Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hamzaakin.blogspot.com

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Nisan 2014

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Müsait bir yerde ineyim!

Soruların sorulduğu bir psikoloji atölyesinde arkadaşım sordu:
-Kendini beğeniyor musun?
-Bezen Evet, bazen Hayır.

Başka sorulara geçildi. Diğer soruları cevaplarken aklım “Bazen Evet, bazen Hayır” söylemindeydi. Bilirim ki hakikatin gizemini koruma çabasında tezat ihtimalli ikili cevaplarım “Kaçamak” kokar…

Uzun yürüyüşün ardından kalabalıktan sıyrılıp üzerime sinen kokuyla eve doğru tekerlek döndürürken düşünce huzmesi müziğin sesini duyulmayacak kadar kıstı, kapatmış olmamak için notaları küçük harflere bıraktı ve o da sordu:
- Bazen Evet, bazen Hayır?
- Aslında öyle değil!
- Bazen Evet, bazen Hayır?
- Bunun bir hikayesi var…
- Evet!

11 Yıl önce:
Mühendis olup, ilk maaşıyla burun estetiği yaptıran üniversite yıllarındaki kız arkadaşım ile kampüste adımlarken; adımlarının açısını küçültmüş profilden yakalanmama çabası içinde gözlerimi yakalayarak uzun süren sessizliği bozmuştu:
- Fiziksel olarak kendinde eksilik buluyor musun?
- Bazen Evet, bazen Hayır?
Mühendis olup, ilk maaşıyla burun estetiği yaptıran üniversite yıllarındaki kız arkadaşım: Bazen? (Ses tonunda tatminsizlik, profilden yakalanmamaya çalışarak)
-Bazen işte...

Tek cevabımdan ve sorusuzluğumdan diyaloğun bitmesiyle ayrılıp sesizliğe ve yurtlarımıza geri dönmek üzere yol alırken kampüsün ıssızlığında yalnızlığıma düşünce huzmesi yetişti. Omzuma dokundu ve sordu!
D. H: Bazen Evet, bazen Hayır?
Sessizlik…

Bu sefer sessizliği bozan bendim:
-Farkında mısın? Uzun zamandır yürüyoruz! (Yanımızdan usturuplu geçen arabanın plakası üzerinde mavi tekerlekli sandalye şekline gözlerim takılarak)
Şekiller, semboller her zaman dikkatimi çekmiştir. Ancak uzun süre yerimde sabit mavi şekle odaklanmamın nedeni sorumun eksiksiz cevabıydı!
O yolda duraksamamdan yaklaşık bir yıl önce, mühendis adayı dalyan gibi genç stajda kaza geçirmiş ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Plaka ona aitti…

1539

Olaydan kısa zaman sonra bir gönüllülük toplantısında karşılaşmıştım. Gülüyordu. Hayata tutunmanın izleri yüzüne renk olarak gelmişti. O kara sandalyede otururken bile hala bir kesimden daha uzundu. Dalyanlığından ödün vermemişti. Mandal gibi hayata tutunması o günden sonra düşünce huzmesi ile yürümemizin sebebiydi. Ve biz daha fazla yürüdük. Çok yürüdük… Kara sandalyeye inat…

-Müsait bir yerde ineyim.
-Genç! Daha Beşiktaş’a gelmedik!(Babacan, kararlı, gömleğinin üstünden dört düğmesi açık, askılı beyaz atlet teşhirciliğiyle, elinde vitesle, dikiz aynasından göz teması kurarak)
-Olsun ben ineyim.
Sessizlik…

Erken indiğim güzel bir günde dolmuş güzergahını takip ederken D. H kafamı çeldi ve ara sokaklara girdik. Bu zaman; bir daha da çıkamadık. Kara sandalyeye inat çok yürüdük… Uzun uzun...

