Bilmek istediğin her şeye ulaş

inploid

Sosyal Ağlar

Kaliteli bilgiye ulaş, cevaplarınla insanlara yol göster, bildiklerini paylaş, yeni şeyler öğren.

Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

700 Yıllık Altın Öğüt

700 YILLIK ALTIN OGUT
ŞEYH EDEBALİ'NİN
OSMANLI DEVLETİNİN KURUCUSU ve
DAMADI OSMAN GAZİ'YE VASİYETİ

Ey oğul, artık Bey'sin!
Bundan sonra
öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, hoşgörmek sana.
Anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Haksızlık bize, bağışlamak sana...
Ey oğul, sabretmesini bil,
vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma;
insanı yaşat ki devlet yaşasın.
Ey oğul, işin ağır,
işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun...
Güçlüsün, kuvvetlisin,
akıllısın, kelamlısın!
Ama; bunları nerede,
nasıl kullanacağını bilmezsen
sabah rüzgarında savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve
iradene sahip olasın!
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi
değildir. Bütün bilinmeyenler,
feth edilmeyenler,
görünmeyenler, ancak sen faziletli ve
ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır.
Ey oğul ! Ananı , atanı say !
Bereket büyüklerle beraberdir.
İnancını kaybedersen ,
yeşilken çöllere dönersin.
Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma !
Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme !
Sevildiğin yere sık gidip gelme !
Ey oğul ! Üç kişiye acı :
Cahil arasındaki alime ,
zenginken fakir düşene, ve
hatırlı iken itibarını kaybedene.
Ey oğul! Unutma ki,
yüksekte yer tutanlar,
aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma
Şeyh Edebali
facebook.com/pages/sözler-ve-felsefe-dün. . .
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...

Başta Peygamber Efendimizin Amcası Olmak Üzere Tüm Şehitlerimize Ve Bugün Oturduğumuz Yerde Olmamızı Sağlayan Vatanımızı Savunan Tüm Şehitlerimize Allah ten Rahmet Diliyorum 18 Mart Çanakkale Zaferimiz Kutlu Olsun... Ruhları Şad Olsun El Fatiha
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...
2010
Mart 2015

Portakallı Ördek @portakalliordek

Çanakkale Belediye Başkanı'nın 18 Mart Konuşması

alıntı - eksisozluk.com/entry/49918781

trt'nin icine kedi kacması nedeni ile yayını kestiği efsanevi konusmadır... Sözlerini de yazayım da tam olsun

