyle anlatınca, ne güzelmiş budizm, bütün gerçek dindarlar iyi insan olmaya çalışıyor. Günah işleme özgürlüğü falan gibi şeyler yok...
Eylül 2014

Mahir Uskan Batmaz, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

İnsan, ruh ve bedenin bileşiminden oluşan bir varlıktır.

Genelde insanlar, ölüm deyince hep beden ölümü gelir akıllarına. Oysa derin anlamda ölüm, ruhun farkındalığı; insanın bu dünyaya ölmesi ve ait olduğu âleme (ruhlar âlemine) yüzünü dönmesidir. Dini literatürdeki ölüm kavramları da aslında bu durumu sembolize eder.

Hatta bir alıntı yapma ihtiyacı hissettim:

"Ey Tanrı'ya Yönelen! Gözünü O'ndan başkasına kapat ve Ebha Melekutuna* Aç. Her ne dilersen O'ndan dile ve her ne istersen O'ndan iste.


Bir bakışla yüz bin ihtiyacını temin eder ve bir iltifat ile yüz bin dermansız derdine ilaç, bir teveccüh ile yaralara merhem olur. Bir nazarla kalpleri gamdan azâd eder.


Her ne yaparsa O yapar. Biz Ne yapabiliriz? O, istediğini yapar ve istediği gibi hükmeder.


O halde Rahim olan Rabba teslim ol ve tevekkül et. Baha üzerine olsun. "


*Ebha Melekutu: Ruhlara ait bir âlem.
Eylül 2014

Hanife Kadir, bir soruya yanıt verdi.

"Ölmeden önce ölünüz" sözünden ne anlıyorsunuz?

''hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz'' sözüyle paralel olduğunu düşünüyorum,, yani ölüm var, ölüm varsa bunun hesabı da var, o halde ne yaptım sorgulamasını vakit geçmeden yapmak gerektiği öğütleniyor gibi... .
Eylül 2014

Mehmet Volkan Balbay  yeni bir  gönderide  bulundu.

HADİS KUTSAYICILIĞI

Müslüman toplumların yüzyıllara yayılan hastalıklarından sadece biridir Hadis Kutsayıcılığı.

İlim otoritelerinin bir çoğunun siyasi baskılardan korkmaları, toplumdan gelecek tepkileri göğüslemekten çekinmeleri nedeniyle maalesef meydan, din bezirganlarına kalmış durumdadır. Dini, bir ticari mal ve müslümanları da bir müşteri gibi gören bu ahlaksız din bezirganları, Kur'an-ı Kerim'e söyletmeyi başaramadıkları bir çok konuyu maalesef peygamberimize söyletmeyi başarmışlardır.

Hadis kutsayıcılığı denilen illet, işte bu din bezirganlarının baş marifetidir. Tüm sömürü sistemleri hadisler üzerine kurulu olduğu için hadislerin ilmi kritiğe tabi tutulmasını istemezler. Her kim ki, Kütüb-i Sitte başta olmak üzere hadis kitaplarını incelemeye ve hadis denilen sözleri analiz etmeye başlar, derhal onu dinsiz ve kafir ilan etmeye başlarlar. Hadislerin elenmesi, yıllarca çevrelerine topladıkları mukallitlerin gözünün açılmasına ve kandırıldıklarını fark etmelerine sebep olacağı düşüncesi, bu din bezirganlarının yüreklerini hoplatır.

Hadislerin toptan inkarı da, toptan kutsanması da yanlıştır. Geçmişte, alimler tarafından yapılan kritikler elbette önemli ancak yetersizdir. Günümüzde Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere Müslümanların güvenebileceği çeşitli heyet, kurum ve kuruluşlar hadisleri yeniden elden geçirmelidir.

Hadislerin analizi konusunda bireysel olarak gayret gösteren kişiler de kesinlikle desteklenmeli, görüşlerine kulak verilmelidir.

Hadisler, 1400 yıllık İslam medeniyetinin kültürel birikimidir. Yanlış ve kötü olanlar ayıklanmalı ve geriye kalanlar kültürel bir miras olarak değerlendirilmelidir.
Mart 2014

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Hadis çeşitleri nelerdir?

