Bilmek istediğin her şeye ulaş

İdare Hukuku

YÖNLENDİR İdare hukuku

Ocak 2019

Kadim Hukuk  yeni bir  gönderide  bulundu.

Görevden Uzaklaştırma Nedir ?

657 sayılı kanunun 137-145 maddelerinde; görevden uzaklaştırma önlemi tanımlanmış, bu önlemin kimler tarafından önerileceği, hangi hallerde alınacağı, önlemin ne kadar süre ile alınacağı, önlemi almaya kimlerin yetkili olduğu, soruşturmaya ne zaman başlanacağı, görevden uzaklaştırma önlemini alanların sorumlulukları, görevden uzaklaştırılanların hakları ve bu önlemin hangi hallerde kaldırılacağı hükme bağlanmıştır.

Görevden uzaklaştırma; "Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görev başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. " şeklinde tanımlanmıştır.

Toplumsal düzenin sağlanmasında var olan açık kamu yararı nedeniyle kişilerin hak ve yükümlülüklerinin yasama organının belirlediği sınırlar içerisinde sınırlanmasını içeren, kamu düzeninin sağlanması, sürdürülmesi, bozulduğunda tekrar kurulması, kamu düzenini olumsuz etkileyen faaliyetlerin gerektiğinde kuvvet de kullanmak suretiyle engellenmesine odaklanmış faaliyetlere kolluk denir. Bu faaliyetler farklı erkler içerisinde yapılandırılmış birimler tarafından yerine getirilir. Bu konuda görevli erkler; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlidir. Bu üç kuruma birden kolluk denilmektedir.

Kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerin ne olduğu maddede açıklanmamıştır, bu şekliyle atamaya yetkili amire geniş takdir yetkisi verilmiştir.Gerçekten de görevden uzaklaştırma önlemi, takdir hakkı kullanılarak alınabilecek, keyfiliğe yol açabilecektir.
Örnek olarak; zimmetine para geçirdiği iddiası ile memur hakkında herhangi bir soruşturma yapılmadan, somut kanıtlara dayanmadan bu önlemin alınması yasaya aykırıdır. Aynı memurun, zimmet suçunu işlediğine ilişkin kuvvetli karineler varsa görevi başında kalmasında sakınca olduğu hallerde görevinden uzaklaştırılabilir.

Görevden uzaklaştırılan personel kendisine tebliğ yapıldıktan itibaren 60 gün içerisinde İdare Mahkemesine yürütme durdurma istemli idari dava açmalıdır. Yapılacak yargılama neticesinde memur hakkında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılacaktır.

Aralık 2018

Kadim Hukuk  yeni bir  gönderide  bulundu.

Güvenlik Soruşturmam Olumsuz Geldi Ne Yapmalıyım?

1- Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmanız olumsuz geldiği takdirde kurumunuz size tebliğ belgesi imzalatılır veya Cimer'den mail gelir. Bu şekilde Okulla veya Kurumla ilişiğiniz kesilir.

2- Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırmanızın hangi sebepten olumsuz sonuçlandığı bilgisi size verilmez. Cimer üzerinden yapacağınız başvuruda sadece güvenlik soruşturmanızın olumsuz olduğu bilgisi verilir. İçeriği hakkında bilgi verilmez. Bu bilgi gizlilik derecesine haiz bir bilgi olup Bilgi Edinme Kanunu kapsamında değildir.

3- İdare Mahkemesine 60 gün içerisinde Yürütme Durdurma (YD) talepli iptal davası açmalısınız.

4- Bu süre hak düşürücü süre olup dava açmadığınız takdirde dava açma hakkınızı kaybedersiniz.

5- Bir defa güvenlik soruşturmanız olumsuz olduğu takdirde ileride başvuracağınız tüm kurumlarda güvenlik soruşturmanız olumsuz gelecek, memur olmanız engellenecektir.

6-Polis Okulu Öğrencileri (POMEM/PMYO/Polis Akademisi), Uzman Çavuş, Subay/Astsubay Öğrencileri (Milli Savunma Üniversitesi), Öğretmen, Doktor, Zabıt Katibi,TAŞERON İŞÇİLER ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre alım yapılan tüm kadrolarda güvenlik soruşturması yapılır. Güvenlik soruşturması bekleyenler tebliğ belgesi kendilerine ulaşmadan veya Cimer üzerinden bilgilendirilmediği sürece dava açamazlar.

7-Sıkça karşılaştığımız otel kayıtlar güvenlik soruşturmamı etkiler mi sorusunun cevabı aslında ahlak ve adaba aykırı davranış içerisinde değerlendirilebiliyor. Güvenlik soruşturmasında ahlaki durum nedir şeklinde bir sorunun cevabında kişinin sosyal çevresi, ailesi ve ilişkileri irdelenmekte. Bu araştırma neticesinde bir zaafiyet bulunduğu takdir de güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanmaktadır.

