Bilmek istediğin her şeye ulaş

İklim

İklim, bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nem, hava basıncı, rüzgar, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır. Hava durumundan farklı olarak iklim, bir yerin meteorolojik olaylarını uzun süreler içinde gözlemler. Bir yerin iklimi o yerin enlemine, yükseltisine, yer şekillerine, kalıcı kar durumuna ve denizlere olan uzaklığına bağlıdır. İklimi inceleyen bilim dalına klimatoloji adı verilir. İklim türleri, sıcaklık ve yağış rejimi gibi durumlara bakılarak sınıflandırılabilir. Ancak günümüzde en çok kullanılan sınıflandırma sistemi, aslen Wladimir Köppen tarafından geliştirilmiş olan Köppen iklim sınıflandırmasıdır. Paleoklimatoloji ise, göl yataklarında ve buzullarda bulunan tortular gibi biyolojik olmayan; yine ağaç halkaları, mercanlar gibi biyolojik kaynaklarla antik iklimleri inceleyen bilim dalıdır. Bu yöntem eski dönemlerde bir yerdeki sıcaklık ve yağış rejimlerini göstermek ve inceleme yapmak için kullanılır. Bu tür çalışmaların sonunda ortaya matematiksel iklim modelleri çıkarılır ve gelecekte iklimin ne derece değişebileceği konusunda tahminler yürütülür.

Şubat 2015

Artpro, bir soruya yanıt verdi.

İklim değişikliği ya da küresel ısınma konusunda insanların duyarlılığı sizce artıyor mu?

Buzulların çekilmesi ile oluşan yeni topraklar Çin-Rusya ve ABD gibi güçleri karşı karşıya getirip yeni savaş sebepleri oluşturuyor. İnsan oğlunun aç gözlülüğü bitmek tükenmek bilmeyen bir ölçüde. Bu güne kadar sonumuzu hazırlayan açgözlülüğümüz bizi çözüm aramaktan çok uzaklara götürüyor.
Şubat 2015

Ayhan Şimşek, bir soruya yanıt verdi.

İklim değişikliği ya da küresel ısınma konusunda insanların duyarlılığı sizce artıyor mu?

Artıyor fakat bu bilincin artış hızı yeterli olmadığından hükumet kararlarının da doğrultusunda üreticiler insan sağlığına zararlı olmayan ürünleriyle, çevre politikalarıyla ve kullanılan ürünlerin geri dönüşümlü olması gibi kararlar almaya özen gösteriyor...

Bu gibi maliyetli kararlar alınmasının temel nedeni ise 1950'lerde gelişmeye başlayan sanayi ve endüstriyel tarım yöntemlerinin dünyayı getirdiği bugünkü durumun bir önlem alınmadan devam etmesi halinde 2100 yılında dünyayı yaşanamayacak bir duruma sokacak olması.
Aşağıdaki tablo 1 ve tablo 2'de bu durum net bir şekilde görülebilir.
tablo1
Küresel Isınma
tablo2
Küresel Isınma

Tablo 3'de dünyanın bugünkü bu haline katkısı olan ülkeleri ve katkıdaki paylarını görebilirsiniz. Küresel Isınma

Dünyanın bugünkü bu vahim duruma gelmesinin nedenlerini ve bu durumu düzeltmenin yöntemlerini araştıran 130 farklı ülkeden seçilmiş toplamda 300'ün üstünde bilim insanının raporları doğrultusunda gerçekleştirilen İklim Değişikliği 2014 kararları hükumetleri artık kaçamayacakları köşeye sıkıştırmış ve bu önlemleri almaya mecbur koşmuştur. Küresel Isınma

Bu raporlar sonucu; dünyanın kirletilmesinde ki en büyük katkıyı sağlayan Çin ve ABD Kyoto sözleşmesini imzalamak zorunda kalmıştır.
Küresel Isınma

Küresel Isınma

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere; 2015 yılında dünya genelinde 15 Milyon insanın kanserden öleceği öngörülüyor.

Küresel Isınma

Aşağıdaki tabloda da net bir şekilde görüleceği üzere dünyayı kirleten temel şey parfümler ve benzerleri değildir. Fakat hem dünyayı hemde kendimizi iyileştirmek için en büyük katkıyı sağlamak istiyorsak. Bir an önce bilinçlenip geri dönüşümlü ürünlerle birlikte organik olmayan hiç bir şeyi satın almamak olmalı.
Bu davranışlarımız kimyasal tarım başta olmak üzere sanayide de, enerji seçimlerinde de üreticileri politikalarını daha hızlı bir şekilde değiştirmek zorunda bırakacaktır.

Küresel Isınma
Haziran 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

HAARP Kapatılıyor

Tehlikeli İklim Kontrol Silahı Ordu Tarafından Kapanıyor
Global anlamda komplo teorilerine esin kaynağı olan bir tesis UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alabilir mi? Eğer alırsa, Alaska’da iyonosfer üzerinde çalışan ve iddia edenlere göre ölümcül tayfunlara sebep olan Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı’ nın kapanmasını engelleyecek tek yol budur.

Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’nın aksine, HAARP tesisi, alışılmamış bir şekilde hem askeri hem de sivil hizmette kullanılıyordu. 80’lerin ortalarında tasarlandı, ama Soğuk Savaş’ın bittiği ve inşaatın başladığı 1993 yılında tesis kendini net bir hedefi olmayan bir konumda buldu. Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, DARPA ve Alaska Üniversitesi tarafından ortaklaşa finanse edilen, 290 milyon dolarlık tesis, yaklaşık 120 dönümlük bir alan üzerinde aralıklı 180 çapraz dipoller şeklinde yayılmış koordinat dizilerinden oluşmuştur. Toplamda, bu tesis 3600 kW’a kadar yayın gücü üretebilir. Bu da bilim adamlarına dünyadan 100 ile 600 km yukardaki yüklü parçacıkların nasıl davrandığına ilişkin temel fizik araştırmaları yapma fırsatı sağlamaktadır.
5265
HAARP’ın bilinen amaçlarının arasında teşhis etmek, araştırmak ve mümkünse gelecekte Savunma Bakanlığı’nın komuta, kontrol ve iletişim yeteneklerini geliştirmek için hizmet vermek vardır. İncelenecek araştırma konuları arasında çok düşük ve son derece düşük frekanslı dalgalar kuşağı, jeomanyetik alandaki düzensizlikler kuşağı, elektron ivmelendirme ve atmosferin üst katmanlarındaki olayların incelemesi konuları bulunmaktadır. Ama, bu ayın başında, askeriye bu yaz HAARP’ın faaliyetini durdurmak niyetinde olduğuna dair Kongre’ye resmi bir açıklama yaptı. Hava Kuvvetleri Bilim, Teknoloji, Mühendislik Sekreteri Yardımcısı David Walker “Gelecekte ihtiyacımız olan bir alan değil ve bu araştırma fonları daha iyi bir yere harcanabilir” dedi ve iyonosferi idaret etmenin diğer yolları üzerinde çalıştıklarına değinerek bitirdi.
HAARP’ın kurulduğundan bu yana, Walker’ın yaptığı türden açıklamalar komplo teorilerine ilham kaynağı olmuştur. Daha dün bir Sırp bilimci ülkesindeki son sel felaketi için HAARP’ı şöyle suçladı: “Sanki gökyüzü açıldı ve deniz suyu oradan aniden boşaldı. Bunlar görmeyi beklediğimiz tipik yağmur damlacıkları değildi. Bu HAARP’ın ne ilk ne de son olacak tasarladığı bir hava durumu kontrolü durumuydu. ” Ve geçen hafta, bir meteorolog, Ohio Star Academy Okulu’nda bir konuşma yapması için davet edildi. Bir öğrenci ona “HAARP’ın iklimi kontrol ettiği sürece ve size ihtiyaç kalmadığında ne çeşit bir işte çalışmak isterdiniz? ” diye sordu. Öğrenci bu soruyu fen bilgisi dersinden öğrendikleri sonucunda sormuştu.
UZUN VE KARIŞIK BİR HİKAYE
Derin sularda keşif yapan Sovyet denizaltılarının konumlarını öğrenmek için devletin başlattığı bir araştırma olan HAARP’ın kapatılması, hareketli geçmişine baktığımızda biraz hayal kırıklığına uğrattı. 1980’lerin ortalarında Washington, DC’de Deniz Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’nda olan fizikçi Dennis Papadopoulos iyonosferde dolaşan yüklü parçacıkların birer anten olarak kullanılabileceği önerisinde bulundu. Zamanlaması manidardı. Çünkü Pentagon Birleşik Devletler’e (Gakona, Alaska) saldıran Sovyet bombardıman uçaklarını bulması için tasarlanan radar tesislerini devreden çıkarmaya başlamıştı.
Amerikan Savunma Bütçesi üzerinde hafife alınmayacak etkisi olan Alaska Senatörü Ted Stevens’ın federal parayı eyaletine akıtmakta üstüne yoktu. Bu nedenle HAARP, Stevens’a Alaska’da kurulacak olan bir askeri tesisi finansal açıdan destekleme imkanı sundu.
Soğuk Savaş’ın etkisi azalırken, Stevens son projesinden kendisini temize çıkarmak için yalnızca bir gerekçe gösterdi. Nature dergisi 2008’de konu hakkında şöyle yazdı.