saygıdeğer konuklar,
sevdalısını geride bırakıp, anasının nasırlı ellerini öpüp 100 yıl önce bizler için kavgaya tutuşanları, istikbalimiz için istiklal mücadelesi verenleri, savaştan barış çıkartanları, cumhuriyetimize önsöz yazanları anmaya geldiniz.
beklendiğiniz topraklardasınız. Çanakkale’de değil çelikten kaledesiniz.
“siperlerde bize de yer açın” diye haykıranlar,
“dedeciğim biz geldik” diyenler,
dünyadaki mahşerin 100 yıllık iftiharını yaşamaya hoşgeldiniz.
biz çanakkalelilere onur verdiniz.
değerli konuklar, sesime kulak verenler,
sizi tanıyorum.
sesimin şu an ulaştığı sizleri; adınızı, hayatınızı bilmesem de tanıyorum.
yanınızda değildim, ama duydum.
çanakkale türküsü söylenince eşlik ettiniz.
görmedim ama biliyorum, siz de kınalanıp cepheye gönderilen aslanları, kendi cenaze namazını kılanları duyunca gözyaşı döktünüz.
15 yaşında toprağa düşenleri, okullarını bırakıp cepheye koşanları duyunca yandınız.
nice acıları ve kahramanlıkları duyunca boğazınız düğümlendi, vücudunuz ürperdi.
dualarınızda, dudaklarınızda onlara da yer verdiniz.
evet sizleri biliyorum.
seyit onbaşı kadar olmasa da ağır yüklerin altına girdiniz.
anafartalar’da mustafa kemal kadar olmasa da,
acılara şahit oldunuz, nice darboğazlardan geçtiniz.
mustafa kemal gibi siz de kalbinizden vuruldunuz.
onurunuzu, namusunuzu, inancınızı çanakkale gibi korudunuz.
hayatınızın bir yerinde çanakkale gibi saldırılara uğradınız,
çanakkale gibi direndiniz.
artık siz de çanakkale’siniz. Çanakkale sizsiniz.
değerli konuklar
müsaadenizle şimdi sizlere seslenmeyeceğim.
sizlere siperleri, gemileri, birlikleri, tüfekleri de anlatmayacağım.
çünkü bugün bütün kelimeler kifayetsiz, bütün cümleler yetersiz.
100. Yıl nedeniyle bu defa aziz şehitlerimize hitap etmek,
onların manevi ruhlarına seslenmek istiyorum.
ey bu topraklar için toprağa düşenler,
bir hilal uğruna güneş gibi batanlar,
siz kara toprağın üstünde de, altında da bir oldunuz,
bizse ayrıştık, bölündük, hatta birbirimizi öldürdük.
siz fakirlik içinde kazandınız,
bizse, zenginleştikçe kaybettik.
siz düşmanınızı bile kucağınıza aldınız,
bizse dostumuzun dahi boğazına sarıldık.
dün bir avuç yer ne kadar çok kişinin olmuş,
bugün koskoca bir memleket ne kadar az kişinin kalmış,
siz şimdi ebedi istirahatgahınızda uyuyorsunuz,
bizse derin uykulardayız. Ve asıl uyuyan biziz.
ve seyit onbaşı’ya sesleniyorum.
sen sadece 215 kiloyu değil koca seyit,
sen vatan yükünü de sırtlayıp kaldıransın.
oysa biz senin gibi ağır yüklerin altına giremedik.
kolayı seçtik, sana layık olamadık.
sen düşmanın dümenini bombalarken,
biz düşmanın dümen suyuna girdik.
takımıyla yahya çavuşa sesleniyorum.
63 kişilik birliğinle kenetlenip bir olan yahya çavuş,
sen 2000 kişiye karşı destanlar yazansın.
bizse senin gibi, takımın gibi zorluklara karşı bir olamadık.
12 eylül’de bölündük,
sivas’ta yüreğimize ateşler düşürdük,
maraş’ta ve daha nicelerinde insanlığımızı öldürdük.
sevdiğini geride bırakan kahraman,
sen yârinin kokusunu, barutun kokusuna terk edensin.
yar diye vatanını bilen, ölümü beklerken bile kadınına mektup yazıp, ruhum diye hitap edebilensin.
bizse kadınlarımızı hak ettiği yere getiremedik,
özgecanları ve daha nice kadınlarımızı hayatta tutamadık.
sen kadınına mektubunun arasında çiçekler gönderirken,
biz gözlerinin altından morluğu, vücudundan karayı, yarayı eksik edemedik.
sizlerin vücudundaki kurşunlar onur madalyanız,
kadınlarımızın vücutlarındaki morluklarsa bizim utanç vesikamızdır.
biz erkek olduk, ama adam olamadık.
anafartalar kahramanı mustafa kemal’e sesleniyorum.
sen mektubunda düşmanların evlatları için “kahramanlar” diyensin, onların annelerine “gözyaşlarınızı dindirin” diye seslenensin.
ve sen onları da evlat bilip, bu toprağı dost diye tanıtansın.
biz senin gibi hoşgörülü olamadık.
bu vatanda herkesi kucaklayamadık.
değil yabancı anaların gözyaşlarını dindirmek, kendi analarımızın bile gözyaşlarını durduramadık.
*
sözün özü “1915 çanakkale ruhu” sınavından çok da başarılı çıkamadık. Ama çok şey öğrendik.
ben de çok şey öğrendim.
büyük balığın, küçük balığı her zaman yiyemeyeceğini,
nusrat senden öğrendim.
merminin mertlikle, tüfeğin yürekle boy ölçüşemediğini
siz atalarımızdan öğrendim.
çanakkale’de, küllerinden yeniden doğmayı
prangaları kırıp, yeniden ayağa kalkmayı öğrendim.
çanakkale’yle ilgili birçok şeyi bildim, öğrendim, anladım.
ama bir tek şeyi anlayamadım.
ey büyük atatürk,
seni anlayamayanları anlayamadım.
***
ey analarının goncagülleri ve babalarının koç yiğitleri
gene de üzülmeyiniz ve huzur içinde uyuyunuz.
sizlerin huzurunda diyorum ki,
anafartalar’da ki gibi türkiye’ye hücum da etseler,
arıburnu gibi direniriz.
conkbayırı’nda ki gibi kalbimizden şarapnelle de vurulsak,
namazgah tabyası gibi topla da dövülsek,
çimenlik kalesi gibi dik,
kilitbahir kalesi gibi sağlam dururuz.
57. Alay gibi gerektiğinde son neferimize, son nefesimize kadar mücadele ederiz.
yürüdüğü yolda iz bırakmayan, o yoldan geçmiş sayılmaz.
ey şehitlerimiz, siz de çanakkale’de iz bıraktınız.
haşa ne çanakkale’si, tarihimizde de, yüreğimizde de, ruhumuzda da iz bıraktınız.
bizler ilhamımızı siz şehitlerimizden alıyoruz,
biz de sizin gibi özgürlüğümüze ve barışa bu kentte sahip çıkıyoruz.
100 yıl önce hiç düşünmeden canından vazgeçen sizler
bağımsızlığınızdan, özgürlüğünüzden vazgeçmediniz
çocuklarından, analarından kopan sizler
hürriyetinizden koparılamadınız.
şimdi, mehmet akif gibi hep bir ağızdan haykırarak diyeceğiz ki;
ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım
kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
aziz şehitlerimiz size söz;
barışın kenti çanakkale’de, ülkemizde ve dünyada barışı yücelteceğiz. Kardeş olacağız.
çünkü çanakkale savaşı
kardeşlerle, düşmanların savaşıdır.
çünkü kardeşliğe yapılan bir hücum, tek kelimeyle ihanet katarına eklenmektir.
türkle - kürt çatışırsa ne türk kalır ne kürt
aleviyle - sünni ayrışırsa ne alevi kalır ne sünni.
oysa türkle - kürt, aleviyle-sünni birleşirse
ne zalim kalır ne de zulüm.
onun için barışın kenti çanakkale’den,
savaşın 100. Yıldönümünden haykırıyorum;
meriç kıyısındaki minicik bir kum tanesinden,
ağrı dağı’nın yamacındaki yabani bir ota kadar
her yere barış istiyoruz
sinopta şu anda sahile vuran bir dalganın köpüğünden,
hatay’ın kızılçat köyünde açan çiçeğe kadar
herşeyde barış istiyoruz.
istiyoruz ki; etrafımızdaki çember daralmasın,
barış ve özgürlük nefes alsın.
barışın kenti çanakkale’nin belediye başkanı olarak;
inatla ama umutla barışın hakim olduğu bir dünya hayalimi sürdüreceğim.
biliyorum ki ;
şehitlerimizin mezarlarında ki her bir kitabeyi öpen çanakkale rüzgarı, koparılmış güller gibi solan kahramanlardan her yere barış taşıyacak.
biliyorum ki;
100 yıl önce kavuşma hayallerinin eriyip kül olduğu bu yerden, barış adıyla bir kıvılcım yanıp, çoban ateşiyle dağları dolaşacak.
bunun için biz de siz şehitlerimiz gibi;
ekmeğimizden tasarruf edeceğiz, ama şerefimizden asla
candan olacağız, yardan olacağız,
ama özgürlük ve barış kokan bir dünyadan asla
biz de sizler gibi;
düşmanımızı kucağımızda taşıyacağız, ama sırtımızda asla.
son nefesimizi tüketeceğiz, ama onurlu mirasınızı asla.
bedenimizi çiğnetiriz, ama özgürlük ve barış yeminimizi asla.
ey aziz şehitlerimiz,
siz toprağın altındakiler, biz üstündekilere ilham olsun.
bükülmez bileklerinize, korku bilmez yüreklerinize selam olsun.
özgürlük için toprağa düşüp, toprak olan siz şehitlerimizin ruhları şad olsun.
saygıdeğer misafirler,
18 mart şehitler günü ve çanakkale deniz zaferi’nin 100. Yılı anma konuşmama son verirken;
bizlere bağımsız, başı dik bir ülke, özgürlükçü bir ruh miras bırakan başta mustafa kemal atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere, onların kurduğu laik ve demokratik cumhuriyetimizi korumak ve kollamak ülküsüyle, ülkemizin varlığı ve bütünlüğü için dün olduğu gibi bugün de hiç düşünmeden canını vermiş türk silahlı kuvvetlerimizin, emniyet teşkilatımızın tüm şehitlerini rahmet, gazilerimizi minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
çanakkale gibi tarihi sorumluluğu çok büyük bir kentin belediye başkanı olmanın onuru ve 1915’in omuzlarımızdaki derin sorumluluğuyla sizleri sevgi ve saygıyla selamlarken
son sözüm şudur;
yaşasın kardeşliğimiz , yaşasın özgürlüğümüz
ve yaşasın barış. . .