8- Güvenlik soruşturmasında ailenin etkisi çok fazladır. Karşılaştığımız davaların bir çoğu aile bireylerinin işlediği suçlar, haklarında elde edilen istihbari bilgilerden dolayıdır. Suçlar şahsi değil mi şeklinde bir savunma malesef idare hukuku bakımından salt uygulanabilir bir ilke değildir. Zira idare memur alımı noktasında aile ve sosyal çevresine bakmak zorundadır. Güvenlik soruşturması bekleyenler en çok ailedeki bireylerden dolayı mağdur edilmektedir.

Kaynak:kadimhukuk.com.tr
Temmuz 2016

Mozambik_prensi  yeni bir  gönderide  bulundu.

Mükellef Hakları

1.GİRİŞ


Devlet yapısı 90’lı yıllardan günümüze kadar sürekli değişim ve dönüşüm halindedir. Bu süreçte çoğu ülkenin amacı devleti hantal ve işlemez yapısından kurtarıp işletmeci mantığını içselleştirmiş bir aygıta dönüştürmek olmuştur. Yine bu süreçte devlet-vatandaş ilişkisi hükümet-seçmen ilişkisine evrilmiştir.Vatandaşa rağmen devlet değil vatandaş için devlet anlayışı önem kazanmış olup özel sektör için elzem olan müşteri memnuniyeti gibi vatandaş memnuniyeti de ciddiye alınır hale gelmiştir.


Devlet kendi sınırları içerisinde kullandığı vergileme yetkisini egemenlik gücünden alır. Bir vatandaş devletin ceberrut yüzünü devletin karşısında mükellef kimliğinde çıktığı zaman görür.Devlet kanunlara dayanarak vergisel anlamda vatandaşlara bir çok ödev yükleyebilir. Bu ödevlerin yerine getirilmesi için de zor kullanma yetkisine sahiptir. Zor kullanma gücüne sahip olan ve bir çok yetkilerle donatılmış devletin karşısında biricik olarak bulunan vatandaşın kendi hak ve özgürlükleri koruyabilmesi ancak kanunlarla sağlanabilmektedir. Mükellef haklarının önemi işte tam bu noktada başlar.Devlet-mükellef ilişkilerinin yasal zemine oturtulması yıllar boyunca süregelen çatışmaların bir kazanımıdır.


Günümüzde vergi idarelerinin mükellefe bakış açısındaki değişim, uluslararası alanda genel kabul görmüş ilkeler, teknolojik gelişmeler ve mükelleflerin seçmen rolünün artmasıyla birlikte mükellef haklarına verilen önem artmıştır.


2. MÜKELLEF HAKLARI KAVRAMI
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişidir (VUK mad. 8). Mükellef hakları ise, üzerine vergi borcu düşen bu gerçek veya tüzel kişinin vergileme sırasında sahip olduğu bir dizi haktır. Mükellef Hakları, hukukun vergi mükellefine tanıdığı ve devletten vergilendirme sırasında bir şey yapmasını veya yapmamasını talep edebileceği yetkilerdir.

Mükellef hakları, vergi kanunlarının gerektirdiği veya mükellefe tanımışolduğu kazanımlardır. Yükümlülük ise, mükellefin vergi idaresine karşı yerine getirmesi gereken ve vergi yasalarıile belirlenen görevlerdir. Vergi yükümlülüğü vergiyidoğuran olay ile birlikte gerçekleşir.
Mükellef Hakları, Vergi mükelleflerine olumlu ya da olumsuz bir talepte bulunma yetkisi veren ve ihlal edildiğinde hukuki koruma sağlayan haklardır.
Mükellef Hakları, temel insan haklarından kaynaklanan ve anayasa, uluslararası anlaşma, kanun veya idari düzenlemelerle korunan, mükelleflerin vergileme işlemi sırasında ileri sürebilecekleri haklardır.