“1990’da bir konferansta Stevens Kuzey Işıkları’ndaki enerjiyi dünyadaki enerji krizini çözmek için kullanılmak üzere yeryüzüne indirmekten bahsetti. Bu sebeple birçok fizikçi arasında alay konusu oldu. Diğer bir senatörün oğlu olan Nick Begich gibi diğerleri de HAARP’ın doğal gazları mikrodalgalara dönüştürerek gelecek olan Sovyet füzelerini etkisiz hale getirecek bir füze savunma silahı ya da kalkanı olduğunu iddia etmeye başladılar. Fikir alay edilerek ‘ölümcül kalkan’ olarak adlandırıldı. Hatta JASON savunma danışmanlığı grubu tarafından gözden geçirildi ve bir saçmalık olarak reddedildi. ”

Soğuk Savaş bittiğinde, HAARP bir şeyleri araştırmakta olan bir araştırma tesisiydi. DARPA, HAARP’ın Dünya’nın çevresindeki uyduları hedef alacak yüksek irtifada gerçekleşen nükleer patlamaların sebep olacağı elektromanyetik bir darbenin etkilerine karşı koymak için çözümler üretmesi için kullanılması gerektiğini önermesiyle, fırsat HAARP için doğmuştu.
Güneş patlamalarından gelen radyasyon, GPS sinyalleri üzerinde iyonosferik etkiden dolayı meydana gelen parazitler, atmosfere giren meteorlar üzerinde gözlem yapma gibi birbirinden önemli konular hakkında araştırma yapma imkanı vardı.
Gökyüzünde göz tarafından görülebilen ilk üretilmiş aurora ile aydınlatan yapay bir kısmî iyonosfer oluşturdukları proje, HAARP’ın en önemli projelerinden biriydi.
FOLYODAN ŞAPKALILAR TAKIMI
Yıllar boyunca, HAARP kuraklığa, sellere, fırtınalara hatta depremlere sebep olan gizli bir iklim kontrol silahı olduğunu iddia eden komplo teoricileri için popüler bir hedef oldu. Venezuela’nın lideri Hugo Chavez, Birleşik Devletleri Haiti kıyılarında güçlü bir depreme neden olmakla suçladı. (İran’ı hedef alan bir deney) . Bir Rus askerî yayını HAARP’ın dünyanın manyetik kutuplarını değiştirebilecek bir elektron dizisini tetikleyebileceği konusunda uyardı. Basitçe konuşmak gerekirse, dünyayı alabora olabileceğine dikkat çekti.
HAARP neden komplo teoricilerini çeken bir proje oldu? Genel olarak, iyonosferin kontrol edilmesini gerektiren olaylarla uğraştığından ve bu görevin kötülük habercisi olarak düşünülmesinden dolayı çekici bir projeydi. Ayrıca tesisin yaptıkları her zaman anlaması kolay olmadığı ve amacının biraz şüpheli olması denilebilir. Alaska Dispatch şu şekilde aktardı.

“HAARP’ı komplo eleştirisine açık bırakan neden basit. Diğer eyalet fonlarından nemalanan araştırma tesisleri gibi kapılarını açmıyor ve kamuya yaptıkları araştırmanın önemini anlatmak için çaba gösteriyorlar.

Eğer Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’nı (bir Manhattan Projesi, çok gizli nükleer teknolojiye odaklanan ve oldukça büyük bir bütçesi olan dönemsel bir tesis.) Ziyaretçi merkezine gidebilir ve bir tura katılabilirsiniz ya da hiçbir güçlük yaşamadan daha derin bir şeyler için rezervasyon yaptırabilirsiniz. Bunların aynılarını Manhattan Projesi’nin başka bir kolu olan New Mexico’daki Los Alamos’ta yapabilirsiniz. İki tesiste de gazeteciler gizlilik altında yapılmayan araştırmaya ulaşabilir veya araştırmacı ve bilim adamlarına direkt ulaşabilirler. Bunların hiç biri HAARP’ta mümkün değil. ”

HAARP’ın kapanış duyurusu, Ulusal Akademiler’in Ulusal Araştırma Kurulu’nun yaptığı, tesisi ve içinde yapılanları öven, heyecan verici çalıştayından neredeyse tam bir yıl sonra olması HAARP’ın olağan dışı geçmişine göre ironik bir son oldu. Çalışma ayrıca HAARP’ın dünyanın radyasyon kuşaklarının doğasını anlayabilmemizi sağlayacak önemli gelişmeleri içeren araştırma kolları için büyük bir fırsat sunduğunu gösterdi.
Belki de, Birleşik Devletler’in inanmamızı istediği şey buydu.

Çev.
Paşa Yaman & Fatmanur Kurtulmuş

Kaynak: io9.com/the-military-is-shutting-down-it... .
Mayıs 2014

Hilal Korkmaz, bir soruya yanıt verdi.

Kutup ikliminin özellikleri nelerdir? Nerelerde görülür?

İklim
  • 'Soğuk Sahra' da denilir. 70- 75 paralelleri dolaylarında genişleyen bölgeleri içermektedir. Senelik sıcaklık ortalaması 0 'ın bayağı altındadır.
  • En yüksek sıcaklık -25 -30 arasındadır.
  • En soğuk aylarda -40 -50 arasında değişir.
İklim

  • Yüksek basınç etkisinden dolayı yağışlar 100 mm altındadır.
  • Azıcık bu yağış erimeden toprak üstünde kaldığı için kalın bir tabaka buzlarla örtülüdür.
  • Bitkisel olarak yoksundur çünkü çimlenme görülmüyor.
  • Antartika ve Grönland Adası' nın iç kısımlarında etkilidir.
  • Akarsu ve toprak bakımından da yoksundur.
Mayıs 2014

Caner Sayın, bir soruya yanıt verdi.