canakkale belediye baskanı ülgür gökhan
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Sevginin Gücü-Film De Bir Baş Yapıt

Bir film sitesinin en çok izlenenler listesinin 4. Sırasında yer alan bir filmdi izlediğimde duygusal anlamda başımı yastığa koyduğumda beni benden alan etkili bir filmdir...
Bahsettiğim film bu zamana kadar izlemediğim izlediğimde beni ben yapan duygulara yaşamadığım hayatın içinde beni yaşatan eşsiz bir filmdir ismi sevginin gücü her insanın ihtiyaç duyduğu çoğu kimsenin bulamadığı bir duygudur.Filmde oyunculuklarıyla eşsiz bir film olmuş dedirten Natalie Portman gibi eşsiz bir oyunculuğu ön plana çıkartmış bir filmdir Sevginin Gücü film 1994 yılında yapılmış üstünden 21 yıl geçmesine rağmen hala şimdiki filmlerde ben burdayım dedirten bir film...
Sinema filmlerindeki özetiyle;
"Masum bir kız ve bir katil. Birbirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Erkek duygusuzca öldürüyor. Zayıf noktasını sadece 12 yaşındaki bir kız biliyor. 12 yaşında New York’ta yaşayan Mathilda, üvey ailesinin yanında sevimsiz bir yaşamı paylaşmaktadır. Babası, iki taraflı oynayan bozulmuş polis için uyuşturucu saklamaktadır. Mathilda’yı kaçıp gitmekten tek alıkoyan küçük erkek kardeşidir. Bir gün, tüm ailesinin katledeildiği zaman alışverişte olan Mathilda şans eseri hayatta kalır ve en çok ihtiyacı olduğu sırada Léon’un dairesine saklanarak kendini kurtarır. " bu konuda bir film
Jean Reno oyunculuğu mükemmel
Luc Besson Bu adam Bir Harika
2010

Harika Bir Müzik
Fragmanı
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Ulus devlet masalları ve ötesi...

Ulus devlet masalları inandırıcılığını yitiriyor. Ulus devlet, yerel sorunlarımızın çözümü için çok büyük. Küresel sorunlarımızın hallindeyse çok küçük.
Zaman yolculuğu yapabilsek. Bir an için Homeros’un dünyasında yaşadığımızı tahayyül etsek. Onlar da aynı bizim gibi, tanrılarıyla, kahramanlarıyla inandıkları bir dünya kurmuşlar. İnançları uğruna savaşmışlar. Çocuklarını egemen düzenin erdemlerine göre yetiştirmişler.
Onların gerçeklerini bugün masal diye okuyoruz. İnançlarına ‘mitoloji’ diyoruz. Efes’te, Delfi’de, Milet’te, tapınaklarının taşlarını kültür mirasımız diye sahiplenirken, haddimizi bilmememizin ilkelliğinde, ilkel diye bakıyoruz inançlarına.
Benmerkezciliğimizin aymazlığı yetmiyormuş gibi, kendi masallarımıza inanmayanları dıştalıyor, ayıplıyor, cezalandırıyoruz.
Çocuklarımıza, inançlarımızım madalyalı kahramanlarını, onların destanlarını yazan, göğsümüzü kabartan ozanlarımızı belletiyoruz.
Ulus devlet masallarımızdan bahsediyorum.
Biz dünyalıları birbirimize ötekileştiren, aramıza sınırlar koyan ulus devlet masallarımızdan.
Şu anda dünyada 200’e yakın ulus devlet, 15 bin kadar da devletleşmemiş ulus var. Bir de onlar bayrağım diye tuttursa! Ulus devlet miyadını doldurdu. Ulus devlet, yerel sorunlarımızın çözümü için çok büyük. Küresel sorunlarımızın hallindeyse çok küçük.
Burası benim, orası senin diye hayali çizgiler çizmişiz havada, denizde ve toprakta. Sonra da kendimizi kökleştirme masalları yazmışız. Ulusal kimliklerimizin üniformalarını diktirmişiz. Türümüzün en güzel özelliklerinden hayal gücümüzün ulus devlet konusunda ibret verici örnekleri çok.
Ruslar 19. Yüzyılda Pan Slavist yayılmacı politikalarıyla Lehistan’ı da mı ilhak etmek istiyorlar? Lehler, biz aslen Slav değiliz, kökü İran’dan gelen Sarmatlarız diye uydurmuşlar. Güney Afrika’da ırkçı işgalci beyazlar, yerli halk zencileri neden mi hakir gördüler? Kendilerinin Habil’den, zencilerin ise kardeş katili Kabil’in soyundan geldiğine inanmışlar. Osmanlı kültürlerine Cumhuriyetin kurucularının dediği gibi ‘esarette geçen 500 yıl’ diye mi bakmak istenmiş? Güneş Dil Teorisi’ni uydurup dünya dillerinin kökünde Türkçe olduğunu yazmışlar.
Ulus devlet masalları günbegün inandırıcılığını yitiriyor. DNA araştırmaları ırk, ulus farklılıklarını yok ediyor. Dünyanın en saf ülkelerinden sanılan, destanlarında bir tek kendilerini yazan İzlandalıların adası bile, herkesin gelip geçip, kaynaşıp kırmalaştığı yol geçen hanıymış meğer.
Kimliksiz duramıyoruz. 20. Yüzyılda, ideolojik kimliklerimizin de kurbanı olduk. Yeryüzü cennetlerimizi kurmak uğruna Sovyetler’de, Çin’de, Kamboçya’da rejimleri tarafından katledilen 100 milyona yakın insanın devrim düşmanı olduğuna, Yahudilerin farklı yaratıklar olduğuna inandık. Katolik kimliklerine sarılan milyonlar, inançlarının kurbanı. Cinsel ilişkilerinde prezervatif kullanmaları Papa tarafından yasaklandığından AIDS’ten ölüyorlar.
Müslümanların sesi çıkmıyor, İslam teröristlerine karşı.
Bir yandan da bizi taraflaştıran başka kimlikler edinmeye başladık. Çok uluslu şirketlerde çalışanlar, şirket kimlikleriyle, sermayeyle bütünleştirilirken sendikasızlaştırılıyorlar. Avustralya’da beyazların, Aborjinlerin çocuklarına el koyup onları devşirdikleri gibi, çalışanlar da şirket kimliğinde eritiliyor. Marka aidiyetliklerimizde, tükettiklerimizle markalaşıyoruz.
Ve egemen düzenin adaletsizliğinde ezilen biz kadınlar, eşcinseller, egemen düzenin azınlık, özürlü dedikleri bizler, aidiyetliklerimizin kimlik politikalarında haklarımızı ararken hem sıklaştırdığımız saflarımızda bencilleşiyoruz hem de düzenin ‘böl yönet’ politikalarına alet olabileceğimizi görmezlikten gelebiliyoruz.
Sermaye, doğal afetler, küresel ısınma ve en son Japonya örneğinde olduğu gibi nükleer felaketler de küreselleşti. Dünyamız, dünya vatandaşlarını bekliyor. İlle de uzaydan düşman mı gerekli birleşmemiz için?
Dünyalıyız hepimiz.