2.1 MÜKELLEF HAKLARININ TARİHSEL SÜRECİ
Mükellef haklarının tarihçesine bakacak olursak anayasacılık hareketleri, demokrasi tarihi ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması gibi üç önemli tarihsel olgularla aynı paralelde gittiğini görmekteyiz. Çünkü herhangi bir iktidara tabi olan insanların kamusal ihtiyaçların karşılanması amacıyla bir takım kamusal yükümlülükler yüklenmeye başlaması, siyasal iktidarların kamusal gelirleri toplarken bir takım kurallara uymaya itmiştir.
Dünyada vergilendirme yetkisinin sınırlarının belirlenmesi konusunda ilk kazanım İngiltere’de gerçekleşmiştir. Magna Carta-Büyük Şart”ın 12. Maddesi “Krallığımızda genel oylama olmadan hiçbir vergi alınmayacak ve yardım toplanmayacaktır, meğerki bunlar kurtuluş akçesi, en büyük oğlumuzun şövalyeliği, en büyük kızımızın düğünü için olsun. Bu durumlarda da ancak bir kez ve uygun miktarlarda para toplanabilir. Londra şehrinde istenecek para yardımlarında da aynı esas geçerlidir. ” hükmüne yer vererek verginin halkın rızası alınmadan alınmayacağını teminat altına alarak mükellefe bir hak ihsan etmiştir. “Magna Carta-Büyük Şart”ın 14. Maddesi de “ Yukarıda belirtilen üç istisna dışında bir vergi veya yardım toplanırken gerekli onayı sağlayabilmek için krallığın başpiskoposlarını, rahiplerini, kontlarını ve yüksek dereceli baronlarını kişisel olarak mektupla çağıracağız. Bundan başka bizden unvan almış olanları şeriflerimiz ve kahyalarımız aracılığı ile ve en az kırk gün öncesinden toplantı yer ve gününü belirterek çağıracağız. Çağrı mektuplarında çağrılış nedenini de belirteceğiz. Böylece çağrı yapıldıktan sonra, kararlaştırılan günde çağrılanlar gelmese de, gelenlerin iradelerine uygun olarak sorunun çözümüne geçilecektir. ” hükmüne yer vererek mükelleflere toplantıların yeri, zamanı ve toplantılara kimlerin katılacağı nasıl çağrılacağı konusunda bilgi vererek usul yönünde açıklama yapmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 1776 yılında ilan edilen “Virginia İnsan Hakları Bildirgesi” ile “temsilsiz vergi olmaz” ilkesine dayanan girişimler ABD’nin bağımsızlığına giden süreci başlatmıştır.
1789 Fransız Devriminden sonra ilan edilen “İnsan ve Vatandaşlık Hakları Demeci” ile mükellef haklarının anayasal zeminde korunmasının ilk adımları atılmıştır.
Çağdaş anlamda mükellef hakları ile ilgili gelişmeler mükellef bildirgeleri veya imtiyazlarının açıklanması ve bu hakların korunmasına yönelik birimlerin oluşturulması ile gündeme gelmiştir.
Dünyada vergi idarelerinin“mükellef odaklı” yaklaşımla yeniden yapılandırılması ve mükellef haklarının ön plana çıkmasına paralel olarak, birçok ülkede bunların açıklanmasına ve duyurulmasına yönelik düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır.