İslami bilimlerde hadisin güvenirliği yani sahihliği konusu önem arz etmiştir ve hadisler sahihlik derecelerine göre 31'e ayrılmıştır:
  1. Hadis-i mürsel: Sahabenin ismi söylenmeyip, tabiinden birinin doğruca Resulullah aleyhisselam buyurdu ki şeklinde dediği hadis-i şerif.
  2. Hadis-i müsned: Peydambere dayandırılan sahabînin ismi bildirilen hadis-i şeriflerdir.
  3. Hadis-i müsned-i muttasıl: Peygambere kadar, aradaki ravilerden hiçbiri noksan eksik olmayan hadis-i şerif.
  4. Hadis-i müsned-i münkatı: Sahabîden başka, bir veya birkaç ravisi bildirilmeyen.
  5. Hadis-i mevsul: Sahabînin Resulullahtan işittim, böyle buyurdu diyerek haber verdiği hadistir. Bunlara hadis-i merfu da denir.
  6. Hadis-i mütevatir: Birçok sahabînin, peygamberden ve başka birçok kimsenin de bunlardan işittiği ve çok kimselerin haber verdiği hadis-i şeriflerdir. Bunların, bir yalan üzerinde sözbirliği yapmalarına imkân yoktur. Bu hadis-i şeriflere inanmayan dinden çıkar.
  7. Hadis-i meşhur: İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan hadis-i şeriflerdir. Yani bir kimsenin peygamberden, o kimseden de çok kimselerin ve bunlardan da başka kimselerin işittiği hadis-i şerif olup, son duyulan kimseye kadar, artık hep mütevatir olarak bildirilmiştir. Meşhur hadislere inanmayan da dinden çıkar. (Redd-ül-muhtar)
  8. Hadis-i mevkuf: Sahabîye kadar söyleyen hep bildirilip, sahabînin, Resulullahtan işittim demeyip, Resulullah böyle buyurmuş dediği hadistir.
  9. Hadis-i sahih: Âdil ve hadis ilmini bilenden işitilen, müsned-i muttasıl, mütevatir ve meşhur hadis-i şeriflerdir.
  10. Haber-i âhâd: Bir kimse tarafından söylenilen, müsned-i muttasıl hadis-i şerif.
  11. Hadis-i muallâk: Baştan bir veya birkaç ravisi veya hiçbir ravisi belli olmayan hadistir.
  12. Hadis-i kudsi: Anlamı Allah'tan, kelimeleri peygamber tarafından söylenen hadistir.
  13. Hadis-i kavi: Söylendikten sonra, bir ayet okunan hadistir.
  14. Hadis-i nâsih: Peygamberin son zamanlarında söylediği hadislerdir.
  15. Hadis-i mensuh: Peygamberin ilk zamanda söyleyip, sonradan değiştirdiği hadislerdir.
  16. Hadis-i âmm: Bütün insanlar için söylenmiş olan hadistir.
  17. Hadis-i has: Bir kimse için söylenmiş hadistir.
  18. Hadis-i hasen: Bildirenlerin sadık ve emin olup; hafızası, anlayışı, sahih hadisleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kişilerin bildirdiği hadistir.
  19. Hadis-i maktu: Söyleyenler, tabiine kadar bilinip, tabiinden rivayet olunan hadis-i şeriftir.
  20. Hadis-i şaz: Birinin, bir hadis âliminden işittim dediği hadistir.
  21. Hadis-i garip: Yalnız bir kimsenin bildirdiği hadistir. Yahut aradakilerden birine, bir hadis âliminin muhalefet ettiği hadistir.
  22. Hadis-i zayıf: Sahih olmayandır. Ravilerden birinin hafızası, adaleti gevşek veya itikadında şüphe vardır. Bu hadise göre fazla ibadet yapılır; fakat ictihadda bunlara dayanılmaz.
  23. Hadis-i muhkem: Tevile muhtaç olmayan hadis-i şerif.
  24. Hadis-i müteşabih: Tevile muhtaç olan hadis-i şerif.
  25. Hadis-i munfasıl: Aradaki ravilerden, birden fazlası unutulmuş olan hadistir.
  26. Hadis-i müstefid: Söyleyenleri üçten çok olan hadis.
  27. Hadis-i muddarib: Muhtelif yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadis.
  28. Hadis-i merdud: Manası olmayan ve rivayet şartlarını taşımayan söz.
  29. Hadis-i müfteri: Müslüman görünen dinsizlerin uydurdukları söz.
  30. Eser: Mevkuf ve maktu hadis veya dua bildiren merfu hadis.
  31. Hadis-i mevdu: Bir hadis âlimine göre, hadis olma şartlarını taşımayan hadis, sadece o âlime göre mevdu, yani uydurma olur. Hadis usulü ilminde müctehid olan bir âlim, bir hadisin sahih olması için, lüzum gördüğü şartları taşımayan bir hadis için, benim mezhebimin usulünün kaidelerine göre mevdudur der. Yoksa, Peygamber efendimizin sözü değildir demek istemez. Yani, hadis-i şerif denilen bu sözün hadis olması, bence anlaşılmamıştır demektir. Hadis usulü ilminin başka bir müctehidi de, hadisin doğru olması için aradığı şartları bu sözde bulunca hadistir, mevdu değildir diyebilir. Dört mezhep arasında ayrılık bulunması, sözlerinin yanlış olacağını göstermediği gibi, hadisler için de, böyledir. Böyle şeyler, ictihad işi olduğundan, bir müctehidin mevdu demesiyle, hakikatte mevdu olması lazım gelmez.