Yağmur, kar, dolu gibi yağışlar nasıl oluşur?

Yağmur Oluşumu;

  1. Evre : Okyanuslardaki köpüklenme ile oluşan sayısız hava kabarcığı sürekli ortaya çıkmakta ve su zerreleri sürekli olarak gökyüzüne fırlamaktadır. Tuzca zengin olan bu zerreler daha sonra rüzgarlarla taşınır ve atmosferde yukarılara doğru yol alırlar. Aerosol adı verilen bu küçük parçacıklar "su tuzağı" adı verilen bir mekanizmayla yine denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını oluştururlar.
  2. Evre : Tuz kristallerinin ya da havadaki toz zerrelerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutlar oluşur. Bunların içindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0.01 ile 0.02 mm çapında) havada asılı kalırlar ve göğe yayılırlar. Böylece gök bulutlarla kaplanır.
  3. Evre : Tuz kristallerinin ve toz zerreciklerinin etrafında biraraya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşarak yağmur damlalarını oluştururlar. Böylece havadan daha ağır bir konuma gelen damlalar buluttan ayrılarak yağmur biçiminde yere düşmeye başlarlar.


Kar Oluşumu;

Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4 °C ilâ -20 °C arasındayken olur. Bu yağış sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır nemli ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise yere düşen kar kısa sürede erir.



Dolu Oluşumu;

Yağmur damlaları fırtına nedeniyle donar. Yere doğru inerken hava akımları bunları bir aşağı bir yukarı sürükleyerek daha büyük buz parçaları hâline getirir. Ağırlaşan buz parçaları yere düşer. Buna dolu denir.
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mayıs 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

Dünyadaki iklim çeşitleri ve özellikleri nelerdir?

İklim

Dünya'nın hemen her bölgesinin kendine özgü bir iklimi bulunmaktadır. Ancak,
benzer iklim kuşaklarına sahip alanlar büyük iklim kuşakları oluştururlar. Yüzlerce
km2 lik sahaları etkileyen büyük iklim gruplarına makroklima adı verilmektedir.

Bununla birlikte, makro klima alanlarında bazen öyle yerler vardır ki, buralarda
görülen iklim özellikleri içinde bulundukları kuşaktan tamamen farklıdır. Makro klimalar
içerisinde bölgesel farklılıklar gösteren, özel koşullu küçük iklim alanlarına da
mikroklima denilmektedir.

İklimler sıcak, ılıman ve soğuk olmak üzere üç guruba ayrılabilir. İklimlerin
sınıflandırılmasında sıcaklık, yağış miktarı, yağış rejimi ve yağış - buharlaşma ilişkisi
gibi ölçütler kullanılır. Şimdi, yeryüzündeki büyük iklimleri, bu iklimlerin özelliklerini ve
bu iklimlere uyum sağlamış bitki örtülerini inceleyelim.


A. SICAK İKLİMLER


1. Ekvatoral İklim
İklim İklim

Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C ’nin üstündedir. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan
iklimdir (1–2 °C civarında) . Bu durumun nedeni Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.

Ekvator çevresinde 0˚ ve 10˚ enlemleri arasında görülür. Ekvatoral iklim, Amazon ve
Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.
Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği

tarihlerde (21 M - 23 E) görülür. Buharlaşma arttığı için. Yağışlar oluşum bakımından
Konveksiyonel yağışlarına örnektir. Yıllık yağış miktarı 2000 mm‘nin üstündedir. Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır. Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır. Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.

2. Tropikal İklim (Subtropikal - Savan)
İklim İklim


10˚-30˚ kuzey ve güney enlemlerinde görülür. Tropikal iklim, Sudan, Çad, Nijerya, Mali, Moritanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır.
Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir. Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi Konveksiyonel yağışlı, kışlar kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1200 mm arasındadır.

Bitki örtüsü savan adı verilen otsu bitkilerden ve yer yer akasya ve baobap ağaçlarından oluşur. Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarındaGaleri ormanları görülür.


3. Muson İklimi:
İklim İklim


Yıllık basınç farkına bağlı olarak oluşur. Güney Hindistan, Güney Çin, Güneydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi bölgelerde görülür. Bu alanlar Muson rüzgârlarının etkisi altındadır.
Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Alçak enlemlerde sıcaklık yüksektir. Kuzeye doğru kışlar daha sert geçer.
Muson rüzgârlarının esme yönüne paralel olarak yazlar yağışlı kışlar kurak geçer. Yıllık yağışların % 85'i yaz aylarında düşer. Yıllık yağış miktarı ortalama 1000 -1500 mm civarındadır. Kıyı bölgeleri ve dağların denize bakan yamaçlarında yağış miktarı artar. Örneğin Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış ile dünyanın en fazla yağış alan yeridir.

