Bilmek istediğin her şeye ulaş

Hz. Muhammed

Peygamberler

YÖNLENDİRME Muhammed bin Abdullah

Aralık 2016

Insan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Hz. Muhammed'in peygamber olmama ihtimali

Selamunaleyküm Bismillah Hz Muhammed neden bir din getirdi? Öncelikle "Hz Muhammed Allah'ın resulüdür" Müslümanlar tarafından düşünülen kanı. Bunun dışındaki düşünceler Hz Muhammed'in bir yal.ncı olduğu üzerine. Şimdi peki Hz Muhammed neden yalan söylesin?(haşa, bir inançsızın gözünden bakıyoruz) 1. İddia - Çünkü güç istiyordu: 2. İddia - Çünkü kadın ve para istiyordu. 3. İddia - Çünkü dünyanın kötü gidişinden dolayı kötü hissediyordu, insanları düzgün insan olmaya çağırmak için en iyi yöntem buydu. 4. İddia - insanları kandırmayı seviyordu, her şeyi nedensizce uydurdu. 5. İddia - O bir ş. Ytandı(estağfurullah, haşa ve kella)(genelde Yahudilerin ve Hıristiyanların iddiasıdır) (Sizin iddialarınız varsa buyrun yazın, tartışalım, lütfen uslubunuzu düzgün tutun) 1. İddia ne kadar mantıklı? (Güç istiyordu) Öncelikle islamiyet geldikten sonra sadece kendi içlerinde yayıldı, sonradan açıktan açığa yaymaya başlandı. Tabii ki, doğal olarak yöneticiler istemedi böyle bir şeyi. Çünkü otoriteleri yıkılacaktı. Kureyşliler yüzyıllardan beri putperest idiler. Atalarını taklit ederek onların yolundan gitmek Araplar arasında vazgeçilmez bir esastı. Bu sebeple putperestliği terkedip yeni dine girmeyi içlerine sindiremiyorlardı. Basiretleri bozulmuş, hakikati göremez olmuşlardı. "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter. " diye karşı koyuyorlardı. Ayrıca putlarla ticaret yapıp kazanç sağlıyorlardı. Kendilerini üstün tutan bir inancı da beslemek istemiyorlardı. Vs bir sürü neden var. Bu yüzden Peygamber Efendimize güç teklifinde bulundular. 'Vermeyi teklif ettikleri bu tâvizler arasında "dilersen bir sene sen hükümdar ol ve bizi yönet; bir sene de biz yönetelim" teklifi de vardı. Ama Rasûlullah bu tekliflerin tümüne Kur'an'dan âyetler okuyarak red cevabı veriyordu. Oysa müşrikler "bizim sistemimize dokunma, ama onu gel sen yürüt" diyorlardı.' Peygamberimiz eğer yal. ncı biri olsaydı ve güç isteseydi, bu teklifi kabul etmesi gayet mantıklıydı. Çünkü kendi söylediklerinin tutup tutmayacağı kesin değildi. Ama Peygamberimiz bu insanlara Kuran'dan cevaplar verip tekliflerini reddetti. Ayrıca o kadar işkence gördüler, boykot edildiler. Bu kadar işkence çekmeye değer miydi, güç isteği? Ayrıca islam'ın devam edegelen öğretisi bunun ucunda güç isteği olmadığını gösterir. Olsaydı Hasan Sabbah gibi biri olurdu, böylece korku salardı ama öğretisi devam etmezdi. Amaç güç değil öğretidir. Eğer yal. ncı biri olsaydı, kendi söylediklerinin tutmama ihtimalinin yüksek olduğunu düşünürdü, ve yapılan teklifleri kabul ederdi ama kendi söylediklerinde o kadar emindi ki, müşriklerin bu söylemleri en küçük bir sarsıntıya dahi neden olmadı. Onca edilen işkence ve zulüm var, bir yal. ncı olsaydı, kendisine inananları kaybedeceği korkusuna kapılması gayet doğaldı, ama kapılmadı. Kendisini Tanrı ilan edebilirdi, ve bunu yapsaydı da inanan birileri olurdu ama onu da yapmadı. Kendisini aşırı yüceltenlere ben de Allahın bir kuluyum diye cevap verirdi. Devlet yöneticiliği esnasında isteseydi şaşaalı binalar yaptırırdı, güçlü olmak isteyen biri bunu yapar(mesela Firavun), ama yapmadı. Hasırda uyudu. Kötü durumdakilere yardım etti, garibanın üzerinden geçinmedi. 