GÜNDÜZ
VASSAF
radikal.com.tr/yazarlar/gunduz_vassaf/ul. . .
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Azam Ali - Mehman- Birde Hayatımdan İtiraflar...


Kendimle ilgili bir gerçeği açıklamak isterim hayatı hep bilimsel ağırlıklı değilde saf bir gözle felsefe ile baktım bakmaya da devam ettim bir yaratıcının olduğuna hep inandım hepte inanmaya devam etmek istiyorum bilmiyorum bu düşünce kimilerine göre yanlış olabilir oldu da kimilerine göre hayatı bilimsel ağırlıklı değil de felsefe ağırlıklı bakmaya devam ettim onlara göre cahil olabilirim ama hayatı sorgulama da hep böyle yaşamayı sevdim ben böyle hayatı yaşar iken hep mutlu oldum mutlu olmak için hep küçük şeylerle mutlu olmaya çalışım çalışmaya devam ettim tabi ki benim de hatalarım yanlışlarım kırdığım ne yazık ki kalpler oldu ama hep böyle yaşar iken he mutlu oldum...
İsterseniz yapın ama küçük şeyleri görmek bu kadar zor olmasın mutlu olmak için çok işinize yarar...
Hayatınızdan gülücükler eksik olmasın dileklerimle. . .
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Savaşın Tek Kazananı Vardır Her Zaman Silah Kaçakçıları Kaybeden Her Zaman Masumlar...

Rusya büyük savaşa hazırlanıyor
Rusya askeri amaçla, 7 bin kilometre menzile sahip ve saatte 2 bin kilometreden fazla hızda uçabilecek uçaklar üzerinde çalışıyor. 2010

Rusya gelecekte 7 bin kilometre menzile sahip ve saatte 2 bin kilometreden fazla hızda uçabilecek kargo uçakları üzerinde çalışıyor. PAK TA adı verilen proje hayata geçtiğinde, Rus ordusu tankları ve ağır silahları 7 saat içinde dünyanın her tarafına ulaşabilecek.

200 TON KAPASİTELİ

RT'nin haberine göre, 200 tona kadar ağırlık taşıyabilecek kargo uçaklarından 2024 yılı itibariyle 80 adet üretilmesi planlanıyor.

ÖNCELİK İNSAN DEĞİL SİLAH TAŞIMAK

Projenin öncelikli hedefi, Rusların yeni nesil Armata tanklarının ve diğer ağır silahlarının tek bir uçakla hızlı bir şekilde taşınmasını sağlamak.PAK TA'da yer alan kaynaklara göre, projenin üzerindeki çalışmalar birkaç yıldır devam ediyor. Eğer proje amacına ulaşırsa, Rus ordusunun dünyanın her tarafındaki olaylara müdahale kapasitesi ve hızı olağan üstü derecede artacak.

PROJENİN GEÇMİŞİ

Geçtiğimiz yıl Rus ordusunun kargo uçaklarının Ilyushin Aviation Complex şirketi tarafından geliştirileceği açıklanmıştı. Ancak bazı uzmanlar, şirketin bu uçakları Ilyushin-106 kargo uçağını temel alarak inşa edeceklerini iddia etmişti. Bu uçaklar 1980'li yıllarda gündeme gelmiş, ancak Sovyetlerin yıkılmasının ardından rafa kaldırılmıştı.

Takvim
Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Asus Zenfone 4

Asus markasının telefona da el atması mükemmel oldu almanızı tavsiye ederim bu yazıda asus zenfone 4 ten bahsetmek istedim
Yazı Sıralaması
Genel Bakış Kısmı,
Özellikler,
İnceleme,
Alınacak Yerler,
Kaynak.

Genel Bakış Tarzını Yansıt
ZenFone 4, benzersiz tarzınızı tamamlamak ve hayatınızın değişmezlerinden biri olmak için tasarlanmıştır. ZenFone 4'ün canlı renkleri ile kendi duruşunuzu ifade edin ve hayatınızın en büyüleyici anlarını yakalayın.