Kıyı kesimlerinde kışın yaprağını döken ormanlar, kuzeye doğru ise savanlar görülür. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim)
İklim

Dönenceler civarında kıta içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peruyeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır.
Gece ile gündüz arasında sıcaklık farkları çok fazladır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır.
Yağışlar yok denecek kadar azdır( Epizodik) . Yıllık yağış miktarı genellikle 100mm’ den azdır.

Doğal bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs gibi bitkileridir. Bitki örtüsü çok zayıftır. Susuzluğa dayanıklı bitki türleri görülür.


B. ILIMAN İKLİMLER


1. Akdeniz İklimi

İklim İklim

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler, Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir. Türkiye de genel olarak bu iklim kuşağının etkisi altındadır.

Yıllık ortalama 18°C’dir. En sıcak ay ortalaması 28–30°C, en soğuk ay ortalaması 8–10 °C’dir.
Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600–1000 mm arasındadır. Yaz ayları kurak kış ayları yağışlıdır. Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. Kıyı kesimlerde ılıman geçen kışlar iç kesimlere doğru sertleşir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir. Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.


2. Okyanusal İklim:
İklim


Genel olarak, 30° - 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Okyanusal iklim Batı Avrupa, Batı Kanada ve Güney Alaska kıyılarında, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.( Türkiye’de Doğu Karadeniz Kıyıları.)
En sıcak ay ortalaması 24–25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13–15 °C dir. Kıtaların batı kıyılarındaki sıcak su akıntıları ve nemli batı rüzgârları iklimin oluşumunda önemli rol oynarlar. Yıllık sıcaklık farkları 10–15˚ ‘yi geçmez. Her mevsim yağışlıdır. Nemlilik fazla olduğu için yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür. Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.

Bitki örtüsü kışın yaprağını döken yayvan yapraklı ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.


3. Karasal İklim:
İklim



Genel olarak, 30° - 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.

En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 0–10 °C dır. En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C dır. Kar ortalama 80–90 gün toprak üstünde kalır. Denizden uzaklaşıldıkça ve kutba doğru gidildikçe sıcaklıklar çok düşer. Dünyanın kışları en soğuk ve yıllık sıcaklık farkının en fazla olduğu bölgeleri bu iklim alanının denizlerden uzak ve daha kuzeyde olan iç kesimleri ile yüksek kesimlerdir.
Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm dolayındadır. En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir.

Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Kıyıya yakın olan daha ılıman kesimlerde yayvan ve iğne yapraklı ormanlar yaygındır. Kışların çok soğuk geçtiği iç ve yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı iğne yapraklılar geniş yer kaplar. Yüksek kesimlerde üstünde alpin kat denilen dağ çayırları yer alır.


4. Step İklimi (Yarıkurak İklim)


Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Üç gruba ayrılır;


İklim İklim

a.Tropikal Step İklimi: Savan ikliminden çöl iklimine geçiş alanlarında görülür.

b.Subtropikal Step İklimi: Çöl ikliminden Akdeniz iklimine geçiş alanlarında görülür.

c. Orta Kuşak Step İklimi: 30° - 50° önlemlerindeki çöller etrafında ve Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş alanlarında görülür.


Step iklimlerinde yıllık ortalama sıcaklık 10° - 12°C, sıcaklık farkı ise 15 - 30°C’dir.

Yıllık yağış miktarı 300 - 500 mm’dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve
yazın düşmektedir. Tabi bitki örtüsü yağışlı mevsimde yeşeren, kurak mevsimde
sararanstep (bozkır) ’tir.

İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda
oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.


C. SOĞUK İKLİMLER


1. Tundra İklimi (Kutup altı İklimi)
İklim İklim

İskandinavya Yarımadasıyla, Kanada’nın kuzeyinde, Sibirya’ da ve Grönland Adası’nın kıyı kesimlerinde görülür.
En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C'lere kadar iner. Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Kışlar çok soğuktur. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur. Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır.
Bitki örtüsü yosun ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür. Düşük sıcaklıklara dayanabilen otlar çalılar ve yosunlardan oluşur.


2. Kutup İklimi
İklim

Dünyanın sürekli olarak karlar ve buzlarla kaplı olan kutup bölgelerinde görülen iklim tipidir. Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir.
Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner.
Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen sıcaklık yükselemez. Çünkü güneş ışınları yıl boyunca bu bölgelere eğik açılarla gelir.

Sıcaklık düşük olduğundan buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağışlar son derece az ve her zaman kar şeklindedir. Ortalama yağış yıllık

200mm civarındadır. Bu sebeple kutup iklimine soğuk çöl iklimi de denir. Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.
Mayıs 2014

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Mart 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

İklim değişikliği ya da küresel ısınma konusunda insanların duyarlılığı sizce artıyor mu?