2. İddia ne kadar mantıklı (Kadın ve para istiyordu) Peygamber efendimiz ilk evliliğini 25 yaşında yapmıştır ve bu evliliğe kadar eline kadın eli değmemiştir. Bu evlilikten sonra ikinci evliliğini 55 yaşı civarında yapmıştır. Evliliklerinin hepsinde bir mantık vardır. Ayrıca 55 yaşına kadar muhteşem iffetli birinin bu kadar değişmesi düşünülemez. Yukarıdaki iddiaya verilen cevabın benzerini buraya geçirirsek, müşrikler kadın teklifinde de bulundular, para teklifinde de bulundular. Ama kesinlikle kabul görmediler. Ayrıca çok güvenilir, yakışıklı, bakımlı ve tanınan biri olan Peygamberimiz istediği kadını da elde edebilirdi, ama kesinlikle kadınlarda gözü yoktu. İlk evliliğinde dahi teklifi Hz Hatice validemiz yapmıştır. Ayrıca para peşinde hayatını harcayan biri değildi, para kazanmıştır ama hayatını buna adamamıştır. Hayatı boyunca başkasının hakkını yeme korkusuyla yaşamıştır. Devletinin yöneticisi olduğu dönemde dahi hasır üzerinde yatmıştır. İsteseydi insanlara söyleyip kendileri dışındaki herkesi soyup soğana çevirirdi ama yapmadı. İstediği şaşaalı bir sarayı yaptırırdı ama yapmadı. 3. İddia ne kadar mantıklı?(Dünyanın halinden muzdaripti, en iyi yöntem olarak bunu seçti) insanları doğru yola iletmek için onları kandırmayı seçmek ne kadar mantıklıdır? Kandırarak iyi yola getirsek de ne anlamı vardır? Bu kadar cefa çekmeye değer mi? İyiliği yaymak için binlerce metod varken, neden putperestlerin putuna taksın ki? Ne kötülüğü var putların? Ayrıca iyiliği yaymak istese namaz gibi bir ibadeti neden uydursun? Sabahın köründe namaza kalkmayı neden emretsin? Eğer özel olarak sadece iyiliğin yayılmasını isteseydi, "Buda" gibi biri olurdu, Nirvana'dan bahsederdi. Bu kadar cefa çekmezdi. Geceler boyu ibadet etmesine de gerek yoktu. Mutluluğu kendinizde arayın derdi. Ama onun derdi sadece bu değildi ki, o insanların inançlı olmasını istiyordu. Bu yolda çekilen onca cefa vardı, iyi insanlar ölüyordu ama ortaya kötülük çıkıyor deyip de durmadı. Ayrıca iyi yol dediğimiz yol nasıldır? İnançsız birisini savaşta öldürmek iyi bir şey midir?(bana göre savaş durumunda tabii ki iyi bir şeydir, tarihimizdeki onca savaş kahramanı onlarca kişinin canını aldı, buna kötü bir şey denemez, çünkü eğer öldürmezsek onlar hayatı bize zindan eder, engeller.) Sadece iyiliği yaymak isteseydi insanların öldürülmesini de istemez, orta yolu buldurtmaya çalışırdı, mesela putlara karşı bir tavır takınmazdı, orta yolu bulup kavgasız gürültüsüz hallederdi. Ama böyle bir şey söz konusu değil. Mesela Allah'ın adını anmak(zikretmek) ne kadar iyidir? Yemekten önce besmelenin dünya iyiliğine ne gibi bir katkısı vardır?