Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hayat Hikayeleri

Formatting of continuation data will be changing soon. To continue using the current formatting, use the 'rawcontinue' parameter. To begin using the new format, pass an empty string for 'continue' in the initial query.

Ekim 2014

İzzet Çeleğen  yeni bir  gönderide  bulundu.

HER GÜNE BİR HİKAYE

Okulun ilk gününde 5. Sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F? (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

Bayan Mediha'nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa'nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.
Mustafa'nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli?
İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor. ?
Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.
Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
"Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.
Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.
Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
kadar bu böyle devam etti.
Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı
ile beceriksizce sarılmıştı.
Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.
Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.
Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.
Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.
Mektup söyle imzalanmıştı,
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)
Öykü burada bitmiyor.
Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?
Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.
Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle fısıldadı,
"Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim"
Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,
Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum".
Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın.
Beğendiğimiz hikayeleri bu başlık altında paylaşsak güzel olur diye düşünüyorum.
Şubat 2014

Fatma Yıldızhan, bir soruya yanıt verdi.

'Hayatta yapmam!' dediğin neyi yaptın?

Çok düşündüm soru karşısında fakat ben sanırım hiç kesin konuşmamışım:)
Ekim 2013

İlginc Adam  yeni bir  gönderide  bulundu.

AFFETMENİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI

Bir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: “Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz? ”

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. “O zaman” der öğretmen. “Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin. ” Öğrenciler bunu da yaparlar. “Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz! ”

Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

“Şimdi, bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun. ”

Bazı öğrenciler torbalarına üçer–beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.

Öğretmen, kendisine “Peki şimdi ne olacak? ” der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:

“Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde... hep yanınızda olacaklar. ”

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

– “Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor. ”

– “Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf gözlerle bakıyorlar bana artık. ”

– “Hem sıkıldık, hem yorulduk... ”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

“Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir...
Ekim 2013

İlginc Adam  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yaşanmış Olaylar - 1 (Penisilin)

İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çiftçi yaşardı. Fleming'di adı.
Günlerden bir gün; tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu.
Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor.
Çocukcağız; bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi.

Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.
"Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum" dedi.

Yoksul ve onurlu Fleming "Kabul edemem! " diyerek ödülü geri çevirdi.

Tam bu sırada kapıdan çiftiçinin küçük oğlu göründü.

"Bu senin oğlun mu? " diye sordu aristokrat.

Çiftçi gururla "Evet! " dedi.

Aristokrat devam etti:
"Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver. İyi bir eğitim almasını sağlayayım.
Eğer karakteri babasına benziyorsa ileride gurur duyacağın bir kişi olur. "

Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu;
Londra'daki St. Mary's Hospital Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.
Tüm dünyaya adını penisilini bulan; Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.
Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye yakalandı.

Onu ne mi kurtardı? PENİSİLİN!

Aristokratın adı : Lord Randolp Churchill
Oğlunun adı : Sir Winston Churchill
Kurtaran doktor : Çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming

Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın. Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin. Karşılığı nasıl olsa gelecektir.
Eylül 2013

İlginc Adam  yeni bir  gönderide  bulundu.

3 Filtre

Bir gün bir tanıdığı büyük filozofa rastladı ve dedi ki; "Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun? "

"Bir dakika bekle" diye cevap verdi Sokrat. Bana bir şey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna "Üçlü Filtre Testi" deniyor.

"Üçlü Filtre? "

"Doğru, " diye devam etti Sokrat. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.

Birinci filtre: "Gerçek Filtresi"

"Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin? "

"Hayır, " dedi adam "Aslında bunu sadece duydum ve ...

"Tamam, " dedi Sokrat

"Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, "

"İyilik Filtresini"

"Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi? "

"Hayır, tam tersi ... "

"Öyleyse, " diye devam etti Sokrat,

"Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. "

"İşe yararlılık filtresi"

"Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? "

"Hayır, gerçekten değil. "

"İyi, " diye tamamladı Sokrat,

"Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki? "

Bu, Sokrat'ın iyi bir filozof olmasının ve büyük itibar, saygı görmesinin sebebiydi.

Yakın ve sevgili herhangi bir arkadaşınız hakkında başıboş konuşmalar duyduğunuz her sefer bu üç filtre testini kullanmanız sizlere hararetle tavsiye edilir.

Socrates
Nisan 2013

Ece Naz Sonat  yeni bir  gönderide  bulundu.