İnsanların derken Gelişmekte olan ülkeler, Geri kalmış ülkeler, Çin ve Amerikan halklarından bahsediyorsanız artan bir duyarlılık yok. Avrupa iklim değişikliğine karşı ciddi tedbirler almaya 20 sene kadar önce başladı. Aslında Türkiye'de değişikliğe karşı duyarlılık artmıyor.
  • Ülkemizde hemen her insan en çok yakan en büyük jiplere sahip olmanın peşinde. Bu kadar yeni araç ve jipi Avrupa'nın hiçbir şehrinde göremezsiniz. Eski araçlar evet iklim için daha zararlıdır ama üretimde harcanan enerjiyi düşündüğünüzde hesap yine araçların ömürlerinin sonuna kadar kullanılması tarafında.
  • Rüzgar, güneş enerjisi kullanımı gibi temiz enerji kaynaklarının kullanımı subvanse edilmiyor ki bu kaynakları kullananlar Avrupa ülkelerinde devlet tarafından maddi olarak destekleniyor. Bunun yerine kömür kullanımı hükumet tarafından bedava dağıtılması suretiyle teşvik ediliyor, halk da bunu oylarıyla ödüllendiriyor.
  • Araçlara Avrupa'daki gibi her sene yapılması istenen ve egzos muayenesini de içeren genel muayeneye halk isyan ediyor.
  • Hükumetimizin teşvikleriyle yağmur çeken, oksijen üreten bol bol ağaç kesiliyor, buna karşı çıkanlara terörist muamelesi yapılıyor ve halk da bu muameleyi destekliyor.
  • Kışın sokaklarda UFO kullanımı yazın tüm iç mekanlarda klima kullanımı hem çok yaygın hem de artıyor.
  • Hem üretimindeki enerji sarfiyatıyla iklim değişikliğin körükleyen hem de ardından bol bol çöp olan plastik alışveriş torbaları halkımızca kapışılıyor, Avrupalı dokuma torba ya da sepet kullanıyor.
  • Üretiminde yüksek enerji sarfiyatıyla iklim değişikliğini körükleyen teneke, cam, her nevi ambalaj malzemesi, kağıt, karton dönüştürülebilir atıklar genellikle ayrıştırılmıyor ve toplama kumbaraları çok az, hiçbir belediye başkan adayı bunu sunmuyor, halk da zaten talep etmiyor.
  • Yine üretiminde bol enerji ve su harcanan temizlik kağıtları Amerikan modasına uygun şekilde ülkemizde aşırı bollukta kullanılıyor. Bilinçli Avrupalı burada da eski usul dokuma bezleri tercih ediyor.
Duyarlılık derken kuraklık olduğunda yağmur duasına çıkıp bozduğumuz iklimin düzeltilmesinin Allah'dan talep edilmesi demek istediyseniz; evet o artıyor ama gerçek bir duyarlılıktan söz edilemez.
Şubat 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kuraklık

13034

Dünyada yaklaşık 1 milyar insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu ve gıda üretiminin artırılması gerektiğini her fırsatta dile getiren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) kuraklık konusunda da ülkelere ciddi uyarılarda bulunuyor.

