Bilmek istediğin her şeye ulaş

KKTC

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Ağustos 2014

Orçun Turan, bir soruya yanıt verdi.

Kıbrısta eğitim hakkında bildikleriniz?

Gidenlerin Türkiyeye geçiş yapmak ümidiyle gittiği fakat havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez kimsenin hedefine ulaşamadığı, insanların bir garip konuştuğu sıradışı bir yer. Eğitim konusunda en sıkı olan bence uluslararası Kıbrıs Üniversitesi. Diğer üniler eğitim açısından pek zorlamaz seni.gece yaşamın varsa cebine güveneceksin. Yok param yok diyorsan gidip kafa dinleyecek en ufak bir yer bile bulamazsın pis fakir. Arabanda mı yok. Üzgünüm ama toplu taşıma yok denecek kadar az
Temmuz 2014

Furkan Bilen, bir soruya yanıt verdi.

Kıbrısta eğitim hakkında bildikleriniz?

Yaşam standartı pahalıdır, bu yüzden eğitim açısındanda burssuz iseniz gayet masrafını çekersiniz
Temmuz 2014

Furkan Bilen, bir soruya yanıt verdi.

Şubat 2014

Şaman, bir soruya yanıt verdi.

K.K.T.C ülkemizce gereken ilgiyi önemi görüyor mu sizce?

KKTC de diğerleri gibi bir Türkî Cumhuriyet, zaten bizim garantörlüğümüzle yarı yasal bir devlet. Oldukça zenginler, halklarına iyi davranıyorlar. İlgi gösterip ne yapmalıyız ki, çevik kuvvetleri, türbanları, ayakkabı kutularını, TOKİ'yi de alıp bir de oraya mı gidelim. Bence yeterli ilgiyi görüyor ve rahat yaşıyorlar.
Şubat 2013

Hızır Can, bir soruya yanıt verdi.

Kıbrıs'ta yaşam standartları ve iş olanakları İstanbul'dan daha mı iyi?

Yaşam standartları daha yüksek fakat iş olanakları kesinlikle istanbul'dan daha iyi değil. Yaşam standartlarının yüksekliği de herkesin güzel evlere, arabalara sahip olması, şehirde suç oranlarının düşük insana saygının yüksek olması eğitim kalitesinin yüksek olmasıdır.

Fakat özellikle istanbul'da yaşayan insanlar için Kıbrıs'ta yaşamak zor olabilir. Şöyle örnek vereyim İstanbul'da adım başı özel hastaneye rastlayabiliyorken kıbrıs'ta 1-2 tane özel hastane bulunmaktadır. Fiyatları da oldukça fahiştir. Özel hastane dışındaki hastanelerde de standartlar oldukça düşüktür.
Şehirde sıkça elektrik gider, Kıbrıs vatandaşı olmadan yüksek yaşam standartlarına ulaşmak çok zordur. Kıbrıs vatandaşı olmak ise imkansıza yakındır.

Asgari ücret 2012 sonu itibariyle 1300 - 1400 TL'dir ama Kıbrıs'ta bu rakamlarda gelirle yaşamak neredeyse imkansızdır. 250 - 300 pound'dan aşağıya kiralık bir ev bulma şansınız yoktur. O da zaten 1000 liraya yakın bir rakam yapar. Her eve her ay abartısız 200 ile 500 TL arası elektrik faturası gelir. Market pahalı, elektrik su vs pahalıdır. Dolayısıyla 5000 Lira civarı bir gelir sahibi olmadan yüksek yaşam standardına ulaşmak zordur.

Ada özellikle yazları cehennem sıcağıdır. Klimasız hiçbir ortamda durulmaz. Evlerde sinek böcek fare bolca dolanır dolayısıyla sürekli ilaçlatmak gerekir. Çok sık elektrik ve su kesintileri yaşanır.

Bunca olumsuz şart arasında iyi geliriniz varsa genç yaşta mükemmel bir emeklilik hayatı yaşayabilirsiniz. Havuz, deniz, kum ve güneş ayağınızın altındadır. Bay bayan fark etmez gece saat 2'de sokak aralarında tek başına bile dolaşabilirsiniz. Kimse dönüp bakmaz bile. Arabanızı evinizi kilitlemeniz gerekmez. Ev ve arabalar ucuzdur. Maalesef ki Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi orada da öğrenciler kiraları yükseltmişlerdir. Kötü durum araba olmadan Kıbrıs'ta yaşamak oldukça zordur. Çünkü toplu taşıma neredeyse hiç gelişmemiştir.


Aslında yazılabilecek çok fazla şey var. Kendimden kısa bir örnekle bitireyim hem bunca şeyi nereden öğrendiğimi anlamış olursunuz 2012 yılında yaklaşık 5000 lira civarı bir ücret teklifi aldım. Eşimle beraber Kıbrıs'a yerleşmem istendi. Deneme amaçlı gittim 1 ay civarı kaldım. İstanbul Şişli'den kalkıp da Kıbrıs'a yerleşmek için 5000 lira'nın yeteri kadar cazip olmadığını anlayıp geri döndüm.


Oraya taşınacağınız zaman asla hiçbir ev eşyanızı götüremeyeceğinizi unutmayın. Orada binlerce iş fırsatı olmadığını bilin. Kendiniz bir iş kurabilirseniz çok para kazanırsınız. Ada halkının çoğu zaten zengin olduğu için yeni bir işe kalkışma gibi bir dertleri yok. Türkiye'deki sağlık, barınma, ve benzeri çoğu sosyal hizmetlerden faydalanma düzeyinizin çok düşeceğini unutmayın.
Eylül 2012

Boraq, bir soruya yanıt verdi.

