Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kitaplar

Edebiyat

Kitap, bir kenarından birleştirilerek dışına kapak takılmış yani ciltlenmiş, (kâğıt, parşömen vb. malzemeden üretilmiş) üzeri baskılı sayfaların toplamıdır.

Ağustos 2014

Rasih Uğur Uyanık @mimarankara

Öğrencilerle Söyleşiler, Louis İ. Kahn

857

Kitabı okurken çok dikkatimi çeken 3. Bölümden (tasarım mevcudiyete yönelen bicimdir. ) yaptığım alıntılar. ...
sayfa 50 ... Bir komite değil, bir kişi, o binayı var etmek üzere oradadır ... toplumdan neticede başka bir şey elde edemezsiniz.
sayfa 55 ... Mimarlığın aslında var olmadığını söyleyen mimarlığın ruhudur. Mimarlığın ruhu böyle der. Ne üslup ne de yöntem tanır. Her şeye hazırdır. Dolayısıyla kişinin de mimarlığa bir şey, bir adak sunacak tevazuyu geliştirmesi gerekir. Bir mimar, Partheon'un, Pantheon'un ait olduğu bir Rönesans' ın yüce lyceum'larının ait olduğu bir mimarlık hazinesinin parçasıdır. Bütün bunlar mimarlığa aittir ve onu zenginleştirir, yani bunların hepsi birer adaktır.
Sayfa 57
... varsayalım ki muazzam bir geçit veya galerisi var, bu galeride yürüyorsunuz; ve guzel sanatlara ilgili okullar, tarih olsun, heykel, mimarlık veya resim olsun, hepsi bu galeriye bağlanıyor; ve tüm bu sınıflarda
çalışan insanlar görüyorsunuz. Galeri, sizde her daim, insanların çalışmakta oldugu bir yerden geciyormuşsunuz hissi uyandıracak şekilde tasarlanmış.
meseleye bir de şöyle bakalım; bir avlu var diyelim, bu avluya giriyorsunuz. Etrafta binalar görüyorsunuz; birine resim denmiş, diğerine heykel bir diğerine mimarlık, ötekine ise tarih. Birinde sınıflara değip geçiyorsunuz. Diğerinde ise istediğiniz sınıfa girebiliyorsunuz. Şimdi, size hangisinin daha iyi olduğunu sormadan, ki bu çok haksız bir soru olurdu, benim için hangisinin iyi olduğunu söyleyeyim. Bence ikincisi kat kat daha iyi. İçinden geçtiğiniz salonlarda geçişme yoluyla bir şeyler özümsersiniz, bir şeyler görürsünüz. Hiç gitmeseniz bile, eğer oraya gitme imkanınız varsa, bu düzenlemeden daha fazla şey kazanırsınız. İlişkilendirme hissinin doğrudan değil dolaylı bir tarafı vardır; dolaylı ilişkilendirme daha uzun ömürlüdür ve sevgi bağı kurar.
Dolayısıyla cevap avlu. Avlu fiziksel olduğu kadar zihinsel bir buluşma yeridir. Yağmurda bile geçseniz, avluyla ruhen fiili ilişkiden çok daha güçlü bir ilişki kurmuş olursunuz. İşte,
soruyu sordum, hem de cevabını verdim, değil mi? Bildiğim en iyi sınav yöntemi. ( işte mimarlık öğrencilerine şahit ettirilmesi gereken proje üretim eylemi, biraz önceki cümlelerin hayal ettirdiği, üzerinde eskizlerin, yarıboş kahve fincanlarının olduğu toplantı masasıdır.)
Sayfa 63 ... insan inziva çekilip çalışabilir, fakat bence aklınıza bir fikir geldiğinde eğer gerçekten iyi birisiniz o fikri paylasmadan edemezsiniz. Fikri hemen paylaşmak istersiniz, saklamak istemezsiniz. Bu bir bakıma bizim doğamızda vardir. Fikri çalmış olsanız, hayatınızın sonuna kadar sizden nefret edilir, ama aklında olan fikri paylaşmak herkese olan bir dürtüdür. Elinizden başka türlüsü gelmez. Fikir paylaşımının başka bir anlamı vardır. O da şu: geçerli olup olmadığını anlarsınız. Fikrinin geçerliliğinin sezgisel kuvvetli biri tarafından onaylanması bir milyon kişinin onayını almak gibidir.
Sayfa 65 ... Her binanın kutsal bir mekanı olması gerektiğini düşünüyorum. Kutsal mekan dediğim şeyin ne olduğunu, Fort Wayne, İndiana'da tasarladığım bir tiyatro binasında keşfettim. Buprojeyle çok uğraştım; tiyatrolar hakkında fazla bir şey bilmiyordum. Soyunma odaları olması gerektiğini biliyordum, ama soyunma odalarıyla ilgili her şeyi öğrenmek zorunda kalırsam problemi çözemeyeceğimi biliyordum, çünkü işin ruhuna vakıf değildim. Soyuna odalarının sayısını umursamayacağım noktaya gelmem gerekiyordu. Ben sadece yerlerini biliyordum; buraya veya şuraya yerleştirebilirsin diyeceklerdir size; olur da yer artarsa birkaç soyunma odası daha ekleyeveririz. Ancak tüm bu tasarımlar, tiyatrolara çoğu zaman eksik halde sunulan planlar etrafında oluşturuluyor, çünkü size bu veya şu niteliğin ruhunu anlatabilecek lider vasıflı bir kimse yok. Tiyatro adı verilen mekanlar dünyasını gerçekleştirmenin yolu bence bu ruhu arayıp bulmaktan geçiyor. Sizi bir sürü ayrıntıyla yormak yerine sonucu anlatayım. Burada kutsal mekan oyuncunun mekanıdır, yani soyunma odaları, prova odası. Soyunma odasının sahneye bakan bir locası var. Burayla sahne arasında bir bağlantı var yani. Her şeyi bir araya getirdiğim anda burası bir kutsal mekan haline geldi ve ihtiyaç fazlası bir mekan olmaktan çıktı.
bu gerçek bir binaydı. Fikri bulmak gerçekten çok önemliydi. Tiyatronun kendi kutsal benliğini bulduk ve tiyatro tümüyle hayat buldu. Dürüst bir mekandı, bir davetti.