FAO, bu konuda değişik ülkelerde toplantılar, etkinlikler düzenleyerek kuraklığın tarım ve gıdaya etkilerini gündeme taşıyor. FAO, 23 Aralık’ta Ankara’da TEMA Vakfı ile ortaklaşa “Kurak Alanların Geleceği” konulu bir toplantı düzenledi. Bu toplantıda hem dünyada hem de Türkiye’de kuraklığın tarıma ve gıdaya etkileri ele alındı.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Dellal ile Texas A& M Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Bruce McCarl’ın ortaklaşa yaptıkları sunumda kuraklığın tarıma etkileri ele alındı.
Kuraklık riski iki kat artacak
Güney Afrika, Güneydoğu Asya ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda gelecekte şimdikinden iki kat daha sık kuraklık yaşanacağına dikkat çeken İlkay Dellal, bunun sonucunda ürün kayıpları, hastalık ve zararlılarda artış, kalite kaybı ve güvenilir gıda temininde sorunlar yaşanacağını dile getirdi.
Dellal, iklim değişikliği ve buna bağlı olarak kuraklığın bitkisel ve hayvansal üretim ile bu ürünlerin işlenmesi üzerine etkilerini ise şu sözlerle anlattı: “Üretimin azalması ve kalite kaybı yaşanacak. Ürünlerin zarar görmesi, hasat edilmeden tarlada bırakılması, gıda arzının azalması ve buna bağlı olarak fiyatlarının yükselmesi, gıdaya erişimdeki sorunlar nedeniyle yetersiz beslenme, açlık ve ölümler yaşanabilir. ”
Türkiyede üretim yüzde 80 yağışa bağlı
Türkiye’de tarımsal üretim yüzde 80 oranında yağışa bağlı olduğuna dikkat çeken İlkay Dellal, ekilebilir 24 milyon hektar arazinin 19 milyon hektarında kuru tarım, 5 milyon hektarında sulu tarım yapıldığın söyledi. Türkiye’de gelirin yüzde 20′sinin gıdaya ayrıldığını gıda güvencesi açısından buğday, et ve sütün önemli ürünler olarak öne çıktığını belirten Dellal: “Tarımda büyüme rakamlarına bakıldığında kuraklığın etkilerini görmek mümkün. 2000-2012 döneminde özellikle kuraklığın etkili olduğu 2001 ve 2007 yılında tarımda büyüme negatif oldu. 2001′de ekonomik kriz ve kuraklık etkisi ile tarım yüzde 8.1 küçüldü. 2007′de ise tamamen kuraklık nedeniyle tarımda yüzde 7 küçülme yaşandı. ” dedi.
Kuraklığın ekonomik etkileri
Konuya sadece kuraklık açısından değil iklim değişikliği olarak bakmak gerektiğini anımsatan Dellal, iklim değişikliğinin ekonomik etkilerini ise şöyle sıraladı: “Gıda fiyatlarında artış. Gelir kayıpları. Tarıma dayalı sanayi üretiminin azalması. Ekonomik kalkınmanın yavaşlaması. İşsizliğin artması. Gelir ve arazi dağılımının bozulması. Arazi fiyatlarının azalması. Kredi kullanımında zorluklar (bankaların kredi temininde daha fazla güvence istemesi, sermaye kıtlığı) . Üreticilerin azalması (üretimden çekilmeler, başka sektörlere geçişler) . Kırsal nüfusta azalma. İhracatta azalış, ithalatta artış. İthal fiyatlarında artış. ”
Ne yapılmalı?
Gıdanın bulunabilirliği, erişilebilirliği, kalite ve güvenirliliği ve istikrarlığı için tarım ve gıda politikalarının iklim değişikliği ve kuraklık konularını da gözeterek araştırma sonuçlarına göre oluşturulması ve uygulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İlkay Dellal, gıda kayıplarının azaltılması ve alternatifler konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini sözlerine ekledi
Kaynak : Tarım Dünyasi
Aralık 2013

İshan Sigorta  yeni bir  gönderide  bulundu.

DÜNYA HER GEÇEN GÜN DAHA RİSKLİ HALE GELİYOR

Dünya

Swiss Re'nin düzenlediği ankete göre, katılımcıların yüzde 84'ü iklim değişikliklerinin gelecekte ciddi doğal afetlere sebep olacağını düşünüyor. Hükümetlerin enerji verimliliğine daha fazla teşvik vermesi gerektiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 91.

SWISS Re, 150'nci yılı dolayısıyla bir anket yaptı. Anketin sonuçlarına göre, dünyadaki birçok kişi gelecekte kendilerini bekleyen risklerin farkında ve karşı karşıya kalabilecekleri finansal yükü tek başlarına omuzlamaya hazır hissediyor. Aynı zamanda katılımcılar, dünyanın karşılaşabileceği risklerle mücadele edebilmek için politik liderlerinin daha fazla çabalamalarını istiyor. Birçok kişiye göre dünya her geçen gün daha da riskli duruma geliyor. Swiss Re, anketteki bazı önemli bulgularıysa şu şekilde listeledi:

l Katılımcıların yüzde 70'i emeklilik maliyetleri için kişisel sorumluluk alm. ya hazır görünüyor.

l Yüzde 84'ü ise iklim değişikliklerinin gelecekte ciddi doğal afetlere sebep olacağını düşünüyor.

l Ankette her 10 kişiden 8'i, önümüzdeki 20 yılda gerçekleşebilecek sel, deprem veya diğer doğal afetlerin sebep olabileceği hasardan korkuyor.

l Katılımcıların yüzde 75'i, mevcut olması durumunda yenilenebilir enerjiyi kullanmayı tercih edeceğini belirtiyor.

l Yüzde 91 katılımcı da hükümetin enerji verimliliğine daha fazla teşvik etmesini istiyor.

'AÇIK FİKİRLER NESİLLERİ BİRBİRİNE BAĞLAR'

Swiss Re'nin 150'nci yıl anketi için, 5 kıtadaki 19 pazardan, 15 yaş ve üstü yaklaşık 22 bin kişiyle görüşüldü. Anket, "Açık fikirler nesilleri birbirine bağlar. " sloganı altında 2013'ün mart ve mayıs aylarında gerçekleştirildi. Swiss Re'nin bu anketi yapmasındaki hedef, bireylerin öngörülen riskler hakkında konuşması ve bu risklerle toplumun ve gelecek nesillerin nasıl mücadele edebileceğini söyleyebilmesi.