2.2. MÜKELLEF HAKLARININ KAYNAKLARI
Mükellef haklarına dayanak teşkil eden bir çok kaynak bulunmaktadır. Bu kaynaklar iki şekilde gruplandırılabilir.
2. 2.1 TEMEL KAYNAKLAR
2. 2.1.1.ANAYASA
Anayasa, siyasi otorite ve toplum arasındaki ilişkiyi, hakları , ödevleri ve yükümlülükleri gösteren, devletin örgütlenme şeklini ve işleyişini belirleyen kurallar bütünüdür.Anayasalarca korunan kişisel hakları hiç şekilde çiğnenemez. Böylece mükelleflerin hakları da çerçeve olarak korunmuş olmaktadır.
Türk anayasalarında da mükellef haklarını ilgilendiren düzenlemeler bulunmaktadır. Örneğin, 1982 Anayasası’ndaki vergi ile ilgili düzenleme; “Vergi Ödevi” başlığı altında md. 73 ile yapılmıştır. Bunun yanında mükellef hakları ile ilişkili olabilecek; özel hayatın gizliliği (md. 20), mülkiyet hakkı (md. 35), hak arama hürriyeti (md. 36), dilekçe hakkı (md. 74) ’na yönelik hükümler düzenlemiştir. Görüldüğü gibi mükellef haklarının temelleri anayasalarımızda da şekillenmiştir.Esas itibariyle mükellef hakları konusunda anayasada ayrı bir madde yer almamasına rağmen; anayasal ilkeler itibariyle bir koruma sağlanmaktadır.
2. 2.1. 2. KANUN
Kanun veya yasa, bir anayasal hukuk sisteminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler birer hukuk kuralıdır. Yürürlükte olan hukuk kurallarının tümüne mevzuat denir. Dar anlamında kanun, yasama organınca yapılan kanun adıyla gerçekleştirilen işlerdir. Hukukla paralel anlamlılık taşır ancak hukukun öğelerinden sadece biri ve hukuk kaynaklarından sadece biridir. Vergi mükelleflerine haklar sağlayan kanunlar yalnızca vergi kanunları değildir. Vergi usulünün özel usul yasaları ile düzenlenmediği yerde genel idari usul yasaları da vergi mükelleflerine koruma sağlamaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Bilgi Alma Kanunu” vergi mükellefleri için vergi idaresinden bilgi alabilmek için kullanılabilir bir kanun durumundadır. Yine aynı şekilde Avustralya’da, vergi idaresi çalışanlarının vergi mükelleflerine tarafsız davranmasını gerekli kılan “Kamu Hizmetleri Kanunu”, vergi idaresi hakkındaki şikayetleri araştırma yetkisine sahip “kamu denetçisi” kurumunu düzenleyen “Ombudsman Kanunu”, federal mahkemeler tarafından vergi idaresinin kararlarını alırken yetkisini makul sınırlar içerisinde kullanıp kullanmadığının gözden geçirilmesi ile ilgili “İdari Kararların Yargısal Gözden Geçirilmesi Kanunu”, vergi idaresinin vergi mükellefleri ile ilgi bilgi toplarken ve bu bilgileri kullanırken bireyin özel hayatının gizliliğinin korunmasını sağlayan “Özel Hayatın Gizliliği Kanunu” ve vergi idaresi ve çalışanlarının ırk, renk, din, cinsiyet temelinde ayrımcılık yapmalarını engelleyen “Irk Ayrımcılığı Kanunu” gibi kanunlar da vergi mükelleflerine haklar sağlamaktadır. Türk vergi sisteminde de VUK’un çeşitli maddelerinde dağınık olarak düzenlenen hakların yanı sıra Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda mükellef hakları ile ilgili düzenlemeler mevcuttur.
2. 2.1. 3. ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR
Uluslararası antlaşmalar mükellef haklarının belirlenmesine ve düzenlenmesine yönelik kaynaklardır.Bazı uluslararası antlaşmalarda, birçok ülkeninanayasasında veya vergi kanunlarında mükellef hakları ile ilgili dolaylı ve doğrudan düzenlemeler vardır. Uluslararası alandaki insan hakları sözleşmeleri, ekonomik bütünleşme anlaşmaları ve çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmalarında ki temel insan haklarının güvence altına alınmasına yönelikdüzenlemelerle mükellef haklarının korunması sağlanmıştır.
2.2. 2. YARDIMCI KAYNAKLAR
2.2. 2.1 Mükellef Hakları Bildirgesi
Mükellef hakları bildirgesi vergi mükelleflerine, anayasa – uluslararası sözleşme – yasa – idari düzenleyici işlemlerde yazılı asli ve tali haklarına ilişkin uygulamalarda, idareden bir şey yapmasını veya yapmamasını talep yetkisi veren bir bildiridir.
Mükellef hakları bildirgeleri mükelleflerin vergileme ile olan ilişkilerindeki haklarını anlaşılır bir dille açıklamaya ve özetlemeye çalışır, bu yolla mükellefler için çok daha ulaşılabilir ve anlaşılır olmaktadır.
Mükellef Hakları Bildirgeleri daha çok kanun şeklinde düzenlenmiş ve hükümleri daha fazla mükellef hakkı sağlanmasına odaklanmıştır. Bunlar kanun şeklinde çıkarıldığından, mükellef haklarına yasal koruma sağlamaktadır. Birçok ülkede yaygın olarak kullanılan Mükellef Hakları İmtiyazları şeklindeki idari düzenlemeler ise sadece vergi idaresinin mükellef haklarını açıklamasından ibarettir. Bu idari düzenlemeler, vergi mükelleflerine vergi idaresi ile olan ilişkilerinde kolaylık ve etkin koruma sağlar. Ayrıca, vergileme sürecinde belirliliği artırdığından, mükelleflerin vergi kanunlarına gönüllü uyumunun artmasına yardımcı olur.
2.2. 2.1. 2 Dünya Mükellef Hakları Bildirgeleri
Ø Kanada (Declaration of Taxpayer’s Rights - 1985)
Ø İngilter(Taxpayer Charter - 1986)
Ø Yeni Zelanda (Statement of Principles - 1986)
Ø Fransa (Charte du Contribuable - 1987)
Ø Amerika Birleşik Devletleri (Taxpayer Bill of Rights – 1988)
Ø Avustralya (The Australian Taxpayers’ Charter - 1997)
2.2. 2.1. 3 Ülkemizdeki Mükellef Hakları Bildirgesi
Ülkemizde de yeniden yapılanan Türk Gelir İdaresi, vergileme işlemlerine ve mükelleflerine gösterdiği mükellef odaklı yaklaşımın doğal bir sonucu olarak, mükelleflerin halihazırda var olan haklarını gündeme getirip, bu konuya dikkat çekilmesi amacıyla, Şubat 2006’da “Mükellef Hakları Bildirgesi”ni yayınlamıştır.
2006 yılında yayınlanan bildirge kanuni statüde düzenlenmemiş olup, sadece idarenin mükelleflerin hakları konusunda sistemli ve kısa bir beyanını içermektedir.
2.3. MÜKELLEF HAKLARININ SINIFLANDIRILMASI
Mükellef hakları iki temel gruba ayrılabilir. “Genel haklar” (temel haklar) olarak da isimlendirilen birinci gruptaki haklar, vergi kanunların uygunluğu, temel işleyişi ve geçerliliği ile ilgili mükelleflerin görmek istedikleri doğruluk ve etkinliği içerirler. Bu haklar vergi idaresi ile mükellef arasındaki ilişkilerde ortaya çıkarlar.
Özel haklar” (ikincil haklar) olarak da isimlendirilen haklar ise vergi kanunlarındaki özel durumlar, işlemler ve uygulamalar ile ilgilidir. Bu haklar vergi kanunlarının uygulanmasında esas alınacak usul sürecine yoğunlaşırlar.
2.3.1.GENEL HAKLAR
· Adil, Eşit ve Saygılı Hizmet Alma Hakkı:Vergi idaresinin mükelleflere saygılı ve nezaket kuralları içerisinde davranması, yetkisini tarafsız ve adil kullanması gerekliliğini ifade etmektedir.
· Bilgi Alma Hakkı: Mükelleflerin, gerek vergi sisteminin işleyişi konusunda genel, gerekse kendilerine yönelik sübjektif-bireysel idari işlemler konusunda özel bilgili talep edebilme hakkıdır.Anayasanın 74. Ve 20. Maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Bilgi Edinme Kanununda da hüküm vardır.
· Başvuru Hakkı: Mükelleflerin vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi için idari aşamada itiraz veya şikâyet yollarına başvurmaları ve/veya yargı yoluna başvurabilmektedirler.
· İdari Yollara Başvurma Hakkı:Uzlaşma, Hataların düzeltilmesi, Şikayet - Maliye Bakanlığına başvuru,
· Kamu Denetçisine (Ombudsman) Başvuru Hakkı
· Yargı Yoluna Başvurma Hakkı: Anayasanın 36. Maddesine göre “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde dava açma hakkına sahiptir. ”
· AYM’ye Bireysel Başvuru Hakkı.
· Mükelleflere İlişkin Bilgilerin Gizliliği Hakkı: Mükellef bilgilerinin gizli tutulması ve mahkemeler dışında hiçbir kuruma verilmemesini ifade eder. Anayasa’nın 20. Maddesi ile VUK’un 5. Maddesinde düzenlenmiş.
· Temsilci Kullanma Hakkı: Mükellefler Mali Müşavir veya Avukatları temsilci olarak kullanabilmektedir. Vergileme açısından temsilci kullanılabilmesi için bunun için özel yetki verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir.
· Vergilemede Belirlilik Hakkı:Mükelleflerin yürüttükleri faaliyetlerin vergiye ilişkin sonuçlarını önceden bilmelerini ifade etmektedir. Hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde vergi kanunlarının belirli, anlaşılır ve istikrarlı olması ve geriye yürümemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
· Özel Hayatın Gizliliği Hakkı: Vergi idaresi tarafından mükellefin evine ve işyerine girilerek özel hayatına müdahale edilmesini sıkı kurallara bağlamaktadır. Vergi mükellefleri vergi idaresinin gereksiz biçimde özel hayatlarına müdahale etmemesini bekleme hakkına sahiptirler.