Yazıda bahsedilen bina ilgili birkaç görsel...

857

857

flickr.com/photos/museumtour08/sets/721...

Bir de ufak bir reklam yapayım.

yemkitabevi.com/kitap/ogrencilerle-soyl... .
Ekim 2014

Cem Turan @cemturan

OKUMAK: NADİDE BAHÇELER TEPELERDE OLUR

Bir film ancak görselleşebilen öğeleri içerir, izleyicinin hayal gücü dinlendirilir. Oysa bir kitap görselleştirmeyi okuyucunun beynine bırakır. Görebilmek dışındaki bütün duyularınıza hitap eder. Bir kitap içeriğini filminden izlemek, sahilde suyun tadına bakıp "yemeğin tuzunu fazla kaçırmışlar" demek kadar aslıyla alakadar fikir verir dinleyiciye. Asıl konu kitapta kalmıştır, çünkü. Kitap başka bir şeydir. Kağıt başka hiçbir şeye yakışmaz, yazıyla yakıştığı kadar. Kokusu ve hışırtısı bile cezbedicidir, dimağ tutkunu için.

978

Bahaneler türlü türlü, asıl dava; okumak emek ister, onu da herkes vermez. Yeni birşeyleri anlamaya çalışırken beyin, yorulur insan. Vücudumuzun günlük enerji tüketiminin dörtte birini, bu yüzden tek başına beyin yapar.

Çünkü öğrenmek güç ister, gayret ister. Ancak hemen söylemeli; en güzel çiçekler ayak ortası olmayan yerlerde kalır, belki yüksek tepelerin üzerinde. Çıkmayı göze almalı insan eğer muradı Cennet gibi bir manzara görmekse. Hiç gayret gerektirmeseydi, aydınlığın hükmü, değeri olur muydu?

Bir gerçek: Bir kitabı okumak, okumak eyleminin en ilkel halidir aslında. Siz hiç bir insanı okumayı denediniz mi? Ya yerde koşuşturan karıncalara birkaç saat takılıp milimetrik dünyayı okumaya çalıştınız mı? Başınızı göğe kaldırıp, sanki aranızda akit varmış gibi yarın da aynı noktadan doğmasını umduğunuz güneşin, göz yüzünde yay çizerek yerdekilere, işlerini yapmaları için gün diye bir mühlet vermesini hiç düşünüp okudunuz mu?

978

Okumak gerçekten zor görünür insana, eğer niyeti okumaya yoksa. Okuma yolculuğunda bir eşik vardır aslında; o eşikten önceki yeni yetişenler eğer sebat edip, ıkına sıkına okumakta dirayet gösterirlerse, yakınlarda bir gün eşiği geçecek ve artık okumadan yaşayamaz duruma gelecekler elbet. Sorup sorgulamadan, araştırmadan yaşamayı bir tür biyolojik asalaklık olarak kabul edecekler ve başları içindeki yaklaşık 2.2 kilogramlık beyinlerinin diyetini vermeye gönüllü olacaklar.