2010

Performans
Ödün vermeyen,
kusursuz performans
ZZenFone 4'ün Intel® işlemcisi çoklu görev işleme konusunda başarılıdır ve ayrıca sürükleyici bir oyun deneyimi sunar.

2010

Intel İşlemcili,
İnanılmaz
Performans

ASUS ZenFone 4, kendi sınıfındaki en iyi performansı ve güç verimliliğini sunan Intel® Atom™ 2520 işlemciye sahiptir. Uygulamalar hızlı bir şekilde açılır, oyunlar akıcı bir şekilde çalışır ve JavaScript ağırlıklı web sayfalarını zahmetsizce çalıştırabilmeniz -pil ömründen ödün vermeden- mümkündür

2010

Güzellik & Dokunuş
Yeni göz kamaştırıcı telefon deneyimi için tek bir dokunuş
ZenFone 4 deneyiminiz parmaklarınızın ucuyla beraber harekete geçiyor. Telefon dünyasındaki yenilikler için dokunun.

2010

SonicMaster
SonicMaster, ASUS Golden Ear takımı tarafından geliştirilen ünlü bir ses düzenleme teknolojisidir. Üstün donanımı işlevsellik dolu yazılımla bir araya getirir ve taviz vermeyen, üstün bir ses deneyimi sunmak için tasarlanmıştır.

Gorilla Glass 3
Her zamankinden daha dayanıklı

ZenFone 4'ün ekranında çizilmelere ve çatlamalara karşı üstün dayanıklılık gösteren Corning® Native Damage Resistance™ teknolojisi yer almaktadır.
Corning® Gorilla® Glass 3, standart Alüminyum - Silisyum camlar ile kıyaslandığında dört kat, Sodyum - Silisyum camlara göre de on kat daha fazla çizilme dayanıklılığı sunar.

Üstün Teknoloji İle İnanılmaz Görüntü Kalitesi
ASUS tarafından geliştirilen PixelMaster inanılmaz bir görüntü kalitesi sunmak için donanımı, yazılımı ve optik tasarımı bir araya getiren benzersiz bir teknolojidir. PixelMaster sayesinde profesyonel kalitede fotoğraflar çekin ve anı yakalayın. Dahası her anı yakalayabilmeniz için o her zaman sizin yanınızdadır.

2010

Karmaşıklığı Kolaylığa Dönüştürün
ZenUI, hayatınızı kolaylaştıracak akıllı teknolojilere sahiptir. Karmaşık düşüncelere ve süreçlere hiç gerek yok, harika yaşamınızın tadını çıkartın.

Zen Aksesuarlar
Şık ZenFone aksesuarları

ZenFone aksesuarlarındaki her detay benzersizdir. Aksesuarlar sadece ZenFone'u korumaz, ayrıca koşullar ne olursa olsun kullanmaktan keyif almanızı sağlar.

2010

Zen Case
Size tam anlamıyla uygun
Farklı renklerdeki arka kapaklar, ZenFone 4'e mükemmel bir şekilde uyum sağlar. Renk seçenekleri, ZenIU'ın sahip olduğu renk seçenekleri ile uyumludur ve böylece size tarzınızı daha iyi yansıtma imkanı verir. İpeksi dokunuşa sahip dairesel tasarımlı yüzey, rahatlıklık için tasarlanmıştır. Duyularınızı ZenFone'un koruyucu Zen Case aksesuarı ile hassaslaştırın.

Bumper
Mükemmel koruma ve uyum
ZenFone 4'ü darbelere ve düşmelere karşı dayanıklı şık kılıfına yerleştirin. Bumper, mükemmel bir koruma ve uyumluluk sunar.

2010

ÖZELLİKLERİ

Platform-Android 4.3 (Jelly Bean) *
Renk-Siyah/Beyaz
Boyutlar-124.42 x 61.44 x 11.5 mm (UxGxY)
Ağırlık-115 g (batarya dahil)
İşlemci-Intel® Atom™ Z2520 ( 1.2 GHz )
Bellek-1 GB LPDDR2 RAM
Depolama-8GB eMMC Flash
5GB free lifetime ASUS WebStorage
Bellek Yuvası-MicroSD card (64 GB'a kadar
Modem-INTEL XMM6360
Bağlantı Teknolojisi-WLAN 802.11 b/g/n
Bluetooth V4.0+EDR +A2DP
One Micro SIM card
Network Standard-UMTS/WCDMA
HSPA+ Yükleme: 5.76 Mbps/İndirme: 42 Mbps
DC-HSPA+ Yükleme: 5.76 Mbps/İndirme: 42 Mbps
3G :
UMTS :
850/900/1900/2100
2G :
EDGE/GPRS/GSM : 850/900/1800/1900,
Navigation-GPS, GLONASS & AGPS
Ekran-4.0inç, WVGA 800x480, TFT Kapasitif Çoklu dokunuş panel
Pil-1600 mAh Lityum
Bekleme Süresi-192 saat
Konuşma Süresi-10.1 saat
Kamera-Ön 0.3 MP
Arka 5 MP
Video-Video İzleme :
MPEG4 up to 1080p
Video Kayıt :
MPEG4 up to 1080p @30fps, 720p @ 30fps
H. 264 1080p Video Encode and Decode @ 30fps
Ogg
3GP
Ses Yuvası-3.5mm
Ses-MP3/3GP/AAC/AAC+
Mesajlaşma-SMS/MMS
E-Mail-Google Mail/Exchange/POP3/IMAP4
Sensör-Yakınlık/Hareket Alıcısı
Aksesuarlar-Pil
Adaptör ve USB kablo
Not-*ASUS ZenUI özellikli Android JellyBean 4.3 ( 4.4 KitKat yükseltmesi gelecektir )
**Ülkelere göre değişiklik gösterebilir

İnceleme
asus.com/tr/Phones/ZenFone_4_A400CG/rev...