2.3. 2. ÖZEL HAKLAR
2.3. 2.1 Vergilendirme Sırasındaki Haklar
· Mükelleflere “Pişmanlık ve Islah” müessesesinden yararlanma hakkı.(VUK, md. 371)
· Beyannamelerini ihtirazı kayıtla verme hakkı:Mükellefler beyannamelerine ihtirazı kayıt düşerek dava açma haklarını saklı tutabilmektedirler.
· Tarh ve Tebliğ Zamanaşımından yararlanma hakkı: Tarh ve tebliğ işlemleri (VUK md. 114) belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Ceza Kesme Zamanaşımından yararlanma hakkı: Mükellefe ceza kesme işlemleri (VUK md. 374) belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Ceza Kesilmesinin Engellenmesi hakkı: Yanılma ve görüş değişikliği (VUK md. 369) veya mücbir sebep (VUK md. 13) hallerinin varlığında mükellefe ceza kesilmesi engellenmiştir.
· Süre Verilmesi hakkı: Zor durum (VUK md. 17) ve bilgi isteme (VUK md. 148) hallerinde mükellefe belirli sürelerin tanınması.
2.3. 2.2. Tahsilat Sırasındaki Haklar
· Tahsil Zamanaşımından yararlanma hakkı: Tahsil işlemleri belli sürede yapılmazsa borç ortadan kalkar.
· Tecil ve taksitlendirmeden yararlanma hakkı : Çok zor duruma düşen borçlular Kanunda belirtilen şartları sağlamaları halinde yararlanabilirler.
· Terkinden yararlanma hakk: Terkin özellikle doğal afetler nedeniyle zarar görenlerin yararlanabileceği haktır.
· Cezalarda indirimden yararlanma hakkı: Mükellefe kesilen Vergi Ziyaı Cezası, usulsüzlük cezaları kanunda belirtilen şartlar dahilinde indirim konusu yapılmaktadır.
2.3. 2.3. İdari Çözüm Yolları Sırasındaki Haklar
· Vergi hatalarının düzeltilmesini isteme hakkı: Vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hataların düzeltilmesi istenebilir.
· Uzlaşma hakkı: Mükellefler adlarına tarh edilen vergi ve kesilen cezalardan kurtulmak için Tarhiyat Öncesi Uzlaşma veya Tarhiyat Sonrası Uzlaşma imkanından yararlanabilirler.
· Şikayet yoluyla üst makama başvuru hakkı:Mükellefler üst makam olarak Maliye Bakanlığı’na başvurabilirler.
2.3. 2.4 Vergi Yargılaması Sırasındaki Haklar
  • Mükellefler yargılamanın makul sürede yapılmasını talep edebilirler
  • Yargılama sırasında mükellefler Adil Yargılanma ve Susma hakkından yararlanabilirler.
  • Yargılama sürecinde mükelleflerin durumunu her türlü delille ispat etme hakkı vardır.
  • Dava sırasında Duruşma ve Yürütmeyi durdurma talebinde bulunma hakkı var.
  • Yargılama sırasında adli yardım talep etme veya avukat bulundurma hakkı vardır
2.3. 2. 5. Vergi Denetimi Sırasındaki Haklar
  • Denetim elemanlarının kimlik göstermeleri
  • Denetim kapsamı, süreci ve bu süreçte yapılacak işler hakkında bilgi vermeleri
  • Denetimin uygun yer (İşyeri) ve zamanda (Mesai saatleri içinde) yapılması.
  • Denetim sırasında mükellef faaliyetini aksattırılmamalı, malına ve özel hayatına saygı gösterilmeli.
  • İncelemenin belli süre içinde bitirilmesini isteme.
· Mükellefle işbirliğine gidilmesi, itiraz ve yargı yoluna başvurma ile ilgili haklarının açıklanması.