(Ben bu tür şeylerin iyiliğine inanıyorum, burada iddia gerçeleşmesi durumunu düşünüyoruz, o yüzden bu şekilde iyiliğini sırguladım.). Dinimizde ille de iman diyor, her şeyden önce iman geliyor ve iyilik bu temeli üzerine bina ediliyor. Eğer bu iddia doğru olsaydı her şey iyilik temelleri üzerine konur, iman da bu temel üzerine bina edilirdi. Ayrıca Muhammedül emin lakabını alacak kadar dürüst birinin (aramızda var mı dürüstlüğü nedeniyle bu çeşit bir lakap alan?) iyilik adına yalan söylemesi düşünülemez, iyilik adına her şeyi yapabilir ama yalan söylemez. 4. İddia ne kadar mantıklı? (insanları kandırmayı seviyordu, her şeyi nedensizce uydurdu) Bu iddia zaten başlı başına asılsız. İnsanları kandıran biri olsa Emin lakabını almazdı. Hadi diyelim ki ilk defa yalan söyledi, ve baktı herkes inanıyor, devam ettirdi ve sonuçlar böyle oldu (haşa ve kella). Tamam da bunu neden yapsın? Yukarıdaki amaçları es geçiyorum. Amaçsızca yapsa, bu kadar cefaya, acıya, ızdıraba değer mi? Ayrıca neden böyle bir yalan uydursun? Daha mantıklı (dinimiz en mantıklı dindir, bu iddiaya istinaden yazıyorum) bir şey uydurur, hiç acı çekmesine gerek kalmaz, hatta üstüne Mekke'de otorite sahibi olacak konuma gelebilirdi. Ama böyle şeyleri elinin tersiyle itti. Ayrıca bu yaşına kadar dürüst biri nasıl olur da bu kadar yalanı beraber uydurur? Hiç mi foyası ortaya çıkmaz? Kendi dönemi hakkında gelecekten haber veriyor, ve bu dedikleri çıkıyor(yeryüzünün en alçak yerinde size fetih verileceği). Yıllar sonrası hakkında bilgi veriyor ve dedikleri çıkıyor (mesela kıyamet, evrenin genişlemesi vs örnekler bol). Ayrıca tekrar dediğim gibi bunları yapmak için bir nedeni yok. 5. İddia ne kadar mantıklı (O bir ş. Ytandır(estağfurullah, sümme haşa). Bu iddiada bulunan biri Yahudi veya Hıristiyan'dan başkası olamaz ( belki Allah'a ve iblise inanan başka küçük topluluklardan olabilir). Bunu iddia eden, Allah'a inanan biridir. Şimdi farz edelim ki şeytan geldi böyle bir iş yapmaya karar verdi, peki bu şeytan manyak mı, neden Allah'a şükrettirsin? Neden işe başlarken Allah'ın adıyla dedirtsin? Her şeyin Allah adına yapılmasını söylesin? Ayrıca Yahudilik ve Hıristiyanlıkta olan şeyleri kendi inancına da uygulasın? Bu inançların tamamiyle yanlış olduğunu iddia eder ve tam tersini yaptırırdı. Ama Kur'anı Kerim'de "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler" diyor. Müslüman herkes incil, Tevrat ve Zebur'a inanmak zorundadır. Bu tamamen saçma bir düşüncedir. Allah'ın onlara hidayet vermesi dileğiyle. (Lütfen bu iddiayı koz olarak kullanmaya çalışmayın, eğer ateist veya deistseniz bu iddia sizi pek de ilgilendirmiyor. Kitapların değişmiş olması insanların suçudur. Ayrıca kitapların değişmemesi halinde ortaya ne çıkacağını bilmiyoruz, zaten bu iddianın temeli sanırım kutsal kitaplarda geçen şeytanın kandırıcılığına dayanıyor. Bunun tersi durumu bilmediğimizden bu konuda mantık yürütmek yanlış olacaktır) Gördüğünüz üzere iddialar asılsız ve mantıksız. Sizlerin düşüncesi nedir? Başka bir iddianız varsa buyrun.
Haziran 2014