Alınacak Yerler
Not: Alınacak teknoloji mağazalarında bulmak zor bulmak değil satmıyorlar zaten e ticaret sitelerinde bulabilirsiniz...
Asus Zenfone 4-469 Tl Hepsiburada.com da
hepsiburada.com/liste/productDetails.as...
Asus Zenfone 4-449 Tl n11.com da üye olana 11 tl lik indirimi var
n11.com/asus-zenfone-4-cep-telefonu-kvk...

Kaynak
asus.com/tr/Phones/ZenFone_4_A400CG/Hel. . .


Mart 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Haziran 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Einstein Ve Şöförü

Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile
gidermiş. Yine bir konferansa
gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü
Einstein'a;

"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken
ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş:
"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç
tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim. "
Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir
konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru
cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok
garip" demiş.
Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı
işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü
çağıracağım ve sorduğunuz soruyu,
göreceksiniz, o bile cevaplayacak. "
Netice:
Akıllı insanlar, akıllı insanlarla çalışır ve insanın zekiliğinin yanında uyanıklığı da insana çok şeyler kazandırır...
Aldığım Kaynak: facebook.com/felsefekulubu? Fref=nf
o nerden aldı bilmiyorum. . .
Ağustos 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Geleceğin Göreceli Adamı-Nicola Tesla


"Şimdiki zaman onlara ait olabilir, ama gelecek, ki ben hep bunun için çalıştım, bana ait."
-Nikola Tesla

Sırp asıllı Amerikalı mucit ve bilim insanı Nikola Tesla, elektriğe ve elektromanyetizmaya doğuştan gelen yatkınlığıyla yaşadığı dönemde hem bilime, hem de evlerdeki günlük hayata damga vurmuş bir isim. Tesla'nın icat ettiği birçok buluş ve geliştirdiği birçok prensip günümüzde halen kullanılmakta.


10 Temmuz 1856'da Avusturya İmparatorluğu sınırları içindeki Smiljan köyünde doğan Nikola Tesla, dalgalı bir eğitim dönemi geçirdi. Papaz olan ve oğlunun da bir papaz olmasını isteyen babasının istekleri aksine, Nikola Tesla Avusturya İmparatorluğu içindeki farklı şehirlerde farklı okullara gitti, farklı üniversitelerde ders aldı ve farklı işlerde çalıştı. Bu yıllarda elde ettiği teknik bilgiler ve iş deneyimi, ileriki yıllarda kariyerine, daha da önemlisi hayallerine yön verecekti.


Alternatif Akım


1884'te New York'a taşınan ve çalışmalarına burada devam eden Tesla, burada Edison'la çalışmaya başladı, fakat Edison'un Tesla'nın alternatif akım sistemlerine ilişkin buluşlarına mesafeli durmasıyla iki bilim insanı çok geçmeden yollarını ayırdı. Edison'dan önce ABD'de hiçbir evde elektrik yoktu; dolayısıyla elektriğin evlere girmesi, Edison'un geliştirdiği doğru akım sistemiyle mümkün olmuştu ve Edison ekonomik kaygılardan dolayı bu sistemi değiştirmek istemiyordu.


Yeni çeşit elektrik motorları ve jeneratörleri üzerinde çalışmaya başlayan Tesla, çok geçmeden alternatif akım sistemini geliştirdi. Tesla'nın geliştirdiği üç fazlı alternatif akım indüksiyon motoru, elektrik enerjisini mekanik enerjiye, doğru akıma göre çok daha başarılı bir şekilde çeviriyordu. Ayrıca alternatif akım daha yüksek voltaj üretmeyi mümkün kılıyor, elektriğin çok daha uzağa, çok daha ucuz bir şekilde taşınmasını mümkün kılıyordu.


Edison'la yollarını ayıran Tesla, geliştirdiği alternatif akım üreteçleri, transformatörleri ve motorlarına ilişkin buluşlarının patentlerini 1885 yılında George Westinghouse'a sattı. Böylece alternatif akımı yaymaya çalışan Westinghouse ve Tesla, doğru akım sistemlerinde ısrar eden Edison ile doğrudan rakip oldu. Bu rekabet kısa sürede büyük bir ticari savaşa dönüştü; hatta bu dönem "Akım Savaşları" olarak anılır oldu. Chicago'daki 1893 Kolomb Dünya Fuarı, Akım Savaşları için önemli bir muharebe oldu: Westinghouse ve Tesla, Edison'a kıyasla çok daha ucuz bir teklif vererek fuardaki Elektrik Pavyonu'nu aydınlatırken bütün dünya alternatif akımın bu başarısına tanık oluyordu. Zaman içinde alternatif akımın güvenilir, ucuz ve başarılı olduğu kabul edilir oldu nihayet dünyaya kanıtlanmış oldu ve doğru akım sistemleri kademeli olarak terk edildi.


Niagara Şelaleleri'nde 1896 yılında kurulan elektrik santrallerinde de alternatif akım kullanıldı (burada akan sudan elektrik üretmek Tesla'nın çocukluk hayaliydi) ve burada üretilen elektriğin Buffalo kentine iletiminde de Tesla'nın geliştirdiği sistemler kullanıldı.


Alternatif akım, Tesla'yı kimi kaynaklara göre dünyanın en zengin insanı yapabilecek bir buluştu. Westinghouse ve Tesla arasındaki kontrat, Tesla'nın üretilen enerjiyle doğru orantılı olarak para almasını öngörüyordu (ve Tesla birim başına oldukça yüksek bir rakam alıyordu). Alternatif akımın büyük başarısı yüzünden Westinghouse'un, Nikola Tesla'ya oldukça büyük bir miktar borcu olmuştu. Bu mali yük o kadar büyüktü ki Westinghouse Electric Company 1907'de batma noktasına geldi. George Westinghouse sorunu çözmek için Tesla ile konuşunca, sonradan çokça anlatıldığına göre Tesla kontratı yırttı ve alacaklarından vazgeçti.



Kablosuz Enerji


Tesla çalışmalarını daha sonra kablosuz enerji üzerine yoğunlaştırdı. 1891'de patentini aldığı Tesla bobini ile kısa mesafede enerjiyi kablosuz şekilde taşımayı başardı. Temelinde yükseltici bir transformatör olan Tesla bobini, çok çok yüksek gerilimler elde etmeyi mümkün kıldı. Tesla, kendi adını verdiği bu indükleme bobinlerini elektrikle aydınlanma, yüksek frekanslı alternatif akım ve özellikle kablosuz elektrik iletimi gibi alanlardaki deneylerinde kullandı.