Okumalı... Ne pahasına olursa olsun. Evde, otobüste, metroda, kırda, denizde, nerede olursa olsun okumalı. Hem kitaptan hem mahlukattan her daim okumalı. İnsan düşünmek için yaratılmış çok özel bir canlı. Okumak ise insan sistemine bilgi giriş yöntemi. Kendinizi kandırmayın, film seyrederek bu bilgiyi beyninize sağlamış olmazsınız. Zafiyetten kurtarmak gerek beyinleri.

Cem TURAN
turancem.blogspot.com
Ekim 2014

Hamide Polat @polathamide

Sevgi (Leo Buscaglia )

Her insan kendine özgü hızla, kendi yol ve yordamıyla, kendi zamanında ve kendi benzersiz benliğine uygun biçimde olgunlaşacaktır. ( Leo Buscaglia-Sevgi )
Aralık 2014

Bahadır Şentürk @bahadirsenturk

KİTAP DÜNYASI

Kitaplar üzerine çok söz söylenir ama yetmez.
Kitaplar bizim hayatımız, zenginliğimiz ve her şeyimizdir.
Korkular, yalnızlıklar, acılar, saçmalıklar, tükenişler, aşklar, ihanetler, hayatlar, ölümler hepsi birer kitaptır çünkü.
Kitaptan kaçış yok.
Kitap okumak kişinin kalıplardan kurtulup kendini geliştirmesi yönünde atacağı ilk adımdır.
Bir 'varoluş' serüvenidir kitaplar.
Okuduğumuz her kitapta düşlerle beslenir, doğanın, içinde bulunduğumuz bu hayatın seslerini duymaya çalışırız. Şuurumuzun genişlediğini fark ettikçe, metnin derinliğine dalarız.
Kitap okumanın zevkini tadarken, dünyayı dışarıdan değil, içeriden, o dünyada yaşayan insanların, kahramanların gözünden görmeye başlarız.
Genel manzarayı her seyredişimizde, karşılaştığımız şeylerin hangi anlamları ve hangi temel düşünceleri olduğunu ve neleri ima ettiğini anlamaya çalışırız.
Kitap sevdası bir başkadır; kişinin kendi ruhunda yanan ateşidir, özlemleridir, sonsuzluğudur. Herkesin söylemek isteyip de söyleyemediklerinin göründüğü bir sır kapısıdır kitaplar. Tanıma ve tanımlama ile anlam kazanan hayatı yitirdiğimizde kitaplar girer devreye.
Her yeni kitap yeni bir şeyi öğretir insana, yeni kapılar, yeni yollar, yeni umutlar, yeni savruluşlar, yeni sancılar görürüz her bir yeni kitapta.
Yakup Kadri'nin "Yaban" isimli kitabında saf bir yazarın dünyasını izlerken, hayatının çoğunu Manisa'da geçirmiş Yusuf Atılgan'ı "Anayurt Oteli"nde son derece düşünceli bulurken kendimizi görürüz her bir kitapta.
Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna"sında çıkarken insanların görünmeyen yüzü,Oğuz Atay'ın"Tutunamayanlar"ında acele ederiz. Geleceği elinden alınan bir adamın geçmişi de elinden alınacak diye korkarız.
Stendhal'in "Kırmızı ve Siyah" isimli kitabında bir manzara resmine gireriz adeta.
Kafka'nın "Dönüşüm"ünde oluruz odaların, ev içlerinin kapalı ve boğucu ortamlarında.
Gerçek şu ki kitaplar ruhun en tesirli araçlarıdır.
Ruhumuza dolanan o sözcükler ruhumuzun en tatlı besin kaynağıdır.
Bu nedenle hikmetin gözü ile yaklaşmalı ve dokunmalıyız her bir kitaba.
İnsan okuduğu kitaba benzer mi bilemem ama okudukça anladım ki, çoğalan soru işaretleriyle doluyor insan. Yalanlarını arındırırken, yeni yalanlar üretmeden yola çıkmanın hazzına varıyor.
Hangi kitaplar cevap verir soru işaretlerimize?
Hangi medeniyetin kütüphaneleri doldurur aç ve susuz kalbimizi?
Bunu başucu kitaplarımıza soracağız belki de.
Çünkü bileceğiz ki kitapsız bir yaşam, Şeytan'ın tarifsiz düşüne salık vermekten başka bir şey değilmiş.
Kitap okuyarak yaşamımıza kattığımız zenginlik bizim kitaplardan ne çıkardığımız değil, sonunda yaşamımızı bile değiştirecek biçimde bizi ortaya çıkarmasıdır.
Bu nedenle kitapların içimizde var olanı görmemize yardım etmesi, kitapların bize "aydınlanma budur" diyecek kadar cesaret vermesinden ileri gelir.
Eğer toplumumuzda etik değerlerin iyileşmesini istiyorsak, o halde siz de hoş geldiniz,Kitap Dünyası'na.
Şubat 2015

Abdullah Gürel @karahandem

Suç Ve Ceza Arka Kapağından...