Sadık Dereköy, bir soruya yanıt verdi.

Hz. Muhammed neden son peygamber ilan edilmiştir? Peygamberden sonra yaşananlar ve bugün gelinen nokta göz önüne alındığında İslam dünyası başta olmak üzere insanlık şimdi de bir kurtarıcıya ya da yol göstericiye muhtaç değil mi?

İnsanlık Kur'an ahlakına muhtaç.
Peygamber efendimiz döneminden önceki peygamberlere indirilen kitaplar zamanla orjinalliğini yitirmiş olup değiştirilmiştir. Fakat Kur'an-ı Kerim indiğinden günümüze kadar hiç bir değişikliğe uğramadan kıyamete kadar hep orjinal kalacaktır. Dolayısıyla tekrar yeni bir kitap ve peygamber gelmeyecektir.
İnsanlara yol gösterici olarak Kur'an yeter.
Haziran 2014

Umut Akar, bir soruya yanıt verdi.

Hz. Muhammed neden son peygamber ilan edilmiştir? Peygamberden sonra yaşananlar ve bugün gelinen nokta göz önüne alındığında İslam dünyası başta olmak üzere insanlık şimdi de bir kurtarıcıya ya da yol göstericiye muhtaç değil mi?

Hz. Muhammed sadece kendi dininde son peygamber olarak ilan edilmiştir. Dünyadaki diğer bütün dinler de böyle bir şey söylenmez. Dünyanın %70'inin haberi olmayan bir şey. Hatta Hz Muhammed diğer dinlere göre peygamber bile değildir.
Kasım 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

İslam tarihinde Cennetle Müjdelenenler kimlerdir?

Peygamber Hz. Muhammed tarafından cennetle müjdelenen sahabilerdir. Diğer bir adları aşere-i mübeşşere'dir. Hepsinin ortak özellikleri ilk müslüman olmaları, Bedir savaşına katılmaları ve Hudeybiye sözü vermeleridir:
  1. Ebu Bekr-i Sıddık
  2. Ömer bin Hattab
  3. Osman bin Affan
  4. Ali bin Ebu Talib
  5. Talha bin Ubeydullah
  6. Zübeyr bin Avvam
  7. Abdurrahman bin Avf
  8. Sa'd bin Ebi Vakkas
  9. Said bin Zeyd
  10. Ebu Ubeyde bin Cerrah
Ağustos 2013

Nazende , bir soruya yanıt verdi.

Hz. Fatma kimdir?

Hz Muhammed'in kızı, Hz Ali' nin eşi, Hz Hasan ve Hz Hüseyin' in annesi' dir.
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mayıs 2013

Mehmet Volkan Balbay, bir soruya yanıt verdi.

Dini kaynaklarda Hz. Muhammet'in fiziksel özellikleri nasıl tasvir edilmiştir?

Fazlasıyla ayrıntılı ve bir çok konuda olduğu gibi farklı kaynaklarda da birbiriyle çelişkili tasvir edilmiştir.

O değil de, Allah Resulü resminin yapılmasını yasaklamasına rağmen müslümanların böyle bir girişimde bulunması hayret verici. Verilen tasvirlerden çok rahat bir resim çizebilirsiniz ya da hayalinizde canlandırabilirsiniz.

Rivayet kültürünün ne derece filitresiz ve tehlikeli olduğunun -benim için- en açık ve acı örnekleridir o tasvirler.
Mayıs 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Dini kaynaklarda Hz. Muhammet'in fiziksel özellikleri nasıl tasvir edilmiştir?

Bu konuya dair bilgiler şemailname denilen eski kaynaklarda geçer. Kaynakların söylediklerine göre Hz. Muhammed'in fiziki özellikleri:
  • Boynu uzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları kalın, parmakları uzun.
  • Uzuna yakın orta boylu, güçlü ve kuvvetli.
  • İpek gibi yumuşak cildi.
  • Yüzü hafifçe yuvarlak, kaşları hilal gibi.
  • Kirpikleri uzun, gözleri kara, büyük ve son derece güzel.
  • Saçları ne pek kıvırcık, ne de pek düz.
  • Sakalı sık ve tam, uzun değil.
  • Koku sürünsün veya sürünmesin teni ve teri en güzel kokulardan daha güzel kokardı.
  • Yüzü gül gibi kırmızıya benzeyen beyaz ve nurani, berrak ve ışıklı.
  • Dişleri inci gibi beyaz.
  • Mübarek eliyle bir çocuğun başını okşasa, o çocuk diğerleri arasından hemen seçilir, belli olurdu.
  • Bir yere giderken sağına soluna bakıp yürümez, vakar ve süratle ilerlerdi.
  • Yüzünde nur, sözünde kuvvet, lisanında bir güzellik vardı.
Mart 2013

Tevhide Çağrı  yeni bir  gönderide  bulundu.

islama hizmet

Ebu Hureyre
(Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

'Hapşurmak Allah’tandır, esnemek şeytandandır. Sizden herhangi biri esnediği zaman elini ağzının üzerine koysun! Kişi esnediği zaman, ah ah demesin! Çünkü şeytan ona içinden güler. Allah hapşurmayı sever, esnemeyi çirkin görür!..'
buyurdu."