Anladık ki;
Uzuvlarımızın, duyularımızın ve cismimizin varoluşundaki sebep dönemin popüler oranı, orantısı, rengi, tonlaması, inceliği, uzunluğu, kalınlığı, estetik kaygısı değil:
Anladık ki;
Ara sokaklarda çıkan sürpriz güzellikleri görmek için herkesin hayranlık duyduğu renkte gözlere,
Ansızın cezbeden, muhtemelen kızının ismini levhaya yazdığı, ev yemekleri yapan küçük işletmeci teyzenin iki masalık dev restoranından gelen kokuları duymak için okka gibi buruna,
Muhteşem tatlarda kaybolmak için kaşığın ağırlığını kaslı kolarla kaldırmaya,
Seri üretime direnmiş yemeklerin sindiriminin ilk sürecinde inci tanesi dişlere,
Ara sokaklara hakkını veren meltemi hissetmek için bronz bedene,
Kendine has polifonik melodiyi yakalamak için orantılı kulaklara,
Dinlenirken eskimiş masada “Sadece sade kahve” diyebilmek için Leonard Cohen’in sesine,
Sarp merdivenleri çıkmak için spor salonlarında eritilen kıça gerek yok!

Hakikatin gizemini henüz bozduğum kaçamak cevabın özü; hikayenin güzel kahramanı dalyan çocuk, oturduğu yerde bize sağlam yol verdi.
Popüler kültürün rol modellerine en güzel cevap ara sokaklardan gelen dışarıdan hissedilir bir özgüvendir dedi. (Kara sandalyesinde hala bir kesimden uzun olarak)

-Müsait bir yerde ineyim.
-Abiciğim, madem ineceksin niye bindin. Al şu paranı (Babacan, kararlı, gömleğinin üstünden dört düğmesi açık, askılı beyaz atlet teşhirciliğiyle, elinde vitesle, dikiz aynasından göz teması kurarak)
-Sessizlik…
Şubat 2014

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2014

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ocak 2014

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yıllanmış Hükümdar...

Hükümdarın değil, şarabın yıllanmışı makbuldür...
hamzaakin.blogspot.com.tr
Hamza Akın Çizgileri
Ocak 2014

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Brezilya'dan Ödül!

Karikatürler ve detaylı bilgi için; hamzaakin.blogspot.com
Hamza Akın Çizgileri
Aralık 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Aralık 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Zoraki Yaratıcılık...

II. Dünya Savaşı sırasında Auschwitz'de yıllarca tutsak kalan ancak yaşamayı ve kurtulmayı başaran psikiyatr Viktor E. Frankl, insanın mizah ile olan ilişkisini; mizah duygusu geliştirme ve olayları mizahi bir ışık altında görme çabası, yaşama sanatında ustalaşırken öğrenilen bir hile olarak tanımlar.

İronidir ki bu hileye acı ile hesaplaşılırken başvurulur. Reddedilmeden karşısına çıkılan acı, yaratıcılıkla etkisini yitirir. Belki de bu yaratıcılığın soğuk yüzü en zoraki halidir...

Hamza Akın Çizgileri

hamzaakin.blogspot.com
Kasım 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yeşil İşkence...

Duyarlı işkence olur mu?

Hamza Akın Çizgileri
Eylül 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hamza AKIN

undefined
Eylül 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Eylül 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

Ağustos 2013

Hamza Akın  yeni bir  gönderide  bulundu.

1 Eylül Barış Günü Sergisi…

karikaturculerdernegi.com/2013/08/1-eylul-baris-gunu-sergisi/
Hamza Akın Çizgileri

1 Eylül Barış Günü nedeniyle Karikatürcüler Derneği tarafından düzenlenen "Barış" konulu karikatür sergisi 1 Eylül, 10 Eylül 2013 tarihleri arasında Zonguldak'ta açılıyor.
Toplam 40 eserden oluşan sergi, Derneğimiz Zonguldak Temsilciliği tarafından Kordon Boyu Sanatçılar Standında izleyicilara sunulacaktır.
Aynı sergi önümüzdeki tarihlerde Trabzon ve Denizli temsilciliklerinde de tekrarlanacaktır.
Çalışma Bakanlığı İş Müfettişlerinin yaptıkları teftiş sonucunda İstanbul Yerebatan Sarnıcı ve sarnıç içinde bulunan mekanlarda tadilat kararı alınmıştır. Bu nedenle 1 Eylül Barış Günü Sergisi ileriki bir tarihe ertelenmiştir.

Hamza Akın Çizgileri
Hamza Akın Çizgileri

0 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.