2010

DOSTOYEVSKİ

(1821-1881) Rus roman yazarı. Çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz arkadaşı ile affedildi. Cezası 4 yıl kürek 4 yıl da adi hapse dönüştürüldü. Bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyovski için 31 Ocak 1881 yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü...

------

SUÇ VE CEZA

Fakir bir genç olan Raskolnikov başarılı olmasına rağmen hukuk fakültesini maddi sebeplerden ötürü yarıda bırakmak zorunda kalmıştır.
Paranın; parayla ne yapılacağını bilmeyen, insanlığa parazit olan aşağılık insanların elinde iken, toplumun gelişmesine büyük katkılar sağlayabileceklerin para sıkıntısı çekmesinin yanlış olduğunu düşünmektedir.

Bu yanlışlığı düzeltmek üzere yaşlı ve zengin olan bir tefeciyi ve görgü tanığı bırakmamak için onun kız kardeşini öldürür. Kimsenin kendisini görmediğini ve geride çok büyük bir olasılıkla hiçbir iz kalmadığını bildiği halde, bazı tesadüflerin sonucunda Raskolnikov müthiş tedirginlik içine düşer. İnsanlığını, masumiyetini yitirmiştir.

Temiz kalpli Sonya ya suçunu itiraf eden Raskolnikov, polise teslim olur ve cezasını çekmek üzere Sibirya ya gider.
Şubat 2015

Turgay Aksoy @turgayaksoy

Kitap Önerisi: Hayat İçin Oyun Planı

ABD' nin gelmiş geçmiş en başarılı basketbol koçlarından biri olarak kabul edilen John Wooden tarafından yazılan, basketbol ve hayata dair bir kitap. Bu kitap, sadece John Wooden' in basketbol anılarını anlatmıyor.
978

Ekip çalışması, motivasyon ve cezalandırma yöntemleri, zaman yönetimi, başarı için doğru çalışmanın önemi gibi, iş hayatında ve gündelik hayatta karşımıza çıkacak konular hakkında, basketbol üzerinden mentörlük yapıyor. Bu öğrenimler sayesinde, doğru rotalar çizip daha iyi hayatlar yaşayan insanların görüşlerinin de yer aldığı kitap mutlaka okunmalı. Kitaptan bir kaç not:

'' Sonuç ne olursa olsun, elinizden gelenin en iyisini yapmışsanız kazanmışsınız demektir ''

'' Aşağılamayla ikaz aynı şey değildir. Birinde hedef kişiyken diğerinde sorundur''

'' Öfke, düş kırıklığı ya da abartılı gurur gibi duygular otokontrolün önüne geçerse, maç tehlikeye girebilir ''

Final Kültür Sanat Yayınları tarafından 2012 yılında basılan kitap 192 sayfa.
Mayıs 2015

epileptikatak.tumblr.com'>Goul Chakir Katsapoulos @kibritcikiz

Gercekten yasiyor musun?

yoksa sadece nefes mi aliyorsun? sana karsi dürüst olacagim. bugüne kadar herkes sana ayni seyi anlatmaya calisti. Ailen, ögretmenlerin, toplum, gazeteler, kitaplar... Sana nasil yasaman gerektigini anlattilar, ne yapman gerektigini ve kim oldugunu. Sen fazla bir sey istemedin aslinda... Mutlu, basarili olmak, sevmek, sevilmek, hayallerini yasamak, kendini degerli hissetmek... Yasadiklarinla, zamanla, ruhun ve zihnin karisti. Artik sana anlatilanlara da ruhun doydu. ben de cok slklLdlm. Mutluluk icin, basari icin, kendim olmak icin bana surekli vaatlerde bulunan kitaplardan, seminerlerden, kurallardan ve ogretilerden... yillarca yol aldim, ordan oraya sürüklendim. Sonunda cümleleri topladim. Ve sayfalara tasidim. İnsanlara karistim, gözlerine baktim, yüreklerinde yer buldum. Sorum ayniydi, "gercekten yasiyor musun? Yoksa sadece nefes mi aliyorsun? aret vartanyan - gercekten yasiyor musun?
Haziran 2015

Seyda Kartal @seydakrtll

DÖNÜŞEN KİTAP

978

Kulağa harika geliyor değil mi?
Arjantin’de çocuk kitapları basan yayınevi Pequeno Editor “TreeBookTree” isimli yeni kitabını özel bir şekilde basmış. Doğaya zarar vermeyen mürekkep ve yapıştırıcı kullanılan kitaba mavi tropikal ağaç tohumları yerleştirilmiştir.