Tirmizi 2893
Mart 2013

Süleyman Sırrı Sözal  yeni bir  gönderide  bulundu.

HADİSLER İSLAM'IN YUMUŞAK KARNIDIR

İslam’da bir hadis tutkunluğu ve aşırı ilgisi var. Bilindiğigibi Dinimizin gerçek dayanağı Kur'an'dır. Gerçektir. Tek bir harfi dahi değişmeden günümüze 1400 yılı aşarak korunarak gelmiştir.Bu koruma 15 / 9 ayeti ile Rabbimizin garantisi altındadır. Kur'an'la karışmaması için Peygamberimiz sağlığında sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır. Ölümünden 10 - 20 sene sonra
büyük bir hadis derleme çabası başlamıştır. Bazı kötü niyetliler dünyevi
arzularını gerçekleştirmek için uydurma ve sahte hadisler yazmağa başlamışlardır.
Günümüze kadar ulaşan hadis sayısı 200 - 300 binler civarındadır. Bunların % 90
ının uydurma ve sahte olduğu araştırmacılar tarafından belirlenmiştir.
Hadislerin Kur'an hükümlerine ve ruhuna uygun olması gereklidir. Çünkü
Peygamberimizden Kur'an'a aykırı biz söz çıkması mümkün değildir. Fakat hadis
adı altında günümüze kadar gelen söylentilerin büyük çoğunluğu Dinimize ve
Peygamberimize yakışmayan tevatürlerdir, sözlerdir. Müslümanların
Peygamberlerine olan düşkünlüğü ve sevgisi sebebiyle onun ismi verilen sözler
irdelenmeden araştırılmadan kabullenilmiştir. Sonuçta da dinimiz gerçek
ekseninden çıkarılmıştır. Örnek olarak ehlibeytin sevilmesi konusunda 50 bin
hadis tevatür edilmiştir. Tamamı sahte ve uydurmadır. Peygamberimiz benim
yakınlarımı sevin demeyecek kadar yüce ahlaklı ve ulu bir kişidir. Günümüze
kadar gelen 200 - 300 bin hadis tevatür edildiğini yukarıda belirttik.
Peygamberimiz bilindiği gibi 40 yaşında görevle şereflendirilmiştir. Vahiy de
22 sene 2 ay 22 gün sürede tamamlanmış ve vahyin sonuçlanmasından kısa bir süre
sonra vefat etmişlerdir. Şimdi hesaplayalım Bu süre yaklaşık 194 bin saat
tutmaktadır. Hiç uyumasa, dinlenmese ve her saat bir hadis lütfetse bu sayıda
hadise ulaşılır mı? Lütfen Müslüman kardeşlerim Allah'ın bize lütfettiği akıl
nimetini devreye sokalım. Daha araştırıcı ve bilinçli olarak dinimizi
yaşayalım, uygulayalım. HADİSLERİ KUR'AN'IN ÖNÜNE GEÇİRMEYELİM!



Geleneksel İslam kabulünde Hadisler yani Peygamberimizin
sözleri İslam Dininin Kur’an yanında temel kaynağı kabul edilmektedir. Bunun yanlışlığını
üç senedir süren Milliyet Blog üyeliğimde 5-6 yazımda belirtmiştim. Şimdi bu
bilgi ve görüşümün dayanağı bilgileri kısaca hatırlatarak söze başlayayım:

^^^^^ Kur’an Allah sözü, Hadis ise insan sözüdür. Hiç
ikisi aynı değerde kabul edilebilir mi ?

^^^^^ Peygamberimiz - Kur’an’la karışmaması için - kendi
sözlerinin yazılmasını yasaklamış, sağlığında bu söze uyulmuştur. Vefatından
sonra üç halife döneminde de bu yasağa riayet edilmiştir. Ancak ölümünden 200
yıl sonra sistemli bir şekilde hadis yazımına başlanmıştır.