O dönemde Alman bilim insanı Heinrich Rudolf Hertz'in çalışmalarından etkilenen bir grup bilim insanı, radyo dalgalarıyla ilgili deney ve araştırmalarını yoğunlaştırmıştı. 1889 yılındaki Paris Fuarı'nda Hertz'in çalışmalarıyla yakından tanışan Nikola Tesla da bu insanlardan biriydi. Tesla 1893 yılında, yani Guglielmo Marconi'nin buluşundan iki yıl önce, yeterli teknik donanım ve bilimsel birikimle radyo dalgalarıyla iletişim üzerinde yoğunlaştı, fakat bulduklarını haberleşme yerine elektriğin kablosuz aktarımı üzerine yoğunlaştırdı.


1898 yılında New York'taki Madison Square Garden'daki bir süs havuzunda ufak bir botu radyo dalgalarıyla hareket ettirerek bir alıcı ve verici arasındaki iletişimi sağlayan ilk kişi oldu. Yani daha basit bir dille uzaktan kumandayı icat etti ve patentlerine bir yenisini ekledi. "Teleotomaton" adını verdiği bu icat, bütün radyo prensiplerine, uzaktan elektrik hareketine, hatta bir de robota sahipti.


Marconi 1901 yılında "Kablosuz Telegrafi Aparatı"nın patentini aldı, fakat 1943 yılında bir ABD Yüce Mahkemesi kararı, "Marconi'nin patentinin Lodge, Tesla ve Stone'un buluşlarına bir ekleme yapmadığını" söyleyecekti.


Tesla 1899'da Colorado Eyaleti'ndeki Colorado Springs'e taşınarak yüksek voltaj/yüksek frekansla ve kablosuz enerjiyle ilgili araştırmalarına devam etti. Tesla, Dünya'nın kendisini ve atmosferi kullanarak elektriği global olarak taşıyabileceğine inanıyordu. Gerçekten de metrelerce ötedeki lambaları kablo kullanmadan yakabiliyordu. Tesla, buradaki yaklaşık iki yıllık deneylerinin sonunda New York'a Dünya'nın "elektrik titreşimleriyle hayatta olduğuna" ve elektriği sadece yeryüzünü ve gökyüzünü kullanarak aktarabileceğine ikna olmuş bir şekilde döndü.


Kablosuz Global İletişim ve Enerji Sistemi


1901 yılında New York'ta kariyerindeki en büyük başarısızlık olacak olan Wardenclyffe Kulesi projesine başladı. Tesla'nın amacı, New York'taki kuleden İngiltere'ye ve Atlantik Okyanusu'ndaki gemilere telgraf mesajları, ses, hatta görsel ve elektrik iletmekti. Yükseklikleri 90 ila 180 metre arasında değişen kuleler inşa edilmesini öngören proje, başarılı olduğu takdirde bölgeyi dünyanın iletişim merkezi yapacaktı. Tesla, tam anlamıyla olmasa da ünlü iş adamı J.P. Morgan'ı projeyi desteklemeye ikna etti. Fakat masrafın sürekli artması, Marconi'nin telegraf mesajlarını çok daha ucuza iletebilmesi (J. P. Morgan projenin en çok bu kısmıyla ilgileniyordu) ve Tesla'nın zaman içinde güvenilirliğini yitirmesi sebebiyle (uzun süre Colorado Springs'te uzaydan bir radyo mesajı aldığını iddia etmişti) proje terk edildi. Tesla, internetin ilkel bir versiyonu sayılabilecek ve "tamamlandığı takdirde dünyayı yüzyıl ileriye taşıyacak" projesini gerçekleştirebileceğinden emindi, fakat onun yerine Wardenclyffe Kulesi'nin sökülüp, elde edilen hurdanın borçlarını kapatmak için kullanılmasını izlemek zorunda kaldı.


Enerji Silahı veya "Ölüm Işını"


Tesla'nın son büyük projesi ise askeri amaçlar için kullanılabilecek oldukça güçlü ve uzun mesafeli bir silah oldu. Nikola Tesla, yoğunlaştırılmış ve sıkıştırılmış bir elektrik ışınını çok uzaklardaki hedeflere yöneltebilecek bir elektrik silahı olarak özetlenebilecek silahını 1934'te kamuoyuna açıkladı. Projesinin tamamlanmak üzere olduğunu, sadece birkaç detayın deney aşamasında kaldığını ve bu savunma silahının dünya barışına olanak tanıyabileceğini savunan Tesla'ya göre bu silah 300 kilometre mesafeden orduları durdurabilecek, uçaklar böylece bir silah olmaktan çıkacak ve ülkelerin sınırları askeri yöntemlerle aşılamayacaktı. Bu buluşun anlatıldığı 1934 tarihli
New York Herald Tribunegazetesi kendisinden, "Tesla'nın buluşları onun 'elektrik çağının babası' sıfatını Edison'dan, Steinmetz'den veya herhangi bir kişiden daha çok hak ettiğini kanıtlıyor. Buluşunu yaptığı 700 patenti bulunuyor ve bunlardan birkaç tanesi bile bir çağı kapatıp yenisini açmaya yetecek nitelikte. Fakat artık tekrar tekrar çılgın damgası yemekten kurtulamıyor, " şeklinde bahsediliyor.

Tesla bu silah önerisini mektupla birçok ülkeye sundu. Bu ülkelerden biri olan SSCB buluşla bir noktaya kadar ilgilense de Tesla çalışmalarını tamamlayacak desteği hiç bulamadı ve silah üretilmedi.


