Bilmek istediğin her şeye ulaş

Kızılderili

Kızılderililer ya da Amerika Yerlileri, Sibirya kökenli Eskimo - Aleut halkları dışında kalan bütün Amerika yerlileri için kullanılan ortak birleştirici ad. Dilce birbiriyle akraba olmayan iki ayrı grupta toplanırlar: Sibirya kökenli olan Na-Dene dilleri ile Na-Dene dilleri dışındaki bütün Kızılderili dillerini içeren Amerind dilleri. Kanada'da Indian («Kızılderili») adı "aşağılayıcı" (pejorative) bulunduğu için yasal olarak kullanılmaz, onun yerine First Nations («İlk Milletler») terimi tercih edilir. Kanada'da Indian adı resmi olarak yalnızca Hintliler için kullanılır.

Mart 2015

Arif N., bir soruya yanıt verdi.

Kızılderililer aslında Türk müdür?

Kanıtlanabilmesi için yeterli sayıda dayanağı olmadığını düşündüğüm iddia. Kızılderili ya da diğer amerika kıtası yerli topluluklarının asya'dan oraya gittikleri iddiası artık kanıtlanmış gibidir, buna rağmen kesin olmamakla birlikte bu göçlerin günümüze en yakın olasılıkla m.ö. 6000 yılı civarında yapıldığı düşünülmektedir (tarihin daha da erken zamanları yapılmış olabileceği olasılığı da göz önünde bulundurularak). m. Ö. 6000'de ise ne türkler'in ne de türkçe'nin varlığına ilişkin pek bir kanıt yoktur, tamam türkler var olabilirler, ama şu an için kanıtımız yoktur. Bu durumda bir akrabalık olabileceği tezi akla daha yatkın gelir. Şamanizm konusuna gelince, şamanizm o zamanlar bütün kuzey/orta asya bozkırlarında yaşayan halkların inanç şekliydi, o topluluklardan bugün hala varolmayı başarmış moğollar da şamanisttiler, fakat bu, onların türk olduğuna kanıt değildir, tıpkı örneğin şu an hristiyan olan bir ispanyol ile hristiyan olan bir finli'nin hrıstiyanlıkları aynı ulustan olduklarının bir kanıtı olamayacağı gibi. aynı ulus içinde bulunmadan benzer sözcüklerin de olması doğaldır, zira yüzyıllar önce orta avrupa'ya ilerleyerek asya hunları'nın ve devamındaki göktürkler'in oluşturduğu asıl ulustan ayrılan avrupa hunları'nın, yani bugünkü macarlar'ın dillerinde de onca ortam değişikliğine ve aradaki karşılasmaksızın geçirilen yüzyıllara rağmen türkiye türkçesi'nde de kullanılan ortak veya benzer sözcükler bulunmakta. Aynı şey, macarlar'dan daha sonra olsa da, yine de yüzyıllar önce orta asya hunları'ndan ayrılan kuzey asya hunları, yani yakutlar için de geçerli.
bir de şu var: genelde milliyetçiler, ya da kendini milliyetçi sanan insanlar atar bu tür fikirleri ortaya: "kızılderililer türk'müş", "conan da türkmüş", "aa, karadeniz'in ilk yerleşimcileri türk'müş", tamam belki doğru söylüyorlar ve bu gelecek yıllarda kanıtlanacak ya da belki de yanılgı içindeler, hepsini geçelim, bu tür söylemlerin türk ulusu'na yararı nedir, böyle söyledikçe türk ulusu daha mı ulu olacak sanki, ya da ülkemizin gelişmişlik düzeyi birden artacak, sorunlar çözülecek, sonsuz bir refah içinde yüzeceğiz, herkes bize tapacak? Kanıtlanmadıkça (hatta kanıtlansa bile) olur olmaz heryerde dillendirmek bu tür düşünceleri, saçmalığa yakındır.
Ağustos 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Temmuz 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Haziran 2014

Engin Ergül   yeni bir  gönderide  bulundu.

Toprak İnsana Değil İnsan Toprağa Aittir

Bu mektup 1854 yılında, bir Kızılderili reisi olan Şef Seattle tarafından Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’na yazılmıştır.

“Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum... Gökyüzünü, toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilirsiniz ya da satarsınız? Bunu anla­mak bizler için çok güç! Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır.

Çam ağaçları­nın parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu, halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deney­lerin bir parçasıdır.

Ormanlardaki ağaçla­rın damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız! Beyazlar için durum böyle değildir. Bir beyaz ölüp yıl­dızlar âlemine göç ettiği zaman, doğduğu top­raklarını unutur.

Bizim ölülerimiz ise bu toprakları unutmaz. Çünkü Kızılderili ger­çek anasının toprak olduğuna inanır.

Washington`daki Büyük Beyaz Reis, biz­den toprak almak istediğini yazıyor! Bu bi­zim için büyük bir fedakârlık olur. Büyük Beyaz Reis, bize rahat yaşayacağımız bir ye­rin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz Kızılderililerin ise onun çocukları olacağımı­zı söylüyor.

Bu önerinizi düşüneceğiz! Ama gene de bunun kolay olmayacağını itiraf ede­rim. Çünkü bu topraklar, bizim için kutsal­dır.

Nehirler ve ırmakların suyu, bizim için sadece akıp giden su değildir; atalarımızın kanıdır aynı zamanda. Bu toprakları size satarsak, bu suların ve toprakların kutsal ol­duğunu çocuklarınıza da öğretmeniz gereke­cek. Biz, nehirleri ve ırmakları kardeşimiz gibi severiz!

