Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kadın Hakları

Kadın hakları, kadınların erkeklere eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tamamına verilen isim. Kadın hakları kavramı özellikle 19 yy'da büyük önem kazandı. Dünya genelinde çok çeşitli kurum ve kuruluşlar kadınların karşılaştığı sorunların ve ayrımcılıkların giderilmesi için çalışmalar yapıyor. Kadınların başlıca problemleri ise şunlar: İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık. Dünya çapında kadınların eğitim - öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılması. Bir çok devletin hukuki düzenlemelerinde kadın erkek ayrımı yapılması ve bilhassa miras hukuku ve medeni hukuk düzenlemelerinde kadınlara negatif ayrımcılık uygulanması. Dünyada birçok bölgede, kadınların eş seçme, evlilik, boşanma ve diğer temel medeni haklarının tanınmaması. Kadınlara yönelik fiziki şiddet ve psikolojik baskının en çağdaş ülkelerde bile tam anlamıyla kırılamamış olması.

Şubat 2015

Artpro, bir soruya yanıt verdi.

Kadınların bedensel bütünlüğüne uygulanan şiddetin günlük hayatta kullanılan dille yaygınlaştığını düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bu şiddet dilinde kullanılan kelimelere/deyişlere nasıl örnekler verebilirsiniz?

Buradan başka bir ülkede ''bulaşığı da makine yıkayacaksa ben niye evlendim'' diyebilen bir yaratık var mıdır? Şimdi bu yaratık kafatasının içinde yüzen süngerin içindeki 3-5 nöronuda temel ihtiyaçlarına kullanırken günlük dilden etkilenmesi demek ağzından çıkanı kulağı duyabiliyor anlamına geliyor ki bu bile çok zor.

Burada aklıma gelen (klasik ama) bu kişileri de yetiştirenin bir kadın olduğu. Muhtemelen kocasından aynı şekilde değer görmüş muhtemelen de şiddet görmüş. Hatta çocuklarının yanında.
Şiddet bir tohumdur. Sabırla bekler ne kadar bastırırsan o kadar da hızlı büyür. Kelimeler sadece fikir ve zikir arasındaki bağlantıdır.
Şubat 2015

Hakan Özerdem  yeni bir  gönderide  bulundu.

Yüzleşebiliyorsan, bunlarla da yüzleş...

Alev...
Boğularak öldürüldü. Hakim, çantasında bulunan doğum kontrol hapını ve vücudunda piercing olmasını tahrik unsuru saydı. Öldüren kocasına cezada indirim yapıldı.
Arzu...
Eşi izlediği porno filmdeki oyuncuya benzetti, öldürüverdi. Üstüne cezasında ağır tahrik indirimi aldı.

Medine...
Dedesi ve babası diri diri toprağa gömdü. Gerekçeleri; erkeklerle çok gezmesiydi. Gömülürken bilinci açıktı.
Melek...
Hamileydi, dayak yiyordu. Bebeğini sokak köşesinde doğuruverdi. Ardından evin tuvaletine zincirlediler. Bulduklarında kurtlanmış vücudu 30 kilo geliyordu.
Bu saydıklarım senaryo değil, gerçek olaylar. Şimdi biraz devam edelim...
Hani tecavüze idam cezası gelsin diyorsunuz ya; size bu cezayı uygulayan ülkeleri söyleyeyim.
İran, Sudan, Afganistan...
Şimdi bir daha düşünün, oralar çağ mı atlamış?
İnsan haklarının esamesinin okunmadığı bir sistemde şiddet her daim prim yapar. Bunu da sadece eğitim çözer. Anlık çözümleri olmaz bu tür sorunların.
Gel bir de kadının sistemde yerine bakalım;
Türkiye'de müsteşar kadın sayısı 1. Oran demiyorum, %1 değil. Bildiğin 1. (Yazıyla BİR)
Kadın Vali sayısı 1. Bu da oran değil, yazıyla BİR.
Kadın İl Milli Eğitim Müdürü sayısı 2.
Kadın İlçe Eğitim Müdürü sayısı 5.
Üst düzey memuriyette kadının yer bulabildiği oran %9.27.
8 milyon kadın çalışıyor. Kayıt dışı çalışan kadın sayısı ise 4 milyon. 1/3 oranı tarım sektöründe. %80'lik kısmı ücretsiz aile işçisi olarak değerlendiriliyor.
Okuma yazma oranında bir detaya dikkat çekmek gerek. Okuma yazma bilmeyen her 5 kişiden 4 kişisi kadın.
"Cadıyı yakın" diye anıran ortaçağ köylüsü gibi idam mastürbasyonun hiç bir işe yaramayacak.
Çocuğuna "kız gibi ağlama" diyeni, gelininin bekaretini sorgulayan aileyi, "tecavüz kaçınılmazsa zevk alacan" sözüne güleni, ve bu tür ayrımcı davranışları yapan herkesi karşına alıp, durdurabiliyor musun? Bir tanesini durduranınız bile azdır. Hatta aranızda bu verdiğim üç örneği canlı canlı yaşayıp, rahatsız bile olmayanlar var eminim.
Hadi yüzleşebiliyorsan, bunlarla yüzleş.
Ekim 2014