978

978

Bu projeyle ağaçtan kağıt elde etme süreci tersine çevrilmiş, gerçek bir kitaba dokunma hissi, nasıl bir ağacın kağıda dönüştüğü çok güzel anlatılmıştır.
Doğadan aldığınız emaneti, doğaya iade etmiş olmanız ise projenin en muazzam tarafı.



978
Aralık 2015

Özgür Çınar @ozgurcinar

Güliver'in Geziler ve Neoklasizm Üzerine

yazıma başlamadan önce bazı temel bilgiler gerekli gördüm ve yazdım. Herkesin roman, hikaye ve ya ona benzer bir şey sanmasına rağmen roman ve ya hikaye değildir.
bir edebi esere roman dememiz için üç temel öğeye ihtiyacımız var. "narration" yani kurgu, "gerçekçi öğeler" ve de en önemlisi "verisimilutude". Şimdi nedir bu verisimilitude.
verisimilitude bir kitaptaki ana olayın, kurgunun yaşanabilir olabilmesidir. Yaşanamayacak bir şey ve ya gerçek olmayan bir öğe barındıran kitaba teknik olarak roman diyemeyiz isterse 2000 sayfa olsun.
aynı şey swift'in bu eserinde de geçerli. Fantastik öğeler had safhada. Bu yüzden roman değil. Biz biz kitaba proto-roman diyoruz. Çünkü roman o dönemler daha tam oturmamıştı.
peki neoklasik dönemde o kadar her şey gerçekçi olsun, filozofik olsun veyahut yergi yazılıyorsa şiir gibi yazılsın gibi katı kurallar varken. Hatta swift ise hangi kitabın basılıp basılmayacağını belirleyen "scribers club" adlı bir klübun üyesiyken neden düz yazı biçiminde ve fantastik öğeler kullanarak yazdı?
18. Yüzyılda seyahat bu zamanlar kadar rahat değildi. Bu dönemde herhangi biri kars'tan istanbul'a otobüsle ve ya başka bir vasıtayla rahat gidebiliyor. Ama o dönemler seyahat çok burjuva bir olaydı. Özellikle avrupa ve asya'yı seyahat etmek büyük bir şeydi. Seyahat edenler ise seyahat-namelerinde insanların cahiliyetini kullanarak çılgınlar gibi abartma hatta hiperbol(abartmanın gözüne gözüne sokulmasının terminolojik ismi) kullanıyorlardı. Dürüst değillerdi anlayacağınız. Bu yüzden swift'in asıl amacı ingiltere'yi ve ya avrupa'yı eleştirmek değildi. Asıl amacı seyahat kitaplarındaki abartıyı eleştirmekti, abartı üzerine eleştiri yaptığı için fantastik öğeler kullandı ve seyahatnamelerdeki hataları belirtmek için düz yazı olarak yazdı. Öbür eleştirileri de pasta üzerine ki o tatlı çilek gibi verdi bize.
aynı zaman da gulliver'in gezilerine picaresque diyebiliriz. İnternette verilen çoğu bilginin aksine picaresque haydutlarla ilgili değil, ana karakterin sürekli seyahat edip yaşadığı olaylar ile devleti, toplumsal sistemi vb. şeyleri eleştirdiği türdür.
ilk kitapta lemuel gulliver, küçük insanlar liliputların ülkesine esir düşer. Bunlar o kadar kibirlidirler ki bütün dünyanın kendi adalarından oluştuğunu falan düşünürler. Saçma saçma kuralları vardır. Swift'in asıl amacı da zaten burada insanlarda ki aptalca kibri göstermektir. Liliput ile öbür şehrin birbiriyle savaşa girme sebebi ise "yumurtayı sivri yerden mi yoksa geniş kısımdan mı kırmalı? " sorunsalıdır. Swift burada ise ingiltere ve fransa üzerinde durmuştur. Son olarak sarayda çıkan yangının üzerine işeyerek insanlık üzerinde asıl düşüncesi koyup ülkeden kovulmuştur.
`: bu kitap o kadar tutmuş ki, avrupa'da bir şizofren çeşidine bu isim konulmuş. Hatta bazı yerlerde cücelik hastalığına liliputanism deniyor.
(bkz:ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/8039694)
ikinci kitapta ise devler ülkesine gider. Swift burada teleskop olur, insan vücuduna detaylı bir göz geçirir. Orada da bir güzel söver çaktırmadan.
üçüncü kitapta ise laputa'ya gider. Bu laputa astronomi ve bilimde çok ileridedir, hatta şehir uçmaktadır. Düşmanlarının kafasına binerek onları ezmek ise savaş stratejileridir. Ama burada şehrin uçmasıyla swift'in kastettiği şey sadece teknoloji değil, laputada bilimin ileride olmamasının kimsenin işine gücüne yaramamasıdır. İnsanlığı ileri götürecek hiç bir keşifleri yoktur, ve uçup bunları paylaşmaya dahi tenezzül etmezler.
dördüncü kitapta ise swift kapatmış gözlerini ve jubilemi sağlam yapayım demiş. Yahoo diye pis, insan benzeri bir ırk yaratmış ve bunlar sayesinde ezmişte ezmiştir insanları. Aynı zamanda buradaki adanın sahipleri atlar, o kadar iyi, o kadar dürüstlerdir ki, lügatlarında yalan diye bir şey yoktur, daha önce hiç yalan söylememiştir kimse onlardan. Arkadaşlığa da çok önem veriyorlardır. Swift bu hayranlarla insanoğlunu nasıl olması gerektiğini, yahoolarla ise nasıl olduğunu göstermiştir. Gulliver adadan kovulup geri ingiltere'ye döndüğün insanları görünce sürekli kusar, dışarı çıkmaz, ailesiyle bile aynı masada oturup yemek yemez. Aylar hatta yıllar sonra bu alışkanlıklarını istemeye istemeye kazanır.
bana göre bu güne kadar yazılmış en güzel yergilerden birisidir. size hayatı, sistemi, insanlığı sorgulatır. okuyun okutturun.
Şubat 2016