Siz de aynı sevgiyi gösterebilecek misiniz kardeşlerimize? Biliyorum, beyazlar bizim gibi düşünmezler! Beyazlar için bir parça toprağın diğerlerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya ba­kar ve sonra yoluna devam eder.

Çünkü top­rak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır! Beyaz adam topraktan istediğini alınca, baş­ka serüvenlere atılır: Beyaz adam, annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gö­züyle bakar.

Onun bu ihtirasıdır ki, toprak­ları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir! Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlaya­mayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde "hu­zur" ve "barış" yoktur!

Beyaz adamın kur­duğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler bir kelebeğin kanat çırpışları duyulmaz. Belki bir vahşi olduğumdan anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka!

İnsan bir su birikintisinin etrafında toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğa­nın seslerini duymadıkça, yaşamın ne değeri olur? Bir Kızılderiliyim ve anlamıyorum!

Biz Kızılderililer, bir su birikintisinin yü­zünü yalayan rüzgârın sesini ve kokusunu se­veriz. Çam ormanlarının kokusunu taşıyan ve yağmurlarla yıkanıp temizlenmiş meltem­leri severiz. Hava önemlidir bizler için.

Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yo­ktur! Ancak size bu toprakları satacak olur­sak, havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir.

Çocuklarınıza, havanın kutsal bir şey olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Ataları­mız doğdukları gün ilk nefeslerini bunun sa­yesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefes­lerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğim! Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı göstersin.

Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum! Yaylalarda cesetleri kokan binlerce bufalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları!

Dumanlar püskürten bu demir atın bir bufalodan daha değerli olduğuna ak­lım ermiyor! Biz sadece yaşayabilmek için avladık bufaloları! Bütün hayvanları öldü­recek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz?

Can­lıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan ölür gibi geliyor bize. Unutmayın, bugün canlıların başına gelenler yarın insanın başına gelir! Çünkü bunlar arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana de­ğil, insan toprağa aittir! Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır.

Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır! Bildi­ğimiz bir gerçek daha var: Sizin Tanrı`nız bizimkinden başka bir Tanrı değil! Aynı Tan­rı`nın yaratıklarıyız.

Beyaz adam bir gün belki bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrı`nızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz! Ama Tan­rı, hepimizi yaratan Tanrı için Kızılderili ve beyazın farkı yoktur.

Ve Kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa sa­ygısızlık, Tanrı`nın kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve ona Kızılderili`yi boyunduruk altına alma gücü­nü veren Tanrı`nın kaderini anlayamıyoruz!

Tıpkı bufaloların öldürülüşü, ormanların ya­kılışı, toprağın kirletilişini anlayamadığımız gibi... Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş.

Yabani at­lar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun ko­kusuyla dolmuş! İşte o gün insanoğlu için ya­şamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı başlamış olacak”.
2526
Kasım 2013

İlginc Adam  yeni bir  gönderide  bulundu.

Kızılderili Atasözleri

  • Ağlamaktan korkma! Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
  • Allah' in kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.
  • Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. (Ute Kabilesi)
  • Aşkı tanıdığında, Yaratıcıyı da tanırsın. (Fox Kabilesi)
  • Avlayacaksan eğer en zayıf geyiği avla, çünkü sağlam olanlar yeni neslin devamını sağlayacaktır.
  • Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.
  • Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak (Sauk Kabilesi)
  • Bir düşman çok, yüz dost azdır. (Hopi Kabilesi)
  • Bir kere "Al sunu" demek, iki kere "Ben vereceğim" demekten iyidir. (Kabilesi bilinmiyor)
  • Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.
  • Bütün Kızılderililer her yerde durmadan dans etmelidir. Önümüzdeki ilkyaz Yüce Ruh gelecek. Bütün av hayvanlarını geri getirecek. Avdan geçilmeyecek bu topraklarda. Bütün ölü Kızılderililer geri gelecek ve yeniden yaşayacaklar. (Wovoka)
  • Doğum yapan her şey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kâinatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır. (Mohawk Kabilesi)
  • Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.
  • Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım. (Apache Kabilesi)
  • Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
  • Eğer sorsanız: 'Sessizlik nedir? ' Cevap veririz: O Büyük Ruh' un sesidir. Yine sorsanız: 'Sessizliğin meyveleri nelerdir? ' Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı. '
  • Gözlerde yas yoksa ruh gökkuşağına sahip olamaz.
  • Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.
  • Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Hâlbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal (Lumbee Kabilesi)
  • Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir.
  • Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.
  • Her birimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.
  • İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar.
  • İlkbaharda usul usul yürü; toprak ona hamiledir...
  • İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.
  • İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.
  • Kehanet, muhtemel bir olay kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır. (Cherokee Kabilesi)
  • Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! (Cheyenne Kabilesi)
  • Nimette külfette 'Büyük Ruh' un elindedir. Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır.
  • Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. (Hopi Kabilesi)
  • Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez.
  • Sevgi ile yorulmadan ilerleriz. Sevgi ile sadece onunla başkaları için fedakârlık yapabiliriz.
  • Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paran in yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.
  • Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. (Siyu Kabilesi)
  • Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır. (Siyu Kabilesi)
  • Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcıdan ödünç aldınız. (Mohawk Kabilesi)
  • Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kâinatla ve kâinatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini fark ettiğinde, kâinatın merkezinde Büyük Ruh ‘un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu fark ettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki 'gerçek barış' dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.
  • Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de...
  • Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.
  • Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
  • Yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. Yine de çok kimse onu ister.
  • Yeryüzüne iyi muamele et! O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.

1 kişi

Konunun Takipçileri

Alt Konu Başlıkları

Henüz bu konu başlığı ile ilgili konular bulunmuyor.