Şaman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Alın size feminizm. Norveç'te 1997'den sonra doğan kadınlar için askerlik mecburi hale getirildi.

Dünyanın kadın askerleri

description
Mart 2014

Gonca Köse, bir soruya yanıt verdi.

Kürtaj yasaklanırsa ne olur?

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki parmağa kan gitmiyorusa keser atarız zihniyeti mevcut... Neden kanın gitmesi için çare aramıyoruz?

Kürtaj yasağı getirmek yerine aile planlamasına gidelim? Aile hekimliği adı altında sağlık hizmeti veren ekip ailelere gerekli aile danışmanlığını sağlasa, ücretsiz bir şekilde doğum kontrol malzemelerini verse de bu şekilde önlesek olmaz mı diye düşünüyorum. Tabi ki olur. Zamanında ücretsiz dağıtılan prezervatiflere, akşam belli saatden sonra yayınlanan o prezervatif reklamlarına ne oldu? Ama burada asıl amaç plansız gebeliklerin engellenmesi değil, çünkü Başbakan zaten mümkün olduğunca doğurun hatta en az 3 çocuğunuz olsun diyor. Buradaki amaç, evlilik dışı meydana gelen gebelikleri engellemek ve özel hayatı fişlemektir. Kimin kimle beraber olacağına dair biz karar veririz demektir.

Zaten danışmanlık veriliyor diye muhalefet olacak arkadaşlara; 2014 yılında hala prezervatifi suyla yutup mide ameliyatı geçiren vakayı örnek vermek isterim.
Mart 2014

Zeki, bir soruya yanıt verdi.

Kürtaj yasaklanırsa ne olur?

Son durum ne yasaklandı mı komple ?
Mart 2014

Gonca Köse  yeni bir  gönderide  bulundu.

Feminizm Hakkında Bilgiler

Feminizm kadınların erkeklere düşman oldukları bir görüş olarak bilinir. Ancak feminizm, kadın-erkek ayrımcılığına karşı çıkarak, cinsiyetler arasında ekonomik, siyasal ve toplumsal eşitliği savunan görüştür. Eşitliği savunmak temel amaçtır.

Erkekler tarafından kadının bir birey olarak görülmemesi, yüzyıllar boyunca kadınların bir mal gibi alınıp satılmasına bazen de yalnızca zevkleri tatmin etmek ve çocuk doğurmak amacıyla kullanmasına karşı bir çaba koyan en önemli akımların başında gelmektedir. Feminist teori toplumsal cinsiyet eşitsizliğin üzerinde çalışır, bu konuya odaklanmıştır. Kadının toplumdaki konumunun daha da iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapar.

Toplumumuzun kadın erkek eşitliğine bakış açısı;


Bilinen en ünlü feminizm grubu 'FEMEN' 'dir. 2008 yılında Anna Hutsol tarafından kurulmuştur. Aynı bizim ülkemiz gibi erkeğin hakim olduğu Ukrayna'da buna tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu grup dile getirmek istedikleri düşünceleri ilgi çekebilmek için üstleri çıplak bir şekilde eylem yapıyorlar.