Rasih Uğur Uyanık @mimarankara

Problem Çözümüne Giriş 101, Ken WATANABE

Kitap alıntılarına devam diyeyim.

sayfa 15... Problem çözümü dört basamağa ayrılabilecek bir süreçtir. (1) mevcut durumu anlamak.(2) problemin nedenini tespit etmek. (3) etkili bir hareket planı geliştirmek. (4) gerektiğinde değişiklikler yaparak problem çözülene kadar planı uygulamak.
sayfa 16... Problem çözümü, düşünce ve ve eylemin bir tür birleşimidir. Sadece birini veya diğerini yapmak sizi hiç bir yere götürmeyecektir.
... 1A. Probleme Neden Olan Temel Nedenlerin Tümünü Listeleyin
... 1B. En Muhtemel Temel Neden İçin Bir Hipotez Geliştirin
Hipotez bir önsezidir. Size göre proleminiz için en muhtemel açıklamadır, ancak onu henüz doğrulamamışsınızdır. Hipotezinizi belirleyip bu hipotezin altında yatan muhakemeyi iyice gözden geçirerek doğru olup olmadığını kotrol edebileceksiniz. Oradan daha da ileriye gidip sonuç veren bir çözüme götürecek olan sağlam bir karar verebilirsiniz.

... 1C. Hipotezi Test Etmek İçin Gereken Bilgi ve Analize Karar Verin
Burası, problem çözme sürecindeki bilgi toplama ve analiz kısmının işin içine girdiği yerdir. Ne bilgiyi sadece toplamış olmak için topluyorsunuz ne de analizi eğlence olsun diye yapıyorsunuz. Bunu, size daha iyi kararlar vermenizde yardımcı olsun diye yapıyorsunuz.
... 1D. Analiz Edin ve Temel Nedeni Tespit Edin
... 2A. Problemi Çözmek için Türlü Çözümler Geliştirin.
... 2B. Eylemlerin Öncelik Sırasına Karar Verin.
... 2C. Bir Uygulama Planı Geliştirin.

sayfa 61... Problem çözen çocukların sadece büyük hayalleri yoktur; onlar, büyük hedeflerinin peşinden giderken bunları daha küçük aşamalara böler ve kendilerine "bu yıl veya önümüzdeki üç ay ya da bugün ne yapmalıyım? " diye sorar. Bu aşamalar problem çzöen çocukları hayallerine doğru yönlendirir ve motivasyonlarının devam etmesinine yardımcı olur. Bir hayali gerçekleştirmek için plan hazırlar hazırlamaz daha küçük hedeflerin her birini başarmak ve gerekli eylemleri gerçekleştirmek için en etkili yolu bulurlar.
sayfa 62...
  • net bir hedef belirleyin.
  • hedef ve mevcut durum arasındaki eksikliği tespit edin.
  • bu eksikliği nasıl giderip hedefinizi gerçekleştireceğine dair bir hipotez oluşturun. Mümkün olduğunca çok sayıda seçenek ve fikri listeleyin ve en iyi fikileri hipotez olarak seçin.
  • hipotezi kontrol edin. Hipotez çürütülürse bir önceki adıma geri dönün. Hipotezi test etmek için gereken bilgi ve analize karar verin. Analiz edin ve eylem planı oluşturun.
sayfa93... Belli bir seçeneğin en cazip seçenek olduğunu düşünseniz bile kendinize "olumsuz yönler var mı? Başka olumlu yönleri var mı? " diye sorma alışkanlığı edinin. İlk izlenimlerimizin etkisi altında kalma eğilimindeyizdir. Önce bir şeyin cazip olduğunu düşünürsek, o fikri destekleyecek kanıtlar toplamaya çalışrıız. Diğer yandan, bir şeyin itici olduğunu düşünürsek onun sadece olumsuz noktalarını vurgularız. Sağlam bir karar vermek için bu eğilimden kaçınmak önemlidir.
Şubat 2016