Avrupa ülkeleri neden KKTC'yi bağımsız bir ülke olarak tanımıyorlar?

Sırbistan’ın talebini inceleyen Uluslararası Adalet Divanı(UAD),
Kosova’nın bağımsızlık ilanının uluslararası hukuka aykırı olmadığına
karar verdi. 17 Şubat 2008’de Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını
ilan eden Kosova’yı şu ana kadar aralarında Anavatan Türkiye, ABD ve
çoğu AB ülkesinin bulunduğu 69 ülke tanıdı.
Uluslararası Adalet Divanı’nın bağlayıcı niteliği olmayan, görüş açıklaması niteliğindeki kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Hisashi Owada, “uluslararası hukukun, bağımsızlık ilan edilmesine yönelik yasak içermediğini” söyledi. Belgrad yönetimi, böyle bir kararın diğer ülkelere de örnek teşkil edeceğini ve sınırların güvenliğinin ortadan kalkacağını iddia ediyordu. Mahkeme Sırbistan’ın argümanlarını yersiz buldu ve ilk kez coğrafi bir bölünmeyi onaylayan kararı verdi.
Mahkemenin aldığı karar sadece tavsiye niteliği taşımaktadır. Karar Kosova’nın daha çok ülke tarafından tanınmasını sağlayabileceği ve ayrıca KKTC gibi bağımsızlığını ilan etmiş ancak tanınma konusunda sıkıntıları olan devletlerin önünün açılması açısından da önemlidir. Kararın açıklanmasının ardından bunun KKTC için bir emsal teşkil edip etmeyeceği tartışılmaya başlandı. İlk bakışta Mahkemenin tavsiye niteliğindeki kararına göre KKTC’nin ilanı uluslararası hukuk kurallarına aykırı değildir. Ancak Mahkeme verdiği kararda Kıbrıs’la Kosova arasında çok net bir ayrım yapma ihtiyacı duymuştur. Kararın 114. paragrafında Kosova’yla ilgili, 1999 tarihli 1244 sayılı Güvenlik Konseyi kararına atıfta bulunularak, Kosova’nın nihai statüsünü belirleyecek uzun vadeli siyasi sürece yardımcı olmak için “Kosova’da geçici bir rejim yaratmayı” amaçlandığının tespiti
yapılmıştır. Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’la ilgili kararlarının ise, geçici bir rejim yaratmakla değil, doğrudan doğruya KKTC’nin uluslararası hukuk nezdindeki statüsüyle ve Kıbrıs’ta bulunacak “nihai” çözümün açıkça belirlenmiş parametreleriyle ilgili olduğunun altı çizilmektedir.. Kıbrıs’la ilgili BM Güvenlik Konseyi’nin 1999/1251 nolu kararının 11. paragrafına gönderme yapılarak Kıbrıs’taki çözümün, “tek egemenliğe, tek uluslararası kimliğe ve tek vatandaşlığa dayalı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü güvence altında olan bir Kıbrıs Devleti temelinde” olması gerektiğini belirtmektedir. Güvenlik Konseyinin 1251 nolu kararında Kıbrıs’ta bir federasyon kurulması gerektiği ve “ayrılmanın” da engellenmesinin şart olduğunun belirtildiğini vurgulayan Mahkeme, bu noktadan hareketle, Güvenlik Konseyi’nin, Kosova’dan farklı olarak, Kıbrıs’taki “kalıcı çözümün spesifik koşullarını” belirlediğini söylemektedir.
Uzun uzadıya yazmanın anlamı yoktur. Kısacası UAD, Güvenlik Konseyi kararlarını ve BM parametrelerini öne sürerek KKTC’nin tanınmasının önünü kesmektedir. Zaten yıllardır biz de bu konuya dikkat çekmekte ve uyarılarda bulunmaktayız. Güvenlik Konseyi’nin 1964’te aldığı 186 nolu karar dahil olmak üzere,tüm kararların yanlışlığına dikkat çekmekte ve bu yanlış kararları zemin yaparak Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini
vurgulamaktayız. Kıbrıs sorunu ile ilgili Güvenlik Konseyi tarafından
alınan tüm kararların iptali için uluslararası mahkemelere başvurmamız
gerektiğini kim bilir kaç kere yazdık ve söyledik...

BM Güvenlik Konseyi’nin, KKTC’nin kurulmasından sonra aldığı 541 ve 550 sayılı kararlarla, KKTC’nin kuruluşunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bu devletin tanınmaması gerektiği, dahası, 1999 tarihli, 1251 sayılı
kararıyla, BM Güvenlik Konseyi’nin, daha önceki kararlarını teyit ederek, Kıbrıs’taki çözümün, “tek egemenliğe, tek uluslararası kimliğe ve tek vatandaşlığa dayalı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü güvence altında olan bir Kıbrıs Devleti” ve ayrılmanın yasaklandığı bir federasyon temelinde olması gerektiğini söylediği kararlara gereken tepkiyi maalesef yeterince göstermedik, gösteremedik. Yapılan haksızlıklara yeterli ve kararlı tepki göstermek bir yana kurduğumuz devletin doğru dürüst tanınmasını dahi istemedik, isteyemedik. Kosova’nın bağımsızlığına yeşil ışık yakan UAD kararına dayanarak ‘bizi de tanıyın’ demekle bu işlerin olmayacağını gayet iyi biliyoruz. Acaba haklı davamızın arkasında ‘doğru-dürüst-korkusuzca’ durmak varken işin kolaycılığına kaçmaktan ne zaman vazgeçeceğiz merak ediyorum?

yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=14313