Tesla 7 Ocak 1943'te, bir süredir yalnız yaşadığı New Yorker Hotel'deki odasında öldüğünde 87 yaşındaydı. Arkasında bugün hâlâ geçerliliğini koruyan icatlar, sistemler ve prensipler bıraktı. Örneğin bu yazıyı okuduğunuz ekran, enerjisini, temelini Tesla'nın oluşturduğu modern elektrik üretim ve dağıtım sistemlerinden alıyor. Yüzlerce buluşuyla 20. Yüzyıla yön veren bu büyük mucitin adı, ölümünden 17 yıl sonra 1960 yılında Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) "
tesla" olarak magnetik akı yoğunluğu birimine verildi.

nationalgeographic.com.tr/makale/kesfet/. . .
Eylül 2016

Abdullah Gürel @karahandem

Bir Kitap Tavsiyesi:Ben Kimim Howard Falco

Öyle kitap tavsiye ettim diye anlaşılmasın çok kitap okuyan diye bu kitap hoşuma gitti paylaşmak istedim kitabın ön sayfadaki söylediği çok iyiydi:
"Önce kendinizi tanıyın, başkaları sırasını beklesin. "
9457
Mart 2017

Abdullah Gürel @karahandem

Mart 2017

Abdullah Gürel @karahandem

Uzun Süredir Sonra Gelen Yazım:İftarlık Gazoz

İFTARLIK GAZOZ

2010

Öncelikle bu yazı yazmama vesile olan iftarlık gazoz filmi emekçilerine teşekkür ederim.

Ulan ne zamandır bir film izlemiyorum. Hadi dur dedim ilk başına baktığım sonrasında izlemediğim İftarlık Gazoz filmini izlemek istedim. 35. Dakikadan sonra sıkıldığım burada dursun sonra devam ederim dediğim sonra bitirmeden olmaz devam dediğim bir film oldu aslında iftarlık gazoz filmin yönetmen ve senaristi olan Yüksel Aksu ya teşekkürü bir borç bilirim.

Filmin başlangıcı bir hapishane de başlayıp, sonrasında bir gazozcunun(Efsane isim Cem Yılmaz) okul önünde gazoz diye bağırması ve teneffüste öğrencilerin gazoz içmeye gitmesi ile devam etmektedir. Dizide o gün okulların son günü karneler veriliyor ve Muğla nın o güzel köylerinden birinde okullar tatil olması ve ailelerin bir çoğu tütün tarlasında amelelik yapan çocuklarının o gün karnelerini anne ve babalarına göstermesi ile yaz tatili başlıyor. Dizideki oyuncular o kadar güzel egeli gibi davranıyor ki o içtenliği hissetmemek elde değil Türk sinemasında çok sağlam filmleri her zaman göremediğimiz çok masraflı olmasa da senaryosu çok sağlam olan bir ege filmi aslında, insanlığa ders veren bir Türkiye geçmiş hikayesi...

Bu dizide yok yok herşey den biraz ve fazlaca var.Dizide birini tanıyoruz Hasan Abi devrimci kendisi tütün tarlasının sahibinin oğlu okumuş biri babasına göre anarşist kendisine o kendini devrimci olarak tanımlıyor.Filmin efsane oyunculuk sergileyen çocuk ismine Adem e idol olma yolunda emekçinin yanında bir devrimci.

Diğer bir kişilik Cibar Kemal namı diyar Cmylmz kendisi orta yaşlı bir gazozcuyu canlandırıyor. Yaz tatilinde sahilde Adem i görüp babasından dükkanına çırak olarak istiyor sonrası zaten Adem ile Kemal ustasının civarında egenin eşsiz bir köyünde geçip gidiyor.

Filmde eşsiz oyuncu kadrosu arasında geleceğin efsanesi Adem e gelelim kendisi zaten oyunculuğu ile baş göstermiş bir kahramanımız Adem 70 lerde okul döneminde okulunu ihtarname ile bitiren bir çocuktur o zamanın yaz olması ve ramazan ayının yaza denk gelmesi ile bir yaz dönemi ve Adem in bir günü oruç ile geçirmesi anlatılıyor.Film de aşk meselesi var mı diyenlere spoiller vermemek lazım izleyin görürsünüz.

Dipnotlar
1. Okulun son günü okul müdürünün Atatürk için öğrencilere söylediği akıllarda kalıcı.
2. Emekçileri savunan bir devrim filmi ve belgesel tadında bir film.
3.Senaryoyu yazan adamın ellerinden öpmek lazım.
4. Türkiye yi çok iyi anlatan bir film. 7 bölgemizden Ege bölgesi güzel bir örnek.
5. Yönetmenizin uzun metrajlı 3. Filmi
6. Cem yılmaz ı komedi dışında gördüğümüz 3. Film diyebiliriz.
7.Kendi çapında bir efsane olabilecek bir film
8. Daha fazlası gelir ise sizlerde ekleyin ben de yoruma belirticem
9.Bakalım bu filme göre 2. Bir yazı gelebilir.



tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ftarl%C4%B1...

2010
Daha fazla

1070 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Buluşma

1057 Kullanıcı   1 Soru   2 Yanıt

inploiders

364 Kullanıcı   97 Soru   413 Yanıt

inploid Moderasyonu

31 Kullanıcı   9 Soru   23 Yanıt

İletişim (inploid)

141 Kullanıcı   14 Soru   46 Yanıt

Gerilbildirim Ve Öneriler

61 Kullanıcı   3 Soru   17 Yanıt

Kullanıcılar

12 Kullanıcı   2 Soru   7 Yanıt

inploid Hataları

21 Kullanıcı   6 Soru   10 Yanıt

Serkan Köse

27 Kullanıcı   1 Soru   8 Yanıt

Ağlar

3 Kullanıcı   0 Soru   4 Yanıt

Sıkça Sorulan Sorular

56 Kullanıcı   17 Soru   68 Yanıt

inploid Ağları

105 Kullanıcı   21 Soru   88 Yanıt

inploid Geribildirimleri

52 Kullanıcı   55 Soru   129 Yanıt

inploid Duyuruları

28 Kullanıcı   2 Soru   8 Yanıt

Yenilikler

11 Kullanıcı   7 Soru   14 Yanıt

İnploid Buluşmaları

11 Kullanıcı   2 Soru   3 Yanıt

inploid Blog

21 Kullanıcı   7 Soru   16 Yanıt