^^^^^ Kur’an ayetleri Allah’tan iner inmez ezberlenmiş
ve yazılarak kayıt altına alınmıştır. Hadisler ise söylendiği, rivayet edildiği
andan çok uzun süre sonra yazılmayaya başlanmıştır. Bir insan sözünün söylendiği
andan kısa bir süre sonra başkaları tarafından bir diğerine aktarılırken oluşan
iletim hataları malumdur.

^^^^^^ Kur’an 15/9 ayeti ile korunması Allah’ın
garantisi altındadır. Hadislerin için ise doğruluğu için bir garanti yoktur.

^^^^^^ Hadisler ancak Kur’an’ın metnine ve ruhuna uygun
olduğu ahvalde kabul edilebilir. Fakat aşağıdaki örneklerdeki gibi Kur’an
hükümlerine uygun olmayan ve bazan da tamamen zıt olan sözler Kur’an’la eşdeğer
bir kaynak olarak kabul edilebilir mi ?

^^^^^^ Peygamberimiz Kur’an’ın kendisine inmeğe
başladığı yani Peygamberlik görevi verildiği andan itibaren yaklaşık olarak 22
seneden biraz fazla süre yaşamıştır.Ortada yaklaşık iki milyon hadis
dolaşmaktadır. Bu süre zarfında uyumadan günün her an ve dakikası bir hadis
lütfetse bu kadar hadisin oluşması fiilen mümkün değildir.

Aşağıdaki örneklerdeki gibi ‘’ uydurma ‘’ olduğu kesin olan
binlerce hadis ne yazık ki bu güne kadar en ciddi yazar ve düşünürlerin ve
hatta Diyanet İşleri Başkanlığımızın kitaplarında bulunmaktadır. Bırakalım
binleri on bin leri, hadis olduğu rivayet edilen bir tek sözün dahi yanlışlığı
kesin olsa tüm hadis rivayetlerini reddetmeğe sebeptir.

Aşağıdaki uydurma hadisler, güvenilir hadis yazarları
eserlerinden alınmıştır. Bir de güvenilir olmayan hadis riveyetçilerininin
derlediği sözleri düşünün.

Yani kısacası, Din Allah’ındır. Kur’an’da dinin tek
kaynağıdır.

KUR’AN: ‘’ Dinde zorlama yoktur. ‘’ ( 2/256 )

HADİS: ‘’ Dinini değiştireni öldürün ‘’ ( Nesei
7-8/14, Buhari 12/1883 )


KUR’AN: ‘’ Doğrusu
hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez. ‘’ ( 53/18 )


HADİS: ‘’ Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından
dolayı azaba uğratılır. ( Buhari – K Cemiz 32-33-34 )


KUR’AN: ‘’ Ben, sizden erkek olsun, kadın olsun
hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz. ‘’
( 3/195 )


HADİS: ‘’ Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane
karga arasında alaca karga bir gibidir. ‘’ ( Buhari 9/1391 )


KUR’AN: ‘’ Gerçekten Allah kendisine ortak
koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar. ‘’ ( 4/48
)


HADİS: ‘’ Cehennemde en
şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır. ‘’ ( Buhari-Tesavir, 89 )


KUR’AN: ‘’ De ki; ‘ Allah’ın
kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş ? ‘ De ki;
‘Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet günün de ise yalnızca
onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetler böyle detaylı anlatırız. ‘’ (
7/32 )


HADİS: ‘’ Altın ve ipek ümmetimin
kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır. ‘’ ( Müslim 2 /16 )


KUR’AN: ‘’ Bundan sonra yeri
yumurta biçimine soktu. ‘’( 42/11 )


HADİS: ‘’ Dünya balığın
üzerindedir. Balık başını sallayınca dünyada depremler olur. ‘’ (İbni Kesir
Tefsiri 2/29 / 68/1’in açıklamaları )


KUR’AN: ‘’.... O’ nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur. ‘’ ( 42/11 )

HADİS: Allah ahirette
peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir. ‘’ (
Müslim – İman 302, Buhari 97/24, 10/29,
Hanbel 3/1 )