2.4. MÜKELLEF HAKLARINA İLİŞKİN DÜNYA ÖRNEKLERİ
2.4. 1. Vergi Ombudsmanı
Vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin birbirlerine karşı korunmasıyla birlikte kamu idarelerine karşı korunması ve güvence altına alınması demokratik toplumların özelliklerindendir. Ombudsman kurumu diğer denetim mekanizmalarına ilave olarak bireyin haklarının korunması ve iyi işleyen bir idarenin gerçekleşmesi amacıyla kurulur. Diğer denetim mekanizmaları yanında bu kuruma başvurunun basit, hızlı ve masrafsız olması; ayrıca kurumun bağımsızlığının varlığı ve olaylara insan hakları bağlamında bakması tercih edilen bir denetim mekanizması olmasını sağlamıştır.
Bu kurumun oluşturulmasının nedeni genel ombudsmandan önce görülen sorunların farklılığına karşı bir tepkidir. Bu yüzden uzmanlık, çeviklik, etkinlik, duyarlılık, vergi davalarının azalması ve vergilendirmenin içsel sorunları özel bir vergi ombudsmanı kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca, modern bir vergi idaresinin ana özelliklerinden biri organizasyonun iç durumuna ve sahip olduğu amaçlara yönelmesinden çok mükellef hizmetlerine adanmış bir yönetime odaklanmasıdır. Tüm bunlar “uyum felsefesi” olarak adlandırılan günümüz vergi idaresi eğilimini karşılamaktadır.