Bireyler yaşlılık, iklim değişimleri, doğal afetler, enerji ve yiyecek ihtiyaçları gibi kendilerine en çok neyi tehdit unsuru olarak gördüklerini bildirdiler. Ankete göre, neredeyse herkesin ekonomik beklentilerinin karşılanamayacağıyla ilgili endişe duyduğu kaydedildi. Bunların yanında küresel savaş ve doğal afetlerle ilgili kaygılar da çok yaygın. Katılımcıların çoğu, gelecekte karşılaşabilecekleri risklerin farkında olduklarını ve kendi bütçelerine zarar geleceğini bildikleri halde gereken adımları atabileceklerini belirtiyor. Birçoğu da şu anki hükümet politikasının, şimdiki ve gelecekteki nesillerin karşılaşacağı riskleri gideremeyeceğini söylüyor.

Swiss Re'nin Riskten Sorumlu Genel Müdürü David Cole, verilere dayanarak bireylerin en az liderleri kadar sorumluluk alm. ya hazır olduklarını, aynı zamanda hükümet ve özel sektörün daha iyi işbirliği yapması yönünde çağrı yapıldığını söyledi. Bu işbirliğinin geleceği sistematik olarak hazırlamak ve toplumların daha dayanıklı olması için hayati önem taşıdığını belirten David Cole, bu noktada Swiss Re ris Uzm. nlığının çok önemli bir rol oynadığına da dikkat çekti.

'ÖZGÜVEN RİSKLE BAŞ ETMENİN KİLİT NOKTASI'

Bunların yanı sıra, ankete göre kişiler emeklilik sürecinde iki yakalarını nasıl bir araya getireceklerini ve hastane faturalarını nasıl ödeyeceklerini düşünüyor. Anketin diğer sonuçları ise şu şekilde sıralanıyor:

l Dünya genelinde bireyler özgüvenin, gelecekteki risklerle baş etmenin kilit noktası olduğunu düşünüyor.

l Birçok kişi emeklilik döneminde ödemesi bittiği için devlet dışı emeklilik planını tercih ederken bir kısım da geç emekliliği ya da ödemesi emekli olmadan biten emekliliği seçiyor. Yüzde 13'lük bir kitle de devlet güvencesinde emeklilikten yana olduğunu söylüyor.

l Katılımcılar, aile büyüklerinin uzun süreli bakım masraflarını karşılayabilmek amacıyla piyasaların hepsinde, tüm yaş gruplarının yaklaşık 1/2 ila 1/3'ünün sigorta alm. k istediklerini belirtiyor.

Buna ek olarak, etrafta birçok şüpheci olduğundan çoğu birey iklim değişikliklerinden endişeleniyor. Anket bu endişelerden dolayı aşağıdaki bulguları da sunuyor:

l Ankete katılanların çoğu, iklim değişikliğini toplumlarında sorun yaratacak bir risk olarak algılıyor.

l Katılımcıların yüzde 58'i iklim değişikliğinin birçok doğal afetin gerçekleşmesinde çok büyük etkisi olacağını, bir kısmı da bu etkinin daha az olacağı görüşünde. Yüzde 26'sı ise çok az etkisi olacağı kanısında.

l Yüzde 77'lik bir kısım önümüzdeki 20 yıl içerisinde doğal afetlerin gerçekleşeceğini düşünüyor ve birçoğu da afetin sebep oluduğu zararın faturasından devletin kaçacağına inanıyor.

Ankete göre 10 kişiden 9'u parayı yeşil enerji için sınırlayıcı bir faktör olarak görüyor ve hükümetlerin verimli enerji kullanımını sağlamak için daha fazla enerji harcadığını görmek istiyor. Eğer hazırda olsaydı 4 kişiden 3'ü yenilenebilir enerjiyi kullanacağını fakat bunların yarısı ise daha fazla ödeme yapmayı göze alamayacaklarını belirtiyor.

Haber için:ishansigorta.com.tr/dunya-her-gecen-gun-... .
Ağustos 2013

Turan Söylemez, bir soruya yanıt verdi.

Ekvatoral iklimin özellikleri nelerdir?

  • Yaklaşık 10 kuzey ve 10 güneyi paralelleri arasındaki alçak yerlerde (Kongo havzası, Amazon havzası, Gine körfezi, Endonezya adaları ve Avustralya’nın kuzey kıyıları) görülür.
  • İklim özellikleri güneş ışınlarının geliş açısına göre şekillenir.
  • Yıllık ortalama sıcaklık 26-27 derecedir. Sıcaklık farkı 2-3 dereceyi geçmez.
  • Aşırı nemden dolayı oluşan bulutluluk nedeniyle yıllık güneşlenme oranı azdır.
  • Yağış rejimi düzenlidir. Yağış miktarı yıllık ortalama 1500-2500 mm. arasındadır.
  • Bitki örtüsü sürekli yeşil kalan yağmur ormanlarıdır.
  • Toprak tipi, yağmurlardan ötürü sürekli yıkandığı için humus yönünden fakir ve verimsiz olan Lateritlerdir.
  • Nemin fazlalığından ötürü kimyasal çözünme şiddetlidir.
Ağustos 2013

Gizli Kullanıcı,  yeni bir soru sordu.

Daha fazla

12 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.