Turgay Aksoy @turgayaksoy

Kitap Önerisi: Enerjinin İktidarı

Enerjinin İktidarı kitabı, enerji konusunda temel bir kitap. Enerji kaynaklarının oluşumu, dünya üzerindeki dağılımları, kullandığımız yakıt türlerinin artıları, eksileri, enerji- siyaset ilişkisi gibi konular akıcı bir dille anlatılıyor.
Kitaplar

Enerjinin iktidarı kitabında enerji ile ilgili merak ettiğiniz soruların cevaplarını nesnel ve bilimsel kanıtlarıyla bulabiliyorsunuz:
  • Enerjinin günlük yaşamımızdaki önemi nedir?
  • Petrol rezervleri 52 yıl sonra tükenecek mi?
  • Yakıt türleri, oluşumları, artıları ve eksileri nelerdir?
  • Nükleer enerjiye geçmek zorunda mıyız ?
  • Nükleer enerjinin çözülemeyen sorunları nelerdir?
  • Yenilenebilir enerji neden önemli?
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyeli enerji ihtiyacını karşılamaya yeter mi?
  • Enerji kaynaklarının olduğu bölgelerdeki savaşlar tesadüf mü?
  • Enerji güvenliği nedir?
  • Enerji politikası neden önemlidir?
  • Türkiye' de petrol var mı?
  • Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için neler yapılmalı?


Kitabın yazarı olan Enerji Uzmanı Necdet Pamir, ODTÜ Petrol Mühendisliği mezunu. Uzun yıllar TPAO' da çalışmış. Halen Bilkent Üniversitesi' nde '' Dünya Enerji Politikaları'' (Lisans) ve '' Enerji- Jeopolitik ve Politika'' (Lisansüstü) dersleri veriyor.
Nisan 2016

Melisa Esin Eser @melisaesineser

5.sınıf kitap önerileri

5. Sınıf kitap önerilerim...
...BALONLA BEŞ HAFTA...
... PİRİ REİS VE ARKADAŞLARI...
... ÇILGIN TEORİSYEN...
... KÜÇÜK PRENS. . .
Eylül 2016

Abdullah Gürel @karahandem

Bir Kitap Tavsiyesi:Ben Kimim Howard Falco

Öyle kitap tavsiye ettim diye anlaşılmasın çok kitap okuyan diye bu kitap hoşuma gitti paylaşmak istedim kitabın ön sayfadaki söylediği çok iyiydi:
"Önce kendinizi tanıyın, başkaları sırasını beklesin. "
9457
Nisan 2017

Rasih Uğur Uyanık @mimarankara

HER ŞEYDEN HİÇBİR ŞEYE "Giovanni Papini - Bitik Adam s.25-27"

biryudumkitap.com/hakkimizda.html
Bilenler biliyordur."e-posta kutunuza her sabah 5 dakikada okuyabileceğiniz en iyi hikâye ve roman pasajlarını gönderen bir servistir. " diye tarif ettikleri, marifeti ilginenlere sundukları basit, tadımlık bir sürprizden ibaret.

Aşağıdaki az önce mailime gelen alıntı ise, nacizane inploid kullanıcılarının tanımı olmuş gibi geldi bana. Bu vesile ile@serkan,@hakank teşekkür de etmiş olayım.

Ne öğrenmek istiyordum? Ne yapmak istiyordum? Bilmiyordum. Ne bir program ne de bir rehber: Net hiçbir fikir yok. Oradan, buradan; doğudan, batıdan; derinden, yüksekten. Sadece bilmek, bilmek, her şeyi bilmek. (İşte beni mahveden sözcük: Her şey!). O zamandan beri azla ya da yarısıyla asla yetinmeyen insanlardan birisi oldum. Ya hep ya hiç! Ve hep her şeyi istedim -hiçbir şey eksik olmasın, gözden kaçmasın, dışta kalmasın! Eksiksizlik ve tamlık; başka arzu edilecek hiçbir şey yok sonrasında! Yani son, hareketsizlik, ölüm!