2.4. 1. 2. Avustralya’da Vergilendirme Ombudsmanı (Taxation Ombudsman) Ombudsman kurumunu düzenleyen 1976 yılı Ombudsman Kanunu’nda 1995 yılında değişiklikler yapılarak “Vergilendirme Ombudsmanı” kurulmuştur. Bu değişim Parlamento Devlet Hesapları Karma Komisyonu (Joint Committee of Public Account) ’nun ATO’nun işlem şikayetlerine odaklanmasını tavsiyesinin bir sonucudur. Ombudsmanın araştırmaları kanunun belirlediği kriterler doğrultusunda yapılmaktadır. Bir şikayetin araştırılması ATO’nun işlemlerinin hukuka uygun olmadığı, mantıksız olduğu, haksız olduğu, uygunsuz olduğu, kanunun veya bilginin hatalı olduğu noktasında mümkündür. Vergilendirme Ombudsmanı aynı zamanda ATO tarafından uygulanan bir hukuki hükme yada takip edilen idari prosedüre karşı da araştırma yapabilir. Fakat bunları düzeltemez, bunlar hakkında sadece uygun düzeltici işlem tavsiye edebilir.
2.4. 1. 3 Mükellefin Avukatı İdaresi
Mükellefin Avukatı İdaresi Amerika’da uygulama alanı bulan bir kurumdur. Amerika’da 1979’da IRS (İç Gelir İdaresi) ’de mükelleflere temel savunma hizmeti veren Mükellef Ombudsmanı Ofisi kurulmuştur.
Görevler:
· Mükelleflere IRS ile olan problemlerin çözümünde yardımcı olmak,
· Mükelleflerin IRS ile ilgili problemlere sahip olduğu alanları tespit etmek,
· Tespit edilmiş problemleri azaltmaya yönelik IRS’nin idari uygulamalarında değişiklikler önermek,
· Problemleri azaltmaya uygun olabilecek yasal değişiklik belirlemek.
Yetkiler :
  • Mükellef Savunma Direktifi (Taxpayer Advocate Directive – TAD) :Kurum bu yolla, IRS’ye mükellef haklarını korumak, yanlış vergi yükümlülüklerini önlemek veya eşit muameleyi sağlamak için bir özel idari işlem hakkında soru sorabilir.
  • Mükellef Yardım Emri (Taxpayer Assistance Order – TAO) :Bu yol, vergi tahsilatının kesintisini ve mükellef haklarını ihlal edebilecek diğer idari eylemleri sekteye uğratacak durumları önlemek için IRS’ye emir vermeyi içerir. Ulusal Mükellef Avukatı, bir vergi mükellefi önemli bir sıkıntıya maruz kaldığı zaman veya iç gelir kanunu usulünün sonucu olan önemli bir zarar hakkında TAO yayınlayabilir.

Kaynakça


Çetin GÜNEŞ, Mükellef Hakları ve Vergiye Gönüllü Uyum, Manisa, 2010

Gerçek ADNAN, VERGİLEMEDE MÜKELLEF HAKLARI VE TÜRKİYE'DEKİ DURUMUN İNCELENMESİ, VERGİ SORUNLARI Dergisi, Yıl 29, Sayı 209, Şubat 2006, ss. 121-149

Türkiye'de vergilerin meşruiyetinin sağlanmasında mükellef haklarının önemi ve anayasal dayanaklarının belirlenmesi, İnan ALPER, 2008 İzmir

Gerçek ADNAN, VERGİLEMEDE MÜKELLEF HAKLARI VE TÜRKİYE'DEKİ DURUMUN İNCELENMESİ, VERGİ SORUNLARI Dergisi, Yıl 29, Sayı 209, Şubat 2006, ss. 121-149


Türköne MÜMTAZ’ER, Siyaset, Lotus Yayınevi, 8. Baskı, s. 74

Bakar FERİDE, Mükellef hakları ve
Türkiye'de Mükellef Haklarının Korunmasına Yönelik Öneriler, Bursa, 2011


tr.wikipedia.org/wiki/kanun_(hukuk)

Doğan Kestane, “Çağdaş bir Denetim Organizasyonu Olarak Ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği) ”,

Maliye Dergisi, S. 151, Temmuz-Aralık, 2006
Mayıs 2015

Doğan Ataman, bir soruya yanıt verdi.

Önceki yüzyıllarda kabile hayatı ve buna bağlı hukuk sistemi vs. vardı. Şimdi devletler ve halk denilen bizler varız. Sınırlar, hukuk sistemi vs. var. Peki önümüzdeki yüzyıllarda ön görülen kıtlık ve dünyadaki temiz su eksiliğinden dolayı nasıl bir dünya olur akademik, hukuk sistemi, yönetim açısından?

Öngörülen ķıtlık ve temiz su yokluğu : Şimdiki uygulanan sistem kapitalizmdir. Yani ana konu, hedef amaç vb herşey paradır. Hedefi insan olan sistemde sorudaki kıtlık ve susuzluk sorunu olmayacaktır. Zira, mevcut insanlar, kendi sayısından fazlasına hala üretim yapmaktadır. Bu doğrultuda ikinci aşamada ki akademik, hukuk, vb sistematik işleyişin cevabı da içinde diye düşünüyorum.
Mayıs 2015

Turgay Emre Keskin, bir soruya yanıt verdi.

Önceki yüzyıllarda kabile hayatı ve buna bağlı hukuk sistemi vs. vardı. Şimdi devletler ve halk denilen bizler varız. Sınırlar, hukuk sistemi vs. var. Peki önümüzdeki yüzyıllarda ön görülen kıtlık ve dünyadaki temiz su eksiliğinden dolayı nasıl bir dünya olur akademik, hukuk sistemi, yönetim açısından?