Yahudilik ve Hıristiyanlık dini mensupları kutsal kitapları
Tevrat ve İncil’i bilindiği ve Kur’an’da da işaret edildiği gibi tahrif
etmişler yani bozmuşlardır. Müslümanlar Kur’an’ı, "Onu biz getirdik,
koruyucusu da biziz." ( 15/9 ) ayeti ile Allah’ın koruma garantisi altına
alındığı için tahrif edememişlerdir. Fakat Peygamberimiz sağlığında yasakladığı
halde ölümünden bir müddet sonra onun ismini vererek hadis yazarak, daha
doğrusu uydurarak, dini bozma işlevinden geri kalmamışlardır. Bunun sonucu
olarak da sam dini gerçek kaynağından çıkarılmış ve bu günkü tanınamaz hale
getirilmiştir.

Gelenekler dinleştirilmiş, sünnet ve hadis adı altında dine
sokulmuştur.

Tabii ki sünnet ve hadise karşı değiliz. Kur’an’a uygun olmak şartıyla.

Ama Kur’an’ın yanında bunlar gerçek ve emin kaynak değildirler. Kur’an vahiyle
beraber ezberlenmiş ve yazılarak kayıt altına alınmıştır. Ama sünnet ve hadis
rivayetleri Peygamberimizin vefatından uzunca bir süre sonra yazılmaya
başlanmıştır.

Aynı konuda 4-5 hadis rivayeti vardır. Ve birbirleriyle
tutarlı değildir. Kur’an hükümlerine ters hükümler içeren rivayetler vardır.
Kur’an’ı en iyi bilen Peygamberimizin ağzından Kur’an’a aykırı bir söz çıkması
mümkün değildir. Ama Müslümanların peygamberlerine aşırı düşkünlük ve sevgisi
sebebiyle O’nun adı verilen her söz incelenmeden, irdelenmeden benimsenmiş,
hadis olarak kabul edilerek bu günlere kadar gelmiştir. Hatta en tanınmış din
düşünür ve yazarlarının eserlerine dahi uydurma hadisler girmiştir. Sözün özü HADISLERİSLAM’IN YUMUŞAK KARNIDIR.
Şubat 2013

Ece Naz Sonat, bir soruya yanıt verdi.

Hz.Muhammed'in neden hiç resmi yoktur?

Hz.Muhammed zamanla resminin putlaşmasından korkmuş bu yüzden resmini çizdirmemiştir.Ayrıca Kuran'da da bunu destekleyen bazı ifadeler varmış:

(Dünyada [zaruretsiz] canlı resmi yapana, kıyamette bu resme can vermesi söylenerek azap edilir. Halbuki o, o resme can veremez.) [Nesai]

(Elinize geçen canlı resimlerini yırtıp, bozun.) [Müslim]

(Canlı resmi yaparak Allahü teâlânın yarattıklarına benzetmeye çalışanlar, kıyamette en şiddetli azaba uğrarlar.) [Buhari, Müslim]
Aralık 2012

Mehmet Volkan Balbay, bir soruya yanıt verdi.

Dindarlığın ölçüsü nedir ya da ölçüsü olur mu?

Din, dünyanın en filitresiz unsurudur. Bu çok ciddi bir handikap. Ayrıca "dindarlık" ölçüsünü belirleyen dinin kendisi değil din müntesipleridir. Bu da bir handikap. Dinin bizzat kendisi "inanıyorum" diyenleri de kucaklar; inandıklarını en ince ayrıntısına kadar yaşayanları da kucaklar. Ancak din müntesipleri açısında durum biraz farklı. Burada "kraldan çok kralcı olma" söz konusu. Kimilerine göre "beş vakit camiye gitmek" dindarlık için yeterli bir kriterken kimine göre de "inanıyorum" demek dindarlık için yeterli. Sonuçta bunun kesin bir ölçütü yok. Aslında bu handikap yüzünden dinler bizzat kendi kendilerini yiyip bitiren bir duruma düşmüşlerdir. Tüm dinlerin mezheplere, tarikatlara ve cemaatlere ayrılmasındaki en temel sebeplerden biri de "dindarlık" için bir türlü kesinleştirilemeyen ölçütlerdir.

15 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Hadis

10 Kullanıcı   6 Soru   22 Yanıt

Sünnet (İslam)

6 Kullanıcı   4 Soru   10 Yanıt