Metinde Geçen Bazı Kavramların Açıklamaları
Sahabe: Peygamberi gören kimselerdir.
Tabiin: Peygamberi görmeyip sahabileri gören kimselerdir.
Ravi: Hadisi rivayet eden kimsedir.
Tevil: Ayetle açıklamak.
İctihad: İslam alemlerinin dini bir konuda fikir alışverişinde bulunarak bir hükme varmasıdır.
Ağustos 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Gıybet ve dedikodu ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir?

Ayetler
  • Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir. Nisa/148
  • Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. Hucurat/12
  • Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline! Hümeze/1
  • Birbirinizi gıybet etmeyiniz. Hucurat/12
Hadisler

  • Gıybetin ne anlama geldiğini peygamberimiz şu sözleriyle açıklamıştır: “Gıybet nedir biliyor musunuz?” Sahabeler dediler ki:
    −Allah ve Rasulü en iyi bilendir. Peygamber:
    −“Kardeşini hoşlanmayacağı bir şekilde zikretmendir” dedi. Sahabeler:−Söylediğim kardeşimde olsa da mı? denildi. Peygamber:
    −“Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış olursun. Şayet bu onda yoksa şüphesiz ki ona iftira etmiş olursun” buyurdu. Müslim 4/2001
  • “Faiz, yetmiş iki gruptur. En küçüğü kişinin annesiyle zina etmesi gibidir. Şüphesiz ki faizin en şiddetlisi kişinin gıybet ederek kardeşinin namusuna dil uzatması gibidir." Albânî Silsiletü’s Sahiha 1871
  • "Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklit etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile."Tirmizi, Sıfatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504)
  • “Miraç gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.
    -Ey Cebrail! Bunlar da kim? diye sordum.
    -Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir.” Ebu Davud, Edeb 40, (4878, 4879)
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mart 2013

Tevhide Çağrı  yeni bir  gönderide  bulundu.

islama hizmet

Ebu Hureyre
(Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

'Hapşurmak Allah’tandır, esnemek şeytandandır. Sizden herhangi biri esnediği zaman elini ağzının üzerine koysun! Kişi esnediği zaman, ah ah demesin! Çünkü şeytan ona içinden güler. Allah hapşurmayı sever, esnemeyi çirkin görür!..'
buyurdu."

Tirmizi 2893
Daha fazla

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.