Doğru veya yanlış olması herkesin görüşüne bağlıdır. Söz konusu olan çıplaklık değil, gerçekleştirilmesi gereken ve zaten sahip olduğumuz hakları cinsel kimliğimiz yüzünden alamamamız sonucu, bunu almanın yolunun yine cinsel kimliğin kullanılarak yapılması... Yani kabaca sahip olunan memeler toplumda kadının arka plana atılmasına neden olursa, ortaya çıktığında neler olabileceğini göstermek... Sonuç olarak bu grup sayesinde Ukrayna imajını geliştirmiş, kadınlarına yeni ve daha iyi fırsatlar tanımıştır.

Femen, “kadının cinsel üstünlüğünü saldırganlığa dönüştürmeyi ve bu nedenle ‘sadece çıplak göğüslerle’ bir savaş başlatmayı” savunuyor.

2140


Femen üyeleri sadece kendi ülkelerindeki kadınların hakları için dünya çapında tüm kadınlar için çalışıyor. Bizim ülkemizdeki kadınlarında aynı haksızlığa ve eşitsizliğe uğradığı düşünen Femen üyeleri 8 mart dünya kadınlar gününde İstanbul, Sultanahmet'te eylem yapmış ve eylemciler polis müdahalesi ile karşılaşmış ve göz altına alınıp sınır dışı edilmiştir.

2140

' Feminizm; cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve zulmü bitirmeye yönelik bir harekettir. '
Mart 2014

Goul Chakir Katsapoulos  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dünya Kadınlar Günü

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür.


1042
İnsan hakları
temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.



8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı.
26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin (solda) Rosa Luxemburg ile.
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zamanilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.
Mart 2014

Gonca Köse  yeni bir  gönderide  bulundu.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun!

Senede bir gün de olsa kadınların anıldığı, saygı duyulduğu bir gün olması güzel ve özel oluyor. Bütün kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun ve tüm kadınlar için daha saygılı, daha çağdaş, daha özgür ve hür yılların başlangıcı olsun...

Kadınların gününün acı bir öyküsü var. ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamasıyla, klasik senaryo polis müdahalesi ile ile karşı karşı kalıyor. Bu müdahalede fabrikaya kitlenen işçilerin çıkan yangından kaçamaması sonucu can vermesiyle sonuçlanıyor. 129 kadın işçi orada hayatını kaybediyor. Bu ölen işçilerin anısına her yıl dünya da kadınlar günü kutlanıyor. Ülkemizde 1921 yılından beri Kadınlar günü kutlanıyor.


Kadınlar doğduğu günden itibaren üstlendikleri kimlikleri ile toplumda hep kendini ispatlamaya çalışan, emek veren, anne olan, hizmet veren konumundadır. Ne kadar eğitimli ve bilinçli olursa olsun hizmet veren kimliği değişmemektedir. Erkekler her zaman söz sahibi olmayı ve hizmet alan olmayı doğuştan hak eden cinsler olmuştur. Eşitlik her canlı için geçerlidir.

Ülkemiz her rengi barındıran bir ülke, sadece bulunduğumuz konumun rengini bilip diğerlerine duyarsız kalmamalıyız. Hayatının hiç bir evresinde karar sahibi olamayan kadınlar toplumda statü kazanabilmek için ya eğitimini, ya cinselliğini ya da doğurganı kullanmaktadır. Benim kaanatim bütün kadınların bilinçli ve eğitimli olarak toplumda var olmasıdır. Toplumun en asalak kadınları cinselliğini ve doğurganlığı kullanarak bir konum kazanmaya çalışan kadınlardır. En asalakları ise hiç bir çaba sarf etmeden erkek egemenliği altına girip rahat hayat yaşamak isteyenlerdir...

6060


Kadınlar Günü denilince akıla ülkemizde hep şiddet mağduru kadınları simgelen ünlülerin verdiği pozlar geliyor. Gözü morarmış, dudağı patlamış... Ama bence ülkemizde şiddet sadece bedensel değil. Psikolojik şiddet hemen hemen bir çok kadının yaşadığı ama belli etmemek için elinden geleni yaptığı şiddetin en başında geliyor. Bir kadın kendinin farkında olmalı, ne kadar güçlü olduğunu ve bir birey olarak kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğini bilmelidir. Şiddetin hiç bir türlüsüne susmamalıdır.