Günümüz iktisadi anlayışında ''serbest piyasa ekonomisi'' diye tabir edilen bir düşünce var.Bunu özetlemek gerekirse , büyük şirketlerin ve zengin kişilerin tüm dünya topraklarında özgür bir şekilde alışveriş yapmasını öngören , malların serbestçe dolaştığı bir sistem diyebiliriz.Geleceğin iktisadi düşüncesi işte bu sisteme olabildiğince yakınlaşmayı öngörüyor. Dikkat edersen ülkeler arasındaki işbirliği her geçen gün artıyor. Bunun en güzel örneği Avrupa Birliği. Ortak bir para birimi , serbest ticaret, ortak bir anayasa ... Özetleyecek olursak geri kalmış toplumların daha çok sömürüldüğü, kıt olan kaynakların daha zenginler için kullanıldığı, bütün bunlara bağlı olarak da ortak hukuk sisteminin benimsendiği dolayısıyla da ortak yönetimlerin olduğu bir sistem görüyorum.
Kasım 2014

Halil Ipci, bir soruya yanıt verdi.

Kendilerince, her fiili eleştri noktası haline getirilebilen bir iktidarı eleştirmekten öteye gidemeyen, örgütlenemeyen, aternatif oluşturamayan, alt tabakalarca samimi bulunmayan bir kitlenin siyasal yaşamda başarı sağlaması için ne tür önerilerde bulunabilirsiniz?

Degismesmelerini tavsiye ederim. Bu biraz zor gibi amma ...

Önce kendi halkina saygili olmasini ögrenmeliler,

Tavir olarak da "nasil bir halk olmasi gerektigini degil"
"halka nasil katkida bulunabilirim" olmasi gerekir.

O olmadigi müddet, halk neden "onu degistirmeyi" vaad eden partiyi secsin ki?
Zamaninda zorla yapildi, bugünlerde alayla yetiniliyor. Zamaninda demokrasi yoktu ...

Dedigim gibi, degismeleri , yani bu milletin degerlerini benimsemeleri gerek . . .
Eylül 2014

Halil Ipci, bir soruya yanıt verdi.

Yönetim sistemlerinden olan eyalet sistemine Türkiye hazır mıdır ya da birilerince hazırlanıyor mudur? Siyasi iktidarın halkı ayrıştırma, kutuplaştırma, siyasi sınır ve hatlarını keskinleştirmesi yönündeki iddialar eyalet sistemi kurgusuna ne denli hizmet eder?

Eyalet sistemine onyillardan beri hazirlaniyoruz.
Hatta eyalet olmadan, ortak pazara bile alindik yirmi yil evel.

Türkiye eyalet sistemine keske gecebilse.

KKTC ve Azerbeycan ile baslanabilir ...

Ulus devletlerin miadi doluyor.
Avrupa Birligi bunun en bariz örnegi.
Mart 2014

Faruk Altınay, bir soruya yanıt verdi.

ODTÜ'de UKOME kararına rağmen rektörlük neden özel halk otobüslerinin girişine izin vermiyor?

Rektörlüğe mail at 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu hükümlerince cevap isteyin. Umarım sizi tatmin edecek cevapları alırsınız.
Kasım 2013

Tuna Do, bir soruya yanıt verdi.

Memurların tabi oldukları yükümlülükler ve yasaklar nelerdir?

Soru çok genel bir soru, memurun özelliğine göre 657 sayılı yasa çerçevesinde bütün kanunu buraya aktarmak gerekecektir. Türk hukuk sisteminde memur kavramı bir kaç farklı şekilde yer almakta olduğu için, en bilinen ve kabul gören, hali 657 e tabii memuriyet. Kanundan sorunuza cevap bulabilirsiniz.
Kasım 2013

Tuna Do, bir soruya yanıt verdi.

Kişisel verileri koruma düzenlemeleri ile getirilmek istenen görevli, yetkili ve hatta idari yaptırım gücüne sahip olacak “Veri Koruma Kurulu” bağımsız mı olsun yoksa yürütmeye bağımlı mı olsun?

Sorunun içinde cevabı var gibi. Lisede böyle sorular sorup cevabı bulamadığımızda, e cevabı içinde ya diye, dalga geçerlerdi hocalarımız. Sorunuzun yanıtı çok açık ve net, pek tabi ki bağımsız olmalı. Dünyadaki örneklerine baktığımızda, bırakın devletleri, şirketler kendi içlerinde böyle kurullar kurup, bu kurulları Ceo'lara bile bağlamıyorlar, zira bu kurumlar görevleri gereği her türlü veriyi koruyup kollamak görevini 'üstün bir onur' amacıyla yerine getiriyorlar... Kişisel veriler, öncelikle Avrupa Birliği normlarında, ardından anayasa ile güvence altına alınmış, ceza kanununda korunması gerekli unsurlar olarak yer bulmuş ve son olarak halihazırda Kanunlar Genel Müdürlüğü tarafından 4 yıldır, taslak çalışmaları devam eden bir mevzuat olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişisel veriler, düşünceler gibidir, fiili bir tehdit oluşturmadığı sürece, kontrol edilemez, edilmemelidir. .

23 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.