1988'den beri Havaalanında Yaşıyor

Mehran Karimi Nasseri, 1988 yılından beri Paris Charles de Gaulle Havaalanı'nın gidiş terminalinde yaşayan İranlı bir mülteci. Hapishaneden çıktığında işkenceye uğradı ve ülkesinden kovuldu. Bu yüzden sığınmak için bir çok Avrupa ülkesine başvurdu.
İlginç Olaylar

İngiltere'ye gitmeye karar verdi. Charles de Gaulle Havaalanı'ndan, Heathrow'a gidecekti ama uçağını beklerken çantası çalındı. Yine de uçağa binmeyi başardı. Ama Heathrow'a vardığında, gerekli belgeleri yanında olmadığı için onu Paris'e, Charles de Gaulle Havaalanı'na geri gönderdiler.
İlginç Olaylar

Nasseri, Paris'te polislere kimliğini ve mülteci olduğunu kanıtlayamadı. Bu yüzden bekleme salonuna geçti ve orada yaşamaya başladı.

İlginç Olaylar

2004 yılında çekilen The Terminal filminin ilham kaynağı oldu. Ama filmdeki gibi aktarma salonunda değil, dükkanların ve restoranların olduğu gidiş salonunda yaşamaya başladı.
İlginç Olaylar

İstese havaalanından ayrılabilir ama orada yaşamayı tercih ediyor. İnsanlarla normal bir şekilde konuşmadığı ve elinde çantalar ve kağıtlar ile bir yolcudan farklı gözükmediği söyleniyor.

İlginç Olaylar
Eylül 2012

Boraq, bir soruya yanıt verdi.

Bugüne kadar yaptığınız ve kimsenin bilmediği en iyi şey nedir? (Anonim cevap verebilirsiniz.)

Ailemden gizli kız arkadaşımla tatile gittim ve mükemmel vakit geçirdim :)
Ağustos 2012

Provolon, bir soruya yanıt verdi.

Ağustos 2012

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Hayatınızda yaptığınız en heyecan verici şey neydi?

İlk deneyimimde 4 saat bir boyunca iki kişilik bir uçak kullanmak.


Hayat Hikayeleri
Hayat Hikayeleri
Temmuz 2012

Betül Degerli  yeni bir  gönderide  bulundu.

NASIL BAKIYORUZ ?

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş.


Kadın kocasına demiş.

Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördügü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.

Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın cok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına 'çamaşır yıkamayı ögrendi sonunda, merak ediyorum, kim ögretti acaba ?'

'Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş kocası.

Hayatta da böyle değil midir? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduguna bağlıdır.


Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir …

Haziran 2012

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Bilinen sıfırdan en tepeye çıkma hikayeleri nelerdir?

  Hayat Hikayeleri

Bir çok iş adamı sıfırdan başlayarak çok iyi yerlere gelmiştir.Benim ilgimi şuanın en iyi televizyoncularından olan Acun ılıcalı çekti çünkü şimdiki başarılı haline hem maddi hem de manevi olarak eksilerden gelmiştir. Acun Ilıcalı 1969 yılında doğmuştur.Edirne'de ilkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra Kadıköy Anadolu lisesine gitmiştir.İstanbul üniversitesinde İngilizce öğretmenliği kazanmış fakat gitmemiştir. 19 yaşında evlenip bir kız çocuğuna sahip olmuştur. 21 yaşına geldiğinde ailesini trafik kazasında kaybetmiştir.Ailesinin kendine bıraktığı mirasla bir kot dükkanı açıp,dükkanı iflas ettirmiştir.İkinci evliliğinde 2 kızı daha olmuştur.Arkadaşı ile büyük bir trafik kazası geçirip arkadaşını bu kazada kaybetmiştir.Bu zamana kadar sürekli hem maddi hem manevi kayıplar yaşamıştır. Daha sonra Beşiktaş da muhabirlik yapmaya başlamıştır.Futbolcularda diyaloğu çok iyi olmuş ve sevilmiştir.Futbol bilgisi ile Şansal Büyüka' nın ekibine geçmiş ve Televole de kendine ait bir program hazırlayıp dünyayı dolaştığı 'Acun Firarda' ile televizyona ilk adımı atmıştır.Ardından kendi şirketini kurup bir çok program yaparak çok başarılı bir televizyoncu olduğu bu güne gelmiştir.Gerçekten büyük bir dönüş yakalamış hayatında..
Daha fazla

14 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.