Bunu değiştirmek bizim elimizdedir. Kadının hangi işte çalışacağına, kaç çocuk doğuracağına, istemediği çocuğu tecavüz ürünü de olsa dünyaya getireceğine, en az 3 çocuk yapacağına kimsenin karışma hakkı yok. Buna karıştırmamakta bizim elimizde...

Tekrar herkesin Dünya Kadınlar Günü Kutlu ve Mutlu olsun!
Şubat 2014

Serkan Kiose  yeni bir  gönderide  bulundu.

Şubat 2014

Seda Kahraman  yeni bir  gönderide  bulundu.

Feminizm

Feminizmin biyolojik bir dişilik kavramı ile alakası yoktur. Feministler kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıkların bir eşitsizlik nedeni olamayacağını savunur. Kadınların da en az erkekler kadar hareket ve seçme özgürlüğü olması gerektiğini savunan ve bu doğrultuda siyaset yapan feministler bunu "erkekleşmek" adına değil, en doğal insan haklarını yaşama geçirebilmek adına yaparlar. Feministlerin "erkekleşmiş" olduğu iddiası, en temel insan haklarını sadece erkek cinsinin hakları olarak gören ve bu hakları ancak erkeklerin icra etme hakkı olduğuna inanan ataerkil düşüncenin sonucu oluşmuş bir iddiadır.

Lezbiyenlik bir cinsel yönelim meselesidir. Nasıl ki her işçi sosyalist değil, her sosyalist de işçi değilse, feministlerin hepsi lezbiyen değil, lezbiyenlerin hepsi de feminist değildir. Bir ideoloji olarak feminizm ile bir cinsel yönelim olarak lezbiyenlik arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Bütün insanlar gibi lezbiyenler, geyler, biseksüeller, travestiler, transeksüeller, aseksüeller de politik bir konumlanış olarak feminist olmayı seçebilirler ya da reddedebilirler. Feminizm ve lezbiyenlik arasında kurulan bağlantının ortak noktası, her ikisinin de "erkek egosuna ve iktidarına" tehdit olarak görülmesindendir.
Şubat 2014

Ayhan Şimşek  yeni bir  gönderide  bulundu.

Diplomalı Simitçiden Ahlak Dersi

İmza Kampanyası: change.org/tr/kampanyalar/ibb-ba%C5%9Fk...

7263
Adım Elif Ayça Seren Ural. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden 16 yıl önce mezun oldum. Mesleğin tarafsız ve etik kurallara uyarak yapılamayacağını anlamamla kızımın doğması aynı ana rastlar: 2000. Böylece önümde uzanan iki seçeneği gözden geçirdim. Ya olan biten adaletsizliklere kayıtsız kalacak ve kazandığım paradan ötesini görmeyecektim ya da mesleği terk edecektim. Çünkü kalıp savaşmak diye bir ihtimal ne dün mevcuttu, ne de bugün. Dolayısıyla haber yap(a) mamanın dayanılmaz çelişkisini başkalarına bırakmaya karar verdim.

Yine de kalem beni bırakmadı ve babamın ölümünün ardından peş peşe üç romanım basıldı. Şubat 2003 Pogo, Mayıs 2004 Lirik Soğan ve Haziran 2005 Başlama Vuruşu. Yazdıklarımla birkaç sadık okuyucu edindiğimi sanıyorum. Son romanımı takiben oğlumun doğumu ve annemin ölümüyle bir sessizlik çağına girdim. Ve maalesef kalemle bağım tam manasıyla kopmasa da zayıfladı.
Ancak hayat kaçınılmaz olarak sürdüğünden ben de çocuklarım için devam etmek zorundaydım. Mesai+emir+asgarimaaş+azami performans kocamın pek kabullenebildiği bir formül olmadı hiçbir zaman. Bu nedenle geceleri çay satmaya başladı bisikletiyle. İşte Şişli Meydanı’ndaki boş simit tezgahı da 5. Yılını devirirken çıktı karşısına. Sahibi Kartal’da oturuyormuş, onca yolu her gün tepmekten bıkmış. Uğur’a sen hep buralardasın, yapabilirsin dediklerinde bana sordu sen yapar mısın diye. Evet dedim. Evet, yaparım. Sokağa çıkmanın çalışmaktan başka yolu yoktu çünkü. 20 Aralık 2010’du.