O zamanlar her şeyi öğrenmek istiyordum ve nereden başlayacağımı bilmediğim için kitapçıkların, ansiklopedilerin, sözlüklerin yardımıyla bilginin peşinde oradan oraya sürüklenip duruyordum. Ansiklopedi benim en büyük hayalim, en değerli idealimdi; kitapların en büyüğü ve en kusursuzuydu. İçinde, en azından vaatler ve görünüş itibarıyla, her şey bulunuyordu. Her çeşit insan, şehir, hayvan, bitki, akarsu ya da dağ ismi kayda alınmış, sınıflandırılmış, açıklanmış ve resmedilmişti.
Ansiklopedi her soruya uzun uzadıya arama gerektirmeden, çabucak yanıt veriyordu. Ben bütün kitapları bu sonsuz denize dökülen nehirler, o büyük şarap fıçılarını sularıyla dolduracak üzüm salkımları, tüm ağızları ve açlıkları doyuran ekmek olma yolunda öğütülecek, yoğrulacak buğday taneleri misali canlandırıyordum hayalimde.
Kendimi kendi ellerime bırakmış hâlde, ergenliğin ölçüsüz ve doymak bilmez iştahıyla beni aydınlatacak, doyuracak kitaplar arıyordum her yerde. Bazen el yazması büyük kütüphane kataloğunu didik didik ediyor, sonra gelişigüzel, tuhaf, gereksiz aptalca kitapları istiyor ya da hırsla diğer kitapların isimlerini verebilecek kitapçıklar arıyor ve kitapların arka kapağında ya da ön yüzündeki sayfalarda bulunan listeleri ve vitrinlere konulan yahut dergilerde bahsedilen kitap isimlerini mutlu bir sabırsızlıkla not ediyordum.
Yeni bir kitap ismi benim için bir keşiften çok gerçek bir fetih gibiydi ve onlardan büyük koleksiyonlar oluşturuyor, en iyi şekilde düzene sokmaya çalışarak isimlerini pek çok uzun kitapçığa tekrar tekrar kopyalıyordum. Kitabın ismi hoşuma giderse kütüphaneden hemen istiyor, sonra bu kitaptan tanımadığım diğer kitap isimlerini, bilgilerini topluyordum ve bu böyle sürüp gidiyordu. Ama bütün bu araştırmalar ve biriktirmeler yetmiyordu; çoğu zaman öğrenme isteği ve ihtiyacı duyuyordum ve hangi kapıyı çalacağımı bilemiyordum. İşte böyle durumlarda ilahî ansiklopediler imdadıma yetişiyordu ve aradığımı bulduğum vakit büyülü cildin sayfalarını karıştırmaya devam ediyor ve az önce bilmediğim bir sözü, bir bilgiyi bulmanın verdiği daimî coşkuyla her satırını okuyordum.
Bir ermiş nasıl biricik Tanrı’nın derinliğinde boğulur ve her hassas ayrıntıyı unutmaya çalışırsa ben de yavaşlamak istediğim anda bana yeniden istek ve hırs veren o bilgelik denizine dalıyor ve orada kayboluyordum.
Ansiklopedileri kullandıkça ve onlarla uğraştıkça ben de bir ansiklopedi yazma isteğine kapılmıştım. On beş yaşımda böylesine arzu dolu bir kafayla bu işin kolay olacağını düşünüyordum. “Her şevi bilmek istiyorum ama hatırlamak için her şeyi okuyup yazıya çekmem lazım, ” diye düşünüyordum. “Bu kadar uğraşacaksam bunu salt kendim için yapmamalıyım. Hem başkaları için bilgi toplarken ben de daha iyi öğrenir ve daha iyi hatırlarım. ”
Daha fazla

2859 kişi

Konunun Takipçileri

İlgili Konular

Tarih Kitapları

80 Kullanıcı   16 Soru   78 Yanıt

Fantastik Kurgu

45 Kullanıcı   9 Soru   65 Yanıt

Dünya Klasikleri

31 Kullanıcı   1 Soru   2 Yanıt

Olumlama

16 Kullanıcı   1 Soru   16 Yanıt

Beş Ahlak Yazısı

1 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

Aklından Bir Sayı Tut

5 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

Rüzgarın Adı

2 Kullanıcı   0 Soru   0 Yanıt

Kitap Önerileri

733 Kullanıcı   75 Soru   377 Yanıt