7263

Ben bu yazıyı yazarken takvim 12 Şubat 2014’ü gösteriyor. İyi kötü 3,5 yılı devirdim. Yeniden yazmaya başladım. Evime ekmek götürebiliyorum. Lise çağında lisanslı yüzücü kızım, ilkokul üçte lisanslı jimnastikçi oğlum, kocam ve ben kendi dünyamızı kurduk.

Gelin görün ki sistem, nam-ı diğer “prosedür” bu basit (aslında oldukça zor) meslekte de yakamı bırakmadı. Detayların bir önemi yok. Yalın netice şu ki, kadınsan, muhafazakar kesimden değilsen, referansın yoksa (dayının, tanıdığın, torpilin adı olmuş referans!) belediye sınırlarında barınamazsın! 31 Ekim 2013’ten itibaren defalarca verilen dilekçeler, sözlü beyanlar, olumlu sonuç vereceğini sandığım tüm görüşmeler hiyerarşinin anlamsız duvarına toslayınca 6 Şubat 2014 Perşembe günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri simit tezgahıma el koydu. Kendilerine verilen emrin ötesine geçerek, zor kullanarak, beni minibüste alıkoyarak, kişilik haklarıma saldırarak, üniversite diplomamla dalga geçerek.

Cuma günü zabıta memurları hakkında şikayetçi olmamam telkin edilerek tezgahımı geri alabildim. Haklarımı saklı tuttuğumu amire beyan ettim ve 10 Şubat pazartesi doğal olarak sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundum. Şimdilik tezgahımın başındayım. Tezgahın işgaliyesi artık fiili olarak bir ilişiği kalmamış Kartal’daki arkadaş üzerinden yenilendi ama ben tedirginim. Bu hukuksuzluğu dayatan “yetkililer”in yarın bu işgaliye senin üzerine değil, sen çalıştıramazsın diyerek beni tekrar kaldırmayacaklarının bir garantisi yok.

Bana yapılanlar ülkede işlerin nasıl yürüdüğüne açık bir örnek. Rahat koltuklarında oturan bir takım adamların insanların ekmeğiyle ne kadar kolay oynadığına bizzat yaşayarak şahit oldum. Başıma gelenleri paylaşmak benim için vicdan borcudur. Yetkililerin istediği kapılarda bekletmek, hatta mümkünse yalvartmaktır. Onların arzuladığı gibi davranmayacağımı net bir biçimde belli etmemden rahatsızlık duydukları da aşikardır.

EKMEK HERŞEYDİR. AÇ BIRAKARAK, AVUÇ AÇTIRMAYA ÇALIŞMAKSA ALÇAKLIKTIR. BU ALÇAKLIĞI KABUL ETMİYORUM.

KAMUOYUNA SAYGILARIMLA BİLDİRİM.

Elif Ayça Seren Ural

Blog Adresi: elifaycaserenural.blogspot.com.tr/2014/...

Başlatmış Olduğu İmza Kampanyası Linki: change.org/tr/kampanyalar/ibb-ba%C5%9Fk...

Yaşadıklarının Anlatıldığı Haber Linki: birgun.net/haber/gazetecilik-degil-simi... .
Ekim 2013

Devrim Güren, bir soruya yanıt verdi.

FEMEN'in Türkiye örgütlenmesi kuruldu, düşünceleriniz neler?

İlginc Adam (@ilgincadam) ın dedikleri çok doğru. Ayrıca FEMEN'in çıplak gösterileriyle gözleri üzerine çektiğini biliyoruz. Fakat bu tip eylemler Türkiye toplumu için çok ekstrem. Hem eylemi yapanlar hem de yapılanlar açısından. Nitekim FEMEN Türkiye'nin Tweettir hesabında hemen olumsuz, saldırgan, sapıkça tweet'ler atılmış. Bu toplumda bu tip bir örgütlenme aktif bir eylem planı hazırlayamaz. Bu nedenle etkisiz bir örgütlenme olacaktır.

10 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.